Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sosyal bilgiler öğretiminde proje tabanlı öğrenme yaklaşımının girişimcilik becerilerine etkisi: Bir karma yöntem araştırması

    Battal Gazi Ülker

    Bu araştırmada, Sosyal Bilgiler öğretiminde Proje Tabanlı Öğrenme (PTÖ) Yaklaşımının ortaokul öğrencilerinin girişimcilik becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, hem nitel hem de nicel veri toplama tekniklerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem desenlerinden sıralı açıklayıcı karma desen kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak, Eroğlu, Deveci ve Gürdoğan, (2020) tarafından hazırlanan "Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Girişimcilik Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada çalışma grubu seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Bu kapsamada Erzincan il merkezinde bir ilköğretim okulunda 5. sınıfta öğrenim görmekte olan iki sınıftan biri deney grubu (N14), diğeri ise kontrol grubu (N14) olarak belirlenmiştir. Uygulama sürecinde dersler deney grubunda Proje Tabanlı Öğrenme Yaklaşımı ile işlenirken, kontrol grubunda ise müfredata uygun bir şekilde işlenmiştir. Araştırma sonucunda, deney ve kontrol grubu öntest ve sontest puanları karşılaştırıldığında, deney grubu öğrencilerinin girişimcilik becerilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre istatiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna yönelik sonuçlara göre; Proje Tabanlı Öğrenme Yaklaşımının yaratıcılık, yenilikçilik, risk alma-cesaretli olma ve başarılı girişimciler ile meslekleri tanımada etkili bir yöntem olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, Sosyal Bilgiler öğretiminde Proje Tabanlı Öğrenme Yaklaşımının, ortaokul öğrencilerine girişimcilik becerilerini kazandırmada etkili bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Proje Tabanlı Öğrenme Yaklaşımı, Girişimcilik, Beceri

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sosyal bilgiler dersinde verilen ev ödevleri hakkında öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri

    Musa İşılak

    Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler dersinde verilen ev ödevleri hakkında öğretmen, öğrenci ve veli görüşlerini tespit etmektir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomoloji) çalışması olarak tasarlanmıştır. Amaçlı örnekleme türlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesinin kullanıldığı araştırma örneklemini, 2021–2022 eğitim-öğretim yılında Batman ili merkez ortaokullarında görev yapan sosyal bilgiler öğretmenleri, bu okullarda öğrenim gören beşinci, altıncı ve yedinci sınıf öğrencileri ve bu öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları gerçekleştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarından elde edilen nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada öğrenci, öğretmen ve velilerin ev ödevlerini sorumluluk, akademik başarıyı arttıran çalışmalar, pekiştirmeler ve konu tekrarları şeklinde algıladıkları ve ev ödevlerini yararlı gördüğü ve verilmesi gerektiği fakat zaman zaman çeşitli sorunlarla da karşılaştıkları saptanmıştır. Öğretmenlerin genellikle ev ödevlerini çoktan seçmeli ve kitaptaki etkinlikler şeklinde verdiği fakat öğrenci ve velilerin öğretmenlerden ev ödevlerini verirken farklı etkinlik, yöntem ve teknikler şeklinde verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler uzaktan eğitimin yapıldığı dönemlerde ev ödevlerinin eğitim öğretim faaliyetlerini olumsuz etkilediğini düşünürken öğrenci ve veliler ise olumlu olduğunu düşünmektedir. Anahtar kelimeler: Sosyal Bilgiler Dersi, Ev Ödevi, Öğretmen Görüşleri, Öğrenci Görüşleri, Veli Görüşleri

  • TezAçık Erişim2022
    Birinci trimesterde subkoryonik hematomu olan gebelerin obstetrik komplikasyonlarının ve sonuçlarının değerlendirilmesi

    Fatma Zehra Kurnuç

    Amaç: Bu çalıĢmada, 1. trimesterde ultrasonografide subkoryonik hematomu olan gebelerin obstetrik komplikasyonlarının ve sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıĢtır. Gereç ve yöntem: ÇalıĢmamıza Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi Kadın Doğum Polikliniği‟ nde Ocak 2019- Kasım 2021 tarihleri arasında tekil gebeliği olan, servikal açıklığı bulunmayan ve ultrasonografide kanama alanı izlenen 14. gebelik haftasının altındaki hastalar dahil edilmiĢtir. Ultrasonografik olarak kanama alanı tespit edilen hastalar, takiplerinde vajinal kanama, pelvik ağrı olup olmamasına, kanama alanlarının lokalizasyonuna, hematom alanı hesaplamasına ve CRL(baĢ popo mesafesi) ile hematom boyutlarının oranlamasına göre gruplandırılarak her grubun ayrı ayrı gebelik prognozunu araĢtırmak için geçmiĢ hasta dosya kayıtları incelendi. Bu gruplar arasında karĢılaĢtırılan abortus, preterm eylem, intrauterin geliĢme geriliği (ĠUGG), erken membran rüptürü, malprezantasyon, gestasyonel hipertansiyon, gestasyonel diyabetes mellitus (GDM), membranların preterm prematür rüptürü (PPROM) komplikasyonları için risk taĢıyan (çoğul gebelik, uterin anomaliler, tekrarlayan abortus öyküsü) ve gebelik takiplerine hastanemizde devam etmeyen, abortusu/doğumunu hastanemizde yapmayan hastalar çalıĢma dıĢı bırakıldı. AraĢtırma kapsamında ilk olarak hematom tespit edilen 1819 hasta tarandı ve ultrasonografide kanama alanı izlenen 334 hasta tespit edildi. Takiplerine devam etmeyen, gebeliği hastanemizde sonlanmayan ve belirtilen risk faktörleri olan hastalar dıĢlandı ve araĢtırma kapsamına 215 hasta alındı. Tüm veriler istatistiksel olarak analiz edildi. Bulgular: Hastaların komplikasyon oranı %60,9 bulunmuĢtur. Komplikasyonlardan en sık %43,7 ile abortus, ardından %9,3 ile preterm doğum saptanmıĢtır. Abortusa etki eden faktörler araĢtırıldığında; CRL boyutunun hematomun yatay uzunluğuna oranına göre hesaplandığında ½ den fazla olanlarda ½ den az olanlara göre gebeliğin abortus ile sonuçlanmayıp gebeliğin devam etme olasılığını 2,923 kat artırmaktadır ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıĢtır. Abortus açısından hematomun lokalizasyonu ve alanı arasında anlamlı fark tespit edilmedi. Aynı zamanda hematom alanı ve lokalizasyonu arasında PPROM, abortus, erken membran rüptürü, GDM, preeklampsi, ĠUGG, polihidramnioz, malprezentasyon, preterm doğum, miad doğum, primer sezaryen doğum (C/S), eski/mükerrer C/S, normal spontan doğum açısından belirgin bir fark izlenmedi. Subkoryonik hematomu olan gebelerde komplikasyona etki eden faktörler araĢtırıldığında; CRL boyutu ile hematomun yatay uzunluğunun oranının ½ den fazla olmasının ½ den az olmasına göre 2 sağlıklı gebelik oluĢma ihtimalini 2,325 kat artırdığı, CRL ile hematomun derinlik (longitudunal ) boyutuna oranının 1 den az olmasına göre 3-4 arasında olması sağlıklı gebelik oranını 3,439 kat oranında artırdığı ve 4 ten fazla olmasının ise 2,388 kat artırdığı saptanmıĢtır ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiĢtir. Sonuç: ÇalıĢma sonucunda, gruplar arasında kötü obstetrik sonuç açısından anlamlı fark saptanmıĢtır. CRL boyutunun hematom boyutu ile oranlandığı hasta gruplarında abortus ve komplikasyon sonuçlarını öngörmede istatistiksel olarak anlamlı etkinliği olduğu gösterilmiĢtir. Ancak subkoryonik hematom olan hastalarda abortus ve komplikasyon oranlarını daha iyi saptamak için hasta sayısının daha fazla olduğu gruplarla yapılacak olan prospektif çalıĢmalara gereksinim olduğunu düĢünmekteyiz. Anahtar Kelimeler:Subkoryonik hematom, abortus,kötü obstetrik sonuç

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Ceza hukukunda hukuka uygunluk nedenlerinin maddi unsurlarında hata

    Hasan İba

    Hata kurumu, 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemede hata türleri belirlenirken hatanın hukuki sonucu değil, konusu esas alınmıştır. Bu çalışmada "hukuka uygunluk nedenlerinin maddi unsurlarında hata" konusu detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, hukuka uygunluk nedenlerinin yapısı ve suç genel teorisi içerisindeki yeri; ikinci bölümde hukuka uygunluk nedenlerinin maddi unsurlarında hatanın unsurları ve üçüncü bölümde hukuka uygunluk nedenlerinin maddi unsurlarında hatanın hukuki niteliği konuları üzerinde durulacaktır. Çalışmamızın temel araştırma sorusu "hukuka uygunluk nedenlerinin maddi unsurlarında hata haksızlığı mı etkiler yoksa kusuru mu" sorusudur. Bu soru hata öğretisinin en tartışmalı sorusudur. Biz bu soruda, Katı Kusur Teorisinin verdiği yanıta katılıyoruz: Hukuka uygunluk nedenlerinin maddi unsurlarında hataya düştüğü için fiilinin haksızlık teşkil ettiğini bilmeyen failin hatası kusuru etkiler; hata kaçınılmazsa fail cezalandırılmaz; hata kaçınılabilirse fail kasıtlı suçtan kusurunun ağırlığına göre sorumlu olur. Anahtar Kelimeler: Hukuka Uygunluk Nedenleri, Maddi Unsurlar, Hata, Haksızlık, Kusuru Etkileyen Nedenler

  • TezAçık Erişim2022
    Pulmoner tromboemboli hastalarında pulmoner arteryel obstrüksiyon indeks oranı ile monosit/HDL oranı arasındaki ilişki ve bu parametrelerin kısa dönem prognoz üzerindeki etkisi

    Fethullah Küçükkalem

    Giriş ve Amaç: Pulmoner tromboemboli (PTE) tanı konulması güç bir hastalık olup bu nedenle akut PTE hastalığı yalnızca klinik semptomlar ve bulgular temelinde teşhis edilememektedir. Çalışmamız bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiografi (BTPA) ile pulmoner tromboemboli (PTE) tanısı alan hastalarda hastalığının şiddetini belirlemek için radyolojik olarak pulmoner arteryel obstrüksiyon indeks (PAOİ) ölçümü yapılmıştır. Çalışma kapsamında hastalarda radyolojik olarak PAOİ oranı (PAOİO) ölçümü ve monosit/HDL oranı (MHR) arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve bu parametrelerin kısa dönem (30 günlük) mortaliteyi öngörmedeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte sPESI değeri temel olmak üzere diğer biyobelirteçlerin hastalığın klinik şiddetinin belirlenmesine olan katkısının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışma kapsamında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Mengücek Gazi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisi'nde bilgisayarlı tomografik pulmoner anjiografi ile pulmoner tromboemboli tanısı konulan 18-100 yaş aralığındaki356 hastanın klinik ve laboratuvar bulguları incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 68,39±16,45 (24-98) yıldır. Çalışmamızda sPESI indeks değeri 2,38±1,46; PAOİO indeks değeri 38,21±17,58; PASB değeri 42,21±15,94, MHR 20,25±14,04 olarak orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Hastaların %13,2'si bir ay içerisinde exitus olmuştur. Mortalite durumu exitus olanların yaşayanlara göre laboratuvar ve klinik bulgularının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizinde PAOİO değeri ile PASB ve sPESI arasında %99 güven düzeyinde pozitif yönde orta düzeyde korelasyon bulunmaktadır (r=0,575, r=0,514); PAOİO değeri ile monosit/HDL oranı arasında %99 güven düzeyinde pozitif yönde çok zayıf korelasyon bulunmuştur (r=0,142). Monosit/HDL oranı ve PAOİO değeri için yapılan ROC analizinde değişkenlerin AUC değerleri 0,6 civarındaydı. Bu değerler PAOİO ve MHR parametrelerinin pozitif sınıf ile negatif sınıf arasında ayrım yapma kapasitesinin zayıf olduğunu göstermiştir. Sonuç: PAOİO değeri ile MHR arasında pozitif yönde zayıf ilişki varıdır. Bu parametlerin prognozu belirlemedeki etkisi zayıf olup daha fazla boylamsal çalışmaya ve diğer parametrelerle olan ilişkilerin test edilmesinin ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Pulmoner tromboemboli, Monosit/HDL oranı, PAOİO, Biybelirteç

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Köyde öğretmen olmak: Fenomenolojik bir çalışma

    Mehmet Fatih Kılıç

    Araştırmada, farklı kültürel ve sosyal çevrelerden gelerek köylerde görev yapan öğretmenlerin günlük deneyimlerinden hareketle köyde öğretmen olmaya yönelik algılarının belirlemesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, öğretmenlerin köyde öğretmen olmaya yükledikleri anlamlar öğretmenlerin deneyimleri üzerinden belirlenmeye çalışılmış ve fenomenoloji yöntemiyle yapılmıştır. Birleştirilmiş sınıflı köy okullarında öğretmenlik yapan ve çalıştıkları köylerde ikamet eden 11 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler, geliştirilen gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Veriler İn Vivo kodlama ile elde edilmiş, kategori ve temalar kullanılarak yorumlanmış ve katılımcılardan doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Araştırmanın önemli görülen sonuçları incelendiğinde, atama öncesi sahip olunan sosyo-ekonomik düzeyin düşüklüğü ve ekonomik olarak özgürlüğe kavuşmanın mesleği seçmede etkili olduğu, köydeki ilk günlerinin yeni bir başlangıç olarak algılandığı, yabancılık ve yalnızlık hislerine kapıldıklarını ortaya çıkarmıştır. Köyde yaşam konusunda katılımcıların köy halkı ile yeterince kaynaşamadıkları ve kendilerini halktan soyutladıkları ortaya çıkmıştır. Okul öğretim hayatı kapsamında incelendiğinde, veli ilgisinin yetersiz olduğu, öğretmenlerin okul sınırları içinde kaldıkları ortaya çıkmıştır. Köy-okul-çevre etkileşimleri açısından incelendiğinde çevre ve iklim şartlarının eğitimi olumsuz etkilediği, halkın öğretmenlerden ekonomik olarak desteklenme bekledikleri, eğitimin sadece öğretmen eliyle yürütüldüğü, öğretmen davranışlarının öğretmenlik mesleğinin statüsünü etkilediği ortaya çıkmaktadır. Birleştirilmiş sınıfların uygulaması konusunda tüm öğretmenlerin eksik olduğu, akademik olarak öğretmenlerin yeterli özveriyi göstermelerine rağmen sosyal olarak verimli olamadıkları görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sosyal bilgiler dersinde değer analizi yöntemi ile değer öğretiminin vignette tekniği ile değerlendirilmesi

    Aykut Çakal

    Araştırmada Sosyal Bilgiler dersinde değer analiz yöntemi ile değer öğretiminin vignette tekniği ile değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla programda yer alan özgürlük, vatanseverlik, dayanışma ve bağımsızlık değeri ile ilgili çalışma yapılmıştır. Araştırma durum çalışması deseniyle yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 5, 6, 7 ve 8. Sınıftan toplamda 30 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin özgürlük, vatanseverlik, dayanışma ve bağımsızlık değerleri ile ilgili görüşleri alınarak veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Bu değerler ile ilgili alınan görüşler betimsel analize tabi tutulmuştur. Daha sonra bu görüşler temalar altında kategori ve kodlara ayrılarak gösterilmeye çalışılmıştır. Araştırmada bayrak, İstiklal Marşı, hür yaşamak, Milli Mücadele, Mustafa Kemal gibi ortak görüşlere ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda çalışmaya katılan öğrencilerde özgürlük, vatanseverlik, dayanışma ve bağımsızlık değerlerine yönelik olumlu tutumlar geliştirerek bu değerleri benimsedikleri görülmüştür.

  • TezAçık Erişim2022
    COVİD-19 pandemisinin hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıbba bakışına etkisi

    Bilal Karabaş

    Amaç: Çalışmamızın amacı COVID-19 pandemisiyle birlikte hastaların GETAT, modern tıp ve bütüncül tıbba olan bakışının etkilenip etkilenmediğini araştırmak. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız kesitsel tanımlayıcı nitelikte olup çalışmanın evrenini Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne Ocak 2022 ile Haziran 2022 tarihleri arasında başvuran hastalar oluşturmaktadır. Çalışmaya 18 yaş ve üstü, gönüllü, Türkçe bilen bireyler dahil edilmiştir. Katılımcılara 18 maddeden oluşan sosyodemografik anket ve bunun yanında Mc-FADDEN ve arkadaşlarının hazırladığı, KÖSE ve arkadaşlarının Türkçe geçerlilik ve güvenirliliğini yaptığı 27 maddeden oluşan GETAT tutum ölçeği (CACMAS) yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanmıştır. 38 kişi ile pilot çalışma yapılmıştır. Bu çalışma esnasında bazı anket soruları değiştirilmiş, bazı sorular eklenmiş, bazıları ise anketten çıkarılarak daha faydalı ve pratik bir veri toplama anketi oluşturulmuştur. Bu değişiklikler sadece demografik veri ve GETAT bilgi anketi üzerinde yapılmıştır. CACMAS anketi üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Pilot çalışmadan çıkan sonuca göre örneklem hesabına gidilmiştir ve 450 kişi ile yürülmüştür. Bulgular: Covid aşısı olmayanların "modern tıbba karşı memnuniyetsizlik" boyutunda, aşı olanlara göre puan ortalaması istatiksel olarak yüksek saptandı (sırayla p=0,004 ve p=0,003). Her iki cinsiyette de COVID geçiren ve geçirmeyen, kronik hastalığı olan ve olmayan, tüm yaş gruplarında GETAT'a olan bakışın COVID öncesine göre COVID sonrası daha da olumlu olacak şekilde artmıştır. Ailesinde ve kendisinde GETAT yöntemini tercih edenler GETAT'a olan bakışı istatistiksel olarak anlamlı yüksek çıkmıştır (p<0,001). Uygulayıcının "hekim" olduğu grupta "geleneksel tıbba bakış" ve "modern tıbba karşı memnuniyetsizlik" konularında ortalama değerler diğer gruplara göre istatistiksel olarak yüksek çıkmıştır (p<0,001). Sonuçlar: "Toplam puan", "geleneksel tıbba bakış", "modern tıbba karşı memnuniyetsizlik" ve "sağlığa bütüncül bakış" alt ölçek boyutlarında COVID sonrasının puan ortalaması COVID öncesine göre yüksek saptandı. COVID sonrasında GETAT'a bakışın olumlu olarak arttığı bulundu. GETAT'ın modern tıbba altenatif değil, tamamlayıcı xiii olabileceği ve modern tıpla birlikte entegre olarak kullanılması gerektiği ve uygulamaların tamamen zararsız olmadığı bilinmelidir. Kullanılabilecek ve kullanılamayacak durumları gerek medya gerekse hekimler vasıtasıyla halka anlatılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel tıp, Tamamlayıcı tıp, Modern tıp, Bütüncül tıp, Aile hekimliği, COVID-19

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Yeni kent modeli önerilerinin Türkiye'deki yerel yönetimler bağlamında değerlendirilmesi

    Esra Çiçek Aygar

    Kent bir alan içerisinde belli bir nüfusa sahip olan ve ekonomik anlamda çeşitliliğin fazla olduğu yer olarak tanımlanabilir. Cazibe merkezi olarak görülen kentlerin nüfusu sürekli artmakta ve yoğun bir şekilde göç almaktadır. Artan göçler ve yoğun nüfus artışı sonucunda kentleşme süreci başlamıştır ve bu süreç ile beraber ortaya çıkan iklim değişikliği, ulaşım sorunu, çevre kirliliği, güvenlik gibi birçok alanda probleme sebebiyet vermekte ve bu kentsel sorunlar sürekli artmaktadır. Bu sorunlar karşısında kentler mücadele edebilecek ve sorunlara çözüm bulabilecek bir düzeyde olmalıdır. Nitekim çözüm bulunamayan durumlar karşısında sorunlar günden güne çeşitlenerek artmaktadır. Bu çalışma, kent, kentleşme kavramı ve kentleşmenin sebepleri, sürdürülebilirlik, hedefleri ve ilkeleri, yeni kent modelleri bağlamında bu modellerin yerel yönetimlerde uygulanabilirliği açısından incelenmesi gibi temel araştırma odakları çerçevesinde kentlerdeki sorunların sürdürülebilir kent modelleriyle çözümlenmesinin imkanlarını tartışmayı amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma modellerinden biri olan doküman analiziyle yapılmıştır. Yerel yönetimlerin strateji planları taranmış, kent modellerine ilişkin plan ve uygulamalar Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması (SEGE) raporlarına göre seçilen kentler üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kent Modelleri, Yerel Yönetimler, Sürdürülebilirlik, Akıllı kent, Eko kent

  • TezAçık Erişim2022
    Hipoparatirodi tanılı hastalarda tedavi uyumu ile depresif duygu durum arasındaki ilişki

    Hülya Odluyurt

    Giriş ve Amaç: Hipoparatiroidi, hipokalsemi ve hiperfosfatemiye yol açan düşük veya yetersiz paratiroid hormon düzeyi ile tanımlanan ve nadir görülen endokrin bir hastalıktır. Unipolar depresif bozukluk, iş gücü kaybı ve mortalite ile ilişkili önemli bir halk sağlığı sorunudur. Çalışmamızda hipoparatiroidi hastalarının tedaviye uyumunun depresif duygu durumuna etkisi incelendi. Materyal ve Metot: Çalışmamız kesitsel olarak planlanmış olup 15.11.2021- 15.05.2022 Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi polikliniklerine ve klinik servislerine başvurmuş olan hastalarla yapıldı. İlgili doktorlar tarafından hasta onamı alındıktan sonra, hipoparatirodi hastalarının rutin takibinde kullanılan serum parametreleri ve idrar tetkikleri istendi. Hastaların tedaviye uyumunu değerlendirmek için Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği; duygu durumunu değerlendirmek için Beck Depresyon Ölçeği kullanıldı. Bulgular: Çalışmamızda tedavi uyumu ile serum Ca+2, ALP ve 24 saatlik idrarda bakılan kalsiyum düzeyi pozitif yönde; serum fosforu ve Beck depresyon ölçeği puanları ile negatif yönde istatistiksel anlamlı ilişki olduğu saptandı. Beck depresyon ölçeğinden alınan puanlarla serum B12 vitamini düzeyi arasında negatif yönde istatistiksel anlamlı ilişki saptandı. Hastaların acil servis başvuru durumu ile Morisky tedavi uyum ölçeğinden alınan puanlar negatif yönde, Beck depresyon ölçeği puanlarıyla pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Hastaların Beck depresyon ölçeğinden aldıkları puanlar ile Morisky tedavi uyum ölçeğinden aldıkları puanlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,001). Morisky tedavi uyum ölçeğine göre 3 gruba ayrılan hastaların Beck depresyon ölçeği puanları karşılaştırıldığında ise en az bir grup diğerlerinden istatistiksel olarak farklıydı. Yapılan ikili grup karşılaştırmalarında ise her grup diğerlerinden istatistiksel olarak farklıydı (p<0,001). Sonuç: Hipoparatiroidi tedavisi hasta uyumu değerlendirilerek yönetilmelidir. Paratiroid hastalıklarının depresif bozuklukların olası bir nedeni olduğu akılda tutulmalıdır. Tedavi sürecinde ve ilgili klinik birimlere yönlendirmede gecikmeden gerekli müdahaleler yapılmalıdır.

  • TezAçık Erişim2022
    Koroner anjiografi yapılan hastalarda alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı ile koroner arter hastalığının ciddiyeti arasındaki ilişki

    Tayyip İlker Aydın

    Giriş ve Amaç: Alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH), alkol kullanımı ile ilişkisiz olarak karaciğerde anormal derecede yağ birikimi ile karakterize olup basit yağlı karaciğerden hepatoselüler karsinomaya kadar ilerleyebilir. Dünya çapındaki ölümlerin en yaygın nedeni olan koroner arter hastalığı (KAH) ile yakın ilişkilidir. NAYKH'a bağlı karaciğer fibrozis derecesiyle KAH'ın ciddiyeti arasındaki ilişki net olmayıp bu çalışmada değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışma kesitseldir. Çalışmaya acil veya elektif koroner anjiyografi yapılan 18 yaş üstü 200 NAYKH hastası dahil edildi. NAYKH tanısı için görüntüleme yöntemi olarak ultrasonografi kullanılmıştır. Karaciğer fibrozis evrelerini belirlemek için alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı fibrozis skoru (NFS) ve Fibrozis-4 (FIB-4) skoru hesaplandı. KAH'ın ciddiyetini belirlemek için karotis intima media kalınlığı (KİMK) ve SYNTAX skoru hesaplanmıştır. Bulgular: KİMK açısından; karaciğer yağlanma evreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yokken, NFS ve FIB-4 skoru risk evreleri arasında anlamlı fark tespit edildi. SYNTAX skoru açısından; karaciğer yağlanma evreleri ve fibrozis skorlarının risk evreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilemedi. Hastalar ortanca KİMK değerine göre iki gruba ayrıldığında NFS ve FIB-4 skoru açısından anlamlı fark tespit edildi. Hastalar ayrıca SYNTAX skoru hesabına göre iki gruba ayrılarak değerlendirildi. SYNTAX skoru>0 ve skor=0 olarak gruplandırıldığında NFS açısından anlamlı fark varken, FIB-4 skoru açısından anlamlı fark tespit edilemedi. SYNTAX skoru>22 ve skor 1-22 olarak gruplandırıldığında NFS ve FIB-4 skoru açısından aralarında anlamlı fark tespit edilemedi. Sonuç: Çalışmamız basit yağlı karaciğerden fibrotik karaciğere ilerlemede KAH prevalansının ve şiddetinin arttığını düşündürmektedir. Literatürü destekleyen verilerimiz, KAH prevalansı ve şiddetiyle NFS'nin FIB-4 skoruna göre daha yakın ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

  • TezAçık Erişim2022
    Trakea dallanma açılarının bilgisayarlı tomografi kullanılarak tespit edilmesi, bu açıların yaş ve cinsiyet ile ilişkisi

    Şevket Kahraman

    Amaç: Çalışmamızın amacı non-invaziv yöntem olan çok kesitli BT ile MınIP tekniği kullanılarak trakeobronşiyal dallanma açılarının pediatrik ve erişkin popülasyonda tespit edilmesidir. Trakeobronşiyal sistemin anatomik bilgisine yönelik elde edilen verilerin literatüre kazandırılıp çeşitli hava yolu araçları(örneğin çift lümenli endobronşiyal tüp) , entübasyon, hava yollarının rekonstriksiyonu ve trakeobronşiyal tümör rezeksiyonusırasında girişimsel fiberoptik bronkoskopi kullanımı sırasında gereklidir. Bundan dolayı anestezi, göğüs cerrahi, pulmoner fizyoloji gibi alanlarda teşhis, tedavi ve girişimsel işlemler öncesi, kılavuzluk etmesi amaçlandı. Materyal ve Metot: Çalışma Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda retrospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmamıza trakeobronşiyal sistemin anatomi ve fizyolojisini bozan nedenler, travma sonucu pnömotoraks ya da pnömomediastinum olan hastalar, mediastende değişikliğe neden olabilecek patolojisi olan hastalar (mediastinal kitle, şiddetli kardiyomegali), kas iskelet sistem deformitesi olan hastalar (skoyoz,kifoz) ,diyafragmatik hernisi olan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir.Dışlama kriterleri hariç tutulduğunda herhangi bir nedenle kontrastlı ve kontrastsız BT incelemesi yapılan hastalarda , anatomik ve patofizyolojik olarak iyi nitelikte trakeobronşiyal sistem ve akciğer parankiminin görüntüsü elde edilenler çalışmaya dahil edilmiştir. Aksiyal ve koronal düzlemler kullanılarak ölçümler ve incelemeler yapıldı. 25 mm MinIP tekniği kullanılarak ölçümler akciğer parankim penceresinde koronal planda gerçekleştirilmiştir. Koronal planda sağ ana bronş-sol ana bronş açısı, sağ üst lob bronş-intermedius bronş açısı, sağ orta lob bronş-sağ alt lob bronşu açısı , sol üst lob bronş sol alt lob bronş açısı ölçümleri yapıldı. Bulgular: Araştırma popülasyonu 753 pediatrik (%49,5) (ortalama yaş:13,4±4,3; aralık:1-18 yıl) ve 758 erişkin (ortalama yaş:54,3±17,3; aralık: 19-94 yıl) olmak üzere 1511 hastadan oluştu. Sağ-sol ana koronal, sağ üst-intermedius koronal ve sol üst-alt koronal düzeyleri pediatrik ve erişkin hasta gruplarında farklılık göstermedi, sağ orta-alt koronal düzeyi pediatrik grupta erişkin gruba kıyasla daha düşük saptandı (36,9±12,2 vs 42,4±12,3; p<0,001). vii Erişkin grupta atelektazi varlığı (%41,4 vs %9,6; p<0,001), amfizem varlığı (%9 vs %0,7; p<0,001) vebronşektazi varlığı (%3,4 vs 0,9; p=0,001) yüksek saptandı. Pediatrik grupta erkeklerde kızlara kıyasla sağ-sol ana koronal düzeyi daha yüksek saptandı (74,6±12,9 vs 71,2±13,9; p=0,001), sağ üst-intermedius koronal, sol üst-alt koronal ve sağ orta-alt koronal düzeyleri pediatrik grupta cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermedi.Atelektazi, amfizem ve bronşektazi varlığı olan hastaların oranı pediatrik grupta cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermedi. Erişkin grupta erkeklerde kadınlara kıyasla sağ-sol ana koronal düzeyi daha düşük saptandı (71,9±12,9 vs 75,8±14,7; p<0,001), sağ üst-intermedius koronal, sol üst-alt koronal ve sağ orta-alt koronal düzeyleri erişkin grupta cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermedi.Atelektazi varlığı erişkin grupta cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermedi. Erkeklerde kadınlara kıyasla amfizem varlığı (%13,3 vs %4,5; p<0,001) ve bronşektazi varlığı(%4,9 vs %1,9; p=0,027) yüksek saptandı. Sonuç: Çalışmamız 1511 hasta sayısı ile çok kesitli BT ile MinIP tekniği kullanarak, trakeobronşiyal sistemin açı değerlerini ölçen, pediatrik ve erişkin demografik verilerini içerenen geniş sayıda hasta popülasyonuna sahip litaretüdeki ilk çalışmadır. Çalışmamız fibroatelektazi, amfizem ve bronşektazi gibi bulgularla trakeobronşiyal sistemin açı değerleri arasındaki ilişkiyi değerlendiren litaretüdeki ilk çalışmadır. Çalışma verileri invaziv işlemler sırasında yol gösterici olacağı gibi, ileride kadavra üzerinde ya da görüntüleme yöntemleri ile yapılacak çalışmalara da kılavuzluk edebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hz. Peygamber'in sünnetinde finansman

    Ali Çifçi

    Hz. Peygamber dönemi insanları günümüz toplumlarında olduğu gibi pek çok ihtiyacını karşılamak üzere finansman sağlamaya çalışmıştır. Bireysel olsun kurumsal olsun bütün gereksinimleri için farklı modellerde finansman yöntemi kullanmışlardır. Vergi toplamış, bağış kabul etmiş ve borçlanmışlardır. Bunlar için şartlar belirlemişlerdir. Birbirlerine karşı Allah Resûlü'nün belirlediği ilkeler çerçevesinde davranmışlardır. Finansman yöntemlerinin yeterli olmadığı yerde kanaat edip şükretmişlerdir. Şöyle ki Resûlullah'ın finansman konusundaki tavrı ve yönlendirmeleri insanlığın yolunu aydınlatacak ilkeler koymaktadır. Çünkü bugün insanlık, ihtiyaçlarının tespiti ve bunların karşılanması noktasında çok da ilkeli davranmamaktadır. İsraf, şükürsüzlük, nankörlük, kanaatsizlik, haset, gıybet, bencillik ve fitne gibi birçok olumsuz davranış alelade hale gelmiştir. İnsanların önemli bir kısmı hayatları boyunca temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak seviyede yaşamaktadır. Dünya gıda, barınma, iş, giyim kuşam ve gelişmiş bir hayat gibi konularda iyi bir sınav vermemektedir. Dünyanın önemli bir bölümünde çocuklar açlıktan ölmekte, insanlar mülteci olmakta ve sağlıksız koşullarda yaşamaktadır. Dünyanın belli bir bölümü ise obez halde lüks hayat, israf ve sömürü gibi menfî tavırlar sergilemektedir. Dolayısıyla Resûlullah'ın finansman konusundaki yaklaşımı günümüz toplumlarının da yolunu aydınlatacak eşsiz kuralları muhtevidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Ahzâb sûresi'nde kişiye yönelik emir ve yasakların ahlâkî boyutu

    Esat Çiğnitaş

    Ahlâk, insanların kendilerinden beklenen görev ve sorumlulukları kendi rızalarıyla yerine getirmeye yönlendirir. İnsanlara dinin ruhuna uygun olarak nasıl davranmaları ve yaşamaları gerektiğini öğreten ahlâkî değerlerdir. Bu çalışmada ahlâk hem bir kavram hem de bir değer olarak ele alınmıştır. Bu amaç çerçevesinde ahlâkın bireydeki yer ve önemine değinilmiş, bireyin dünyevî ve uhrevî müeyyidesi ele alınmıştır. Konunun kapsamı dikkate alınarak, Ahzâb Suresi'nde kişiye yönelik emir ve yasakların, ahlâk ile ilgili boyutu üzerinde durulmuştur. Bu emir ve yasakları yerine getirirken kişinin ahlâkî davranışlarının nasıl olması gerektiği açıklanmıştır. Çalışmada ele alınan konu başlıklarının ve ayetlerin incelenmesinde, klasik ve modern dönem tefsir kaynakları ile hadis kaynaklarına başvurulmuştur. Ahzâb Suresinde kişiye yönelik emir ve yasakları ifade eden ayetler ışığında, Kur'ân-ı Kerim'in ve İslâm'ın önerdiği ahlâkın kişiye dünya ve ahiret mutluluğunu sağladığı anlaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İlkokulda mühendislik tasarım becerileri kazanım alanına yönelik etkinlik tasarımı ve değerlendirilmesi

    Tugba Öksüz

    İlkokul fen öğretim programında yer alan mühendislik tasarım becerileri kazanım alanı kapsamında uygulanan uzun dönemli etkinliklerin geliştirilmesi, kullanılması ve buna yönelik sürecin ortaya çıkaracağı sonuçların incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma yöntemi olarak karma yöntem desenlerinden biri olan müdahale deseni kullanılmıştır. Müdahale deseninin nicel kısmında öntest sontest kontrol gruplu modeli kullanılırken nitel kısımda öğretmen ve öğrenci görüşme formlarından yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılı içinde bir ilkokulun 4. sınıf öğrencileri ve 2 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına deney grubundan 42, kontrol grubundan 35 kişi, öğrenci görüşmeleri için ise 3 ve 4 kişilik oluşturulan her gruptan rasgele birer öğrenci seçilerek toplamda 12 kişi dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak geçerlik ve güvenirliği sağlanarak Kelime İlişkilendirme Testi (KİT); fen mühendislik ve tasarım becerileri alanına yönelik öğrenci ve öğretmen görüşme formu kullanılmıştır. Veri analizinin nicel kısmında verilerin normal dağılım gösterip göstermediği kontrol edilmiştir. Bu doğrultuda tekarlı ölçümler için ANOVA ve tek yönlü MANOVA kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun ön test son test sonuçları karşılaştırıldığında deney grubu sonuçlarında kontrol grubu sonuçlarına göre anlamlı farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmındaki veri analizinde ise öğretmen ve öğrencilerin fen, mühendislik ve tasarım becerileri etkinliklerine yönelik olumlu görüşleri olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Fen öğretimi, Fen mühendislik tasarım becerileri, Etkinlik tasarımı, Bilişsel yapı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Ortaokul öğrencilerinin pedagojik sanat eleştirisi algı düzeylerinin ve sanat eleştirisi etkinliklerinin yaratıcılıklarına olan etkisinin incelenmesi

    Mehtap Aksu

    Bu araştırmada, öğrencilerin pedagojik sanat eleştirisi yeterlilik algılarını incelemek ve sanat eleştirisi etkinliklerinin öğrencilerin sanatsal yaratıcılıklarına olan etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nin orta ölçekli bir ortaokuluna devam eden 25 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma karma yöntem araştırmalarından yakınsayan paralel desen yaklaşımıyla desenlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda Önal ve Taşkesen (2020)'in "Pedagojik Sanat Eleştirisi Yeterlilik Algısı Ölçeği", nitel boyutunda ise "Görsel Eleştirme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Pedagojik Sanat Eleştirisi Algı Düzeylerinin ölçülmesi için betimsel istatistik, cinsiyet değişkenine göre farkı bulmak için bağımsız örneklemler T Testi, öğrencilerin pedagojik sanat eleştirisi algı düzeylerinin ön test ve son test puanları arasındaki farkı tespit etmek için ise bağımlı örneklemler T Testinden faydalanılmıştır. Çalışmanın nitel verilerini değerlendirmek için Betimsel Analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul öğrencilerinin pedagojik sanat eleştirisi yeterlilik algılarının iyi düzeyde olduğu, öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında sadece kadın öğrencilerin lehine anlamlı farkın olduğu, öğrencilerin sanat eserlerine ilişkin yorum yapabildikleri ve farklı yaklaşımlar geliştirdikleri sonucuna varılmıştır. Öğrencilerinin oluşturdukları sanatsal ürünler karşılaştırıldığında sürecin sonunda özgün ve yaratıcı çalışmalar ortaya koyabildikleri tespit edilmiştir. Pedagojik sanat eleştirisi etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin lehine hem sanat eleştirisi yapabilme bağlamında hem de sanatsal ürün ortaya koyma noktasında olumlu sonuçlar çıkardığı görülmüştür.

  • TezAçık Erişim2022
    Kontrastsız bilgisayarlı tomografide karaciğer parankiminin dansite değerleri ile karaciğer fonksiyon testleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

    Mesut Furkan Yazar

    Amaç Normal sağlıklı bireylerde, karaciğer parankim dansitesi kontrastsız bilgisayarlı tomografide (BT) 50-65 Hounsfield ünite (HU) arasında değişiklik göstermektedir. Hepatosteatoz varlığında, karaciğer parankim dansite değerleri azalmakta ayrıca karaciğer fonksiyon testlerinde anormallikler görülebilmektedir. Bu çalışma ile amacımız, kontrastsız BT'de hepatosteoz saptanmasında kullanılan karaciğer parankim dansitesinin 40 HU veya altında olması, karaciğer parankim dansitesinin dalak parankim dansitesine oranı 0.8 veya altında olması, karaciğer parankim dansitesi ile dalak parankim dansitesi farkı -10 veya altında olması kriterlerine göre hepatosteatoz prevalansı, hepatosteatozlu bireylerde yaş, cinsiyet dağılımı ve karaciğer lobları arasındaki yağlanmanın kıyaslanması, hepatosteatoza sahip grup ile hepatosteatozu olmayan grup arasında alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), gama glutamil transferaz (GGT), ALT/AST değerlerini kıyaslama yapmaktır. Gereç ve Yöntem 1 Mayıs 2021 ile 30 Eylül 2021 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Radyoloji Ana Bilim Dalı bünyesinde kontrastsız toraks veya kontrastsız abdomen BT çekimi yapılan ve BT çekimi ile birlikte maksimum 24 saat içerisinde karaciğer fonksiyon testlerinden AST, ALT ve GGT parametreleri çalışılan 18-65 yaş aralığındaki hastalar retrospektif olarak taranmıştır. Çalışmaya dahil edilen bireylerin kontrastsız BT görüntüleri üzerinden karaciğer segment 3, 4b, 5, 6 düzeylerinden ve dalak üst, orta ve alt kesimlerinden olmak üzere manuel olarak 150 ±5 mm² çaplı sirküler ROI (Region of Interest) çizilerek dansite ölçümleri yapılmış olup bu değerlerler ile karaciğer fonksiyon testleri dokümante edilmiştir. Bulgular Toplamda 1028 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Karaciğer dansitesi ≤ 40 HU olan bireylerin ortalama AST 38,29±14,85, ALT 47,15±19,92, GGT 50,22±28,79, ALT/AST 1,29 değerleri bulunmuştur. Karaciğer dansitesi > 40 HU olan bireylerin ortalama AST 21,77±8,26, ALT 18,27±8,74, GGT 20,76±13,65, ALT/AST 0,86 değerleri bulunmuştur. Karaciğer dansitesi/ dalak dansitesi ≤ 0,8 olan bireylerin, karaciğer dansitesi/ dalak dansitesi > 0,80 bireylere kıyasla, karaciğer dansitesi- dalak dansitesi ≤ -10 olan bireylerin karaciğer dansitesi- dalak dansitesi ˃ -10 bireylere kıyasla yaş, ALT, AST, GGT ve ALT/AST ortalamaları anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Karaciğer sol lob dansite ortalamalarının 54,68±13,51 sağ lob dansite ortalamalarına 52,76±14,04 kıyasla anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Karaciğer dansite ortalaması 0-20 HU olan grubun ortalama AST 41,18±12,85, ALT 53,91±15,49, GGT 57,03±24,88, ALT/AST 1,38 değerleri ile diğer gruplara göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Sonuç Kontrastsız BT'de orta ve ileri dereceli hepatosteatozu saptamada kullandığımız 3 kritere göre hepatosteatoz prevalansı sırasıyla %14,49, %12,45 ve %12,54 olduğu saptanmıştır. Hepatosteatozu saptamada kullandığımız 3 kriterin her biri için geçerli olacak şekilde hepatosteatozlu grupta kadın cinsiyeti ve ileri yaş sıklığı yüksek bulunmuş, karaciğer sağ lob yağlanmasının sol loba kıyasla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Hepatosteatozlu grubun ALT, AST, GGT, ALT/AST ortalama değerleri hepatosteatoza sahip olmayan gruba göre her 3 kriter için geçerli olacak şekilde anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Karaciğer parankim dansiteleri 0-20, 20-40, 40-60, 60-80 HU olarak gruplandırıldığında karaciğer parankim dansite değeri en düşük grubun (0-20 HU) bir diğer ifade ile karaciğer yağlanma miktarı en fazla grubun ALT, AST, GGT, ALT/AST ortalama değerlerinin anlamlı olarak en yüksek olduğu saptanmıştır. Karaciğer parankim dansite değeri en düşükten en yüksek olan gruba doğru gidildikçe ALT, AST, GGT, ALT/AST ortalama değerlerinde azalma olduğu saptanmıştır. Gruplar arasında karaciğer parankim dansite değerleri ile ALT, AST, GGT, ALT/AST ortalama değerleri arasında ters korelasyon saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kontrastsız BT, karaciğer yağlanması, yağlı karaciğer, karaciğer fonksiyon testi, alanin aminotransferaz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İlkokul fen dersine yönelik belgesel destekli bir ders içeriğinin hazırlanması ve değerlendirilmesi

    Burcu Çoban

    Bu araştırmada, belgesel destekli iki farklı ders sürecinin tasarlanarak öğrencilerin bilgi düzeyleri üzerindeki etkilerinin gözlenmesi ve konuya ilişkin öğrenci görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma karma yöntem araştırmalarından müdahale desenine göre şekillendirilmiştir. Veriler, kavrama testi ve belgesel görüş formu ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini ilkokul 4. sınıfta okuyan 117 öğrenci oluşturmaktadır. Kavrama testi verileri, hazırlanan analitik rubrik yardımıyla puanlandıktan sonra SPSS programı yardımı ile analiz edilmiştir. Deney gruplarının ön test puanlarını karşılaştırılması bağımsız örneklemler t testi ile, deney ve kontrol gruplarının son test puan ortalamalarını karşılaştırılması tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile ve son olarak deney gruplarının ön test ve son test puan ortalamaları arasındaki fark eşleştirilmiş gruplar t testi ile sınanmıştır. Belgesel görüş formunun çözümlenmesi amacıyla nitel içerik analizi kullanılmıştır. Formdan elde edilen veriler, Değer İnanç Norm Kuramı kapsamında hazırlanan kodlar içerisine yerleştirilmiş ve analiz tamamlanmıştır. Araştırmanın nicel sonucunda belgesel destekli iki farklı ders sürecinin, öğrencilerin bilgi düzeyleri üzerinde olumlu bir gelişme sağladığı belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bölümünün sonucunda ise belgesel destekli her iki ders sürecinin sonunda da öğrencilerin çevresel bir konu hakkında yapılması gereken doğru davranış bağlamında cevaplar verdiği, buna ek olarak kesintisiz belgesel izleyen Deney2 grubunun kesintisiz belgesel izleyen Deney1 grubundan, empatik ifadeleri daha yoğun içermesi bağlamında farklılaştığı tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Özel eğitim meslek liselerindeki işitme engelli öğrencilerin din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde karşılaştıkları problemler (Kayseri, İzmir, Samsun ili örneği)

    Zeynep Büşra Önel

    Özel Eğitim Meslek Liselerindeki İşitme Engelli Öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinde Karşılaştıkları Problemler (Kayseri, İzmir, Samsun İli Örneği)" başlıklı bu çalışmanın amacı, söz konusu öğrencilerin DKAB dersinde karşılaştıkları sorunları belirlemek ve sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirmektir. Araştırmamızın temel problemi, işitme engelli öğrencilerin DKAB dersinden alacakları maksimum verimin sağlanmasının önündeki engeller ve bu noktada yaşadıkları sıkıntılardır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öğrenciler ile yapılacak mülakat için yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Dört bölüm ve sonuçtan oluşan araştırmanın birinci bölümünde alan taraması yapılıp teorik bilgiler aktarılmış, ikinci bölümünde araştırmanın temelini oluşturan işitme engelli öğrenciler ile yapılan görüşmelerin analizinden elde edilen bulgular sunulmuş, üçüncü bölümünde bulgulara, genel bakışa değinilmiş ve son bölümünde de bulgulara dayalı tespit edilen problem ve önerilere yer verilmiştir. Araştırma sonucunda, DKAB dersindeki verimin önündeki engeller şunlardır: Öğretmenin işaret dilini yeterince bilmemesi, işitme engelli öğrencilerin ders müfredatlarının engeli olmayan akranları ile aynı olması, ders kitaplarındaki konuların öğrenmeyi kolaylaştırıcı şekilde ele alınmaması ve öğretmenin işitme engelli öğrenciler karşısında yeterli donanıma sahip olmamasıdır. EBA'da işaret dili ile ders izleme veya alt yazı ile dersi takip edebilme seçeneğinin olmamasının yanı sıra okul dışında öğrenciler dini bilgiye ulaşmak istediklerinde işaret dili bilen din görevlisi bulmakta zorlanmaktadırlar, ayrıca doğru bilgiye ulaşabilecekleri internet portallarının kısıtlı olması ve öğrencilerin internetten doğru bilgiye ulaşma noktasında bilgilendirilmedikleri için şüphe yaşadıkları tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İlkokul öğrencilerine atasözü ve deyimlerin öğretiminde dijital hikaye kullanımının etkisi

    Fatmagül Sarıoğlu

    Bu araştırmada, ilkokul öğrencilerine atasözü ve deyimlerin öğretiminde dijital hikâye kullanımının etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kontrol gruplu ön test–son test yarı deneysel araştırma deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Erzurum ili Palandöken merkez ilçesinde yer alan bir ilkokulda öğrenim gören 86 ikinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Yarı deneysel süreç 3 haftalık öğretim programı ve 2 hafta test uygulaması ile toplam 5 haftada tamamlanmıştır. Bu süre içerisinde deney grubuna dijital hikâye aracılığı ile atasözü ve deyimlerin öğretimi gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubuna ise, geleneksel olan düz anlatım yoluyla öğretim yapılmıştır. Çalışma verileri, öğrencilerin demografik bilgilerinin alınacağı "Aile ve Çocuk Bilgi Formu" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Atasözü ve Deyimler Başarı Testi" kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 22.0, G-power 3.1 istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler güç analizi, betimsel istatistikler, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi, ki-kare testi ve Kuder-Richardson-20 testi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada, dijital hikâye temelli atasözleri ve deyimler öğretimi uygulaması sonrasında deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Atasözü ve Deyimler Başarı Testi puanları arasında deney grubu yönünde anlamlı bir artış olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, atasözleri ve deyimlerin öğretilmesinde dijital hikâye kullanımının, öğrencilerde konuyu daha iyi öğrenme ve anlamlandırma sağladığı görülmüştür.