Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Hadis ilminde sâlih kavramı
Şeyma Çelebi
Bu tez, sâlih kavramının hem hadis usulü hem de ayet ve hadislerdeki kullanımını ayrıntılı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde sâlih kavramının lügat manasına, ilgili olduğu kavramlara ve diğer ilim dalları ile ilişkisine değinilmiştir. İkinci bölümde hadis usulünde sâlih kavramının mahiyeti ve tarihî gelişim süreci üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise ayet ve hadislerde sâlih olarak nitelenen amellerin ve kişilerin sahip olduğu özelliklerin tespitine, bu özellikleri taşıyanların elde edeceği mükâfatlara yer verilmiştir. Bununla da gün geçtikçe artan İslâm düşmanlığına ve İslâm'ın itibarının alçaltılmaya çalışılmasına karşı İslâm dininin yetiştirmek istediği insan profili olan sâlih kulun özelliklerinin evrenselliğini ve fıtrata uygunluğunu göstermek amaçlanmıştır. Çalışmanın nihayetinde sâlih kavramının usul ilmindeki kullanım amacının dikkatle belirlenmesi gerektiği tespit edilmiştir. Aynı zamanda sâlih kulların sahip olduğu özelliklerin inanan inanmayan herkes tarafından kabul edilebilecek ve kıyamete kadar geçerliliğini sürdürebilecek evrensel nitelikte olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İlkokullarda çalışan öğretmenlerin web 2.0 araçlarıyla içerik geliştirmeye yönelik öz yeterlik inançlarının incelenmesi
Gülşah Bora
Bu araştırmada ilkokullarda çalışan öğretmenlerin Web 2.0 teknolojisi araçları ile içerik geliştirmelerine yönelik öz yeterlik inançlarını belirlemek için betimsel tarama kullanılmıştır. Web 2.0 Hızlı İçerik Geliştirme Öz-Yeterlik İnancı Belirlemeye Yönelik Ölçek ile öğretmenlerin bilgisayar kullanım düzeyleri, internet kullanım amaçları ve Web 2.0 araçları ile içerik geliştirmeye yönelik öz yeterlik inanç algı düzeyleri hakkında veri toplanmıştır. Cinsiyet, kıdem, branş ve eğitim durumlarına göre farklılıklar araştırılmıştır. Erzurum merkez ilçelerindeki ilkokullardan farklı branşlardan 85 kadın, 65 erkek olmak üzere toplam 150 öğretmen örneklem grubudur. Bulunan veriler üzerinde, cinsiyet ile öz yeterlik inancı arasındaki farklılaşma durumunu araştırmak için Mann Whitney U testi yapılmıştır. W2ÖYİ ölçeği genel ve alt boyutları ile diğer değişkenler arasındaki farklılığı incelemek üzere Kruskall Wallis varyans analizi kullanılmıştır. Sonuçlara göre öğretmenler genel olarak kendilerini orta düzey bilgisayar kullanıcısı olarak tanımlamıştır. İnternet kullanım amacında ise "sosyal medya ve iletişim" en çok belirtilen amaçtır. Web 2.0 araçlarıyla içerik geliştirme öz yeterlik inançlarının cinsiyete göre değişmediği sonucuna ulaşılmıştır. Branşlara göre öz yeterlik algı seviyelerinin yüksekten düşüğe okul öncesi ve İngilizce, sınıf öğretmenliği, özel eğitim, DKAB branşları şeklinde sıralanmaktadır. Çalışma yılı ve eğitim durumunun da Web 2.0 araçlarıyla içerik geliştirmeye yönelik öz yeterlik algısı üzerinde etkili olduğu anlaşılmıştır. Eğitim derecesi arttıkça öz yeterlik algısının yükseldiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Okul yöneticilerinin liderlik stilleri ile öğretmenlerin motivasyon düzeyleri arasındaki ilişki
Senanur Önder
Bu araştırmada, okul yöneticilerinin dönüşümcü, serbest bırakıcı, sürdürümcü liderlik özellikleri ile öğretmenlerin motivasyon düzeyleri arasındaki olası ilişki, ilişkinin yönü ve düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, okul yöneticilerinin liderlik stilleri ile öğretmenlerin motivasyon düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiş ve parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma 2020-2021 Öğretim yılında Erzincan ilinde bulunan resmi anaokulu, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kademelerinde çalışan 501 öğretmen üzerinden yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22 programına yüklenerek analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda öğretmenlerin motivasyon düzeylerinin sahip oldukları cinsiyete, medeni duruma, yaş değişkenine, kıdeme, okul kademe türüne göre değişmediği gözlemlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre okul yöneticilerinin sergiledikleri dönüşümcü liderlik davranışları arttıkça öğretmenlerin motivasyon düzeyleri de artmaktadır. Okul yöneticilerinin gösterdikleri serbest bırakıcı liderlik özellikleri arttıkça öğretmenlerin motivasyon düzeyleri azalmaktadır. Araştırmanın bir diğer bulgusuna göre okul yöneticilerinin gösterdikleri sürdürümcü liderlik özellikleri arttıkça öğretmenlerin motivasyon düzeyleri azalmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Okul yöneticilerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel sinizm algıları ve örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi
Fatma Çağlar Sevilir
Bu araştırma okul yöneticilerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel sinizm algıları ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkilerin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amacıyla, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeline dayalı olarak yapılan bir araştırmadır. Bu doğrultuda öğretmenlerin çeşitli değişkenlere göre gösterdikleri örgütsel sinizm algıları ve örgütsel bağlılık düzeyleri incelenmiş, elde edilen veriler okul yöneticilerinin etik liderlik davranışı gösterme düzeyleri ile karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin gösterdikleri örgütsel bağlılık düzeylerinin cinsiyet, yaş, kıdem ve çalışılan okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin sahip oldukları örgütsel sinizm algılarının cinsiyet, yaş ve kıdem değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiş ancak anaokulunda görev yapan öğretmenlerin örgütsel sinizm algılarının diğerlerinden daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul yöneticileri etik liderlik davranışı gösteren okullarda, öğretmenlerin örgütsel sinizm algılarının daha düşük olduğu, örgütsel bağlılık düzeylerinin ise daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak okul yöneticilerinin etik liderlik davranışı göstermelerinin, öğretmenlerin örgütsel sinizm algıları ve örgütsel bağlılık düzeylerini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Cahiliye şairlerinden Amr b. Külsüm ve muallakasındaki başlıca edebi unsurlar
Esra Demir
Dil, insan için sadece bir iletişim aracı olmasının ötesinde önemli bir etkileşim aracıdır. Bu durumun en büyük örneği olarak şiir gösterilebilir. Nitekim şiir insanlar arası iletişimde salt bir yargı veya önerme bildirmenin çok daha ötesinde zihinsel ve duygusal bir etkileşim kurarak aktif bir şuur hali sağlamaktadır. Bu yönüyle şiir, özelde bireyin genelde toplumun zihinsel arka planının en önemli tezahürlerini yansıtır. Şiirin merkezi bir öneme sahip olduğu cahiliye dönemi edebi açıdan oldukça ileri düzeyde örnekler üretmiştir. Özellikle muallakat diye adlandırılan dönemin en nadide şiir örnekleri birçok açıdan önem arz etmektedir. Dönemin sosyal, ekonomik, politik ve dini yaşantısının birer izlencesi olarak genelde şiir özelde ise muallakalar, edebi anlamda başat eserler olarak karşımıza çıkmaktadır. Muallaka şairlerinden olan Amr b. Külsüm edebi kişiliği ile lider kişiliği birbirine mezc olmuş bir kimliğe sahiptir. Bu yönüyle kıvrak ve zekâ güçlü hafızaya sahip biri olması şiirine etki etmiş ve döneminin en nadide örneklerinden olmasını sağlamıştır. Bu Çalışmada öncelikle Amr b. Külsüm'ün yaşadığı dönemi bir nebze işlenerek, şairin hayatı ile muallkasınının edebi tahlili yapılmıştır Anahtar Kelimeler: Şiir, Kaside, Muallaka, Amr b. Külsüm
- TezAçık Erişim2023Yeni tanı hipertansiyonda CRP/Albumin oranı ile subklinik ateroskleroz arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Halil İbrahim Tanrıseven
TÜRKÇE ÖZET Giriş ve Amaç: Hipertansiyon (HT) kardiyovasküler remodelingin yol açtığı morbidite ve mortalitenin önemli nedenlerinden biridir. Kardiyovasküler remodelingin altında yatan temel patofizyolojik mekanizması enflamatuar süreçlerdir. Bu enflamatuar süreçler aterosklerozun gelişimine yol açmaktadır. Morbidite ve mortalitenin oluşumunda rol alan bu aterosklerotik sürecin erken tespit edilmesi son derece önemlidir. Ve bu konuda çeşitli enflamatuar markırlar çalışılmıştır. Biz de bu çalışmada yeni tanı hipertansif hastalarda daha önceden çalışılmamış CRP/Albumin oranı (CAO) ile subklinik ateroskleroz (SKAS) arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, Ocak 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma hastanesi Kardiyoloji Anabilim dalı polikliniğinde yeni tanı konulan hipertansif hastalar dahil edildi. İlk defa HT tanısı almış dahil edilme ve dışlama kriterlerini karşılayan 200 hasta ile çalışma popülasyonu oluşturuldu. Hastaların ayrıntılı anamnezleri alınıp fizik muayeneleri yapıldıktan sonra rutin hematolojik ve biyokimyasal parametreler çalışıldı. Çalışma konumuzun esasını oluşturan CAO, CRP/Albumin oranından hesaplandı. CAO, kolay hesaplanabilmesi için 10 ile çarpıldı. Epikardiyal yağ dokusu kalınlığı Vivid S5, GE cihaz ile 3S-RS (1.5-4 MHz) ekokardiyografi probu ile ölçüldü. Karotis intima-media kalınlığı (KİMK) ise Sonoscape S2, Sonoscape vasküler prob (5-12 MHz) ile ölçüldü. Bulgular: Çalışmamıza alınan toplam 200 hastanın öncelikle sağ ve sol KİMK ölçüm ortalamalarının median değeri 0.75 mm olarak bulunmuştur. Median değeri 0.75 mm ve üzeri olan hastalar supramedian KİMK grubu olarak adlandırılırken, median değeri 0.75 mm'nin altında olan hastalar inframedian KİMK grubu olarak adlandırıldı. Supramedian KİMK grubunda 120 hasta (%60) varken inframedian KİMK grubunda ise 80 hasta (%40) vardı. İnframedian KİMK grubu ile kıyaslandığında, supramedian KİMK grubunda anlamlı bir şekilde yaş, cinsiyet, LDL kolesterol, Trigliserid yüksek olduğu tespit edilmiştir(p<0.05). CAOx10, supramedian KİMK gurubunda inframedian KİMK gurubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti (sırasıyla 0.12 (0.07-0.49); 0.07 (0.07-0.10), p<0.001). EYDK supramedian KİMK gurubunda inframedian KİMK gurubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti (sırasıyla 4.1 (3.6-4.6); 3.3 (2.1-3.8), P<0.001). KİMK anlamlı bir şekilde CAO ve EYDK ile korele idi. Ayrıca CAOx10 ve EYDK'nın KİMK'in bağımsız bir prediktörü olduğu bulunmuştur. 2 Sonuç: Biz çalışmamızda yeni tanı hipertansif hastalarda CAO'nun subklinik aterosklerozu (SKAS) tahmin etmede yeni bir markır olarak kullanılabileceğini saptadık. Böylelikle hipertansif hastalarda subklinik ateroskleroz aşamasında koroner arter hastalığının tespit edilmesiyle kardiyovasküler mortalite ve morbiditenin azalabileceğini düşünüyoruz. Ancak çalışmamızı destekleyecek daha büyük ölçekli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Yeni Tanı Hipertansiyon, Subklinik Ateroskleroz, CAO, EYDK.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Görsel sanatlar eğitiminde ortaokul öğrencilerinin sosyal adalet algıları: Görsel fenomenolojik çalışma
Belgin Gülben
Dünya üzerinde sosyal adalet odaklı yaşam ve eğitim ihtiyacının önemi her geçen gün artmaktadır. Gelişmiş ülkelerin eğitim politikaları, eleştirel, kapsayıcı, ulaşılabilir ve evrensel insan hakları çerçevesinde düzenlenmiştir. Gelişmiş ülke kalkınma planlarında eğiteme ayrılan bütçenin de en yüksek bütçe olduğu bilinmektedir. Bu gereksinim doğrultusunda, sosyal adalete vurgu yapılan bir sanat eğitimi anlayışı ile bireyin eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi ve sorgulayıcı tavır edinmesi önem kazanmaktadır. Bu kapsamda araştırmanın amacı, görsel sanatlar dersinde ortaokul öğrencilerinin sosyal adalet algılarının ne olduğu ve bunu yaşamlarında nasıl deneyimlediklerini, görsel sorgulamalar yoluyla nasıl geliştirilebileceklerini ve yürütebileceklerini incelemektir. Görsel fenomonoloji ile desenlenen bu araştırma, ortaokulda 2021-2022 eğitim öğretim yılı ikinci döneminin 1 Nisan-1 Haziran 2022 tarihleri arasında 8 haftalık bir sürede toplanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 6. ve 7. sınıf 12 ortaokul öğrencisi ve 4 görsel sanatlar öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, dokümanlar, foto-ses kayıtları, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmanın bulguları kapsamında "Sosyal adalet Algısı", "Sanatsal Süreçte Sosyal Adaletin Yansıması", "Görsel Pedagojik Süreçte Sorgulama" ve "Görüşler" olmak üzere olmak üzere dört ana temaya ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Güzel Sanatlar Lisesi Müze Eğitimi dersi sanal müze uygulamaları etkinlik örneği (Bir eylem araştırması)
Ebru Aksak
İçinde bulunduğumuz çağın en belirgin özelliği teknolojik gelişmelerin hızlı bir şekilde akmasıdır. Teknoloji her şeyde olduğu gibi eğitim sistemi içinde de yerini almıştır bu süreçte sanat eğitiminde de teknoloji kullanımı etkin hale gelmiştir. Sanat eğitimi içinde bulunan müze eğitimi de teknolojiden bağımsız kalmamıştır. Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak müzelerde sanal ortamda yerini almıştır. Bu bağlamda Sanal Müze Etkinlikleri Müze Eğitimi dersi kazanımlarını eksiksiz ve ekonomik olacak şekilde sağlanması amacıyla önem arz etmektedir bu doğrultuda araştırmada, Güzel Sanatlar Lisesi'ndeki Müze Eğitimi derslerinin sanal müze uygulamalarıyla etkililiğinin arttırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın yöntemi eylem araştırması olarak planlanmıştır. Çalışmaya uygunluğu bakımından ise eylem araştırmalarından katılımcı eylem araştırması modeli olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'deki Güzel Sanatlar Lisesi, örneklemini ise Bingöl ilindeki Güzel Sanatlar Lisesi oluşturmuştur. Araştırma 2021/2022 yılı bahar döneminde Güzel Sanatlar Lisesi ölçüt örneklem yöntemiyle seçilen on 12. Sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Araştırmanın verileri 15 Mart 2022 -24 Mayıs 2022 tarihleri arasında 8 haftalık etkinlik sürecinde toplanmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, Çalışma yaprakları, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve gözlemler kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde nitel araştırma yöntemine dayalı betimsel analizden yararlanılmıştır. Sanal müze etkinlikleri sonucunda öğrencilerin derse karşı olumlu tutum geliştirerek öğrenmeye olan isteklerinin arttığı, özgün ve başarılı çalışmalar üreterek Müze Eğitimi dersi etkinliklerinin verimli geçtiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sanat, Sanat Eğitimi, Müze, Müze Eğitimi, Sanal Müze
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Okulöncesi dönem çocuk kitaplarının resimsel özelliklerinin incelenmesi: Alanyazın analizi
Aysun Yeşiltepe
Araştırmada okul öncesi döneme yönelik hazırlanan resimli çocuk kitaplarının resimsel özellikleri üzerine çalışılan makalelerin ve tezlerin içerik özellikleri bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesine dayalı bir çalışmadır. Çalışma kapsamında ele alınan makale ve tezler amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem ile seçilmiştir. Araştırma kapsamında 2005-2022 yılları arasında yayınlanmış 88 çalışma incelenmiştir. Araştırmanın verileri doküman incelemesi yoluyla toplanmıştır. Çalışmanın verileri, araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak oluşturulan içerik analiz formu ile toplanarak, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Dokümanlar tür, yıl, üniversite, anabilim dalı, alan, makalelerinin yayımlandığı dergi, dergi indeksi, yazar sayısı, araştırma türü (yöntemi), örneklem çeşidi ve büyüklüğü, anahtar kelime dağılımı, veri toplama aracı, sayfa sayısı, unvan ve cinsiyet, konu ve sonuçlarına dair kategorilerle incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar Excelde veri görselleştirme ile somut hale çevrilerek yüzde ve frekans olarak gösterilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, en çok çalışmanın 2017 yılından sonra yayınlandığı, tezlerin en çok alan eğitimi kapsamında, Hacettepe Üniversitesinde ve Eğitimin Kültürel Temelleri Anabilim Dalı altında yazıldığı, makalelerin en çok 2 yazarlı olup Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisinde yayınlandığı, nitel yöntemin daha çok kullanıldığı, en çok "Çocuk Edebiyatı" anahtar kelimesinin ve formların kullanıldığı, tez danışmanlarının en çok Prof. Dr. Unvanlı olduğu, makalelerde sorumlu yazar olarak en çok unvan verilmemiş yazarların olduğu, makale sorumlu yazar %77 ve tezleri tamamlayanın %85 en çok kadın yazar olduğu, en çok iç yapı ve dış yapı özellikleri, resimsel (illüstrasyon) özelliklere yönelik çalışıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Psikolojik danışman adaylarının duygu düzenleme becerileri ve bilişsel esneklik düzeylerinin incelenmesi
Sinem Bayram
Araştırmanın amacı psikolojik danışman adaylarının duygu düzenleme becerileri ve bilişsel esneklik düzeylerini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını Trabzon Üniversitesi Eğitim Fakültesi 2020-2021 eğitim-öğretim yılında örgün eğitime devam etmekte olan 250 Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Ana Bilim Dalı öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak "Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular normallik varsayımlarını karşıladı için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu, Basit Doğrusal Regresyon Analizi, Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü ANOVA yöntemleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre; duygu düzenleme becerileri ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu ve duygu düzenlemenin bilişsel esnekliğin anlamlı düzeyde bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Ayrıca yapılan analizlere göre; psikolojik danışman adaylarının duygu düzenleme becerileri cinsiyet ve kişiliğe yönelik algı durumlarına göre anlamlı farklılık gösterirken anne baba tutumu ve travmatik deneyime göre farklılık göstermemiştir. Bunun yanı sıra bilişsel esneklikleri son bir yılda okunan kitap sayısı ve kişiliğe yönelik algı durumuna göre anlamlı derecede farklılaşırken cinsiyet, travmatik deneyim ve anne baba tutumuna göre farklılaşmadığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Karasu (Erzincan) nehrinden izole edilen bazı tatlısu alglerinin antifungal özellikleri
Serbay Çelebi
Amaç: Bu araştırmada, Erzincan Karasu Nehrinden izole edilen bazı alglerin antifungal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal Metot: Erzincan Karasu Nehri bentik habitatlarından mekanik izolasyon yöntemiyle izole edilen alglerin (Cladophora crispata ve Gloeotila subconstricta), Erzincan Merkez köylerinden izole edilen ve kültür ortamında saflaştırılan (Penicillium sp., Alternaria alternata, Botrytis cinerea) bazı funguslar üzerine antifungal özellikleri, disk difüzyon yöntemiyle incelenmiştir. Bulgular: Cladophora crispata ve Gloeotila subconstricta (Basionym: Ulothrix subconstricta)'nın metanol ekstraktlarının kültür ortamında, Penicillium sp., Alternaria alternata ve Botrytis cinerea fungusları üzerindeki antifungal etkileri tespit edilmiştir. Cladophora crispata algi, Botrytis cinerea ve Alternaria alternata funguslarına etkili olmuş, Penicillium sp ise direnç göstermiştir. Gloeotila subconstricta, A. alternata üzerine etkili olurken; Penicillium, A. alternata'ya direnç göstermiştir. Sonuç: Kültür ortamında yapılan testler sonucunda, çalışılan alglerde nispeten iyi derecede antifungal özellik görülmüş ve çalışmada Erzincan'daki bahçelerde etkili olan funguslara karşı anlamlı sonuçlar kaydedilmiştir. Bu açıdan, çalışmaya konu olan alglerde tespit edilen farmasötik özellikler, alglerin üretimlerinin yapılarak miktarlarının artırılması sonucunda detaylı bileşik analizleriyle, ileride yapılacak çalışmalara kaynak teşkil edecek potansiyeldedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ergenlerde akran zorbalığının bireysel ve çevresel değişkenler tarafından yordanması
Abdulkadir Özer
Bu araştırmada, ergenlerde akran zorbalığı üzerinde; bireysel (yaş, cinsiyet, temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi) ve çevresel (ergen ebeveyn ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, mağdur olma) değişkenlerin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, iki ya da daha fazla sayıdaki değişken arasındaki değişimin varlığını ortaya koymayı hedeflediğinden, yordamaya yönelik korelasyonel bir çalışmadır. Çalışma grubu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Erzincan ilinde yer alan ortaokul ve lise kademelerinde öğrenim gören öğrenciler yer almakta, 516 kız (%62,1) ve 315 erkek (%37,9) olmak üzere toplam 831 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Akran İlişkileri Ölçeği, Ergen-Ebeveyn İlişkileri Ölçeği, Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Verilerin analizinde Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre cinsiyet, yaş, temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi, ergen ebeveyn ilişkisi ve mağdur olma değişkenlerinin, ergenlerin zorbalık düzeylerinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu, arkadaş ilişkisi değişkeninin ise anlamlı bir yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Mağdur olmanın en güçlü yordayıcı olduğu, modelin ergenlerin zorbalık düzeyinin yaklaşık %34'ünü açıkladığı tespit edilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, geliştirilecek bireysel ve aile katılımlı müdahalelerin, ergenlerde akran zorbalığının önlenmesinde etkili olabileceğini göstermektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2023Sosyal bilgiler kültür ve miras öğrenme alanında okul dışı öğrenmenin çeşitli değişkenlere etkisi
Murat Utku
Okul dışı öğrenme Avrupa ve dünyada gittikçe yaygınlaşmaktadır. Ülkemizde ise son yıllarda ilgi görmeye başlamıştır. Bu araştırmanın amacı kültürel miras eğitiminde okul dışı öğrenmenin öğrenci akademik başarısına, somut ve somut olmayan kültürel mirasa yönelik tutumlarına, kavram algılarına etkisini incelemek ve öğrencilerin okul dışı öğrenmeye yönelik görüşlerini belirlemektir. Nicel araştırma, kontrol gruplu yarı deneysel tasarımla uygulanmıştır. Araştırma grubu 2019-2020 eğitim öğretim yılında devlet ortaokulunda yedinci sınıfa devam eden 80 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama araçları akademik başarı testi, somut olmayan kültürel miras tutum ölçeği, somut kültürel miras tutum ölçeği, kelime ilişkilendirme testi, okul dışı öğrenme değerlendirme formu, yansıtıcı günlük ve odak grup görüşme soru formundan oluşmaktadır. Verilerin analizinde ise nicel verilerin çözümlemesinde istatistik programı, nitel verilerin çözümlemesinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul dışı öğrenme öğrencinin akademik başarısını, SOKÜM ile SKM tutumlarını ve kavram algılarını anlamlı şekilde artırmıştır. Ayrıca öğrenciler okul dışı öğrenmeye olumlu bakmaktadırlar.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Âşık Rahim Sağlam'ın şiirlerinde yer alan eğitsel unsurlar
Uğur Sayım
Eğitimin temel amaçlarından birisi de insanları yaşadığı toplumun karakterine, ilgi ve gereksinimlerine göre yetiştirmektir. Toplumsal değerlerini benimsemiş, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı unsurlarla bütünleşmiş, kültürlü bireyler yetiştirmek eğitimin en önemli işlevlerinden birisidir. Bu bağlamda eğitim, milletlerin devamlılığını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğünde değer kavramı; "Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerleri kapsayan maddi ve manevî ögelerin bütünü" olarak açıklanmıştır (TDK, 2022).Türk halk edebiyatı, kaynağını milletimizin tarihinden, kültüründen, millî ve manevî değerlerinden alan bir edebiyattır. Toplumsal yapının ve yaşayışın aynası görevini üstlenen halk edebiyatı ürünleri, oluşturuldukları dönemin bilgi ve birikimlerini sonraki dönemlere aktarma bakımından önemli birer köprü işlevi görmüşlerdir. Türk halk edebiyatının en önemli yapı taşlarından birisi de âşıklık geleneğidir. Bu gelenek, Orta Asya'dan Anadolu'ya gelinceye kadar halka yol gösterici bir rol üstlenmiştir. Âşıklar toplumu ilgilendiren birçok konuda eserler üretmişlerdir. Âşık edebiyatının en önemli mahsulü şiirlerdir. Şiirler, kendine özgü birçok özelliği sebebiyle diğer edebî türlere kıyasla değer aktarımı bakımından oldukça kullanışlı materyallerdir. Bu çalışmada Erzurum'da yetişen ve âşıklık geleneğinin önemli temsilcilerinden olan Âşık Rahim Sağlam'ın, "Divandan Dökülenler" adlı şiir kitabında yer alan bütün şiirleri incelenmiş ve bu şiirlerin birçok eğitsel unsuru içerisinde barındırdığı görülmüştür. Âşık Rahim Sağlam'ın şiirlerinin değer aktarımı bakımından oldukça zengin olduğu örneklerle ortaya koyulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Üniversite öğrencilerinin gelişmeleri kaçırma korkusu düzeyleri ile sosyal ağ bağımlılığı, bağlanma stilleri ve duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Büşra Begüm Keskinkılıç
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde gelişmeleri kaçırma korkusunun sosyal ağ bağımlılığı, duygu düzenleme becerileri ve bağlanma stilleri açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 920 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan öğrencilerin 707'si (76,80) kadın, 213'ü (23,20) erkektir. Yordayıcı korelasyonel model ile tasarlanan araştırmada, Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği, Sosyal Ağ Bağımlılığı Ölçeği, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlarda cinsiyete göre GKK'nın anlamlı bir farklılık gösterdiği; SAB'nın ve BS'nin ise anlamlı bir farklılık göstermediği ve DDB'nin cinsiyete göre anlamlı bir fark gösterdiği bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre GKK ile ilişkileri incelenen değişkenler arasında en yüksek ilişki sosyal ağ bağımlılığı (r=.472), en düşük ilişki ise bağlanma stilleri (r=.167) arasında bulunmuştur. SAB ile BS arasında anlamlı pozitif bir ilişkinin (r=.224) bulunmuştur. GKK ile DDB ölçeğinden elde edilen puanlar arasında negatif yönlü olarak düşük düzeyde (r=-.203), SAB ölçeği ile DDB ölçeğinden elde edilen puanlar arasında negatif yönlü olarak düşük düzeyde (r=-.234) ilişki bulunmuştur.
- TezAçık Erişim2023Kararlı koroner arter hastalarında kardiyak yeniden şekillenme ile ilişkili parametrelerin araştırılması
Murat Çakır
Giriş ve Amaç: Endotel disfonksiyonu, oksidatif stress ve artmış inflamatuar aktivitenin hem koroner arter hastalığı hem de kardiyak yeniden şekillenmenin patofizyolojisinde rol oynadığı iyi bilinmektedir. Kararlı koroner arter hastalarında kardiyak yeniden şekillenme ile ilişkili değişkenlerin belirlenmesi birincil korunmada ve tıbbi tedavi başlama gerekliliği konusunda karar vermede yardımcı bilgiler sağlayabilir. Biz bu çalışmada kararlı koroner arter hastalarında kardiyak yeniden şekillenme ile ilişkili olabilecek hematolojik, biyokimyasal ve ekokardiyografik parametreleri araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, Nisan 2021-Kasım 2021 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma hastanesi Kardiyoloji Anabilim dalı polikliniğine anjinal semptomlar ile başvuran hastalar dahil edildi. Kararlı koroner arter hastalığı tanısı almış olan hastalar arasından 129 hasta, dahil edilme ve dışlama kriterlerine riayet edilerek örneklem evreni oluşturuldu. Hastaların ayrıntılı anamnezleri alınıp fizik muayeneleri yapıldıktan sonra rutin hematolojik ve biyokimyasal parametleri kayıt edildi. Hastaların ekokardiyografik parametreleri Philips Epiq 7C cihazı ile X5-1 (1-5 MHz) probu kullanılarak elde edildi. Hastalar LARS‟ın median değerine göre gruplandırıldı. Bulgular: Supramedian LARS grubu ile kıyaslandığında, inframedian LARS grubunda anlamlı bir şekilde yaşın daha yüksek, total bilirubin değerinin daha düşük, LV-GLS‟nin daha düşük, LAVI‟nin daha yüksek ve TACT‟ın daha uzun olduğu tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizinde LARS‟ın anlamlı bir şekilde yaş, LAVI ve TACT ile negatif, total bilirübin ve LV-GLS ile pozitif korele olduğu izlenmiştir. Lojistik regresyon analizinde ise total bilirübin, LAVI ve LV-GLS‟nin, LARS‟ın bağımsız prediktörleri olduğu saptanmıştır. Sonuç: Yaptığımız çalışmada kararlı koroner arter hastalarında serum bilirubin, LV GLS ve LAVI‟nin kardiyak remodeling ile bağımsız bir şekilde ilişkili olduğunu saptadık. Çalışmamızdaki bulguların klinik önemini destekleyecek ileriye dönük araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
- TezAçık Erişim2023Son dönem böbrek yetmezliği olup rutin hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda serum ürik asit düzeyi ile karotis intima media kalınlığı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Hamza İnan
Giriş ve Amaç: Hemodiyaliz tedavisi en önemli renal replasman tedavilerinden birisidir. Tüm toplumlarda ölümlerin en önde gelen sebeplerinden biri kardiyovasküler hastalıklar olup, hemodiyaliz hasta grubunda da kardiyovasküler olaylar ve ölümler çok sık görülmektedir. Biz de bu çalışmamızda, kardiyovasküler riskin ve aterosklerozun bilinen göstergesi olan karotis intima media kalınlığı ile antioksidan ve prooksidan özelliklerinden dolayı kardiyovasküler hastalıklar için kolay bakılan bir belirteç olabilecek ürik asit düzeyi arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Materyal ve Metot: Çalışma kesitseldir. Çalışmamızda hemodiyaliz tedavisi alan 18 yaş üzeri ve 80 yaş altında 77 hastayı değerlendirdik. Bu hastalarımızın karotis intima media kalınlığı doppler ultrasonografi ile sağ karotis, sol karotis ve bu iki değerin ortalaması olarak ölçülüp kaydedildi. Hastalarımızda rutin hemodiyaliz tedavisi öncesi alınan kan değerleri kaydedildi. Bulgular: Hastalarımızın ürik asit değerleriyle; sağ karotis intima media kalınlığı arasında orta düzeyde pozitif (p=0,001), sol karotis intima media kalınlığı arasında zayıf düzeyde pozitif ilişki (p=0,046) saptadık. Sağ karotis intima media ve sol karotis intima media kalınlık ortalamasının alınıp hesaplanan ortalama karotis intima media kalınlığı ile ürik asit değeri arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki (p=0,002) saptadık. Yapılan çoklu regresyon analizlerinde albumin ve CRP değerleriyle karotis intima media kalınlığı arasında negatif yönde ilişki saptadık (p=0,015 ve p=0,009). Sonuç: Ürik asit, hemodiyaliz hastalarında ve normal popülasyonda kolay bakılabilen bir biyokimyasal parametredir. Çalışmamızda; kardiyovasküler olayları tahmin etmede kullanabileceğimiz karotis intima media kalınlığı ile her laboratuvarda bakılabilecek ürik asit düzeyi arasında ilişki saptadık. Bu ilişkiden yola çıkılarak ürik asit düzeyi ile kardiyovasküler riskler önceden belirlenebilir. Bu nedenle hem yaşam tarzı ve diyet düzenlenmesi ile ürik asit düzeyini düşürmek hem de ürik asit düşürücü medikal tedavilerle beraber ateroskleroz ve dolayısıyla kardiyovasküler olaylarda azalma olabileceğini düşünmekteyiz. Bu konuda geniş ölçekte çalışmalar yapılmasının gerekliliği de ortadadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ergenlerde başarısızlık korkusu ı̇le akademı̇k erteleme arasındakı̇ ı̇lı̇şkı̇: Duygu düzenleme güçlüğü, anksı̇yete duyarlılığı ve problemlı̇ ı̇nternet kullanımının aracı rolü
Hatice Seda Yalçın
Bu araştırmada başarısızlık korkusu ve akademik erteleme arasındaki ilişkide; anksiyete duyarlılığı, duygu düzenleme güçlüğü ve problemli internet kullanımının rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin farklı illerinde öğrenim gören ortaöğretim kademesindeki 341'i kadın 167'si erkek toplamda 508 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Başarısızlık Korkusu Ölçeği, Aitken Erteleme Eğilimi Ölçeği, Chen İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Çocuklar İçin Anksiyete Duyarlılığı Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. İlişkisel modelin kullanıldığı araştırmada araştırmadaki değişkenlerin birbirleriyle ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizinden yararlanılmıştır. Başarısızlık korkusu, anksiyete duyarlılığı, duygu düzenleme güçlüğü, problemli internet kullanımı ve akademik erteleme arasındaki ilişkiler Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilerek analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki dolaylı ilişkilerin anlamlılığı ise 2000 yeniden örnekleme ile sınanmıştır. Analiz sonuçlarına göre başarısızlık korkusu akademik ertelemeyi anksiyete duyarlılığı, duygu düzenleme güçlüğü ve problemli internet kullanımı üzerinden pozitif ve anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Ayrıca başarısızlık korkusu, akademik ertelemeyi duygu düzenleme güçlüğü aracılığı ile anlamlı şekilde yordamaktadır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre ergenlerin sağlıklı kimlik gelişimi oluşturabilmeleri için bu dönemde, başarısızlık korkusu, akademik ertelemeleri ve diğer tüm dolaylı etkilere ilişkin geliştirilecek önleyici, koruyucu, destekleyici müdahale yöntemleri alan yazına katkı sunacaktır. Anahtar Kelimeler: Başarısızlık Korkusu, Akademik Erteleme, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Anksiyete Duyarlılığı, Problemli İnternet Kullanımı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Edebî bir tür olarak romanların dilinden annelik değeri
Lutfiye Asena Küçük
İnsanlığın ortaya çıktığı ilk çağlardan beri "annelik" duygusu sadece insanların dünyasında değil, hayvanların dünyasında bile var olmuştur. Alanında yetkin bilim insanları, bu duygunun hormonların da etkisiyle içgüdüsel olduğunu belirtmişlerdir. Zamanla farklı sosyal ve toplumsal koşullar bu içgüdülerle birleşmiş ve "annelik" kavramı, daha farklı ve yepyeni anlamlar kazanmaya başlamıştır. Bu kavram, kazandığı bu anlamlarla beraber birçok annelik modelini de ortaya çıkarmıştır. "Annelik" kavramı, toplumumuzda bir kesim tarafından sosyal hayata entegre edilerek kadının aile, sosyal, toplumsal ve iş yaşantısını kolaylaştırmıştır. Diğer kesim ise anneliği, kadının sorumluluklarını arttırıcı bir unsur hâline getirmekten çekinmemiştir. Hazırlanan bu çalışmada ilk Türklerde, Osmanlıda ve Cumhuriyet Dönemi'nde "annelik" kavramının nasıl anlaşıldığı, bu kavramın toplumdaki yeri ve annelik modelleri üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte feminizm kavramından da kısaca bahsedilmiştir. Ayrıca önceden belirlenen 33 edebî eserde yer alan annelik modelleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada son yıllarda ortaya çıkan yeni nesil annelikle ilgili literatüre giren "blogger anneliği, instagram anneliği, yeni nesil annelik" gibi kavramlar hakkında da bilgi verilmiştir.
- TezAçık Erişim2023Post COVID-19 hastalarında anksiyete, depresyon, kronik yorgunluk (Fatigue), mental durum, yaşam ve uyku kalitesinin değerlendirilmesi
Demet Özer
Giriş ve Amaç: COVİD-19 yakın tarihte ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan viral bir hastalıktır. Hastalık başta akciğerler olmak üzere tüm organ sistemlerini tutabilmekte ve mortal seyredebilmektedir. Salgının ilk dönemlerinde sağlık sunucular bulaşın engellenmesi ve akut enfeksiyonun tedavisine odaklanmıştır ancak ilerleyen dönemde hastalığı geçiren kişi sayısının giderek artması ve hastalık sonrası bazı semptomların devam etmesi virüsün sadece akut dönemde değil uzun vadede de etkileri olduğunu göstermiştir. Post COVİD-19 olarak isimlendirilen bu dönemde yorgunluk, dispne, kas/eklem ağrısı, başağrısı, öksürük, saç dökülmesi, hafıza ve dikkat bozuklukları gibi pekçok semptom ortaya çıkmaktadır. Uzamış semptomların patofizyolojisi henüz yeterince aydınlatılamamıştır ve takip /tedavi ile ilgili görüş birliği oluşturulamamıştır. Çalışmamızda COVİD-19 tanısı ile takip edilmiş hastaların uzun dönemde devam eden semptomları, hastalık şiddetinin mental fonksiyonlar, yaşam ve uyku kalitesi, anksiyete ve depresyon gelişimi ve kronik yorgunluk üzerine olan etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmamızda Real Time Polimeraz Zincir Reaksiyonu (RT-PZR) testi pozitifliği ile COVİD-19 tanısı alan ve tanı tarihi üzerinden en az 12 hafta geçmiş, polikliniğimize kontrol amacıyla başvuran ayakta takip edilmiş 150 hasta (Grup 1), serviste takip edilmiş 91 hasta (Grup 2) ve yoğun bakım ünitesinde takip edilmiş 59 hasta (Grup 3) dahil edilmiştir. Araştırmada yaşam kalitesi, travma sonrası stress bozukluğu, kronik yorgunluk sendromu (tükenmişlik sendromu -fatigue), depresyon ve anksiyete, nefes darlığı, uyku kalitesi ve mental durum değerlendirilmesinde kullanılan Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HAD), Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Mini Mental Durum Testi (MMDT), Modifiye Medical Research Council Dispne Skalası (mMRC), Yorgunluk (fatique) Şiddet Ölçeği(FSS), EuroQol-5D-5L Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği, Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kısa Ölçeği (TSSBKÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların % 45,3 (n=136)' ü erkek ve % 54,7 (n=164)' si kadın idi. Hastaların yaş ortalamaları 57,17 (18-89) idi. HAD ölçeği-Anksiyete puanı grup-1' in % 4,7 (n=7), grup-2' nin % 15,4 (n=14), grup-3' ün % 23,7 (n=14)' sinde anormal olarak saptandı. COVİD-19 hastalık şiddeti arttıkça HAD ölçeği-Anksiyete puanının arttığı görüldü (p<0,001). HAD ölçeği-Depresyon puanı anormal olan hasta sayısı grup-1' de % 5,3 (n=8), grup-2' de % 14,3 (n=13), grup-3' te % 22 (n=13) olarak saptandı. Hastalık şiddeti ile HAD ölçeği-Depresyon puanı arasında anlamlı ilişki bulundu. Hastalık şiddeti arttıkça HAD ölçeği-Depresyon puanında artış tespit edildi (p<0,001). Grup-1' de bulunan hastaların % 81,3 (n=122) , grup-2' de % 47,3 (n=43) , grup-3' te % 54,2 (n=32)' ünde MMDT puanı ≥ 24 olarak saptandı. Daha şiddetli COVİD-19 hastalarında MMDT puanının daha yüksek olduğu görüldü (p <0,001). Post COVİD-19 dönemde PUKİ puanları gruplar arasında benzer bulundu, gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p=0,063). Yorgunluk Şiddet Ölçeği puanları ile gruplar arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p=0,779). Hastalık şiddeti arttıkça EQ-5D-5L indeks indeks skor ve Vizüel Analog Skala skorlarında azalma tespit edildi (p<0,001). COVİD-19 hastalığı geçiren hastalara travma sonrası stres bozukluğu kısa ölçeği uygulandı ve yapılan değerlendirmede 24 puan üzeri alan hasta saptanmadı. Sonuç: Post COVİD-19 dönemde hastaların bir kısmında uzamış semptomlar görülmektedir ancak bu semptomların patogenezi ve tedavisi ile ilgili görüş birliği henüz oluşmamıştır. Çeşitli anket, ölçek ve skalalar kullanılarak COViD-19' un uzun dönem etkileri saptanabilir. Çalışmamızda hastalık şiddeti ile ilişkili olarak uzun dönemde yorgunluk semptomunda artma, yaşam kalitesinde ve kognitif fonksiyonlarda azalma, anksiyete ve depresyon riskinde artma olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: COVİD-19, uzamış semptomlar, kronik yorgunluk, yaşam kalitesi
