Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Doktora TeziAçık Erişim2021
    Türkçe divan dibacelerine göre divan şiiri poetikası

    Murat Sivri

    Poetika için en genel ve kısa haliyle şiir ile ilgili görüş ve düşüncelerdir denilebilir. Duygu ve düşüncelerin gönülden süzülerek içtenlikle ifadesi olan şiirle ilgili, tarih boyunca farklı milletlerin farklı devreleri için değişen ve dönüşen tarifler ve değerlendirmeler ortaya çıkmıştır. Türk edebiyatının en uzun dönemini kapsayan Divan edebiyatı, şiir türüyle özdeşleşmiş bir devir olduğundan; divan şiiri ile ilgili tanımlar, özellikler ve değerlendirmeler bugüne kadar birçok araştırma ve çalışmayla ortaya konmuştur. Bunun yanında dönemin şiir ve sanat görüşünün ortaya konulması adına da, önemli çalışmalar yapılarak divan şiirinin poetikası oluşturulmaya çalışılmıştır. Divan şairlerinin en önemli eserleri olan divanlarına yazdıkları dibacelerinde de (önsöz) hem kendi şiir ve şairlikleri hem de genel manada şiir ve şairle ilgili dikkate değer tespit ve değerlendirmeler yer almaktadır. Türkçe divanların dibacelerindeki bilgiler divan şiirinin poetikasına katkı sağlayacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Resim-iş ve Müzik Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerinin sanat eğitimine yönelik tutumlarının incelenmesi: Erzincan ili örneği

    Gizem Kayabaş

    Bu çalışmada, Resim-iş ve Müzik Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerinin bütün lisans eğitimleri boyunca aldıkları sanat eğitimine ilişkin tutumlarına ve görüşlerine yönelik bir araştırma yapılması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Resim-iş ve Müzik Eğitimi Anabilim Dalı öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi ise Erzincan Binalı Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-iş Eğitimi Anabilim Dalı ve Müzik Eğitimi Anabilim Dalı'nda öğrenim gören (1.-4.sınıflar), 225 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada, "Karma Araştırma Deseni" kullanılmıştır. Bu desen açımlayıcı sıralı desendir. Birinci aşamada nicel araştırma (kapalı uçlu sorular, tarama yöntemi) ile ikinci aşamada nitel araştırma (açık uçlu sorular) kullanılmıştır. Gerekli verilerin toplanması amacıyla iki faklı yol izlenmiştir. Birincisi "Sanat Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği'', Ayaydın,.A, Kurtuldu,K., (2010) geliştirmiş oldukları, ikincisi "Sanat Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği" sorularından oluşan öğrenci görüşlerini almayı amaçlayan "Açık Uçlu Sorulardan Oluşan Görüşme Formu" oluşmaktadır. Araştırmanın nicel kısmındaki veri analizleri, geliştirilen ölçeğin uygulanması neticesinde elde edilen verilerin değerlendirilmesinde Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı, KMO (Kaiser-Meyer-Olkin) katsayısı, ABD değişkeni için Mann Whitney U-testi, sınıf değişkeni için Kruskal Wallis H testi gibi istatistiksel işlemler yapılmıştır. İstatistik işlemlerde SPSS (Statistical Package for Social Science) programı kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ki veri analizleri ise elde edilen verilerin çözümlenmesinde, nitel veri analiz türlerinden betimsel analizden yararlanılmıştır. Bu bağlamda, araştırma soruları ve araştırmanın kavramsal çerçevesi doğrultusunda araştırma verilerinin çözümlenmesi üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada öğrenciler Google form üzerinden görüşme formunu doldurulmuştur. Sonrasında verilerinin dökümü yapılmış ve çözümlenmiştir. İkinci aşamada, araştırmanın kuramsal çerçeve boyutunda belirlenen temalar temel alınarak öğrencilerin görüşleri analiz edilmiştir. Son aşama olan üçüncü aşamada ise elde edilen bulgular analiz edilerek yorumlanmıştır. Sonuç olarak tüm bulgular göstermektedir ki, Erzincan Binalı Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-İş ve Müzik Eğitimi ABD öğrencilerinin tutumlarında "Sanat Eğitimine Yönelik Tuttum Ölçeğinden" ABD ve sınıf değişkenine ilişkin anlamlı bir farkın olmadığı ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin, "Açık Uçlu Sorulardan Oluşan Görüşme Formuna" verdikleri cevaplar doğrultusunda bütün lisans eğitimleri boyunca aldıkları sanat eğitimine ilişkin görüşleri elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde, sanat eğitiminin önemi ve gerekliliğini, sanat eğitiminin kazanımlarını, güncel yaşama yansımasını ve sınırlıklarını göstermiş olup, yaratıcılıklarını, iletişimlerini destekleyeceğini ve daha bilinçli sanat öğretmenleri yetiştirme konusunda sanat eğitiminin çok önemli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Sanat Eğitimi, Sanat Eğitiminin Gerekliliği, Tutum, Sanat Öğrencileri

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Ortaokul öğrencilerinin görsel sanatlar dersine ilişkin tutumları ile ders çalışma alışkanlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Yunus Tan

    Bu araştırmada ortaokulda eğitim gören 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin görsel sanatlar dersine yönelik tutumları ve ders çalışma alışkanlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlgili araştırmada, görsel sanatlar alanına yönelik tutum ve ders çalışma alışkanlığının beklenen düzeye ulaşması için güncel bir yönteme ihtiyaç duyulduğu görülerek bir takım çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Güneydoğu Anadolu'daki nüfus bakımından orta ölçekli bir ilde bulunan resmi ortaokullarda eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise aynı ilde yer alan bir ortaokulun 6, 7 ve 8. sınıflarında eğitim gören 229'u kız, 298'i erkek olmak üzere toplamda 527 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden "genel tarama yöntemi" kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 3 skalalı likert tipi ölçek olan Görsel Sanatlar Tutum Ölçeği ve 4 skalalı likert tipi ölçek olan Ders Çalışma Alışkanlıkları Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Araştırmanın veri analizleri SPSS 22 istatistik programında yapılmıştır. Araştırma bulguları .05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Uygulanan ölçeklerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için Shapiro-Wilk Normallik Testi uygulanmış, testlerin güvenirlikleri Cronbach Alpha Katsayısı ile hesaplanmıştır. Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı tutum ölçeğinde .93, ders çalışma alışkanlıkları ölçeğinde .79 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca öğrencilerin sınıf seviyelerine göre tutum ve ders çalışma alışkanlığı düzeyleri arasındaki farkı saptamak için ANOVA, cinsiyetlerine göre farkı tespit etmek amacıyla ise Bağımsız Örneklem t Testi kullanılmıştır. Ölçek verilerinin analizlerine göre; Örneklem grubunun görsel sanatlar dersine yönelik tutumu ve ders çalışma alışkanlığı düzeyi ile arasındaki ilişki incelenmiş ve pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin görsel sanatlar dersine ilişkin tutum puan ortalamasının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Öğrencilerin ders çalışma alışkanlığı puan ortalamasının, tutum ortalamaları ile paralel biçimde orta düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin sınıf seviyelerine göre görsel sanatlar dersine yönelik tutum düzeyleri incelendiğinde anlamlı farkın ortaya çıktığı görülmüştür. Yapılan analiz doğrultusunda tutum algısının sınıf seviyesine göre sıralanışı 6>7>8 şeklinde tespit edilmiştir. Sınıf seviyelerine göre öğrencilerin ders çalışma alışkanlığı düzeyleri incelendiğinde anlamlı farkın ortaya çıktığı görülmüştür. Ders çalışma alışkanlığı düzeyinin sınıf seviyesine göre sıralanışı 6>8>7 şeklinde bulunmuştur. Yapılan analiz sonucunda, öğrencilerin cinsiyetlerine göre tutumları arasında kız öğrenciler lehine anlamlı farkın olduğu görülmüştür. Grubun cinsiyet değişkenine göre ders çalışma alışkanlığı düzeyleri incelendiğinde, kız öğrenciler lehine anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin okul öncesi eğitimi alma durumuna göre tutum düzeyleri incelendiğinde anlamlı farkın bulunduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin okul öncesi eğitimi alma durumuna göre ders çalışma alışkanlığı düzeyleri incelendiğinde, anlamlı farkın bulunmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak tüm veriler göstermektedir ki, ortaokulda eğitim gören öğrencilerin görsel sanatlar dersine ilişkin tutumları ile ders çalışma alışkanlıkları arasında ciddi bir fark bulunmamaktadır. Kız öğrencilerde oranların erkek öğrencilere nazaran yüksek oluşunun, kız öğrencilerde sanat etkinliklerine duyulan ilginin daha fazla oluşundan kaynaklandığı söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Irak anayasal sisteminde terör ve terör suçu: 2003 sonrası

    Hameed Majeed Abbas Abbas

    Terör olgusu sadece Irak toplumu düzeyinde değil, küresel düzeyde önemli olduğundan dolayı bu konuda bir çalışma yapmayı, bu çalışma ile Irak'ta terörün tanımını ve sebeplerini incelemeyi uygun gördük. Bu konuyu üç bölümde ele alacağız. Birinci bölümde terör kavramını, sebeplerini, bu suç eylemlerini işlemeye götüren etkenleri ve terör suçlarının türlerini ele alacağız. Ayrıca terör eylemleri ve ona benzer eylemler arasındaki farkları ve 2003'ten önce Irak kanun koyucusunun teröre karşı tutumunu inceleyeceğiz. İkinci bölümde 2003'ten sonra Irak'ta terörün nasıl ortaya çıktığını, Irak İslam Devleti'nin ne olduğunu, 2003'ten sonra bu olguyla mücadele eden Irak kanunlarının hangileri olduğunu ve 2005'ten sonra ITMK'nin terör eylemlerine karşı tutumunu araştıracağız. Üçüncü bölümde genel dış politikaya, onun Irak'ta terörle mücadeledeki rolüne ve bu politikanın başarı ve başarısızlık bakımından geleceğinin ne olduğuna yer vereceğiz. Sonuç bölümünde bu çalışmayla elde edilen neticelere ve tehlikeli terör olgusunu engellemek için gerekli önlemlerin neler olduğuna değineceğiz.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Farklı değişkenler açısından öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik tutum ve farkındalıklarının incelenmesi

    Songül Büşra Şener

    Bu çalışmada eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik farkındalık ve tutumlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç ile öğrenim hayatına devam eden 400 öğretmen adayına çevre sorunlarına yönelik farkındalık ve tutum ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde 2019-20220 Eğitim-Öğretim yılı sonbahar döneminde öğrenim gören; okulöncesi öğretmenliği, sınıf öğretmenliği, fen bilgisi öğretmenliği, ilköğretim matematik öğretmenliği ve sosyal bilgiler öğretmenliği bölümü birinci (N=210) ve dördüncü (N=190) sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Güven (2013) tarafından geliştirilen 45 maddelik çevre sorunlarına yönelik tutum ölçeği ve Güven ve Aydoğdu (2012) tarafından geliştirilen 44 maddelik çevre sorunlarına yönelik farkındalık ölçeğidir kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 18 istatistik analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik teknikler, bağımsız gruplar t-testi ve ANOVA'dan yararlanılmış, anlamlılık düzeyi .05 kabul edilmiştir. Bu araştırmanın nihayetinde de öğretmen adaylarının çoğulcu olarak çevre sorunlarına yönelik olumlu tutum içinde oldukları belirlenmiş ve hangi branştan ne kadar öğretmen adayının bu düzeyi yakaladığı ortaya çıkartılarak, öğretmen adaylarının okudukları bölüm ve sınıf düzeyi ile çevre sorunlarına yönelik farkındalık ve tutumları arasında bir orantının olup olmadığı tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Demokrat Parti döneminde milli bayramlar ve kutlanma şekilleri (1950-1960)

    Esra Usanmaz

    Osmanlı Devleti'nin son yıllarında Milliyetçilik fikirlerine bağlı olarak II. Meşrutiyet'in ilan edilme tarihi 1909 yılında Hürriyet Bayramı olarak kabul edilmiştir. Modern anlamda ilk milli bayram özelliğine sahip olan Hürriyet Bayramını, erken Cumhuriyet yıllarında kabul edilen milli bayramlar takip etmiştir. Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, Zafer Bayramı, Gençlik ve Spor Bayramı Cumhuriyet'in ilk yıllarında kabul edilen milli bayramlardır. Bunların dışında Toprak Bayramı, Toprak Kanunu'nun halka benimsetilmesi açısından 1945 yılında kabul edilmiştir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında kabul edilen milli bayramların, İstiklal Harbi Dönemi'ndeki tarihi dönüm noktası olan günlerden seçilmeleri tesadüfî değildir. Cumhuriyet kurucuları bayramlar aracılığıyla o tarihi günlerin toplum zihninde canlı kalmasını, rejimin benimsenmesini ve halk ile bütünleşmesini sağlamışlardır. Demokrat Parti Dönemi'nde yapılan milli bayram kutlamalarının nasıl yapıldığının öğrenilmesi, Atatürk Dönemi ve sonrasında ki kutlamalarda yapılan farklılıkların ortaya konulması bakımından önemlidir. Demokrat Parti Dönemi'nde milli bayramlar-la ilgili genel bir çalışma bulunmaması bakımından bu çalışma yapılmıştır. Çok partili hayata geçişle birlikte toplumun yaşadığı değişim ve dönüşüm milli bayram kutlamalarına da yansımıştır. Yapılan kutlamalarda benzerlikler bulunsa bile farklılıklar da zamanla belirginleşmiştir 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti milli bayramları önceki yılların devamı niteliğinde kutlamıştır. Fakat iktidar ve muhalefet arasında yaşanan çekişmeler kimi zaman bayram kutlamalarına da yansımış, bay-ramlar yaşanan gerginliklerin gölgesinde kalmıştır. Bu çalışmanın amacı, 14 Mayıs 1950 yılında yapılan genel seçimlerle iktidar partisi olan Demokrat Parti'nin, milli bayramların kutlanmasına yönelik çalışmaları ve kutlamaların ne şekilde yapıldığını ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler; Demokrat Parti, Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, Zafer Bayramı, Gençlik ve Spor Bayramı, Toprak Bayramı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Irak Danıştayı'nın (Irak Devlet Meclisi'nin) yapısı, görevleri ve bağımsızlığı

    Mohammed Adnan Ahmed Ahmed

    Bu yüksek lisans tezinde, Irak Danıştayı'nın (Irak Devlet Meclisi'nin) yapısı, görevleri ve bağımsızlığı incelenmiştir. 2017 tarih ve 71 sayılı Irak Devlet Meclisi Kanunuyla kurulan Irak Danıştayı'nın (Irak Devlet Meclisi'nin) kökeni, 1979 tarih ve 65 sayılı Kanunla getirilen Irak Devlet Şura Meclisi'ne dayanmaktadır. 2017 yılına kadar Irak Devlet Şura Meclisi, Irak yürütme organına ve Adalet Bakanlığına bağlıydı. Irak'ta yürütme organı Adalet Bakanlığı eliyle Irak Devlet Şura Meclisi'nin işlerine müdahale edebildiği için de bağımsızlığından söz edilemiyordu. Bu nedenle 2017 tarih ve 71 sayılı Kanunla, bağımsız bir yapıda olan ve Irak Danıştayı olarak adlandırabileceğimiz Irak Devlet Meclisi kuruldu. Bu Kanunla isim değişikliği yanı sıra, Irak Danıştayı'nın (Irak Devlet Meclisin'nin) diğer anayasal kurumlar arasındaki konumu da değişmiş oldu. Tezde Irak Danıştayı'nın anayasal ve yasal olarak ortaya çıkması, düzenlenmesi, gelişmesi; bünyesindeki mahkemeler; yargı bağımsızlığı açısından üyelerinin görevleri, disiplin işleri, cezai ve hukuki sorumlulukları ele alınarak Mısır Danıştayı ile genel olarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca yargı bağımsızlığı açısından tespit edilen bazı eksiklikler dolayısıyla Irak Danıştayı'nın (Irak Devlet Meclisi'nin) yasal olarak yeniden düzenlenmesi gereği sonuç olarak ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Irak Danıştayı, Irak Devlet Meclisi, Irak Devlet Şurası, Irak İdari Yargısı, Irak İdare Mahkemeleri, Mısır Danıştayı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Davranışsal finans yaklaşımı çerçevesinden bireysel emeklilik sistemine yönelik tutum ve davranışlar: Erzincan ili örneği

    Fatma Akgül

    Bireyler aktif olarak çalıştıkları dönemde, kazançları doğrultusunda oluşturdukları yaşam standartlarını emekli olduktan sonra da devam ettirmek amacıyla kazanımlarının bir bölümünü yatırıma dönüştürme ihtiyacı duymaktadırlar. Bu ihtiyaca binaen, bireysel emeklilik sistemlerine gönüllü olarak katılmakta ve emeklilik gelirlerine ek olacak ikinci bir gelir elde etmeye yönelmektedirler. Kazanımlarını bireysel emeklilik sistemi içerisinde yatırıma dönüştürmek isteyen bireyler, psikolojik ve çevresel etkiler sonucunda rasyonel olmayan kararlar verebilmektedirler. Bu bağlamda bireysel emeklilik sistemi ile insanların finansal konularda neden sürekli hatalar yaptığını ve irrasyonel kararlar verdiğini inceleyen davranışsal finans teorisi arasındaki ilişkiyi araştırmanın önemi ortaya çıkmaktadır. Bu araştırmanın amacı bireysel emeklilik sistemine katılan bireylerin, bireysel emeklilik sistemine (BES) yönelik finansal davranışlarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Erzincan ilinde yaşayan ve bireysel emeklilik sistemine katılmış olan 464 kişi üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçları SPSS ve AMOS programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan birikim ve BES ölçeği; birikim yapma amacı, BES temel bilgi düzeyi ve BES'e yaklaşım olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Davranışsal finans eğilimleri ise; aşırı güven, aşırı iyimserlik, pişmanlıktan kaçınma, kayıptan kaçınma ve temsil etme eğilimi olmak üzere beş boyutuyla kullanılmıştır. Analizler sonucunda yatırımcıların birikim yapma amacının araştırmada kullanılan davranışsal finans eğilimlerinin beş boyutu üzerinde de etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. BES temel bilgi düzeyinin aşırı güven, aşırı iyimserlik ve temsil etme eğilimi üzerinde etkili olduğu otaya çıkmıştır. BES'e yaklaşımın ise aşırı iyimserlik, pişmanlıktan kaçınma ve temsil etme eğilimi üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    İhracat çeşitliliği, çevre kirliliği ve ekonomik büyüme ilişkisi: Seçilmiş Latin Amerika ülkeleri

    Beyza Bağrıyanık

    Günümüzde iklim değişikliği, küresel ısınma gibi çevresel bozulmaya bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar, çevresel bozulmaya yol açan faktörlerin açıklanmasına yönelik ilgiyi artırmaktadır. Bu çerçevede son dönemlerde ihracat çeşitliliği ile çevresel bozulma arasındaki ilişkiyi inceleyen özel bir alan ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Latin Amerika (Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Guatemala, Haiti, Honduras, Meksika, Nikaragua) ülkelerinde 1995-2014 yılları arasında ihracat çeşitliliği, enerji kullanımı ve ekonomik büyümenin karbondioksit emisyonu üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre bu ülkelerde, Çevresel Kuznets Hipotezi geçerli olmakla birlikte enerji kullanımı, ihracat çeşitliliği ve ekonomik büyüme karbondioksit emisyonunu pozitif yönde etkilemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Hazar Havzası enerji kaynakları ve Türkiye'nin geçiş terminali olma hedefi

    Özge Sağır Murat

    Ekonomik gelişime ve yaşam standartlarının iyileşmesinde önemli bir role sahip olan enerji, sanayileşme yolunda ilerleyen devletlerin üretim faaliyetlerini sürdürebilmeleri açısından bakıldığında stratejik bir konumdadır. Enerji bu devletlerin varlıklarını devam ettirebilmeleri için dış politikalarının belirlenmesinde de önemli bir etkiye sahiptir. Fakat enerji kaynaklarının dünyanın her yerine eşit bir biçimde dağılmamış olması açısından bakıldığında, enerjiye sahip olmak isteyen ülkelerin gözlerinin, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Rus egemenliğinin kalktığı, zengin doğalgaz ve petrol yataklarına sahip Hazar Havzasına çevirmesi kaçınılmaz bir durum haline gelmiştir. Kaynakların dünya üzerinde adil bir şekilde dağılmamış olması enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler ile enerji kaynaklarına ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki alışverişin gerekli olmasına neden olmuştur. Hazar Havzasına yakınlığı ve bu bölgede bulunan çeşitli ülkeler ile tarihsel ve kültürel bağları olan Türkiye, enerji üreticisi Asya ülkeleri ile enerji tüketicisi Avrupa ülkeleri arasında bulunan konumu dolayısı ile doğal bir köprü ve ulaşım koridoru görevi taşımaktadır. Asya ve Avrupa kıtaları arasındaki jeopolitik konumu ile Afrika ülkelerine geçiş güzergahı üzerinde bulunması, Akdeniz ticaretinde aktif rol oynaması, üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımada olması, önemli boğazlara ve limanlara sahip olması bakımından Türkiye enerji politikaları kapsamında önemli bir aktör haline gelmektedir. Enerji kullanımının geçmişten günümüze önemi göz önüne alınarak hazırlanan bu tezde enerji konusunda bilgi verilmiş, dünyadaki tüm enerji kaynaklarının 2009-2019 yılları arasında küresel olarak tüketim miktarları belirtilmiştir. Dünya enerji kaynakları arasında petrol ve doğalgaz üzerinde durulmuş olan bu tezde özellikle Hazar Havzasında bulunan petrol ile doğalgazın Türkiye'ye etkileri incelenmiş olduğundan; Hazar Havzasının jeopolitik ve coğrafi konumları göz önüne alınarak bu bölgenin stratejik öneminden bahsedilmiştir. Ayrıca bölgedeki petrol ve doğalgaza kıyıdaş ülkelerin hangi şartlarda sahip olduğu ve paylaşımı konusunda nelerin göz önünde bulundurulduğu belirtilmiştir. Bu bölgede bulunan petrol ve doğalgaz boru hatları ile ilgili genel bilgi verilerek Hazar enerjileri üzerinde Türkiye'nin ulaşım koridoru görevi sayesinde sahip olduğu statüden bahsedilmiştir. Hazırlanan bu tezin Türkiye ile ilgili bölümlerinde; Türkiye'nin sahip olduğu petrol ve doğalgaz rezerv miktarları, petrol ve doğalgaz üretim, tüketim ve ithalat miktarları, Türkiye'nin toplam ithalat ve ihracat miktarları içerisinde enerjinin payı gibi konulara yer verilmiştir. Türkiye'nin sahip olduğu ham petrol ve doğalgaz rezerv miktarları 2009-2019 yılları arası veriler ile incelenmiştir. Türkiye'nin 2008-2019 yılları arası küresel petrol ithalatı ve 2010-2019 yılları arası küresel doğalgaz ithalatı incelenmiş olup, özelde Hazar Havzası ülkelerinden 2008-2019 yılları arasında temin edilen petrol ve 2010-2019 yılları arası temin edilen doğalgaz miktarlarına ayrıca yer verilmiştir. Türkiye'de 2009-2019 yılları arası petrol ve doğalgaz üretimi ile 2009-2019 yılları arası petrol, 2010-2019 yılları arası doğalgaz tüketim miktarları belirtilmiştir. 2009-2019 yılları arasında Türkiye'de rafinerilerinde toplanan petrolün hangi miktarlarda diğer petrol ürünlerine dönüştürüldüğü hakkında da bilgi verilmiştir. Türkiye'nin 2013-2019 yılları arası enerji ithalat ve ihracatının toplam ithalat ve ihracat kalemleri içerisinde ne kadar olduğu hususuna da değinilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Beden eğitimi ve spor dersinde taktiksel oyun yaklaşım modelinin bilişsel esneklik ve akademik (öğrenci) benlik üzerine etkisi

    Gizem Nur Göksoy

    Giriş ve Amaç Beden eğitimi ve spor dersi öğretim programında öğrencilerin psikomotor gelişimleri yanında bilişsel ve duyuşsal gelişimlerinin de bir bütün olarak ele alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle Beden eğitimi ve spor derslerinin bilişsel ve duyuşsal alana katkılarını araştırmak araştırmanın çıkış noktası olmuştur. Bu araştırmada beden eğitimi ve spor dersinde taktiksel oyun yaklaşımının bilişsel esneklik ve akademik benlik üzerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Materyal ve Metod Araştırmanın örneklemini Ortaokulda öğrenim gören 34 öğrenci (17 deney, 17 kontrol grubu) oluşturmaktadır. Araştırmada deneysel desen modeli kullanılmıştır. Öğrencilere 10 hafta boyunca uygulanan Taktiksel Oyun Yaklaşımı Modelli beden eğitimi dersi işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak; 'Kişisel Bilgi Formu' Burden (1998) tarafından geliştirilmiş, Erten (2015) tarafından Türkçe' ye uyarlanmış olan 'Akademik Benlik Ölçeği' ve Martin ve Rubin (1995) tarafından geliştirilmiş, Çelikkaleli (2014) tarafından Türkçe' ye uyarlanmış olan 'Bilişsel Esneklik Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiksel analizler, grup içinde karşılaştırmak için paired t testi ve gruplar arası karşılaştırma yapmak için ANCOVA analizi kullanılmıştır. ANCOVA analizinde değişkenler ayrı ayrı modeller şeklinde analiz edilmiştir. Bulgular Araştırmaya göre deney grubundaki öğrencilerin; akademik benlik ve bilişsel esneklik son test puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Kontrol grubundaki öğrencilerin; akademik benlik ve bilişsel esneklik ön test puan ortalamaları ile son test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır( p>.05). Sonuç Araştırma sonuçlarına göre taktiksel oyun modelinin uygulandığı deney grubunun bilişsel esneklik ve akademik benlik algılarının olumlu yönde geliştiği görülmektedir. Beden eğitimi ve sporda salt becerilerin kazanılmasının yanı sıra bilişsel ve duyuşsal alana ait becerilerinde gelişmesi için taktiksel oyun yaklaşımının beden eğitimi derslerinde uygulanmasının öğrencilerin gelişimine fayda sağlayacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor, Taktiksel Oyun Yaklaşımı, Bilişsel Esneklik, Akademik Benlik Algısı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kültür mallarının uluslararası hukuk çerçevesinde korunması: Irak örneği

    Mohammed Yaareb Ghazi Al-ja'far

    Kültür mallarının uluslararası alanda koruma altına alınması sorunu kültürel haklar bakımından temel sorunlardan biri sayılmaktadır. Kültür malları tarihimizi ve kültürel kimliğimizi savunmak için önemli bir hazinedir. Bunları korumanın önemi herhangi bir nesneyi korumanın öneminden az değildir. Zira kültürel miras bireylerin ve toplumların kimliğini yansıtmaktadır. Uluslararası kamu hukukunda; insanın medeni, siyasi, ekonomik ve toplumsal haklarının yanı sıra kültürel haklarının da bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca dünyadaki her halk ve milletin ayırt edici bir kültürel kimliği ve kendisine ait tarihi ve kültürel eserlerinin bulunduğu kabul edilmektedir. Kültür malları ülkenin bir parçası olup bağımsız ve kişisel oluşumlarından biridir. İnsanlık tarihi boyunca herhangi bir ülke halkının benzersiz bir şekilde ortaya koyduğu ürünlerdir. Kültür malları halkın ve toplumların kimliğini öğrenmenin bir aracıdır. Herhangi bir insan topluluğu için farklı bilgiler hazinesidir. Bu eserler kalıcı bir tarih ve medeniyeti ifade ettikleri için başka bir şeyle tazmin edilemez. Bu araştırmada Irak'ta kültür mallarının uluslararası alanda koruma altına alınması konusu detaylı bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Zira uluslararası antlaşmalar ve örgütlerin Irak topraklarında bulunan kültür mallarını koruma yeterliliği konusunda büyük bir sorun bulunmaktadır. Ayrıca uluslararası toplumun bu alanda olumlu bir rol oynayabilmesi konusuna açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada ayrıca barış ya da silahlı çatışma dönemlerinde kültür mallarını korumada uluslararası hukuk kurallarının ne kadar etkin bir şekilde uygulandığı konusu incelenmeye çalışılmıştır. Zira savaş esnasında tarihi eserlerin korunma konusu günümüzde önemli konulardan biri sayılmaktadır. Bu nasıl önemli bir konu olmasın? Nitekim dünyanın farklı yerlerinde günlük olarak bu çatışmalar meydana gelmeye devam etmektedir. Bu konu özellikle uluslararası ve ulusal düzeyde önemli bir konudur. Bu araştırmada ayrıca tarihi eserleri tahrip eden ve çalan kimselerle mücadele etmek için yapılan uluslararası antlaşmalar, konferanslar ve bunun için kurulan örgütlerdeki gelişmeler üzerinde durulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türkiye ve Kazakistan ilkokul 4.sınıf Türkçe kitaplarında işlenen konuların türler açısından karşılaştırılması

    Aıgerım Kadırbayeva

    Bu çalışma, Türkiye ve Kazakistan İlkokul 4.Sınıf Türkçe Kitaplarında İşlenen Konuların Türler Açısından Karşılaştırılması incelenmektir. Ders kitapları eğitim-öğretimde en önemli kaynaklardan biridir. Bu yönüyle eğitim-öğretimde amaçların, kazanımların gerçekleştirilmesinde ders kitaplarına büyük görev düşmektedir. Türkçe dersinin amaçları ile öğrenme alanları ve sınıflara göre kazanımların gerçekleştirilmesinde Türkçe ders kitaplarındaki metin türlerinin de önemi yadsınamaz. Bu anlamda çocuğun zihin ve sosyal gelişimine uygun hazırlanmış metinler veya metin türleri oldukça önemlidir. Bu çalışma, Türkiye ve Kazakistan ilkokul 4. sınıf Türkçe ders kitaplarında işlenen konuların Türler Açısından karşılaştırılmasını incelemektedir. Anahtar Kelimeler: Kazakistan ve Türkiye, Eğitim, Eğitim-Öğretim, İlkokul, Türkçe Ders Kitabı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türk hukuku ve AİHS bağlamında kölelik, kulluk ve zorla çalıştırma yasağı

    Ogün Usta

    Kölelik, insanlık tarihinin büyük bir bölümünde neredeyse bütün yönetimler tarafından uygulanmış ve toplumlarda görülmüştür. Geleneksel kölelik, insan üzerinde bir başka kişinin mülkiyet tesis etmesi dolayısıyla yasal bir statüye işaret etmektedir. Oysa tarih boyunca varlığını sürdüren bu köleliğin kaldırıldığı dönemden 21. yüzyıla kadar dünya çok değişmiştir. Küreselleşme ile birlikte ivme kazanan modern kölelik, içerisinde insan ticareti, borç esareti, ev içi kölelik, zorla çalıştırma, cinsel sömürü, çocuk istismarı, organ ticareti gibi birçok insan hakkı ihlali teşkil eden uygulamayı barındırmaktadır. Bu sebeple bu uygulamaların günümüzün en büyük sorunlarından biri olduğu söylenebilir. Bu tezin amacı, kölelik, kulluk ve zorla çalıştırma yasağının, tarihsel gelişim süreci içerisinde düşünürlerin görüşleri ve uygulamalar çerçevesinde incelenmesidir. Kölelik, kulluk ve zorla çalıştırma yasağının Türk hukukundaki görünümü, hem anayasal gelişim süreci hem de uygulama örnekleri bağlamında ele alınmıştır. Keza Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 4. maddesinde düzenlenen bu yasak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında incelenmiştir. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları karşılaştırılarak, mahkemelerin bu yasak bakımından uyguladığı standartların ortaya konulmasına çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Fıtrat-iman ilişkisi

    Merve Acar

    Allah Teâlâ kâinattaki tüm varlıkları kendilerine özgü bir yaratılış biçimine sahip olarak yaratmıştır. Fıtrat kavramı, özellikle insanın yaratılış biçimini ve özelliklerini temsil etmektedir. Fıtrat, Allah Teâlâ'nın insanda yarattığı kendisini tanıma ve Allah'a iman etme yeteneğidir. Allah Teâlâ kişinin iman etmesini sağlayacak maddi ve manevi her türlü delili insan fıtratına yerleştirmiştir. Fıtrat ve iman kavramları kullanılmaya başlandığı andan itibaren birbirlerinden bağımsız olarak araştırma yapılmış kavramlardır. Çalışmamızda özellikle fıtrat ve iman arasındaki ilişki incelenecektir. Fıtrat ve iman arasındaki ilişkiyi, bir ağacın başlangıçta tohum halinde iken zamanla büyümesi ve gelişmesi sonucu meyve vermesi şeklinde düşünebiliriz. Ağacın henüz tohum hali fıtrat kavramını, üzerindeki meyvesi ise iman kavramını temsil etmektedir. Yani söz konusu örnekte fıtratı bir ağacın tohumu olarak nitelendirirsek, iman da o ağacın meyvesini oluşturur. Kısaca fıtrat, imanın başlangıç noktasını temsil eder. Bu araştırmanın amacı, fıtratın mahiyetini ayet ve hadisler ışığında yorumlamak, imanın oluşumu ve gelişiminde fıtratın rolünü ve fıtrat-iman ilişkisini incelemektir. Fıtrat imanının öncüsü konumunda olan bir yapıyı ifade etmektedir. İmanın oluşumu ve gelişiminde fıtratın büyük bir etkisi bulunmaktadır. Bu yüzden iman ve fıtrat arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Allah, Fıtrat, İman, Tevhid.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Bi2S3 nano-çubukları dekore edilmiş bentonit nanokompozitin yapısal karakterizasyonu ve fotokatalitik uygulamaları

    Selin Ersoy

    Bu çalışmada, Bi2S3 nanoçubukların görünür bölge ışınları altındaki fotokatalitik performansını arttırmak için Bi2S3 nanoçubuklarının bentonit üzerine dekore edilmesiyle bentonit-Bi2S3 nanokompozitini hazırladık. Ham bentonit, Bi2S3 nanoçubuk ve bentonit-Bi2S3 nanokompozit numunelerinin yapısal, morfolojik, optik ve elektrokimyasal özellikleri XRD, TEM, SEM-EDX, XPS, UV-DRS, PL, elektrokimyasal empedans spektroskopisi, kronoamperometri, zeta potansiyeli ve BET teknikleriyle incelendi. Bentonit-Bi2S3 nanokompozit ve diğer numunelerin fotokatalitik performansları görünür bölge ışınları altında karşılaştırmalı olarak kristal viyole ve Rodamin B boyalarının fotobozunmasıyla araştırıldı. Elde edilen bentonit-Bi2S3 nanokompozitin kristal viyole ve Rodamin B için fotokatalitik bozunma verimlerinin saf Bi2S3 nanoçubuklara göre daha iyi olduğu belirlenir. Bentonit-Bi2S3 nanokompozit üzerinde boya moleküllerinin fotobozunmasına ait mekanizma önerildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Yargı kararları ışığında hukuki el atma

    Ahmet Töresin Odluyurt

    Taşınmazların imar planıyla kamu hizmetleri için ayrılması dolayısıyla taşınmazların kullanılmasına hukuken bazı sınırlamalar getirilmektedir. İmar planında kamu hizmetleri için ayrılan ve maliklerinin tasarruf yetkilerinin kısıtlandığı taşınmazların bir program dahilinde kamulaştırılması gerekmektedir. Ne var ki idarenin, tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazları süresi içinde kamulaştırmadığı ve taşınmaz maliklerinin mülkiyet haklarının bu nedenle belirsiz bir süre için kısıtlandığı görülmektedir. Hukuki el atma, maliklerin tasarruf yetkilerinin mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde kısıtlanması sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Giriş, beş ana bölüm ve sonuç kısmından ibaret olan çalışmamızda, hukuki el atma konusu yargı kararları ışığında ele alınmaya çalışılmıştır. Hukuki el atmanın mülkiyet hakkı bakımından ağır bir hukuka aykırılık ifade etmesi dolayısıyla çalışmamızda önce mülkiyet hakkı kavramı üzerinde durulmuştur. Daha sonra hukuki el atma hem müstakil bir kavram olarak hem de kamulaştırmasız el atmanın bir türü olarak incelenmiştir. Hukuki el atmanın görünüm biçimlerinin sistematik bir tarzda ele alındığı çalışmamızda ayrıca, hukuki el atmaya karşı gidilebilecek idari ve yargısal başvuru yollarına da değinilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türkiye'de yayımlanan sayılar ve işlemler öğrenme alanı temalı makalelere yönelik bir içerik analizi

    Rüveyda Kandal

    Bu araştırmanın amacı Türkiye'de matematik eğitiminde sayılar ve işlemler öğrenme alanında okul öncesi, ilkokul ve ortaokul düzeyine yönelik yapılan makaleleri; yapıları, konularının eğilimleri ve ulaşılan sonuçlar bağlamında incelemektir. Araştırma betimsel içerik analizi yöntemi temel alınarak tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında ülkemizde yer alan 124 dergiye ait toplam 5021 sayı incelenerek 301 makale belirlenmiş ve ulaşılan veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; Türkiye'de sayılar ve işlemler öğrenme alanında ilk olarak 1986 yılında yayımlanan makale sayılarının 2013 yılından itibaren genel olarak artış göstermeye başladığı, incelenen makalelerin daha çok durum çalışması deseniyle tasarlandığı, makalelerde en fazla ortaokul örneklemi üzerinde çalışıldığı, veri toplama araçlarında daha çok anket/açık uçlu anket/test/ölçek ve görüşmelerin kullanıldığı, verilerin analizinde daha çok içerik analizinden yararlanıldığı ve en çok Türkçe olarak yayımlandığı belirlenmiştir. İlkokul düzeyinde daha çok doğal sayılarla toplama ve çıkarma işlemi, ortaokul düzeyinde ise sırasıyla kesirler, doğal sayılarla ve kesirlerle işlemler alt öğrenme alanları üzerinde çalışıldığı görülmüştür. Makalelerde daha çok çalışma odağı düzey/durum belirleme yönelik olan kesirler ve kesirlerle işlemlere yönelik çeşitli kavram yanılgısı/hata/zorluk/güçlükler veya problem kurma becerisi, zihinsel hesaplama/aritmetik işlem becerisi şeklindeki beceri makaleleri ele alınmıştır. Bu makalelere ait birkaç sonuç şu şekildedir; kesirlere yönelik problem kurma makalelerinde daha çok kavramsal boyutta güçlükler yaşandığı, kesir kavramına ve işlemlerine yönelik öğrencilerin aşırı genelleme yaptıkları belirlenmiştir. Bununla birlikte katılımcıların kesirler ve doğal sayılarla işlemlere yönelik problem kurma ve problem çözme beceri düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türkiye'de yayımlanan cebir öğrenme alanı temalı makalelere yönelik bir içerik analizi

    Yusuf Mor

    Bu araştırma ile Türkiye'de matematik eğitimi alanında yapılmış ortaokul cebir öğrenme alanı temalı makalelerin; yapıları, konu eğilimleri ve sonuçları bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma betimsel içerik analizi yöntemi kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında toplam 124 dergide yer alan 156 makaleye ulaşılmıştır. Ulaşılan veriler alt problemler göz önünde bulundurularak betimsel analize tabi tutulmuştur. Makalelerin yapılarının analizleri sonucunda Türkiye'de matematik eğitimi alanında ortaokul cebir öğrenme alanı temalı ilk makalenin 1995 yılında yapıldığı, 2003 yılına kadar duran bu sürecin bu yıldan sonra artış eğilimi gösterdiği belirlenmiştir. Makalelerin analizleri sonucunda en fazla cebirsel ifadeler alt öğrenme alanının çalışıldığı, yöntem olarak durum çalışmasının öne çıktığı, öğretmen adaylarının çalışmalarda en fazla tercih edilen grup olduğu, veri toplama aracı olarak en fazla anket/ölçek/testin kullanıldığı, betimsel analizin veri analizi olarak daha fazla tercih edildiği ve yayınların ağırlıklı olarak Türkçe olduğu görülmüştür. Makalelerin konu eğilimlerinin ise düzey durum belirleme odağında toplandığı, bunu deneysel ve etkisine bakılan değişken çalışmalarının takip ettiği, cebirsel ifadeler ile eşitlik ve denklem alt öğrenme alanlarında beceriyi ve başarıyı ölçen çalışmaların ön planda olduğu belirlenmiştir. Makalelerin analizleri sonucunda elde edilen bir takım sonuçlar; öğrencilerin cebir başarı performansları ile cebirsel düşünme becerilerinin düşük seviyede olduğu, öğretmenler ve öğretmen adaylarının öğrenci hatalarını belirlemede yeterlik seviyelerinin iyi durumda fakat bunları gidermede zayıf olduğu yönündedir. Bununla birlikte öğrencilerin eşitlik ve denklem konusunda kavram yanılgısı ve hataları bulunmakta, deneysel olarak yürütülen çalışmalarda ise bağımsız değişkenler akademik başarıyı arttırmaktadır.

  • TezAçık Erişim2021
    Spinal anestezi uygulanan kardiyovasküler otonom nöropatili tip-2 diabetes mellitus hastalarında perfüzyon indeksi değişimi ve intraoperatif komplikasyonlarla ilişkisi

    Faruk Subaşı

    Amaç: Bazal perfüzyon indeksi değerlerinin ve spinal anestezi sonrası perfüzyon indeksi değerlerinde ortaya çıkan artış trendinin diyabetik hastalarda kardiyovasküler otonom nöropati varlığı açısından prediktif bir belirteç olarak kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç-Yöntem: Çalışmamıza 18 yaş üzeri, spinal anestezi ile operasyona alınan, Tip-2 Diabetes Mellitus(DM) dışında ek hastalığı bulunmayan ASA I,II ve III risk grubundaki 150 hasta dahil edildi. Çalışmamıza katılmayı kabul etmeyen hastalar, 18 yaş altı hastalar, Tip-1 DM si olan hastalar, spinal anestezinin kontrendike olduğu hastalar, DM dışında periferik perfüzyonu bozabilecek periferik arter hastalığı ve benzeri komorbiditesi olan hastalar ve operasyon sırasında genel anesteziye geçilen hastalar çalışma dışı bırakıldı. Grup kontrol (n:50) : DM (-) ve Kardiyovasküler Otonom Nöropati (KON) (-) olan hastalar, Grup DM (n:50) : DM (+) ve KON (-) olan hastalar ve Grup KON (n:50): DM (+) ve KON (+) olan hastalar olarak belirlendi. KON tanısında Ewing testleri kullanıldı. Tüm gruplar ameliyat masasına alındıktan sonra hastalara sorumlu anestezist tarafından oturur pozisyonda 12,5 mg ağırlaştırılmış bupivakain ile spinal anestezi uygulandı. Spinal anestezi sonrası preoperatif ve intraoperatif kalp hızı, kan basıncı, SpO2 ve Perfüzyon İndeksi (PI) verileri üçer dakikalık aralıklarla operasyon sonuna kadar kaydedildi. Bulgular: Çalışmamızda bazal PI değerlerinin en düşük KON grubunda en yüksek kontrol grubunda olduğu görüldü (p<0,05). PI değerlerinin spinal anestezi sonrası zaman içerisindeki değişimleri incelendiğinde tüm zamanlarda en yüksek değerler kontrol grubunda saptanırken en düşük değerler KON grubunda saptandı (p<0,05). Spinal anestezi sonrası hipotansiyon gelişen ve gelişmeyen hastalar arasında sıfırıncı ve üçüncü dakikalarda ki PI değerlerinde anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Ancak altıncı dakika ve sonrasındaki değerler incelendiğinde hipotansiyon gelişen grupta PI değerleri belirgin olarak düşük saptandı (p<0,05). Sonuç: KON olgularının öngörülmesinde; uygulanan anestezi yönteminden bağımsız olarak bazal PI değerlerinin ve nöroaksiyel anestezi uygulanmış hastalarda gözlenen yavaş PI artış trendinin prediktif bir değer olarak kullanılabileceğini tespit ettik. Anahtar Kelimeler: Diabetes Mellitus, Hipotansiyon, Kardiyovasküler Otonom Nöropati, Perfüzyon İndeksi, Spinal Anestezi