Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2024COVİD-19 (+) hastalarında presepsın düzeyleri
Erkan Avcı
Amaç: COVID-19, hastalığın etkeni SARS-CoV-2 olarak adlandırılan, insandan insana bulaşıcılığı yüksek, 2019 yılı sonlarına doğru Coronavirüs'ün yeni varyantı olarak tanımlanmış, solunum yolu etkeni hastalığına sebep olan bir virüsdür. Presepsin, bakteriyel endotoksinlerin neden olduğu inflamasyonda ortaya çıkan bir biyobelirteçtir ve septik şok gibi ciddi enfeksiyonların erken tanısında kullanılmaktadır. Bu araştırmanın amacı COVID-19 hastalar için presepsin biyobelirtecini değerlendirmek, C-Reaktif Protein (CRP) ve Prokalsitonin (PCT değerleri ile karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Bu çalışmaya PCR testine göre COVID-19 (+) olan komplikasyonsuz 30, semptomları olup serviste yatan 32, pnömonisi olan yoğun bakımda yatan 32 ve PCR testi (-) 30 sağlıklı kontrol grubu olmak üzere toplam 124 katılımcı dahil edildi. Bireylerden alınan kan numunelerinden elde edilen serum örneklerinde presepsin düzeyleri ELISA kiti kullanılarak ölçüldü. Bulgular: Kontrol grubuyla karşılaştırınca COVID-19 hasta grubunda anlamlı olarak presepsin düzeyi daha yüksek buludu. COVID-19 pnömonisi olan hastalarda presepsin seviyeleri ozellikle yoğun bakim hastalarinda yüksek olduğu görüldü. Ayrıca, presepsin seviyelerinin CRP ile pozitif korele olduğu ve yapılan ROC analizinde AUC değerinin 0,784 (p: 0.044) tespit edildi. Sonuç: Mevcut araştırmada presepsin COVID-19 tanı ve izleminde diğer belirteçler kadar başarılı olmadığı ancak hastalığın şiddetinde ve izleminde CRP ile birlikte değerlendirildiğinde oldukça faydalı olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: CRP, COVID-19, Presepsin.
- Master ThesisAçık Erişim2024Evrimsel ekonomik coğrafya perspektifinden AB Yeşil Mutabakatı'nın Türkiye'deki tekstil firmalarında yarattığı dönüşümün kritiği
Dilan Kezik
2015 yılında gerçekleştirilen Paris İklim Anlaşması kapsayıcılığı yönünden diğer anlaşmalardan farklılaşırken; 2019 yılında kabul edilen AB Yeşil Mutabakatı yerelliği ve ticari yükümlülüklerinin varlığı yönünden farklılaşmaktadır. Çalışmanın kapsamını oluşturan tekstil sektörü, Türkiye'de ihracat içerisinde ilk on sektör içerisinde olmasıyla önem taşırken; AB Türkiye'nin toplam ihracatı içerisinde ilk sırada gelmesi yönüyle önem taşımaktadır. Buradan hareketle AB ülkelerine ihracat yapan tekstil firmalarının döngüsel ekonomiye uyumlanma sürecini ilişkisel, kurumsal ve evrimsel teori perspektifinden değerlendiren bu çalışma, yapılan eylemlerin samimiyeti hususunu kritik edip firmaların bu süreci "yeşil aklama" ya dönüştürüp dönüştürmediklerini sorgulamaktadır. Bu çerçevede Marmara bölgesinden ve Erzincan'dan AB'ye ihracat yapan tekstil firmaları ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Mülakatlarda temelde yedi sorudan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Bulgular; ilişkisel, kurumsal ve evrimsel ekonomik coğrafya perspektifine dayalı olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda AB Yeşil Mutabakatı'nın AB ülkelerine ihracat yapan tekstil firmalarını, döngüsel ekonomiye uyumlanma yoluna soktuğu, firmaların üretim yöntem ve süreçlerinde farklılıklar meydana getirdiği, firmaları dönüştürdüğü görülmüştür. Kimi firmalarda yapılan eylemlerin "yeşil aklama" çabasıyla gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Çalışmada içerisinde yapılan "enformelin formelleşmesi" kavramsallaştırılması çalışmanın özgün yönlerinden birini oluşturmaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Yükseköğretim kurumlarında görev yapan kamu görevlilerinin çekilmesi ve çekilmiş sayılması
Kerem Burak Avcu
Devletin sunduğu kamu hizmetinin başrolünde olan kamu görevlilerinin, kamu hizmetinden çıkma haklarının bulunduğu kabul edilmektedir. Kamu görevlilerinin bu hakkının kullanımında uyulması gereken esaslar, meslek gruplarına göre çeşitlilik göstermektedir. Çalışmamızda, yükseköğretim kurumlarında görev yapan kamu görevlilerinin kamu görevinden çekilme hakkı incelenmiştir. Çekilme hakkının yanı sıra bu hakkın farklı bir yansıması olan çekilmiş sayılma da çalışmamızda ele alınmıştır. Bu iki görevi bırakma hali, kamu görevini sona erdiren diğer hallerle kıyaslanarak farklılıklar ortaya konulmuştur. Çekilme bir hak olmakla beraber iradi ve zorunlu olmak üzere iki türe ayrılmaktadır. Yasal düzenlemeler ışığında iki tür istifanın nedenleri ve uygulanması üzerinde durulmuştur. Çekilme ve çekilmiş sayılmanın irdelenmesinin ardından çekilme ve çekilmiş sayılmanın, idare ve kamu görevlisi açısından doğan sonuçları ortaya konulmuş ve incelenmiştir. Yapılan tüm incelemeler, mevzuat hükümleri doğrultusunda yapılmış olup yargı kararlarıyla da desteklenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Yerel halkın turizmin etkilerine yönelik algılarının ölçülmesi: Midyat örneği
Fatma Gültekin
Dünya genelinde hızlı bir büyüme gösteren ve bölgeler arasında para kaynağı olarak görülen turizm sektörü birçok ülke tarafından tercih edilmektedir. Turizm sektörünün gelişmesiyle birlikte birçok olumlu ve olumsuz etki ortaya çıkmaktadır. Bu etkilerin başında ekonomi, çevresel ve sosyokültürel etkiler gelmektedir. Turizmin ortaya çıkan etkileri, en fazla yerel halk üzerinde hissedilmektedir. Yerel halkın, turizmden bu denli etkilenmesinin, bölge halkının turizm faaliyetlerine yönelik tutum ve davranışlarının ölçülmesi önemli bir konu haline gelmektedir. Tarihi, inanç ve kültürel etkileri yönünden önemli bir çekiciliğe sahip olan Midyat ilçesi hem ulusal hem de uluslararası turizm hareketleri sayesinde önemli bir turistik destinasyon olarak kabul edilmektedir. Ele alınan çalışma da Midyat ilçesindeki bölge halkının turizmin gelişimine ve turizm sektörünün etkilediği sosyal, çevresel ve ekonomik etkilere yönelik algıların belirlenmesi için anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma için oluşturulan hipotezleri test etmek amacıyla bölge halkının turizmin gelişimine yönelik oluşan algıları ile ekonomik etkileri incelenmektedir. Ayrıca bölge halkının turizmin gelişmesine yönelik vermiş oldukları cevapların belirlenmesi için çeşitli testler yapılmıştır. Ankette bulunan ifadelerin analiz yapmaya uygunluğunu ölçmek için normal dağılım analizi yapılmıştır. Anket ifadelerinin demografik sorular üzerindeki dağılımını görebilmek için frekans analizi uygulanmıştır. Midyat'ın yerel halkına yöneltilen ifadelerin ortalama ve standart sapmaları için test yapılmıştır. İfadelerin güvenirlilik oranlarını belirlemek için de güvenirlilik analizi yapılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Scorzonera aucherana bitkisinin fitokimyasal ve biyolojik aktivite açısından araştırılması
Sibel Taştı
Bu çalışmada ülkemize endemik bitki türlerinden biri olan Scorzonera aucheriana bitkisi fitokimyasal ve biyolojik aktivite bakımından incelenmiştir. Bitkinin hekzan, diklorometan, metanol ve su ekstraktları elde edilmiş ve her bir ekstre antioksidan ve antiproliferatif aktivite yönünden testlere tabi tutulmuştur. Biyolojik aktivite testlerini takiben en güçlü etkiye sahip ekstreden sekonder metabolitlerin izolasyonu ve her bir metabolitin benzer biyolojik aktiviteleri için kromatografik işlemler gerçekleştirilmiştir. Bitki ekstraktlarıyla yapılan çalışmalar sonucunda metanol ekstraktının DPPH ve ABTS katyon radikallerini süpürme ve Demir (III) iyonlarını indirgenme yönünden tüm ekstreler arasında en güçlü etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. XTT yöntemiyle gerçekleştirilen antiproliferatif aktivite deneyleri ile ekstreler HeLa, HT29 ve LnCap hücre hatlarına karşı test edilmiş ve bu ekstreler arasında en yüksek antiproliferatif aktiviteyi HeLa hücrelerine karşı en düşük IC 50 değeri (17,16 µg/mL) ile su ekstresi sergilemiştir. Ayrıca, tüm ekstrelere karşı en hassas olan hücre hattının HeLa hücrelerinin olduğu ve ekstrelere karşı en dirençli olanın ise LnCap hücrelerinin olduğu görülmüştür. Bitkinin metanol ekstresi üzerinden gerçekleştirilen kromatografik çalışmalar sonucunda üçü bilinen (1,3-dikafeoyil küinik asit, klorojenik asit scorzopigmaekozit), ikisi yeni (Scorzopigmaekozit A ve Aucherianoside) olmak üzere 5 molekül izole edilerek spektroskopik yöntemlerle yapıları tayin edildi. İzole edilen bileşikler antioksidan ve antiproliferatif aktiviteleri ayrıca tabi tutuldu. Özellikle 1,3-dikafeoyil kinik asit ve klorojenik asit bileşiklerinin kuvvetli antioksidan aktivite gösterdiği, yeni bileşiklerin ise diğerlerine kıyasla göreceli olarak zayıf aktivite sergilediği belirlenmiştir. İzole edilen bileşikler A549 ve MCF-7 hücre hatlarına karşı test edilmiş ve 4 nolu bileşik olan Scorzopigmaekozit A'nın tüm bileşikler arasında A549 ve MCF-7 hücrelerine karşı sırasıyla 32,08 ve 37,27 µM olan en düşük IC 50 değerleri ile en güçlü antiproliferatif etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Ergenlerde sosyal medya kullanımının mutluluk ve yaşam doyumuna etkisi
Zeynep Çalık
Amaç: Bu araştırma ergenlerde sosyal medya kullanımının mutluluk ve yaşam doyumuna etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan bu araştırmanın örneklemini Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı orta öğretim kurumlarından rastgele seçilmiş olan üç okulda Ekim 2022- Haziran 2023 tarihleri arasında eğitim görmekte olan toplam 414 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Ergen Mutluluk Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. İstatistikler için SPSS 26, tanımlayıcı bulgular için sayı, ortalama ve yüzdeliklerden yararlanılmıştır. İlişkilerin aranmasında korelasyon analizi, değişkenler arası yordamada regresyon analizi, değişkenler arası farkların incelenmesinde t testi ve ANOVA tercih edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin %64.5'i kız, %49.3'ünün başarı düzeyi yüksek, en çok tercih ettikleri sosyal medya aracı ise % 56.5 ile İnstagram olarak belirlenmiştir. Örneklemin Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği puan ortalaması 19.7 ± .7.2'dir. Yaşam Doyumu Ölçeği puan ortalaması 15.1 ± 4.8 ve Ergen Mutluluk Ölçeği puan ortalaması 49.9 ± 13.5 puan olarak saptanmıştır. Ergenlerin sosyal medya bağımlılık düzeyleri cinsiyet, sınıf, aile gelir düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyine göre değişiklik göstermemektedir. Sonuç: Araştırma sonucunda sosyal medya bağımlılık düzeyi arttıkça öğrencinin başarı düzeyi azalmaktadır. Sosyal medya bağımlılığı öğrencilerin mutluluk ve yaşam doyumunu etkileyen bir değişkendir. Sosyal medya bağımlılığı arttıkça mutluluk ve yaşam doyumu azalmaktadır. Öğrencilerin sosyal medya bağımlılığının azaltılması, yaşam doyumu ve mutluluk düzeylerinin yükseltilmesinde okul hemşireleri kritik bir öneme sahiptir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Türkiye'deki sağ ve sol siyasi parti seçmenlerinin AB algıları üzerine bir araştırma
Sibel Gözütok
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreci ve AB İletişim Stratejisi kapsamında Türk toplumunun AB algısı önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden Türk toplumunun AB'ye bakışını ortaya koymak için farklı açılardan kamuoyu araştırmaları yapılmaktadır. Ancak farklı politik görüşlere sahip bireylerin AB algılarının farklılaşıp farklılaşmadığına yönelik çalışmalar yok denecek kadar azdır. Kamuoyu araştırmaları Türkiye-AB ilişkileri ve bu ilişkilerin dinamiklerini anlamakta ve açıklamakta kritik bir rol almaktadır. Kamuoyu araştırmaları sonucunda elde edilen verilerin doğru analizi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerindeki mevcut durumunu ve gelecekte atacağı adımları belirlemede önemli katkılar sağlayabilir. Politik yönelimler Türkiye-AB ilişkileri açısından mevcut durumunu yeniden değerlendirme fırsatı sunabilmektedir. Bu bağlamda bu tez çalışmasının temel amacı AB algısının farklı politik görüşe sahip yurttaşlar arasında farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Bu çalışmada ilk olarak literatür çalışması yapılmıştır, ikinci olarak; daha önce kurum kuruluş ve kişiler tarafından Türkiye'nin AB algısına yönelik yapılmış olan kamuoyu araştırmaları incelenmiş ve derlemesi yapılmıştır. Araştırma için yüz yüze anket tekniği kullanılmıştır. "Türkiye'de sağ ve sol yelpazedeki siyasi parti seçmenlerinin AB algıları" başlıklı anket çalışması toplam 4140 siyasi parti seçmeni ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS ile analiz edilmiş, sonuçlar rapor haline getirilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Feminist coğrafya perspektifinden kadınların kenti kullanma deneyimi: Erzincan örneği
Ecem Balaban
Bu tezin amacı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine maruz kalan kadınların kent mekânını deneyimlerken kendi cinsiyetleri içerisindeki sosyo-ekonomik ve kültürel farklılıklarından ötürü de dezavantajlı pozisyona sürüklendiklerini ortaya koymaktır. Bu çerçevede tezin ana iddiası, eril tahakkümün varlığının hissedildiği kent mekânında, kadınların deneyiminin sosyo-ekonomik farklılıklardan da kaynaklanarak yaşamı şekillendirdiği üzerinedir. Bundan dolayı kent deneyimine de yansıyan sosyo-ekonomik farklılıklar kadınlar kendi cinsleri arasında da eşitsizliklerin var olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, Erzincan kent merkezinde sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan birbirinden oldukça farklı olan iki mahalle tespit edilmiştir. Tespit edilen Demirkent Mahallesi'nde 16, Ersevenler Mahallesi'nde ise 12 katılımcı ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Veriler Maxqda programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, kadınların gündelik yaşam pratiklerinin birbirinden ayrıldığı ve bunun sonucunda her bir kadının kenti farklı deneyimlediği tespit edilmiştir. İki farklı mahalledeki kadınların deneyimledikleri ile zihinlerinde tasarladıkları kent imgesi de birbirinden farklıdır. Anahtar Kelimeler: Feminist Coğrafya, Toplumsal Cinsiyet, Mekân.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Cerebrolysin'in sıçanlarda favipiravir ile indüklenen beyin hasarına etkisi: Biyokimyasal ve histopatolojik değerlendirme
Bülent Yavuzer
Amaç: Sıçanlarda favipiravirin olası beyin oksidatif hasarına karşı cerebrolysinin koruyucu etkisini biyokimyasal ve histopatolojik olarak araştırmaktır. Materyal ve Metot: Deney hayvanları dört gruba ayrılmıştır: sağlıklı (SG), tek başına 2.5 mL/kg cerebrolysin (CER), tek başına 400 mg/kg favipiravir (FAV) ve 2.5 mL/kg cerebrolysin+400 mg/kg favipiravir (CFAV). Favipiravir günde iki kez oral, cerebrolysin ise günde bir kez intraperitoneal yoldan bir hafta boyunca verilmiştir. Bu sürenin sonunda tüm hayvanlar sakrifiye edilmiş ve beyin dokuları biyokimyasal ve histopatolojik inceleme için toplanmıştır. Bulgular: Biyokimyasal bulgularımız, favipiravirin beyin dokusunda oksidan bir parametre olan malondialdehit (MDA) düzeylerinin artışına (p<0.001), total glutatyon (tGSH; p<0.001), süperoksit dismutaz (SOD; p<0.001) ve katalaz (CAT; p<0.001) gibi antioksidan düzeylerinin ise azalmasına yol açtığını göstermiştir. Histopatolojik olarak ise favipiravir beyin dokusunda belirgin hemoraji, inflamatuar hücre infiltrasyonu ve neovaskülarizasyona yol açmıştır. Cerebrolysin tedavisi, beyin dokusunda favipiravirin neden olduğu MDA (p<0.001) düzeylerindeki artışı, tGSH (p<0.001), SOD (p<0.001) ve CAT (p<0.001) düzeylerindeki düşüşü istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde baskılamıştır. Ayrıca, cerebrolysin hayvanların beyin dokusundaki histopatolojik hasarı büyük ölçüde hafifletmiştir. Sonuç: Biyokimyasal ve histopatolojik kanıtlarımız, favipiravirin sıçanların beyin dokusunda oksidan/antioksidan dengesini oksidanlar lehine değiştirdiğini ve ciddi oksidatif hasara neden olduğunu göstermektedir. Bulgularımız, cerebrolysinin favipiravir ile indüklenmiş oksidatif beyin hasarının tedavisinde yararlı olabileceğini işaret etmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Kısıtlı minimal süpersimetrik Tip-I seesaw modeli ile tau bozunmalarında lepton aroma ihlali
Rawad Hadı Alı Alawadı
Bu tez, tau'nun lepton (τ) çesnilı ihlal eden (LFV) τ →e γ ve τ →μ γ bozunmasının analizine ilişkin bir çalışma sunmaktadır. Burada, üç sağ elli nötrino ve bunların Süpersimetrik Standart Model (SUSY) ortakları ile Tahterevalli Tip-I Modeli tarafından genişletilmiş Minimal Süpersimetrik Standart Modele (MSSM-Tahterevalli1 Modeli) odaklanıyoruz. Deneyler, şimdiye kadar lepton çesnisinin ihlalinin sadece nötrino sektöründe olduğunu göstermiştir. Bu nedenle yüklü lepton sektöründe olacağını tahmin ediyoruz.
- Master ThesisAçık Erişim2024Seknidazol türevi bileşiklerin tasarımı, sentezi ve asetilkolinesteraz-bütirilkolinesteraz inhibitör aktivitelerinin araştırılması
Doruk Satıcı
Amaç: Bazı seknidazol türevi (1a-h) bileşiklerin tasarımı, sentezi ve asetilkolinesteraz (AChE)-bütirilkolinesteraz (BChE) enzim aktiviteleri üzerine inhibisyon etkilerini araştırmaktır. Materyal ve Metot: Sentezi gerçekleştirilen bileşiklerin AChE ve BChE enzim inhibitör etkileri Ellman metodu ile araştırılmıştır. Standart madde olarak donepezil ve Ellman'ın reaktifleri kullanılmıştır. Bulgular: Sonuçlarımız, tüm bileşiklerin referans bileşik olan donepezil'e kıyasla hem AChE hem de BChE karşı önemli bir inhibisyon etkisi sergilediğini göstermektedir. Özellikle 1h bileşiği her iki enzim içinde daha etkili inhibisyon sergilemiştir. Elektroforus elektrikus AChE (EeAChE) için 0.024±0.009 nM ve equine serum BChE (eqBChE) için 0.087±0.017 nM olan Ki değerleri ile en yüksek etkiyi göstermiştir. Ayrıca, moleküler docking çalışmaları, bu bileşiklerin AChE ve BChE kristal yapılarının (sırasıyla PDB Kimlikleri: 4EY7 ve 4BDS) aktif bölgelerindeki etkileşim mekanizmaları hakkında değerli bilgiler sağlamıştır. Sonuç: Seknidazol türevlerinin Alzheimer hastalığının (AD) tedavisi için umut vadeden fonksiyonel ajanlar olduğu gösterilmiştir. Bu enzimlerin çift inhibisyonu, özellikle AD gibi nörolojik bozuklukların tedavisi için umut vadeden bir strateji olarak kabul edilmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Palyatif bakım kliniğinde yatan hastaların bakım vericilerinin bireysel baş etme ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi
İrem Aksüt
Amaç: Bu araştırma palyatif bakım kliniğinde yatan hastaların bakım vericilerinin bireysel baş etme tutumlarının ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki bir devlet hastanesinin palyatif bakım kliniğinde yatan hastaların bakım vericileri oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş olup, araştırmanın kriterlerine uyan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 200 bakım verici alınmıştır. Verilerin toplanmasında Tanımlayıcı Özellikler Formu, Baş Etme Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) ve Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en küçük ve en büyük (Min-Max değerler) değerler ile ortalama ve standart sapma, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bakım vericilerin %64'ü kadın, %36'sı erkektir. Katılımcıların %64.4'ü ortaöğretim mezunu, %6.7'si ön lisans ve %28.9'u lisans/lisansüstü mezunudur. Ayrıca %64.1'i evlidir. Bakım vericilerin başa çıkma tutumları puan ortalamalarının 150.30±24.00 ve Beck umutsuzluk puan ortalamalarının 6.25±4.47 etkileyen değişkenler olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bakım vericilerin umutsuzluk düzeylerinin hafif ve başa çıkma düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş, medeni hal, eğitim durumu ve benzeri etkileyen faktörler bakım vericilerin umutsuzluk düzeylerini etkilediği saptanmıştır. Bakım vericilerin başa çıkma tutumları ve umutsuzluk düzeylerini etkileyebilecek farklı değişkenlerin araştırılması önerilmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Kalp yetmezliği hastalarında algılanan sosyal destek ve ölüm anksiyetesi düzeyinin belirlenmesi
Mehmet Yıldız
Amaç: Araştırma kalp yetmezliği tanısı almış hastalarda algılanan sosyal destek ve ölüm anksiyetesi düzeylerinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel türde yapılan araştırmanın evrenini Ağustos 2023 ve Temmuz 2024 tarhileri arasında Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kardiyoloji polikliniğine başvuran hastaların tümü oluştururken, örneklemini ise araştırmaya dahil edilme kriterlerini taşıyan 221 hasta oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze toplanmış ve veri toplanma formları olarak Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Abdel Khalek Ölüm Anksiyetesi Ölçeği" kullanılmıştır. Değişkenlerin karşılaştırılmasında parametrik olarak t testi ve ANOVA, parametrik olmayan değişkenler için ise Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis H testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların %45.2'sinin kadın, %79.6'nın evli olduğu ve %38.9' unun eğitim düzeyinin ilköğretim düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Abdel Khalek Ölüm Anksiyetesi Ölçeği puan ortalaması ile Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği puan arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon bulunmuştur (r: -.0146; p<.0.05). Sonuç: Araştırma sonucunda kalp yetmezliği tanısı almış hastalarda algılanan sosyal destek arttıkça ölüm anksiyetesi düzeyinin azaldığı belirlenmiştir. Kalp yetmezliği hastalarında algılanan sosyal destek ve ölüm anksiyetesi düzeyinin birbirlerine olan etkisi incelenerek danışmanlık, eğitim ve destek gereksinimleri belirlenebilir. 2024, 73 Sayfa Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Hemşirelik, Kalp Yetmezliği, Ölüm, Sosyal Destek.
- Master ThesisAçık Erişim2024İnsülin kullanan ve kullanmayan tip 2 diyabetli hastalarda psikolojik insülin direnci ve öz bakımın belirlenmesi
Rıdvan Yalçın
Amaç: Bu araştırma insülin kullanan ve kullanmayan tip 2 diyabetli hastalarda psikolojik insülin direnci ve öz bakımın belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metod: Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olup evreni bir ildeki devlet hastanesinin dahiliye kiliniklerinde tevdavi gören tip 2 diyabet hastaları oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, araştırma amacına uygun dahil edilme kriterine sahip gönüllük esasına dayalı 200 tip 2 diyabet hastasından oluştu. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı özellikler formu, Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği (PİDÖ) ve Diyabet Öz-Bakım Ölçeği (DÖBÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların; %79'unun kadın, %39'unun 51-60 yaş aralığında, %97.5'inin evli ve %83'ünün eğitim durumunun okur-yazar olmadığı tespit edilmiştir. Hastaların PİDÖ puan ortalaması 37,52±13,79 ve DÖBÖ puan ortalaması 80,42±19,60 bulunmuştur. İnsülin kullanan hastaların PİDÖ puan ortalaması 24.11±5.14; DÖBÖ puan ortalaması 72.27±19.60; İnsülin kullanmayan hastaların PİDÖ puan ortalaması 48.06±8.10; DÖBÖ puan ortalaması 86.83±22.39 olarak saptanmıştır. İnsülin kullanan hastalardan, ilkokul mezunu, çalışmayan, sigara kullanan, ek kronik hastalığı olan, 10 yıl ve üzeri hastalık süresi olan, diyabet eğitimi almayan ve fazla kilolu olan hastaların PİD daha düşük olduğu belirlenmiştir. İnsülin kullanmayan hastalardan erkek, 50 yaş altı, okur yazar olmayan, bekar, sigara kullanan, alkol almayan, 1-3 yıl diyabet tanısı olan, evinde başka diyabet hastası olmayan, eğitim almayan hastaların PİD daha düşük olduğu belirlenmiştir. İnsülin kullanan 51-60 yaş, ilk ve ortaokul mezunu, orta gelir düzeyine sahip, ek kronik hastalığı olmayan, 7-9 yıl hastalık tanısı olan, diyabet eğitimi alan, zayıf hastaların DÖB düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. İnsülin kullanmayan hastalarda ise, 40 yaş altı, lise ve üstü eğitim düzeyine sahip, evli, yüksek geliri olan, sigara içmeyen, 4 yıldan fazla hastalık tanısı olan, evinde başka diyabet hastası olmayan hasta gruplarının DÖB düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak insülin kullanan hastaların PİD düzeylerinin orta, öz-bakımları ise kabul edilebilir düzeyin altında bulunmuştur. PİD'i eğitim, çalışma durumu, sigara kullanımı, eğitim alma ve BKI parametrelerinin etkilediği belirlenmiştir. İnsülin kullanan hastaların, DÖB düzeylerini eğitim, gelir, ek kronik hastalık ve hastalık tanı süresinin etkilediği belirlenmiştir. 2024, 89 Sayfa Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Öz Bakım, Psikolojik İnsülin Direnci, Tip 2 Diyabet.
- Master ThesisAçık Erişim2024Bitümlü sıcak karışımlarda grafen nanoplatelet katkı maddesi performansının incelenmesi
Suna Işık
Karayolu üstyapılarında en yaygın kullanılan kaplama türü, birçok avantajından dolayı bağlayıcı malzeme olarak bitümün kullanıldığı esnek kaplamadır. Güvenli, konforlu, ekonomik ve sürdürülebilir yollar için bitümlü sıcak karışım (BSK) kaplamalar sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak trafik, iklim ve çevre etkilerinden dolayı BSK kaplamalarda farklı bozulmalar meydana gelmektedir. Bu bozulmalara karşı kaplamaların daha dayanıklı hale getirilebilmesi amacıyla bitüm farklı katkı maddeleri ile modifiye edilmektedir. Bu çalışmada sağlamlığı, esnekliği ve ekonomik olması nedeniyle katkı maddesi olarak Grafen nanoplatelet (GNP) kullanılmıştır. Taguchi yöntemi ile belirlenen deney planına göre %0;0,35;0,70;1 GNP oranları; 145, 160, 175, 190°C karıştırma sıcaklıkları; 15,30,45,60 dakika karıştırma süreleri; 1000, 2000, 3000, 4000 rpm karıştırma hızları olmak üzere dört parametre ve dörder seviye kullanılarak 16 farklı karışım hazırlanmıştır. Bu karışımlara penetrasyon, yumuşama noktası, parlama noktası, elastik geri dönme, dönel ince film ısıtma kaybı (RTFOT), Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) ve Marshall tasarım deneyleri yapılarak belirlenen parametre ve seviyelerin bitüm üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, GNP katkı maddesi saf bitümün penetrasyonunu ve RTFOT kütle kaybını azaltmış; yumuşuma noktasını, parlama noktasını, elastik geri dönme yüzdesini ve Marshall stabilitesini artırmıştır. Kullanılan 70/100 penetrasyonlu bitüm ile seçilen parametre ve seviyelerde yapılan çoklu yanıt performans indeksi (MRPI) optimizasyonu sonuçlarına göre optimum seviyeler %0,70 GNP oranı, 145°C karıştırma sıcaklığı, 15 dakika karıştırma süresi ve 2000 rpm karıştırma hızı olarak bulunmuştur. GNP, optimum karıştırma sıcaklığını 145°C'ye düşürerek enerji tasarrufu ve çevresel avantajlar sağlamıştır. Ayrıca bitümün sıcaklık hassasiyetini azaltarak yüksek sıcaklıklarda kalıcı deformasyon direncini, düşük sıcaklıklarda ise çatlama ve kırılma direncini artırmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Bebeği yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan annelerin emzirme öz yeterlilikleri ve anne-bebek bağlanma düzeylerinin incelenmesi
Senanur Taş
Amaç: Araştırma bebeği yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan annelerin emzirme öz yeterlilikleri ve anne-bebek bağlanma düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılan araştırmanın evrenini Erzincan ilinde hizmet veren Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Yenidoğan Yoğun Bakımında bebeği yatan anneler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Eylül 2022 ve Temmuz 2023 tarihleri arasında yenidoğan yoğun bakımda olan, araştırmaya dahil edilme kriterlerini taşıyan 152 anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Emzirme Öz Yeterlik Ölçeği Kısa Formu" ve "Anne-Bebek Bağlanma Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, normal dağılım gösteren değişkenler için t-testi ve ANOVA analizi, normal dağılım koşullarının sağlanmadığı değişkenler için ise Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H testi, değişkenler arası ilişkilerin incelenmesinde Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin %55.3'ünün 29 yaş ve altında, %44.8'inin eğitim düzeyinin ilköğretim düzeyinde olduğu ve %90.8'inin çalışmadığı belirlenmiştir. Annelerin "Emzirme Öz Yeterlik Ölçeği" puan ortalamalarının 61.7±7.5 ve "Anne Bebek Bağlanma Ölçeği" puan ortalamalarının 3.3±2.1 olduğu saptanmıştır. Emzirme öz yeterliği ile anne bebek bağlanma ölçeği puanları arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkinin olduğu görülmüştür (p< 0.05). Sonuç: Araştırma sonucunda annelerin emzirme öz yeterlik düzeyi arttıkça anne bebek bağlanma düzeylerinin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bebeği yatan annelerin emzirme öz yeterlilik ve anne bebek bağlanma düzeylerinin birbirlerine olan etkisi incelenerek annelerin danışmanlık, eğitim ve destek gereksinimleri belirlenebilir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Bazı sabit nokta teoremlerinin genelleştirilmiş metrik uzaylardaki özellikleri ve uygulamaları
Zehra Doğan
Jleli ve Samet, JS-metrik kavramını ve F-metrik uzay kavramını tanımladı. Sonrasında Binbaşıoğlu F-metrik uzaylarda bazı genelleştirilmiş sabit nokta teoremlerini ispatladı. Chistakov modüler metrik kavramını ve özelliklerini açıkladı. Bu çalışmada ,F-metrik modüler uzaylarda bazı sabit nokta teoremleri ve özellikleri incelenmiştir. Modüler metriklerde verilen bazı uygulamalar F-modüler metriklerde verilmiş olan sabit nokta teoremlerinin özellikleri yardımıyla araştırılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Isırgan tohum tozu ilavesinin keklerin kalite özelliklerine etkisi
Esra İrem Can
Bu çalışmada ısırgan tohumu tozu ilavesiz (IT0), % 1 (IT1), % 3 (IT2) ve % 5 (IT3) ısırgan tohumu tozu ilaveli olmak üzere 4 örnek kek grubunda kabuk ve iç renk, spesifik hacim, mikroyapı, antimikrobiyal etki, toplam fenolik madde, antioksidan aktivite ve duyusal analizler yapılmıştır. Keklere ısırgan tohumu tozu ilavesi kabuk (L*, a* ve b*) ve iç renk (L* ve b*) değerini önemli ölçüde (p<0,001) azaltmıştır. Spesifik hacimde ise istatistiksel olarak önemli bir değişik olmamıştır. Kek örneklerinin toplam fenolik madde içeriği 3,58-4,8 mg gallik asit eşdeğeri (GAE)/ g arasında bulunmuş olup ısırgan tohumu tozu ilavesi ile fenolik madde miktarında istatistiksel olarak önemli ölçüde (p<0,001) artış olmuştur. Artan ısırgan tohumu konsantrasyona bağlı olarak örneklerin antioksidant aktivitesi yani süperoksit (O2•–), hidroksil (OH•), nitrik oksit (NO•), 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) ve 2,2′-azino-bis(3- ethylbenzothiazoline-6-sulfonic acid) diammonium salt (ABTS) radikallerinin giderilme oranının ve demir indirgeme potansiyelinin arttığı tespit edilmiştir. Kek örneklerinin kabuk ve iç rengi dışındaki duyusal analiz parametreleri (üst yüzey özellikleri, kek yumuşaklığı, aroma ve ağız hissi, kek içi gözenek yapısı, tat ve genel kabul edilebilirlik) ise istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Sonuç olarak IT2 grubu örnekleri kek ürünlerine farklı bir ürün çeşidi olarak önerilebilir.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Adenozin trifosfatın sıçanlarda amiodaron ile indüklenen oksidatif ve inflamatuar akciğer hasarına etkisi
Enbiya Aksakal
Amiodaron atriyal fibrilasyon gibi supraventriküler ve ventriküler taşiaritmilerin önlenmesinde yaygın olarak kullanılan sınıf III antiaritmik bir ilaçtır (1). Ayrıca amiodaron atriyal fibrilasyon ataklarının önlenmesinde en etkili antiaritmik ilaçtır (2). Antiaritmik etkisi sodyum, potasyum ve kalsiyum kanallarını etkilemesinin yanı sıra beta reseptör blokajından da kaynaklanır (4). Ancak, amiodaron kullanımı sırasında tiroid, akciğer, karaciğer, göz, cilt, merkezi ve periferik sinir sistemi gibi pek çok organda toksisiteye neden olabilmektedir (5). Amiodaron kullanan hastalarda hipersensitivite pnömonisi, alveolar pnömoni, fibrozis, plöritis, bronşiolit obliterans ve organize pnömoni dahil olmak üzere pulmoner toksisite, vakaların %10-15'ine varan oranlarda ortaya çıkmakta ve tanının gözden kaçması durumunda ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir (4). Amiodaron pnömonisinde hastaların %21 ile %33'ünde mortalite görüldüğü rapor edilmiştir (6). Amiodaron uygulamasına bağlı hasarlı akciğer dokusunda malondialdehit (MDA) düzeyinde artış, glutatyon ve total antioksidan düzeyinde azalma gösterilmiştir (8). Ayrıca amiodarona bağlı akciğer hasarının patogenezinde oksidanların dışında interlökin-6 (IL-6) gibi proinflamatuar sitokinlerin de rol aldığı belirtilmiştir (9). Amiodaron ilişkili akciğer hasarının patogenezi yeterince açıklanamamakla beraber, literatürde amiodaronun hücrelerde adenozin trifosfat'ın (ATP) tükenmesine neden olduğu bilgilerine rastlanmaktadır (10). Amiodaronun hücresel ATP kaybına bağlı olarak akciğer hasarına neden olduğu histopatolojik olarak da gösterilmiştir (11). ATP' nin reaktif oksijen radikallerini (ROS) temizleyen antioksidanların sentezine katıldığı bilinmektedir (13). Edinilen bu bilgiler, amiodaron kaynaklı oksidatif ve inflamatuar akciğer hasarının ATP eksikliğine bağlı ROS ve proinflamataur mediatör üretim artışı ile ilişkili olabileceğine işaret etmektedr. Literatürde ATP'nin amiodaron ile indüklenen akciğer hasarına etkisini araştıran çalışmalara rastlanmadı. Bu nedenle çalışmamızın amacı, ATP'nin sıçanlarda amiodaronun olası oksidatif ve inflamatuar akciğer hasarına karşı etkisini biyokimyasal ve histopatolojik olarak araştırmaktır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Zihinsel engelli bireylerde badminton temelli fiziksel aktiviteprogramının badminton temel becerilerine etkisi
Mehmet Çapar
Giriş ve Amaç: Bu araştırmanın amacı zihinsel engelli bireylere uygulanan badminton temelli fiziksel aktivite programının badmintona özgü temel becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Tek grup öntest-sontest modeli" kullanılarak yürütülen bu araştırmaya, kaynaştırma eğitimi alan 8 öğrenci katılmıştır. Araştırmada bağımlı değişkendeki değişimin incelenmesi amacıyla badminton temel becerileri gözlem formu kullanılmıştır. Badminton temel becerileri gözlem formunun hazırlanması sürecinde, özel olimpiyatlar badminton temel becerilerindeki basamaklardan faydalanılmıştır. Verilerin analizinde, grup içi (ön test-son test) karşılaştırmalarında kullanılan paired samples t test (bağımlı gruplar t test) uygulanmıştır. Araştırmadaki bütün analizler SPSS 25.0 programı ile yapılmış, değişkenler %95 güven düzeyinde incelenmiştir. Bulgular: Araştırmada uygulanan badminton temelli fiziksel aktivite programının badmintona özgü temel becerileri üzerinde anlamlı düzeyde gelişmeye neden olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda kaynaştırma öğrencilerine uygulanan badminton temelli fiziksel aktivite programının badmintona özgü temel becerileri üzerinde anlamlı düzeyde gelişmeye neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların öğretmenleriyle uygulamalar öncesi ve sonrasına ilişkin görüşmeler sonucunda; katılımcılarda sosyal gelişim, hareket kabiliyeti, badminton temel becerilerinde gözle görülür gelişim ve okula ilgi artışı şeklinde kavramlar ön plana çıkmıştır.
