Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Akademik erteleme, akademik güdülenme ve zaman yönetimi ilişkisi: Beden eğitimi öğretmeni adayları örneği

    Sacide Gülseven Duman

    Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmeni adaylarının akademik erteleme, akademik güdülenme ve zaman yönetimi düzeylerini bazı değişkenlere göre incelemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemektir. Materyal ve Metot: Nicel araştırma yaklaşımı çerçevesinde ve ilişkisel tarama modelinde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu 169'u kadın ve 311'i erkek, 480 (yaş ortalamaları 21.75±2.47) beden eğitimi öğretmeni adayı oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Akademik Güdülenme Ölçeği', 'Zaman Yönetimi Ölçeği' ve 'Akademik Erteleme Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson ve Spearman Correlation ile basit ve çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Çalışma kapsamında yer alan katılımcıların akademik erteleme algıları orta seviyede, akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları ise orta seviyenin üzerindedir. Beden eğitimi öğretmeni adaylarının akademik erteleme, akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları cinsiyet ve serbest zamanı değerlendirme biçimi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşırken, sınıf ve aktif olarak (lisanslı) spor yapma durumu değişkenlerine göre ise anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Katılımcıların yaşları ve akademik başarıları ile akademik erteleme, akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilirken, gelir durumları ile akademik erteleme, akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları arasında anlamlı ilişki tespit edilmemiştir. Öğretmen adaylarının anne eğitim durumları ile akademik erteleme ve zaman yönetimleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, katılımcıların anne eğitim durumları ile akademik güdülenmeleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Katılımcıların baba eğitim durumları ile akademik erteleme, akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Öte yandan katılımcıların günlük ortalama teknolojik kullanım süreleri ile akademik erteleme, akademik güdülenme ve zaman yönetimleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu, günlük ortalama uyku süreleri ile anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Beden eğitimi öğretmeni adaylarının akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların akademik erteleme davranışları ile akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları arasında negatif yönde ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Son olarak akademik güdülenme ve zaman yönetiminin, akademik ertelemenin anlamlı birer yordayıcısı olduğu ve ikisinin birlikte akademik ertelemenin %19'unu açıkladığı belirlenmiştir. Standardize edilmiş regresyon katsayısına göre, yordayıcı değişkenlerin akademik erteleme üzerindeki göreli önem sırası zaman yönetimi ve akademik güdülenme şeklindedir. Sonuç: Erkek beden eğitimi öğretmeni adaylarının akademik erteleme davranışları yüksek iken, kadın beden eğitimi öğretmeni adaylarının akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları yüksektir. Öğretmen adaylarının akademik erteleme, akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları sınıf, gelir, baba eğitim durumu, günlük ortalama uyku süresi ve aktif olarak (lisanslı) spor yapma durumuna göre değişmemektedir. Katılımcıların yaşları ve akademik başarıları arttıkça, akademik erteleme davranışları azalırken, akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları artmaktadır. Anne eğitim durumu ile akademik erteleme ve zaman yönetimi arasında ilişki bulunmazken, öğretmen adaylarının anne eğitim durumları arttıkça akademik güdülenme algıları Kendini Aşma ve Keşif alt boyutlarında azalmaktadır. Katılımcıların günlük ortalama teknolojik cihaz kullanım süreleri arttıkça akademik erteleme davranışları artarken, akademik güdülenme ve zaman yönetimi algıları azalmaktadır. Serbest zamanını evde yapılan işler (kitap okuma, film izleme vb.) ile değerlendirmeyen katılımcıların akademik erteleme eğilimleri, sportif etkinlikler ile değerlendiren katılımcıların zaman yönetimleri, açık alan etkinliklerine katılarak değerlendiren katılımcıların akademik güdülenmeleri ve sosyal etkinlikler ve kültürel/sanatsal etkinliklere katılarak değerlendiren katılımcıların ise hem akademik güdülenme hem de zaman yönetimi algıları yüksektir. Beden eğitimi öğretmeni adaylarının akademik güdülenme düzeyleri arttıkça zaman yönetimleri de artmaktadır. Katılımcıların akademik erteleme düzeyleri arttıkça, akademik güdülenme ve zaman yönetimleri azalmaktadır. Akademik güdülenme ve zaman yönetimi, akademik ertelemenin anlamlı birer yordayıcıları olup, ikisi birlikte akademik ertelemenin %19'unu açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi Öğretmeni Adayı, Akademik Erteleme, Akademik Güdülenme, Zaman Yönetimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sanat eserlerinin korunma olgusunun çocuk resimlerindeki yansıması

    Nihal Kurt

    Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinin sanat eserlerinin korunması olgusuna ilişkin algılarının resimler ve yazılı ifadeler üzerinden araştırılması amaçlanmıştır. Ortaokul öğrencilerinin sanat eserlerinin korunması olgusuna ilişkin algılarını resimleri ve yarı yapılandırılmış anket formları üzerinden ortaya koymayı amaçlayan bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemiyle yapılmıştır. Araştırma, Doğu Anadolu bölgesinde yer alan bir ilde 5., 6., 7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören 11-14 yaş aralığındaki toplam 160 (85 kız ve 75 erkek) öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada çalışma grubuna dahil edilecek öğrencilerin seçiminde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri "sanat eserini koruma" temalı resimler ve sanat eseri ve sanat eserinin korunması konusundaki anket formuna öğrencilerin verdikleri cevaplarla toplanmıştır. Araştırmanın verileri "nitel analiz" yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, öğrencilerin en fazla betimlediği koruma türü olarak "mekan koruması", en az ise "bireysel koruma" ve "hava araçları ile koruma" olduğu tespit edilmiştir. Kız ve erkek öğrencilerin ifadeye dayalı algıları karşılaştırıldığında kız öğrencilerin sanat eserinin ne olduğuna dair algılarının bugünkü değerlendirmelerle daha doğru kabul edilebilecek yaklaşımlara işaret ettiğini söyleyebiliriz. Ayrıca öğrencilerin resimlerinde 7 tane sanat eserini koruma teması (koruma kodu ve kategorisi) oluşmuştur. Öğrencilerin bu oluşan tema mekânsal koruma temasına yoğunlaştığı görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin hazırlanan ankete verdikleri cevaplar incelendiğinde dört tema ortaya çıkmaktadır. Bunlar; sorulara verdikleri cevaplara bakıldığında sırasıyla "sanat eseri tanımlamaları", "sanat eserlerinin korunma olgusunun yansımaları", "sanat eserlerinin yerleri" ve "sanat eserleri alınmalı / alınmamalı, satılmalı / satılmamalı olgusu" şeklinde olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, çizimde ortaya çıkan temalar ile anket sonucunda ortaya çıkan "kodlar", "kategoriler" ve "temaların" paralellik gösterdiği görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Bilim ve sanat merkezi görsel sanatlar alanında yazılmış akademik çalışmaların incelenmesi

    Cihan Kurt

    Araştırmanın amacı, Bilim ve Sanat Merkezi Görsel Sanatlar Alanında Yazılmış Akademik Çalışmaları nicelik ve nitelik bakımından incelemektir. Bu amaçla Bilim Sanat Merkezlerinin (BİLSEM) açıldığı 1995 tarihinden 2021 yılına kadar bilim ve sanat merkezleri odağında görsel sanatlar alanı ile ilgili yazılmış toplamda 50 yayın (tez, makale, bildiri vb.) incelenmiştir. Ulaşılan bu çalışmaların verileri, nitel olarak konularına göre kategorize edilirken, nicel olarak frekans ve yüzdelerine göre analizi yapılarak yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre araştırma konusu en çok makale, en az ise tez olarak çalışılmıştır. Konularına göre yüksek lisans, doktora ve bildiri çalışmalarında en çok ele alınan eğitim konusu olurken, makale çalışmalarında ise durum saptama olduğu tespit edilmiştir. Yüksek lisans tezi olarak en çok çalışma 2019 yılında en az çalışma ise 2007, 2008 ve 2012 yıllarında yapılmıştır. Doktora tezi ise her yıl birer adet olarak yapılmıştır. Çalışmaların yapıldığı yıllara göre makaleler 3'er ve 2'şer adet olmak üzere yayınlanmıştır. Bildirilerin en çok 2014 ve 2018 yıllarında yayınlandığı görülmüştür. Yayınlandıkları üniversiteye bakıldığında en fazla çalışma 3 yüksek lisans tezi ve 4 doktora tezi olarak Gazi Üniversitesidir. Konularına göre incelendiğinde en fazla eğitim konusunda yazıldığı (5 Yüksek lisans, 3 doktora tezi) görülmüştür. Makalelerin ise 9'unun durum tespiti çalışması, 6'sının ise eğitim konulu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Osmanlı Dönemi edebiyat ve tefsir çalışmalarına çağdaş Arap yazarların yaklaşımları

    Kerim Kaya

    Bu çalışmanın amacı, Îd Fethi, Ömer Mûsâ Bâşâ ve Muhammed Seyyid Kîlânî'nin eserlerinden hareketle Arap Edebiyatı tarihi açısından Osmanlı dönemini değerlendirmektedir. Zira bu üç yazar, pek çok edebiyatçının Osmanlı dönemini, Arap edebiyatının en kısır ve en durgun dönemi olduğu iddialarını reddetmekte ve dönemin araştırmacılar tarafından bilinçli bir şekilde ihmal edildiğini vurgulamaktadırlar. Çalışmada söz konusu yazarların eserleri detaylı olarak incelenmiş ve değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Çağdaş Arap Edebiyat araştırmacıları; Îd Fethi, Ömer Mûsâ Bâşâ ve Muhammed Seyyid Kîlânî'nin çalışmalarından ortaya çıkan sonuç, Osmanlının hâkim olduğu dönemin din, edebiyat, tarih gibi alanlarında verimli bir dönem olduğudur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Dönemi, Tefsir, Arap Edebiyatı, Mısır, Suriye, Şam. (KAYA, Kerim, Literary Analysis of the Approaches of Contemporary Arab Writers to the Ottoman Period, Master's Thesis, Erzincan, 2021)

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Sosyal bilgiler öğretiminde strateji tabanlı üretim oyununun öğrencilerin kazanıma dayalı hazırbulunuşluk düzeyinine etkisi

    Muhammet Fatih Kızılkaya

    Öğrencilerin kazanım temelli hazırbulunuşluk düzeylerinin düşük olması sosyal bilgiler eğitimi araştırmalarında karşılaşılan önemli sorunlardan birisidir. Bu sorun öğrencilerin derse katılımını ve ders sürecini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı; öğretim tasarım modeli kullanılarak geliştirilen strateji tabanlı üretim oyununun öğrencilerin kazanım temelli hazırbulunuşluk seviyelerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada karma yöntemin açımlayıcı sıralı deseni kullanılmıştır. Çalışmada teknolojik araçlar kullanıldığından gruplar ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında elde edilen veriler Erzurum ilinde bulunan 4 devlet ortaokulunda öğrenim gören toplam 171 öğrenciden, nitel aşamada elde edilen veriler ise deney grubunda araştırmaya katılan 34 öğrenci ve 3 öğretmenden toplanmıştır. Çalışmanın deneysel aşamasında veri toplama aracı olarak deney ve kontrol gruplarına 6 kazanımın her biri için ayrı ayrı hazırlanmış ön test ve son testler uygulanmıştır. 6 hafta süren deneysel çalışmada deney grubu öğrencileri strateji tabanlı üretim oyunu ile, kontrol grubu öğrencileri de oyun içerisinde yer alan bilgilerden derlenmiş salt metinlerden oluşan bilgi kartlarını kullanarak derse hazırlanmışlardır. Çalışmanın nitel aşamasında ise veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler normal dağılmadığından non-parametric testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, İlişkisiz Ölçümler için Kruskal Wallis H-testi ve Mann Whitney U-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Testlerden elde edilen sonuçlara göre deney grubu öğrencilerinin kazanım temelli hazırbulunuşluk seviyelerinin kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda strateji tabanlı üretim oyununu oynayarak derse hazırlanmanın yanı sıra araştırmacıların hazırbulunuşluk konusunda yeni çalışmalar yapması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Duran Çetin'in çocuk hikâyelerinin değerler eğitimi açısından incelenmesi

    İsmail Yıldırım

    Bu çalışmanın amacı yazar Duran Çetin'in çocuk hikâyelerini, değerler eğitimi açısından incelemektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi tekniği tercih edilmiştir. Çalışma grubunu, Duran Çetin tarafından kaleme alınan iki eserde yer alan yirmi iki çocuk hikâyesi oluşturmaktadır. Bu araştırma, temel eğitim kapsamındaki Türkçe Dersi Öğretim Programı (MEB, 2019) ve "Müfredatta Yenileme ve Değişiklik Çalışmaları" (MEB, 2017) adlı çalışmalarda öncelik olarak esas alınan on kök değere göre gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde ise betimsel analizi yaklaşımı tercih edilmiştir. Bu çerçevede öncelikle kök değer başlıkları adı altında incelenen hikâyelerde geçen kök değerler taranmıştır. Ardından tespit edilen kök değer ifadeleri sayfa numaraları ile kayıt altına alınmıştır. Hikâyelerde ortaya çıkan kök değerler tablolar yoluyla da sunulmuş olup hangi kök değerin en öne çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre Duran Çetin'in incelenen eserlerinde, MEB tarafından öncelik olarak temel alınan tüm kök değerlerin işlendiği tespit edilmiştir. Fakat yeterlilik düzeyine bakıldığında kök değerlerin bazı hikâyelerde yeterli işlendiği bazı hikâyelerde ise yeterli işlenmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ele alınan hikâyelerde en öne çıkan kök değerin yardımseverlik (43 adet), en az işlenen kök değerin ise vatanseverlik (5 adet) olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yardımseverlik kök değerinin işlendiği hikâyelerin MEB tarafından temel eğitim düzeyinde uygulanan Türkçe ders kitaplarında yer alabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersi öğretim programındaki becerilere ilişkin görüşleri

    Burcu Gürpınar

    Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin, Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında, dördüncü sınıf düzeyinde yer verilen "araştırma, değişim ve sürekliliği algılama, empati, finansal okuryazarlık, girişimcilik, gözlem, harita okuryazarlığı, iletişim, iş birliği, kalıp yargı ve önyargıyı fark etme, kanıt kullanma, karar verme, konum analizi, mekânı algılama, öz denetim, sosyal katılım, tablo, grafik ve diyagram çizme ve yorumlama, yenilikçi düşünme, zaman ve kronolojiyi algılama" becerileriyle ilgili bilgilerini ve bu becerilerin öğretimiyle ilgili görüşlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi ve durum çalışmasına göre desenlenen çalışmanın katılımcıları, devlet okulları ve özel okullarda görev yapmakta olan üç yüz sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Verilerin elde edilmesinde açık-uçlu sorulardan oluşan "öğretmen görüş formu" kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için hem içerik hem betimsel analizden faydalanılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin beceri bilgisine ilişkin bulgular incelendiğinde; öğretmenlerin "araştırma" becerisini açıklarken "problem çözme, soru sorma, merak etme, istikrarlı arama yapma" gibi ifadeleri kullandıkları; "değişim ve sürekliliği algılama" becerisini tanımlarken "çağın gereklerine ayak uydurma, zamanın ilerlediğinin farkında olma" gibi açıklamalar yaptıkları görülmüştür. Öğretmenler "empati" becerisi için "kendini başkasının yerine koyma, insanların duygu, düşünce ve farklı bakış açılarını anlama" gibi ifadeler kullanmışlardır. Sınıf öğretmenleri, "finansal okuryazarlık" becerisini tanımlarken "bütçe oluşturma, gelir-gider hesaplama, para biriktirme, borç alma, bütçeyi doğru değerlendirme" ifadeleri üzerinde durmuşlar; "girişimcilik" becerisi için "hayal kurma, cesur olma, fırsat kollama, çabalama, yaratıcı olma"dan bahsetmişlerdir. Öğretmenler, "gözlem" becerisini tanımlarken "görmek, dikkatli bakmak, etrafa yoğunlaşmak" ifadelerini; "harita kullanma" becerisini tarif ederken "harita elemanlarını ve işaretlerini öğrenmek, yer, yön bilgisi edinmek, mekân algısı oluşturmak" ifadelerini kullanmışlardır. "İletişim" becerisini tanımlarken "etkili konuşabilme ve etkin dinleyebilme, kendini doğru ifade edebilme"den bahseden sınıf öğretmenleri, "iş birliği" becerisini tanımlarken "yardımlaşarak ürün ortaya koyma"dan; "kalıp yargı ve önyargıyı fark etme" becerisini açıklarken "yeterli bilgiye sahip olmaksızın peşin hükümlü davranışlar sergileme"den söz etmişlerdir. Öğretmenlerin "karar verme" becerisini tarif ederken "uygun çözüme ulaşma" ifadelerini kullandıkları görülmüştür. "Konum analizi" becerisini açıklarken "doğal ve beşeri unsurları anlamlandırma, yer tarif edebilme, yerle ilgili çıkarım yapabilme"den; "mekânı algılama" becerisini tanımlarken "ortamı özümseme, kendi ortamını fark etme, mekânın bileşenlerini kavrama, üç boyutlu düşünme ve yaşadıkları çevreyi bilme"den bahsetmişlerdir. Öğretmenler, "öz denetim" becerisini tarif ederken "duygu, düşünce ve davranışları kontrol etme, dürtüleri kontrol altında tutma, öz disiplini sağlama" ifadelerine yer vermiştir. Sınıf öğretmenlerinin, "sosyal katılım" becerisini tanımlarken "çevresine karşı bilinçli olma, toplum içinde yer edinme"den; "tablo, grafik, diyagram çizme ve yorumlama" becerisini tanımlarken "matematiksel olarak kategorize edilmiş şekli anlama, verileri kıyaslayarak çıkarım yapma"dan; "yenilikçi düşünme" becerisini tarif ederken "araştırıcı olma, özgün düşünme, alışagelmişin dışına çıkma"dan bahsettikleri görülmüştür. "Zaman ve kronolojiyi algılama" becerisi için "geçmiş-şimdiki-gelecek zamanı ayırt etme, kronolojik sıralama yapabilme, yıl, ay, gün kavramlarını açıklayabilme" tanımlarını yapmışlardır. Sınıf öğretmenlerine göre beceri eğitiminde kullanılabilecek en etkili yöntem, "yaşantı temelli" yaklaşımlardır. Sınıf öğretmenleri beceri eğitimiyle ilgili en çok drama, gezi gözlem, etkinlik tasarımı, eğitsel oyunlar ve alternatif yöntem ve tekniklerin kullanılmasıyla ilgili önerilerde bulunmuşlardır.

  • TezAçık Erişim2022
    Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı ile aterojenik parametreler arasındaki ilişki

    Miray Aydoğan

    Nonalkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı İle Aterojenik Parametreler Arasındaki İlişki Nonalkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAYKH), aşırı alkol tüketimi olmaksızın hepatositlerde yağ birikimi ile başlayan, günümüzde kronik karaciğer hastalığının sık görülen bir sebebi olan, obezite, tip 2 diyabet, hiperlipidemi ve insülin direnci ile birliktelik gösteren bir hastalıktır. Tüm dünyada, NAYKH'nın insidansı coğrafik bölgelere göre değişmekle birlikte %5-30 arasındadır ve son birkaç onyılda insidansı hızla artmıştır. NAYKH basit karaciğer yağlanmasından başlayıp ciddi hepatosellüler karsinomaya uzanan yelpazede klinik sonuçlar doğurmakta ve metabolik sendromun hepatik bulgusu olarak kabul edilmektedir. Visseral Adipozite İndeksi (VAİ), yeni, cinsiyete özgü, basit antropometrik ve fonksiyonel parametrelere duyarlı bir indekstir ve yağ dağılımı ve fonksiyonunun bir göstergesidir. VAİ, bel çevresi (BÇ), vücut kitle indeksi (VKİ), trigliserid (TG) ve high-density lipoprotein (HDL) ile birlikte bazı katsayılar kullanılarak hesaplanmaktadır. Hiperlipidemi ile NAYKH ilişkisi çalışmalarla kanıtlanmıştır. Plazma Aterojenite İndeksi (AIP), NAYKH açısından güçlü bir belirteç olarak tanımlanmış olup AIP yüksekliğinin VKİ, BÇ, ALT, GGT ve lipid profili ile uyum içerisinde olduğu saptanmıştır. Ayrıca AIP'nin ateroskleroz ve koroner kalp hastalıkları açısından da güçlü bir belirteç olduğu gösterilmiştir. Günümüzde NAYKH hastalarında en sık ölüm sebebinin kardiyovasküler hastalıklar olduğu tespit edilmiştir. Verilere göre NAYKH, obezite ve tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalık açısından iyi bilinen risk faktörleridir ve ateroskleroz gelişimi ile yakından ilişkilidir. NAYKH, kardiyovasküler hastalık risk öngördürücüsüdür. Kardiyovasküler morbidite ve mortalite başta olmak üzere kanser ve karaciğer kaynaklı ölüm riskinde de artışa yol açar. Dünyada NAYKH'na bağlı karaciğer transplantasyonu gereken hasta sayısı giderek artmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa kıtasında karaciğer transplantasyonunun en sık ikinci nedeni NAYKH'dır. Her ne kadar NAYKH, obezitesi ve insülin direnci olanlarda daha fazla görülse de obez olmayanlarda ve insülin direnci olmayanlarda da görülme sıklığı gittikçe artmaktadır. Biz bu çalışmada, NAYKH ile aterojenik parametreler arasındaki ilişkiyi saptamayı amaçladık. Çalışmamıza Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları polikliniğine rutin kontrol amacıyla başvuran 18-65 yaş arasındaki, tiroid disfonksiyonu olmayan, antihiperlipidemik ilaç kullanmayan, haftalık alkol tüketimi 40 gram üzerinde olmayan, herhangi bir viral veya otoimmün hepatit açısından serolojisi pozitif olmayan, Wilson Hastalığı veya Hemokromatozis gibi herediter hastalıkları olmayan, yakın zamanda parenteral nütrisyon tedavisi almamış olan, bariatrik cerrahi geçirmemiş olan ve jejuno-ileal by-pass veya ince bağırsak rezeksiyonu gibi operasyon öyküleri olmayan, bunlara ek olarak steatoz yaptığı bilinen ilaç kullanım öyküsü olmayan bireyler dâhil edilmiştir. Karaciğer yağlanması olan ve olmayan iki grup arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş, cinsiyet, VAİ, AIP, NAYKH Fibrozis Skoru, VKİ, bel çevresi, sistolik ve diyastolik kan basıncı, sigara kullanım süreleri ve bunlarla beraber bazı laboratuvar parametreleri karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmaların sonucunda yağlanması olan ve olmayan bireylerin bel çevresi, VKİ, sistolik ve diyastolik kan basınçları, VAİ, AIP değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. Yağlanma olan ve olmayan grupların laboratuvar verileri kıyaslandığında trigliserid, HDL kolesterol, ALT, AST, GGT, ürik asit, ferritin ve NAYKH Fibrozis skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir. Karaciğer yağlanması dereceleri ile ilişkili parametrelerin saptanması için yapılan korelasyon testi sonucunda ALT ile karaciğer yağlanması derecesi arasında orta düzeyde; bel çevresi, VAİ, AIP, trigliserid, AST ve GGT değerleri ile karaciğer yağlanması derecesi arasında ise değişik oranlarda ve zayıf düzeyli anlamlı korelasyon olduğu gözlenmiştir. Yapılan regresyon analizinde, AIP'nin karaciğer yağlanması riski için en önemli belirleyici olduğu saptanmıştır. VKİ ve ferritin de karaciğer yağlanması riskinin belirleyicileri arasındadır. NAYKH ile aterojenik parametreler arasında tespit edilen anlamlı istatistiksel ilişki, bu parametrelerin NAYKH'nı öngörmede kullanılabileceğini düşündürmektedir. Bu sayede artmış kardiyovasküler hastalık, siroz, hepatosellüler karsinom gelişme riski olan hastalarda karaciğer yağlanmasını azaltmaya yönelik yaşam tarzı değişikliklerinin ve medikal tedavilerin zamanında başlanmasının hastalara faydalı olacağı değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler: Nonalkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAYKH), visseral adipozite indeksi (VAİ), plazma aterojenite indeksi (AIP)

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Minör edebiyat bağlamında Latife Tekin'in eserleri

    Mertcan Kalkan

    Bu çalışmada Latife Tekin'in Buzdan Kılıçlar, Aşk İşaretleri, Berci Kristin Çöp Masalları ve Manves City adlı eserleri minör edebiyat bağlamında incelenmiştir. Minör edebiyat, bir azınlığın kendi dilinde yaptığı edebiyat değil, majör bir dil içerisinde yapmış olduğu edebiyattır. Yoksulların "dili mırıldanmaları" Gilles Deleuze ve Felix Guattari'nin kavramsallaştırmış oldukları minör edebiyat içerisine dâhil olmaktadır. Bu anlamda Latife Tekin'in eserlerinde minör bir konumda olan azınlıkların (yoksullar, kadınlar, Çingeneler, Aleviler) kullanmış oldukları dil ve kolektif olarak azınlık olma durumları konumuz açısından önem arz etmektedir. Eserlerinde yoksulların majör dille olan ilişkisini sorunsallaştıran Tekin, yoksul metin kahramanlarına evleri gibi yıkık dökük bir dil kullandırır. Dolayısıyla Tekin'in azınlık konumunda olan yoksullar nezdinde majör dile karşı geliştirdiği tavır minör oluşu ortaya çıkarmaktadır. Latife Tekin, gecekondu bölgelerinde, varoşlarda kümelenen yoksulları kolektif olarak ele almış, dile sahip olmayışlarıyla, dili yersizyurtsuz etmeleriyle bize sunmuştur. Azınlık konumunda olan yoksulların majör dili taklit etmeleri, taklit ederken dili yersizyurtsuzlaştırmaları eserlerde karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda Latife Tekin, "dili mırıldanan" yoksulların minör edebiyatının örneklerini vermiştir. Anahtar Kelimeler: Latife Tekin, minör edebiyat, yoksullar, majör, yersizyurtsuzlaşma, azınlık.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Osmanlı klasik dönem vakanüvislerinin gözüyle fıkhi meseleler

    Leyla Bitmez

    Çalışmamız, Osmanlı klasik dönem fıkhî meselelerini kendi zamanının tarihçilerinin gözüyle tespit etmek, bunların arka planını irdelemek ve İslam hukuku açısından tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Yaşadıkları dönemi yazılı olarak aktararak bilgi kaynaklığı yapan vakanüvisler, canlı şahit olmaları ve olayların topluma yansımalarını tespit etmeleri açısından büyük önem arz etmektedir. Bugünden geçmişe sağlıklı bir bakış açısı kazanabilmek ve önyargılardan kurtulabilmek açısından vakanüvislerin eserlerini ele almak bir zorunluluk haline gelmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde Osmanlı klasik dönemini farklı zaman dilimlerini sağlıklı olarak temsil edebilecek bir şekilde vakanüvislere ait eserlerden seçmeler yaptık. Sonrasında bu eserleri baştan sona taramak suretiyle İslam hukuku meselesi olabilecek tespitleri derledik. İkinci bölümde bu meseleler hakkında İslam hukuku uzmanlarının değerlendirmelerine ve şahsî kanaatlerimize yer verdik. Çalışmamızın birinci bölümünde tarama modeli, ikinci bölümünde ise nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma ile vakanüvis kayıtları ve eserleri taranarak İslam hukukuna ait meselelerin tarihçilerin gözüyle nasıl görüldüğü ortaya konmuştur. Ayrıca bu çalışmada sadece tespitle yetinilmemiş, konunun uzmanları tarafından söz konusu dönemde ortaya çıkan meselelere ilişkin yapılan değerlendirmeler de ele alınmış ve döneme ait sağlıklı bir tablo ortaya çıkmasına gayret edilmiştir. Bu vesileyle söz konusu döneme ilişkin ortaya konan bazı hatalı ve eksik değerlendirmelerin tekrar gözden geçirilmesine imkân sağlanmış olmaktadır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Ceza hukukunda akim kalmış azmettirme

    Sercan Tokdemir

    Azmettirme, belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan bir kimseye suçu işleme kararını aldırmak demektir. Azmettirmenin haksızlığı suçun işlenmesine sebep olmaya dayanır. Bundan hareketle, YTCK md.38'de azmettirenin şerik sıfatıyla işlenen suçun cezasıyla cezalandırılmayı hak ettiği kabul edilmiş; gerekçede başka bir bağlamda da olsa azmettirmenin başlı başına haksızlık teşkil ettiği vurgulanmıştır. İştirakten dolayı azmettireni sorumlu tutabilmek için kasten ve hukuka aykırı olarak işlenmiş ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı gerekir. Fail, fiilin doğrudan doğruya icrasına başlamazsa bağlılık kuralının niceliksel unsuru gerçekleşmediğinden iştirakten dolayı sorumlu tutulamaz. Asıl fiilin işlenmediği ve azmettirmenin teşebbüste kaldığı bu durumda azmettirenin cezalandırılmasına ilişkin genel bir hüküm YTCK'da düzenlenmemiştir. Doktrinde, başlı başına haksızlık teşkil eden azmettirme hareketlerinin (azmettirmeye teşebbüsün) cezalandırılması gerektiği ileri sürülerek kanundaki bu boşluğun varlığı eleştirilmiştir. Azmettirmeye teşebbüs Türk hukukunda cezalandırılamazken; Almanya ve İtalya başta olmak üzere mukayeseli hukukta birçok ülkede cezalandırmaya layık görülmüştür. Çalışmada inceleme konusu yapılan ülkelerde-İtalya hariç-azmettirmeye teşebbüs için ceza yaptırımı kabul edilmiştir. İtalya'da ise güvenlik tedbiri yaptırımı tercih edilmiştir. Böylece azmettirmeye teşebbüsün cezalandılabilirliği mukayeseli bakış açısıyla ele alınmış ve konu Alman Hukuku özelinde daha detaylı incelenmiştir. Mevcut ACK md.30/f.1'de bir başkasını cürüm işlemek veya cürme azmettirmek için azmettirmeye teşebbüs eden kişinin teşebbüs hükümleri uyarınca cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Alman hukukunda azmettirmeye teşebbüste suça teşebbüse ilişkin prensipler uygulanmakta ve indirim yapılarak azmettirenin cezası belirlenmektedir. Ancak en az bir yıl hapis cezası gerektiren suçlarda (cürümlerde) cezalandırılabilirliği kabul edilmiştir. Önleyici ceza hukukuna bir örnek olarak gösterilen azmettirmeye teşebbüsün cezalandırılmasının gerekçesi kanunda korunan hukuksal değerlere yönelik gerçekleşen tehlikeye dayandırılır. Azmettirmeye teşebbüs, bağımsız bir ceza normuyla tehlikeli bir hazırlık hareketi olarak iştirakin ön alanında ceza tehdidi altına alınmıştır. Azmettiren, bir kimseyi azmettirmekle bağımsız ve üzerinde artık hakimiyetini kuramayacağı kriminal nedensellik sürecini başlatmış ve olay üzerinde hakimiyet (kontrol) kaybı yaşamıştır. Hakimiyet kaybıyla önemli hukuksal değerlere yönelik tehlikeye ve suçun her an işlenebilme tehlikesine neden olan azmettirenin iştirakin ön alanında cezalandırılabilir alana girdiği kabul edilmektedir. Bu çalışmayla, ACK md.30/f.1 dikkate alınarak ön alanda işlenen ve suç işleme yönünde bir başkasının iradesinin etki altına alınmasıyla başlı başına bir haksızlık içeriği kazanan azmettirme hareketlerinin suçun işlenmesi beklenmeden YTCK'da bağımsız hükümle cezalandırılmasını sağlayan bir düzenlemenin yapılması gerektiği düşüncesinden hareketle Türk Hukuku bakımından bir öneri hükmünün kaleme alınması amaçlanmıştır. Önerilen hükümde, azmettirmeye teşebbüsün suça teşebbüs hükümleri uyarınca ve cezada indirim yapılmak suretiyle kanunun genel hükümleri içinde ve belirli suç tiplerinde cezalandırılabilirliği kabul edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Bir mecliste verilen üç talakın İslam hukuku açısından tahlili

    Serap Erarslan

    Dinimizde aile birliğinin kurulması gibi sona ermesi de hukukî ve ahlâkî ilkelere bağlanmıştır. Boşanma da evliliğin hukukî olarak sona ermesidir. İslâm hukukunda aile birliğinin sona erdirme şekillerinden biri de talâktır. Boşanmada talâkın veriliş şekli ve buna ilişkin hükümler talâkın sınırlarını belirlemektedir. İslâm hukukunda bir mecliste verilen üç talâk ile boşanmanın geçerli olup olmadığı hususunda görüş ayrılığı vardır. Bir mecliste verilen üç talâk konusunda islâm hukukçuları farklı görüştedirlerdir. Bizde bu çalışmamızda islâm hukukçuların görüşleri ve dayandığı delilleri inceleyerek çalışmamızı sürdüreceğiz. Ku'rân-ı Kerîm'den, sünnetten, icmâ ve kıyastan deliller verilerek açıklamalar yapılmıştır. Biz de bu konu hakkında çeşitli kaynaklardan yararlanarak tahliller yapmaya çalışacağız.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sosyal bilgiler dersinde öğretim materyallerinin somut olmayan kültürel miras eğitiminde kullanımı

    Süheyla Candan Hündür

    Öğrenmelerin içinde ne kadar çok duyu organı yer alırsa bilgi de o kadar kalıcı hale gelmekte, hatırlanması kolay olmakta, öğrenim verimli ve etkin hale gelmektedir. Özellikle soyut bilgilerin hatırlanmasını kolaylaştırmak için somutlaştırılması ve öğretim araçları ile desteklenmesi gerekmektedir. Soyut olan bilgilerin en fazla bulunduğu ders Sosyal bilgiler dersidir. Bundan dolayı da bu ders içeriğinde kullanım gereksinimini ortaya çıkarmaktadır. Soyut kültürün somutlaştırılması, görsel öğrenmeleri desteklemesi, duyu organlarına hitap ederek öğrenmeleri kolaylaştırması soyut kültürel miras eğitiminde kullanım gereksinimini ortaya çıkarmaktadır. Öğretimde görsel ve işitsel araçların kullanılması soyut konuların somutlaştırılmasında kullanılan etkili araçlardır. Bu araçlar, öğrenilen bilgilerin basit, anlaşılır hale gelmesini ve bilgilerin kalıcı olmasını sağlamaktadır. Bu araştırmanın amacı, Sosyal bilgiler dersinde öğretim materyallerinin kullanımına yönelik öğrenci görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Sosyal bilgiler dersi kapsamında nitel bir çalışma yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul Pendik İlçesi'ndeki bir ortaokulun 7.sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve veriler içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, öğrencilerin tümünün olumlu yönde görüş belirttikleri tespit edilmiştir. Öğrencilerin kullanılan öğretim araçlarını eğlenceli, öğretici, kalıcı ve gerekli buldukları açıkça görülmüştür. Soyut kültürel mirasın öğretiminde etkili araçlar olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Yalın üretimin tedarik performansı üzerine etkisinde tedarik zinciri ilişkisinin aracı rolü: İmalat işletmeleri üzerine bir araştırma

    Tuğçenur Arslan

    Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi ve ekonominin büyümesiyle rekabet ortamı giderek artmakta ve tüm sektörlerde kendisini göstermektedir. Bu artan rekabet ortamında ayakta kalmak isteyen işletmeler kendilerini geliştirmek ve çağın getirdiği yeniliklere uyum sağlamak zorundadırlar. 20. yy'ın ikinci yarısında Japonya'da ortaya çıkan ve sonrasında tüm dünyaya hızla yayılan yalın üretim anlayışının işletmelere sağladığı faydaların önemli olduğu bilinmektedir. Ancak tek başına yalın üretim sistemlerini uygulamak başarıya ulaşabilmek için yeterli değildir. Bunun için tedarik zinciri ilişkisi, yalın üretim sistemleri ve tedarik performansı konuları ayrı ayrı incelenmeli ve aralarındaki ilişki değerlendirilmelidir. Bunun yanı sıra işletmelerin tedarik zinciri yönetimi konusunda bilinçli olmaları ve bu konuya gerekli özeni göstermeleri gerekmektedir. Buradan hareketle imalat işletmeleri üzerine yapılan bu araştırmanın temel amacı yalın üretimin tedarik performansı üzerine etkisinde tedarik zinciri ilişkisinin aracı rolünün ortaya konması ve işletmelerin bu doğrultuda gerekli plan ve stratejilerini oluşturmalarına katkı sağlamaktır. Araştırmanın birinci bölümünde yalın üretim konusu üzerinde durulmuş, ikinci bölümde tedarik zinciri ve tedarik zinciri yönetimi konusu incelenmiş, üçüncü bölümde tedarik zincirinde performans konusu ele alınmış ve araştırmanın uygulama kısmının yer aldığı dördüncü bölümde ise yalın üretimin tedarik performansı üzerine etkisinde tedarik zinciri ilişkisinin aracı rolü ortaya konmaya çalışılmıştır. Amaç kapsamında oluşturulan model ve hipotezlerin test edilmesine yönelik Erzincan Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı 256 imalat işletmesinden veri toplanmıştır. Araştırmada nicel yaklaşımda ilişkisel tarama yöntemi kullanılmış olup veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 ve AMOS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Yalın üretim tedarik performansı üzerinde pozitif etkisinin olduğu, Yalın üretim tedarik zinciri ilişkisi üzerinde pozitif etkisinin olduğu, Tedarik zinciri ilişkisinin tedarik performansı üzerinde pozitif etkisinin olduğu ve son olarak Yalın üretimin tedarik performansı üzerine etkisinde tedarik zinciri ilişkisinin aracı rolünün olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin yargısal denetimi

    Fatma Akbulut

    16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halk oylamasıyla kabul edilen Anayasa değişikliği ile birlikte Cumhurbaşkanına doğrudan Anayasadan aldığı yetki ile Anayasada belirlenen konularda kanuna dayanmadan ve Meclis kararına ihtiyaç duymadan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisi verilmiştir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin konusu, normlar hiyerarşisindeki yeri, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği özel olarak öngörülen konulara ilişkin yürütmenin mahfuz bir düzenleme alanı olup olmadığı hususları öğretide en çok tartışılan konular arasındadır. Bu çalışma; Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin kapsamını, mahfuz alanı olup olmadığını, normlar hiyerarşisindeki yerini, olağan dönem ve olağanüstü hal Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin yargısal denetimini incelemeyi, geniş bir uygulama alanına sahip olmasına rağmen belirsizlikler barındıran Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ilişkin mevcut tartışma konularına yönelik çözüm sunmayı hedeflemektedir. Bu amaçla çalışmada 2017 tarihli Anayasa değişikliğine, Türk hükümet sistemine, olağan dönem ve olağanüstü hal Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine, ABD başkanlık sisteminde başkanın kararname yetkisine, kanun hükmünde kararnamelere yer verilmekle birlikte Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ilişkin vermiş olduğu kararlara da değinilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Finansal okuryazarlık ve davranışsal finans ilişkisi: Erzincan ili örneği

    Gözde Özdemir

    Finans konusunda bilgi sahibi olan bireylerin yatırım ve tasarruf anlayışı olumlu yönde etkilenmektedir. Finansal okuryazarlık eksiklikleri nedeni ile bireylerin verdikleri hatalı yatırım kararlarının ve bu nedenle ortaya çıkan finansal başarısızlıkların hem yatırımcılara hem de ülke ekonomilerine olumsuz bir geri dönüşü olmaktadır. Davranışsal finans teorisi, yatırımcıların yatırım kararı alırken yalnızca risk ve getiriyi dikkate alarak rasyonel davranmak yerine, duygularının da etkisi altında kalarak karar verdiklerini varsaymaktadır. Bireysel yatırımcıların Finansal okuryazarlık seviyesi ile yatırım kararı alırken sergiledikleri rasyonel tutum ya da davranışsal eğilimler arasında bir ilişki olabileceği düşüncesi çalışmanın çıkış noktası olmuştur. Bu çalışmanın amacı, finansal okuryazarlık ile davranışlar finans önyargıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla Erzincan ilindeki18 yaş ve üstü 409 bireysel yatırımcıya anket uygulanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 21.0 istatistik programından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda; bireysel yatırımcıların finansal okuryazarlık seviyelerinin düşük orta düzeyde olduğu ve yatırımcıların davranışsal finans önyargılarına yönelik eğilimlerinin güçlü olduğu tespit edilmiştir. Bireysel yatırımcıların finansal okuryazarlıkları ile davranışsal finans yanlılık ve hataları arasındaki ilişkide bazı demografik faktörlerin aracılık rolü oynayarak bu ilişkiyi güçlendirdiği tespit edilmiştir. Bu çalışmada literatürden farklı olarak finansal okuryazarlık ile davranışsal finans arasındaki ilişkide demografik faktörlerin aracılık rolü(moderating effect) araştırılmıştır. Finansal okuryazarlık seviyesi ile davranışsal finans eğilimleri arasındaki ilişkilerin analiz edilmesi sonucunda; bireysel yatırımcıların finansal okuryazarlık seviyeleri artsa da davranışsal finans önyargılarının önlenemediği görülmüştür. Finansal okuryazarlık seviyesinin yüksek olmasının davranışsal finans eğilimlerinden yalnızca sürü davranışı önyargısını azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca bazı demografik faktörlerin finansal okuryazarlık ile davranışsal finans arasındaki ilişkide aracılık rolü oynadıkları ve bu ilişkiyi güçlendirdikleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Okuryazarlık, Davranışsal Finans, Davranışsal Finans Önyargıları, Aracılık Etkisi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Kur'an'da zamana yapılan yeminler

    Rıfat Gedik

    Vaktin az ya da çok kısmına kısaca zaman denilmektedir. Zaman bu şekli ile Kur'ân'da yer almasa da farklı kelime ve kalıplarla çokça kullanılmıştır. Kasem ise bir şeyin değerini yükseltmek, ona dikkat çekmek sûretiye önemini vurgulamak için kullanılan bir üslûptur. Kur'ân'da pek çok şeye yemin edilmiştir. Bu yemin edilen unsurlardan birisi de zamandır. Bu çalışmada önce zaman kavramı ele alınmış, ardından kasem kavramı incelenmiştir. Daha sonrada Kur'ân'da zaman kavramları üzerine yapılan yeminler çeşitli yönleri ile örnekler üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. Tarihsel metod ve tarama modeli ile yapılan bu araştırma sonucunda, Kur'ân'da zaman kavramı üzerinde önemle durulduğunu, önemini hatırlatmak amaca ile zaman kavramlarına yemin edildiğini, böylece zaman konusunda insanların yanılgıdan sakındırıldığı anlaşılmıştır. Daha sonra doğrulanacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Irak Selçuklu Devleti'nin Doğu siyaseti

    Mustafa Solak

    Tüm kurum ve kuruluşları ile Büyük Selçuklu Devleti'nin bir parçası olarak ortaya çıkan Irak Selçuklu Devleti, Türk-İslâm tarihinin isminden söz ettiren siyasi organizasyonlarından biri olmuştur. Özellikle kurulduğu bölgelerin kritik mahiyette olması Irak Selçuklu Devleti'nin önemini daha da artırmıştır. Irak Selçuklu Devleti'nin, Türk tarihinde güçlü bir siyasi vaziyete erişememesi, Irak Selçuklularının birçok devlet ve siyasi güç ile doğrudan temas etmesine sebep olmuştur. Irak Selçuklularının; Abbasiler, Büyük Selçuklu ve Atabeyliklerin siyasi macerasına bağlı bir mevcudiyet arz etmesi, onların müstakil ve bağımsız bir karakterde olmadığını bizlere göstermektedir. Özellikle Büyük Selçuklu Devleti'nin inkırazı ile birlikte, birçok siyasi organizasyon meydana gelmiş ve bu güçlerin siyasi sorumlulukları da pekâla artmıştır. Irak Selçuklu Devleti'nin stratejik vaziyeti göz önüne alındığında, onların bu siyasi sorumluluğu hakkı ile ifa edemediğini anlamaktayız. Nitekim Irak sahasında güçlü bir Türk-İslâm iktidarına ihtiyaç vardı. Mevcut siyasi boşluğun doldurulması hususunda en önemli adaylardan biri olan Irak Selçuklu Hükümeti, oldukça zayıf bir siyasi pozisyonda kalmıştır. Abbasi Devleti'nin siyasi olarak denetim altında olduğu dönemlerde, Irak Selçuklu Devleti'nin bu zayıf vaziyeti Abbasileri oldukça rahatlatmış olmalıdır. Abbasilerin özellikle 12.yy'ın ortalarından itibaren, Irak sahasında dengeleri değiştiren bir aktör olarak ortaya çıkmaları tesadüfî değildir. Nitekim Sultan Mesud'un vefatı ve Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılması; Abbasilerin Irak siyasetindeki nüfûzunu oldukça artırmıştır. Bu durum Irak Selçuklu Devleti'nin tüm siyasi ilişkilerinde belirleyici bir rol oynamıştır. Irak Selçuklu Devleti'nin siyasetinde Atabeylikler, Batınî faaliyetleri, Gürcüler ve Harezmşahlılar gibi etkenler de rol oynamıştır ki, bu etkenler konumuzun gelişim kısmında izah edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türkiye'de olağanüstü hal ve sıkıyönetim uygulamaları (1961 – 1982)

    Damla Bayer

    Bu çalışmada Türkiye'nin sıkıyönetim uygulamaları, bu uygulamaların sebepleri ve anayasal dayanakları ele alınmıştır. Tarih boyunca birçok devlet, mevcut kamu düzeninin bozulduğu ve kendi varlığını tehdit altında gördüğü olaylarda sıkıyönetim uygulamasına başvurmuştur. Sıkıyönetim uygulamalarının temel amacı savaş, salgın hastalık, rejime karşı ayaklanma, iç veya dış tehdit gibi olaylara karşı tüm imkânların askeri makamlara tahsis edilmesi ve ordu mensuplarının durumu kontrol altına alması olmuştur. Sıkıyönetim uygulamaları, devletlerin kendi iç tüzüğüne, anayasal süreçlerine, askeri teşkilatlanma biçimlerine ve dönemin ihtiyaçlarına göre şekillenerek esasları belirlenmiş ve gerçekleştirilmiştir. OHAL ise devletin, kamudaki sivil makamların yetkilerini arttırması ve sivil yönetimle kamu düzenini kontrol altına almaya çalışmasını ifade etmiştir. Sıkıyönetim ve ohal, birçok devletin tercih ettiği veya tercih etmek zorunda kaldığı olağandışı yönetim biçimlerinden olmuştur. Türkiye de çoğu devlet gibi yaşadığı veya yaşaması muhtemel olan sorunlar karşısında olağandışı yönetim uygulamalarına başvurmuştur. Başvurduğu bu yönetim biçimleri birer hukuk rejimi olmakla birlikte yaşandığı dönem içerisinde birçok değişiklikle sonuçlanmıştır. Bu değişiklikler siyasi, askeri, hukuksal, toplumsal ve ekonomi alanları başta olmak üzere birçok alanda etkili olmuştur. Sıkıyönetim ve OHAL uygulamaları uzun yıllar boyunca Türkiye tarafından sorunların çözümü için sıkça başvurulan yönetim biçimlerinden olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Koronavirüs (Covid-19) korkusu ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişki ve bu ilişkide örgütsel sadakatin aracılık rolü: Erzincan ili sağlık çalışanlarına yönelik bir çalışma

    Yasin Kaya

    Bu araştırmanın temel amacı, koronavirüs korkusu ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişki ve bu ilişkide örgütsel sadakatin aracılık rolünün incelenmesidir. Bu amaç kapsamında oluşturulan model ve hipotezlerin test edilmesine yönelik Erzincan ilinde görev yapan 389 sağlık çalışanından anket tekniği aracılığıyla veriler toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 21 ve AMOS 24 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, koronavirüs korkusunun işten ayrılma niyeti üzerinde olumlu bir etkisi bulunurken, koronavirüs korkusu ile örgütsel sadakat arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Örgütsel sadakatin işten ayrılma niyeti üzerinde olumsuz bir etkisi tespit edilmiş, koronavirüs korkusu ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide ise örgütsel sadakatin aracılık rolünün bulunmadığı tespit edilmiştir.