Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2020Poli-propilen fiber katkısının betonarme kirişlerde bindirme boyuna etkisi
Merve Korkmaz
Yapılar tasarlanırken bazı durumlarda betonarme yapı elemanı içerisindeki boyuna donatılar belirli uzunlukta üst üste eklenerek yapılır. Buradaki üst üste eklenen donatıların ek uzunluğuna bindirme boyu denir. Şartnamelerde uygulamada genellikle kolonlar için daha yaygın olmasına rağmen bindirme boyunun betonarme kirişlerde de yapılması gerekli olabilmektedir. Bunun için Amerika Beton Enstitüsü (ACI) şartnamesinde kolonlar için kullanılan bindirme boyunun kirişler üzerinde kullanılıp kullanılmayacağı belirli değildir. Bindirme boyu uzunluğunun ve tasarımının doğru bir şekilde yapılması özellikle yapının dayanım ve yük taşıma kapasitesi gibi mekanik özellikleri açısından oldukça önemlidir. Bindirme boyunun yetersiz olması durumunda gerilmeler donatı uçlarında yoğunlaşır ve bu durum şiddetli bir sarsıntı durumunda yapıda erken göçme gibi ciddi sorunlara neden olabilir. Betonarme taşıyıcı elemanlara poli-propilen fiber katkılar ilave edildiğinde yapının mekanik özellikleri iyileştirilerek bindirme boyu uzunluğu optimize edilebilir. Poli-propilen fiber katkılar günümüzde dayanımı yüksek, mekanik özellikleri iyi olan daha güçlü yapılar elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışmada poli-propilen fiber katkının betonarme kirişlerdeki bindirme boyu üzerine etkisi çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında 11 adet 16/ 25/ 150 cm ebatlarında betonarme kiriş tasarlanmıştır. Bu çalışmada mevcut literatürdeki denklem kullanılarak hesaplanan bindirme boyu 53 cm olup bu uzunluğun alt ve üst sınırları 11 adet betonarme kirişe farklı oranlarda (%0,0; %0,5; %1,0) poli-propilen fiber katkı ilave edilerek denenmiştir. Deneysel programda betonarme kirişler 3 ana gruba ayrılmıştır. Deneye tabi tutulan her bir betonarme kirişi için eş zamanlı olarak yük-deplasman ilişkileri ölçülmüş, her bir deney numunesi için birincil ve ikincil rijitlikler (süneklik oranı) ile enerji yutma kapasiteleri hesap edilmiş ve göçme modları elde edilmiştir. Poli-propilen fiber katkılı betonarme kirişlerde uygulanabilirlik, işlenebilirlik ve fabrikasyon açısından bindirme boyunun literatürde önerilen modele göre belirli oranlarda azaltılabileceğinin daha olumlu sonuçlar doğurduğu tespit edilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2020Betonarme kirişlerin içerisinden geçen tesisat borularının eğilme dayanımına etkisi
Emre Korkmaz
Günümüzde betonarme yapılarda genellikle elektrik enerjisinin elektrik telleri vasıtasıyla alıcılara ve/veya kumanda elemanlarına ulaştırılması ve iletkenlerin de dış etkenlerden korunması yalıtkan bir gereç olan plastik boru içerisinden geçirilmek suretiyle yapılmaktadır. Özellikle enerji dağıtım elamanlarının (sigorta kutusu, enerji panosu, dağıtım buatları gibi...) bulunduğu bölgelerde artan çapları ve sayıları ile koruma boruları betonarme kirişler içerisinde azımsanmayacak boyutta boyuna doğrultuda boşluklar oluşturmaktadır. Bu çalışmada betonarme kirişler içerisinden geçmekte olan koruma borularının, betonarme kirişlerin eğilme dayanımına etkisi araştırılmıştır. Bu araştırma için uygulamadaki şartlara haiz olacak şekilde 4 adet tam-ölçekli betonarme kirişler tasarlanmıştır. Kirişlerin birisi referans numune olarak tasarlanırken kalan 3 adet betonarme kiriş numuneleri ise sırasıyla çekme, tarafsız eksen ve basınç bölgesinde toplam 5 adet koruma borusuna sahip olacak şekilde üretilmiştir. Üretilen tüm deneysel betonarme kirişleri, yükleme sınırlarındaki eğilme momentlerinin sabit olması talebiyle 4 noktadan eksenel eğilme deneyine tabi tutularak, koruma borularının betonarme kirişlerin yapısal davranışları üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmadan betonarme taşıyıcı elemanlarda hem yeterli rijitlik hem de yeterli süneklik şartlarının yapısal açıdan herhangi bir süreksizlik oluşturmaması için uygulamada çeşitli nedenlerden dolayı kullanılması zorunlu olan elektrik tellerinin içinden geçtiği PVC (plastik) boruların oluşturduğu boyuna doğrultudaki dairesel kesitli boşlukların mümkün olduğunca tarafsız eksenden geçirilmesi gerektiği savunulmaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim20206. sınıf öğrencilerinin küresel ısınma konusundaki metaforları ve metaforik algıları
Elif Ebru Keçeci
Bu araştırmada, altıncı sınıf öğrencilerinin "Küresel Isınma" kavramına yönelik sahip oldukları metaforları belirlenmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Sivas ilinde bulunan 500 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma verileri yarı-yapılandırılmış anket formu yoluyla elde edilmiştir. Açık uçlu anket sorusu ''Küresel Isınma …………ya benzer/gibidir. Çünkü …………'' şeklindedir. Toplanan verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; öğrenciler küresel ısınma kavramı için 84 metafor üretmişlerdir. Bu kavramlar içinde üretilen metaforların yüzde olarak en fazla olan metaforların buzulların erimesi, güneş ve sıcak olduğu tespit edilmiştir. Bulgurların önceki çalışmalar ile örtüştüğü belirlenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2020Farklı foton enerjilerinde bazı mocu alaşımlarının radyasyon soğurma parametrelerinin belirlenmesi
Serkan Bilgiç
Alaşımlar, çeşitli fiziksel özelliklere sahip oldukları için teknolojinin gelişiminde önemli yere sahiptirler. Alaşımların kullanıldığı uygulamaların geliştirilmesine fayda sağlamak için alaşımların radyasyon soğurma parametrelerinin bilinmesi önemlidir. Bu çalışmada, farklı konsantrasyonlardaki MoxCu1-x (x=0,3, 0,4, 0,5, 0,6 ve 0,7) alaşımlarının bazı soğurma parametreleri (kütle soğurma katsayısı, atomik ve elektronik tesir kesitleri, etkin atom numarası, elektron yoğunluğu) 59,54-661,62 keV enerji aralığında bir HpGe yarıiletken katıhal dedektörü kullanılarak deneysel olarak hesaplandı. Ayrıca karışım kuralı dikkate alınarak WinXCOM programından teorik kütle soğurma katsayıları hesaplandı. Elde edilen teorik kütle soğurma katsayıları kullanılarak da diğer soğurma parametreleri teorik olarak elde edildi.
- Master ThesisAçık Erişim2020Birinci basamağa başvuran yaşlı bireylerde başarılı yaşlanma ile yaşam doyumu arasındaki ilişki
Gonca Aksu
Giriş ve Amaç: Başarılı yaşlanmada yaşam doyumu önemli bir belirleyicidir. Bu araştırma birinci basamağa başvuran yaşlı bireylerde başarılı yaşlanma ile yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ilişki arayıcı özellikte olan bu araştırmanın evrenini Erzincan il Merkezinde bulunan üç aile sağlığı merkezine herhangi bir sebeple Ocak 2019-Mayıs 2019 tarihleri arasında başvuran 65 yaş ve üzeri yaşlı bireyler oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, ilgili Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran araştırmaya alma/ dışlama ölçütlerini karşılayan 379 yaşlı birey araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Tanımlayıcı Soru Formu, Başarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) ile yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Bulgular: Bireylerin yaş ortalamasının 70.87±5.61 olduğu bulunmuştur. Yaşlıların BYÖ toplam puan ortalamasının 53.54±8.43, YDÖ puan ortalamasının 10.85±4.14 ve %38'inin yüksek düzeyde yaşam doyumuna sahip olduğu saptanmıştır. Sağlıklı Yaşam Biçimi, Sorunlarla Mücadele Etme alt boyut ve BYÖ toplam puan ortalaması ile YDÖ puan ortalaması arasında pozitif yönlü düşük düzeyli istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.001). Sonuç: Yaşlı bireylerin başarılı yaşlanma algılarının iyi düzeyde ve yaşam doyumu algılarının orta düzeyde olduğu ve yaşam doyumu algıları arttıkça başarılı yaşlanma algılarının anlamlı olarak arttığı saptanmıştır. Bu nedenle aile sağlığı merkezlerinde çalışan hemşirelerin yaşlı bireyleri başarılı yaşlanmaya teşvik etme ve yaşam doyumlarını arttırmaya yönelik danışmanlık hizmetleri vermeleri ve bu doğrultuda destek olmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı Bireyler, Başarılı Yaşlanma, Yaşam Doyumu, Hemşirelik
- Master ThesisAçık Erişim2020Artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanımının fen eğitiminde öğrenci başarılarına ve derse karşı motivasyonlarına etkisi
Saliha Sarıyıldız
Bu çalışmanın amacı 7.sınıf Fen Bilimleri dersi "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesinde artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanılmasının öğrencilerin akademik başarılarına ve derse karşı motivasyonlarına etkisini araştırmaktır. Çalışma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında 7. sınıfta öğrenim gören 76 öğrenci ile gerçekleştirildi. Araştırmada nicel ve nitel yaklaşımların birlikte yer aldığı karma yöntem kullanıldı. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak nicel veriler, öğrenciler ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak da nitel veriler elde edildi. Kontrol grubunda dersler MEB müfredat programının öngördüğü şekilde işlenirken, deney grubunda programın öngördüğü şeklin yanında artırılmış gerçeklik uygulamaları da eklenerek işlendi. Ön test ve son test olarak "Saf Madde ve Karışımlar Ünitesi Akademik Başarı Testi", "Fen Bilimleri Dersine Yönelik Motivasyon Ölçeği" kullanıldı. Nitel verilerin elde edilmesinde ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Artırılmış Gerçeklik Öğrenci Görüşme Soruları" kullanılarak yarı yapılandırılmış bir şekilde görüşmeler gerçekleştirildi. Araştırma sonucunda derslerde artırılmış gerçeklik öğrenme materyali kullanımının öğrencilerin akademik başarılarını ve derse karşı olan motivasyonlarını artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerle yapılan görüşmeler, derslerde artırılmış gerçeklik uygulamasının kullanılmasını eğlenceli, dikkat çekici, merak uyandırıcı ve anlamayı kolaylaştırıcı olarak bulduklarını göstermektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2020Birinci basamağa başvuran tip 2 diabetes mellitus olan hastalarda yaşam kalitesi ile umutsuzluk arasındaki ilişki
Demet Güneş
Giriş ve Amaç: Tip 2 Diabetes Mellitus kronik bir hastalıktır ve bu hastalarda düşük yaşam kalitesinde umutsuzluk etkili bir faktördür. Bu çalışma Tip 2 Diabetes Mellitus olan hastalarda yaşam kalitesi ile umutsuzluk arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma tanımlayıcı ilişki arayıcı özelliktedir. Araştırmanın evrenini Erzincan il merkezinde bulunan dört aile sağlığı merkezine Kasım 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında herhangi bir neden ile başvuran Tip 2 Diabetes Mellituslu olan hastalar oluşturdu. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyip, araştırmanın yapıldığı aile sağlığı merkezlerine belirtilen tarihlerde başvuran araştırmaya alma/ dışlama ölçütlerini karşılayan 308 Tip 2 Diabetes Mellituslu hasta araştırmanın örneklemini oluşturdu. Araştırmanın verileri Tanımlayıcı Soru Formu, WHOQOL-BREF-TR ve BUÖ ile yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Bulgular: Araştırma kapsamındaki hastaların yaş ortalamasının 64.27±10.38 yıl olduğu bulundu. Hastaların WHOQOL-BREF-TR Ruhsal alan puan ortalamasının 12.01±4.39, Sosyal alan 13.09±3.64 ve Çevre-TR alan 14.25±4.46 olarak saptandı. BUÖ toplam puan ortalaması 9.073±8.55 olarak belirlendi. WHOQOL-BREF-TR Ruhsal, Sosyal ve Çevre-TR alan puan ortalaması ile BUÖ tüm alt boyut ve toplam puan ortalaması arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.001). Sonuç: Tip 2 Diabetes Mellituslu hastaların yaşam kalitesi algılarının orta düzeyin üzerinde, umutsuzluk algılarının orta düzeyde olduğu ve umutsuzluk artıkça yaşam kalitesinin azaldığı saptandı. Aile sağlığı merkezlerinde çalışan hemşirelerin diyabetli hastaların yaşam kalitelerini artırma ve umutsuzluk düzeylerini azaltmaya yönelik rehberlik etmeleri ve destek olmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimler: Hemşirelik, Tip 2 Diabetes Mellitus, Umutsuzluk, Yaşam Kalitesi
- Master ThesisAçık Erişim2020Fen bilgisi öğretmen adaylarının grafik okuma, yorumlama ve çizme becerileri
Büşra Aydan
Bu araştırmanın amacı, Fen Bilgisi öğretmen adaylarının grafik okuma, yorumlama ve çizme becerilerinin incelenmesidir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini Eğitim Fakültesinde öğrenim gören Fen Bilgisi öğretmen adayları, örneklemini ise 4. sınıfta öğrenim görmüş, "Genel Biyoloji 1 ve 2" ve ''Genel Biyoloji Laboratuvarı 1 ve 2'' derslerini almış 62 fen öğretmen adayı oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan test kullanılmıştır. Testin birinci bölümünde öğretmen adaylarına çoktan seçmeli olarak hazırlanan 15 soru yönlendirilmiştir. Öğretmen adaylarının mevcut sorular ile grafik okuyabilme ve yorumlayabilmeleri becerilenin ölçülmesi amaçlanmıştır. İki sorudan oluşan testin ikinci bölümünde ise, öğretmen adaylarının grafik çizme becerilerinin ölçülmüştür. Ayrıca öğretmen adaylarının grafik okuma, yorumlama ve çizme konularına yönelik görüşleri alınmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının grafik okuma, yorumlama ve çizmede problemler yaşadıkları görülmüştür. Bunun düzeltilebilmesi için grafik okuma ve yorumlama süreçleri ile alakalı deneysel çalışmaların yapılması mevcut eksikliklerin daha derinlemesine incelenmesi ve çözüm önerilerinin bu çalışmalar ile genişletilmesi önerilmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2020Fen bilgisi öğretmen adaylarının gen, DNA ve kromozom kavramları için geliştirdikleri analojiler
Nurgül Çolak
Bu çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının gen, DNA ve kromozom kavramları için geliştirdikleri analojileri yapı ve çeşitlerini dikkate alarak değerlendirmektir. Araştırmada veri toplama süreci 2019-2020 öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan bir üniversitesinin Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği son sınıfında öğrenim gören toplam 65 öğretmen adayı katılmıştır. Verilerin içerik analizi yapılmış, elde edilen sonuçlar kodlanıp, frekans ve yüzdeleri belirlendikten sonra tablolaştırılmıştır. Verilerin analizi sonucunda; öğretmen adaylarının gen kavramı için 39 farklı analoji, DNA kavramı için 31 farklı analoji ve kromozom kavramı için 36 farklı analoji geliştirdikleri tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada geliştirilen analojilerin analojik ilişkilerine göre en çok yapısal analoji, analojinin soyutlama düzeyine göre en fazla somut-somut analoji, zenginlik düzeyine göre daha çok basitleştirilmiş analoji, sınırlılıklarına göre çoğunlukla belirtilmiş analojiler, analojiler sunuluş biçimine göre sıklıkla sözel analojiler olduğu elde edilmiştir. Analoji kullanımının öğretim sürecine katkısı literatürde sıklıkla görülmektedir. Bu açıdan öğretmenlerin fen derslerinde analoji kullanmaları önerilebilir.
- Master ThesisAçık Erişim2020Sosyoekonomik bakımdan dezavantajlı öğrencilerin fen ve matematik başarıları ile koruyucu faktörler arasındaki ilişki
Evren Osman Yalçın
Bu çalışmanın amacı, koruyucu faktörlerle sosyoekonomik bakımdan dezavantajlı durumda olan ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin fen ve matematik dersi akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ve ilişkisel tarama türündendir. Araştırmanın örneklemi, Doğu Anadolu'nun küçük ölçekli bir ilinin merkez ilçesinde, 12-13 yaşları arasındaki ortaokul sekizinci sınıfta öğrenim gören 250 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri; sosyal destek, okula bağlanma, bilişsel esneklik ve psikolojik sağlamlık ölçekleri ile ölçek uygulanan öğrencilerin fen ve matematik dersleri yedinci sınıf yılsonu akademik başarı notlarından oluşmaktadır. Pearson Korelasyon Katsayısına göre yapılan analiz sonucunda; okula bağlanma, sosyal destek ve bilişsel esneklik ile öğrencilerin fen ve matematik başarı notları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Psikolojik sağlamlık ölçeği ile fen bilimleri ve matematik başarı notları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Literatürdeki benzer konularda gerçekleştirilmiş olan çalışmaların sonuçlarıyla, yapılan çalışmanın sonuçlarının uyum gösterdiği görülmektedir. 2020, 106 Sayfa Anahtar Kelimeler: Akademik başarı, bilişsel esneklik, fen ve matematik eğitimi, okula bağlanma, psikolojik sağlamlık, sosyal destek, sosyoekonomik durum.
- Master ThesisAçık Erişim2020NSAIDs (Tolfenamik asit) ve pikolin türevleri ile gümüş (I) komplekslerinin sentezi, yapısal karakterizasyonu ve meme kanseri hücre hatları (Mcf-7 ve MDA-MB-453) üzerinde antikanser aktivitelerinin incelenmesi
Betül Harurluoğlu
Bu çalışmada, steroidal olmayan anti-inflamatuar ilaçlar grubunda yer alan tolfenamik asit (ana ligant) ile pikolin türevleri (yardımcı ligant: 2-pikolin, 4-pikolin) kullanılarak [Ag2(tolf)2(2-pic)2] 1 ve [Ag2(tolf)2(4-pic)2] 2 formüllü iki yeni gümüş(I) koordinasyon bileşiği sentezlendi. Sentezlenen bu komplekslerin yapıları FT-IR, elementel ve termik analiz teknikleri ile aydınlatıldı. Kompleks 1 kristal yapıda elde edildi ve tek kristal X-ışını kırınımı ile yapısı belirlendi. Kompleks 2 ise toz halinde elde edildi. Kompleks 1 ve 2 ile ilgili yapılan analiz (FT-IR, elementel ve termik analizler) sonuçlarının uyumlu olması, her iki kompleksin yapılarının benzer olabileceğini gösterdi. Yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen veriler; komplekslerin dimerik olarak, gümüş(I) iyonunun bir 2-pic, iki tolf ligandı ve diğer gümüş(I) iyonu ile bozulmuş dörtyüzlü geometride koordine olduğunu gösterdi. Yapıda tolfenamato ligandları köprü ligandı olarak davranmaktadır. Ayrıca moleküller arası Ag(I)⋯π ve π···π etkileşimleri ile yapının kararlılığının arttığı gözlemlendi. Sentezlenen komplekslerinin in vitro antiproliferatif aktiviteleri MCF-7 ve MDA-MB-453 insan meme kanseri hücre hatlarına karşı XTT metoduyla test edildi. Elde edilen verilere göre her iki kompleksinde MCF-7 ve MDA-MB-453 hücrelerinin proliferasyonunu doz bağımlı olarak azalttığı gözlendi. Kompleks 2'nin 1'e göre her iki kanser hücre hattında daha yüksek antiproliferatif aktivite sergilediği ve ayrıca her iki kompleksinde kemoterapötik ajan olarak kullanılan carboplatin ve 5-Florourasil'e kıyasla daha düşük IC50 değerleriyle istatiksel olarak çok daha yüksek antiproliferatif aktivite sergiledikleri belirlendi.
- Master ThesisAçık Erişim2020MDA-MB-453 meme kanseri hücre hattı üzerinde tamoksifen ve deinoksantinin sinerjik etkilerinin incelenmesi
Nihan Günay
Dünyada en sık karşılaşılan kanser çeşidi olan meme kanseri, ülkemizde akciğer kanserinin ardından ikinci sırayı almaktadır. Meme kanserine karşı tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde, bu patogenezin özelliklerinin daha iyi anlaşılması önemli rol üstlenmektedir. Son yıllarda progesteron reseptörü (PR), östrojen reseptörü (ER), Epidermal Büyüme Faktör reseptörü-2 (HER2) ifade düzeyleri önemli prognostik belirteçler olmuştur. Kombinasyon tedavisi son yıllarda büyük bir ivme kazanan, iki veya daha fazla ilacın veyahut yöntemin kullanılma şeklidir. Bu tedavinin en önemli faydalarından biri karsinomun aynı anda birden fazla ilaca karşı direnç gösterme olasılıkları daha düşük olacağından ilaç direnci gelişimini azaltmasıdır. Östrojen bloklayıcı ve non-steroid bir bileşik olan Tamoksifen, yaklaşık 20 yıldır hormon reseptör pozitif meme kanseri olan hastaları tedavi etmek için kullanılmaktadır. Deinoksantin, radyasyona dirençli bakteri olan Deinococcus radiodurans'ın hücre duvarında bulunan S-tabakadan izole edilen ksantin türevidir. Yapılan çalışmalarda bu ksantin türevinin bazı kanser türleri üzerinde pro-apoptotik ve anti-proliferatif etki gösterdiği belirlenmiştir. Tez kapsamında Tamoksifen ve Deinoksantin'in bir HER2 pozitif meme kanseri hücre hattı (MDA-MB-453) üzerine anti-kanser ve anti-proliferatif sinerjik etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda hücre kültürüne maddelerin tek tek ve kombinasyonlarının uygulanması sonucunda; Bax, Bcl2, Caspase 3 ve HER2 genlerinin ifade düzeyleri ve protein seviyelerinin araştırılması RT-qPCR ve ELISA yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2020Ahmed-i Dâi'nin Tıbb-ı Nebevi adlı eserinde kelime grupları
Hakan Kaya
Biz insanlara bu dünyada verilen en büyük nimetlerden birisidir kuşkusuz dil. Duygularımızı, düşüncelerimizi ve günlük yaşantımızdaki olayları karşı tarafa aktarmak için dil denen mucizenin kelimelerinden faydalanırız fakat bazen sadece kelimeler yeterli olmayabilir bu aktarım için. Bu durumda kelimeleri belli bir düzen ve kural içerisinde bir araya getirerek dil birimleri oluşturur ve iletişime devam ederiz. İşte belli kurallarla yan yana getirilerek oluşturulan bu dil birimlerine kelime grupları diyoruz. Tanımı çok basit bir şekilde ifade etsek de kelime grupları dilimizin en geniş ve en kapsamlı konularından biridir. Ayrıntılı olarak incelendiğinde derin ve karmaşık yapılar barındırır. Çalışmamızda 15. yüzyılda kaleme alınan ve peygamber efendimizin tıp alanında söylediği hadislerin yer aldığı Eski Anadolu Türkçesine ait dil özelliklerini içinde barındıran AHMED-İ DÂİ'nin Tıbb-ı Nebevi adlı eserindeki kelime gruplarının yapısal özellikleri incelenerek bir sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Çalışmamızdaki amaç Eski Anadolu Türkçesinde yer alan kelime gruplarıyla Türkiye Türkçesindeki kelime gruplarını mukayese ederek kelime gruplarının benzerliklerini, farklılarını, gelişim ve değişimini kapsamlı bir şekilde ortaya çıkarmaktır. Türkçemizin her döneminde büyük öneme sahip bu konu hâlihazırda örneklere göre yapı, kuruluş, dil ve anlatım yönünden ayrıca bir değerlendirilmiş ve elde edilen sonuçlar çalışmanın sonunda ayrıca belirtilmiştir. Çalışmamız "Giriş", "Türkiye Türkçesinde Kelime Grupları" ve "İnceleme" olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim2020Ticaret siciline tescil ve ilanın üçüncü kişilere etkisi
Zeynep Güneş
Hazırlanan bu çalışmada 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde ticaret siciline tescilin üçüncü kişiler açısından hukuki sonuçları incelenmiştir. Bu bağlamda ticaret siciline tescil ve ilanın üçüncü kişiler açısından anlam, içerik ve niteliği ile teorik temelleri açıklanmış ve aynı zamanda ticaret siciline tescil ve ilanın üçüncü kişiler açısından anlamlandırılması ve uygulanması ayrıntılarıyla incelenmiştir. Ticaret siciline tescil ve ilanın üçüncü kişiler üzerindeki etkisinin doktrin ve içtihatlardaki farklı görünümü açıklığa kavuşturulmaya çalışılmış; tüm bunlar yapılırken varılan sonuçlar öğretideki farklı görüşlere ve mümkün olduğu kadar yargı kararlarına yer verilerek somutlaştırılmıştır.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2020Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hepatit C hastalarında genotip dağılımı
Aysun Yılmaz
Giriş ve Amaç: Karaciğer naklinin birincil sebebi olan Hepatit C virus; Akut ve Kronik Hepatit C virus enfeksiyonlarına ve Kronik Hepatit C virus enfeksiyonu ise siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine neden olmaktadır. Hepatit C virusun 8 genotipi ve pek çok alt tipi vardır. Ülkemizde ve dünyada prevalansı en yüksek genotip Hepatit C virus Genotip 1b' dir. Bu çalışmada, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi' ne başvuran Hepatit C hastalarının genotip dağılımını tespit etmeyi ve farklı genotiplerdeki hastaların HCV RNA seviyeleri ve ALT seviyeleri arasında bir ilişki olup olmadığını saptamayı amaçladık. Materyal ve metot: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi' nde, Ocak 2013 ile Haziran 2019 döneminde, anti-HCV pozitif tespit edilen 77 hasta çalışmamıza alındı. Hastaların; anti-HCV antikor varlığı; kemilüminesans mikropartikül enzim immunoassay yöntemiyle, HCV RNA seviyeleri; real time polimeraz zincir reaksiyonu yöntemiyle, ALT seviyeleri; iyon seçici elektrot yöntemiyle, HCV genotip saptanması; real time polimeraz zincir reaksiyonu yöntemi ve DNA dizileme işlemleri ile yapıldı. Bulgular: Yetmiş yedi Hepatit Chastasının, 41' i erkek (%53.2) ve 36' sı (%46.8) kadın cinsiyetli olarak tespit edildi. Hastaların 62' sinde HCV G1b (%80.5), 6' sında HCV G1a (%7.8), 3' ünde HCV G3a (%3.9), 2' sinde HCV G3 (%2.6), 2' sinde HCV G2 (%2.6), 1' inde HCV G4 (%1.3) tespit edildi, 1 HCV G1 (%1.3) hastasında alt tip tespit edilemedi. Hastaların; ortalama HCV RNA seviyeleri; 1 163 143 IU/ml ve ortalama ALT seviyeleri; 68.70 U/l olarak saptandı. Sonuç: ErzincanBinali Yıldırım Üniversitesi,Mengücek Gazi Eğitim ve AraştırmaHastanesine başvuran Hepatit C hastalarında, en yüksek oranda ''Hepatit C virus Genotip 1b'' tespit edildi ve farklı genotiplerdeki hastaların HCV RNA seviyeleri ve ALT seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Anahtar Kelimeler: ALT, Hepatit C virus, Hepatit C virus genotipleri, HCV RNA.
- Master ThesisAçık Erişim2020CO gazına duyarlı Cd(OH)2 gaz sensörünün üretimi ve karakterizasyonu
Esra Demet Müezzinoğlu
Cd(OH)2 ince filmler oda sıcaklığında SILAR metodu ile cam taban malzemeler üzerine büyütüldü. SILAR tur sayısının ince filmlerin yapısal, morfolojik, elemental ve CO gazını algılama özellikleri üzerindeki etkisi sırasıyla XRD, SEM, EDAX ve gaz ölçüm sistemi ile incelendi. XRD ve SEM çalışmaları Cd(OH)2 ince filmlerin polikristal yapıda olup hekzagonal fazda kristalleştiğini ve yapısal, morfolojik özelliklerin SILAR turuna bağlı olduğunu gösterdi. CO gazını algılama ölçümleri, sıcaklık ve gaz konsantrasyonlarının bir fonksiyonu olarak gerçekleştirildi. İnce filmlerin gaz algılama özellikleri sıcaklık ile beraber arttı ve 157 oC' de maksimuma ulaştı. Cd(OH)2ince film sensörler, 157 oC çalışma sıcaklığında 50-500 ppm CO gazı konsantrasyonuna maruz kaldığında yüksek algılama tepkileri sergilediler. Optimum çalışma sıcaklığında (157 oC) ve 50 ppm CO gaz konsantrasyonunda, 30, 40 ve 50 SILAR turuna sahip Cd(OH)2 ince film sensörlerin algılama tepkileri sırasıyla %24, %40 ve %26 olarak hesaplandı. 40 SILAR turuna sahip ince filmin gaz algılama özelliğinin diğerlerinden daha iyi olduğu görüldü.
- Master ThesisAçık Erişim2020(El-Medînetü'l-Fâzıla ve Mukaddime adlı eserleri ışığında) Fârâbî ve İbn Hâldun'un medeniyet tasavvurlarının karşılaştırmalı analizi
Fatıma Aksakal
Bu tezde, İslam düşünce tarihi içerisinde medeniyet fikrinin temellerini atmış filozoflardan biri olan ve Aristo takipçisi Meşşai gelenekten gelen Fârâbî ile bağımsız bir düşünür olan İbn Haldûn'un medeniyet tasavvurları, bu tasavvurların kurumsallaştırıldıkları ana unsurlar çerçevesinde ele alınarak karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Fârâbî ile İbn Haldûn arasında dikkate değer ilk ayrım İbn Haldûn'un umrân ilmi, Fârâbî'nin ise siyaset-i medeniye esasları çerçevesinde medeniyet tasavvurlarını şekillendirmeleridir. Fârâbî'de medeniyetin merkezi olan şehrin kurucu unsuru erdemdir. İbn Haldûn'da ise kurucu unsur asabiyet ve mülkün elde edilmesiyle ortaya çıkan yönetim şekli, iktisat ve adalettir. Fârâbî'ye göre medeniyeti inşa eden toplum, mutluluğu elde etmeyi amaçlamaktadır. İbn Haldûn'da ise bu toplum, refah ve güç elde etme, her daim iktidar olma arzusu peşindedir. Fârâbî'de erdemli bir medeniyet, ancak hikmet sahibi, yenilikçi, hüküm koyan bir yönetici ile kurulur, İbn Haldûn'da ise egemenlikle; egemenlik bir medeniyette ya da mülkte yürürlükte olan yönetim şeklini ifade eder. Görüleceği üzere iki düşünür arasındaki ayrım, tesadüfi olmayıp anlayışsal ve yöntemsel bir takım farklılıklar taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Fârâbî, İbn Haldûn, İslâm, Medeniyet, Şehir, Siyaset-i Medeniyye, İlm-i Umrân
- Master ThesisAçık Erişim2020YSA, DSA ve USBÇS modelleri kullanarak günlük akım tahmini
Said Ali Hashimi
Önemi zamanla artan su kaynakların yönetimi ve kullanımı günümüzdeki en önemli haberlerden biri olmayı başlamıştır. Bu çalışmada uygulanabilir ve aynı zamanda güvenilir sonuçlar veren Yapay Sinir Ağları (YSA), Dalgacık Sinir Ağları (DSA) ve Uyarlamalı Sinir Bulanık Mantık Çıkarım Sistemi (USBÇS) günlük akım tahmini için en etkili ve yaygın olan yöntemleri kullanılmıştır. Akım tahmini için sonuçlarına etkileyen birçok parametreler mevcuttur ve bu nedenle kesin bir sonuca varmak zor olmaktadır. Ancak çalışmada kullanılan yöntemlerle ve geliştirilen modeller ile gerçeğe çok yakın sonuçlar elde edilmiştir. Modellerin performansını doğrulamak amaçlı verilerin %70'i (1996-2007) eğitmek için ve verilerin %30'u (2008-2011) test etmek için kullanılmıştır. Modellerin sonuçları birbirine yakın olmasına rağmen, DSA modeli, YSA ve USBÇS modelleri arasında en iyi performansı sergilemiştir. Bu da orijinal verilerin alt serilere ayrıştırılması, gürültülerini teşhis edilip temizlenmesi sonuçlara önemli ölçüde etkilediğini göstermektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2020Kümeleme ve anova (Varyans) yöntemleri ile Erzincan Gümüşhane ve Bayburt illerinin kuraklık analizi
Saıd Mahmood Shırzadı
Yağış eksikliği, yüksek buharlaşma ve yağışların uygun olmayan dağılımı ile karakterize edilen kuraklık iklimsel bir anomali ve önemli ekonomik, sosyal, çevresel etkileri olan bir doğa olayıdır. Yeryüzündeki su, hava ve iklim olayları üzerinde büyük etkiye sahip olmasından dolayı kuraklık, araştırmacıların en fazla ilgisini çeken konulardan biri haline gelmiştir. Aynı zamanda dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir iklim koşulunda, herhangi bir zamanda meydana gelebildiği için su kaynaklarının yönetimi konusunda da büyük önem arz etmektedir. Çünkü su kaynaklarının tasarımı ve gelişimi, su dağıtım ve iletim sistemleri, çeşitli tarımsal sektörler büyük ölçüde kuraklığın nasıl yönetildiğine ve bu doğal afetin üzerinden nasıl gelindiğine bağlıdır. Bu çalışmada da yıkıcı iklim olgusu olan kuraklık konusu ile ilgilenilmiş ve Erzincan, Gümüşhane ve Bayburt illerine ait 38 yıllık yağış ve akış verileri kullanılarak; Normal Yağış İndeksi (SPI), Yüzey Akış İndisi (SDI), Aridite İndisi (AI), Keşif Kuraklık İndisi (RDI) ve Normalin Yüzdesi İndisi (PNI) ile kuraklık durumu incelenmiştir. Tüm bu çalışmalarla birlikte kullanılan kuraklık indekslerinin istatistiksel durumunu incelemek amacıyla kümeleme analizi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yöntemleri kullanılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2020Atık polimerlerden üretilmiş U profillerin eğilme davranışının incelenmesi
Elif Mete
Hafif çelik yapı profilleri günümüzde uygulamada kolaylık ve ekonomik açıdan bizlere avantajlar sağlaması sebebiyle ülkemizde sıklıkla kullanılmaktadır. Çalışma kapsamında 1,5 m uzunluğunda 1,20 mm kalınlığında ince cidarlı 13 adet U100 hafif çelik profil kullanılmıştır. Çalışmanın amacı atık polimer malzemenin homojen bir hamur haline getirildikten sonra hafif çelik U profil kalıpların içerisine eriyik halde doldurularak oluşturulan kompozit malzemenin eğilme, kesme ve burulma davranışlarını incelemektir. Çalışma kapsamında toplamda dört grup numune elde edilmiştir: Boş profil, atık polimer, atık polimer + cam fiber çubuk,atık polimer+ karbon fiber çubuk içeren hafif çelik U profiller üretilmiştir.Çalışmada 13 adet profil üç adet boş profil, üç atık polimerli profil, iki adet atık polimer + cam fiber çubuk içeren profil, iki adet atık polimer + karbon fiber çubuk içeren profil, üç adet yedek profil olmak üzere gruplandırılmıştır. Bu şekilde oluşturulmuş kompozit kirişlerin eğilme, burulma, kesme davranışlarının incelenmesi amacıyla deneysel çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada atık polimer olarak ince öğütülmüş atık ve ham PP (Polipropilen) kullanılmıştır. Kompozit kirişlerin eğilme davranışları moment kapasitesi, rijitlik, kesit şekil değiştirmeleri ve ara yüz kayması bakımından incelenmiştir. Üretilen hafif çelik U100 profil ve eriyik halde doldurulan atık polimer düşüncesi, geri dönüşümde yenilikçi bir yaklaşım ve eğilme, kesme, burulma davranışlarında tahmin edilenin ötesinde dayanımda artış gözlemlenmiştir. Çalışmada standart çelik profillere benzer davranış gösteren hafif atık geri dönüşümlü profiller üretilmiştir.
