Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • TezAçık Erişim2023
    Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören hastalarda serum çinko düzeyinin Covid-19 enfeksiyon şiddetine etkisi

    Haktan Aydın

    Giriş ve amaç: Aralık 2019'da Çin'in Wuhan kentinde çok sayıda akut pnömoni olgusuna neden olan yeni tip beta-koronavirüs tespit edilmiştir. Bu hastalık Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından COVİD-19 ismiyle tanımlanmış ve pandemi olarak kabul edilmiştir. Hastalık klinik olarak şiddetine göre 4 gruba ayrılmış, hafif, orta, şiddetli ve kritik seviye olarak değerlendirilmiştir. Hafif vakalar üst solunum yolu enfeksiyonu semptomları ile karakterize olup radyolojik bulgu saptanmaz. Orta vakalarda üst ve alt solunum yolu enfeksiyonu semptomları ile radyolojide pnömoni bulguları mevcuttur. Hafif ve orta grup vakaları bütün vakaların %81'ini oluşturmaktadır.Vakaların daha azı şiddetli ve kritik seviye vakalardır. Şiddetli vakalarda solunum sayısı >30/dk veya oksijen satürasyonu ≤ %93 veya PaO2/FiO2 ≤300 veya akciğer görüntülemesinde 2 gün içinde %50'den fazla progresyon meydana gelir. Yüksek miktarda oksijen tedavisi (FiO2) gereksinimine ek olarak solunum hızı> 30/dakika, şiddetli solunum semptomları varlığı, ortam havasında oksijen satürasyonu (SpO2) < %90, PaO2/FiO2 < 200 olan hastalar, non-invaziv mekanik ventilasyon (NIMV) veya invaziv mekanik ventilasyon (IMV) gereksinimi olan hastalar, kritik seviye olarak değerlendirilir ve genellikte yoğun bakım şartlarında takibe alınır. Viral enfeksiyonların önlenmesi ve yönetimi için bağışıklığı koruyucu dengeli beslenme esastır. Çinko büyüme, gelişme ve bağışıklık fonksiyonunun korunmasında önemli bir eser elementtir ve immünitede kritik rolü vardır. Biz çalışmamızda COVİD-19 real-time polimerazzincir reaksiyon testi (RT-PCR) pozitif olan, klinik ve radyolojik olarak COVİD-19 enfeksiyonu ile uyumlu olan hastalarda serum çinko düzeyleri ile COVİD-19 enfeksiyonunun laboratuvar (hastalığın progresyon ve şiddetini gösterdiği daha önceden kanıtlanmış olan DDimer, CRP (C-reaktif protein), Ferritin, fibrinojen, lökosit sayısı, lenfosit sayısı, ... vb.), bulgularının hastalık şiddeti ile arasındaki ilişkiyi görmek istedik. Ayrıca COVİD-19 enfeksiyonu nedeni ile asemptomatik veya hafif bulguları olan hastalar, COVİD-19 nedeniyle pnömoni olan hastalar veya COVİD-19 enfeksiyonu nedeni ile ARDS ve sitokin salınımı sendromu gelişerek solunum yetmezliği oluşan hastalardaki serum çinko düzeylerini karşılaştırmayı amaçladık. 2 Materyal ve Metot: Prospektif vaka kontrol çalışmamıza 1 Temmuz 2021- 1 Temmuz 2022 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi (EAH) Göğüs Hastalıkları, Acil COVİD-19 ve COVİD-19 Polikliniklerinde, COVİD-19 ilişkili servislerde, COVİD-19 yoğun bakımlarında tetkik ve tedavi edilen hastalar ve sağlıklı bireyler dahil edilmiştir. Hastalar kontrol (grup 1), ayaktan tedavi gören (grup 2), yatarak tedavi gören (grup3) ve yoğun bakım ünitesinde tedavi edilen (grup 4) gruplar şeklinde sınıflandırılmıştır. Hastalar biyokimyasal parametreler (açlık kan şekeri, glikolize hemoglobin (HbA1c), Lökosit, Lenfosit, hemoglobin, C-Reaktif protein, Kolesterol düzeyleri, D-Dimer, Prokalsitonin, Troponin-I ve serum çinko) bakılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: COVID-19 hastalarında serum çinko düzeylerinin hastalık şiddeti arttıkça azaldığı ancak mortalite ile ilişkisi olmadığı görülmüştür. Hastalardan alınan biyokimyasal parametrelerin (açlık kan şekeri, HbA1c, Lökosit, hemoglobin, C-Reaktif protein, Kolesterol düzeyleri, D-Dimer, Prokalsitonin, Troponin-I ve serum çinko) değerlendirilmesi sonucunda, serum lenfosit düzeyleri, serum kolesterol düzeyleri ve serum çinko düzeylerinde hastalık şiddeti arttıkça belirgin azalma görüldü. Diğer parametrelerde ise şiddetle birlikte serum düzey artışı söz konusuydu. Sonuç: COVİD-19 hastalarında serum çinko düzeylerine bakılarak hastalığın prognozu hakkında genel bir fikir sahibi olunabilir. COVİD-19'un şiddetli seyrettiği hastalarda mortalite artmaktadır. Hastalığın şiddetlenmesini engellemek için gerekli tedbirler erken dönemde alınabilir ve başta çinko olmak üzere eksik elementler takviye edilip hastalığın hafif geçirilmesine katkıda bulunulabilir. Ancakserum çinko düzeylerinin mortaliteyi belirlemesini değerlendirmek için daha geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç vardır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Özerk öğrenme ve öğrenci özerkliği üzerine yapılmış lisansüstü tezlerin incelenmesi

    İlkim Zülal Ölmez

    Bu çalışmada YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanında 1990-2023 yılları arasında yayımlanmış özerk öğrenme ve öğrenci özerkliği konulu 170 lisansüstü tez incelenmiştir. Söz konusu lisansüstü tezlere "özerk öğrenme", "öğrenci özerkliği" "kendi kendine öğrenme", "otonom öğrenme", "learner autonomy" ve "autonomous learning" anahtar kelimeleriyle yapılan tarama sonucunda ulaşılmıştır. İnceleme ölçütleri, "tezlerin yayımlandığı yıl, yayım dili, yayım türü, konu alanları, bağlı oldukları enstitüler, araştırma yöntemleri, amacı, örneklemleri, veri toplama araçları, bulguları, sonuçları ve önerileri" olarak belirlenmiştir. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Dokümanlar ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Veriler betimsel içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, tezlerde özerk öğrenmenin temel prensipleri, öğrenci özerkliğinin teşvik edilmesinde öğretmenlerin rolü, teknolojinin kullanımı ve özerk öğrenme ortamlarının tasarımı gibi çeşitli konular ele alınmaktadır. Tezlerin büyük çoğunluğunun İngilizce dilinde hazırlandığı, az sayıda Türkçe çalışma olduğu görülmüştür. Alan yazında hazırlanacak yeni Türkçe çalışmalarla, yerel öğrenci kitlesine daha uygun ve etkili özerklik odaklı eğitim yaklaşımlarının geliştirilebileceği düşünülmektedir. Yüksek lisans tez çalışmalarının sayısının doktora tez çalışmalarına göre daha fazla olduğu gözlenmiştir. Yapılan çalışmalar en çok eğitim bilimleri ve sosyal bilimler enstitüsüne bağlı birimlerde gerçekleştirilmiştir. Tezlerde çoğunlukla amaçlı ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. İncelenen çalışmalarda en yaygın olarak tercih edilen yöntem nicel araştırma ve bu yöntemle gerçekleştirilen desenlerin içinde en sık kullanılanı ise tarama desenidir. En yaygın kullanılan veri toplama araçları anket ve görüşmedir. Tezlerin amaçları incelendiğinde özerk öğrenmeyi geliştirmeye yönelik uygulamalar geliştirmek ve bir değişken üzerindeki etkiyi belirlemek gibi hedefler belirlendiği görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Kur'an'da bir davranış biçimi olarak vakar

    Tuğba Albayrak

    "Kur'an'da Bir Davranış Biçimi Olarak Vakar" isimli bu çalışmamızın ilk bölümünde Kur'an'i kavramlardan biri olan "vakar" kavramının tanımı ve tahlili yapılmış; kelimenin sözlük ve terim anlamı, eş ve zıt anlamlıları, Kur'an-ı Kerimdeki kullanım alanları incelenmiştir. İkinci bölümde ise Kur'an'ın ışığında vakar kavramının bireyin inanç, ibadet, sosyal hayat ve bireysel davranışlarına yansımaları ele alınmıştır. Vakarlı davranış; Kur'an ve sünnette övülen, müminin ahlakını iyi yönde şekillendirecek olan davranış modellerinden biridir. İslam ahlakında kendine has geniş bir içeriği olan bu davranış, insanın fiillerini dengeleyen unsurdur. Vakarın içinde barındırdığı davranışlar; kişinin konuşmasından, yürümesine, yeme içmesinden, giyim kuşamına, gülmesinden ağlamasına, ibadetlerinden, ahlakına kadar birçok konuda kendini göstermektedir. Ayrıca aile, akraba, arkadaşlık, dostluk, komşuluk vb. sosyal ilişkilerde de karşımıza çıkan vakarlı davranış, bahsettiğimiz bireysel ve toplumsal alanlarda kişiye onurlu bir duruş sergilemesini sağlayan ahlaki bir erdemliliktir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Abdullah Doğan'ın Adıyaman yöresi masalları adlı çalışmasının değerler eğitimi açısından incelenmesi

    Pınar Doğan

    Değerler eğitimi, bireylerde ahlaki ve etik karar vermenin yanı sıra sosyal ve duygusal iyilik halini geliştirmeyi amaçlayan eğitimin önemli bir yönüdür. Değerler eğitimi için etkili bir araç, peri masallarının ve diğer edebi eserlerin kullanılmasıdır. Peri masalları, nesilden nesile aktarılan ve genellikle önemli mesajlar ve değerler içeren geleneksel bir hikâye anlatma biçimidir. Edebiyatı değerler eğitimi için kullanmanın çeşitli faydaları vardır. Bu tezin amacı Abdullah DOĞAN'ın Adıyaman Bölgesi'ndeki çalışmalarında ortaya koyduğu masalları değerler eğitimi açısından analiz etmektir. Çalışmada var olan değerlerin tespiti için Adıyaman Yöresi Masallarının yer aldığı kaynağı, içerik analizi nitel araştırma yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Bu kapsamda bu çalışma, masalları sundukları değerlere göre okumayı, özetlemeyi, dosyalamayı ve sınıflandırmayı içeren bir araştırma metodunu içermektedir. Masallar farklı kavramlarla beraber dürüstlük, nezaket, saygı, cesaret, sorumluluk, sevgi, hoşgörü, vefa, sebat, adalet, merhamet, fedakârlık, alçakgönüllülük, güvenilirlik, dua, sadakat gibi toplam 39 değer belirlenerek farklı kategoriler altında toplanmıştır. Tez çerçevesinde ortaya çıkan bulgular Abdullah DOĞAN'ın Adıyaman Bölgesi'ndeki derlediği masalların değerler eğitimi için önemli olan bir dizi değerler içerdiğini göstermektedir. Bu değerler, bireylerin ahlaki ve etik karar vermelerinin yanı sıra sosyal ve duygusal iyilik hallerinin gelişimine katkıda bulunma potansiyeline sahiptir. Bu çalışmanın sonuçları, masalların ve diğer edebi eserlerin değerler eğitimi için bir araç olarak kullanılmasının önemine dair fikir vermektedir.

  • TezAçık Erişim2023
    Diabetes mellituslu hastalarda D vitamini ve parathormon düzeyinin mikrovasküler komplikasyonlarla ilişkisi

    Batuhan Baybars Durmuş

    Giriş: Diyabetin neden olduğu mortalite ve morbiditenin büyük bir kısmını vasküler komplikasyonlar oluşturmaktadır. D vitamininin glikoz metabolizması üzerinde önemli etkileri vardır. D vitamini insülin sentezine katkıda bulunur ve insüline karşı gelişen periferik direncin azalmasında rol oynar. Ayrıca D vitamini renin anjiotensin aldosteron sistemini baskılayıp albüminüriyi azaltırken, anti-inflamatuar, immünmodülatör ve hücre proliferasyonu düzenleyici etkileri de vardır. Fakat D vitamini eksikliği ve gelişen sekonder hiperparatiroidinin mikrovasküler komplikasyonlar ile ilişkisi net değildir. Bu çalışmada D vitamini ve Parathormon (PTH) düzeylerinin diyabetik nöropati, retinopati ve nefropati ile ilişkisini değerlendirmeyi amaçladık. Materyal ve Metod: Kesitsel nitelikteki bu çalışmaya 18 yaş üzeri Diabetes Mellitus tanısı olan 510 hasta dahil edilmiştir. Klinik bilgiler değerlendirilerek laboratuvar sonuçları tıbbi kayıtların incelenmesi yoluyla elde edilmiştir. Hastalar D vitamini seviyesine göre eksiklik (D vitamini < 10 ng/mL), yetersizlik (10 ng/mL ≤ D vitamini < 20 ng/mL) ve D vitamini yeterli (D vitamini ≥ 20 ng/mL) olarak üç gruba ayrıldı. Parathormon düzeyinin≥88 pg/mL olması hiperparatiroidi olarak tanımlandı. Gruplar arasında mikrovasküler komplikasyonların oranları araştırıldı. Bulgular: Hastalar D vitamini düzeyine göre gruplandırıldığında, gruplar arasında diyabetik nefropati ve diyabetik retinopati açısından istatistiksel olarak anlamlı fark varken diyabetik nöropati açısından fark yoktu. D vitamini düzeyi arttıkça diyabetik nefropati ve diyabetik retinopati sıklığının azaldığı görüldü. Hastalar PTH düzeyine göre gruplandırıldığında, gruplar arasında diyabetik nefropati açısından istatistiksel olarak anlamlı fark varken, diyabetik retinopati ve diyabetik nöropati açısından fark yoktu. PTH düzeyi arttıkça diyabetik nefropati görülme sıklığının arttığı görüldü. D vitamininin diyabetik retinopatinin bağımsız öngördürcüsü olduğu, PTH'ın ise diyabetik nefropatinin bağımsız öngördürücüsü olduğu saptandı. Sonuç: Diyabetik hastalarda D Vitamini eksikliğinin taranması ve D vitamini takviyesi sağlanması hem kan şekeri regülasyonunu sağlamada hem de diyabetik nefropati ve diyabetik retinopati gelişimini önlemede faydalı olabilir. Ayrıca klinik pratikte, D vitamini seviyesine ek olarak, çalışmamızda tespit etmiş olduğumuz PTH ve diyabetik nefropati ilişkisi nedeni ile, diyabet hastalarında PTH düzeyi takibi ek fayda sağlayabilir. Diyabete bağlı mikrovasküler komplikasyonlar ile D vitamini ve PTH seviyesi ilişkisini araştıracak, sebep sonuç ilişkisini ortaya koymayı amaçlayan çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Diabetes Mellitus, D vitamini, Parathormon, Diyabetik Mikrovasküler Komplikasyonlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ortaokul öğrencilerinde akran zorbalığının psikososyal yordayıcıları: Bir model testi

    Zuhal Yöntem

    Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinde akran zorbalığının psikososyal yordayıcılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla akran zorbalığı, okul kültürü, ebeveyn kabul-reddi, temel psikolojik ihtiyaçlar ve sosyal duygusal öğrenme becerileri ile oluşturulan hipotetik model test edilmiştir. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Tokat ili genelinde yer alan ortaokullarda öğrenim gören öğrenciler arasından seçkisiz atama yöntemiyle belirlenen 565 ortaokul öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Zorbalık Eğilimi Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, Ergenlerde Sosyal ve Duygusal Öğrenme Ölçeği, Okul Kültürü Ölçeği ve Ebeveyn Kabul-Reddi Ölçeği-Çocuk Formu ile elde edilmiş, verilerin analizinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; ortaokul öğrencilerinde sosyal ve duygusal öğrenme becerileri ve okul kültürü zorbalık eğilimini doğrudan yordamaktadır. Temel psikolojik ihtiyaçlar zorbalık eğilimini sosyal duygusal öğrenme becerileri aracılığıyla, okul kültürü zorbalık eğilimini temel psikolojik ihtiyaçlar ve sosyal duygusal öğrenme becerileri aracılığıyla yordamaktadır. Ebeveyn kabul-reddi zorbalık eğilimini sosyal duygusal öğrenme becerileri aracılığıyla yordamaktadır. Ebeveyn kabul-reddi zorbalık eğilimini temel psikolojik ihtiyaçlar ve sosyal duygusal öğrenme becerileri aracılığıyla yordamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ergenlerde dijital bağımlılığı açıklamaya yönelik bir model: Benlik algısının, sosyal-duygusal öğrenmenin, ebeveyn ve arkadaş ilişkilerinin rolü

    Semih Erez

    Bu araştırmada ergenlerde dijital bağımlılık düzeylerinin benlik algısı, ebeveyn ilişkileri, arkadaş ilişkileri ve sosyal duygusal öğrenme becerileri ile oluşturulan çoklu doğrusal regresyon modeli ile incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, iki ya da daha fazla sayıdaki değişken arasındaki değişimin varlığını belirlemeyi amaçladığından yordamaya yönelik korelasyonel bir çalışmadır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Erzincan ilinde yer alan orta öğretim okullarında öğrenim gören öğrenciler arasından seçkisiz atama yöntemiyle belirlenen 504 lise öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Ergen-Ebeveyn İlişkileri Ölçeği, Arkadaşlık Kalitesi Ölçeği, Benlik Algısı Ölçeği ve Sosyal ve Duygusal Öğrenme Ölçeği ile elde edilmiş, verilerin analizinde Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre benlik algısı, ebeveyn ilişkileri ve sosyal ve duygusal öğrenme becerilerinin ergenlerin dijital bağımlılık düzeylerinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu; arkadaş ilişkileri değişkeninin ise anlamlı bir yordayıcısı olmadığı görülmüştür. Ayrıca, araştırma kapsamında geliştirilen modelin ergenlerde dijital bağımlılığa ilişkin toplam varyansın yaklaşık %27'sini açıkladığı tespit edilmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Osmanlı Devleti taşrasında şikâyet hakkı ve mekanizması: Erzurum eyaleti (1742-1800)

    Mehmet Koçyiğit

    Çalışmada Osmanlı Devleti'nin önemli eyaletlerinden birisi olan Erzurum eyaletinde yaşayan halkın 1742-1800 yılları arasında Erzurum Ahkâm Defterlerine yansıyan sosyal, ekonomik, idari, adli vb. sorunları incelenmiştir. Bu konunun seçilmesinde en önemli neden, incelenen döneme ve kaynaklara ait yeterli çalışmanın bulunmamasıdır. Çalışmanın ana kaynağı olan Ahkâm Defterleri, şikâyeti için Divan-ı Hümayuna giden halkın sorunları ve bu sorunlara önerilen çözümlerin kaydedildiği divan tutanaklarıdır. Erzurum Ahkâm Defterlerine kaydedilmiş hükümlerden elde edilen bilgiler, halkın gündelik yaşamı ve sorunları hakkında bilgiler verirken dönemin değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Devletin içerisinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumun etkilerini halk, yöneticiler ve diğer görevliler üzerinde görebilmek mümkündür. Çalışmanın ortaya çıkarmayı amaçladığı konulardan biride merkez ve taşra ilişkileridir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde Osmanlı Hukuk'u ve şikâyet mekanizması incelenmiştir. İkinci Bölümde Erzurum eyaletinde şikâyet sisteminin oluşumu-işleyişi, halkın Divan-ı Hümayuna başvuru hakkı ile başvuru şekillerine değinilmiştir. Divana şikâyetini sunan kişilerin ikamet ettikleri bölge ve statüleri gibi özellikler çeşitli açılardan değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise halkın genel şikâyetleri üzerinden değerlendirilen güvenlik, miri toprak rejimi, vakıf, miras, borç-alacak, şahsa müdahale, su anlaşmazlıkları, göç vb. konular, grafiksel tablolarla desteklenerek istatiksel veriler ile değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise çalışmada tafsilatlı bahsedilen çıkarımlar genel hatlarıyla ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erzurum Eyaleti, Erzurum Ahkâm Defterleri, Şikâyet, Divan-ı Hümayun, XVIII. yüzyıl

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Muhasebe meslek mensupları ve çalışanlarının iş stresi, iş tatmini ve iş performansı arasındaki ilişki üzerine Erzincan ilinde bir araştırma

    Eylem Barlas

    Muhasebe meslek mensupları ve onlara bağlı çalışanların pek çok etmenin etkisi altında kalmakla birlikte özellikle iş stresini yoğun olarak yaşamaktadırlar. Literatürde yer alan pek çok çalışmada iş stresinin iş performansı ve iş tatmin düzeylerini etkileyen önemli bir değişken olduğu görülmüştür. İş tatmin düzeyleri yüksek olan çalışanların iş performansının yüksek olacağı aşikardır. Bu çalışma muhasebe mesleğinin geleceği açısından gerekli tespitlerin ve iyileştirmelerin yapılması için iş tatmini, iş performansı ve iş stresi arasındaki ilişkilerin araştırılmasını hedeflemektedir. Araştırmanın ana kütlesini Erzincan'da görev yapan 202 muhasebe meslek mensubu ve çalışanı oluşturmaktadır. 202 adet anket formu değerlendirmeye alınmıştır. SPSS 21 ve AMOS 24 istatistiki paket programları aracılığıyla yapılan analizler sonucunda iş stresi ve iş tatmini arasında anlamlı ve negatif yönde, iş tatmini ve iş performansı arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Fakat iş stresi ve iş performansı arasında bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca değişkenler açısından cinsiyet, eğitim, durumu, yaş ve çalışma sürelerinde farklılıklar olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Çağdaşlaşma yolunda iki farklı izdüşüm: Mehmed Cavid Bey ve Musa Akyiğitzade

    Seher Büşra Tokay

    Osmanlı İmparatorluğu'ndan yeni bir rejim olan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde, iktisadi sistemi yönlendiren çeşitli düşünceler ortaya atılmış ve birçok fikir tartışılmıştır. Bu fikirleri ortaya atan iktisadi düşünürler sayıca fazladır. Sakızlı Ohannes, Namık Kemal, Ahmet Midhat Efendi, Hüseyin Hilmi Bey ve Ziya Gökalp bu konuda zikredebileceğimiz düşünürler arasında gösterilebilir. Ancak, çalışmamıza esas teşkil eden düşünürler Mehmed Cavid Bey ve Musa Akyiğitzade'dir. Mehmed Cavid Bey iktisat, istatistik ve matematik alanlarında uzman olup bir devlet adamı olarak Osmanlı'ya hizmet etmiştir. Musa Akyiğitzade ise edebiyat, iktisat ve dil bilimi alanlarında kendisini yetiştirmiş bir Osmanlı aydınıdır. Mehmed Cavid Bey ve Musa Akyiğitzade'nin iktisadi görüşleri, liberal iktisat ve korumacı iktisat politikaları bağlamında irdelenmiştir. Daha detaylı bir söylemle Mehmed Cavid Bey ve Musa Akyiğitzade'nin eserlerinden hareketle savundukları iktisat politikaları, iktisadi sistemi yönlendirmede bu politikaları ne kadar başarıyla savundukları, bahsi geçen politikaların iktisadi sisteme çözüm önerileri ve bu önerilerin gerekli olup olmadığı incelenmiştir. İktisat politikaları incelenirken; Heterodoks ve Ortodoks iktisat kavramlarına da değinilmiştir. Nihai olarak; Osmanlı'nın geleneksel iktisadi yapısı ve liberal iktisadi politikaları yürütecek bir zemininin olmaması nedeniyle Heterodoks iktisadın (korumacı iktisadi politikanın) Osmanlı iktisadi zihniyetine daha uygun olduğu çıkarımı yapılmıştır. Çünkü Ortodoks iktisat içerisinde yer alan liberal iktisadi politika Osmanlı pratiğinde bir katma değer yaratmamıştır. Bu durumun sebebi ise Osmanlı yönetim ve denetim mekanizmasının eksikliği olarak gösterilebilir. Anahtar Kelimeler: Mehmed Cavid Bey, Musa Akyiğitzade, Liberal İktisadi Politika, Korumacı İktisadi Politika.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Okuma güçlüğü olan öğrencilerin fonolojik farkındalık ve okuma düzeylerinin gelişmesinde müzik eğitimi

    Beyza Nur Avci

    Bu araştırmada, disleksi tanısı alan öğrencilerin Türkçe okuma becerilerinin geliştirilmesinde müzik eğitiminin etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada eylem araştırması deseni işe koşulmuştur. Araştırmada ölçüt örneklemi yöntemi kullanılmış; örneklem grubu seçilirken 3-4.sınıfta öğrenim gören, disleksi tanısı almış olan bir öğrenci seçilmesi hedeflenmiştir. Buna göre örneklem grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Şırnak il merkezine bağlı bir ilkokulda 3.sınıfta öğrenim gören bir erkek öğrenci oluşturmaktadır. Müzik eğitimin okumaya etkisini belirlemek amacıyla 6 haftalık bir müzik eğitimi programı uygulanmıştır. Uygulanan bu program disleksi tanısı almış bireylerin müzik eğitiminde kullanılan yöntemlerden biri olan "Çok Duyulu" (Multisensory) öğretim yaklaşımına dayanarak hazırlanmıştır. Araştırmada müziğin okumayı nasıl ve hangi yönlerde etkilediği ortaya koyulmak istenmiştir. Çalışma verileri, uygulamadan önce ve sonra olmak üzere "Yanlış Analizi Envanteri", "Fonolojik Farkındalık Ölçeği", "Özel Öğrenme Güçlüğü Gözlem Formu" ve "Görüşme Formu" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda, müziğin fonolojik farkındalığı etkileyerek okuma düzeyini geliştirdiği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Göçmenlerin sosyal kaynaşmasında sosyal sermaye, pozitif psikolojik sermaye, umut ve ekonomik beklentilerin etkisi: Erzincan'a yerleştirilen Ahıska Türkleri örneği

    Burcu Kaya

    Sosyal kaynaşma, toplumu oluşturan farklı etnik köken, farklı dini inanç, sosyal sınıf veya göçmen bireylerin demokratik kurallar içerisinde eşitlik ve özgürlük temelli birlik ve beraberliğini sağlar. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin en temel sorunlarından biri olan "göçmenlerin sosyal kaynaşması"na bilimsel bir çalışmayla çözüm önerisi geliştirmektir. Sosyal kaynaşma ile bireylerin pozitif psikolojik sermayeleri, ekonomik beklentileri, umutları ve sosyal sermayeleri arasındaki ilişki hipotetik bir model oluşturularak analiz edilmiştir. Analizde Erzincan İli Üzümlü İlçesi'ne yerleştirilen Ahıska Türkleri arasından tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen 269 göçmenle yapılan anket çalışmasından elde edilen kesit veriler kullanılmıştır. Veriler, Yapısal Eşitlik Modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli sonucu: Pozitif Psikolojik Sermaye'nin Sosyal Kaynaşma'yı pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde (γ = 0.82; t = 7.65); Ekonomik Beklenti'nin Sosyal Kaynaşma'yı pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde (γ = 0.85; t = 12.69); Umut'un Sosyal Kaynaşma'yı pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde (γ = 0.85; t = 9.93) ve Sosyal Sermaye'nin Sosyal Kaynaşma'yı pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde (γ = 0.67; t = 6.09) etkilediği bulunmuştur. Çalışma, Üzümlü İlçesi'ne yerleşmiş az sayıda Ahıska Türküyle ve dar bir alanda yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler : Sosyal Kaynaşma, Sosyal Sermaye, Pozitif Psikolojik Sermaye, Umut, Ekonomik Beklenti

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Perlitli beton ve geleneksel betondan üretilmiş küp numunelerde beton ve donatı arasındaki aderans dayanımının incelenmesi

    Ronahi Ertaş

    Geleneksel beton üretiminde maliyetlerin yüksek olması ve çevreye verilen zararlar araştırmacıları alternatif malzeme arayışlarına yönlendirmiştir. Bu bağlamda gerçekleştirilen çalışmalarda betonun hem malzeme mekanik özelliklerini iyileştirmek, hem de ekonomik ürün ortaya koymak amaç edinilmiştir. Mevcut literatür incelendiğinde betona farklı hacimsel oranlarda uçucu kül, yüksek fırın cürufu, atık lastik, çelik tel ve plastik fiber gibi malzemeler eklenerek veya beton bileşeninde yer alan geleneksel agrega yerine doğal perlit gibi hafif, sürdürülebilir, ekonomik malzemeler kullanılarak betonun değişen malzeme mekanik özellikleri incelenmiştir. Donatı ile beton arasındaki aderans-donatı sıyrılması ilişkisi beton basınç sınıfı, donatı çapı, gömülme derinliği, beton boşluk yapısı gibi birçok faktöre bağlıdır. Bu çalışmada, 25 MPa ve 40 MPa basınç dayanımına ve 20 mm ve 40 mm pas payına sahip toplam 24 adet küp numunesinin geleneksel agrega ve doğal perlit agregası ile üretilerek, beton sınıfı, pas payı ve perlit kullanımı parametrelerinin donatı ile beton arasındaki aderans-donatı sıyrılması ilişkisine etkisinin araştırılmıştır. Yürütülen araştırmadan, geleneksel beton ve doğal perlit ile üretilen betonların beton basınç dayanımı ve pas payı parametrelerinin artırılması ile aderans dayanımının iyileştiği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Anadolu'da Moğol-Tatar boyları ve Türk-İslam kültürüne katkıları

    Emel Kaymakçı

    Asya ve Avrupa arasında köprü konumunda bulunan Türkiye toprakları farklı kültür ve medeniyetleri bünyesinde barındırmıştır. XI. asırda Türklerin Anadolu topraklarına akınları neticesinde boylar halinde Anadolu'ya yerleşen Türkler/Türkmenler Anadolu'da hâkim unsur haline gelip diğer kültürlere mensup olan insanları da etkilediler. Yoğun bir şekilde Anadolu'ya gelen Türkler Anadolu'nun Türkleşmesini ve İslâmlaşmasını sağladılar. Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslâmlaşmasının devam ettiği asırlar içinde XIII. yüzyılın başlarında Doğu Moğolistan'da yaşayan boyları 603/1206 yılında bir araya getirerek Moğol-Türk Hânlığı'nı kuran Timuçin, Cengiz Hân unvanını aldı. Çin üzerine yaptığı seferlerle Çin hâkimiyetini sağladıktan sonra batıya yöneldi. Türkiye Selçuklu Devleti ile Moğol Hânlığı arasında tampon bölge konumunda bulunan ve Hârezmşâhlı Devleti tarafından idare edilen bölgelerin 616/1220 yılından sonra Moğollar tarafından ele geçirilmesi ve kaçan Hârezmşâhlıların takibi sonucunda Moğol Hânlığı ile Türkiye Selçuklu Devleti sınır komşusu oldu. 641/1243 yılında Selçuklular ve Moğollar arasında yaşanan Kösedağ Savaşı Moğolların Anadolu hâkimiyetini başlattı. Türkiye Selçuklu Devleti 676/1277 yılından sonra yıkılış dönemine girdiği için İlhânlı Devleti tarafından Moğol boyları Türkiye'ye yönlendirildiler. Bu nedenle akın akın Türkiye'ye gelen Moğol boyları Anadolu Türk kültürüne silinmez izler bıraktılar. Bu çalışmada Türkiye'de Moğol-Tatar boylarının yerleşmeleri, yerleştikleri bölgelerde Anadolu Türk kültürüne katkıları, İslâmlaşmaları ve bu nedenle kadim köklere sahip olan Türk kültürü içerisinde yoğrulup Türkleşmelerinin sonucunda ortaya çıkan değişimler tahlil edildi. Anahtar Kelimeler: Türkler, Moğollar, Selçuklular, Celâyirliler, Sulduzlar.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Orta Asya Türk devletleri anayasalarında hukuk devleti anlayışı

    Meıramkul Issayeva

    "Orta Asya Türk Devletleri Anayasalarında Hukuk Devleti Anlayışı" başlıklı tezde hukuk devleti kavramı ve gelişim süreci ele alınarak hukuk devletini oluşturan temel ilkeler (hukuki güvenlik, kanun önünde eşitlik, insan haklarının korunması, erkler ayrılığı ve bağımsız yargı) üzerinden bağımsızlık sonrası Orta Asya Türk Devletleri (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan) anayasaları bağlamında karşılaştırmalı bir inceleme yapılmıştır. 20 yy. başlarında bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya Türk Devletleri uluslararası siyasi haritada yeni devletler olarak konumlarını belirlerken, bir devletin en önemli unsuru olan yeni anayasalarını kabul etmiştir. Bu devletler yeni devlet olarak iç ve dış mekanizmalarını yapılandırma sürecinde, şartlara mukabil anayasalarını birkaç kere değiştirerek hukuk sistemlerini reforme etmişlerdir. Bu değişikliklerin başka amaçları yanında, en önemli amacı da hukuk devletini geliştirmeye yönelik olduğu görülmüş ve Orta Asya Türk Devletlerinin anayasalarında, hukuk devletine yönelik bu değişim ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Lise öğrencilerinde psikolojik iyi oluş, algılanan sosyal destek ve riskli davranışlar arasındaki ilişkilerin incelenmesi

    Utku Can

    Bu araştırmada lise öğrencilerindeki algılanan sosyal destek, psikolojik iyi oluş ve riskli davranışlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Öğrencilerin algıladıkları sosyal destekleri, psikolojik iyi oluşları ve riskli davranışları bazı demografik değişkenlere göre incelenmiştir. Çalışma grubu; 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Elazığ'da bulunan ortaöğretim kurumlarında öğrenimine devam eden gönüllü 715 öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Riskli Davranışlar Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde Mann Whitney U, Kruskal-Wallis ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon Testi ile Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin algıladıkları sosyal destek, psikolojik iyi oluş ve riskli davranışlar toplam puanlarının cinsiyet, okul türü ve sınıf düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyi ve psikolojik iyi oluş düzeyi ile riskli davranışlar düzeyi arasında negatif yönde anlamlı düzeyde yüksek bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizinde ise, algılanan sosyal destek ve psikolojik iyi oluşun riskli davranışlar değişkeninin anlamlı yordayıcıları olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Riskli Davranışlar, Psikolojik İyi Oluş ve Algılanan Sosyal Destek

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik rollerini yerine getirme düzeyleri ile akademik iyimserlik düzeylerinin incelenmesi

    Bünyamin Efe

    Araştırma, Erzincan İlinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik ve akademik iyimserlik düzeylerinin belirlemek ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel (ilişkisel) tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada ilkokulda görev yapan sınıf öğretmenlerinin düşüncelerine göre öğretimsel liderlik ve akademik iyimserlik rollerinin cinsiyet, medeni durum, öğretmenlik yılı, kıdem, sınıf durumu, öğrenim düzeyi ve okulun bulunduğu yerleşim yeri değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Sınıf Öğretmenlerinin Öğretimsel Liderlik Davranışlarını Belirleme Anketi" ve "Akademik İyimserlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatiksel çözümlemeleri için; frekans, yüzde dağılımı, aritmetik ortalama, standart sapma, çarpıklık basıklık durumu, t testi, Anova testi, Pearson korelasyon ve Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlik ve akademik iyimserlik düzeylerinin iyi ve yüksek düzeyde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların bazı demografik verilerine göre farklılaşmalar incelenmiş ve çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Yapılan korelasyon (Pearson Corelasyon) analizi sonucunda sınıf öğretmenlerinin öğretimsel liderlikleri ile akademik iyimserlikleri arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Kuzey Erzincan ve köyleri

    Samet Uysal

    Bu çalışmada, Osmanlı Devleti‟nde Erzincan sınırları içerisinde idari olarak bir kısma ayrılmış olan Kuzey Erzincan nahiyesi ve nahiyeye bağlı köyleri tarihi süreç içerisinde incelenmiştir. Köylerin kurulmuş olduğu yerlerin coğrafyaları teker teker incelenmiş ve analiz edilmiştir. Bu analizin sonucunda köyler kuruldukları yere göre üçe ayırılmıştır; Dağlara ve yamaçlara kurulmuş köyler, su kaynaklarının kenarına kurulmuş köyler ve ovaya kurulmuş köyler. Çalışmada köylerin isimlerinin menşeleri hakkında da araştırma yapılmıştır. Köy isimleri isim alış şekline göre dörde ayrılmaktadır; İsmini bulunduğu yerden alan köyler, ismini kurucusundan alan köyler, ismini içinde bulundurduğu Türkmen aşiret ve cemaatinden alan köyler ve son olarak ismini Türk kültür ve geleneğinden alan köyler olarak sınıflandırabiliriz. Köylerdeki nüfus hareketleri 1516-1835 tarihleri aralığında incelenmiş demografik yapıları tablolaştırılmıştır. Köylerde yaşanan olaylar, örneğin bir cami yapılması ve bununla ilgili açılış töreni, bir evlilik veya veraset gibi konular da çalışmada incelenmiştir. Çalışmada arşiv kaynaklarına göre Kuzey Erzincan‟ın her köyünün üretim potansiyeli, mahsulleri ve köylerle ilgili asayiş raporları hakkında bilgiler de sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kuzey, Erzincan, Nahiye, Karye

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Spor örgütlerinde çalışanların spor farkındalık düzeyleri ile iş performansları arasındaki ilişki

    Kübra Uğan

    Amaç: Bu çalışmanın amacı; Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışanların spor farkındalık düzeyleri ile iş performanslarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesidir. Materyal ve Metot: Bu çalışma, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı tüm kuruluşlardaki çalışanlar üzerine yapılan bir nicel araştırmadır. Toplam 597 çalışandan oluşan örneklem, Erzurum, Trabzon, Kocaeli, Manisa, Adana, Konya ve Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri'nde çalışan 246 kadın ve 351 erkekten oluşmaktadır. Veri analizlerinde Kruskal-Wallis H testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Anlamlı karşılaştırmalarda Bonferroni düzeltmesi testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma, cinsiyet, fakülte türü, spor alışkanlıkları, eğitim düzeyi, görev süresi ve spor türüne bağlı olarak anlamlı farklar tespit etti. Ancak, medeni durum, gelir, ünvan ve genel spor türü arasında anlamlı fark gözlenmedi. Spor farkındalık seviyeleri erkekler lehine yüksek bulundu, Spor Bilimleri mezunlarının farkındalık ve iş performansı diğer mezunlardan daha yüksekti. Yaş arttıkça iş performansı artış gösterdi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanlarının spor farkındalık seviyeleri ile iş performansları arasında pozitif ilişki bulundu Sonuç: Spor bakanlığı çalışanlarında eğitim düzeyi ve yaş ile beraber iş performansının da arttığı, Spor Bilimleri Fakülltesi mezunlarının spor farkındalık düzeyi ve iş performansının daha yüksek olduğu görülmektedir. Gençlik ve spor müdürlüklerinde çalışan personelin spor farkındalık düzeyleri arttıkça iş performanslarının da arttığı söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Alevi bireylerde inanç tutumu ve prososyal davranışların incelenmesi: İstanbul ili örneği

    Fikriye Ünlü

    Alevi bireyler, özellikle kırsaldan kente olan göçle birlikte Sünni inanca sahip bireyler/gruplar ile kent hayatında karşılaşmakta ve aralarındaki sosyal mesafe giderek azalmaktadır. Gerek iş hayatında gerek komşuluk ilişkilerinde gerekse çeşitli kültürel ve sosyal aktiviteler vasıtasıyla mesafelerin azalmasıyla etkileşim halinde olan iki grup arasında inanç ve davranış noktasında değişim-dönüşüm hatta başkalaşım olduğu görülmektedir. Bu çalışma, Alevi inanca mensup bireylerin inanç tutumları ve prososyal davranışları arasındaki değerlendirmeyi konu edinmektedir. Araştırma, ülkemizin çeşitli bölgelerinden göç alan, farklı kültür ve inancın bir arada bulunduğu İstanbul ilinde ikamet eden Alevi inancına mensup bireylerle yapılmıştır. İnançlarını farklı düzeylerde yaşayan 9'u kadın, 6'sı erkek toplam 15 katılımcı ile yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara, inanç olarak kendilerini nasıl tanımladıkları, ibadet noktasındaki tutumları ve diğerkamlık, yardımseverlik, empati gibi olumlu sosyal davranışlarda inancın rolü, ve Sünni inanç ile ilişkilerine yönelik açık uçlu sorular sorulmuştur. Alevi bireylerin prososyal davranışları uygulamada kimlik veya inancın etkili olmadığı, bu davranışların Alevi inancının temel öğretisi olarak kabul edildiği gözlemlenmiştir. Cem ritüeli içeriği ve musahiplik gibi kurumların bu sosyal davranışların yaygınlaşmasında rol oynadığı kanısına varılmıştır. Bununla birlikte Alevi bireylerde grup içi yanlılığın olumlu grup dışı yanlılığın ise olumsuz olduğunun gözlemlendiği durumlar da söz konusu olmuştur. Bu çalışma, Alevi bireylerin inanç tutum ve anlayışlarının, sosyal etkileşimler ve bireysel davranışlar üzerindeki etkisini daha iyi anlamamıza katkı sunmayı amaçlamaktadır.