Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Molla Câmî'nin Yusuf u Züleyha mesnevîsinin şârihi bilinmeyen bir şerhi (110b-165b varakları arası transkripsiyonlu metin-inceleme)
Yasin Kan
Bu çalışmada, Molla Câmî'nin meşhur Yûsuf u Züleyhâ isimli mesnevisinin şârihi bilinmeyen bir kişi tarafından yapılmış şerhinin 110b-165b varaklarının arası trans¬kripsiyonlu bir şekilde Latin harflerine aktarılmıştır. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY Nr: 3516'da kayıtlı olan eserin tek nüshası esas alınarak trans-kripsiyonlu metni oluşturulmuştur. Çalışmada, Arap, Fars ve Türk edebiyatında Yûsuf u Züleyhâ konulu eserler kısaca tanıtılmış, Molla Câmî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiş ve şerh edilen eser çeşitli yönlerden incelenmiştir. Eserin şârihi henüz tespit edilmediği için şârih hakkında bilgi verilmemiştir. Çalışmanın sonuna metnin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için sözlük eklenmiştir. Çalışma, bu özellikleriyle Molla Câmî'nin Yûsuf u Züleyhâ isimli eseri üzerine yapılan çalışmalara ayrı bir katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Molla Câmî, Yûsuf u Züleyhâ, Şârih, Şerh.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Algılanan örgütsel destek ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolü: Erzincan'daki sağlık çalışanları üzerine bir uygulama
Murat Baş
Bu araştırmanın temel amacı, algılanan örgütsel destek ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolünün incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan model ve hipotezlerin test edilmesine yönelik olarak Erzincan ilinde sağlık sektöründe faaliyet göstermekte olan kamu kuruluşlarındaki 427 çalışandan anket tekniği kullanılarak elde edilen veriler SPSS ve AMOS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda algılanan örgütsel desteğin, işe adanmışlık üzerinde olumlu, işten ayrılma niyeti üzerinde olumsuz; işe adanmışlığın ise işten ayrılma niyeti üzerinde olumsuz bir etkisinin olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca algılanan örgütsel destek ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide işe adanmışlığın kısmî aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Otel işletmelerinde algılanan hizmet kalitesi, müşteri memnuniyeti ve davranış niyeti üzerine Palandöken'de bir araştırma
Adem Kazan
Hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti, hizmetin tekrar satın alınması, başkalarına tavsiye edilmesi veya işletmenin tekrar ziyaret edilmesi gibi müşterilerin davranışsal niyetlerini büyük ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmanın temel amacı, otel işletmelerinden yararlanan yerli turistlerinin algıladıkları hizmet kalitesi, duyulan müşteri memnuniyeti ve davranış niyeti düzeyleri ile algılanan hizmet kalitesi, memnuniyet ve davranış niyeti arasındaki ilişkinin ve etkinin tespit edilmesidir. Araştırmanın evrenini Kış Koridoru içerisinde yer alan Erzurum/Palandöken Kayak Merkezinde en az bir gece otel hizmeti almış olan yerli turistler oluşturmaktadır. Otel işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin ölçülmesinde Parasuraman vd. (1983;1988;1990) tarafından geliştirilen "SERVQUAL" ölçeğinden; müşteri memnuniyetinin ölçülmesinde, Oliver (1997; 1999) tarafından geliştirilen "müşteri memnuniyeti ölçeğinden" ve davranış niyetinin ölçülmesinde ise, Zeithaml vd. (1996) tarafından geliştirilen "davranışsal niyet ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın anket uygulaması 2020 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarında gerçekleştirilmiş ve toplamda 400 kullanılabilir anket formu analize tabi tutulmuştur. Elde edilen verilerin analizinde frekans analizi, faktör analizi, t-testi, varyans analizi, korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde, algılanan hizmet kalitesi boyutlarının (fiziksel özellikler, heveslilik, güvence ve empati) müşteri memnuniyeti ve davranış niyeti üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte katılımcıların memnuniyet düzeylerinin davranış niyeti üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri ve seyahat tutumları ile algılanan hizmet kalitesi, müşteri memnuniyeti ve davranış niyeti arasında farklılıklar bulunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Kitâbu Hulviyyât [14.-22. bâb] (inceleme-metin-dizin)
Arif Koca
Bu çalışma, Candaroğlu İsmail Bey'in XV. yüzyılda kaleme aldığı Kitâbu Hulviyyât adlı eserin 14-22. bâblarının çeviri yazısını, ses ve şekil bilgisi yönünden incelenmesini ve dizinini ihtiva etmektedir. Çalışmanın Giriş bölümünde Candaroğlu Beyliği, İsmail Bey, Kitâbu Hulviyyât, Kitâbu Hulviyyât'ın dili, Kitâbu Hulviyyât'ın nüshaları ve Kitâbu Hulviyyât adlı eser üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca bu bölüm, metin ve dizin hazırlanırken takip edilen usûl hakkında bilgileri de içermektedir. Çalışmanın İnceleme bölümününü, esas alınan nüshaların yazım özellikleri, çeviri yazısı yapılan metnin ses ve şekil bilgisi yönünden incelenmesi teşkil etmektedir. Metin ses bilgisi yönünden incelenirken art ve eş zamanlılık dikkate alınmıştır. Çalışmanın Metin bölümünde Kitâbu Hulviyyât adlı eserin 14-22. bâblarının yani 114a-182a sayfalarının çeviri yazısına yer verilmiştir. Kitâbu Hulviyyât'ın Türkiye sınırları içerisinde bulunan telif tarihine en yakın üç nüshası esas alınarak tenkitli metin çalışması yapılmıştır. Çalışmanın Dizin bölümünde kelimelerin kullanıldığı bağlam esas alınarak metnin sözlüğü oluşturulmuştur. Dizin Türksözdiz programı ile hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İsmail Bey, Hulviyyât, Türkçe, ilmihal, çeviri yazı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Çeviribilim terimlerinin incelenmesi
Sevgi Seçgül
Çeviri, hayati bir olgudur. Milletlerin her açıdan gelişimine katkıda bulunan bir araçtır. Ülkemizde yapılan çeviribilim çalışmaları çoğunlukla diğer dillerdeki çeviribilim çalışmalarını takip ederek beslenmektedir. Çeviribilim alanında çok sayıda terim bulunmaktadır. Kaynak dilden Türkçeye çevrilen yahut çevrilmeye çalışılan terimlerle sıkça karşılaşılmaktadır. Bu terimler Türkçe olmasına rağmen açık mesajlar verememektedir. Bu terimlerin bazıları Türkçeye hiç çevrilmeden kullanılmaktadır. Bu terimler anlaşılmaz oldukları için çeviribilim çalışmalarını anlamak da güçleşmektedir. Bu tez çalışması kapsamında birinci bölümde çevri nedir ve nasıl olmalıdır konusu kısaca işlenmiştir. Bazı çeviribilimcilerin çeviri hakkındaki önemli görüşlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde çevirinin dünyadaki, Türk dünyasındaki, Osmanlı devletindeki ve Türkiye Cumhuriyetindeki tarihi gelişimi hakkında bazı bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise tezin konusu çeviribilim terimlerinin incelenmesi olduğundan terim konusu ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise tezin asıl konusu olan çeviribilim terimlerinden 45 tanesi mercek altına alınmıştır. Bu terimler anlaşılması en güç olduğu savunulan terimler arasından seçilmiştir. Niçin anlaşılmadıkları açıklanmaya çalışılmış ve çoğunluğuna anlaşılır olduğu düşünülen terimler önerilmiştir. Terimlerin incelenmesinden sonra bu tezi destekleyici açıklamalarda bulunulmuştur. Ayrıca yerel düzeyde bir çeviribilim kurulunun oluşturulması gerektiği ve bu kurulun çeviribilim terimlerini inceleme altına almaları gerektiği öne sürülmüştür. Böylece anlaşılamayan terimler için anlaşılması kolay terimler üretilebilecektir. Çeviribilim terimlerinin anlaşılır olması çok önemli bir husustur. Bu tez çalışması ile çeviribilim terimlerinin mercek altına alınması, uzman çeviribilimciler tarafından çeviribilim terimleri üzerinde geniş çaplı bir çalışma yapılması ve en önemlisi de bu terimlerin anlaşılmadığı gerçeğinin bir sorun olarak ortaya konulması amaçlarını taşımaktadır. Bu tez çalışması kapsamında mevcut çeviribilim terimlerinin anlaşılmazlığına dikkat çekildi ve bunun çözülmesi gereken bir problem olduğu vurgulandı. Ayrıca incelenen 45 terimin çoğunluğuna terim önerisi getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çeviri, çeviribilim, terim, çeviribilim terimleri.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Soruşturmanın gizliliği ilkesi kapsamında lekelenmeme hakkı
Yüksel Ertürk Bezgin
Suçsuzluk karinesi, kişinin, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulununcaya kadar suçlu muamelesi görmemesini ve lekelenmemesini ifade eder. Lekelenmeme hakkı ise kişilerin maruz kaldıkları ceza muhakemesi işlemleri nedeni ile toplum karşısındaki değerleri olan şeref ve haysiyetlerini korumayı amaçlar. Lekelenmeme hakkı ceza muhakemesinin her evresinde geçerli bir hak olsa da soruşturma evresinde ayrı bir öneme sahiptir. Zira suçun işlendiğine dair şüphenin henüz belirli bir kuvvete ulaşmadığı soruşturma evresinde, şüphelinin toplumda suçlu olduğu algısının oluşması, şüphelinin mesleki, sosyal ve özel hayatını olumsuz yönde etkileyeceği gibi telafisi güç mağduriyetlere de neden olabilecektir. Bu nedenle, soruşturmanın selametinin yanı sıra şüphelinin lekelenememesinin sağlanması amacıyla soruşturma evresinin gizli yürütülmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda lekelenmeme hakkı, soruşturma evresi kapsamında yine soruşturmanın gizliliği ilkesi ile olan bağlantısı ile sınırlandırılarak ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, gizlilik ilkesinin geçerli olduğu soruşturma evresine ilişkin genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde soruşturma evresinin gizliliği ilkesi tüm yönleri ile incelenmiş, üçüncü ve son bölümde ise yasal mevzuat ve sözleşmelerde tanımı ve kapsamı yer almayan lekelenmeme hakkının tanımı ve kapsamı belirlenmeye çalışılmış, diğer hak ve ilkeler ile ilişkisine değinilmiş, en çok çekişme halinde olduğu medya özgürlüğü ile aralarında kurulması gereken denge üzerinde durulmuş ve lekelenmeme hakkının ihlaline karşı özel ve kamu hukukunun mevcut müesseselerine değinilmiştir. Sonuç olarak, lekelenmeme hakkının, suçsuzluk karinesinin bir unsuru veya özel bir yansıması olduğu, başta devletin resmi görevlileri ve makamları olmak üzere üçüncü kişiler ve medya organlarınca ihlal edilmemesine özen gösterilmesinin gerektiği, soruşturma evresinde özellikle soruşturmanın gizliliği ilkesi ile koruma altına alındığı, içtihat ve öğreti kaynaklı bir hak olduğu kanaatine varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin empati eğilimleri ile aile birliğini önemsemeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Kahraman Koca
Bu çalışmanın amacı ilkokul 4.sınıf öğrenicilerinin empatik eğilimleri ile aile birliğinin önemsemeleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma Ağrı'nın Tutak ilçesinde 224 ilkokul 4.sınıf öğrencisi üzerinde yapılmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda öğrencilerin empati eğilimleri ile aile birliğini önemsemeleri arasındaki ilişkiyi incelemek için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri empati eğilim ölçeği, aile birliğini önemseme ölçeği ve kişisel bilgi formuyla toplanmıştır. Toplanan veriler spss 22.0 veri analiz paketi ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin empati eğilimleri ile aile birliğini önemseme ve alt boyutları (sevgi, saygı, iletişim, sadakat) arasındaki ilişki incelenirken korelasyon analizi yapılmıştır. Öğrencilerin empati eğilimlerinin aile birliğini önemseme ve alt boyutları arasındaki ilişkinin ne kadarını açıkladığına ilişkin sonuçlar için basit doğrusal regrasyon analizi yapılmıştır. Öğrencilerin kardeş sayısı değişkeni ve karşı cinsten kardeşi olma durumuna göre, empati eğilimleri ve aile birliğini önemsemeleri anlamlı farklılaşmakta mıdır? problemi için ise t testi analizi kullanılmıştır. Buna göre öğrencilerin empati eğilimleri ile aile birliğini önemsemeleri, saygı, iletişim alt boyutları arasında pozitif ve düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Empati eğilimleri ile sevgi alt boyutu arasında pozitif ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Empati eğilimleri ile sadakat değeri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çocukların empati eğilimlerinin aile birliğini önemseme alt boyutlarının ne kadarını açıkladığına dair basit doğrusal regrasyon analizi sonuçları şu şekildedir. Öğrencilerin empati eğilimleri ile alt boyutları olan saygı, sevgi, iletişimleri arasında anlamlı bir ilişki bulunup empati eğilimleri sevginin %11.6'sını iletişimin %6.7'sini, saygının %1.7'sini açıklamaktadır. Empati eğilimleri ile sadakat arasında anlamlı bir ilişki bulunmayıp %1.2' sini açıklamıştır. Öğrencilerin kardeş sayısı değişkeni ve karşı cinsten kardeşi olma durumuna göre empati eğilimleri ve aile birliğini önemsemeleri anlamlı farklılaşmakta mıdır? problemine ilişkin t testi sonuçlar ise şu şekildedir. Öğrencileri empati eğilimleri kardeş sayısı ve karşı cinsten kardeşi olması durumuna göre anlamlı farklılaşmamaktadır. Öğrencileri aile birliğini önemsemeleri ve alt boyutları (sevgi, saygı, iletişim, sadakat) kardeş sayısı ve karşı cinsten kardeşi olma durumuna göre de anlamlı farklılaşmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Aile Birliğini Önemseme, Aile Değerleri, Empati Eğilimi
- TezAçık Erişim2020Sigara içen kişilerde epikardiyal yağ dokusu kalınlığı ve inflamasyonun değerlendirilmesi
Yasin Emrah Soylu
Sigaranın içeriğinde sağlığa zararlı olan çeşitli toksik, radyoaktif ve karsinojen maddeler bulunmaktadır. Sigara, önlenebilir ölümlerin önde gelen nedenidir. Epikardiyal yağ dokusu, kalbin etrafında bulunan gerçek bir visseral yağ dokusudur. Epikardiyal yağ dokusunun metabolik, termojenik ve mekanik etkileri bulunmaktadır. Epikardiyal yağ dokusu, çok sayıda biyoaktif sitokin üretmektedir. Epikardiyal yağ dokusu bu sitokinlerle, lokal ya da sistemik çeşitli etkiler gösterebilmektedir. Vücudun zararlı olarak algıladığı herhangi bir uyarana verdiği tepki olarak tanımlanabilecek inflamasyonda amaç, hasarlı dokuyu tespit etmek ve sonrasında da yok etmektir. İnflamasyonun varlığını ve düzeyini gösterebilmek için, birçok parametre kullanılmaktadır. Sigara ve epikardiyal yağ dokusu ile ilişkili birçok patoloji bulunmaktadır. Hem sigara hem de epikardiyal yağ dokusu inflamasyon ve aterosklerozla ilişkilidir. Buradan hareketle, sigara ile epikardiyal yağ dokusu kalınlığı arasında ilişki olduğu akla gelmektedir. Çalışmamız; sigara içen ve sigara içmeyen sağlıklı bireyleri değerlendirerek, sigaranın epikardiyal yağ dokusu kalınlığı ve inflamasyonla olan ilişkisini belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışmamıza, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları polikliniklerine genel kontrol amacıyla başvuran, 18-65 yaş arasındaki, bilinen diyabet, kronik karaciğer hastalığı, kronik böbrek yetmezliği, tiroid hastalığı, hipertansiyon, sol ventrikül işlev bozukluğu, koroner arter hastalığı nedeniyle revaskülarizasyon öyküsü olmayan ve tetkiklerinde bu hastalıkları düşündürecek sonuçlar saptanmayan, aktif enfeksiyonu bulunmayan, vücut kitle indeksi normal kilolu olarak kabul edilen sınırlar içerisinde olan toplam 259 sağlıklı kadın ve erkek katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmaya katılanların transtorasik ekokardiyografi ile epikardiyal yağ dokusu kalınlığı ölçümleri yapılmış; sigara içen ve sigara içmeyen kişilerin epikardiyal yağ dokusu kalınlıkları karşılaştırılmıştır. Ayrıca sigara ile epikardiyal yağ dokusu kalınlığının inflamasyon ve çeşitli parametreler üzerine etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmamıza katılan sigara içen ve sigara içmeyen kişilerin oluşturduğu gruplar arasında epikardiyal yağ dokusu kalınlıkları karşılaştırıldığında, istatistiki olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Çalışmamızda; yaş, vücut kitle indeksi, yıl ve paket/yıl olarak sigara kullanım değerleri ile epikardiyal yağ dokusu kalınlığı arasında, orta düzeyli pozitif ilişki saptanmıştır. Bel çevresi, günlük içilen sigara sayısı, diyastolik kan basıncı, açlık kan glukozu, ALT, AST, total kolesterol, trigliserid, LDL-kolesterol, CRP, ürik asit, MPV, platelet sayısı, platelet/lenfosit oranı değerleri ile epikardiyal yağ dokusu kalınlığı arasında ise, değişik oranlarda ve zayıf düzeyli anlamlı korelasyon tespit edilmiştir. Sigara kullanımının, epikardiyal yağ dokusu kalınlığının en önemli belirleyicisi olduğu saptanmıştır. Epikardiyal yağ dokusu kalınlığının diğer belirleyicilerinin; yaş, vücut kitle indeksi, CRP ve cinsiyet olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca çalışmamızda sigara içen kişiler ile sigara içmeyen kişilerin HDL-kolesterol, trigliserid, ürik asit, monosit sayısı, monosit/HDL oranı, CRP, beyaz küre sayısı (WBC), platelet/lenfosit oranı, platelet sayısı, nötrofil sayısı ve ALT değerleri arasında anlamlı istatistiki farklılık tespit edilmiştir. Sigara kullanımı ile epikardiyal yağ dokusu kalınlığı arasında tespit edilen anlamlı istatistiki ilişki, artmış epikardiyal yağ dokusu kalınlığının, inflamatuar ve aterosklerotik risklerin belirteci olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Sigara, Epikardiyal Yağ Dokusu, İnflamasyon, Ateroskleroz
- TezAçık Erişim2020Yeni tanı diyabetli ve prediyabetli hastalarda tiroid volümü ve karotis intima media kalınlığı arasındaki ilişki
Ömer Kızıl
Biabetes mellitus, temel patofizyolojisinin hiperglisemi olduğu, insülin salgılanması ve/veya etkisinde yetersizlik sonucunda meydana gelen karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında bozukluk ile karakterize olan, sık görülen bir endokrin hastalıktır. Diyabette artmış kardiyovasküler ve serebrovasküler hastalık riski olduğundan, diyabet riski olan kişilerin erkenden teşhis ve tedavisi, mortalite ve morbiditenin azaltılması açısından önemlidir. Karotis intima media kalınlığı koroner arterlerdeki aterosklerozun dolaylı bir göstergesi olduğu için son yıllarda yapılan çalışmalar bu yönde yoğunlaşmaktadır. Yapılan çalışmalarda insulin direncinin tiroid volumünü artırıcı etki yaptığı gösterilmiştir. İnsülin, IGF-1 bağımlı mekanizmalar üzerinden tirosit çoğalmasıyla tiroid bezinde morfolojik değişikliklere neden olur. Diyabetli hastalarda tiroid volümünün ve karotis intima media kalınlığının sağlıklı bireylere göre artmış olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada yeni tanı diyabetli ve prediyabetli hastalarda karotis intima media kalınlığı ve tiroid volümü arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık. Çalışmamızda Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları polikliniklerine başvuran, bilinen diabetes mellitus ve tiroid hastalığı olmayan hastalarda prediyabet ve diyabet araştırıldı. Yeni tanı diyabetli, prediyabetli ve kontrol olmak üzere üç grup oluşturuldu. Çalışmaya 36 erkek 35 kadın yeni tanı diyabetli hasta, 36 erkek 35 kadın prediyabetli hasta, 36 erkek 35 kadın kontrol grubu olmak üzere 213 kişi alındı. Çalışmaya katılan hasta gruplarında kardiyovasküler risk parametreleri/belirteçlerini içeren bel kalça oranı, serum ürik asit düzeyi, açlık kan glukozu, açlık insülini, insülin direnci, karotis intima media kalınlığı, kan basıncı ve tiroid volümü gibi parametreler değerlendirildi. Diyabet ve prediyabet grubunda, kontrol grubuna göre HDL-kolesterol düzeyi daha düşük; ürik asit, total kolesterol, LDL-kolesterol değerleri daha yüksek bulundu, ancak istatistiksel olarak anlamsızdı. Gruplar arası karşılaştırmada; bel çevresi, bel/kalça oranı, sistolik ve diyastolik kan basıncı, açlık kan glukozu, HbA1c, trigliserit, sağ/sol ve total tiroid volümü, sağ/sol karotis intima media kalınlığı, açlık insülini ve insülin direnci arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. İnsülin direnci ile tiroid volümü ve karotis intima media kalınlığı arasında istatistiki olarak anlamlı ilişki bulundu. Bu sonuçlara göre; aterosklerozun henüz diyabet gelişmeden önce hiperinsülinemi, insülin direnci ve prediyabet safhasındayken ortaya çıkıyor olabileceği sonucu çıkartılabilir. Prediyabette tedaviye erkenden başlanması, hem diyabet gelişiminin önlenmesi veya geciktirilmesi hem de aterosklerozu önleyerek kardiyovasküler morbidite ve mortalitenin azaltılmasında etkin bir yaklaşım olabilir. Ucuz, kolay ulaşılabilir ve noninvaziv olması nedeniyle karotis intima media kalınlığı ve tiroid volümü ölçümü diyabetli hastalarda kardiyovasküler risklerin belirlenmesinde yararlı olabilir. Bu konuda geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Diabetes Mellitus, Diyabet Öncesi Durum, İnsülin Direnci, Tiroid Bezi, Karotis İç-Orta Kalınlığı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Ses temelli cümle öğretim yöntemine ilişkin öğretmen görüşleri (Erzincan örneği)
Emine Çelik
Bu araştırmanın genel amacı ilkokulda (2005-2006 Eğitim-Öğretim yılında) uygulamaya konulan Ses Temelli Cümle Öğretim Yönteminin ilkokul birinci sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda olumlu ve olumsuz yanlarını belirlemektir. Bu doğrultuda öğretmenlerin cinsiyet, yaş, mesleki deneyim süresi ve mezun oldukları okul türüne göre değerlendirme yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de görev yapan bütün ilköğretim birinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise Erzincan Merkez ili ve köylerinde yer alan 30 ilköğretim okulunda görev yapan 65 birinci sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlere 47 maddeden oluşan Ses Temelli Cümle Yöntemi Algı Ölçeği anketi uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen verilerin analizinde SPSS programından yararlanılarak Ortalama, Standart Sapma, Yüzde, Frekans, t Testi ve Kruskal Wallis- H testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin Ses Temelli Cümle Öğretim Yöntemine ilişkin algılarının cinsiyet yönünden benzer görüşlere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Yaş grubu bakımından incelendiğinde mesleğe yeni başlayan genç öğretmenlerin Ses Temelli Cümle Öğretim Yöntemi için kendilerini daha hazır hissettikleri belirlenmiştir. Mesleki kıdem ve mezun olunan okul türü açısından araştırıldığında benzer görüşler olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin genelinde ise Ses Temelli Cümle Öğretim Yöntemine ilişkin kendilerine yeterli seviyede eğitimin verilmediği belirtilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme algıları ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
İsa Aydoğdu
Bu çalışmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme algıları ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yapılan çalışma, tarama modellerinden biri olan ilişkisel tarama modeli niteliğindedir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 Eğitim-öğretim yılında Erzincan ili Merkez ilçesindeki 14 okulda öğrenim görmekte olan 500 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Eleştirel Düşünme Algı Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde; betimsel istatistikler, çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), ikili karşılaştırma tekniklerinden LSD testi istatistikleri, pearson moment çarpım korelasyonu ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular aşağıda özetlenmektedir.1.İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin akıl yürütme ve etraflıca düşünme algılarına ait puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın esneklik ve yorumlama algılarına ait puanlarının ise diğer algılara göre düşük olduğu görülmüştür. 2.Yüksek, orta ve düşük sosyoekonomik düzeydeki ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin akıl yürütme ve etraflıca düşünme algılarına ait puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna rağmen esneklik ve yorumlama algılarına ait puanlarının ise diğer algılara göre düşük olduğu görülmüştür. Sosyoekonomik düzeye göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. 3. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin cinsiyet değişkeni açısından eleştirel düşünme algılarına ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda kız öğrencilerin akıl yürütme, yorumlama ve etraflıca düşünme algılarına ait puan ortalamalarının erkek öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülürken, esneklik algılarına ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. 4.İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin anne/baba eğitim düzeyi değişkeni açısından bakıldığında; anne eğitim düzeyi ile eleştirel düşünme algılarına ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülürken, baba eğitim düzeyi ile eleştirel düşünme algılarına ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. 5.İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme algıları ile akademik başarıları arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin akıl yürütme, etraflıca düşünme ve yorumlama algıları ile akademik başarıları pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı, esneklik algıları akademik başarıları arasında pozitif yönde çok düşük düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. 6. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin akıl yürütme, etraflıca düşünme ve yorumlama algılarının akademik başarılarını yordadığı görülmüştür. Buna karşın ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin esneklik algısının akademik başarısını yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Düşünme, Eleştirel Düşünme, İlkokul.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin sahip oldukları öz-düzenleme becerileri ile sosyal bilgiler dersi akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Rümeysa Şeyda Yılmaz
Bu çalışmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sahip oldukları öz-düzenleme becerileri ile sosyal bilgiler dersi akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yapılan çalışmada, tarama modellerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Erzincan ili Merkez ilçesindeki 14 okulda öğrenim görmekte olan 550 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Öz-Düzenleme Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde; betimsel istatistikler, çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), ikili karşılaştırma tekniklerinden LSD testi istatistikleri, pearson moment çarpım korelasyonu ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular aşağıda özetlenmektedir. 1.İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stratejileri becerisine ait puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın yardım arama ve çaba harcama becerilerine ait puanlarının ise düşük olduğu görülmüştür. 2.Yüksek, orta ve düşük sosyoekonomik düzeydeki ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stratejileri becerisine ait puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın çaba harcama ve yardım arama becerilerine ait puanlarının ise düşük olduğu görülmüştür. 3.İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin cinsiyet değişkeni açısından öz-düzenleme becerilerine ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin cinsiyet değişkeni açısından öğrenme stratejileri ve yardım arama becerilerine ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülürken, hedef belirleme ve planlama, çaba harcama ve öz-değerlendirme becerilerine ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. 4.İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin anne/baba eğitim düzeyi değişkeni açısından öz-düzenleme becerilerine ait puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. 5.İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin hedef belirleme ve planlama, öğrenme stratejileri, çaba harcama ve yardım arama becerilerinin sosyal bilgiler ders başarılarını yordamakta olduğu görülmüştür. Ancak bu yordamanın düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin öz-değerlendirme becerisinin sosyal bilgiler ders başarısını yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. 6.İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin hedef belirleme ve planlama, çaba harcama, yardım arama ve öz-değerlendirme becerileri ile sosyal bilgiler ders başarıları arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Ancak aradaki bu ilişkinin çok düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin öğrenme stratejileri becerisi ile sosyal bilgiler ders başarıları arasında anlamlı düzeyde bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Öz-Düzenleme, Sosyal Bilgiler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin kişiler arası öz yeterlikleri ile zaman yönetimi becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Mesut Artunç
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin Kişiler Arası Öz Yeterlikleri ile Zaman Yönetimi Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Giriş ve Amaç: Günümüzde, zaman yönetimi kavramı insan yetiştirmeyi amaçlayan öğretmenler açısından düşünüldüğünde mesleğin getirdiği görev ve sorumlulukları yerine getirmek açısından önemli bir kavram olabilmektedir. Öğretmenlik açısından, öz-yeterlik kavramı ise; bu mesleğin gerektirdiği görev ve sorumlulukları yerine getirebilmek için sahip olunması gereken bilgi, beceri ve tutumları vurgulamaktadır. Bu sorumlulukları daha kolay yerine getirme noktasında zaman yönetiminin önemli bir kavram niteliği taşıdığı düşünülmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmanın amacı, Batman il genelinde görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin kişiler arası öz yeterlikleri ile zaman yönetimi becerileri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Ayrıca çalışmada öğretmenlerin zaman yönetimi becerileri ve kişiler arası öz yeterlikleri ile bazı demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma grubunu, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Batman il merkezi ve ilçelerinde bulunan resmi ortaokullar ve liselerde görev yapan 220 (94 kadın 126 erkek) beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin demografik bilgileri için araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", zaman yönetimi becerilerini belirlemek için "Zaman Yönetimi Anketi" ve kişiler arası öz yeterliklerini belirlemek için "Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin Kişiler Arası Öz Yeterlikleri Anketi" uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS 25.0 for WİNDOWS istatistik paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin zaman yönetimi becerilerinin kişiler arası öz yeterlik algılarına etkisinin olup olmadığını görmek amacıyla yapılan testlerde, cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, istihdam tipi, gelir durumu değişkenlerinde bir farklılaşma tespit edilmezken meslekteki hizmet süresi değişkeninde okul içi ilişkiler, aile ile ilgili ilişkiler ve kişiler arası öz yeterlik toplam puanında 11-15 yıl arası çalışan öğretmenlerin kişiler arası öz yeterliklerinin 5 yıl ve daha az, 6-10 yıl arası ve 16 yıl ve üzeri süredir çalışanlardan istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte zaman yönetimi becerisi ve kişiler arası öz yeterlik arasında istatistiksel olarak anlamlı derecelerde çok güçlü pozitif yönlü ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Yapılan araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: Çalışmaya katılan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin yüksek düzeyde zaman yönetimi becerisine sahip oldukları tespit edilmiştir. Aynı zamanda beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin yüksek düzeyde kişiler arası öz yeterlik algısına sahip oldukları da tespit edilmiştir. Hem zaman yönetimi hem de kişiler arası öz yeterlik ölçeklerinin kendi faktörleri arasında, ayrıca zaman yönetimi ve kişiler arası öz yeterliklerin birbirleri arasında istatistiksel olarak anlamlı derecelerde çok güçlü pozitif yönlü ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Zaman yönetimi becerisi yüksek olan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin kişiler arası öz yeterlik algılarının da yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimler: Beden Eğitimi, Kişiler Arası Öz Yeterlik, Öğretmen, Zaman Yönetimi
- Doktora TeziAçık Erişim2020Bağımsız denetime hazırlanma sürecinde kurumsal risk yönetimi sisteminin oluşturulması: İmalat işletmelerine yönelik model önerisi
Hüseyin Özyiğit
Kurumsal risk yönetimi, kurum bütününde uygulanmakta olan finansal tablolara ilişkin risk yönetim etkinliğinin, bağımsız denetçiler aracılığıyla makul güvence verilerek tespit edilmesini, sistemin kurulmasını ve uygulanma aşamasında bağımsız denetçilerin danışmanlık hizmetinde bulunmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda tezin temel amacı, bağımsız denetime tabi veya bağımsız denetime ilk defa hazırlanacak olan imalat sektöründeki işletmelerin, bağımsız denetim süreci paralelinde kurumsal risk yönetimi sistemini oluşturmalarına yönelik model önerisi geliştirerek bağımsız denetim odaklı kurumsal risk yönetimi sistemine katkı sağlamaktır. Çalışmanın hedef kitlesini; Türkiye'de faaliyette bulunan, bağımsız denetime tabi veya bağımsız denetime ilk defa hazırlanacak olan imalat sanayi işletmeleri oluşturmaktadır. Model önerisinin geliştirilmesinde; nitel araştırma kapsamında sözel model yöntemi kullanılmıştır. Sözel modeller, gerçek sistem ya da süreçleri sözle anlatırlar. Bu tür modellerde bileşenler ve ilişkiler sözcüklerle tanımlanmaktadır. Sözel modellerde doğrulamalar ancak yaklaşık olarak, nitel ifade açıklamalarla sağlanabilmektedir. Geliştirilen model, genel uygulama önerisi olup, imalat sanayi işletmelerinde kullanılabilecek bir nitelik taşımaktadır. Kurumsal risk yönetimi modelleri; işletmelerin yapısına, ihtiyaçlarına, faaliyet süreçlerine, hedeflerine, ürün ve hizmet çeşitliliğine göre farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmada imalat sanayi işletmelerinde, bağımsız denetim odaklı en iyi kurumsal risk yönetimi uygulamalarını gerçekleştirmek için gerekli teorik ve uygulama bileşenleri tanımlanarak araştırmalar yapılmıştır. Araştırmalar sonucunda, bağımsız denetim odaklı kurumsal risk yönetimi sisteminin oluşturulmasına yönelik, tavsiye niteliğinde yedi ana aşama ve bu ana aşamalara ait 60 alt aşama belirlenerek model önerisi geliştirilmiştir. Geliştirilen modelin ana ve alt aşamalarına yönelik detaylı açıklamalar yapılarak önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Cumhuriyet Senatosu ve Erzincan senatörleri
Ali Oktay
1961 Anayasasına göre yasama organı olan TBMM, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu adlı iki meclisten meydana gelen bir parlamentodur. Senato tabii üyeler, cumhurbaşkanınca seçilen üyeler ve genel oyla seçilen 150 üyeden oluşmaktadır. Türkiye siyasal hayatında 1961-1980 yılları arasında çift meclis sistemi içerisinde TBMM'de üst meclis sıfatıyla faaliyetlerini yürüten Cumhuriyet Senatosunda Erzincan da seçimle temsil edilmiştir. Bu dönemde Erzincan'da toplamda üç isim, senatör seçilmiştir. Esas itibariyle Cumhuriyet Senatosunun kuruluş sürecini ve on dokuz toplantı yılı içerisinde Erzincan Senatörlerinin faaliyetlerini konu alan bu tez çalışmasında Türkiye'de parlamentonun gelişim süreci de ana hatlarıyla ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Parlamento, Senato, Anayasa, Senatör, Erzincan
- TezAçık Erişim2020Lumbal disk herniektomi operasyonlarında uygulanmış olan total intravenöz anestezi ve inhalasyon anestezi tekniklerinin mini mental durum değerlendirme testi ve nöron spesifik enolaz düzeyi üzerine etkilerinin değerlendirilmesi
Tülay Ceren Ölmeztürk Karakurt
Amaç: Lumbal disk herniektomi operasyonlarında, genel anestezi yöntemlerinden olan total intravenöz anestezi ile inhalasyon anestezisinin postoperatif kognitif disfonksiyon üzerine etkilerinin Mini Mental Durum Değerlendirme Testi skoru ve Nöron Spesifik Enolaz düzeyine bakılarak karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız 20.02.2018-20.08.2019 tarihleri arasında Erzincan Mengücekgazi Eğitim ve Araşırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği'nde gerçekleştirildi. Elektif lumbal disk herniektomi operasyonu planlanan, 18-65 yaş arasında, ASA I, II ve III risk grubunda, 80 olgu çalışmaya dahil edildi. Hastalara operasyon öncesinde MMDT testi uygulandı, NSE çalışılması amacıyla venöz kan örneği alındı. Uygulanmış anestezi tekniğine göre hastalar T ve İ olmak üzere iki gruba ayrıldı. Grup İ 'ye idamede sevofluran uygulanmış 40 hasta, Grup T 'ye idamede remifentanil ve propofol kullanılarak TİVA uygulanmış 40 hasta dahil edildi. Hastalara postoperatif dönemde 1. saatte MMDT testi uygulandı. Postoperatif 24. saatte MMDT testi tekrar uygulandı ve NSE için venöz kan örneği alındı. Bulgular: Preoperatif MMDT skor ortalaması her iki grupta da istatistiksel olarak benzerdi. Grup T' de MMDT skoru preoperatif ve postoperatif 1. saat benzer bulunurken (p=0,539), postoperatif 24. saatte MMDT skoru her iki skordan da yüksek bulundu. Grup İ' de preoperatif ve postoperatif 24. saatlerde MMDT skoru benzerken (p=0,116) postoperatif 1. saatteki skor hem preoperatif skordan (p=0.006) hem de postoperatif 24. saat skorundan (p<0,001) düşük bulundu. Grup İ' de postoperatif serum NSE düzeyinde, preoperatif serum NSE düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı olmayan artış tespit edildi(p=0,214). Grup T' de postoperatif serum NSE düzeyinde, preoperatif serum NSE düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı düşüş tespit edildi (p=0,038). Postoperatif 1. saat ve 24. saat MMDT skoru ile postoperatif serum NSE düzeyi arasında Grup T ve grup İ' de istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Sonuç: İnhalasyon anestezisi uygulamaları operasyon sonrası 1.saatte TİVA uygulamalarına göre daha fazla kognitif disfonksiyona neden olabilir. Ameliyat sonrası 24.saatte ise her iki yöntemin kognitif fonksiyonlar üzerine olan etkileri benzerdir. Kognitif fonksiyonların değerlendirilmesinde kullanılan biyobelirteçlerden serum NSE düzeyi ölçümünün ise POKD gelişimini göstermek için yetersiz kaldığı, bu konuyla ilgili daha fazla hasta sayısı ve postoperatif daha uzun zamanlarda yapılmış ölçümlerin olduğu çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Poli-propilen elyaf katkılı betonarme döşemelerde geliştirilen deneysel tasarım modeli ile aderans boyunun belirlenmesi
Kürşad Yalçıner
Sünek davranış, yapıların sahip olması gereken en önemli deprem göstergelerinden birisidir. Betonun sınırlı çekme mukavemeti nedeniyle, üç boyutlu bir donatı olarak yapısal nano sentetik elyaflar gibi alternatif malzemeler birkaç on yıldan beri zaten artan bir popülerlik kazanmıştır. Ancak, donatı çubuklarının aderans boyuna plastik liflerin katkısı araştırılmamıştır. Nano sentetik elyaflı donatı çubuklarının aderans boyları üzerine plastik liflerin etkilerini araştırmak için deneysel bir çalışma yapılmıştır. Farklı doğrultuda gömme boylarına sahip % 0.0, 1.0 ve 1.5 olmak üzere üç farklı hacim oranında otuz üç adet beton döşeme, dört noktadan eksenel eğilme testleri uygulanarak incelenmiştir. Beton döşemelerde kullanılan üç farklı plastik lif miktarında donatı çubuklarının farklı gömme boyları için yük deplasman eğrileri, enerji yutma kapasiteleri, süneklik oranları ve aderans-donatı kayması ilişkileri elde edilmiştir. Test sonuçları, plastik liflerin yapısal davranış üzerindeki baskın etkilerinin plastik deformasyonda enerji yutma kapasiteleri olduğunu ortaya koymuştur. Plastik lifli donatı çubuklarıyla daha fazla deformasyona direnç gösterilmesinin, betonarme döşemelerin aderans boyunun azalmasıyla sünek davranış sergilediği bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Korozyona maruz kalmış betonarme döşemelerin eğilme yükü etkisindeki davranışı
Halil İbrahim Sezgin
Toplam beş adet iki doğrultulu korozyona uğramış betonarme döşemeler eksenel eğilme yükü altında test edilmiştir ve bir adet korozyonsuz betonarme döşeme ile karşılaştırılmıştır. Betona gömülü donatı çubuklarının korozyona maruz bırakılması için hızlandırılmış bir korozyon yöntemi kullanılmıştır. Eğilme dayanımı testlerinden sonra beton kırılarak ve tüm donatı çubukları çıkarılarak gerçek korozyon seviyeleri elde edilmiştir. Betonarme döşemelerin kısa ve uzun doğrultularında gerçek korozyon seviyeleri elde edilerek, betonarme döşemelerin her iki doğrultuda deneysel moment kapasiteleri, akma hattı teoremine göre belirlenmiştir. Literatürde bulunan deneysel veriler, korozyona uğramış betonarme döşemelerin moment taşıma kapasitelerinin ve göçme yüklerinin tahmin edilmesi için daha önce ve yeni geliştirilen modellerin doğrulanması için kullanılmıştır. Yürütülen deneysel çalışmalara ait sonuçlardan, betonarme döşeme numunelerinin yük taşıma ve enerji yutma kapasitelerinin daha yüksek korozyon oranı ile azaldığı anlaşılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, korozyona uğramış betonarme döşemelerin enerji yutma kapasitelerinin ve süneklik oranlarının hesaplanmasında kullanılan yer değiştirme bazlı ve/veya eğrilik bazlı yöntemler ile gerçek korozyon seviyelerinin elde edilememesi nedeniyle literatürde bulunan deneysel test sonuçlarının yanıltıcı olduğu bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Sosyal öğrenme kuramı bağlamında çizgi filmlerde arkadaşlık ilişkileri üzerinden verilen iletilerin değerlendirilmesi
Onur Kaşka
Araştırma, kitle iletişim araçlarının en güçlüsü olan televizyonlardaki çizgi filmlerin sosyal öğrenme kuramı bağlamında arkadaşlık ilişkileri üzerinden verdiği iletileri tespit etmek ve çizgi filmlerdeki arkadaşlık konusunda ilgili literatüre katkı yapmak açısından önem taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada çizgi filmlerde arkadaşlık ilişkileri açısından verilen mesajlar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma doküman analizi deseniyle yapılmıştır. 7. sınıf öğrencilerinin görüşleri alınarak Esrarengiz Kasaba, Winx Club, Rafadan Tayfa, Gumball, Harika Kanatlar, Heidi isimli çizgi filmler araştırma kaynağı olarak kullanılmıştır. Çizgi filmler betimsel analize ve içerik analizine tabi tutulmuş; kodlanarak kaydedilmiş daha sonra bu kodlar kendi arasında gruplandırılmıştır. Çalışmada yardım etme, öfke duyma, sorun çözme/çözememe, nezaketli olma, güven duyma/güvenmeme, flört etme, kural koyma, uyma/uymama, küçümseme, koruma, yalan söyleme, disiplinli olma/olmama ve şaka yapmayla ilgili mesajlar başta olmak üzere verilen diğer iletiler açıklanmıştır. Araştırmaya göre verilen mesajların çoğunlukla olumlu yönde olduğu görülmüştür. Verilen olumlu iletilerin yanında birtakım olumsuz iletilerle de karşılaşılmıştır. Bu olumsuzluklardan çocukların kendilerini koruyabilmeleri için medya okuryazarlığı eğitimi verilmeli, çocukların televizyon izleme durumları ailelerce takip edilmeli ve çizgi filmler filtreleme sisteminden geçirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Öğrenme, Medya, Çizgi Film, Çocuk, Arkadaşlık
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Kemah ilçesi ve çevresinin Eskiçağ tarihi
Yunus Karamahmut
İdari olarak Erzincan iline bağlı olan Kemah ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nde, bölgenin Yukarı Fırat Havzasında, Fırat'ın ana kolu olan Karasu Irmağı'nın açmış olduğu boğazın (Kemah Boğazı)güney yamacında kurulmuştur. Kemah ilçesi eskiçağ tarihi boyunca, coğrafi özellikleri, iklimi ve zengin yeraltı-yerüstü kaynakları nedeniyle birçok devlete ev sahipliği yapmıştır. Hayaşa, Daiaeni/ Diauehi ve Urartu Devletleri bölgede hâkim olan siyasi güçlerdir. "Kemah İlçesi ve Çevresinin Eskiçağ Tarihi" konulu yüksek lisans tez çalışmasında, elde bulunan yazılı kaynaklar ve yapılan yüzey araştırmaları ile tespit edilen kaleler ve yerleşmelerden elde edilen arkeolojik veriler doğrultusunda bölgenin İlk Tunç Çağı, Demir Çağı ve Ortaçağ kültür coğrafyalarına dahil olduğu anlaşılmaktadır. Böylece bölgenin Eskiçağ Tarihi somut delilleriyle birlikte belirli bir metot dâhilinde genel çizgileriyle yazılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Erzincan, Kemah, Urartu, Tarihî Coğrafya
