Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik kaygıları ile matematik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve matematik kaygısını oluşturan etmenlerin belirlenmesi

    Yakup Bostancı

    Bu çalışmanın amacı ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik kaygıları ile Matematik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve matematik kaygısını oluşturan etmenlerin belirlenmesidir. Yapılan çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Erzincan ili Merkez ilçesindeki 14 okulda öğrenim görmekte olan 636 dördüncü sınıf öğrencisi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler için belirlenen 27 öğrenciden oluşturmuştur. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematik Kaygısı Ölçeği" ve "Matematik Kaygısı Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde; betimsel istatistikler, çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), ikili karşılaştırma tekniklerinden LSD testi istatistikleri, pearson moment çarpım korelasyonu, çoklu doğrusal regresyon analizi ve içerik analizi kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada başarı notları için karne notlarından faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular aşağıda özetlenmektedir. 1. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygısı sınav boyutuna ait puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın matematik kaygısı ders boyutuna ait puanların ise düşük olduğu görülmüştür. 2. Yüksek, orta ve alt sosyoekonomik düzeydeki ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygısı sınav boyutu ait puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın matematik kaygısı ders boyutuna ait puanlarının ise düşük olduğu görülmüştür. 3. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin cinsiyet değişkeni açısından matematik kaygısına ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin cinsiyet değişkeni açısından matematik kaygısı öz yeterlilik boyutu, matematik kaygısı ders boyutu ve matematik kaygısı sınav boyutuna ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. 4. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygı düzeyleri ile Matematik ders başarıları arasında negatif yönde bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Buna ek olarak ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygısı öz yeterlilik boyutu ve matematik kaygısı ders boyutu Matematik ders başarıları arasında anlamlı düzeyde bir ilişkinin olduğu buna karşın matematik kaygısı sınav boyutu ile Matematik ders başarısı arasında anlamlı düzeyde bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 5. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygı düzeyleri Matematik ders başarılarını yordamakta olduğu görülmüştür. Buna ek olarak ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygısı ders boyutu ve matematik kaygısı sınav boyutunun ise Matematik ders başarılarını yordamakta olduğu görülmüştür. Buna karşın ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygısı öz yeterlilik boyutu Matematik ders başarısını yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. 6. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin anne ve baba eğitim düzeyi değişkeni açısından matematik kaygı düzeylerine ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. 7. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik kaygısını oluşturan etmenlerin; öğretmen kaynaklı, öğrenci kaynaklı, aile ve arkadaş kaynaklı, ders kaynaklı ve sınav kaynaklı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Kaygı, Matematik

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İdari yargıda temyiz

    Ali Can Turgut

    Adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetinin bir uzantısı olarak kabul edilen kanun yolu, yargı yerleri tarafından verilen ve hukuk kurallarına aykırı olduğu düşünülen nihai kararların bir üst yargı yeri tarafından yeniden incelenmesine imkân sağlar. 18 Haziran 2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile beraber İYUK 'ta "kararlara karşı başvuru yolları" başlığında önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu Kanunla beraber iki dereceli olan idari yargı sistemi istinaf kanun yolunun kabulü ile üç dereceli sisteme geçiş yapmıştır. Buna göre idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilen genel kanun yolu istinaftır. Temyiz ise, ilk derece mahkemeleri ile istinaf mahkemesi tarafından verilen nihai kararların temyiz makamınca hukuka uygunluğunun denetlendiği kanun yoludur. "İdari Yargıda Temyiz" adlı çalışmamızda idari yargılama hukukunda önemli bir yer tutan temyiz kanun yolu incelenecektir. Bu çalışmada genel olarak kanun yolu kavramı, temyiz kanun yolu, temyiz sebepleri ve analizleri, temyiz incelemesi, temyiz incelemesi sonucu verilen kararlar, Danıştay kararları ile İYUK 'ta yapılan değişiklikler ile beraber kaleme alınacaktır. Anahtar Kelimeler: kanun yolu, temyiz, istinaf, idari yargı, Danıştay

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Peyami Safa'nın "Biz İnsanlar" isimli eserinde kelime grupları

    Ünal Yapıcıoğlu

    Edebiyat alanında var olan tüm unsurlar dile dayanır. Romanda, şiirde, hikâyede, denemede, tiyatroda bulunan duygu, düşünce ve hayaller kelimeler sayesinde var olur. Ancak bu kelimeler edebi eserlerde çok daha farklı olarak karşımıza çıkar. Yazar veya şairlerin kullandıkları kelimeler, bu kelimelerin dizimi, kurdukları cümleler ve kendilerine özgü anlatım biçimleri onları diğerlerinden faklı kılan unsurlardır. Bu düşünceden hareketle yapılan çalışmada; eserlerinde kelimeleri ustalıkla bir araya getiren, çok güçlü bir anlatım becerisine sahip olan Peyami Safa'nın "Biz İnsanlar" isimli romanında kelime grupları incelenmiştir. Çalışmadaki temel amaç, incelenen eser aracılığıyla Türkçe söz diziminde kelime gruplarının özelliklerini ortaya koymaktır. Kelime grupları, söz diziminin en geniş ve en detaylı konularından birini içermektedir. Bu bakımdan çalışmamızda Türkiye Türkçesinde bulunan kelime grupları detaylı bir biçimde incelenmiştir. Çalışmamız; "Giriş", "Türkiye Türkçesinde Kelime Grupları" ve "İnceleme" olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümde yazarın hayatından, edebî şahsiyetinden ve başlıca eserlerinden bahsedilmiştir. "Türkiye Türkçesinde Kelime Grupları" bölümünde araştırmacıların kelime grupları ile ilgili tanımlamalarına, açıklamalarına ve sınıflandırmalarına yer verilmiştir. "İnceleme" bölümünde ise "Biz İnsanlar" isimli romandaki cümleler, kelime grupları yönünden incelenmiş ve tasnif edilmiştir. İnceleme, üç ana başlık etrafında şekillenmiştir. Birinci bölümde kelime gruplarının yapısal özellikleri, ikinci bölümde kelime gruplarının diğer kelime gruplarının yapısına nasıl katkıda bulundukları, üçüncü bölümde ise cümlelerde hangi görevlerde kullanıldıkları belirlenmiştir. "Sonuç" bölümünde çalışmadan elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Çalışmada, faydalanılan kaynaklara "Kaynakça" bölümünde yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Peyami Safa, Türkiye Türkçesi, kelime grubu, söz dizimi, Biz İnsanlar

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Mu'tezile'nin nübüvvet savunması

    Mikail İpek

    İslâm dininde vahiy ve nübüvvetin önemli bir yeri vardır. Müslümanlar Allah'ın emir ve yasaklarına büyük bir önem verdiklerinden, bu emir ve yasakları insanlara ulaştıran peygamberlere de kutsallık atfetmişlerdir. Bununla birlikte tarih boyunca nübüvvete çeşitli açılardan eleştiri getirenler olmuştur. Nübüvveti reddeden bu düşüncenin kökenini Aristo'ya dayandıranlar olmakla birlikte, bunun sistematik olarak zuhur ettiği akımlarıdan biri Berâhime'dir. Berâhime ve Sümeniyye gibi akımların yanında İbnü'r-Râvendî (öl. 301/913) ve Ebûbekir er-Râzî (öl. 313/925) gibi şahsiyetler de nübüvveti reddeden düşünceleri ile tarihin belli dönemlerinde gündemde kalmayı başarmışlardır. Bunlar sadece nübüvvete değil, Hz. Peygamber'in nübüvvetine, "Hatmü'n-Nübüvve" düşüncesine ve Kur'an-ı Kerim'e yönelik itirazlarda da bulunmuşlardır. Yakın dönemde ise Deizm ve Pozitivizm gibi akımların, bahsi geçen inkârcı akımların düşüncelerini devam ettirdiği görülmektedir. Mu'tezile'den Câhız (öl. 255/869) ve Kâdî Abdulcabbâr (öl. 415/1025) gibi âlimler, yaşadıkları dönemde bu gibi itiraz ve eleşirilere cevaplar vermek suretiyle nübüvveti müdaafa etmişlerdir. Bu çalışmada, öncelikle nübüvvete ilişkin kavramlar ele alınarak bu bağlamda Mu'tezile'nin nübüvvet anlayışı açıklanmıştır. Daha sonra da nübüvvete itiraz eden akım ve kişiler tanıtılarak onların ileri sürdüğü iddialar ortaya konmuştur. Son olarak da Mu'tezile'nin bu itirazlara verdiği cevaplar ele alınarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, Berâhime, İbnü'r-Râvendî, ve Ebûbekir er-Râzî'nin ileri sürdüğü iddialar ile günümüzdeki Deizm ve Pozitivizm gibi akımların, nübüvvete ilişkin düşüncelerinin benzer olduğu görülmüştür. Bu anlamda Mu'tezile'nin yapmış olduğu nübüvvet savunmasının çok değerli olduğu, insan aklındaki şüpheleri azaltan ve günümüze ışık tutacak bir karakterde olduğu söylenebilir. Kanaatimizce, günümüzdeki inkârcı akımlara makul cevaplar verebilmek ve onların itirazlarını bertaraf edebilmek için, Mu'tezile kelâmının ve onların kendi döneminde mülhidlere verdiği cevapların iyi bilinmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Mu'tezile, Nübüvvet, Savunma, Berâhime, Sümeniyye, İbnü'r-Râvendî, Ebû Îsâ el-Verrâk, Ebûbekir er-Râzî, Deizm, Pozitivizm

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Uğur Işılak'ın hayatı ve şiirlerinin tematik incelenmesi

    Recep Aslanoğlu

    Bu çalışmada, geçmişten günümüze süre gelen ozanlık-âşıklık geleneği içerisinde yetişen ve bu geleneğin yirmi birinci asırdaki en önemli temsilcilerinden biri olan Ozan Uğur Işılak'ın hayatı, eserleri, şiirlerinin tematik açıdan ele alınması, kültürel çalışmaları, âşıklık-ozanlık geleneğinde etkilendiği âşık ve ozanlar ile Uğur Işılak'ın müzik anlayışı incelenmeye çalışılmıştır. Türk Ozanlık geleneğinin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri olan Uğur Işılak; dört çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak 15 Kasım 1971 tarihinde Almanya'da dünyaya gelmiştir. Uğur Işılak; dayısı Bahtiyar Aksoy'un etkisinin yanı sıra aşırı derecede şiir ve edebiyata olan ilgi ve merakı sebebiyle ilk şiirlerini henüz sekiz yaşlarında yazma-ya başlamıştır. Yine o yaşlarda, abisi Abdullah Işılak vesilesiyle bağlama ile tanış-mış ve 12-13 yaşlarında bağlama çalmayı öğrenmiştir. Şiir ve bağlama alanında kendisini hızla geliştiren Uğur Işılak birkaç yıl içerisinde beste yapabilecek düzeye gelmiştir. Vatana hasret olarak gurbet diyarlarında başladığı ilkokul yıllarında bu hasre-tini bir nebze de olsa dindirebilmek ve vatan özlemini içinde nasıl yaşadığını ifade edebilmek adına Türkçe ders kitaplarını ezber eden Uğur Işılak; henüz ortaokul çağ-larında Avrupa'da yetişmiş olan âşık ve ozanlarla tanışma fırsatı bulmuştur. Âşık Mahzuni Şerif, Ozan Arif, Ozan Yusuf Polatoğlu, Âşık Reyhani, Mevlüd İhsani, Erol Ergani, Kul Nuri gibi birçok saz ve söz erbabının övgüsüne mazhar olan Uğur Işılak; daha onlarca usta âşık ve ozan ile turnelere çıkma ve konserlere katılma imkânı bulmuştur. Almanya, Belçika, Fransa, Danimarka, İsveç, Avusturya, Hollanda, İsviçre, Norveç başta olmak üzere tüm Avrupa ve pek çok dünya ülkesinde bu âşıklar ve ozanlarla birlikte programlara katılan Uğur Işılak, her fırsatta âşıklar meclisinde hem atışma (doğaçlama şiir söyleme) yapmış hem de birlikte meşk etmişlerdir. Tüm bu ozanlar ve âşıklarla on binlerce kilometre yolculuk yapmış olan Uğur Işılak, onlardan Türk halk ozanlığı geleneğinin bütün ayrıntılarını öğrenmiş ve ken-dilerinden halk hikâyelerini dinleme imkânı bulmuştur. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Almanya'da tamamladıktan sonra 1996 yı-lında Türkiye dönen Uğur Işılak burada açık öğretim iktisat fakültesini bitirmiştir. Birkaç yıllık aranın ardından Türk Dili ve Edebiyatı okumaya karar vermiş ve Kon-ya Selçuk Üniversitesi'nde edebiyat öğrenimi görmüştür. Uğur Işılak'ın Türkiye'de gerçekleştirdiği, söz ve müzikleri kendisine ait olan onlarca albüm çalışmasına ek olarak kültür hizmeti niteliğindeki önemli albüm ça-lışmaları ve televizyon programları da bulunmaktadır. Türk Halk Edebiyatı ve Divan Edebiyatı şairleri başta olmak üzere Türk Ede-biyatının önemli düşünce adamı, şair, yazarlarından beslenen Uğur Işılak, eserlerini oluştururken her zaman için ozanlık hassasiyetini de gözeterek toplumun sözcüsü olmaya gayret etmiştir. Kısa bir dönem siyasetle de aktif olarak ilgilenen Uğur Işılak'ın 33 yıllık pro-fesyonel müzik hayatında 400'ün üzerinde eseri bulunmaktadır ve yaklaşık 35 yıl-dan bu yana Türkiye, Avrupa, Amerika, Avustralya ve Orta Asya'da kültür ve sanat etkinliklerinde yer almıştır. Uğur Işılak'ın 20'nin üzerinde albüm çalışması bulun-maktadır. Biz bu çalışmamızda Uğur Işılak'ın hayatını, eserlerini, şiirlerinde yoğunlukla kullandığı temaları, şiirlerini oluşturan yapı unsurlarını incelemeye çalıştık. Bu tez çalışmamızda, ozanlık geleneğinin ve Türk halk şiirinin günümüzdeki önemli tem-silcileri arasında yer alan Uğur Işılak'ı daha yakinen tanıyıp, anlayabilmek için kendisi, ailesi ve yakın çevresi ile gerek yüz yüze gerekse telefon vasıtasıyla yaptı-ğımız görüşmelerin önemli etkisi olmuştur. Bu çalışmamız bir yüksek lisans tezi olup, ozanlık geleneğine hizmet etmek ve ozanlık geleneğini günümüzde devam ettiren Uğur Işılak'ı ilim dünyasına ka-zandırmak ve eserlerini kalıcı kılmak; Uğur Işılak'ı sevenler, onu anlamaya çalışanlar ve Türk edebiyatına hizmet etmek amacıyla hazırlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Fen bilimleri öğretmenleri ile 8. sınıf öğrencilerinin mevcut sınav sisteminin (LGS) çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

    Mücahit İsmailoğlu

    Bu araştırmanın amacı, 8.sınıf öğrencilerinin ve Fen Bilimleri öğretmenlerinin Liseye Geçiş Sistemini (LGS) çeşitli değişkenler açısından farklılıklarını belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Doğu Anadolu'da bulunan il merkezine bağlı ortaokullarda öğrenim gören 600 8.sınıf öğrencisi ile aynı okuldaki 50 fen bilimleri öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Şad ve Şahiner (2016) tarafından kullanılan ''Liseye Geçiş Sınav Sistemi Değerlendirme Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Liseye Geçiş Sınav Sistemi Öğrenci Değerlendirme Ölçeğindeki bazı maddeler ile öğrencilerin cinsiyet, yaş, veli eğitimi durumu ve öğrencinin dershaneye gitme durumu arasında anlamlı bir fark bulunduğu, bazı maddeler ile bu değişkenler arasında anlamlı fark bulunmadığı tespit edilmiştir. Liseye Geçiş Sınav Sistemi Öğretmen Değerlendirme Ölçeğindeki bazı maddeler ile fen bilimleri öğretmenlerinin cinsiyet ve mesleki deneyimleri arasında anlamlı bir fark olduğu, bu değişkenler ile bazı maddeler arasında da anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada Liseye Geçiş Sınavının (LGS) güçlü yönlerine ilişkin bazı öğrencilerin ve öğretmenlerinin genellikle; ''Sınav süresinin yeterli olması, sınavın yıl içinde birden fazla oturumda yapılması, sınavda sorulan soruların temsil yeteneğini iyi olması'' şeklinde görüş bildirmişlerdir. Ayrıca elde edilen verilere göre Liseye Geçiş Sınavının (LGS) yetersiz durumları göz önüne alınarak bakıldığında birtakım öğrencilerin ve öğretmenlerin çoğunluğu; ''öğrencilerin motivasyonlarının düşmesi, öngörülen sisteme ilişkin kaygı, bunalım, korku ve bireylerin sistem hakkında tam olarak bilgilendirilme yetersizliği, kurumdan alınan notların liseye geçişte kullanılması'' şeklinde beyan bildirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Liseye Geçiş Sınavı (LGS), Fen Bilimleri Öğretmenleri, 8.sınıf öğrencileri

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Destekten yoksun kalma tazminatı

    Hayrullah Burak Yıldırım

    Ülkemizde meydana gelen birçok trafik kazası, iş kazası, taksirle ya da kasten öldürme olayları sebebi ile ölen kişinin bakımını üstlendiği ya da gelecekte muhtemel olarak üstleneceği kişi ya da kişiler, maddi ve manevi zarara uğramaktadır. Çalışmanın konusunu oluşturan destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini yitiren kişilerin uğradıkları zararların tazminini amaçlayan bir tazminat türüdür. Dolaylı ve maddi bir zarar olan destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini yitiren kişilere, Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan özel hükümle zararın giderimi için talep imkânı tanımıştır. Bu anlamda, tazminata hak kazanılması için gereken şartların neler olduğu, zararın hangi koşullarda oluştuğu, yardım ve hizmet edimlerinden nelerin anlaşılması gerektiği, belirlenen zarardan hangi hususların indirim konusu yapılacağı, destek ilişkisinde göz önünde bulundurulacak hususların neler olduğu, doktrin ve yüksek yargının görüşleri doğrultusunda açıklanması ve uygulama birliğine varılması gereken önemli hususlardır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Algılanan örgütsel destek ve örgütsel sinizm arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bir uygulama

    Lazzat Samat

    Bu çalışmada algılanan örgütsel desteğin örgütsel sinizm üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma verileri Kazakistan'da faaliyet gösteren bir firmanın 289 çalışanından anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 ve AMOS 22 istatistik programları kullanılarak güvenirlik, geçerlilik, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda algılanan örgütsel desteğin örgütsel sinizm üzerinde negatif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile örgütleri tarafından desteklendiğini algılayan çalışanların örgüte karşı sinik davranışlarının azaldığı görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular teorik ve pratik etkileri bakımından tartışılarak gelecekte yapılacak çalışmalara ve sektör yöneticilerine önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Halk eğitimi merkezlerinde düzenlenen kurslara katılan kursiyerlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri, katılım amaçları ve memnuniyetlerinin değerlendirilmesi (Erzincan örneği)

    Nurten Selçuk

    Bu araştırmanın amacı, halk eğitimi merkezlerinde düzenlenen kurslara katılan kursiyerlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri, katılım amaçları ve memnuniyet düzeylerinin tespit edilmesidir. Araştırmanın evreni, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Erzincan ilinde faaliyet gösteren halk eğitim merkezlerinde açılan sosyal-kültürel ve mesleki-teknik ağırlıklı kurslara katılan 672 kursiyerdir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesi için anket formu kullanılmıştır. Anket formunda "Kişisel Bilgi Formu", "Kurslara Katılma Sebepleri" "Kursiyer Memnuniyet Anketi" ve "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmamızda elde edilen veriler SPSS 20.0 istatistik paket programına girilerek veriler analiz edilmiştir. Araştırma verilerin değerlendirilmesinde frekans ve yüzde, Ki-kare analizi, ortalama, medyan, mod, çarpıklık ve basıklık değerleri, Independent Samples t-Testi ve ANOVA Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda halk eğitim merkezlerinde verilmekte olan kurslara devam eden kursiyerlerin meslek edinme, günlük yaşamlarında değişiklik yapma düşüncesi, kurslara katılarak yaşadığı stres ve sıkıntılı durumdan kurtulma, kişisel özelliklerini geliştirme, çevresi tarafından takdir edilme, yeni insanlarla tanışma isteği günlük yaşamda değişiklik yapma isteği gibi nedenlerin oldukları belirlenmiştir. Kursiyerler, halk eğitim merkezindeki kurslardan, yöneticilerin tutumları, öğretmenlerin yeterli olmaları, kursta anlatılan konuları anlayabilme, kursların kendilerinin ve toplumun beklentilerini karşılayabildiği, çalışma hayatlarına katkı sağladığı düşüncelerinden dolayı kurslardan memnun oldukları tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca kursiyerlerin medeni durumları, çocukları olma durumları, eğitim durumları, daha önce halk eğitimi merkezlerinin açtığı kursa katılma durumları, katıldıkları kurs türü, farklı bir konuda başka bir kursa katılmayı düşünme durumları ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasında anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Ashâb-ı Kehf hikâyesinin yeni bir versiyonu (Metin-incleme)

    Esma Uçar

    Üzerinde birçok çalışma yapılan Ashab-ı Kehf hikâyesi barındırğı dini motifler sebebiyle İslamiyet'in kabülüyle birlikte Türk dünyasında da gereken ilgiyi görmüştür. Ashab-ı Kehf hikâyeleri incelendiğinde, çoğunlukla Yemliha ve arkadaşlarının, tanrılığını ilan eden Dakyanus'tan kaçmalarının aktarıldığı görülmektedir. Lakin yapılan bu çalışmada olayın başlangıcı Dakyanus'un padişah olmadan önceki hayatı hakkında bilgi vermesi gerekçesiyle birçok çalışmadan ayrılır. Kapsamlı içeriği ve bütüncül olay örgüsü, üç farklı varyantı aynı düzlemde inceleme fırsatı sunmuştur.

  • TezAçık Erişim2020
    Sezaryen operasyonunda anestezi yönteminin melatonin düzeyine etkisi ve postpartum depresyonla ilişkisi

    Remziye Ayşenur Nalbant

    Amaç: Gebelik ve doğum sonrası dönem kadın yaşamının en özel dönemlerindendir. Yeni doğum yapmış annenin bedensel ve ruhsal yönden etkilendiği bir dönemdir. Sirkadiyen ritmin en önemli belirleyici hormonlarından olan melatoninin depresyon üzerine etkisi açısından pekçok araştırma yapılmıştır. Bizim de çalışmamızdaki amacımız sezaryen operasyonunda kullanılan anestezi yöntemlerinin melatonin düzeyine etkisini tespit etmek ve postpartum depresyon durumu ile ilişkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır. Çalışmamız Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği'nde sezaryen operasyon ile doğum yapacak, 18-45 yaş arası 231 gebe çalışmaya dahil edildi. Ameliyathanede değişik anestezistlerin tercihine göre anestezi uygulanan gebeler genel, spinal ve kombine spinal epidural şeklinde üç gruba ayrıldı. Çalışmaya dahil edilen gebelerden postoperatif birinci gün sabah saat 05:00 de periferik venöz damar yolundan kan melatonin seviyelerini ölçmek amacıyla kan örnekleri alındı. Numuneler santrifüj edilerek -80 derecede saklandı ve melatonin hormon kitleri Elisa yöntemi ile çalışıldı. Doğum yapan gebelere doğum sonrası depresyon ölçümü amacıyla Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği uygulandı. Bulgular: Gebelere uygulanan anestezi şekillerinin %16 kombine spinal epidural anestezi (KSEA), % 18,2 genel anestezi ve % 65,8 spinal anestezi olarak tespit edildi. Gebelerin % 68'nde depresyon durumu yok, % 32'nde var olarak tespit edildi. Operasyonun zamanlaması ile anestezi yöntemleri arasındaki ilişkiye bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görüldü (p<0,001). Genel anestezi uygulanan gebelerin depresyon oranı diğer gruplardan anlamlı olarak yüksek saptandı (p<0,001). Operasyon zamanlamasına (elektif-acil) göre depresyon durumu arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmedi (p=0,901). Anestezi yöntemine göre melatonin düzeyi arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,53). Operasyon zamanına göre melatonin düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında da istatistiksel bir anlamlılık görülmedi (p=0,139). Gebelerin depresyon durumu ile melatonin düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p=0,097). Sonuç: Sezaryen operasyonunda gebelere uygulanan anestezi yöntemlerinin postoperatif melatonin düzeyine etkisi ile postpartum depresyon arasındaki ilişkinin incelendiği bu çalışmada; uygulanan anestezi yöntemlerinin postoperatif melatonin düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık oluşturmadığı fakat genel anestezi uygulanan gebelerde postpartum depresyon oranlarının anlamlı olarak yüksek olduğunu ve postoperatif melatonin düzeyleri ile postpartum depresyon arasında ilişki olmadığını tespit ettik.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Fazlullah Moral'in Erzurum Kongresi'ndeki rolü ve tarih literatürüne katkıları

    Semin Günaydın

    Mondros Ateşkes Antlaşması Doğu vilayetlerini işgale açık bir hale getiriyor, Ermeni devletine yurt sağlama amacı taşıyordu. Bu durum karşısında Vilâyât-ı Şarki-ye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti kuruldu. Altı Doğu Vilayetinde şubeleri açıldı. Erzurum Kongresi'ne yaklaşık 56 delege katılmış olup Sivas vilayeti bu kong-rede 13 delege ile temsil edilmiştir. Erzurum Kongresi'nde görev yapan Sivas vilayeti merkez sancağının iki delegesinden biri olan Fazlullah Moral'in yazdığı "Erzurum Kongresi Anıları" ekseninde, "Erzurum Kongresi Tutanakları" ve Kongre dönemine ait tarihi belgeler incelenerek bilimlik bir karşılaştırma ortaya konmuştur. Fazlullah Moral'in anıları içinde, diğer kaynaklarda hiç değinilmemiş konulara da yer verilmiş-tir. Sivas Merkez delegelerinin seçilme şekli, Mustafa Kemal Paşa'nın üniforma soru-nu, Erzurum Kongresi sürerken Mustafa Kemal Paşa ile yapılan özel görüşmede yaşa-nanlar, delegeleri yolcu ederken Mustafa Kemal Paşa'nın Sivas merkez delegelerin-den istekleri, Sivas'a erken gelmiş olan delegelerle Fazlullah Moral arasındaki görüş-meler vb. konular tarih literatürüne yeni bilgiler kazandıracak niteliktedir. Bu tespitle-rin değerlendirilerek gün ışığına çıkarılması, çalışmamızın temel yaklaşımı olmuştur. Anahtar Kelimeler: Fazlullah Moral, Erzurum Kongresi, Vilayat-ı Sitte, Kongre Tutanakları

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Türkçe eğitiminde değerler eğitimi üzerine yapılmış akademik çalışmaların değerlendirilmesi

    Savaş Akman

    Son yıllarda değerler eğitimi ile ilgili akademik çalışmalar giderek yoğunlaşmaktadır. Türkçe Eğitimi bölümlerinde de bu konuda yapılan çalışmalarda artış olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle bu araştırmada Türkçe eğitimi alanında değerler eğitimi ile ilgili yapılan çalışmaları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı çerçevesinde bugüne kadar Türkçe eğitimi alanında yapılmış değerler eğitimi konulu Ulusal Tez Merkezi'nde erişime açık 137 tez kodlanarak bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Değerlendirmeye alınan bu tezler araştırmanın temel problemi ve alt problemleri çerçevesinde; yayımlandığı yıl, danışmanı, konusu, veri toplama araçları, araştırma yöntemleri, lisansüstü düzeyleri, ulaşılan benzer sonuçlar gibi farklı değişkenler yönüyle sınıflandırılmıştır. Tezlerden elde edilen veriler frekans ve yüzde kullanılarak görselleştirilmiştir. Çalışmada bilimsel araştırmalarda bir doküman tarama yöntemi olan meta-analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Türkçe eğitimi alanında değerler eğitimi konusunda en çok yüksek lisans düzeyinde çalışmanın yapıldığı, danışman unvanlarına bakıldığında ise en fazla profesör unvanının olduğu görülmüştür. İnönü Üniversitesi'nin Türkçe eğitiminde değerler eğitimi üzerine en fazla çalışma yapılan üniversite olduğu görülmekle birlikte Atatürk Üniversitesi'nin de bu alanda doktora çalışmalarında önde olduğu görülmüştür. Çalışmaların iç yapı analizleri sonucunda; çalışmaların %22,06 sının değerler eğitimi ile birlikte başka konuları da işlediği, bir yazarın birden fazla eserini inceleyen çalışmaların yoğun olduğu, araştırmalarda incelenen yazarlardan 16 tanesinin birden fazla araştırmacı tarafından konu edinildiği, en fazla Türkçe ders kitaplarının incelendiği, araştırma yöntemlerinden en çok nitel araştırmanın, veri toplama araçlarından ise doküman incelemesinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca ders kitaplarının ve 100 temel eserin değerler eğitimi yönünden yetersiz olduğu, araştırmalarda ele alınan eserlerde en çok sevgi değerine yer verildiği, değerlerin aktarımında çocuk dergilerinde sezdirme yerine öğüt veren yaklaşım benimsendiği sonuçlarına da ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Psikolojik danışmanların çok kültürlü psikolojik danışma yeterlilikleri ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Sümeyye Alan

    Bu araştırmanın temel amacı psikolojik danışmanların çok kültürlü psikolojik danışma yeterlilikleri ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca psikolojik danışmanların çok kültürlü psikolojik danışma yeterlilikleri cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi, mesleki kıdem, çalışılan kurum ve farklı kültürel özelliklere sahip danışanlarla çalışıp çalışmama durumlarına göre incelenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlarda çalışmakta olan ve araştırma kapsamında ulaşılabilen 177 psikolojik danışman oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Çok Kültürlü Psikolojik Danışma Yeterlilikleri Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Envanteri kullanılmıştır. Psikolojik danışmanların çok kültürlü psikolojik danışma yeterlilik puanlarının cinsiyet, öğrenim düzeyi ve farklı kültürel özelliklere sahip danışanlarla çalışıp çalışmama durularına göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için bağımsız gruplar için t-testi, öğrenim düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Psikolojik danışmanların çok kültürlü psikolojik danışma yeterliliklerinin çalıştıkları kuruma göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için ise Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Psikolojik danışmanların yaş, mesleki kıdem ve bilişsel esneklik düzeyleri ile çok kültürlü psikolojik danışma yeterlilikleri arasındaki ilişki incelenmiş sonrasında regresyon analizi yöntemiyle bilişsel esneklik düzeyi ve diğer değişkenlerin çok kültürlü psikolojik danışma yeterliliklerini yordama düzeyi incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre psikolojik danışmanların çok kültürlü psikolojik danışma yeterliliklerinin cinsiyet, mesleki kıdem, öğrenim düzeyi, farklı kültürel özelliklere sahip danışanlarla çalışıp çalışmama durumlarına göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Psikolojik danışmanların yaşları ile çok kültürlü psikolojik danışma yeterlilikleri arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Psikolojik danışmanların çok kültürlü psikolojik danışma yeterliliklerinin çalışılan kurumlara göre incelenmesi sonucunda ise okul öncesi kurumlarda çalışan psikolojik danışmanların çok kültürlü psikolojik danışma yeterliliklerinin ilkokul, ortaokul, lise ve rehberlik araştırma merkezlerinde çalışan psikolojik danışmanlara göre daha yüksek çıktığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca psikolojik danışmanların bilişsel esneklik düzeyleri ile çok kültürlü psikolojik danışma yeterlilikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Son olarak çoklu doğrusal regresyon analiz sonuçlarına göre bilişsel esneklik düzeyinin yordayıcı değişkenlerle beraber çok kültürlü psikolojik danışma yeterliliklerine ait varyansın % 24'ünü açıkladığı; psikolojik danışmanların bilişsel esneklik düzeylerinin çok kültürlü psikolojik danışma yeterliliklerini anlamlı bir şekilde açıkladığı sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Hukukta akıl yürütme yöntemi olarak kıyas (analoji)

    Fuat Altuntaş

    "Hukukta Akıl Yürütme Yöntemi Olarak Kıyas (Analoji)" isimli yüksek lisans tezimiz giriş, beş ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Hukuk biliminde akıl yürütme yöntemleri, hukuki meselelerin rasyonel bir şekilde çözülmesi bakımından önemli bir konumda yer alır. Bu kapsamda kıyas yöntemi, eski hukuk sistemlerinden beri en sık kullanılan akıl yürütme modelleri arasında yer almaktadır. Çalışmamızda kıyas yönteminin bir akıl yürütme yöntemi olarak nasıl bir zihni işleyişte ilerlediği, hukuk biliminde genel olarak ve çeşitli hukuk sistemlerinde nasıl uygulandığı ele alınmıştır. Bu doğrultuda birinci bölümde genel mantıkta kıyasın, diğer akıl yürütme yöntemlerinden farkı ortaya konularak açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise genel olarak hukuk biliminde kıyasın önemi, unsurları, sınırları ve mantıksal yapısı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde kıyasın Common Law'daki görünümü incelenmiştir. Dördüncü bölümde kıyasın Kıta Avrupası Hukuk Sistemindeki uygulama sahası belirtilmiştir. Son bölümde ise İslam Hukukunda kıyasın nasıl uygulandığı gösterilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İnşâ-i Merġūb ve İnşâ Luġatı (Giriş - metin - dizin)

    Emrah Torunlar

    Bu çalışma, Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 Hk 2202/1 numarada kayıtlı İnşā-i Merġūb ve Kastamonu İl Halk Kütüphanesi 37 Hk 1940/1 numarada kayıtlı Luġat adlı eserlerin Giriş – Metin – Dizin olmak üzere üç ana bölümde incelemesini konu edinmektedir. Giriş bölümünde iki eserin ana konusu olan "İnşâ"nın tarihi gelişimi ve Arap, Fars ve Türk edebiyatlarındaki yeri hakkında genel bilgiler verildikten sonra "İnşâ" üzerine yapılan çalışmalar, dizinde ve çeviri yazıda kullanılan yöntemler, eserlerin yapısı ve yazımı, müellifleri ve dilleri gibi konular incelenmiştir. İki eserin çeviri yazı yoluyla Latin alfabesine aktarımı "Metin" bölümünde bulunurken son olarak iki eseri oluşturan kelimelerin metinlerde geçen anlamlarıyla hazırlanılan sözlüğü "Dizin"de yer almaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Üniversite öğrencilerinde algılanan sosyal destek, ahlaki uzaklaşma ve riskli davranışlar arasındaki ilişkilerin incelenmesi

    Müfide Merve Yazıcıoğlu

    Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinde algılanan sosyal destek, ahlaki uzaklaşma ve riskli davranışlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin riskli davranışlarının çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ele alınmıştır. Araştırmanın verileri Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ)'nin beş farklı fakültesinde öğrenim görmekte olan 646 öğrenciden elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında Riskli Davranışlar Ölçeği Üniversite Formu (RDÖ-ÜF), , Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Ahlaki Uzaklaşma Ölçeği (AUÖ) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre ahlaki uzaklaşmanın riskli davranışların tüm alt boyutlarını yordadığı tespit edilmiştir. Algılanan sosyal destek alt boyutlarının ise, riskli davranışların bazı alt boyutlarında yordayıcı etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca cinsiyetin (erkek öğrencilerin), yaşın büyük olmasının, özel evde kalmanın ve düşük akademik başarı göstermenin üniversite öğrencilerinin riskli davranışlarda bulunma olasılığını arttırdığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür ışığında tartışılmış ve gerekli önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kadınların bedeni beğenme tutumları, rekreasyon farkındalık düzeyleri ve arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Sevim Bebek

    Bedeni beğenme, bedeni olduğu gibi kabul ederek, bedene dair olumlu duygular beslemek iken rekreasyon farkındalığı, insanların boş zamanlarında gönüllü olarak yaptıkları rekreasyon etkinlikleri hakkında bilinçli olmalarıdır. Bu araştırmanın amacı; kadınların bedeni beğenme tutumlarını ve rekreasyon farkındalık düzeylerini tespit etmek, demografik değişkenlerin bu düzeyler üzerinde etkili olup olmadığını belirlemek ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini Gümüşhane il merkezinde ikamet eden 20 yaş ve üzeri 772 kadın oluşturmaktadır. Bu anket çalışması 2019-2020 yılında Gümüşhane il merkezinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Tykla ve Wood-Barcalow (2015) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlaması Anlı vd. (2015) tarafından yapılan "Bedeni Beğenme Ölçeği (BBÖ)" ile Ekinci ve Özdilek (2019) tarafından geliştirilen "Rekreasyon Farkındalık Ölçeği (RFÖ)" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel, korelasyon, regresyon analizleri, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) analizi kullanılmıştır. Kadınların bedeni beğenme tutumları ve rekreasyon farkındalık düzeyleri ile sosyal-başarı, kendini geliştirme, haz-eğlence alt boyutları yüksek düzeydedir. Kadınların bedeni beğenme tutumları, rekreasyon farkındalıkları ile yaş ve aylık gelir değişkenleri arasında düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Kadınların bedeni beğenme tutumları ile vücut kitle indeksi ve düzenli egzersiz/spor yapma; rekreasyon farkındalığı düzeyi ilevücut kitle indeksi, medeni hâl, çocuk sahipliği ve eğitim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Ayrıca kadınların bedeni beğenme tutumları ile rekreasyon farkındalığı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğrusal ve düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Bedeni beğenme tutumunun rekreasyon farkındalığı düzeyini yordayan bir değişken olduğu tespit edilmiştir.

  • TezAçık Erişim2020
    Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğine Gelen KOAH Tanılı Hastaların Serum YKL-40 ve İskemik Modifiye Albümin Değerlerinin Hipoksi ve Dispne İlişkisi

    Mehmet Doğan

    Amaç: KOAH küresel ölçekte önde gelen ölüm nedenleri arasında dördüncü ,hastalık yükü olarak bakıldığında yedinci sırayı almaktadır. KOAH tanısında ve takibinde biyobelirteç olarak IMA ve YKL-40 ın kullanılabilirliği, kronik inflamasyonun bazı belirteçleri ile ilişkisi, hipoksi ve dispne ile ilişkisi araştırılmıştır. Yöntem: Prospektif çalışmamızda Göğüs Hastalıkları Polikliniğinimize Ocak 2019 – Ocak 2020 tarihleri arasında gelen 40-85 yaşları arasında olan 40 KOAH tanılı hasta alındı. Kontrol grubu olarak ise benzer demografik verilere sahip, başka herhangi kronik bir hastalığa sahip olmayan ve sigara içimi olmayan 39 kişi alındı. Bulgular: Çalışma gruplarında yaş, BKI, biyomarker olan YKL-40 ve IMA değişkenleri ile ilgili karşılaştırmalar yapıldı. IMA'ya ait medyan değer gruplarda benzer bulunurken (p=0,957), yaş ortalaması (p=0,002) ve YKL-40 değeri (p<0,001) KOAH grubunda yüksek bulunmuştur. IMA'nın tanısal role sahip olmadığı , YKL-40'ın KOAH hastalarını ayırmada tanısal role sahip olduğu sonucuna ulaşıldı(p=0.001). Kontrol grubunda YKL-40 düzeyi hem evre 2 hem de evre 3 KOAH hastalarına göre daha düşüktü (sırasıyla p<0,001, p=0,017). Benzer şekilde CRP düzeyleri de gruplarda istatistiksel olarak anlamlı farklılığa sahipti (p=0.003). Kontrol grubunda CRP düzeyi hem evre 2 hem de evre 3 KOAH hastalarına göre daha düşüktü (sırasıyla p=0,001, p=0,023), evre 2 ve evre 3 de CRP düzeyleri benzerdi (p=0,946). IMA, laktat ve WBC düzeyleri gruplarda benzerdi (sırasıyla p =0,919, p=0,543, p=0,281). Sonuç: KOAH morbidite ve mortalite oranı, maliyet yüksek olan süregen bir hastalıktır. KOAH tanısının doğru ve erken konulması önem arzetmektedir. Çalışmamızın içeriğinde olan IMA için ileri çalışmalara ihtiyaç duyulabileceği, YKL-40' ın ise KOAH tanısı ve takibinde bir biyobelirteç olarak kullanılabileceği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: IMA, Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), YKL-40

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Emevîler döneminde siyasî hitabet

    Muhammet Han

    Bu çalışmamız, Arap edebiyatı nesir türlerinden biri olan hitabetin Câhiliye Dönemi diye adlandırılan (m.500) Sadru'l İslâm Dönemi öncesinden başlayarak Emevîler Dönemi'nin sonuna (m.750) kadar geçirdiği süreci ele alıp konu edinmektedir. Özellikle de Emevîler Dönemi'nde hitabetin asıl amacının siyasî bir propaganda aracı olduğu ve bu durumun sebepleri anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada Arap edebiyatının hitabet alanında yazılmış eski kaynaklara ve modern dönemde yapılmış araştırmalara başvurulmakla birlikte birinci bölümde Câhiliye dönemi ve Sadru'l İslâm Dönemi hitabeti, temsilcileri ve dönemin hutbe örneklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Emevîler Dönemi hitabeti, temsilcileri, hutbe örnekleri ve hitabetin siyasî bir propaganda aracı haline gelmesinin nedenleri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hitabet, Emevî, Siyaset, Hutbe, Siyasî Propaganda.