Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Ortaokul 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme yeterliklerinin incelenmesi

    Yunus Emre Ozulu

    Bu araştırmada çalışma grubunun ilgi alanlarına yönelik hazırlanan farklı matematiksel modelleme problemleri aracılığıyla ortaokul 7.ve 8. sınıf öğrencilerinin modelleme yeterlikleri ile süreç içerisinde modelleme yeterliklerindeki değişimin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında bir devlet ortaokulunda 7. ve 8. sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Öğrencilerin ilgi alanlarının belirlenmesi için önce bireysel görüşmeler, ardından da odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. İçerik analizine tabi tutulan görüşme verileri doğrultusunda yedi adet matematiksel modelleme problemi oluşturulmuştur. Öğrencilerin yapmış oldukları çalışmalar problemi anlama, sadeleştirme, matematiksel model oluşturma, matematiksel olarak çalışma, yorumlama, doğrulama ve raporlaştırma yeterlikleri açısından değerlendirilmiş; video kayıtları, Grup Çalışması Formu, Rapor Formu, öğrenci çözüm kâğıtları hazırlanan dereceli puanlama anahtarıyla betimsel analize tabi tutulmuştur. Öğrenciler, tüm modelleme problemlerini bir şekilde matematiksel olarak ifade edebilmelerine rağmen herhangi bir matematiksel model geliştirme arayışında bulunmamışlardır. Öğrencilerin yorumlama yeterlikleri başlangıçta Düzey 2 ve Düzey 3 seviyelerinde iken ilerleyen modelleme problemlerinde yorumlama becerilerini en üst düzeyde sergilemiş oldukları görülmüştür. Öğrencilerin doğrulama yeterliklerini en fazla Düzey 4 seviyesine kadar sergileyebilmeleri, bu aşamada ne kadar güçlük çektiklerini göstermektedir. Araştırmanın sonunda gelişime en dirençli yeterliklerin doğrulama ve raporlaştırma olduğu belirlenmiştir. Farklı sınıf düzeylerinde öğrenim gören öğrencilerin aynı matematiksel modelleme problemleri üzerinde ayrı ayrı çalışmaları sağlanarak modelleme yeterlikleri karşılaştırılabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sürtünme karıştırma prosesi ile üretilen Al5083/Al2O3 ve Al5083/Al2O3+h-BN kompozitlerin aşınma özelliklerinin incelenmesi

    Tugay Sonsuz Sert

    Bu çalışmada, Al5083 alüminyum alaşımının yüzeyine sürtünme karıştırma prosesi (SKP) ile Al2O3 ve h-BN parçacıkları takviye edilip yeni kompozit yüzey tabakaları elde edilmiştir. SKP uygulanmış Al5083 alaşımı ve SKP ile %100Al2O3, %99Al2O3+%1h-BN, %97Al2O3+%3h-BN, %95Al2O3+%5h-BN ve %92Al2O3+%8h-BN takviye oranlarında tozlar kullanılarak Al5083/Al2O3, Al5083/%99Al2O3+%1h-BN, Al5083/%97Al2O3+%3h-BN, Al5083/%95Al2O3+%5h-BN ve Al5083/%92Al2O3+%8h-BN kompozit tabakaları prosesin aynı yönlü iki paso uygulanmasıyla üretilmiştir. SKP ile kompozit tabakalarını üretmek için 600 kg yük altında 1250 rpm takım dönüş hızı, 55 mm/dak ilerleme hızı ve 3° takım açısı uygulanmıştır. Takviyesiz ve çeşitli oranlarda yapılan takviyeli Al5083 alüminyum alaşımının yüzeyinde oluşturulan kompozit tabakaların mikro yapı, sertlik ve aşınma davranışları incelenmiştir. Aşınma deneyleri, ball-on disk aşınma deney düzeneğinde 5N yük altında 900 sn boyunca Al2O3 bilyeler kullanılarak yapılmıştır. Aşınma deneyleri sonucunda numuneler taramalı elektron mikroskobu ve 3D optik profilometre ile incelenmiştir. SKP ile Al5083 alaşımı yüzeyinde kompozit tabakalar başarılı bir şekilde üretilmiştir. Üretilen kompozit tabakalar SKP uygulanmış Al5083 alaşımının tane boyutunu küçültmüş ve sertlik değerini artırmıştır. Yapılan aşınma deneyleri sonucunda, en iyi aşınma direnci Al5083/%92Al2O3+%8h-BN kompozit tabakada elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Işığın madde ile etkileşimi ünitesinde yapay zekâ sisteminin öğrencilerin akademik başarısına etkisi

    Sibel Kesler

    Bu çalışmada 7. sınıf fen bilimleri dersi "Işığın Madde ile Etkileşimi" ünitesinde yer alan kazanımların öğretiminin yapay zekâ sistemi kullanarak gerçekleştirilmesi amaçlandı. Çalışma aşamasında ışığın çeşitli maddeler ile etkileşimi sonucunda yansıma, soğurma ya da kırılma özelliklerinin tahmin edilmesi için bir yapay sinir ağı modeli geliştirildi. Geliştirmiş olan web tabanlı öğretim programı çok modlu etkileşim (multimodal inter action) esasına dayanmaktadır. Çalışmaya katılan tüm öğrencilere ait kullanıcı adı, parolalar oluşturuldu ve kendilerine ait sayfada işlem yapmaları sağlandı. Araştırma Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan küçük ölçekli bir ilde, izin alınan il merkezi ve ilçelerinde bulunan ortaokullarda yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020/2021 eğitim-öğretim yılında 4 farklı ortaokulun 7. sınıflarında öğrenim gören 135 öğrenciden, çalışma grubu 72, kontrol grubu 63 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öntest sontest kontrol gruplu desen kullanıldı. Öğrencilerin akademik başarısını ölçek amacıyla 20 sorudan oluşan "Akademik Başarı Testi" uygulandı. Çalışma sonunda çalışma grubunda bulunan uygulamaya katılan öğrencilere 8 maddelik açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış "Öğrenci Görüşme Formu" uygulandı. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda, öğrencilerin akademik başarılarına yönelik ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık gözlemlendi. Nitel verilere göre ise yapay sinir ağları ile geliştirilen web tabanlı öğretim programının olumlu etkisinin olduğu gözlemlendi. Çalışma grubu öğrenciler ile yapılan görüşmede, yapay sinir ağı modeli uygulaması için; bilgi dolu, eğlenceli, faydalı, farklı bir yöntem olduğu açıklamalarında bulunmuşlardır. Gerçekleştirilen çalışma dikkate alınan konu üzerinde yapılan ilk çalışma olduğu için yapılacak olan diğer çalışmalara ve alanyazına katkıda bulunacağı söylenebilir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2021
    Birinci ve ikinci mertebeden singüler pertürbe özellikli integro-diferansiyel denklemler için düzgün nümerik metotlar

    Muhammet Enes Durmaz

    Bu tez çalışmasında, ilk önce birinci mertebeden singüler pertürbe özellikli Fredholm integro-diferansiyel denklem için bir başlangıç değer problemi ele alınmıştır. Sürekli problemin özellikleri verilmiş, kalan terimi integral formunda olan ve baz fonksiyonu içeren kuadratür formülleri kullanılarak düzgün ve Shishkin şebekelerde fark şeması oluşturulmuştur. Yaklaşık çözümün kesin çözüme parametresine göre düzgün yakınsak ve yakınsama hızının düzgün şebekede birinci mertebeden, Shishkin şebekede ise ikinci mertebeden olduğu gösterilmiştir. Ardından, ikinci mertebeden singüler pertürbe özellikli Fredholm integro-diferansiyel denklem için sınır değer problemi ele alınmıştır. Sürekli problemin özellikleri verilmiş, kuadratür formülleri kullanarak düzgün ve Shishkin şebekelerde fark şeması oluşturulmuştur. Yaklaşık çözümün kesin çözüme parametresine göre düzgün yakınsak ve yakınsama hızının düzgün şebekede birinci ve ikinci mertebeden, Shishkin şebekede ise ikinci mertebeden olduğu gösterilmiştir. Son olarak, self adjoint olmayan ve sıfırıncı mertebeden indirgenmiş denklemli ikinci mertebeden singüler pertürbe özellikli Fredholm integro-diferansiyel denklem için sınır değer problemi ele alınmıştır. Sürekli problemin özellikleri verilmiş, kuadratür formülleri kullanarak Shishkin şebekede fark şeması oluşturulmuştur. Yaklaşık çözümün kesin çözüme parametresine göre düzgün yakınsak ve yakınsama hızının ikinci mertebeden olduğu gösterilmiştir. Sunulan yöntemler ayrı ayrı nümerik örnekler ile desteklenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Jeotermal ve mineral suların buğday ile arpaların yetiştirilmesinde kullanılabilirliğinin araştırılması

    Vasfi Karatepe

    Bu çalışma ile jeotermal su ve mineral suların bitkiler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Yapılan çalışmada, kaplıca suyu, mineral su, şebeke suları ile 1 buğday ve 1 arpa varyetesi kullanılmıştır. Çalışmada şebeke suyu, kaplıca suyu, mineral su ve bu suların yarı yarıya karıştırılması ile 6 farklı grup oluşturulmuştur. Çalışma için yetiştirme kaplarına 750 g hayvan gübresi ile karıştırılan tarla toprağı hazırlanmış, buğday varyetesinden 6 g, arpa varyetesinden 5 g olacak şekilde ekim yapılmıştır. Çimlenen buğday ve arpalar su ihtiyaçlarına göre belirli periyotlar ile sulanmıştır. 15 günün sonunda arpa ve buğdaylar hasat edilmiştir. Hasat edilen bitkilerde klorofil boyutu, elektrolit sızıntı düzeyleri tespit edilmiştir. Bitki ve toprak örneklerinde mineral element konsantrasyonları ICP-OES'te analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 22 İstatistik Paket Programında değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arpa, buğday, Erzincan, jeotermal sular, mineral sular

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Nitrürlenmiş ve borlanmış AISI 316l paslanmaz çeliğin yapısal, tribolojik ve elektrokimyasal özelliklerinin incelenmesi

    Burak Köseoğlu

    İnsan vücudunda implant malzemesi olarak kullanılan bir biyomalzemenin, yeterli mekanik özellikler, yüksek aşınma ve korozyon direnci gibi başlıca özellikleri karşılaması beklenir. İmplant malzemesi olarak sıkça kullanılan metalik biyomalzemelerden birisi de AISI 316L paslanmaz çeliktir. AISI 316L paslanmaz çeliklerin özelliklerini iyileştirmek amacıyla çeşitli termokimyasal yüzey işlemleri yapılmaktadır. Bu çalışmada, biyomalzeme olarak kullanılan AISI 316L paslanmaz çeliğe 500 ℃ sıcalıkta 3 ve 6 saat boyunca plazma nitrürleme işlemi ile 950 ℃'de 2 ve 6 saat boyunca paket (kutu) borlama işlemi uygulanmıştır. İşlemler sonrası yapısal özellikler XRD, SEM ve EDS analizleri ile, ıslanabilirlik özellikler temas açısı ölçümleri ile, mekanik özellikler mikrosertlik ölçümleri ile ve yüzey pürüzlülüğü 3D profilometre ile karakterize edilmiştir. Kaplama işleminden sonra elektrokimyasal özelliklerin belirlenmesi için açık devre potansiyeli (OCP) ve potansiyodinamik polarizasyon deneyleri laboratuvar şartlarında hazırlanan yapay vücut sıvısı (SBF) içerisinde yapılmıştır. İşlemsiz ve kaplanmış numunelerin tribolojik özelliklerinin belirlenmesi için hem kuru hem de sıvı ortamda aşınma testleri yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, uygulanan yüzey işlemlerinin her ikisinin de AISI 316L paslanmaz çeliğin yapısal, tribolojik ve mekanik özelliklerini iyileştirdiği görülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre en iyi aşınma performansı ve sertlik değeri 950 ℃'de 6 saat paket borlanmış numunelerden elde edilmiştir. Yapılan elektrokimyasal deneyler sonucunda plazma nitrürlenmiş numunelerin işlemsiz numunelere göre korozyon direnci değerlerinin yakın olmasına karşın, sonuç olarak işlemsiz 316L paslanmaz çeliğin korozyon direncinin, plazma nitrürlenmiş numunelere göre daha iyi olduğu görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Farklı güçte ve mesafedeki ışığın Triticum aestivum L. (buğday) ve Hordeum vulgare L. (arpa) üzerindeki etkileri

    Ayşegül Arıcıoğlu

    Bu araştırmada bitki büyümesi için etkili bir yapay ışık kullanma yöntemi incelenmiştir. Küresel nüfus artışı ve devam eden iklim krizi gibi problemler, istikrarlı gıda tedariki için verimli yöntemlere olan ihtiyacı artırmaktadır. Bu çalışmada 250W, 400W, 600W MH değerlerine sahip gelişim dönemi lambaların, 1m, 1,5 m ve 2,5 m'lik farklı mesafeler için arpa (H. vulgare L.) ve buğday (T. aestivum L.) üzerindeki etkileri incelenmiştir. Yetiştirme, gün ışığı olmaksızın tek ışık kaynağı olarak 250W, 400W, 600W MH değerine sahip ışıkla aydınlatılan büyütme odalarında gerçekleşmiştir. Günlük 13-14 saat ışığa maruz kalan bitkiler 15 günün sonunda hasat edilmiştir. Yapılan çalışmalarda farklı mesafelerde 250W, 400W, 600W MH lambasının buğday ve arpada hasat sonrası elektrolit sızıntı miktarı, klorofil ve karoten miktarı, topraktan B (Bor), Cu (Bakır), Fe (Demir), Mn (Manganez), Zn (Çinko), Mg (Magnezyum), K (Potasyum), Ca (Kalsiyum), P (Fosfor) alımı miktarı tespit edilmiştir. Elde edilen veriler incelendiğinde buğday ve arpanın 250W, 400W, 600W MH değerine sahip gelişim dönemi lambası ile farklı mesafelere göre tolerans durumlarının karşılaştırılması yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Çok kriterli karar verme tekniği ve trafik simülasyon yazılımları yardımıyla kavşak performans analizi (Erzurum ili örneği)

    Berivan Baydar

    Erzurum İl'inde trafik hacminin ve ulaşım taleplerinin artmasıyla ana arterler üzerinde bulunan Yakutiye Belediye kavşağı, Havuzbaşı kavşağı ve Üniversite kavşaklarında iyileştirme ihtiyacı doğmuştur. Kavşaklarda yapılması düşünülen iyileştirmelerin trafik simülasyon programları kullanılarak önceden simüle edilmesi hem ekonomik açıdan hem de zaman açısından fayda sağlamaktadır. Bu çalışmada Erzurum kent merkezinde aynı koridor üzerinde bulunan üç kavşak ele alınmıştır. Ele alınan bu kavşaklarda gecikme süresi, yoğunluk, yakıt tüketimi, CO2 (karbondioksit), NOX (azot oksit), PM (partikül madde), VOC (uçucu organik bileşen), ortalama hız, duraklama süresi, seyahat süresi ve maliyet tasarım kriterleri olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında AIMSUN programı kullanılarak mevcut durum ve altı farklı senaryo oluşturulmuştur. Senaryoların simülasyon sonuçları Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden biri olan PROMETHEE yöntemi kullanılarak değerlendirilmiş ve uygun senaryo seçimi sağlanmıştır. Çalışma sonuçlarından, gecikme süreleri için %30, yoğunluk için %9, yakıt tüketimi için %14, NOx için %8, PM için %17, durma süreleri için %32, seyahat süreleri için %11, VOX için %9 ve CO2 için %9'lara varan oranlarda azalmalar, ortalama hızda ise %13'lere varan artış elde edilmiştir. PROMETHEE yöntemine göre kavşak performans analizi yapılarak incelenen senaryolar içinde en yüksek öncelik değerine Senaryo 6 sahip olmuştur. Anahtar Kelimeler: Kavşak performans analizi, mikroskobik simülasyon, promethee

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    FFNN, ANFİS ve LSTM modelleri kullanarak fırat havzasının aylık akım tahmini

    Nazim Nazimi

    Su kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılabilmesi için kontrol ve yönetiminin doğru bir şekilde yapılması gerekir. Su kaynaklarının planlanması ve yönetimi içerisinde yer alan su yapıları ve çevresinin şehirleşme, nüfus artışı ve suya olan talebin de hızlı bir şekilde arttığını düşünecek olursak suyun akış tahminlerinin ayrıntılı olarak araştırılıp doğru verilerin elde edilmesi gerekir. Kısaca, suyu kontrol etmek için mevcut ve gelecekteki potansiyelinin bilinmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, akarsu akımlarının tahminine yardımcı olabilecek modellemeler üzerine hesaplamalar yapılmıştır. Genel olarak su akışı tahmini için geleneksel ve Yapay Zekâ (AI) olmak üzere iki tür model kullanılır. Geleneksel yöntemlerin aksine AI modelleriyle doğrusal ve sabit olmayan su akım tahminlerde bulunmak daha etkili sonuçlar vermektedir. Çalışmamızda Fırat Havzası'nın aylık su akımı tahmini için İleriye Beslemeli Yapay Sinir Ağları (FFNN), Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (ANFIS) ve Uzun Kısa Vadeli Hafıza Ağları (LSTM) olmak üzere üç farklı yapay sinir modeli kullanılmıştır. Hesaplamalarda Fırat Havzası'nın dört istasyonundaki 1981-2011 yıllar arası veriler kullanılmıştır. FFNN ve ANFIS modellerini çalıştırabilmek için Matlab programı, LSTM modeli için ise Payton programı uygulanmıştır. Sonuçlar karşılaştırıldığında ANFIS'in diğer modellere göre, LSTM modeli ise FFNN modeline göre daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Bu modellerin performans kriterlerini belirlemek için en çok tavsiye edilen model değerlendirme indislerinin üç tanesi kullanılmıştır. Bu değerlendirme indisleri; Ortalama Mutlak Hata (MAE), Korelasyon Katsayısı (R) ve Nash Sutcliffe Verimlilik (NSE)'dir. Anahtar Kelimeler: Akım Tahmini, ANFIS, FFNN, LSTM

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sorafenib ve Cynara scolymus L. yaprak ekstraktının hepatosellüler karsinom üzerindeki sinerjistik antikanser etkilerinin ın vıtro analizi

    Uğur Durmuş

    Dünya Sağlık Örgütü'nün 2020 verilerine göre, birincil karaciğer kanseri, dünya çapında en yaygın beşinci kanserdir ve kanser ölümlerinin ikinci önde gelen nedenidir. Hepatosellüler karsinom, birincil karaciğer kanserinin en yaygın histolojik türüdür ve bu malignitelerin %85 ila %90'ını oluşturur. Karaciğer kanseri olan hastaların genel prognozu zayıftır (mortalitenin insidansa oranı 0.95). Sistemik kemoterapi; cerrahi rezeksiyon, karaciğer transplantasyonu veya lokalize tümör ablasyonu için uygun olmayan ilerlemiş hepatosellüler karsinom hastaları için tedavinin temel dayanağı olmaya devam etmektedir. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi tarafından 2005 yılında onaylanmış Sorafenib 2007 yılında hepatosellüler karsinom tedavisi için kullanılmaya başlanmış çoklu tirozin kinaz inhibitörüdür. Sağlık profesyonellerinin tüm kanser türlerinde tedavi süresince alternatif tıp tekniklerinin de kullanılması yaygınlaşmıştır. Tedavileri devam eden hastalar, ilaçların yan etkilerinin azaltılması veya tedaviyi desteklemek amacıyla birçok bitki türünün ekstraktını veya içeriğindeki aktif maddeleri denetimli veya denetimsiz kullanılmaktadır. Cynara scolymus (Enginar), Asteraceae ailesine mensup, cynarin aktif maddesini içeren bir bitki türüdür. Karaciğer rahatsızlıklarında halk arasında kullanımı yaygın olan Cynara scolymus, karaciğer kanseri hastaları tarafından kemoterapinin yan etkilerinin azaltılması amacıyla kullanılmaktadır. Tez kapsamında hepatosellüler karsinom tedavisinde kullanılan Sorafenib ve Cynara scolymus L. yaprak ekstraktının kombinasyonel etkisi incelenmiştir. Hepatosellüler karsinom hücre hattı (HepG2) üzerine Sorafenib ve Cynara scolymus L. yaprak ekstraktının farklı konsantrasyon kombinasyonlarının anti-kanser ve anti-proliferatif sinerjistik etkisi; hücre canlılık testi (XTT), RT-qPCR yöntemi ile bazı genlerin (TNF-α, Bax, Caspase 3 ve Bcl2) ifade düzeylerinin belirlenmesi ve ELISA metodu ile aynı genlerin protein seviyeleri belirlenerek yorumlanmıştır. Ayrıca Katalaz, Karbonik anhidraz ve Gutatyon peroksidaz enzimlerinin aktiviteleri ölçülerek biyokimyasal değerlendirmeler yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Mühendislik temelli robotik uygulamalarının STEM eğitiminde kullanılmasının programlamaya karşı tutum, katılım ve beceri düzeylerine etkisi

    İbrahim Murat

    Bu araştırma mühendislik temelli robotik uygulamalarının STEM eğitiminde kullanılmasının, öğrencilerin programlamaya karşı tutum, katılım ve beceri düzeylerine etkisinin olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın örneklemini Doğu Anadolu bölgesinde yer alan bir ilkokulda öğrenim görmekte olan 57 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilere verilen eğitim süresi boyunca robotik kodlama ve programlama eğitimleri verilmiştir. Bu süreçte "tutum", "katılım" ölçekleri veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada nitel ve nicel veriler birlikte yorumlandığı karma yöntem çeşitlerinden parallel desen kullanılmıştır. Nicel verileri desteklemek amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen görüşme formu kullanılmıştır. Yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak elde edilen nitel veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda; programlamaya karşı tutum ve katılım eğilimlerinin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu ve bu becerilerin olumlu yönde gelişim gösterdikleri tespit edilmiştir. Elde edilen nitel verilerde öğrencilerin programlamaya yönelik tutumlarının değiştiği, derse ve programlamaya olan ilgilerini önemli ölçüde artırdığı, etkinlikleri severek yaptıkları, karşılaştıkları problemlere yönelik bakış açılarının değiştiği, üreticiliklerinin arttığı ve etkinliklerin eğitim hayatlarında yer almasını istedikleri tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Ankara'da yayılış gösteren karaçamlarda (Pinus nigra Arnold) ağır metal birikiminin belirlenmesi

    Hasan Can Türk

    Bu çalışmada Ankara kentinde yayılış gösteren Pinus nigra Arnold bitkisi kullanılarak kent genelinde sanayi, yol kenarı, şehir içi ve kontrol bölgelerinden toplanan Pinus nigra Arnold'a ait yaprak, kök, kabuk ve toprak örneklerinde ağır metallerin (Al, Cr, Cd, Cu, Fe, Zn, Mn, Pb, Ni ) yoğunlukları tespit edilmiştir. Yaptığımız çalışmayla ülkemizin başkenti Ankara ilinin ağır metal kirlilik düzeyinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda belirlenen bölgelerden alınan toprak ve bitki numuneleri laboratuvarda bir takım ön işlemlerden geçirildikten sonra ICP-OES cihazında ağır metal analizleri yapılmıştır. Bitki kısımları ile topraktan elde edilen metal verileri, SPSS 22 İstatistik Paket Programı ve Microsoft Office Excel programı kullanılarak ANOVA testi ve istatistiksel karşılaştırmaları yapılmıştır. Sonuç olarak bu bölgelerin aralarında anlamlı farklılıkların varlığı belirlenmiş, yıkanmamış ve yıkanmış yaprakların aralarında ağır metallerin konsantrasyonları açısından farklılıklar görülmüştür. Elde edilen veriler incelendiğinde, ağır metallerin konsantrasyonunun özelikle sanayi bölgesindeki bitki kabuklarında yüksek olduğu belirlenmiştir. Son olarak, kentlerde yaygın olarak dağılım gösteren P. nigra'nın ağır metal kirliliğinin belirlenmesinde biyomonitör olabilirliği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2021
    Başkanlık sistemlerinde ve Türk hukukunda devlet başkanının cezai sorumluluğu

    Yeşim Çelik

    Bu doktora tezinde "Başkanlık Sistemlerinde ve Türk Hukukunda Devlet Başkanının Cezai Sorumluluğu" incelenmiştir. 6 Nisan 2017 tarihli referandumla kabul edilen 6771 sayılı Anayasa Değişikliği Hakkında Kanun ile kabul ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine paralel olarak yürütme organının yapısı ve devlet başkanının konumu da değişmiştir. Bu sebeple yeni hükümet sistemimize uygun olarak devlet başkanının cezai sorumluluğu da Anayasamızda yeniden düzenlenmiştir. "Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu" ile ilgili Anayasa hükmünü değerlendirebilmek, eleştirilere cevap verebilmek ve eksikler mevcutsa bunlara öneriler getirebilmek amacıyla bu doktora tezi yazılmıştır. Bu bağlamda bu doktora tezi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde devlet sistemlerinde ve hükümet sistemlerinde devlet başkanının konumu ile sorumluluğu ele alınmıştır. İkinci bölümünde mukayeseli hukuk incelemesi yapılarak başkanlık sistemlerinde başkanın cezai sorumluluğu ayrı ayrı incelenmiştir. Son bölümde ise mukayeseli hukuktan da faydalanarak Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu incelenmiştir. Anahtar kelime: impeachment, meclis soruşturması, soruşturma, cezai sorumluluk, başkan, cumhurbaşkanı.

  • Doktora TeziAçık Erişim2021
    Scrophularia fatmae Kandemir & İlhan (Scrophulariaceae)- dağ güzeli ve Scrophularia erzincanica R. R. Mill (Scrophulariaceae)-sürek sıracaotu türlerinde polinatör çeşitliliği, genetik çeşitlilik ve farklı polinasyon uygulamalarının üreme başarısı üzerine etkilerinin incelenmesi

    Faruk Yıldız

    Bu çalışma, Scrophularia erzincanica ve Scrophularia fatmae türlerinin polinatör çeşitliliği, populasyonların genetik çeşitliliği ve farklı polinasyon uygulamalarının üreme başarılarına etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaca ulaşmak üzere türlerin polinatörleri ve polinatör davranışları, farklı polinasyon uygulamalarının üreme başarıları üzerine etkileri, üreme sistemlerinin analizi ve türlerin populasyonlar arası genetik çeşitliliği incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; S. erzincanica ve S. fatmae'nin polinasyon açısından hem kendine hemde karşı tozlaşmaya uyumlu olduğu belirlenmiştir. S. fatmae'de fenolojik olayların süresinin S. erzincanica'ya göre daha uzun olduğu bulunmuştur. Bu durumun zorunlu alpinik tür olan S. fatmae'nin alpinik koşullara uyum amacıyla üreme başarısını artırdığı bir strateji olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki türde polen canlılık oranı yüksek bulunmuştur. Farklı polinasyon uygulamalarından elde edilen tohumların canlılık oranlarının genel olarak S. erzincanica'da daha yüksek olduğu görülmüştür. S. erzincanica'da Halictus sp., Halictus quadricinctus, Lasioglossum pauxillum etkin polinatörler olarak belirlenmiştir. S. erzincanica'da Polinatör Ziyaret İndeksi (PZİ) dikkate alındığında H. quadricinctus'un genetik çeşitliliğe katkısının en yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. S. fatmae'de etkin polinatörün Bombus niveatus olduğu anlaşılmıştır. S. erzincanica'da polinatör büyüklüğünün daha küçük, çiçek ziyaretlerinin daha sık, çiçekte kalma sürelerinin daha uzun ve ziyaret edilen çiçek sayısının daha az olduğu saptanmıştır. S. fatmae'de polinatör ziyareti daha seyrek, çiçekte kalma süresi daha kısa ve ziyaret edilen çiçek sayısının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Rakım ve rakıma bağlı abiotik koşulların yanında türlere ait korolla yöneliminin, staminod pozisyonunun, çiçek mimarisinin ve bitki kokusunun her iki türde polinatör çeşitliliğinde rol oynayan temel karekterler olduğu, polinatörlerin davranışlarının çiçek mimarileriyle ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. S. erzincanica ve S. fatmae'de populasyonlar arası ve populasyon içi genetik çeşitlilik oranları düşük olmasına karşın S. erzincanica'nın genetik çeşitliliğinin daha yüksek olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Yapıştırma bağlantılarının darbe yükleri altındaki davranışlarının incelenmesi

    Abdullah Yıldız

    Son yıllarda otomotiv ve havacılık sektöründe sıklıkla kullanılan yapıştırma bağlantıları ağırlık, farklı ve karmaşık malzemelerin birleştirilmesi gibi birçok avantajlar sağlamaktadır. Bu çalışma da tek tesirli bindirme yapıştırma bağlantıları darbe yükleri altında sonlu elemanlar metodu ile incelenmiştir. Yapıştırıcı kalınlığının ve bindirme uzunluğunun bağlantıdaki yapıştırıcının kopma yüküne nasıl etki ettiği gözlemlenmiştir. 10 farklı yapıştırıcı tabakası kalınlığı (0.1-1 mm) ve 3 farklı yapıştırıcı bindirme uzunluğu (20-25-30 mm) kullanılmıştır. Sonlu elemanlar metodu ile yapılan çalışmalarda yapıştırıcının bulunduğu bölge Kohezif Bölge Modeli kullanılarak tanımlanmıştır. Analizde darbe hızı 6 m/s, darbe enerjisi 90 J ve darbe süresi 10 ms olarak belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda yapıştırıcı kalınlığının ve bindirme uzunluğunun yapıştırıcının kopma yükü dayanımına etki eden parametreler olduğu gözlemlenmiştir. Bindirme uzunluğundaki artışın, kopma yükünü %29.5 arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapıştırcı kalınlığının etkisi ise değişkenlik göstermekle beraber maksimum % 7.45 lik bir etki gösterdiği görülmüştür. 2021,81 Sayfa Anahtar Kelimeler: Darbe, Kohezif Bölge Modeli, Sonlu Elemanlar Metodu, Tek tesirli bindirme,Yapıştırıcılar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Tavlama sıcaklığının anodik oksidasyon ile büyütülen TiO2 nanotüplerin fotokatalitik aktivitelerine etkisi

    Atakan Yüksel

    Yüksek düzenli ve kendi kendine organize olan TiO2 nanotüpleri; etilen glikol (EG), amonyum florür (NH4F) (ağırlıkça %0.4) ve deiyonize su (ağırlıkça %5) içeren elektrolit içerisinde anodik oksidasyon yöntemiyle bir titanyum folyo üzerinde büyütüldü. Hazırlanan amorf titanyum dioksit (TiO2) nanotüpleri, bir saat süreyle çeşitli ortam sıcaklıklarında tavlandı. TiO2 nanotüplerinin kristal faz karakterizasyonu, X-ışını kırınımı (XRD) kullanılarak gerçekleştirildi. Buna ek olarak, yüksek sıcaklıklı XRD (HT-XRD) ile faz geçişi kontrol edildi. Nanotüp morfolojisi, alan emisyon taramalı elektron mikroskobu (FESEM) kullanılarak analiz edildi. Tavlama sıcaklığının hazırlanan numunelerin fotoelektrokimyasal performansı üzerindeki etkisi, elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS) ve Rodamin B (RhB) boyasının foto-elektrokatalitik bozunması ile değerlendirildi. Sonuçlar, nanotüp morfolojisinin ve foto-elektrokatalitik performansın 700 °C'lik bir tavlama sıcaklığında önemli ölçüde değiştiğini gösterdi. Ayrıca, 900 °C'de anatazdan rutil faza geçiş nedeniyle, nanotübüler morfoloji tamamen deforme olmuş ve foto-elektrokatalitik aktivite gözlenmemiştir. Saf anataz nanotüp dizileri, daha iyi elektron taşınması, daha düşük rekombinasyon hızı, yüksek kristallik ve nanotübüler morfoloji nedeniyle en yüksek fotoelektrokimyasal aktiviteye 500 °C tavlama sıcaklığında sahiptir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    İki yönlü tam köprü dönüştürücüler için ilave gerilim stressiz yumuşak anahtarlamalı yeni bir kontrol yöntemi

    Adem Çöl

    Bu çalışmada darbe genişlik modülasyonu (PWM) tekniği detaylı olarak ele alınmış, anahtarlama, sert anahtarlama ve yumuşak anahtarlama ifadeleri için gerekli açıklamalar yapılmış, yumuşak anahtarlamada kullanılan bastırma hücresi ile gerçekleştirilen teknikler ele alınmış, literatürde yer alan ileri yumuşak anahtarlama teknikleri ile simüle edilen örnek PWM DC – DC dönüştürücülerin çalışma prensipleri, çalışma aralıkları ve simülasyon sonuçları ile avantaj ve dezavantajları değerlendirilmiş, önerilen yeni kontrol yöntemi ile kontrol edilen iki yönlü tam köprü DC-DC dönüştürücünün teorik analizi yapılmış ve önerilen kontrol yönteminin avantajları vurgulanıp, simülasyon sonuçları sunularak, bu kontrol yöntemi ile dönüştürücüye kazandırılan yetenekler anlatılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Çalışmayan ev hanımlarının fen okuryazarlık durumlarının belirlenmesi

    Merve Acer

    Bu araştırmada, ev hanımlarının fen okuryazarlık durumlarının bazı değişkenlere göre değişimi incelenmiştir. Ayrıca ev hanımlarının fen bilimleri alanındaki bilgileri günlük yaşamla ilişkilendirme durumları da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 777 ev hanımı oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Fen Okuryazarlık Testi" ve "Günlük Yaşamdaki Bazı Fen Olaylarına Bilgi Temelli Yaklaşım Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Nitel verileri toplamada, araştırmacı tarafından hazırlanan ve nicel verileri destekleyici nitelikteki açık uçlu "Yarı yapılandırılmış görüşme formu" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ev hanımlarının eğitim durumu, kaç yıllık evli oldukları ve yaş değişkenleri ile fen okuryazarlıkları arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Eğitim durumu lisansüstü olan, 1 ay-5 yıl arası evli olan ve 50-59 yaş grubuna sahip olan ev hanımlarının fen okuryazarlıklarının daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Ev hanımlarının günlük yaşamdaki bazı fen olaylarına bilgi temelli yaklaşım ölçeği sonuçları ile eğitim durumu ve kaç yıllık evli oldukları değişkenleri arasında anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Eğitim durumu lisansüstü olan ve 1 ay-5 yıl arası evli olan ev hanımlarının günlük yaşamdaki bazı fen olaylarına bilgi temelli yaklaşım ölçeğinden daha yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir. Fen ile ilgili bilgilerini en çok televizyon, internet ve okuldan edindikleri ve ev işlerini yaparken fen bilgilerini kullandıkları belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Divan şiirinde tababet unsurları

    Meryem Güler

    Divan şiirinde, özellikle Arap ve Fars unsurları ağırlıktadır. Bununla birlikte halktan kopuk olduğu da söylenemez. Aşk, şarap, sevgili, güzellik, tasavvuf unsurla-rının kullanımı ön planda olmakla beraber her konuya değinilmiştir. Tıp da bu konulardan biridir. Sağlık, hastalık kavramları, hastalıkların çeşitleri, o dönemde kullanılan tedavi yöntemleri, tanı şekilleri, ilaçlar şiirde tababet ilmine dair mazmunlardır. Bu tezde mazmunların bir kısmı, tanımları, o dönemlerde kullanılan şekilleri ve günümüzdeki kullanımları ele alınmış, değerlendirilmiştir. Ayrıca bunların divan şiirinde geçtiği kısımlar tespit edilmiş, açıklamalar yapılmıştır. Son olarak da Osmanlı dönemine ait bu hastalıklara dair arşivlerden çeşitli görseller tespit edilip paylaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Mollâ Câmî'nin Yûsuf u Züleyhâ Mesnevîsinin şârihi bilinmeyen bir şerhi (165b-220b varakları arası transkripsiyonlu metin- inceleme)

    Aybike Karakaş

    Bu çalışmada, Mollâ Câmî tarafından yazılmış olan Yûsuf u Züleyhâ mes-nevîsinin, şârihi bilinmeyen bir kimse tarafından yapılmış şerhinin, 165b-220b varak-ları Latin harflerine transkripsiyonlu olarak aktarılmış, çeşitli yönlerden incelenmiş, Mollâ Câmî'nin hayatı ve ediplik yönü ile Yûsuf u Züleyhâ mesnevîsi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Transkripsiyonlu metnin oluşturulmasında İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY No: 3516'da kayıtlı olan nüsha esas alınmıştır. Çalışmanın sonuna ise metnin anlaşılmasını kolaylaştırabileceği düşüncesiyle sözlük kısmı eklenmiştir. Çalışma Mollâ Câmî'nin Yûsuf u Züleyhâ adlı eseriyle alakalı yapılan çalışmalara yeni bir katkı sağlayacaktır.