Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin ve ebeveynlerinin matematik kaygılarının incelenmesi
Mehmet Said Gende
Bu araştırmada, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin ve ebeveynlerinin matematik kaygılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bingöl il merkezindeki ilkokul 4. sınıflarda öğrenim gören, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilirlik örnekleme yöntemiyle seçilen ve gönüllülük esasına göre araştırmaya katılmak isteyen, 198 öğrenci ve bu öğrencilerin ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmada verileri toplama aracı olarak "Ebeveyn Matematik Kaygısı Ölçeği", "Matematik Kaygı Ölçeği" ve "Matematik Başarı Testi" kullanılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla grup karşılaştırmaları için tek yönlü varyans analizi ve anlamlı farklılık olan grupları belirlemek için Post-Hoc testlerinden Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin matematik kaygı düzeyi ile matematik başarı düzeyi yüksek, velilerin çocuklarının matematik başarısına ilişkin kaygı düzeyi ise düşük çıkmıştır. Bunun yanında velilerin çocuklarının matematik başarısına ilişkin kaygıları, öğrencilerin matematik kaygıları ve öğrencilerin matematik başarıları cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada, öğrencilerin matematik kaygıları ile matematik başarıları, velilerin çocuklarının matematik başarısına ilişkin kaygıları ile öğrencilerin matematik başarıları anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Yüksek başarıya sahip olan öğrencilerin, orta ve düşük başarıya sahip olan öğrencilere göre anlamlı bir şekilde daha fazla matematik kaygısı taşıdığı görülmüştür. Yüksek matematik başarısına sahip olan öğrencilerin velilerinin çocuklarının matematik başarısına ilişkin kaygı puanlarının orta ve düşük matematik başarısı gösteren öğrencilerin velilerine göre anlamlı bir şekilde düşük olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Dijital kütüphanelerin eğitim ortamında içselleştirilmesi ve etkinleştirilmesi: Europeana ve EBA örneği
Rıdvan Kalkan
Bu çalışmada modern dijital öğrenme ortamlarının öğrenmeyi öğrenme ihtiyacı duyan öğretmenlere ve öğrencilere yönelik dijital kavramını çeşitli olgularıyla ele alarak e-öğrenme gibi farklı öğrenme stillerine yönelik karşılaştırmalı bir değerlendirme örneği sunulmaktadır. Çalışmada yarı deneysel desenlerden ön test/son test eşitlenmemiş kontrol gruplu araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ardahan ili merkezinde yer alan iki resmi ortaokulun 7. sınıfta öğrenim gören (deney:18/kontrol:16) olmak üzere toplam 34 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada "e-Öğrenme Sürecine İlişkin Hazır Bulunuşluluk ve Beklenti Ölçeği" ve "e-Öğrenme Sürecine İlişkin Memnuniyet Ölçeği" deney ve kontrol grubu öğrencilerine uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilere akademik başarı sınavı uygulanmış 2. dönem 2. yazılı notları öğrenci bilgi sisteminden alınarak akademik başarıları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda araştırmadan elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 26.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgular kısmında her iki okulun hazır bulunuşluluk seviyeleri yüksek çıkmış memnuniyet ve akademik başarı açısından deneysel grupta istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ahıska Türklerinin psiko-sosyal ve dini davranışlarının incelenmesi: Erzincan ili örneği
Vildan Çap
Bu araştırma uzun yıllar vatanlarından uzakta yaşamış ve sürgüne maruz kalmış Ahıska Türklerinin psiko-sosyal ve dinî davranışlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, veri toplama sürecinde derin bir anlayış elde etme amacıyla yaygın olarak kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniğini benimsemiştir. Çalışmada gönüllü örneklemlere ulaşmak maksadıyla amaçlı örneklem ve kartopu örneklem çeşitleri kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, Erzincan ilinin Üzümlü ilçesinde ikamet eden 13'ü kadın ve 3'ü erkek olmak üzere toplam 16 Ahıska Türkü oluşturmaktadır. Katılımcıların tamamı 18 yaş üzeri yetişkin bireylerdir. Araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Bu yöntem ile elde edilen veriler, betimsel ve içerik analizi ile incelenerek çalışmanın bulguları ortaya çıkarılmıştır. Yapılan analizler, dinin psiko-sosyal davranışları etkilediğini göstermiş; dinî davranışları yerine getiren bireylerin ruhsal sağlıklarının daha iyi olduğunu ortaya koymuştur. Ahıska Türklerinin psiko-sosyal davranışları üzerinde din, dil, etnik köken, kültürel benzerlikler, komşuluk ilişkileri, dinî mekânlar, ekonomik ve çevresel şartların etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Türkiye'de bulunma süreleri arttıkça katılımcıların sosyal uyum, aidiyet ve girişkenlik özelliklerinde artış, çekingenlik özelliklerinde ise azalma olduğu tespit edilmiştir. Kadın katılımcıların erkeklere oranla daha fazla dinî davranış sergiledikleri, yaşları arttıkça ibadet etme oranlarının arttığı ve Türkiye'ye gelmeden önceki dönemle karşılaştırıldığında, Türkiye'ye geldikten sonra dinî davranışları yapma sıklıklarında artış olduğu görüşmelerden elde edilen sonuçlar arasındadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim202312 Eylül ara rejim döneminde kültür politikası oluşturulmasına yönelik uygulamalar (1980-1983)
Eray Üzümcü
12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye'nin yakın dönem tarihinde demokrasiyi askıya alan bir müdahale olarak görülse de sonrasında yaşanan süreç, yeni bir toplum inşa etmenin de uygulamaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir anlamda 12 Eylül yönetimi, kendi meşruluğunu, 12 Eylül öncesi yaşanan kültür buhranına bağlamış ve sonrasındaki süreçte, kendi kültürel iktidarını sağlamak için girişimlerde bulunmuştur. 12 Eylül Ara Rejim Dönemi, sadece askeri kanadıyla değil sivil kanadıyla ele alındığında da bu dönemin kültür politikalarının çerçevesi daha net görülecektir. Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi devletin resmî kültür politikasında başat rolü oynayan kurumlar tarafından bu dönemde de faal uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalar bir anlamda 12 Eylül'ün kültürel arka planını oluşturmuş ve meşruluğunu sağlama noktasında da dayanak noktası olmuştur. 12 Eylül yönetimi kültürü, toplumun 12 Eylül öncesine dönmesini engellemek için planlanması gereken politik bir araç olarak görmüştür. Devlet eliyle gerçekleşen bu uygulamalar, kronolojik sıra ile Ara Rejim Dönemi içinde sınırlandırılarak ele alınmıştır. Özetle bu çalışmada, 12 Eylül Ara Rejim Dönemi, kültür politikaları bağlamında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Ara Rejim, Askeri Darbe, Kültür, Kültür Politikası, 12 Eylül.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sağlık hizmetlerinin sunumunda yeni bir uygulama alanı olarak medikal muhasebe
Şeymanur Tercan
Türkiye'de 2003 yılından itibaren uygulanmaya başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlık alanında birçok yeni düzenlemeyi ve yeniliği beraberinde getirmiştir. Bu yeniliklerden biri de Sosyal Güvenlik Kurumu' nın kurulmasıyla, özel hastanelerin tüm sağlık sigortalarına hizmet vermeye başlamasıdır. Özel hastanelerin vermiş olduğu bu hizmet sonucunda yeni bir kavram olarak değerlendirilen medikal muhasebe ve medikal muhasebe uzmanlığı kavramı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında yeni bir kavram olarak ortaya çıkan medikal muhasebe ve medikal muhasebe uzmanlığına yönelik farkındalığın arttırılarak bir durum tespitinin yapılması, bu alanda yaşanan sorunların tespit edilmesi, söz konusu kavramların muhasebe sistemi ve muhasebe eğitimi sürecindeki yerlerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye' de özel sağlık kurumlarında medikal muhasebe departmanında çalışanlara yönelik bir anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler T-testi, varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sağlık kurumlarında medikal muhasebeye ilişkin farkındalık düzeyinin orta seviyelerde olduğu ve Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte bu alanda olumlu gelişmelerin yaşandığı tespit edilmiştir. Medikal muhasebe ile ilgili mevzuatsal sorunların, bilgi ve iletişim teknolojisi alanındaki eksikliklerin ve nitelikli personel eksikliğinin medikal muhasebe işlemlerinin başarılı bir şekilde yürütülmesine engel olduğu belirlenmiştir. Ayrıca medikal muhasebenin ayrı bir muhasebe dalı olarak değerlendirilmesi ve bununla birlikle ön lisans düzeyinde ayrı bir ders olarak okutulması gerektiği ifade edilmiştir. Son olarak, katılımcıların medikal muhasebenin iyileştirilmesine, yönetim desteğine, işleyişindeki engellere ve bu alanda yaşanan sorunlara yönelik bakış açıları ile çeşitli demografik özellikleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.
- TezAçık Erişim2023Genel anestezi altında laparoskopik kolesistektomi yapılan hastalarda intraabdominal basıncın tiyol-disülfid dengesine etkisi
Deniz Durgun
Kolelitiyazis cerrahi tedavisinde klasik açık kolesistektomi geleneksel yöntemdir. Ancak, yakın zamanda safra kesesi hastalıklarında düşük komplikasyon oranı nedeniyle laparoskopik cerrahiler tercih edilmeye başlanmış ve altın standart haline gelmiştir. Laparoskopik kolesistektomide anestezik hususlar diğer laparoskopik yöntemlerle benzerdir ve karın boşluğuna karbondioksit (CO2) üflenerek bir pnömoperitoneum oluşturulmasını gerektirir. CO2 insuflasyonun ise fonksiyonel rezidüel kapasitenin azalması, hava yolu basıncının artması, hiperkarbi ve dolaşım problemlerine yol açtığı iyi bilinmektedir. Bununla birlikte, tüm açık cerrahiler laparoskopik yöntemlere göre daha fazla miktarda oksiatif stres seviyesini arttırmaktadır. Ancak, CO2 pnömoperitonyumunun oksidatif stres üzerindeki etkisi tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı farklı intraabdominal basınçlarda gerçekleştirilen laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastalarda tiyol-disülfid dengesiyle oksidatif stres düzeyinin değerlendirilmesidir. Gereç ve yöntemler Bu prospektif gözlemsel çalışmaya semptomatik komplike olmayan kolelityazis için laparoskopik kolesistektomi yapılan 98 hasta (ASA I-II) dahil edildi. Hastalar her grupta 49 hasta olacak şekilde iki gruba ayrıldı. Grup A'da 11 mmHg basınçlı CO2 pnömoperitonyum oluşturulan, Grup B'de ise 13 mmHg basnçlı CO2 pnömoperitonyum oluşturulan laparoskopik kolesistektomi hastaları yer almaktaydı. Hastalardan venöz kan örnekleri alındı, iskemi modifiye albümin (İMA) seviyesi analiz edildi, native thiol, total thiol ve disülfid seviyeleri yeni bir otomatik test yöntemiyle değerlendirildi. Operasyon 5 dk önce, insüflasyondan 30 dk sonra, deflasyondan 30 dk sonra ve postoperatif 24.saatte alınan kan örneklerinden İMA ve thiol-disülfid seviyeleri değerlendirildi. Tiyol-disülfid ve İMA seviyeleri grup içinde ve gruplar arasında analiz edildi. Tüm zaman noktalarında tiyol-disülfid ve İMA IV seviyelerindeki preoperatif ve postoperatif dönem arasındaki farklar (ΔNative thiol, ΔTotal thiol Δdisulfide, ΔIMA) hesaplandı. Bulgular Hastaların median yaşı 48,2 yıl idi. Grup A ve B arasında yaş (median 50 ve 45 yaş, p=0,105) ve cinsiyet (kadın cinsiyet %53 ve %48, p=0,686) açısından anlamlı farklılık yoktu. Grup içi karşılaştırmalarda, her iki grupta da native thiol (p<0,001), total thiol (p<0,001) ve disülfid (p=0,001) seviyeleri insüflasyondan sonra 30.dk'ya kadar azalmış, sonrasında tekrar postoperatif 24.saate kadar artış göstermişti. Ancak, İMA seviyeleri insüflasyon sonrası 30.dk'ya kadar artmış, deflasyon sonrası 30.dk'ya kadar azalmış, sonrasında ise postoperatif 24.saatte kadar tekrar artış göstermişti. Gruplar arası karşılaştırmalarda, preoperatif-insuflasyon sonrası 30.dk arasında, grup B'de ΔNative thiol (p=0,021) ve ΔTotal thiol (p=0,005) seviyesi grup A'dan daha yüksekti. Benzer şekilde insuflasyon-deflasyon-arasında, grup B'nin ΔNative thiol (p=0,005) ve ΔTotal thiol (p=0,002) seviyesi grup A'dan daha yüksekti. Ancak gruplar arasında Δdisülfid seviyesi hiçbir zaman noktası arasında farklılık göstermiyordu. İnsüflasyon-deflasyon arasındaki ΔİMA seviyeleri grup B'de grup A'dan daha yüksekti (p=0,009). Sonuç Laparoskopik kolesistektomide, farklı karın içi basınçlar oksidatif stres ve iskemiyle ilişkilidir. Laparoksopik cerrahilerde, pnömoperitonyum ile ilişkilendirilen komplikasyonlar daha düşük basınçlı pmönoperitonyumun tercih edilmesiyle azaltılabilir. Anahtar kelimeler: Laparoskopik kolesistektomi, Pnömoperitonyum, CO' insüflasyonu, Oksidatif stres, Tiyol-disülfid dengesi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Üniversite öğrencilerinde travma sonrası büyümenin yordayıcıları olarak psikolojik sağlamlık ve travma sonrası stres
Sena Nur Turan
Bu araştırmada travma yaşamış üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlık ve travma sonrası stres belirti düzeylerinin travma sonrası büyüme üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 309'u (%70,2) kadın ve 131'i (%29,8) erkek toplam 440 gönüllü üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği, Travma Sonrası Büyüme Envanteri ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu, Çoklu Regresyon Analizi ve Bağımsız Grup t Testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre travma sonrası büyüme düzeyi ile travma sonrası stres belirti düzeyleri arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki; travma sonrası büyüme ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki; psikolojik sağlamlık ile travma sonrası stres belirti düzeyleri arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Psikolojik sağlamlık ve travma sonrası stres belirti düzeylerinin travma sonrası büyümenin anlamlı birer yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Travma sonrası büyüme üzerinde en yüksek etkinin ise travma sonrası stres belirti düzeyine ait olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca cinsiyete ve yaşanan travma türüne göre katılımcıların travma sonrası büyüme düzeylerinde anlamlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Türkiye'deki nitelikli beşeri sermayesinin göçü: sağlık çalışanlar örneği
Ebubekir Karadaş
Türkiye, son yıllarda dünya genelinde yaşanan beşeri sermaye göçü olgusunun önemli bir parçası haline gelmiştir. Özellikle de son yıllarda nitelikli sağlık çalışanlarının göçüyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki nitelikli beşeri sermaye göçüne örnek olarak sağlık çalışanlarının yurtdışında çalışma isteği üzerine "itici ve çekici nedenleri" irdelemek ve etkilerini analiz etmektir. Çalışmanın kantitatif analizleri için ana materyal sağlık sektöründe çalışan sağlık emekçileri ile internet üzerinden yapılan anketlerden elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Bu veriler 2023 yılında elde edilen yatay kesit verileridir. Yurtdışında çalışma isteği konulu çalışmanın anket katılımcıları, 106'sı erkek ve 154'ü kadın olmak üzere toplamda 260 kişiden oluşmaktadır. Kantitatif analizler, LISREL 8.72 ve SPSS 21paket programları kullanılarak "Yapısal Eşitlik Modeli"ile yapılmıştır. Çalışma bulguları; Türkiye'de sağlık sektöründe çalışan bireylerin yüksek düzeyde "yurtdışında çalışma isteği" içerinde olduklarını ortaya koymuştur. Sağlık çalışanlarının "yurtdışında çalışma isteği" ile ülkede yaşanan olumsuz iktisadi, siyasi ve sosyal olayların neden olduğu "itici nedenler" arasında çok yüksek düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmüştür. Yine sağlık çalışanlarının "yurtdışında çalışma isteği" ile yurt dışında çalışmayı cazip hale getiren diğer ekonomik ve demokratik koşulları nispi olarak gelişmiş ülkelerdeki daha iyi imkân ve koşulları ifade eden "çekici nedenler" arasında pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Arapgir (Malatya) ilçesinin bitki örtüsü dağılış özelliklerinin CBS yöntemleriyle belirlenmesi
Murat Gömüç
Araştırma sahasını oluşturan Arapgir; Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde, İran-Turan Fitocoğrafya Bölgesi'nin Doğu Anadolu Bölümü'nde, Anadolu Diyagonali'ne yakın bir konumda (veya içerisinde) ve endemik bitki varlığı bakımından zengin B7 karesi içerisinde yer almaktadır. Arapgir, Doğu Anadolu Bölgesi'nin doğal ekolojik ortam koşullarına paralellik göstermekle birlikte özel konumu ve fizyografik yapısının kısa mesafelerde farklılaşmasına bağlı olarak doğal ekolojik ortam koşulları bakımından zengin bir sahadır. Bundan dolayı araştırma sahası içerisinde, bitki tür çeşitliliği ve bitki örtüsü dağılış özellikleri kısa mesafelerde farklılaşmaktadır. Araştırma sahası içerisinde; dağ-plato stepleri, ağaçlı bozkır alanları, doğal step görünümlü alanlar, nemli ve kuru orman alanları bulunmaktadır. Bu çalışmada, Arapgir ilçesinde dağılış gösteren doğal bitki örtüsü üzerinde belirleyici etkiye sahip olan ekolojik ortam koşulları ile bitki örtüsü dağılış özellikleri arasındaki ilişkinin CBS yöntemleri kullanılarak saptanması amaçlanmaktadır. NDVI, NDMI, SMI, LST, Solar Radyasyon, İnterpolasyon, Çoklu Tampon, yüzey analizleri ve ikincil verilerin sayısallaştırılması yoluyla araştırma sahasının veri seti üretilmiştir. Araştırma sahasının bitki örtüsü dağılışı, NDVI analizi ile tespit edilerek ekolojik parametreler ile CBS ortamında çakıştırılmış ve bitki örtüsü dağılışı ile ekolojik parametreler arasındaki ilişki saptanmıştır. Araştırma sahası içerisinde 185 bitki türü tespit edilmiştir. Bu türlerin; 134'ü doğal, 24'ü egzotik ve 27'si kültür bitkisidir. Bu doğal türlerin; 80 tanesi elementi bilinmeyenlerden, 23 tanesi İran-Turan elementlerinden, 15 tanesi Akdeniz elementlerinden ve 16 tanesi Avrupa-Sibirya elementlerinden oluşmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ahkâm âyetlerinin Esbâb-ı Nüzûl çerçevesinde hukuk dallarına göre değerlendirilmesi
Tuğbanur Aşkın
Bu çalışma, Kur'an-ı Kerimdeki ahkâm âyetlerinin belirlenmesi ve bunların hukuk dalları içerisinde değerlendirilmesinden oluşmaktadır. Özelikle kamu ve özel hukuk dallarının içerisindeki başlıklar dikkate alınarak incelenmiştir. Günümüz tüketim çağında herşeyin olduğu gibi bilginin de çok çabuk tüketildiğini bilmekteyiz. Bu sebepten geniş ve detaylı bilgiler yerine daha özet ve hızlı bilgiler ön plana çıkmaktadır. Fakat bu çalışmada asıl gayemiz nüzûl sebeplerinden çok, hüküm bildiren âyetlerin incelenmesidir. Bu aşamada kamu ve özel hukukuna ait âyetler konu başlıklarına uygun olarak düzenlenmiştir. Kaynak olarak Ahkâm'ul Kur'an eserlerine başvurulmuştur. Hukuk konularını belirlemede ise klasik fıkıh kitaplarından faydalanılmıştır. Bina aleyh toplu halde bulunan âyet ve sebeb-i nüzûlleri başlıklarla sistematik hale getirilmiştir. Çalışmamız iki ana kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda kamu hukuku incelenmiştir. Bu bölümün içerisinde anayasa, mali ve ceza hukukunda ayetler belirlenip aktarılmıştır. İkinci bölümde ise özel hukuk başlığı altında, aile, miras, eşya ve borçlaar hukukundaki ayetler belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İnsan hakları bağlamında kadın hakları ve pozitif ayrımcılık uygulamalarının Türkiye'de kadınların siyasal yaşamına etkisi
Elif Sedanur Uçar
İnsan haklarının temel argümanı din, dil, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı gözetmeksizin bütün insanların eşit haklara sahip olduğudur. Eşitlik, özgürlük, adalet gibi kavramların temel oluşturduğu insan haklarında toplum içerisinde ayrımcılığa maruz kalan bazı grupların lehine yapılacak çalışmaların sonucunda pozitif ayrımcılık kavramı ortaya çıkmıştır. Özellikle kadınlar, yaşlılar, çocuklar, engelliler gibi toplumun dezavantajlı kesimlerine yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve toplumun diğer kesimleri ile eşit konuma getirilmesi pozitif ayrımcılığın temel hedefleri arasında yer almıştır. Bu tez çalışması cinsiyet ayrımcılığından yola çıkarak, kadına yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını ve toplum içinde kadınların konumunu daha eşitlikçi bir yapıya dönüştürmeyi hedefleyen pozitif ayrımcılık uygulamalarına odaklanmaktadır. Bu tez çalışmasında kapsamında insan hakları bağlamında kadın hakları ve pozitif ayrımcılık uygulamaları ele alınmıştır. Ayrıca kadınların en fazla ayrımcılığa uğradığı alanlardan biri olan siyasal alana odaklanarak, kadın haklarının geliştirilmesine yönelik düzenlemelerin ve pozitif ayrımcılık uygulamalarının kadınların siyasal katılımına yansıması incelenmiştir. Ayrıca, tarihsel süreçte kadınların siyasal alanda uğradıkları ayrımcılığa yönelik verdikleri hak mücadelesi genel oy hakkı gibi siyasal hakların kazanılması ile sonuçlansa da siyasal alanda kadınlar hala erkekler ile eşit düzeyde yer almamaktadır. Siyasal katılımın her aşamasında kadınların sayısal oranları hala çok düşük seviyede bulunmaktadır. Kadınların siyasal alanda yer almaları ve her alanda siyasal katılımlarının artırılması amacıyla pozitif ayrımcılık uygulamalarından yararlanılmaktadır. Bu bağlamda çalışmada kadınların eşit haklara sahip olmasına yönelik uygulanan dünyada uygulanan pozitif ayrımcılık uygulamaları ile birlikte Türkiye'de uygulanan pozitif ayrımcılık uygulamaları ele alınmıştır. Türkiye'de pozitif ayrımcılık uygulamaları ile birlikte oluşturulan kurumlara ve yapılan düzenlemelere yer verilmiştir. Yapılan teorik araştırma sonucunda, Türkiye'de kadınların siyasal katılımlarını artırmaya yönelik pozitif ayrımcılık uygulamalarının hedeflenen siyasal katılım düzeylerine erişilmesinde yeterli olmadığı; bunun en önemli nedenlerinin ise toplumdaki yapısal sorunların (eğitim yaşamındaki eşitsizlik, fırsat eşitsizliği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, siyasal parti içindeki yapısal eşitsizlikler ve engeller vs.) en çok kadınları etkilemesi olduğu görülmektedir. Bunun sonucunda ise kadınlar siyasal katılımın her aşamasında geri planda kalmakta ve siyasal katılım düzeyleri düşük olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ayrımcılık, Pozitif Ayrımcılık, Eşitlik, Kadın Hakları, Siyasal Katılım, Seçim.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Kaynak tüketim muhasebesi ile geleneksel maliyetleme yönteminin karşılaştırılması: Bir sağlık işletmesi örneği
Gamze Yılmaz
Kamu hastanelerinin birinci amacının kârlılık olmaması, sunulan sağlık hizmetlerinde tasarruf sağlayacak doğru maliyet bilgisine ihtiyaç duyulmayacağı anlamına gelmemektedir. Kamu hastanelerinde de sağlık hizmetlerinin aksamadan yürütülebilmesi ve kaynakların kullanımında tasarruf sağlanabilmesi için doğru maliyet bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla sağlık işletmelerinin amaç ve hedeflerine ulaşabilmesinde önemli bir yere sahip olan maliyetlerin doğru bir şekilde hesaplanmasına imkân veren, teknoloji ve üretim süreçlerindeki değişiklikleri de dikkate alan maliyet yönetim modellerinin kullanılması gerekir. Bu bağlamda çalışmada, sağlık işletmelerinde kaynakların etkin ve verimli kullanılabilmesi, ihtiyaç duyulan tıbbı ilaç ve malzemelerin uygun fiyatlarla temin edilebilmesi, kaliteli bir sağlık hizmetinin sunulabilmesi ve hastane yöneticilerinin doğru kararlar verebilmeleri için maliyet ve yönetim muhasebesi yönetimlerinden olan kaynak tüketim muhasebesi ve geleneksel maliyetleme yöntemleri karşılaştırılarak en uygun maliyet bileşimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Erzurum ilinde faaliyet gösteren bir devlet hastanesinin hemodiyaliz ünitesinin 2021 yılı yıllık maliyet verileri kullanılarak kaynak tüketim muhasebesi ve geleneksel maliyetleme yöntemine göre maliyetler hesaplanmıştır. Sonuç olarak, kaynak tüketim muhasebesi yöntemine göre dağıtılan toplam hizmet maliyet 631.720,31 ₺, birim maliyet ise 2.589,02 ₺'dir. Geleneksel maliyetleme yöntemine göre toplam hizmet maliyet 660.041,79 ₺, birim maliyet ise 2.705,09 ₺'dir. Kaynak tüketim muhasebesi yönteminde toplam amortisman maliyeti 44.841,80 ₺, geleneksel maliyetleme yönteminde ise 32.275,65 ₺'dir. Görüldüğü gibi toplam hizmet maliyeti ve birim maliyet kaynak tüketim muhasebesi yönteminde daha düşük hesaplanmıştır. Bu sonucun ortaya çıkmasında, geleneksel maliyetleme yönteminde 17.977,92 ₺'lik atıl kapasitenin dikkate alınmaması ve amortismanın tarihi maliyetleme yöntemi ile hesaplanmasının etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sağlık İşletmesi, Kaynak Tüketim Muhasebesi, Geleneksel Maliyetleme Yöntemi, Atıl Kapasite, Toplam Hizmet Maliyeti, Birim Maliyet.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bazı yeni flor sübstitüe bis-kalkon türevlerinin sentezi ve ın-vitro aktivite yöntemleriyle değerlendirilmesi
Semih Özli
Amaç: Kalkon bileşikleri, 1,3-diaril-2-propen-1-on yapısı taşıyan bileşiklerdir ve bu bileşikler çeşitli biyolojik aktivitelere sahiptir. Bu tez çalışmasında 7 adet flor sübstitüe bis-kalkon bileşiklerinin sentezlenmesi ve in-vitro aktivite yöntemleriyle aktivitelerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi amaçlandı. Materyal ve Metot: : Bu tez çalışmasında bazik ortamda teraftalaldehit bileşiğinden başlanarak, flor sübstitüe asetofenon türevleri kullanılarak Claisen Schmidt kondenzasyon reaksiyonu üzerinden ilgili bis-kalkon bileşiklerinin sentezi gerçekleştirildi. Sentezlenen bis-kalkon türevi bu bileşiklerin in-vitro aktivite yöntemleri ile antidiyabetik, antioksidan ve antikolinesteraz aktiviteleri araştırıldı. Bulgular: Bileşiklerin kimyasal yapıları 1H NMR, 13C NMR ve HRMS ile aydınlatıldı. Bileşiklere ait NMR ve HRMS spektral bulguları ve aktivite bulguları bölüm 4'te sunulmuştur. Sonuç: Sentezi gerçekleştirilen 7 adet bileşiğin 5 tanesi literatürde ilk kez sentezlenmiş olup, yapılan aktivite çalışmaları bu tür bileşikler için yeni sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Tez kapsamında kalkon bileşikleri %30-63 verimle sentezlendi. Çalışılan kalkon bileşikleri içinde 6 bileşiğin güçlü alfa-glukozidaz enzim inhibisyonu gösterdiği belirlendi, bu bileşikler içerisinde bileşik 9'un en yüksek alfa-glukozidaz aktiviteye sahip bileşik olarak ön plana çıktığı gözlemlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İslam aile hukukunda boşanma sonrası kocanın nafaka yükümlülüğünün hukuk tarihi açısından diğer hukuk sistemleriyle mukayesesi
Sema Gülaçtı Özdemir
Çalışmamız, İslam hukukunda boşanma sonrası kocanın nafaka yükümlülüğünü eski ve günümüz medeniyetlerin hukuk sistemleri ile mukayese ederek ele almıştır. Bu konu hazırlanırken diğer hukuk sistemlerindeki nafaka anlayışları sistematik ve bütüncül bir şekilde incelenmiştir. İslam hukuk sisteminde ise nafaka hakkında tek bir mezhebin görüşüne bağlı kalınmayarak dört mezhebin görüşlerine yer verilmiştir. Böylece bu çalışma ile İslam hukuk sisteminin adaletli ve hakkaniyetli nafaka ölçüsü olan iddet süresi ve maruf miktarının diğer hukuk sistemlerinin nafaka anlayışlarına yol göstermesi hedeflenmiştir. Çalışmamızın bölümlerine geldiğimizde ise bunlar; bir giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte araştırmamızın konusu, amacı, yöntemi, önemi, sınırları ve benzer araştırmalardan farkı ortaya konularak ele alınmıştır. Birinci bölümde ise eski ve günümüz medeniyetlerinin hukuk sistemlerinde boşanma sonrası kocanın nafaka yükümlülüğü ile ilgili kanun maddelerinin çevirileri ve nafaka ile ilgili uygulamalar tek tek incelenmiştir. Böylece bu bölümde ilk medeniyetlerden itibaren günümüze kadar olan nafaka yükümlülüğünün varlığı, önemi ve gelişim süreci gösterilerek bu yükümlülüğün hukuk tarihindeki yerinin daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. İkinci bölümde ise öncelikle kocanın nafaka yükümlülüğünün İslam hukukundaki yeri, önemi ve ilgili tanımları işlenmiştir. Daha sonra kocanın nafaka yükümlülüğünün İslam ülkelerindeki gelişim süreci ortaya konulmuş ve bu nafaka yükümlülüğü diğer hukuk sistemleri ile mukayese edilmiştir. Sonuçta ise elde edilen bilgiler ve bulgular değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ortaokul öğrencilerinin okula bağlılık, yaşam doyumu ve gelecek beklentisi düzeylerinin incelenmesi
İlhan Güneş
Araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin okula bağlılık, yaşam doyumu ve gelecek beklentisi düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla Kars il merkezi ve merkeze bağlı köylerdeki farklı ortaokul türlerinde öğrenim görmekte olan ve tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen 1165 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırmada veriler; Kişisel Bilgi Formu, Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği, Çocuk ve Ergenler için Okula Bağlanma Ölçeği ve Çocuklar için Yaşam Doyumu Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiğinden t testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucuna göre okul türüne göre gelecek beklentisi, okul bağlılığı ve yaşam doyumu düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Diğer yandan merkezde bulunan normal ortaokul öğrencilerinin yatılı bölge ortaokullarındaki öğrencilere göre okula bağlılık düzeyinin daha düşük, yaşam doyumunun ise daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Cinsiyet değişkenine göre gelecek beklentisi ve yaşam doyumu düzeylerinde farklılık bulunmazken, okul bağlılığı düzeyi erkeklerde daha yüksek çıkmıştır. Sınıf düzeyine göre ise farklı okul türlerinde değişken sonuçlara ulaşılmıştır. Bununla birlikte anne eğitim düzeyi anlamlı bir farklılık yaratmamakta ancak baba eğitim düzeyi arttıkça gelecek beklentisi ve yaşam doyumu düzeyinin de arttığı görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Erzincan Ekşisu mesire alanındaki sucul habitatlardan izole edilen bazı alglerin antioksidan özelliklerinin incelenmesi
Esra Aksoy Oktay
Materyal Metot: Mekanik izolasyon yöntemiyle algler izole edilmiş ve DPPH, FRAP yöntemleriyle antioksidan özelliklerine, toplam flavonoid ve fenolik bileşiklerine bakılmıştır. Bulgular: Mougeotia parvula, Anabeana fertilissima, Spirogyra micropunctata, S. pratensis ve S. mirabilis'in metanol ekstraktlarının toplam fenolik madde miktarı, flavanoid miktarı, (FRAP) indirgeme gücü aktivitesi ve (DPPH) serbest radikal giderme aktivitesine test edilmiş, sonuçlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya konu olan alglerin toplam fenolik madde miktarları 6.61 ile 25.05 mg GAE/g ekstre aralığında tespit edilmiş, toplam flavanoid miktarları ise 2.95-14.42 mg QE/g ekstre aralığında bulunmuştur. İzole edilen alg türlerinden, fenolik madde ve flavonoid bakımından en zengini S. mirabilis olmuştur. DPPH radikali giderme aktivitesinde de en yüksek aktivite yine S. mirabilis'te görülmüştür. En düşük aktivite ise M. parvula ve A. fertilissima'da gözlenmiştir. FRAP testinde ise en yüksek absorbans değer, 47.14 mg TE/g ekstre oranı ile S. mirabilis'te, en düşük değer ise 22.10 mg TE/g ekstre olarak M. parvula'da kaydedilmiştir. Sonuç: Antioksidan testler sonucunda, çalışılan alglerden bazılarında iyi derecede antioksidan aktiviteye sahip olduğu görülmüş, total fenolik ve flavonoid miktarlarında anlamlı sonuçlar kaydedilmiştir. Bu açıdan, çalışmaya konu olan alglerde tespit edilen farmasötik özellikler, detaylı bileşik analizleriyle, ileride yapılacak çalışmalara kaynak olabilecek potansiyeldedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bireysel yatırımcıların hisse senedi halka arzlarına katılım kararlarını etkileyen tutum ve davranışlar
Yunus Ertaş
İlk halka arz edilen hisse senetlerinde düşük değerleme görülmektedir. Bunun yanında ilk halka arzlar sektördeki rakiplerin fiyatlarını etkilememektedirler. Şirketler halka arz edilmeyi planlarken sektörde pazar zamanlaması yapmamaktadırlar. Bunun birçok nedeni olabilir. Pazarın etkinliği ve ilk halka arz pazarındaki zayıf rekabet de bunlardan biri olabilir. İlk halka arzlarda yatırımcıların davranış sorunları halen literatürde çözüme ulaşmamıştır. Türkiye'de İlk halka arz piyasasında Borsa İstanbul'da şirketlerin halka arzı sonrasında kısa vadede yatırımcıları etkileyen faktörler üzerine yapılmış etkin bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada; Belli boşluğu doldurmak için birkaç inceleme yapılacaktır. Borsa yatırımcıları, yatırımlarını yaparken birçok faktörden etkilenmektedirler. Bazı yatırımcılar kısa dönemli hisse alıp satmayı tercih ederken bazıları da uzun dönemli hisse alıp satmayı tercih etmektedirler. Borsa yatırımcılarının yatırımlarını yaparken dikkate almaları gereken hususlar şirketin analizleri durumu gibi istatistik ve idari konular olması gerekirken yatırımcıların çoğu bunları görmezden gelerek psikolojik olarak daha değişik etmenlere göre yatırım yapmakta hisse alıp satmaktadırlar. Bu etmenler yatırımcıların duygu durumu, kişilikleri, çevrelerinin şirket hakkındaki düşünceleri, sosyal medya haberleri, fısıltı dediğimiz kulaktan dolma şirket hakkındaki bilgiler ve youtuberlar gibi birçok değişik etkenlerdir. Çalışmada bu değişik etmenlerin yatırımcılar tarafından ne kadar önem arz ettiği ve göze alındığı incelenmiştir. Değişik yatırımcı türlerine göre yatırım yaparken dikkate aldıkları faktörler ile ilgili analiz yapılarak sonuçları çalışmada paylaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Diasetil-6-gingerolün sentezi ve 6-gingerol ile biyolojik aktivitelerinin karşılaştırmalı olarak tayini
Soyun Meredov
Yapılan bu tez çalışmasında Zencefil (Zingiber Officinale Rosc.) bitkisi kullanılarak bitkiden 6-gingerol bileşiği kromatografik yöntemlerle izole edilmiş ve yapı tayini yapılmıştır. Elde edilen bu sekonder metabolit asetatlanarak diasetil-6-gingerol elde edilmiştir. Her iki bileşik için antioksidan, antifungal, antimikrobiyal testler gerçekleştirilmiş olup ve ayrıca asetilkolin esteraz, bütirilkolin esteraz ve α-glikozidaz enzimleri üzerinde inhibisyon etkileri çalışılmıştır. 6-gingerolün 1000 µL'lik dozunda %89.7, 800 µL'lik dozunda ise %69.7'lik bir antifungal engelleme görülmüştür. Buna karşın diasetil-6-gingerolün 1000 µL'lik dozunda %100, 800 µL'lik dozunda ise %90.5'lik antifungal engelleme belirlenmiştir. Türev bileşiğin antioksidan potansiyelinin başlangıç bileşiğine göre daha az olduğu görülmüştür. Her iki molekülün çalışılan üç enzim üzerinde standart inhibitörlerden daha az inhibisyon etkisi belirlenmiştir. 6-gingerol ve diasetil-6-gingerol molekülleri S. Pneumoniae ve S. agalactia'ya karşı antimikrobiyal aktivite göstermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Kemah (Erzincan) ilçesinin etnobotanik özellikleri
Sercan Çorlu
Bu araştırma, Kemah ilçesinde yöre halkının çeşitli amaçlar için kullandığı bitkileri belirlemek amacıyla, 2022 yılının Nisan ve 2023 yılının Mayıs ayları arasında yapılmıştır. Tespit edilen bitkilerin bilimsel ve yöresel adlarının, faydalanılan kısımlarının, faydalanma amaçlarının ve faydalanma yöntemlerinin belirlenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde ilçeye bağlı 73 köyün 31'ine gidilerek etnobotanik amaçlı kullanılan bitkilerden örnekler toplanmıştır. Çalışma sonucunda ilçede yetişen bitki taksonları belirlenerek bir tablo halinde verilmiştir. Tabloda her bitkinin familyası, bilimsel adı, yöresel adı, kullanım amacı, kullanılan kısmı ve kullanıma hazırlanışı ve kullanım şekli verilmiştir. Araştırma alanındaki 43 familyaya ait toplam 112 taksonun, 92'si tıbbi, 63'ü gıda, 8'i süs, 8'i hayvan yemi, 6'sı cilt bakımı, 6'sı biyolojik mücadele, 4'ü saç bakımı, 3'ü yakacak, 3'ü boya, 2'si temizlik, 1'i eşya ve 1'i nazardan korunma ve amacıyla kullanıldığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda belirlenen bitki taksonlarının fitocoğrafik bölgelere dağılımı; Avrupa-Sibirya 1 (% 0,9), Karadeniz 1 (% 0,9), Akdeniz 3 (% 2,8), İran-Turan 22 (% 20,4) ve bölgesi bilinmeyen 81 (% 75,0) takson şeklinde bulunmuştur. Toplam 9 taksonun Türkiye'nin endemik bitkilerinden olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda etnobotanik kullanımının olduğu belirlenen taksonların ilk beş familyaya dağılımı sırasıyla şu şekildedir; Rosaceae 14 takson (% 25,5), Asteraceae 14 takson ( % 25,5), Lamiaceae 11 takson (% 20,0), Apiaceae 8 takson (% 14,5), Poaceae 4 takson (% 7,4) ve Polygonaceae 4 takson (% 7,4)'dur. Araştırma alanında 43 familyaya ait 91 cins tespit edilmiştir. Çalışmada en çok takson içeren cinsler sırasıyla; Achillea 2 tür (% 5,7), Allium 3 tür (% 8,6), Cerasus 2 tür (% 5,7), Crataegus 3 tür (% 8,6), Hypericum 2 tür (% 5,7), Juniperus 2 tür (% 5,7), Mentha 3 tür (% 8,6), Morus 2 tür (% 5,7), Origanum 3 tür (% 8,6), Plantago 3 tür (% 8,6), Quercus 3 tür (% 8,6), Rosa 3 tür (% 8,6), Rumex 2 tür (% 5,7) ve Salvia 2 tür (% 5,7) şeklindedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin hasta teslim sürecindeki algılamaları ve etkili iletişim becerilerinin belirlenmesi
Gizem Barut
Amaç: Bu araştırma yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin hasta teslim sürecindeki algılamaları ve etkili iletişim becerilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini bir ilde hizmet veren 22 yoğun bakım ünitesinde çalışan toplam 465 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 236 hemşire oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Hasta Teslim Değerlendirme Ölçeği ve Etkili İletişim Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile bağımsız student t-test, ANOVA analizi ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %65.3'ünün kadın, %53.4'ünün 29 yaş ve altında ve %90.7'sinin eğitim durumu lisans ve üzeridir. Hemşirelerin Hasta Teslim Değerlendirme Ölçeği puan ortalamalarının 67.76±11.54 ve İletişim Becerileri Ölçeği puan ortalamalarının 132.56±15.27 olduğu saptanmıştır. Hasta Teslim Değerlendirme Ölçeği ile Etkili İletişim Becerileri Ölçeği arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki saptanmıştır (r:0.280). Sonuç: Hemşirelerin hasta teslim değerlendirme ve iletişim becerileri düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin hasta teslimine ilişkin eğitim alma durumları, çalıştığı birimde hasta teslimi ile ilgili sorun yaşama durumları hasta teslim değerlendirilmesini; cinsiyet, mesleki deneyim, mesleki memnuniyet, çalışma şekli, etkili iletişim süreci eğitimi alma durumu ve ben dili eğitimi alma durumu da iletişim becerileri düzeylerini etkilediği saptanmıştır. Hemşirelerin hasta teslim değerlendirme ve iletişim becerileri düzeylerini etkileyebilecek farklı değişkenlerin araştırılması önerilmektedir.
