Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bütünüyle katı-hal kompozit potansiyometrik iyodür seçici elektrot ve potansiyometrik uygulamaları
Semra Yılmaz
Bu tez çalışmasında, iyodür iyonu tayini için potansiyometrik bir katı-hal kompozit iyon seçici elektrot (İSE) geliştirildi. Elektrotun yapısında sentezi gerçekleştirilen Cıva(II)-Salisilaldehit tiyosemikarbazon kompleksi (1:1) iyonofor madde olarak kullanıldı. Seçici kompozit tabakanın optimizasyonu için, sentezlenen madde kullanılarak grafit, çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT), plastikleştirici, iyonikleştirici ve ortam sağlayıcılar kullanılarak farklı kompozisyonlarda kompozit iyon seçici elektrotlar hazırlandı ve potansiyometrik performans özellikleri test edildi. En iyi potansiyometrik performans özelliklerini 10 mg civa(II)-salsilaldehit tiyosemikarbazon kompleksi, 26 mg dioktilftalat (DOP) plastikleştiricisi, 5 mg MWCNT, 4 mg metiltrioktilamonyum klorür (MTOA-Cl) ve 65 mg grafit bileşimine sahip elektrotun sergilediği belirlendi. Bu elektrotun doğrusal çalışma aralığı, 1.0×10-5-1.0×10-1 M; eğim değeri -55.2 mV/on katlık konsantrasyon değişimi; tayin sınırı, 9.0 × 10-6 M; pH çalışma aralığı, 4-8 ve cevap zamanı, ≈ 60 s olarak belirlendi. Elektrotun iyodür iyonlarına karşı oldukça tekrarlanabilir, kararlı ve seçici potansiyometrik cevap sergilediği görülmüştür. Elektrotun analitik uygulaması sentetik çözeltilerde iyodür iyonunun titrasyonunda indikatör elektrot olarak kullanımıyla ve guatr hastalığının tedavisinde kullanılan bir ilacın KI içeriğinin standart ekleme yöntemiyle belirlenmesinde kullanımı ile gerçekleştirildi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bütünüyle katı-hal kompozit bakır(II)–seçici potansiyometrik sensör
Gülhan Oğul
Bu çalışmada, grafit, çok duvarlı karbon nanotüp ve parafin yağı karışımının içerisine iyonofor olarak kurşun(II) sülfür (PbS) mikropartikülleri katkılanarak hazırlanan bütünüyle katı-hal kompozit bakır(II)-seçici bir potansiyometrik sensör geliştirildi. Geliştirilen bütünüyle katı-hal kompozit bakır(II)-seçici potansiyometrik sensörün optimum kompozit bileşimi kütlece (a/a) % 10 PbS, % 10 çok duvarlı karbon nanotüp, % 60 grafit ve % 20 parafin yağı olarak belirlendi. Geliştirilen bütünüyle katı-hal kompozit bakır(II)-seçici potansiyometrik sensörün potansiyometrik performans özellikleri detaylı olarak belirlendi. Geliştirilen bütünüyle katı-hal kompozit bakır(II)-seçici potansiyometrik sensör 1,0×10-6-1,0×10-2 M konsantrasyon aralığında her on kat'lık konsantrasyon değişiminde ortalama 30,2 mV'luk bir potansiyel farkı ile Cu(II) iyonlarına karşı doğrusal bir cevap (R2= 0,9992) sergiledi. Sensörün tayin limiti 5,0×10-7 M Cu(II) iyon konsantasyonu olarak belirlendi. Önerilen sensörün Cu(II) iyonlarına karşı hızlı cevap zamanı (15 s), yüksek duyarlılık ve seçicilik, uzun kullanım ömrü ve yüksek sinyal stabilitesi göstermesiyle potansiyometrik performans özelliklerinin oldukça memnuniyet verici olduğu görüldü. Geliştirilen bütünüyle katı-hal kompozit bakır(II)-seçici potansiyometrik sensor, titrasyon uygulamalarında eşdeğerlik noktasının tahmininde ve su numunelerinde (içerisine Cu(II) iyonları katılmış musluk suları) Cu(II) iyonlarının doğrudan tayininde başarıyla kullanıldı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Haberleşme sistemleri için kümeleme yöntemlerinde yeni yaklaşımlar
Tuba Ercümen
Günümüz haberleşme sistemlerinde kablosuz teknolojinin gelişmesi ile spektrum kıtlığı sorununu beraberinde getirmiştir. Bu sorunun ortaya çıkma sebebi olarak spektrumun sadece lisanslı kullanıcılar tarafından kullanılması gösterilebilir. Mevcut spektrumun belirli kullanıcılar tarafından kullanılması kıt olan bir kaynağın verimli ve etkin kullanılmasını engellemektedir. Tam bu aşamada karşımıza spektrumun fırsatçı bir şekilde kullanılmasına olanak tanıyan Bilişsel Radyo kavramı ortaya çıkmaktadır. Bilişsel Radyo, boş bir spektrumu akıllıca algılayabilen ve lisanslı kullanıcılara müdahale etmeden spektrumu ikincil kullanıcılara tahsis edebilen bir teknolojidir. Bu çalışmada spektrum algılama yöntemi olarak özdeğer tabanlı spektrum algılama tercih edilmiştir. Özdeğer tabanlı spektrum algılama yöntemi, algılanacak işaret ve gürültü hakkında ön bilgi gereksinimi olmaması nedeni ile fazlaca kullanılmaktadır. Bu yöntem ile elde edilen kovaryans matrisi maksimum özdeğer ile minimum özdeğerin oranı bir eşik ile karşılaştırılarak sinyalin varlığı araştırılmıştır. Bilişsel Radyo kullanıcıları kümeleme yöntemi olan k-ortalamalar ile gruplara ayrılmıştır. Burada amaçlanan k-ortalamalar ile gruplanan Bilişsel Radyo kullanıcılarının spektrumu algılamasının hız kazanmasıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Yukarı Fırat Bölgesi'nde kıtlık ve kuraklık (19. ve 20 yüzyıl)
Salih Coşkun
Çalışma konusunun sınırlılığı ve içeriği, tezin başlığında da görüldüğü gibi doğal ve beşeri faktörlere bağlı olarak Anadolu'nun kurak bölgelerinden olan Yukarı-Fırat Havzasındaki kıtlık konusu ele alınmıştır. Çalışma alanımız Erzincan, Kemah, Eğin, Dersim, Gercanis, Arabgir'e kadar uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır. Bölgenin yağış rejiminin düzensizliği ve yetersizliği meteorolojik istatistik sonuçlarına bakıldığında Anadolu'nun en kurak bölgelerinden biri olduğu göze çarpmaktadır. Bölge ki yerleşmeler başta Fırat Nehri (Karasu) olmak üzere birçok ırmak ve su kaynağının yanında veya yakınında kurulmuşlardır. Şehir, kasaba, köy ve köy altı yerleşmeleri (Erzincan hariç), yeteri kadar tarım arazisi bulunmayan, arızalı bir coğrafya üzerinde konumlanmışlardır. Genellikle de tarım arazilerinde susuz ve ilkel teknikler ile üretim yapılmıştır. Bölgede az olmakla birlikte su kaynaklarının olduğu yerlerde bağ ve bahçeciliğin ön plana çıktığı görülmektedir. Bu yönüyle yerleşmeler, tarihi süreçte yoğun miktarda kıtlıkla karşı karşıya kalmışlardır. Afet kavramına bakıldığı zaman afeti doğal ve beşeri afet olarak ikiye ayırmak mümkündür. Çalışmaya konu olan ve afetin bir neticesi olan kıtlık genellikle doğal afetlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Doğal afetler depremler, çekirge istilası, sel, aşırı soğuk veya yağış rejimindeki düzensizlik gibi tabiat olaylarıdır. Bu afetlerin temel özelliği önceden tahmin edilemeyen ve sonuçları da önceden bilinemeyen doğa olayları olmalarıdır. Bu doğa olaylarından kuraklık ve akabindeki kıtlık hadiseleri bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Kıtlıktan kastedilen ve arşiv belgelerinde kaht ü galâ olarak geçen ifade genel olarak hububat ve temel iaşe eksikliğini vurgulamaktadır. Osmanlı arşivlerine bakıldığı zaman, klasik dönem kayıtlarında doğal afetlere ait yoğun materyal bulunmazken son dönem kayıtlarında bürokrasinin de gelişmesiyle birlikte bu tür belge sayısında artışın olduğu gözlenmiştir. Bu sebepten dolayı çalışma 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın başına kadarki dönemi kapsamaktadır. Yukarı Fırat Bölgesinde yaşanan kıtlık hadiselerinin hangi iskân birimlerinde ve hangi zaman aralığında daha etkin olduğu, kıtlığın etkileri, sonuçları ve devletin afet yönetiminin nasıl olduğunun ortaya konulması hedeflenmektedir. Çalışmada arşiv kayıtlarının yanı sıra araştırma-inceleme eserlerine de müracaat edilmiştir. Metin içerisinde tafsilatlı irdelenen konunun bulguları sonuç kısmında genel hatlarıyla ortaya konulmuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2023Canlılarda üreme, büyüme ve gelişme ünitesinin işlenmesinde dijital react uygulamalarının etkisi
Mehmet Ali Pınar
Bu çalışma, ortaokul 7. sınıf fen bilimleri dersinde "Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme" ünitesinin dijital REACT uygulamalarıyla işlenmesinin öğrencilerin akademik başarıları, fen dersine ve dijital teknolojiye yönelik tutumları, fen öğrenmeye yönelik motivasyonları ve bilgi kalıcılıkları üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlamıştır. Araştırma hem nicel hem de nitel verilerin eş zamanlı olarak toplandığı yakınsayan paralel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Mersin ilinin Akdeniz ilçesine bağlı bir köy ortaokulunda 7. sınıfta öğrenim gören 66 öğrenci çalışma grubunu oluşturmuştur. Çalışma grubu iki deney ve bir kontrol grubundan oluşmuş, birinci deney grubunda dijital REACT etkinlikleri, ikinci deney grubunda sadece REACT stratejisi uygulanmış, kontrol grubuna ise mevcut müfredat devam ettirilmiştir. Nicel veriler "Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme Akademik Başarı Testi", "Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği", "Dijital Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği" kullanılarak toplanmış ve parametrik ve parametrik olmayan testlerle analiz edilmiştir. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu, öğrenci günlükleri ve araştırmacı günlükleri aracılığıyla elde edilmiş ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar, deney gruplarının kontrol grubuna kıyasla akademik başarılarında anlamlı bir artış gösterdiğini ve dijital REACT etkinliklerinin öğrenilen bilgilerin kalıcılığını güçlendirdiğini göstermiştir. Ancak, tutum ve motivasyon sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Nitel veri analizi sonuçları, dijital REACT etkinliklerinin öğrencilerin derse katılımını artırdığını, sınıf içi etkileşimi güçlendirdiğini ve öğrencilerde olumlu duyguları - mutluluk, eğlence, özgüven ve başarı hissi - artırdığını ortaya koymuştur. Öğrenciler, pratiğe dönük etkinliklerle edindikleri deneyimlerin günlük yaşamda kullanılabilirliğini vurgulamışlardır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ortaokul öğrencilerinin video tabanlı problemler yardımı ile matematiksel modelleme yeterliklerinin incelenmesi
Hande Aytemiz
Bu araştırmada, modelleme problemlerinin video tabanlı sunulduğu ortam ile çalışma kâğıdı kullanılarak sunulduğu ortamda ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin modelleme yeterliklerinin karşılaştırılması ve zamanla değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada karşılaştırmalı vaka çalışması yöntemi kullanılmıştır Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 40 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Sunulan üç problemin sonuçları incelendiğinde hem video kullanılan grup hem de çalışma kâğıdı kullanılan grup matematiksel modelleme durumunda verilen değişkenleri başarılı bir şekilde fark etmiş ve durumu anlamlandırabilmiştir. Basitleştirme ve yapılandırma aşamasında video kullanılan grup daha fazla gerçek hayata dair değişken belirlediği ve bu değişkenlere değer atadığı için çalışma kâğıdı kullanılan gruptan başarılı olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde video kullanılan grup daha karmaşık matematiksel modeller inşa etmiş fakat her iki grupta modellerini ifade ederken aritmetik gösterim biçimini kullanmıştır. Matematiksel çözüm ve yorumlama aşamalarında ise dikkat çekici bir farklılık görülmemiştir. Her iki grubun modelleme yeterliklerinin zamanla değişimi incelendiğinde düzenli bir artış tespit edilmemiştir. Bu çalışmada iki grup arasında elde edilen farklılıklar video tabanlı modelleme problemlerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Modelleme yeterliklerinin tamamına etkisi olmasa da kısmi yeterlikler için video tabanlı modelleme problemlerinin ortaokul seviyesinde kullanımı önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematiksel modelleme, Matematiksel modelleme yeterlikleri, Ortaokul öğrencileri, Teknoloji tabanlı ortam
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Vücudumuzdaki sistemler ünitesinin artırılmış gerçeklik ile işlenmesinin akademik başarıya etkisinin incelenmesi
Gizem Baran
Soyut kavramların somutlaştırılmasında görselliğin önemi her geçen gün farklı çalışmalarla vurgulanmaktadır. Bazen iki boyutlu görseller, bazen üç boyutlu materyaller kullanılmış olsa da yakın zamanlarda sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik vb. gibi dijital uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; 6. Sınıf müfredatında yer alan vücudumuzdaki sistemler ünitesinin artırılmış gerçeklik uygulamaları sayesinde nasıl bir başarı değişimi gösterdiğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 6. sınıf öğrencilerinden oluşan 49 kişilik örneklem grubu üzerinde yapılan çalışmada, deney grubu 21, kontrol grubu 28 olmak üzere toplam 49 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 3 hafta kontrol grubu, 3 haftada deney grubu ile olmak üzere 6 hafta sürmüştür. Her hafta 6 saat olmak üzere toplam 36 ders saati uygulama yapılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama araçlarından vücudumuzdaki sistemler başarı testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulara bakıldığında öğrencilerin 6. sınıf fen bilimleri dersi vücudumuzdaki sistemler ünitesini artırılmış gerçeklik uygulamaları kullanılarak işledikten sonra öğrenci başarılarına olumlu yönde katkı sağladığı görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Yapıştırıcı ile birleştirilmiş tek tesirli bindirme bağlantılarında, bağlantı geometrisi değişikliğinin kopma yükü üzerindeki etkisinin sonlu elemanlar yöntemi ile incelenmesi
Hüseyin Tok
Günümüzde birçok alanda, yapıştırıcılar kullanılarak bindirmeli bağlantı uygulamaları yapılmaktadır. Önceki yıllarda bindirmeli bağlantı işlemleri daha çok cıvata ve perçinler ile yapılmaktaydı. Kullanılan bu elemanların kendilerine özgü dezavantajları bulunmaktadır. Sonraki yıllarda büyük bir hızla gelişen yapıştırıcı sektörü bindirmeli bağlantılarda yapıştırıcıların da kullanılmasına olanak sağlamıştır. Bindirmeli bağlantıların en belirgin dezavantajı, bindirme bölgesinde oluşan momenttir. Tek tesirli bindirme bağlantılarında, birleştirilen elemanların uç noktalarından çekme kuvvetine maruz bırakılması ile bindirme bölgesinde moment oluşmaktadır. Uygulanan kuvvetin, bağlantının ağırlık merkezinden farklı noktalara etki etmesi moment oluşumunun temel nedenidir. Bu durum bindirmeli bağlantılarda yapıştırıcının kopma yükünü olumsuz yönde etkilemektedir. Oluşan momentin değerini ve etkilerini azaltıp, yapıştırıcının performansını arttırabilmek için bağlantı geometrisinde bazı değişiklikler yapılması öngörülmüştür. Geometride yapılan değişiklerin amacı çekme kuvveti doğrultusunun, bağlantının ağırlık merkezine yaklaştırılmasıdır. Bunun sonucunda oluşan momentin değeri azaltılarak, kopma yükünün arttırılması çalışmanın temel amacını içermektedir. En uygun geometrinin belirlenebilmesi için Taguchi yönteminden faydalanılmıştır. Alüminyum ve çelik plakaların, DP460 yapıştırıcı kullanılarak klasik bindirme yöntemi ile birleştirildikten sonra, sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak kopma yükü değerleri belirlenmiştir. Daha sonra plakalar üzerinde geometrik değişiklikler yapılıp sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak kopma yükleri belirlenmiştir. Son olarak elde edilen tüm sonuçlar karşılaştırılıp, gerekli değerlendirmeler yapılarak çalışma tamamlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Korozyonlu betonarme kolonların deneysel korozyon seviyelerinin eşdeğer akım yoğunluğuna bağlı olarak teorik korozyon seviyeleriyle karşılaştırılması
Umytjan Yangıbayev
Korozyon ürünlerinin oluşumundan ödün verilmeksizin, istenen korozyon oranlarının elde edilebilmesi için eşdeğer akım kullanılarak korozyonun hızlandırılmasının bilimsel gerekçesi güçlüdür. Uygulanan eşdeğer akım tekniği, beton içerisine gömülü olan donatı çubuklarını belirli sabit oranlarda korozyona uğratma avantajına sahip olsa da, eşdeğer akım tarafından tesir ettirilen korozyon oranı, gerçek korozyon oranını tam olarak yansıtamaz. Teorik ve gerçek korozyon kütle kayıplarının aynı olmamasının gerekçeleri; betonun direnci, donatı çubuğunun bileşimi, betondaki minerallerin elektriksel özellikleri gibi çeşitli faktörlere atfedilmektedir. Bu araştırmanın amacı, yazarların bilgisi dâhilinde olmak üzere, farklı beton basınç seviyelerinde korozyona maruz kalmış 24 betonarme kolon numunelerinin, daha önceden kaydedilmiş olan korozyon akım yoğunluk ölçümleri ile oluşturulan deneysel veriler kullanılarak, hesap edilen teorik korozyon oranı ile gerçek korozyon oranı arasında deneye dayalı bir ilişki kurmaktır. Geliştirilecek olan deneye dayalı model kullanılarak elde edilen deneysel bulguların, literatürde bildirilen teorik bir model kullanılarak elde edilen sonuçlarla karşılaştırılması planlanmıştır. Böylece, tahribatsız olarak ölçülen eşdeğer akım değerleri kullanılarak, donatı korozyonunun daha sağlıklı değerlendirilebileceği beklenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Eğitim ve bilim dergisinde matematik alanında yayımlanmış makalelerin betimsel içerik analizi
Elif Demirel
Bu araştırmanın amacı Eğitim ve Bilim dergisinde matematik eğitimi alanında yayımlanan makaleleri yapıları ve konularının eğilimleri kapsamında incelemektir. Araştırma tasarlanırken temel alınan yöntem betimsel içerik analizidir. Araştırmada Eğitim ve Bilim dergisinde yayımlanan toplam 212 sayı incelenerek 147 makale belirlenmiş ve ulaşılan makaleler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre; dergide matematik eğitimi alanında ilk olarak 1984 yılında makale yayımlandığı, yayımlanan makale sayılarının 2008 yılından itibaren genel olarak artış gösterip 2014 sonrasında düşüş gösterdiği görülmüştür. İncelenen makalelerin daha çok nicel betimsel desenler ve nitel durum çalışması ile tasarlandığı, en çok öğretmen örneklemi ile yapılan çalışmalara yer verildiği ve daha sonra en çok ortaokul sekizinci sınıf öğrencileri ile çalışıldığı tespit edilmiştir. Makalelerde veri toplama aracı olarak daha çok algı, tutum, yetenek vb testlerinin ve doküman incelemesinin kullanıldığı, verilerin analizinde en çok kestirimsel analiz yöntemlerinden ve içerik analizinden faydalanıldığı ve makalelerin en çok Türkçe olarak yayımlandığı belirlenmiştir. Konu olarak ise en çok algı/tutum/kaygı/inanç/öz yeterlilik belirleme kapsamında çalışıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Demirpınar Çayı havzası ve çevresinin (Üzümlü/Erzincan) Trombidioidea ve Erythraeoidea (Acari) faunasının belirlenmesi
Alper Torunlar
Bu çalışmada; Üzümlü ilçesinin sınırlarında bulunan Demirpınar havzası ve çevresinden toplanan kadife akarlar (Trombidioidea ve Erythraeoidea) değerlendirildi. Bu kapsamda; 2020-2022 yılları arasında Mayıs-Kasım aylarını kapsayan toplam 22 kez araziye gidilmiş, farklı özellikteki lokalite ve habitatlardan numuneler alınmıştır. Berlese yöntemiyle laboratuvar ortamında toprak içerisindeki akarlar ayıklanmıştır. Demirpınar havzasından toplanan toprak örneklerinden trombidioid ait 15, erythraeoid ait 8 toplamda 23 tür tespit edildi. Bu türlerden Paratrombium klugkisti (Oudemans, 1917) Türkiye faunası için, diğer türlerde çalışma alanı için yeni kayıttır. Tespit edilen türlerimiz üzerinden çeşitli morfolojik yapılarının fotoğrafları çekilmiş, tanımları gözden geçirilmiş, yaşama alanları ile Türkiye ve dünyadaki yayılışları verilmiştir. 2023, 85 Sayfa Anahtar Kelimeler: Acari, Parasitengona, Trombidioidea, Erythraeoidea, Erzincan, Üzümlü, Demirpınar Havzası.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Albanlar tarihi ve Müslümanların Azerbaycan'ı fethi
Melek Omaç İpek
Azerbaycan'ın kadim halklarından biri olan Albanlar, bugünkü Azerbaycan topraklarının kuzeyi, Gürcistan, Ermenistan ve Güney Dağıstan topraklarının bir kısmını da içine alarak varlıklarını 705 yılına kadar sürdürmüşlerdir. Alban Devleti 26 kavmin bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Alban Devleti'ni Aran, Arsak ve Mehraniler sülalesinden gelen hükümdarlar yönetmiştir. Stratejik konumu itibariyle Sâsâniler dışında Bizans İmparatorluğu ve Hazarlar ile sürekli münasebette bulunmuşlardır. Müslüman Arapların topraklarını genişletmek üzere bu topraklarda akınlar düzenlemişler ve yönetimde söz sahibi olmuşlardır. Albanların dikkat çeken bir diğer konusu da Kafkasya topraklarında ilk kez Hristiyanlığı kabul edip, devletin resmi dini haline getirilişidir. Hristiyanlık dini görüşlerinden olan Monofizitlik ve Diofizitlik dolayısıyla fikir ayrılıkları yaşanmış ve bu fikir ayrılıkları Alban Devleti'ni iç karışıklıklara sürüklemiştir. M.Ö. I. yüzyıldan M.Ö. VIII. yüzyıla kadar varlığı sürdüren Alban Devleti hilafet topraklarına dönüşerek tarih sahnesinden silinmiştir. Alban Devleti'nin coğrafyası, siyasi, sosyal ve kültürel tarihi hakkında yazılan bu çalışmam da Albanlar'ın kurulmasından yıkılmasına kadar olan süreç ele alınmış olup, coğrafi konumu itibariyle etkileşim kurduğu devletlerin hâkim olma mücadeleleri hakkında bilgi verilerek, bu devletlerin din politikalarının devlet üzerindeki etkilerini tezim çerçevesinde ele almaya çalıştım.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Atık kızartma yağı ve atık tarımsal kül ile modifiye edilmiş bitümlü bağlayıcıların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin incelenmesi
Elif Zorlu
Dünyada artan nüfus sayısı ve teknolojinin gelişimine bağlı olarak hızla artan ve farklılaşan tüketim alışkanlıkları atık miktarını artırmıştır. Bu çalışmada; biyokütle ürünlerinden atık kızartma yağı ve atık tarımsal külün (çam dal, çam kapak, kavak kapak, mısır sapı) bitümün fiziksel ve kimyasal özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bitümlü sıcak karışımların performansını ve stabilitesinin artırılması, katkı miktarının optimize edilmesi, biyokütle ürünlerinin geri dönüşümü sağlanarak daha ekonomik tasarımlar oluşturulması amaçlanmaktadır. Çalışmada 70/100 penetrasyonlu saf bitüme, ağırlıkça %0, %2, %4 oranlarında atık kızartma yağı; ağırlıkça %0, %3, %6 oranlarında atık tarımsal kül eklenilmiştir. Modifiye bitümlerden 170°C, 180°C, 190°C sıcaklıklarda ve 10, 20, 30 dakikalık sürelerde, sabit 3000 RPM karıştırma hızında olmak üzere toplamda 9deney grubu numunesi oluşturulmuştur. Bu numunelere penetrasyon, yumuşama noktası, parlama noktası, dönel ince film halinde ısıtma (RTFOT), FTIR deneyleri ve Marshall Tasarım deneyi uygulanmıştır. RTFOT ile yaşlandırılan numunelere yeniden penetrasyon, yumuşama noktası ve parlama noktası deneyleri uygulanarak ve penetrasyon indeksi hesaplanarak bitümlü bağlayıcıların özellikleri gözlemlenmiştir. Çalışma sonucunda; Atık kızartma yağı katkısının; bitümün penetrasyon değerini dolayısıyla işlenebilirliğini artırdığı, atık tarımsal kül katkısının ise penetrasyon değerini düşürdüğü, dolayısıyla kıvamlılığı artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Marshall deneyi sonucunda atık kızartmalık yağ katkısının stabilite değerini düşürdüğü, kül katkısının ise artırdığı sonucuna ulaşılmış; yağ ve kül katkısının akma değerlerinde ani bir artış ya da azalmaya sebep olmadığı görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023SKP ile üretilen Ti13Nb13Zr/HA kompozitlerin mekanik ve tribolojik özelliklerinin incelenmesi
Beyza Begüm Demirel
Ti-bazlı biyomedikal malzemeler üretmek için birçok modifikasyon yöntemi uygulanmaktadır. Bu çalışmada, Ti13Nb13Zr alaşımına Sürtünme Karıştırma Prosesi (SKP) uygulanarak takviyesiz Ti13Nb13Zr alaşımı ve farklı oranlarda hidroksiapatit (HA) takviyeli Ti13Nb13Zr/HA kompozitlerin yapısal, mekanik ve tribolojik özellikleri araştırılmıştır. Yapısal özellikleri belirlemek amacıyla XRD, FTIR, SEM ve EDS analizleri gerçekleştirilmiştir. Yüzey pürüzlülük değerleri 3D optik mikroskop kullanılarak belirlenmiştir. Mekanik ve tribolojik özelliklerin belirlenmesi için ise sırasıyla mikrosertlik ve aşınma test cihazları kullanılmıştır. Aşınma testleri kuru ortam ve fosfat tamponlu tuz çözeltisi (PBS) içinde gerçekleştirilmiştir. Aşınma testleri sonucu oluşan aşınma izleri SEM ve 3D optik profilometre ile analiz edilmiştir. Yüzey ıslanabilirlik özellikleri temas açı ölçer ile incelenmiştir. Yapılan XRD analizleri sonucunda elde edilen kompozitlerin amorf bir yapı sergiledikleri görülmüştür. FTIR analizleri sonucu HA PO4-3, HPO4-2, CO3-2 ve OH- bağlarına sahiptir. SKP prosesi Ti13Nb13Zr alaşımının sertliğini ve her iki atmosferde de aşınma direncini artırmıştır. Ayrıca Ti13Nb13Zr/HA kompozitleri Ti13Nb13Zr alaşımı ve SKP uygulanarak modifiye edilmiş Ti13Nb13Zr alaşımının sertliğini ve aşınma direncini önemli ölçüde artırmıştır.Tüm numuneler hücrelerin yapışması için uygun hidrofilik yüzeyler sergilemiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Atık malzemelerle yapılan STEM eğitiminin okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerileri ve gelişim becerileri üzerine etkisi
Cansu Azamet Gündüzlü
Araştırmada atık malzemelerden oluşan STEM eğitiminin okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerileri ve gelişim becerileri üzerine etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Doğu Anadolu bölgesinin orta ölçekli bir ilinin anaokulunda öğrenim gören toplam 20 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada hem nitel hem nicel yöntemin bir arada olduğu karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada atık malzemelerden oluşan STEM eğitiminin okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerini ve gelişim becerilerini belirlemek amacıyla tek gruplu ön test ve son test deseni oluşturulmuştur. Araştırma sürecinde elde edilen nicel verilerin analizi istatistiksel yöntemler ile nitel verilerin analizi ise içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmada nicel verilerin toplanması için "Bilimsel Süreç Becerileri Testi" ölçeği kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında ise "Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programı Gelişim Gözlem Formu" kullanılmıştır. Uygulama sürecinde 6 hafta boyunca öğrencilere atık malzemelerden oluşan STEM eğitimleri verilmiştir. Araştırma sonucunda bulgularda; STEM eğitimlerinin okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerini geliştirdiği tespit edilmiştir. Gelişim gözlem formundan elde edilen verilere göre STEM eğitimlerinin okul öncesi öğrencilerinin; motor gelişimi, bilişsel gelişimi, dil gelişimi, sosyal ve duygusal gelişimi ve öz bakım becerileri üzerinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Hidrotermal sentez sıcaklığı ve tavlama işleminin MnCO3 ince filmlerin özellikleri üzerine etkisi
Cemal Turgay İnanç
İki kısımda gerçekleştirilen bu tez çalışmasının birinci kısmında MnCO3 ince filmler cam altlıklar üzerine farklı sentez sıcaklıklarında hidrotermal yöntemle büyütülerek sentez sıcaklığının, elde edilen filmlerin yapısal özellikleri üzerine etkisi incelendi. XRD sonuçları 80 ºC sentez sıcaklığında büyütülen filmlerin amorf bir yapıya sahip olduğunu, artan sentez sıcaklığı ile birlikte yapının polikristale dönüştüğünü gösterdi. Ayrıca yapıda ikincil faz olarak Mn3O4'ün bulunduğu belirlendi. SEM görüntülerinden MnCO3 ince filmlerin kübik morfolojiye sahip olduğu ve artan sentez sıcaklığı ile birlikte oluşan bu kübik yapıların sayısının arttığı gözlemlendi. Artan sentez sıcaklığı ile birlikte film kalınlığının da arttığı ve ayrıca en uygun stokiometrik orana 110 ºC'de elde edilen filmlerin sahip olduğu EDAX ölçümlerinden belirlendi. Bu sonuç ve XRD ölçümleri kullanılarak elde edilen tanecik büyüklüğü değerleri ve Mn3O4 ikincil fazına ait pik şiddetleri dikkate alındığında, MnCO3 ince filmler için en uygun sentez sıcaklığının 110 ºC olduğu görüldü. İkinci kısımda 110 ºC'de kuvars altlıklar üzerine büyütülen filmler, farklı atmosferlerde tavlanarak tavlama işleminin filmlerin yapısal ve optik özellikleri üzerine etkisi incelendi. XRD sonuçları, hava atmosferinde 600 ºC'de 1 saat süreyle tavlanan filmlerin Mn2O3'e dönüştüğünü, azot atmosferinde aynı sıcaklık ve süreyle tavlanan filmlerin ise MnO'ya dönüştüğünü gösterdi. Bununla birlikte azot atmosferinde tavlanan filmlerde ikincil faz olarak Mn3O4'ün bulunduğu belirlendi. SEM görüntüleri, tavlama işleminin MnCO3 ince filmlerin genel morfolojisinde önemli bir değişiklik meydana getirmediğini yalnızca kübik yapıların yüzeylerinde yapıdan karbonun ayrılmasına bağlı olarak gözeneklerin oluştuğunu gösterdi. Filmlerden karbonun ayrılması EDAX ölçümleriyle de doğrulandı. Oda sıcaklığında gerçekleştirilen optik soğurma ölçümlerinden MnCO3 ince filmlerin ve hava ve azot atmosferlerinde tavlanan filmlerin direk yasak enerji aralığı değerleri sırasıyla 3,27 eV, 2,30 eV ve 2,71 eV olarak hesaplandı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Matematik eğitiminde soyutlama konusunda yapılan lisansüstü tezlerin meta-sentezi
Semanur Günday
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de Matematik eğitiminde Soyutlama konusunda yapılan lisansüstü araştırmaların yapılarını, soyutlama türlerini, tezlerin sonuçlarını ve önerilerini temel alarak incelemektir. Bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı kullanılmış olup araştırma deseni olarak doküman analizi tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında 47 lisansüstü çalışma incelenmiştir. Verilerin analizi ise betimsel içerik analizi ve meta sentez yöntemleri temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizleri sonucunda soyutlama ile ilgili lisansüstü çalışmaların 2006 yılında literatürde yer almaya başladığı, yükseklisans düzeyinde çalışmaların fazla olduğu, çalışmaların büyük bir çoğunluğunun nitel araştırma yöntemi ve durum çalışması deseniyle tasarlandığı belirlenmiştir. Lisansüstü tezlerde çoğunlukla ortaokul düzeyinde 6,7 ve 8. Sınıf öğrencileriyle çalışıldığı, tercih edilen örneklem büyüklüklerinin küçük gruplardan oluştuğu ve örneklem grupları belirlenirken çoğunlukla maksimum çeşitlilik örnekleme yönteminin kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Tezlerde betimsel içerik analizinin sıklıkla kullanıldığı, veri toplama aracı olarak ise çoğunlukla başarı testlerinin kullanıldığı belirlenmiştir. Sosyo -kültürel yaklaşımı temel alan çalışmaların daha fazla olması ulaşılan bir diğer sonuçtur. İncelenen tezlerden hareketle ulaşılan sonuçlar, başarı düzeyi yüksek olan öğrencilerin soyutlama sürecini diğer öğrencilere göre daha iyi bir şekilde oluşturabildiklerini ve ön bilgilerin süreçte önemli olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte incelenen çalışmalarda soyutlama teoremlerindeki epistemik eylemlerin yapısının iç içe olduğu ve soyutlama sürecinde öğretmen katkısının büyük bir öneme sahip olduğu vurgulanmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim20231960-1980 arası sosyalist Türk öykücülüğünde eğilimler
Volkan Gemili
1960-1980 yılları arası Türkiye'nin siyasal, ekonomik, soysal, kültürel, sanatsal anlamda en çalkantılı dönemlerindendir. Yirmi senede yaşanan darbeler, muhtıra, grev-ler, lokavtlar, boykotlar, sendika faaliyetleri, öğrenci ve işçi eylemleri, idamlar, sağ/sol olayları, sokak kavgaları, silahlı çatışmalar, faili meçhul cinayetler modernleşme sancı¬ları çeken Türk toplumunun politize olmasında etkili olmuştur. Bu etkiler her dönem ve devirde olduğu gibi sanatı -özelde de edebiyatı- şekillendirmiştir. 1960-1980 arasında öykü kitaplarını yayımlamaya başlayan Peride Celal, Meh¬met Seyda, Şükran Kurdakul, Adalet Ağaoğlu, Leyla Erbil, Füruzan, Ayhan Bozfırat, Selçuk Baran, Adnan Özyalçıner, Sevgi Soysal, Tomris Uyar, Aysel Özakın, Tezer Özlü, İnci Aral, Nazlı Eray, Şiir Erkök Yılmaz, Hulki Aktunç, Selim İleri, Nedim Gür¬sel ve Ayşe Kilimci öykülerinde dönemin toplumsal olay ve olgularını içerik olarak işlerken geçmişin biçimsel öykü birikiminden de yararlanmışlardır. 1940 Kuşağı ve 1950 Kuşağı öykü tarzıyla hesaplaşmaya giren bu öykücüler dönemin ruhunu yansıtan yeni öykü anlayışları geliştirmişlerdir. Bu yazarların öykülerinde toplumcu ve eleştirel gerçekçilik, varoluşçuluk, feminist edebiyat eleştirisi, psikanalizim, psikolojik öykü, sosyopsikolojik nesir, Kafkaesk anlatım tarzı öne çıkan içerik eğilimlerindendir. Olay ya da durum öyküsü, bilinç akışı, iç konuşma, ritim, atmosfer öykü, ironi, mizah, absürt, alegori, gerçeküstü, fantastik ve minimal öykü ise ağırlıkta olan biçimsel eğilimlerdir. Öykücüler hangi eğilimle yazarlarsa yazsınlar her biri eğilime yönelik yeni bir yaklaşım sergilemiş, bu eğilimleri iç içe vererek dönüştürmüş, çoklu bir eğilim anlayışı oluşturmuştur. Tezde bu öykücülerin içerik ve biçim eğilimleri ele alınmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Akıllı seralarda led lambalı otomasyon kontrol sistemi
Nurdan Akdemir
Teknolojinin gelişmesiyle beraber modern tarımın günlük yaşamamızdaki etkileri büyük oranda artmıştır. Otomasyon kullanılarak tasarlanan sistemler zamanla artmakla beraber, kullanıcılar açısından zaman, maliyet ve rahatlık açısından bakıldığında vazgeçilemez duruma gelmiştir. Sadece belirli bir bitkinin yetişmesi için tasarlanan sabit sistemler kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda değişemeyeceği için zamanla işlevsiz hale gelerek kullanıcıya maddi yük haline gelir. Bu sebeple birçok bitkinin yetiştirilebileceği sistemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla birlikte bitkilerin optimum değerleri olan uygun sıcaklık, nem ve aydınlatma sistemlerinin bulunduğu bir sistemin tasarlanması insan yükünü hafifletir. Özellikle LED(light emitting diode) aydınlatma sistemleri ile kış aylarında ışık şiddeti azalan seralarda meyve sebze yetiştiriciliğinde ek ışıklandırma sağlanması hedeflenmiştir. Bu çalışmada, sera sistemine yerleştirilen nem sensörü ve sıcaklık sensörü tarafından alınan bilgiler Arduino Uno denetleyicisine işlenmiştir. Arduinoya gelen veriler ışığında sulama, ısıtma ve soğutmaya ihtiyaç duyulduğu anda sulama motoru, soğutma fanları ve ısıtma fanları otomatik olarak çalışacak ve bitkinin ihtiyacı olan ortam koşulları sağlanacaktır. Ortam koşullarının sağlanmasının yanında fotosentezin yapılabilmesi için güneş ışığının alınma süresinin az olduğu bölgelerde veya kapalı bitki üretim ortamlarında ihtiyaç duyulan aydınlatmayı sağlamak amacıyla ek aydınlatma sistemi tasarlanmıştır. Daha önce yapılan araştırmalarda bitki büyümesine olumlu etkisinin olduğu bilinen kırmızı ve mavi ışıktan yararlanılmıştır. Bitkilerin çimlenme, büyüme ve meyve dönemlerindeki ışık yoğunlukları ihtiyaç duydukları oranda aydınlatma ile sağlanmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Aile Mahkemesi kararları ve bu kararlara karşı denetim yolları
Sena Çetin
Aile Mahkemeleri, Türk Yargı örgütü içinde adli yargı kolunda medeni yargı başka bir ifade ile hukuk yargısında yargılama yapmak 09.1.2003 tarih ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile kurulmuş bulunan, tek hâkimli, özel görevli bir ilk derece mahkemesidir. Anılan Kanun'un 4. maddesinde aile mahkemelerinin görevleri belirlenmiştir. Buna göre aile mahkemelerinin görevleri, Türk Medenî Kanununun vesayet (üçüncü kısım) hariç olmak üzere evlilik hukuku kitabı ile Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi ve diğer kanunlarla verilen dava ve işlerdir. Bu hüküm kapsamında aile mahkemelerince verilen kararların ve bu kararların denetimi maksadı ile yapılacak başvuruların inceleneceği "Aile Mahkemesi Kararları ve Bu Kararlara Karşı Denetim Yolları" başlıklı bu yüksek lisans tezi, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde aile mahkemesinin yapısı anlatıldıktan sonra, genel olarak aile mahkemesinin görevleri ve yargılama usullerine yer verilmiştir. İkinci bölümde aile mahkemesinin verebileceği tüm kararlar incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise aile mahkemeleri tarafından verilen bu kararlara karşı denetim yolları başlığı altında, bir hukuki çare olan itiraz ile istinaf, temyiz ve yargılamanın iadesi kanun yolları incelenmiştir.
