Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Atık polimerlerden üretilmiş I profillerin eğilme davranışının incelenmesi

    Kübra Çebi

    Günlük hayatımızı birçok noktada kolaylaştıran plastiklerin kullanımı da günden güne artmaktadır. Kullanıldıktan sonra atık haline gelen bu malzemelerin geri dönüşümünün sağlanması ve yeniden kullanılabilir hale getirilmesi ekolojik düzen açısından değerlendirildiğinde çok büyük önem ve anlam taşımaktadır. Yapılan yüksek lisans tez çalışması kapsamında atık haline gelen polimerlerden üretilen hafif çelik I profillerinin içini doldurmak suretiyle bir kompozit sistemi gerçekleştirilmiştir. Bu deneysel çalışma için 10 adet I100 hafif çelik profil üretilmiştir ve elde edilen karışım proje kapsamında hafif çelikten üretilen yedi adet I100 profile eriyik halde doldurulmuştur. Üç profil ise gerekli kıyaslamaların yapılabilmesi için boş bırakılmıştır. Profillere üçerli gruplar halinde sırasıyla atık polimerden elde edilen karışım doldurulmuştur. Ayrıca karbon fiber çubuklarla güçlendirilmiş numunelerde üretilmiştir. Söz konusu numunelerde eğilme, burulma ve kesme deneyleri yapılmıştır. Üretilen I tipli hafif çelik profil ve içini doldurmada kullanılan atık polimer felsefesi, geri dönüşüm hususunda yaratıcı bir yenilik içerirken, aynı zamanda eğilme, kesme ve burulma gibi davranışlarda beklenilenin ötesinde dayanım artışları izlenmiştir. Bu bağlamda literatür için standart çelik profillere benzer davranış gösteren hafif atık geri dönüşümlü profiller üretilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    İbn Tufeyl'in Hay b. Yakzan ve Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe adlı eserlerinin tarihsel fenomenolojik açıdan incelenmesi

    İlknur Söylemez

    Bir dini geleneği anlamak için o dini geleneğe sahip olan topluluğun folklor, mitoloji, edebiyat, sanat gibi sosyo-kültürel birikiminin bilinmesi büyük önem arz etmektedir. Zira dindar insanın veya bir dini geleneğe sahip olan kişinin eylemlerini, karşılıklı ilişkilerini, inanç sistemlerini, dini cemiyet ve kurumlarını, ritüel ve adetlerini anlama ve yorumlama noktasında etnolojik veriler kullanılmaktadır. Bu veriler ışığında bilhassa topluma ayna tutan edebi eserler insanın bireysel, toplumsal, kültürel ve Yaratıcısı ile ilişkilerinin niteliğini ortaya koyarak bir anlamda kendi medeniyetlerinin insan anlayışı ve dünya görüşünü yansıtmaktadırlar. Bu çalışmada, Hay ve Robinson modelleri çerçevesinde ortaya konan doğu ve batı kültürlerinin insana, topluma ve sosyo-kültürel hayata bakışlarını değerlendirerek, bu iki edebi metnin ardına saklı iki farklı dünyanın, alem görüşünün ve kültürünün tarihsel fenomenolojik mukayesesini yapmayı amaçladık.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Düşük sıcaklıklı jeotermal kaynağın konut ve sera ısıtmasında kullanılabilirliğinin araştırılması ve termodinamik analizi:Erzincan-Akyazı modeli

    Mustafa Alper Yerlikaya

    Enerji kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanması geçmişten günümüze en önemli konulardan birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan biokütle kullanılarak üretilen mevcut biyogaz ile düşük sıcaklıklı jeotermal kaynağın sıcaklığını artırılması, sıcaklığı artırılan jeotermal kaynağın enerjisinin konut ve sera ısıtılması için kullanılması, ayrıca aynı bölgedeki jeotermal kaplıca tesisinde kullanılması üzerine bir araştırma yapılmıştır. Erzincan-Akyazı bölgesindeki jeotermal kaynak için tasarlanan tesisin enerji, entropi, ekserji, maliyet analizleri yapılarak sistem elemanlarının ve sistemin toplamının birinci ve ikinci yasa verimleri belirlenmiştir. Sistemin toplam birinci yasa verimi η_I=50.30, ikinci yasa verimi η_II=5.55 olarak hesaplanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, Erzincan-Akyazı bölgesindeki jeotermal enerjinin biyogaz yakıtlı kazanda sıcaklığının artırılarak konut ısıtması, sera ve yüzme havuzunda kullanılarak değerlendirilmesi durumunda ısıtılabilecek konut sayısının 275 den 575'e ve sera alanının ise 27.500 m2 den 57.500 m2 ye artacağı belirlenmiştir. Tasarlanan tesisin ilk yatırım maliyetini yaklaşık olarak 83 ay içerisinde amorti edeceği hesaplanmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Erzincan'dan toplanan afitler (Hemiptera: Aphidae) üzerindeki erythraeid akarlar (Acari:Erythraeidae)

    Eyüp Efe Pamuk

    Bu çalışma, Mayıs 2018- Temmuz 2020 yılları arasında Erzincan ili ve çevresinde farklı habitatlardaki bitkiler üzerinde bulunan konakçı afitler (yaprak biti) üzerinde parazit olarak beslenen Erythraeoid akar larvalarını içermektedir. Bu kapsamda 8 farklı lokaliteden, farklı bitki örnekleri üzerinden, afit toplanmıştır. Toplanan afitler üzerinde ki beslenmiş larvalar yaşam şişesine alınarak deutonimf olması sağlanmış diğerleri ise alkole alınmıştır. Toplamda 272 parazit akar toplanmış ve 120 preparasyon yapılmıştır. Preparasyonlar incelenmiş ve Erythraeidae familyasına ait iki tür teşhiş edilmiştir; Erythraeus (Zaracarus) budapestensis Fain ve Ripka, 1998 ve Erythraeus (Erythraeus) garmsaricus Saboori, Goldarazena ve Khajeali, 2004. Ayrıca bu çalışmada, sadece larva safhasından bilinen Zaracarus Southcott (1995)' un deutonimfi elde edilmiştir. Her iki türde ülkemizden ilk defa kaydedilmiştir. Erythraeus (Zaracarus) iranicus syn. nov. Saboori ve Akrami, 2001, Erythraeus (Zaracarus) budapestensis Fain ve Ripka, 1998'un sinonimi olarak değerlendirildi. Anahtar Kelimeler: Afit, Erythraeidae, Parazit, Türkiye, Zaracarus

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Leavitt yol cebirinin endomorfizma halkalari

    Zehra Çelik Çöp

    E bir yönlendirilmiş çizge ve K bir cisim olsun. Katsayıları K cisminden alınan E yönlendirilmiş çizgesinin Leavitt yol cebirleri 2005 yılında G. Abrams ve A. Pino tarafından tanımlanıştır. Bu tezde, ilk olarak, L≔L_K (E) ile gösterilen, Leavitt yol cebirlerinin kendisi üstünde modül yapısı oluşturduğu dikkate alınarak, 2015 yılında G. A. Pino, K. M. Rangaswany and M.S. Molina tarafından verilen Leavitt yol cebirlerinin endomorfizma halkalarının halka ve modül teorisi özellikleri derlenmiştir. Ayrıca Leavitt yol cebirlerinin endomorfizma halkasının bağımlı halka olması durumunda elde edilen sonuçlar verilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlık düzeylerinin incelemesi

    Ekrem Konan

    Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin artmasıyla birlikte bilgiyi işleyen insanın bilgi işleme konusunda sahip olması gereken kazanım ve yeterlilikler artmıştır. O nedenle bireylerin sahip olması gereken bilgi okuryazarlık düzeylerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yürütülen bu çalışma da öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlık düzeylerinin incelenmesi maksadıyla yapılmıştır. Bu araştırmada, çalışmaya dâhil olan katılımcı bireylerin çeşitli değişkenlere göre bilgi okuryazarlık düzeyleri incelenmiştir. Çalışma, betimsel desende tasarlanmıştır. Programlara göre yapılan incelemede; bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi programının en yüksek, sınıf öğretmenliği programının en düşük bilgi okuryazarlık düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Çalışma bulgularına göre; yaşı daha büyük olan kişi daha fazla bilgi okuryazarıdır. Gelir düzeyi yüksek olan bireylerin bilgi okuryazarlık düzeyleri de yüksektir. Bilgi elde etme konusunda sıklıkla araştırma yaptığını belirten kişilerin daha fazla bilgi okuryazarı oldukları görülmüştür. Bilgi okuryazarlığı düzeyinin cinsiyete göre incelenmesinde; kadın ve erkek bireyler arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bulgulara göre; hedef kitlede bulunan eksiklikler belirlenerek programların eğitim-öğretim planlamalarının yeniden gözden geçirilmesi önerilmektedir. Bireylerin bilgi okuryazarlık düzeylerinin iyileştirilmesi anlamında; sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan kişilerin eğitim harcamaları konusundaki giderleri, çeşitli burs ödenekleri ile karşılanabilir. Bütün bu çerçevede bireyleri öğrenmeye teşvik eden tüm unsurlar iyi işletilerek kişilerin bilgili ve bilinçli olmaları sağlanabilir.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Güneş enerjisi destekli hibrit soğutma sistemlerinin incelenmesi

    Merve Daşdan

    Bu çalışmada; enerji kullanım verimliliğinin artırılması ve soğutma performansının iyileştirilmesi amacıyla; solar destekli hibrit soğutma sistemlerinin parametrik olarak incelenmesi, ozon tüketmeyen aynı zamanda küresel ısınmaya daha az neden olan üç farklı soğutucu akışkanın kullanıldığı geleneksel soğutma çevrimi ve solar destekli soğutma çevrimi için gerçekleştirilmiş olup enerji ve ekserji analizlerine ait hesaplamalar EES (Engineering Equation Solver) programında kod yazılarak yapılmıştır. Geleneksel soğutma çevrimi ve solar destekli soğutma çevrimlerinin COP ve kompresöre verilen iş miktarları hesaplanarak farklı üç soğutucu akışkan için ve iki farklı kolektör eğim açısında analizleri yapılarak iki sisteminde karşılaştırılması yapılmıştır. Soğutucu akışkan olarak, R134a, R1234yf ve R1234ze kullanılmıştır. Termodinamiğin birinci ve ikinci kanunları uygulanarak yapılan hesaplamalar sonucunda; geleneksel soğutma çevrimine göre R134a, R1234yf ve R1234ze soğutucu akışkanların solar destekli hibrit soğutma sistemlerinin soğutma performansına etkileri belirlenmiş ve soğutma tesir katsayısında sırasıyla %12, %11 ve %13 oranlarında COP (Performans Katsayısı) artışı görülmüştür. Sonuç olarak ise R1234ze soğutucu akışkanının her iki sistem içinde daha iyi soğutma gerçekleştirdiği ve kompresörün daha az güç gereksinimi olduğu görülmüştür.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    TiCN kaplamaların adezyon ve tribolojik özelliklerine Ta'nın etkisinin araştırılması

    Sedat Çavlan

    TiCN kaplamalar, yüksek sertlik ve tokluk gibi olumlu özellikleri nedeniyle takım ömrünü artırmak için takım çeliklerinin yüzeylerine uygulanmaktadır. TiCN'nin yapısına farklı alaşım elementlerinin ilave edilmesi mekanik ve tribolojik özelliklerinde önemli ölçüde iyileşmelere yol açmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada, AISI H13 takım çeliğinin ömrünü artırmak için; TiCN ve Ta ilave edilmiş TiCN kaplamalar kapalı alan dengesiz manyetik alanda sıçratma (CFUBMS) sistemi ile kaplanmış ve Ta'nın TiCN kaplamaların yapısal, mekanik ve tribolojik özelliklerine etkileri incelenmiştir. Kaplama sisteminde bir Ta ve bir Ti hedef kullanılmıştır. Ar, N2 ve C2H2 gaz oranları sırasıyla 20 sccm, 5 sccm ve 5 sccm'de tutulmuştur. TiCN ve Ta-TiCN kaplamalar büyütülmeden önce; yapışmayı arttırmak için H13 takım çeliği üzerine Ti:TiN aratabaka kaplanmıştır. Proseste, Ta hedef akımı 0A, 3A ve 6A olarak değiştirilmiştir. Kaplamaların yapısal özellikleri SEM, XRD ve XPS ile belirlenmiştir. Kaplamaların mekanik özellikleri nanosertlik ve çizik (adezyon) testleri ile tespit edilmiştir. Tribolojik özelliklerin (sürtünme katsayısı ve aşınma oranı) belirlenmesinde ise pin-on-disk tribotest cihazı kullanılmıştır. TiCN'ye Ta ilave edilmesi ile kaplamaların kalınlığında artma ve tane boyutunda azalma gözlemlenmiştir. Artan Ta akımı ile TiCN kaplamalarda C-C (sp3) miktarı artmıştır. Artan sp3 miktarı ile kaplamaların sertliğinde artma meydana gelmiştir. Sonuçlar artan Ta miktarının, TiCN kaplamaların mekanik ve tribolojik özelliklerini iyileştirdiğini göstermektedir. Ayrıca TiCN ve Ta-TiCN kaplamalar H13 çeliğinin mekanik ve tribolojik özelliklerini önemli ölçüde iyileştirmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Cimin üzümü yaprağı kullanılarak yeşil sentez yöntemiyle elde edilen gümüş nanopartikülünün genotoksik etkisinin kanat benek testi ile belirlenmesi

    Gürhan Bayğu

    Günümüzde nanopartiküllerin bitki özleri ile biyosentezi çok önemli bir araştırma alanı olmuştur. Yeşil sentez, hem üretimde maliyet azalması hem de çevre dostu yaklaşım nedeniyle diğer sentez yöntemlerinden bir adım öndedir. Bu nedenlerle araştırmamızda kullanılan gümüş nanopartikülünün eldesi için doğa dostu yeşil sentez yöntemi seçilmiştir. Bu çalışmada öncelikle gümüş nanopartiküller (AgNP(b)), UV-Vis spektroskopisi, X-ışını kırınımı (XRD), taramalı elektron mikroskopisi (SEM), enerji dağılım X-ışını spektrometresi (EDX) ve Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ile karakterize edilmiştir. Sonraki aşamada, kimyasal olarak üretilmiş gümüş nanopartiküller (AgNP(k)) ile Cimin üzüm yaprağı kullanılarak yeşil sentez metodu ile elde edilen gümüş nanopartiküllerin (AgNP(b)) Drosophila melanogaster'in transheterozigot larvaları üzerinde olası toksik ve genotoksik etkileri araştırılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, resesif flare (flr3) ve multiple wing hair (mwh) belirleyici genlerini üçüncü kromozomlarında taşıyan 72±4 saatlik larvalar kullanılmıştır. Larvalar, farklı konsantrasyonlarda (1,25; 2,5 ve 5 mg/mL) AgNP içeren besin ortamına alınarak kronik olarak beslenmiştir. AgNP'lerin genotoksik etkileri, uygulama sonunda larvalardan çıkan sineklerin kanat imajinal disk hücrelerindeki genetik değişimler (mitotik rekombinasyon, ayrılmama, delesyon ve nokta mutasyon) sonucunda oluşan mutant trikomlara göre değerlendirilmiştir. Mutant klon değerlendirmeleri, küçük tek tip, büyük tek tip ve ikiz klon sınıflandırmaları esas alınarak yapılmıştır. Somatik mutasyon ve rekombinasyon test yöntemiyle yeşil sentez ile elde edilen AgNP'nin genotoksik etkili olmadığı belirlenmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Hidrazinlenmiş bazı kalkon türevlerinin insan serum albumin ve model membran sistemlerdeki floresans karakteristiği

    Berat Yıldırım

    Bu tez çalışmasında hidrazinlenmiş kalkon türevi iki pirazolin izomer bileşiğinin (4,2/ 2,2) biyolojik sistemler için uygun floresans prob olma özelliği incelenmiştir. Bu amaçla 4,2 ve 2,2 izomerlerinin in-vitro model membran sistem olarak kabul edilen Sodyum Dodesil Sülfat (SDS) ve model taşıyıcı protein olan insan serum albümin (HSA) ile etkileşimleri absorpsiyon ve floresans spektroskopi tekniği kullanılarak incelenmiştir. Bu çalışma, bahsi geçen ortamlardaki floresans enerji transferi Förster teorisi ve Stern-Volmer eşitliği esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla SDS misel ortamında donör olarak 4,2 ve 2,2 pirazolin türevi moleküller kullanılırken akseptör molekül olarak Safranin T, Akridin O, Pyronin Y ve Floresin molekülleri tercih edilmiştir. HSA ortamında ise donör molekül HSA iken akseptör 4,2 ve 2,2 izomer bileşikleridir. Spektral örtüşme alanlarının uygun olduğu belirlenen donör-akseptör çiftleri için enerji transfer parametreleri ve Stern-Volmer parametreleri hesaplanmış, donör-akseptör çiftlerinin uyumu hesaplanan parametreler ile desteklenmiştir. SDS ve HSA sistemindeki enerji transferleri, Stern-Volmer ve termodinamik parametreler biyolojik sistemler için moleküllerin uyumunu ifade etmiştir. Ayrıca moleküllerin biyolojik sistem çalışmalarına uygunluğunun tespit edilmesi için sitotoksik olup olmadıkları in-vitro kanser hücre hattı çalışmaları ile araştırılmış ve her iki molekülün de toksik olmadığı tespit edilmiştir. Bu moleküllerin hücre görüntüleme tekniklerinde kullanım alanı olup olamayacağının belirlenmesi amacıyla in-vitro hücre uygulaması yapılarak konfokal mikroskop görüntüleri elde edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda da moleküllerin hücre sitoplazmasını boyadığı, dolayısıyla her iki molekülün de hücre görüntüleme proseslerinde 360 nm dalga boyunda hücre boyama amacıyla kullanılabileceği anlaşılmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Mühendislik temelli robotik uygulamalarını içeren STEM eğitiminin eleştirel düşünme ve mesleki tercihlerine etkisi

    Serap Tekin

    Bu araştırma, mühendislik temelli robotik uygulamalarını içeren STEM eğitiminin eleştirel düşünme ve mesleki tercihine etkisinin olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında ilköğretim okulunun 4.sınıfında öğrenim gören 26 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırmada eleştirel düşünme ve mesleki tercihlerindeki değişimi belirlemek amacıyla zayıf deneysel desen olan tek gruplu ön test son test deseni oluşturulmuştur. Araştırmanın verilerinin elde edilmesinde "Eleştirel Düşünme Becerileri Ölçeği" ile "Mesleki Serbest Çizim Testi" kullanılmıştır. Nicel ve nitel verileri destekleyici nitelikteki araştırmacı tarafından hazırlanan açık uçlu "Yarı yapılandırılmış görüşme formu" kullanılmıştır. 5 hafta boyunca öğrencilere mühendislik temelli robotik uygulamalarini içeren STEM eğitimi verilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda; öğrencilere de eleştirel düşünme düzeylerinde ön test- son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu mesleki tercihlerinde STEM mesleklerine yönelimlerinde olumlu yönde değişiklik gösterdiği nitel verilerinde de bu sonuçları destekleyen ifadelerin olduğu gözlenmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Eğitim fakültesindeki öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimleri ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

    Tuba Gökay

    Bu araştırmada öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimleri ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada betimsel araştırma yöntemi ve ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Sarıgöz (2014) tarafından geliştirilen "Eleştirel Düşünme Becerileri Anketi " ve Üstüner (2006) tarafından hazırlanan "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında Doğu Anadolu Bölgesinde bir devlet Üniversitesi Eğitim Fakültesinin son sınıfında öğrenim gören öğretmen adayları katılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimlerin cinsiyet ve anne eğitim düzeyi değişkenleri açısından anlamlı fark bulunamazken; öğrenim görülen bölüm ile baba eğitim düzeyleri açısından anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. Öğretmen adaylarının Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum ile cinsiyet değişkenleri açısından aralarında anlamlı farklılık bulunamazken; bölüm değişkenine göre farklılık bulunmuştur. Ayrıca, öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimleri ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Öğretmen adaylarına yönelik matematik okuryazarlığı başarı testinin geliştirilmesi ve uygulanması

    Muhammet Abdullah Balta

    Bu araştırmada ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı başarılarını belirlemeye yönelik bir başarı testi geliştirmek ve bu test ile katılımcıların başarı düzeylerini farklı değişkenlere göre betimlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yaklaşımın tarama deseni kullanılmıştır. Araştırma 2 farklı devlet üniversitesinin ilköğretim matematik öğretmenliği lisans programında öğrenim gören 211 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri araştırma sürecinde geliştirilen Matematik Okuryazarlığı Başarı Testi ile elde edilmiş ve bu testin KR-20 güvenirlik katsayısı 0,78 olarak hesaplanmıştır. Geliştirilen testin ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı başarı düzeylerini belirlemede geçerli ve güvenilir bir test olduğu belirtilebilir. Araştırma sonunda katılımcıların, matematik okuryazarlığı başarılarının orta düzeyde olduğu, bazı sınıf düzeylerine göre başarı testinden elde ettikleri puanların anlamlı olarak farklılaştığı, lise türü ve cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı belirlenmiştir. Matematik okuryazarlığı değerlendirme boyutlarından matematiksel içerik boyutunda en çok başarı belirsizlik ve veri alt başlığında, matematiksel süreç boyutunda ise en çok başarı yorumlama-değerlendirme alt başlığında gösterilmiştir. Araştırma sonunda ilköğretim matematik öğretmenliği lisans eğitiminde nicelik ve formüle etme becerilerini geliştirici öğretim etkinliklerine ağırlık verilmesi önerilebilir.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    İstanbul'un deniz kıyısına yakın yerleşim yerlerinde ağır metal birikiminin araştırılması

    Serdal Akbayır

    Bu çalışmada, dünyanın en kalabalık şehirlerinden birisi olan İstanbul'un Beşiktaş, Tuzla, Pendik, Kadıköy, Fatih ve Sarıyer ilçelerinin sahil kısımlarından toplanan P. orientalis'e ait yaprak, kabuk ile yetiştikleri toprak örneklerinde (Cu, Fe, Zn, Mn, Pb, Ni, Cd, Cr) ağır metal konsantrasyonları belirlenmiştir. Beşiktaş, Tuzla, Pendik, Kadıköy, Fatih ve Sarıyer ilçelerinin sahil bölgelerinden toplanan bitki ve toprak numuneleri laboratuvarda ön işlemlerden geçirilmiştir. Sonrasında örneklerde ağır metallerin analizi ICP-MS'de yapılmıştır. Bitki ve toprakta elde edilen veriler, SPSS 22 İstatistik Paket Programında istatistiksel olarak değerlendirilmiş olup bölgeler arasında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Yıkanmış yaprak ve yıkanmamış yapraklar arasında metal konsantrasyonu bakımından farklıklar olduğu belirlenmiştir. Elde edilen veriler incelendiğinde ağır metal kirlenmesinin genelde Tuzla bölgesinde yoğun olduğu görülmüştür. Son olarak şehirlerde yaygın olarak yetişen P. orientalis L. de ağır metal kirliliğinin tespit edilmesinde biyomonitör olabileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağır metal, Biyomonitör, İstanbul, ICP-MS, P. orientalis

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Fen bilgisi öğretiminde eğitsel dijital oyun kullanımının öğrenci akademik başarısına, bilgi kalıcılığına ve tutumuna etkisi

    Mahmut Ağırgöl

    Bu araştırmanın amacı fen derslerinde dijital oyun kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına, bilgilerin kalıcılığına ve tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırma ön test ve son test kontrol gruplu deneysel modelde yapılmıştır. Çalışma için 6. Sınıf Vücudumuzdaki Sistemler ve Sağlığı Ünitesi seçilmiştir. Araştırma kapsamında yer alan 59 (31 deney ve 28 kontrol grubunu oluşturmak üzere) katılımcıdan elde edilen veriler analiz edilmiştir. Sonuç olarak, fen eğitimde eğitsel dijital oyun kullanımının öğrencilerin akademik başarısına olumlu katkı sağladığı ve aynı zamanda kalıcılığı da olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Öğretmen adaylarının öğretim kalitesi yeterlik algılarının farklı değişkenler açısından incelenmesi

    Cüneyt Arı

    Bu araştırmanın amacı, eğitim fakültesi ve pedagojik formasyon eğitimi alan öğretmen adaylarının öğretim kalitesi yeterlik algılarını okumuş oldukları fakülte, cinsiyet, ailesinde öğretmen olma durumu, öğretmenlik mesleğinin doğuştan mı sonradan mı kazanıldığına inanma durumu, öğretmenlik eğitimi müfredatından hangi derslerin daha çok olması, okuduğu bölüm türü değişkenleri açısından incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini 346 öğretmen aday oluşturmuştur. Araştırmada betimsel taarama modeli kullanılmıştır Çalışmada veri toplama aracı olarak Taşçı ve Atar(2016) geliştirmiş olduğu 22 maddelik 5 alt boyuttan oluşan "Öğretim KalitesiYeterlik Algısı" kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre; fakülte, öğretmenlik mesleğinin doğuştan mı sonradan mı kazanıldığına inanma ve öğretmenlik eğitimi sırasında öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarında değişim değişkenlerinin öğretim kalitesi yeterlik algılarında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, okuduğu bölüm türü, öğretmenlik eğitimi müfredatından hangi derslerin daha çok olması, ailesinde öğretmen olma durumu değişkenlerine göre öğretim kalitesi yeterlik algılarında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Ortaokul matematik eğitiminde başarıyı etkileyen faktörler ve geleceğe yönelik öngörüler

    Saniye Seçme

    Bu çalışmada, ortaokul 5,6,7 ve 8. sınıf matematik dersinde başarıyı etkileyen faktörlerin bulanık bilişsel haritalama (BBH) (fuzzy cognitive mapping) yöntemiyle belirlenmesi ve bu faktörlerin güçlendirilmesi ya da iyileştirilmesi ile elde edilecek sonuçlara yönelik öngörülerde bulunmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim öğretim yılında İç Anadolu Bölgesinde bulunan bir ilin 4 farklı ortaokulunda görev yapan 24 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlere sonucu bağlanmamış (önü açık) "Matematik başarısını etkileyen faktörler, kriterler, değişkenler, şeyler nelerdir?" sorusu sorulmuş ve düşüncelerini ifade etmeleri istenmiştir. Soruya verilen cevaplar değişkenler olarak kabul edilmiş ve öğretmenlerden değişkenleri (cevapları) listelemeleri ve bu değişkenler arasındaki ilişkileri [-1,1] aralığındaki (-çok, -orta, -az, sıfır, +az, +orta, +çok) değerlerle ilişkilendirmeleri istenerek harita çizimleri tamamlanmıştır. Bu şekilde elde edilen BBH'ların yapısal analizi sonucunda toplam 67 değişken belirlenmiş ve bu değişkenlerden en merkezi değişkenlerin öğrencinin matematiksel zekâsı, ailenin ilgisi, ailenin sosyo-ekonomik durumu, öğrencinin matematiğe karşı tutumu, müfredatın zorluğu, düzenli ders çalışma ve konu tekrarının olduğu belirlenmiştir. BBH'ların sinir ağları simülasyonları sonucunda en merkezi değişkenlerden öğrencinin matematiksel zekâsının geliştirilmesi ile matematiği yapamama korkusunun, matematiğe karşı tutumunun iyileştirilmesi ile yine matematiği yapamama korkusunun azalacağı ve matematiksel zekasının gelişeceği; ailenin sosyo-ekonomik durumunun pozitif manada iyileştirilmesi (geliştirilmesi) ile ise matematiği yapamama korkusunun, müfredatın zorluğunun azalacağı ve matematiksel zekasının gelişeceği öngörülmüştür.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    Hidrotermal sentez yöntem ile farklı sürelerde büyütülen V2O5 MOS sensörlerinin h2s gazına duyarlılıklarının incelenmesi

    Mert Karademir

    Bu Tez çalışmasında, özellikle maden, petrol ve doğal gaz sektörlerinde kullanılacak gaz sensör sisteminde algılayıcı yüzey olarak görev yapacak V2O5 nanoyapılar, Hidrotermal Sentez Yöntemi ile cam taban malzemeler üzerine büyütüldü. Büyütme parametreleri (büyütme süresi, büyütme sıcaklığı, çözeltiler, çözelti pH değeri ve asitler) değiştirilerek üç faklı tür (SN, SO ve HN-PVP kodlu) olarak büyütülen V2O5 nanoyapıların yapısal, morfolojik, elemental, optik ve H2S gaz algılama özellikleri sırasıyla XRD, SEM, EDAX, UV-VIS spektrofotometre ve gaz ölçüm sistemi ile incelendi. XRD ve SEM çalışmaları nanoyapıların polikristal yapıda olduğunu ve monoklinik V2O5 fazında kristalleştiğini,cam taban malzemelerin yüzeyinde nano çubuk, nano tel, nano top, nano plaka yapıları içeren yoğun bir kaplamanın olduğunu gösterdi. V2O5 nanoyapıların EDAX analizi, nanoyapıların stokiyometrik olarak büyüdüğünü ve nanoyapıların yüzeyinde V, O elementlerinin varlığını doğruladı. Oda sıcaklığında yapılan optik soğurma ölçümleri, nanoyapıların yasak enerji aralığı değerlerinin büyütme süresine ve büyütme sıcaklığına bağlı olarak değiştiğini gösterdi. Büyütme parametreleri değiştirilerek yapılan eniyileme işlemleri ve bu ölçümler sonucunda, HN-PVP kodlu V2O5 nanotel network yapılı sensör 50 oC altındaki çalışma sıcaklığında (42 oC) 10-50 ppm seviyesinde H2S gazını algılama yapabilen eniyilenen sensör olarak belirlendi. Eniyilenen sensör için sekiz farklı nem değerinde H2S gazı için gaz algılama ölçümü yapıldı. Ayrıca, eniyilenen sensör için kontrol grubu gazları için gaz algılama ölçümü yapıldı.

  • Master ThesisAçık Erişim2020
    TiO2/Ag:ZnO nanokompozit malzemelerin sentezi, karakterizasyonu ve fotokatalitik aktivitelerinin incelenmesi

    Cihan Gökçe

    Bu tez çalışmasında TiO2/Ag:ZnO Nanokompozit malzemeler elde edilmiş olup, bu mühendislik malzemesinin, Rhodamine B boya kullanılarak fotokatalitik aktivitesi incelenmiştir. İlk olarak Elektrokimyasal yöntem tekniklerinden olan Anodic Oksidasyon yöntemi ile titanyum üzerine nantüpler oluşturulmuş ve TiO2 elde edilmiştir. SEM de görüntüleri incelenmiş ve nanotüpler gözlemlenmiştir. Daha sonra hegzahidrat çözeltisi hazırlanmış ve bu çözeltiye %1, %3, %5, ve %7 oranlarında Gümüş (Ag) katkılanmıştır. Daha sonra Hexamethylenetetramine C6H12N4 çözeltisi hazırlanmış ve bu çözelti ile gümüş katkılı hegzahidrat çözeltisi karıştırılarak deney için gerekli asıl çözelti elde edilmiştir. Hazırlanan TiO2 malzemeler sırasıyla %1, %3, %5 ve %7 kakılı çözeltiler ile kaplanarak TiO2/Ag:ZnO mühendislik malzemesi elde edilmiştir. İnce film analiz yöntemlerinden olan SEM ve XRD incelemeleri yapılmış olup katkılanan gümüş miktarı EDAX analizi ile incelenerek katkılama doğruluğu teyit edilmiştir. Elde edilen bu TiO2/Ag:ZnO malzemeler hazırlanan bir endüstri boyası olan 2 ppm Rhodamine B boya içerisine konulmuş ve ardından UV ışığa maruz bırakılmıştır. Daha sonra UV Spektrometre cihazı ile ölçümler alınarak bir TiO2/Ag:ZnO malzemesinin bir endüstri boyası olan rhodamine b boyasını deneysel olarak parçalayarak fotokatalitik performans gösterdiği görülmüştür.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2020
    Türkiye'de yayılış gösteren bazı otbiçen (Arachnida: Opiliones) türlerinin 16S rRNA ve mitokondriyal sitokrom oksidaz I (COI) genlerine dayalı moleküler analizi

    Pınar Kurt

    Moleküler yöntemler, farklı taksonlara ait organizmaların tanımlanmasında ve filogenetik ilişkilerinin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Mitokondriyal genoma ait olan SOI ve 16S rRNA genleri, DNA barkod bölgelerindendir. Çalışmada; Türkiye'de yayılış gösteren Nemastomatidae, Sclerosomatidae ve Phalangiidae familyalarına ait bazı otbiçen türlerinin moleküler özellikleri, SOI ve 16S rRNA genleri kullanılarak araştırıldı. Çalışmada, 17 türe ait 127 birey incelendi. Sanger-Coulson metodu ile elde edilen nükleotid dizileri Finch TV 1.4 programında görüntülendi. Diziler, Codon Code Aligner V.8.0:2 programı ile analiz edildi. Çift yönlü olarak dizilenen bilgiler Fasta formatında kaydedildi. Mega 7.0.26 programında Neighbor joining yöntemi kullanılarak soy ağaçları oluşturuldu ve genetik mesafe belirlendi. Nelima pontica Charitonov, 1941 türüne ait haplotipler için median joining Network analizi yapıldı. 16S rRNA gen bölgesi için çalışılan 9 bireye ait 5 haplotip ve SOI gen bölgesi için ise çalışılan 4 bireye ait 3 haplotip belirlendi. Filogenetik analiz sonuçlarına göre 16S rRNA gen bölgesine ait verilerin, SOI gen bölgesine ait verilerden daha fazla morfolojik verileri desteklediği görüldü.