Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2019İşgörenlerin motivasyonu ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki: Erzincan ve Erzurum'daki üç, dört ve beş yıldızlı otellerde bir çalışma
İbrahim Erhan Canbaba
Bu çalışma, otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin iş motivasyonu unsurlarıyla örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi saptamak ve iş motivasyonunun örgütsel bağlılık üzerinde bir etkisinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada betimleyici tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem olarak Türkiye'nin önemli kış turizm merkezlerinin bulunduğu Erzincan ve Erzurum illerinde yer alan üç, dört ve beş yıldızlı otel işletmeleri seçilmiştir. Çalışma 2018 mayıs ayında gerçekleştirilmiştir. Erzincan il merkezinde bulunan üç ve dört yıldızlı toplam 7 adet ve Erzurum il merkezinde bulunan üç, dört ve beş yıldızlı toplam 9 adet otel işletmesinde aktif hizmet veren 256 işgörene ulaşılmıştır. Araştırmanın analizi için gerekli olan veriler anket formu ile elde edilmiştir. Anket formu üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, kişisel bilgiler, ikinci bölümde örgütsel bağlılık, üçüncü bölümde iş motivasyonu anketi yer almaktadır. Anket ile elde edilen veriler SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz için temel betimsel istatistikler, t-Testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. IV Korelasyon analizi sonuçlarına göre motivasyon ile örgütsel bağlılık arasında pozitif, yükseğe yakın düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiş ve işgörenlerin motivasyonu ile örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı pozitif bir ilişkinin var olduğu %5 önem seviyesinde kabul edilmiştir. Motivasyon ile örgütsel bağlılık arasındaki neden sonuç ilişkisini belirlemek üzere yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre ise; motivasyonun, örgütsel bağlılık üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ve motivasyonun örgütsel bağlılık düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılıklarının ve iş motivasyonlarının kontrol değişkenlerine (demografik özellikler) bağlı olarak değişip değişmediğini belirlemek için t-Testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Bulgulara göre, örgütsel bağlılık ve motivasyon sonuçlarının kontrol değişkenlerine bağlı olarak değiştiği; işgörenlerin motivasyonlarının ve örgütsel bağlılıklarının demografik özelliklerine göre kısmen anlamlı farklılıklar gösterdiği sonucuna varılmıştır. Araştırma sonucunda işgörenlerin motivasyonlarının yüksek, örgütsel bağlılıklarının yüksek; motivasyonları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin ise pozitif olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, Örgütsel Bağlılık, Otel, Erzincan, Erzurum
- Master ThesisAçık Erişim2019Bireylerin duygu düzenleme stratejileri ve yaşam doyumlarına göre şema modlarının incelenmesi
Bekir Bitmiş
Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin duygu düzenleme stratejileri ve yaşam doyumuna göre şema modlarının incelenmesidir. Bu araştırmanın çalışma grubunu; 2018-2019 Eğitim/Öğretim yılında Kahramanmaraş ilinde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Avşar Kampüsü'nde öğrenim görmekte olan 18 yaş üstü uygun örnekleme yöntemiyle seçilen toplam 489 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma iki ya da daha fazla değişken arasındaki değişimin varlığını (ilişkisel) ve var olan durumu belirlemeyi amaçladığından (betimsel) karma yöntem modelinde gerçekleştirilmiştir. Dolaysıyla bu çalışmada hem ilişkisel hemde betimsel yöntemler kullanıldığı için karma yöntem modelinde olduğu ifade edilebilir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ), Young Şema Ölçeği-Kısa Form3 (YŞÖ), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Duygu düzenleme stratejileri ile ilgili ele alınan bağımsız değişkenlerin düzeylerine göre oluşturulan grupların bağımlı değişken puanlarının anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla ilişkisiz (bağımsız) örneklemler için t testi kullanılmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar, duygu düzenleme stratejileri ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler çarpımı korelasyon analizi yapılmıştır. Duygu düzenleme stratejileri ve yaşam doyumu değişkenlerinin şema modlarını yordama düzeylerini belirlemek için regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre duygu düzenleme stratejileri ve yaşam doyumu birlikte erken dönem uyumsuz şemaları yordamaktadır. Ayrıca erken dönem uyumsuz şemalar duygu düzenleme stratejilerine göre farklılaşmaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim2019Çubuk formundaki ZnO filmlerin sentezi ve karakterizasyonu: Na, K, Ca iyon katkısının etkisi
Hatice Kübra Bölükbaşı Çıplak
Bu tez çalışmasında; Çinko Oksit (ZnO) yapılar kolay ve hızlı bir sentezleme tekniği olan Kimyasal Banyo Biriktirme (CBD) tekniği ile sentezlenmiş, Na, K, Ca katkısının yapı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. ZnO filmlerin XRD, SEM, XPS, UV-Vis analiz sonuçları ile kristal yapısı, morfolojisi, elemental bileşimi, optik özellikleri ortaya konulmuştur. Ayrıca ZnO yapıların hidrofobik-hidrofilik doğası ile fotokatalitik özellikleri araştırılmıştır. Sonuçlara göre, çinko iyonunun, iyonik çapına yakın değere sahip olan sodyum iyonu başarılı bir şekilde yapıya katkılanmıştır. Ayrıca, sodyum katkısı ile yapının enerji bant aralığı kayda değer miktarda artmıştır. Potasyum iyonu katkısı ise K2O oluşumuna sebep olmuştur. Bununla birlikte, kullanılan teknik ile kalsiyum iyonunun yapıya katkılanmadığı görülmüştür.
- Master ThesisAçık Erişim2019Kamu Denetçiliği Kurumu ve bilinirliği: Erzincan örneği
Haticenur Arslan
Kamu yönetiminde meydana gelen birtakım gelişmeler hali hazırdaki kurumların değişmesini ya da yeni kurumların kurulmasını zorunlu kılmıştır. Yönetimin bu denli genişlemesi ve bu duruma ek olarak yönetişim kavramının yakın zamanlarda ortaya çıkarak birey odaklı yönetimin uygulanmaya koyulması, 19. yüzyılda hayata geçirilmiş bir kurumun günümüzde tekrar yaygınlık göstermesine neden olmuştur. Söz konusu kurum, üzerinde hala birtakım tartışmaların olduğu ombudsmanlık kurumudur. Ülkemizde 6328 sayılı yasa ile kurulan ve faaliyetlerini sürdüren yargı dışı bir denetim mekanizması niteliği taşıyan Kamu Denetçiliği Kurumunun amacı etkili ve bağımsız bir şikayet mekanizması oluşturmaktır. Kurum, sadece vatandaşın yapmış olduğu görev kapsamına dahil olan şikâyet başvuruları üzerine harekete geçip inceleme ve araştırma yetkisine sahip bir mekanizmadır. Lakin kurumun başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmesi için vatandaş tarafından bilinirliğinin yüksek olması şarttır.Üç bölümden oluşan ''Kamu Denetçiliği Kurumu ve Bilinirliği: Erzincan Örneği'' adlı çalışmanın ilk bölümünde dünya genelinde ombudsmanın tanımı, tarihçesi, türleri, özellikleri ve işlevleri açıklanmaktadır. İkinci bölümde, Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu'nun kurulması ve bugünkü haline gelene dek sunulan bilimsel raporlar, siyasi parti tavsiyeleri, kalkınma planları, sivil toplum kuruluşlarının tavsiyeleri, yasa tasarıları ve son halini veren 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kanununa kadar ki oluşum sürecine değinilmiştir. Ve son olarak çalışmanın ana bölümü olan üçüncü kısımda ise en düşük başvuru oranına sahip olan Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki Erzincan merkez ilçede bulunan vatandaşların, yapılan geniş ölçekli anket çalışmasıyla Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili düşünceleri ortaya koyularak bilinirlik oranının saptanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi esas alınmış ve veri toplamak üzere ölçekli kapalı uçlu sorularla anket yönteminden yararlanılarak basit tesadüfi örnekleme yöntemi seçilmiştir. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi seçilmesinin sebebi ise ana kütlede konuya ilişkin eşit bir katılım gözlemlenmek istenmesidir
- Master ThesisAçık Erişim2019Letâif-i Rivâyât'ın fikir dünyası
Sümeyye Anıl
Tanzimat devrinde edebî eserler, halkın birçok hususta aydınlatılmasına katkıda bulunan araçlardan biri olmuştur. Bu dönemde yayımlanan eserler topluma aktarılacak pek çok fikre sahiptir. Sanatçılar eserlerini toplumu gözeterek yazmışlardır. Tanzimat devri yazarlarından Ah¬met Mithat Efendi eserleriyle topluma fikirlerini aşılamayı hedefleyen bir sanatçıdır. Muharririn yirmi dokuz hikâye ve bir tiyatrodan oluşan Letâif-i Rivâyât adlı eseri de dev¬rine hitap eden ve devrini aşan birçok fikri içinde barındıran ve toplumu birçok noktada aydınlatan bir eserdir. Bu çalışmada Letâif-i Rivâyât dizisinde yayımlanan hikâyelerle aktarılmak istenen; eğitim, kadın, çocuk, esaret, şahsi hürriyet, ekonomi, aile ha¬yatı gibi kavramlara değinen yazarın fikirleri ortaya konulacaktır. Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat Efendi, Hâce-i Evvel, Letâif-i Rivâyât, fikir, hikâye.
- ThesisAçık Erişim2019D vitamini ve vücut kitle indeksi arasındaki ilişki
Çetin Ergül
D vitamini eksikliğinin tüm dünyada görülen ciddi bir sağlık sorunu olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. Özellikle D vitamini eksikliği ve obezite dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Yapılan çalışmalarda D vitamini eksikliği ile obezite arasındaki ilişkiye bakılmış ve ters ilişki saptanmıştır. Bu çalışmada ilaveten demografik özellikler ile D vitamini arasındaki korelasyonun da belirlenmesi amaçlanmıştır. Vücut kitle indeksi, fiziksel aktivite düzeyi, cinsiyet, medeni durum, işe gitme şekilleri, D vitamini desteği alma durumu, D vitamini içeren besinler tüketme durumu ve tüketim miktarı, gün ışığından günlük faydalanma süresi, mevsimsel güneş ışığına maruz kalma durumunun D vitamini düzeyini etkilediği tespit edilmiştir. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi iç hastalıkları bölümünde Ekim 2018 - Mart 2019 tarihleri arasında yapılan bu kesitsel çalışmaya toplam 18 yaşında ve 207 hasta dahil edilmiştir. Daha önceden tanısı konulmuş herhangi bir kronik hastalığı olanlar çalışmaya alınmamıştır. Hastalara temel etik değer ve ilkelere bağlı kalınarak, fiziksel aktivitelerini ve genel özelliklerini değerlendirmek amacıyla anket formu uygulanmıştır. Vücut kitle indeksi hesaplanarak önceden istenilmiş serum vitamin D düzeylerine bakılmıştır. Çalışmamıza katılanların D vitamin düzeyleri ile fiziksel aktivite düzeyi ve süresi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu, hastaların ağırlığı ve Vücut Kitle İndeksleri (VKİ) ile arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. Ağırlık ve VKİ'leri arttıkça D vitamini düzeyleri azalmakta, hastaların fiziksel aktivite düzeyleri arttıkça D vitamini düzeyleri de artmaktadır. Aralarındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmaya katılan erkek hastaların fiziksel aktivite düzeylerinin ve D vitamini düzeylerinin kadın hastalara göre daha fazla olduğu ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı bulunduğu saptandı (p<0,05). Çalışmaya katılanlardan ev hanımı olan hastaların fiziksel aktivite düzeylerinin düşük olduğu ayrıca çalışmaya katılanlardan vi işe giderken toplu taşıma araçlarını kullanan hastaların da D vitamini düzeylerinin düşük olduğu ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi. D vitamini içeren besinler tüketen ve tüketim miktarı çok olan hastaların fiziksel aktivite düzeylerinin ve D vitamin düzeylerinin destek almayanlara göre daha yüksek olduğu ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu. Gün ışığına 60 dakikadan fazla maruz kalan hastaların D vitamini ve fiziksel aktivite düzeylerinin fazla olduğu; ayrıca 23 Mart-23 Eylül ayları arasında saat 10.00-15.00 arası direkt olarak güneş ışığına maruz kaldığını belirten hastaların D vitamini düzeyi ve fiziksel aktivite düzeylerinin ortalamalarının, maruz kalmadığını belirten hastalara kıyasla daha yüksek olduğu ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi. Sigara içmeyen erkek hastaların serum D vitamini düzeylerinin içen erkek hastalara kıyasla yüksek olduğu ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi. Evli olan hastaların D vitamin düzeylerinin bekârlara kıyasla daha yüksek olduğu ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi. Çalışmaya katılanların yaşları arttıkça, VKİ'lerinin de artmış olduğu ve evli bireylerin bekârlara oranla VKİ'nin daha yüksek olduğu bulunmuştur ve aralarındaki farkın istatiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak; çalışmamızda D vitamini yetersizliği ve eksikliğinin çalışılan hasta grubunda oldukça yüksek oranda olduğu, 25-hidroksivitamin D3 ( 25(OH)D3 ) serum düzeyi ile VKİ ve fiziksel aktivite düzeyi arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu saptandı.
- Master ThesisAçık Erişim2019Halit Ziya Uşaklıgil romanlarında aidiyet ve kimlik
Erhan Göktürk
Edebiyatımızda Batılı tarzda ilk başarılı romanların yazılması ve türün teknik özelliklerinin gerçek anlamda belirginleşmesi Halit Ziya Uşaklıgil ile başlamıştır. Bu çalışmada Halit Ziya Uşaklıgil'in romanlarını aidiyet ve kimlik bağlamında inceleyerek belirlediğimiz aidiyet ve kimlik başlıklarından hareketle bu kavramların romanlardaki izleri tespit edilmiştir. Halit Ziya'nın romanlarında düşünce ve davranışlardan hareketle kahramanların millî aidiyet duygusundan uzaklaştıklarını görmekteyiz. Romanlarda dinî göstergelerin az olması, birkaç kişi dışında kahramanların dinî anlamda davranışlar sergilememeleri karakterlerin dinî aidiyetinin kırıldığını göstermektedir. Mesleki aidiyet duygusundan uzak, mesleklerinden bağımsız olan kadın ve erkek tipolojisinde cinsiyet yönüyle aidiyet duygusu da cinselliği ön palana çıkaran davranışların yoğunluğu ile verilmiştir. Ancak kişilerin cinsel rollerinde herhangi bir sapma görülmez, aşırı uçlardaki cinsiyet kimliklerine de rastlanmaz. Halit Ziya'nın roman kişileri, Batı kültürünün etkisiyle millî kimliklerinden uzaklaşmış, kadın-erkek ilişkileri yönüyle yozlaşmış bir ahlaki kimliğe sahip karakterlerdir. Birkaç yaşlı kadın dışında dinî kimliğinden soyutlanmış kahramanların bazıları idealize edilmiş meslekleri bazıları da mevcut şartların yönlendirdiği meslekleri tercih etmişlerdir. Cinsiyet açısından farklı tipolojiler oluşturan kadın ve erkekler daha çok Batılı hayat tarzını benimsemiş kimliklerdir. Bu nedenle Halit Ziya'nın romanlarında Batılı unsurlara, düşüncelere ve davranış şekillerine sıklıkla yer verilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim20192611 numaralı eğin (Kemaliye) kazası nüfus defteri: Müslim nüfusun transkripsiyon ve değerlendirmesi (H-1256/M-1841)
Osman Gürcan
Osmanlı Devleti'nin kayıt sistemi; Tahrir Defterleri ile başlamış olup Avarız kayıtları, Temettuat Defterleri ile bu sistem devam etmiştir. Bunların neticesi olarak XIX. yy.'da yapılmaya başlanan nüfus sayımları ile de Nüfus Defterleri ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti'nde modern anlamda ilk nüfus sayımı 1831 tarihinde yapılmıştır. Bu tarihten önce çeşitli dönemlerde vergilendirme amacıyla sayımların yapıldığı görülmektedir. Bu sebeple, yapılan ilk sayımlar, sayımın yapıldığı bölgenin genel yapısı hakkında detaylı bilgiler içermemektedir. Ancak 1831 yılından itibaren yapılan nüfus sayımları neticesinde elde edilen defterler; dönemin sosyo-ekonomik, idari ve demografik yapısı hakkında oldukça önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Bu çalışma, 1841 tarihli ve 2611 numaralı Eğin (Kemaliye) Kazası'na ait nüfus defterinin derinlemesine tahlil ve analizi sonucunda elde edilmiştir. Buna göre defterde kayıtlı Müslüman erkek nüfusun; isimleri, lakapları, unvanları, meslekleri, yaşadıkları hastalıklar, sosyal statülerini belirten unvanlar, yaşları, askerlik durumları ile sair özellikleri ele alınmıştır. Bu bağlamda defterin transkripsiyonu yapıldıktan sonra buradan elde edilen veriler, konu bütünlüğüne katkı sağlayacak şekilde tablolar halinde verilmiş ve okuyucunun hizmetine sunulmuştur.
- Master ThesisAçık Erişim2019Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçu
Mustafa Albakır
Hırsızlık suçu kısaca, başkasına ait taşınır bir malın, zilyedinin rızası olmaksızın bulunduğu yerden yarar sağlamak maksadıyla alınması olarak tanımlanmaktadır. Hırsızlık suçunun, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi halinin, korunan hukuksal yarar, eylemin mağdur üzerinde bıraktığı olumsuz psikolojik etki, güvenlik duygusu gibi gerekçelerle kanun koyucu tarafından ağırlaştırıcı nitelikli hal olarak düzenlendiği görülmektedir. Hırsızlık suçu yeni ortaya çıkmış bir suç tipi değildir. Neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan bu suçun tarihsel gelişimi hakkında da bilgi verilmeye çalışılmış olup, genel olarak hırsızlık suçu açıklandıktan sonra çalışmamızın konusu olan nitelikli hali üzerinde durulmuş, hem 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndaki düzenlemelere yer verilerek, Yargıtay kararları ışığında değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmada öğretideki farklı görüşlerle birlikte Yargıtay uygulamaları çerçevesinde konular incelenmiştir. İlk bölümde hırsızlık suçunun tanımı, korunan hukuki yarar, benzer suçlarla karşılaştırılması, tarihi gelişimi; ikinci bölümde, suçun unsurları ve özel görünüş biçimleri; üçüncü bölümde ise çalışmamızın konusu olan nitelikli halin ayrıntısıyla üzerinde durulmuştur.
- Master ThesisAçık Erişim2019Kur'ân-ı Kerîm'de kadın modelleri
Fatma Betül Bayata
Son ve evrensel ilâhî çağrı olan Kur'ân-ı Kerîm, insanlığın yarısını teşkil eden kadın hakkındaki genel tasavvuru yeni bir anlama kavuşturmuştur. Bu çalışmada İslâm'dan önceki ve sonraki dönemler bağlamında kadına biçilen değerin tarihsel süreci, kadın problemleri ve Kur'ân'ın kadına bakışı araştırılmıştır. Tarih boyunca sömürülen, mağdur edilen, hatta insanlığı tartışılan kadın; vahiy medeniyeti ile hukuki, sosyal ve ekonomik düzlemde bir statü kazanmıştır. Kur'ân-ı Kerîm, tüm insanlığın istifadesine sunmak üzere örnek yaşam hikâyeleri ihtiva etmekte, böylece yapılması ve kaçınılması gereken davranışları somutlaştırmaktadır. Çalışmamızda, kimlik bunalımının kaçınılmaz olduğu modern çağda, Müslüman kadın şahsiyetine rehberlik etmesi amacıyla Kur'ân'ın işaret ettiği bazı kadın prototipleri incelenmiştir. Hz. Havvâ ile kadının itibarını iade eden Kur'ân, Hz. Meryem ve Firavun'un eşini rol model olarak sunmaktadır. Hz. Nûh ve Lût un eşleri ile Azizin eşi Züleyha'yı ise birer ibret levhası ve olumsuz örnek olarak göstermektedir. Kur'ân'ı Kerîm, böylece insanın tüm psikolojik tutumlarına hitap etmektedir. Anahtar Kelimeler: Kur'ân-ı Kerîm, İnsan, Kadın
- Master ThesisAçık Erişim2019Hûd Sûresi'nin konulu tefsiri
Zehra Daştan
Kur'ân-ı Kerîm'de geçen kıssalar, ibret almamız için bizlere bildirilmiş tarihî gerçekliği olan olaylardır. Bu olaylarda iyi ve kötünün modelleri karşımıza çıkar. Allah'a şirk koşmamak, nimetler karşısında nankörlükte bulunmamak gibi konular gündeme gelir. Burada en çok karşımıza çıkan konulardan biri de, kavimlerin vahiy karşısındaki inkârları ve nankörlükleri sebebiyle karşılaştıkları cezalardan biri olan helâktır. Kur'an'da Nûh, Âd, Lût, Semûd, Medyen ve Eyke kavimlerinin helâkı anlatılmıştır. Hûd suresi de geniş ölçüde peygamber kıssalarından ve kavimlerin helâkından söz eder. Bu sûrede kıssalar ve helâkın yanı sıra ağırlıklı olarak Allah'ın varlığı, birliği, O'nun iradesinin peygamberler aracılığıyla vahyedildiği gerçeği, Kur'an'ın mûcize oluşu, öldükten sonra dirilme, hesap ve âhiret hayatıyla ilgili konulara yer verilmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2019Endülüs mersiyesinin tercüme ve tahlili
Saad Yusuf Jasim
Endülüs tarihi, Müslümanlar için ibret verici mühim bir tarihi vakadır. Milletler bu gibi tarihi vakaları edebiyatlarıyla gelecek nesillere aktarır, şiirleştirir ve destanlarştırırlar. Endülüs mersiyesi de İslâm âlemi için hüzünlü bir tarihi olayı aksettirir. Büyük bir coğrafya parçasının elden çıkışının, bir devlet ve o devletle birlikte bir medeniyetin çöküşünün hüznü aksettirilmeye çalışılır. İşte Endülüs Mersiyesi böyle bir kaybın ardından doğan derin üzüntüyü en acı şekilde terennüm eden edebî eserlerden biridir. Bu mersiyenin önemine binaen, onun günümüze kadar birçok tahlil ve tercümeleri yapılmıştır. Ancak biz bu tercüme ve tahlillerden farklı olarak şiirin çeviribilimsel bir analiziyle birlikte biraz daha derin bir analizini yapmaya çalıştık. Eserde mevcut tahlillerde gözden kaçırılmış birçok duygu düşünce ve hayallerin ortaya çıkarılmasına çalıştık. Kısaca bu çalışmada daha analitik yol takip ettik. Birinci ve ikinci bölümde mersiyenin oluştuğu coğrafya ve tarihi hakkında kısa bilgiler verdik. Üçüncü bölümde ise mersiyenin kendi fikir ve görüşlerimden hareketle eserin tercüme ve tahlilini gerçekleştirdim. Bu çalışmayı yürütürken şahsımı gerekli kaynaklara yönlendiren, çeviri prensipleri ile bilikte tahlil sanatının inceliklerini gösteren danışman hocam Prof. Dr. Faruk GÜRBÜZ'e teşekkürlerimi arz ederim. Anahtar kelimeler: Ebu'l-Bekâ' er-Rundî, mersiye, şehir mersiyesi, edebî sanatlar, tercüme, tahlil.
- Master ThesisAçık Erişim2019Mougeotia scalaris hassaldan elde edilen ekstrelerin bazı biyolojik aktivitelerinin incelenmesi
Mohammed Alm Dr
Bu çalışmada; Mougeotia Scalaris alg'inin su, metanol, kloroform, hegzan özütlerinin antiproliferatif, antioksidan kapasite ve alfa glikozidaz enzim inhibisyonunun belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca ekstrelerin toplam flavonoid madde ve toplam fenolik bileşik miktarları belirlenmiştir. En fazla fenolik ve flavonoid madde metanol ekstresin'de bulunmuştur. Fenolik içerik 10,70 mg GAE/g ve flavonoid içerik 8,21 mgQE/g olarak bulunmuştur. Yapılan testlerde en yüksek aktivite metanol özütünde görülmüştür. Metanol özütünün demir indirgeme gücü (FRAP) aktivitesinde 9,81 mmol TE/g ve DPPH testinde 103,12 µg/mL, (IC50) değerleri ile orta düzeyde bir antioksidan aktivite gösterdiği bulunmuştur. Alg ektraktlarının farklı konsantrasyonlarının standart bakteriler üzerindeki antimikrobiyel etkisi incelenmiş ve S.aureus izolatı üzerine MSS ve MSM ektraktları etkili bulunmamış, MSK ektraktı MSH ektraktından daha etkili bulunmuştur. S.pneumoniae izolatında MSK ektraktı etkisiz bulunmuş olup en etkili ekstraktlar sırasıyla MSM> MSH> MSS olarak bulunmuştur. Antikanser aktivite çalışmaları neticesinde elde edilen farklı polaritelere sahip ekstrelerin MCF-7 meme kanseri ve HT-29 kolon kanseri hücre hatları üzerinde doz bağımlı olarak antiproliferatif aktivite sergilediği ve en yüksek antiproliferatif aktiviteyi MCF-7 hücre hattı üzerinde en düşük IC50 (16,94 µg/mL) değerine sahip hekzan ekstresinin sergilediği belirlenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2019Üniversite öğrencilerinde yeme alışkanlıklarının fiziksel aktivite ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Erzincan ili örneği)
Yavuz Keskin
Amaç: Sağlıklı bir yaşama sahip olmanın temelleri gençlik dönemlerinde atılmaktadır. Sağlıklı olmanın önemli iki belirleyicisi, yeterli ve dengeli beslenme ile düzenli fiziksel aktivitelerdir. Bu sebeple gençlerin fiziksel aktivite ve beslenme bozukluğu durumlarını takip etmek önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile yeme bozukluğu durumlarını belirleyerek, fiziksel aktivite düzeylerine ve çeşitli değişkenlere (cinsiyet, gelir durumu, beslenme alışkanlıkları, sosyal baskı vb) göre yeme bozukluğu durumlarını karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Bu çalışma Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi merkez yerleşkelerinde öğrenim gören 845'sı (%40.5) erkek (x̄ yaş= 21.23±1.91 yıl) ve 1243'ü (%59,5) kadın (x̄ yaş= 20.59±1.65 yıl) olmak üzere toplam 2088 öğrenci (x̄ yaş= 20.85±1.79 yıl) ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kişisel bilgileri, sosyo-demografik özelliklerini, ailede obezite ve ruhsal hastalığı olan bireylerin bulunma durumunu ve beslenme alışkanlıklarını sorgulayan kişisel bilgi formu ile elde edilmiştir. Fiziksel aktivite düzeyi yedi sorudan oluşan 'Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi' (kısa formu) ile yeme bozukluğu durumları 28 soru ve 4 alt ölçekten (kısıtlama, yeme ile ilgili endişeler, beden şekli ile ilgili endişeler, kilo ile ilgili endişeler) oluşan Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği (YBDÖ) ile tespit edilmiştir. Verilerin analizinde 'IBM SPSS 22.0' paket programı kullanılmış ve p<0.05 olan durumlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Kategorik değişkenler n(%), sürekli değişkenler ise ortalama±standart sapma değer şeklinde özetlenmiştir. İkili grup karşılaştırmalarında 'Mann-Whitney U' testi, üç veya fazla grup karşılaştırılırken 'Kruskal Wallis H' testi kullanılmıştır. Bulgular: Erkek ve kadınların orta düzeyde fiziksel aktivite puan ortalamaları benzer bulurken (p=0.299), toplam fiziksel aktivite bakımından erkeklerin puanlarının kadınlardan anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0.001). Yeme bozukluğu durumları bakımından yapılan karşılaştırmalar sonucunda bütün skor ortalamalarının kadınlarda erkeklere göre daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0.01). Cinsiyet ve fiziksel aktivite değişkenlerine göre yeme bozukluğu durumları değerlendirildiğinde, yeterli fiziksel aktivite düzeyine sahip olan erkek öğrencilerin YBDÖ(toplam) puanları sadece düşük aktiviteye sahip olan öğrencilerden (p<0.035), YBDÖ(kısıtlama) (p<0.01) ve YBDÖ(yeme endişeleri) (p<0.05) puanları ise hem aktif olmayan hem de düşük aktiviteye sahip olan gruptan anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Fiziksel aktivitesi yeterli olan kadınların YBDÖ(kısıtlama) puanları aktif olmayan ve düşük aktiviteye sahip gruptan (p<0.05) düzeyinde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ailelerinde ruhsal hastalığı olan bireylerin YBDÖ(beden şekli endişeleri – kilo endişeleri) puanları aile öyküsünde ruhsal hastalığı olmayanlara göre sırasıyla (p<0.01) ve (p<0.05) düzeyinde daha yüksek bulunmuştur. Aile öyküsünde en az bir kişide obezite bulunan bireylerin YBDÖ'nün bütün skorlarının (p<0.01) düzeyinde yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin barındıkları yer bakımından yapılan değerlendirme sonucunda, özel yurtta kalanların YBDÖ(toplam – kısıtlama – beden şekli endişeleri ) puanlarının öğrenci evinde barınanlara göre (p<0.01) anlamlılık düzeyinde yüksek olduğu görülmüştür. Aylık geliri 700TL'nin üzerinde olan öğrencilerin YBDÖ(kısıtlama) (p<0.01) puanları aylık geliri 500TL'nin altında olanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin beslenme için harcadıkları para miktarı ve ana öğün sayısına göre YBDÖ'nün tüm skorlarında farklılaşma görülmemiştir. Yemeğini hızlı yiyen öğrencilerin YBDÖ(kilo endişeleri) puanları hariç, diğer YBDÖ(toplam –beden şekli endişeleri – yeme endişeleri) puanları yavaş ve normal hızda yiyenlere göre yüksek bulunmuştur (p<0.05). Tüketilen su miktarı arttıkça YBDÖ'nün tüm skorları anlamlı olarak yükselmiştir (p<0.01). Kilo aldıklarında akşam yemeğini azaltarak vücut ağırlığını düzenleyenlerin yeme bozukluğu skorları fiziksel aktivite yaparak ve ara öğün almayarak düzenleyenlere göre yüksek bulunmuştur (p<0.001). Dış görünüşünden ve vücut ağırlığından kesinlikle memnun olmayanların bütün YBDÖ skorlarının yüksek olduğu görülmüştür (p<0.001). Yeme davranışları ile ilgili sosyal baskı hissedenlerin bütün yeme bozukluğu skorları (p<0.001) düzeyinde ve medya tarafından baskıya maruz kalan öğrencilerin yeme bozukluğu skorları ise (p<0.01) düzeyinde yüksek bulunmuştur. Ayrıca kilo verme ve hazır gıda tüketimi yönünde baskıya maruz kalanların tüm yeme bozukluğu skorlarının (p<0.001) anlamlılık düzeyinde yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu çalışma sonucunda, kadınların, aile öyküsünde ruhsal hastalık ve obezite bulunan, özel yurtta barınan ve aylık geliri yüksek olan, hızlı yemek yiyen ve fazla su tüketen, vücut ağırlıklarından ve dış görünüşünden kesinlikle memnun olmayan, yeme ile ilgili sosyal baskıya maruz kalan öğrencilerin yeme bozukluğu ortalama skorları yüksek bulunmuştur. Kilo aldıklarında akşam yemeğini, kilo verdiklerinde ise fiziksel aktiviteyi azaltarak vücut ağırlıklarını düzenleyen öğrencilerin ortalama yeme bozukluğu skorlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bununla birlikte her iki cinsiyette de yeterli düzeyde aktivitesi olan öğrencilerin yeme bozukluğu ortalama değerleri daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, Üniversite Öğrencileri, Sosyal Baskı, Yeme Bozukluğu.
- Master ThesisAçık Erişim2019Katılım bankacılığı sisteminde kullanılan araçlar: Katılım bankalarının ve mevduat bankalarının borçlanma kapasitelerinin karşılaştırılması
Fatih Ramazan Özdemir
Faiz hassasiyeti olan insanlar açısından konvansiyonel bankalara alternatif kuruluşların bulunmaması, elde edilen kazançların altın, döviz ve gayrimenkul gibi banka dışı yollarda değerlendirilmesine ve tasarrufların pasif kalmasına sebep olmuştur. Bu açıdan, faizsizlik ilkesine uygun bir şekilde hizmet veren, tasarruf sahiplerinin ellerindeki tasarrufları ekonomiye kazandırılmasını sağlayarak, ülke ekonomisinin kalkınması için gerek duyulan sermayeye ilave kaynak sunan finansal kuruluşlar başta Körfez Ülkeleri olmak üzere, Türkiye gibi birçok Müslüman ülkede hizmet vermeye başlamış ve gelişerek devam etmiştir. Bu çalışmada bankacılık kavramı, nasıl oluştuğu, fonksiyonları, türleri katılım bankacılığı kavramının ortaya çıkış sebepleri, çalışma prensipleri, amacı, önemi, özellikleri anlatılmıştır. Katılım bankacılığının dünyada ki ve Türkiye'deki gelişimi ve uygulamaları katılım bankalarının mevcut durumu, Türk ekonomisine kazandırdıkları, fon toplama ve fon kullandırma faaliyetleri ve son olarak sukuk ve tahvil karşılaştırılmasına yer verilmiştir. Bu çalışma ile geleneksel bankacılık ile katılım bankacılığının özellikleri anlatılmış ve katılım bankalarının fon kullandırım faaliyetleri ayrıntılı olarak incelenmiş, geleneksel bankacılık ve katılım bankacılığın farklı uygulamalar olduğu ve katılım bankacılığın sisteminin faizsizlik prensipleri üzerine kurulduğu ve buna göre çalıştığı sonucuna varılmıştır. Bu tezin sonucunda bankacılık ve katılım bankacılığının tümüyle anlatıldığı özelliklerinin ve farklarının ortaya konduğu, geleneksel bankacılık ürünü olan tahvil ve katılım bankacılığında ürünü olan sukukun ayrıntılarının ortaya konduğu bir çalışma olmuştur. Ayrıca tahvil ve kira sertifikası ürünlerinin fon büyüklüğü ve yatırımcı sayıları 2012-2018 yılları itibariyle incelenmiş ve 2019, 2020 ve 2021 yılları için yatırımcı sayısı ve fon büyüklükleri ile ilgili tahmin verileri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Katılım Bankacılığı, Faizsiz Finans, Sukuk, Tahvil
- Master ThesisAçık Erişim2019Hemşirelerin algıladığı örgütsel destek ile ekip çalışması tutumu arasındaki ilişki: Cerrahi servisler ve yoğun bakım üniteleri örneği
Meltem Tüney
Giriş ve Amaç: Örgütsel destek algısının; çalışanların performansını, örgütsel bağlılığını, işte kalma niyetini artırdığı bilinmektedir. Bu araştırma hemşirelerin algıladığı örgütsel destek ile ekip çalışması tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türdeki bu araştırmanın çalışma evrenini, İzmir'deki iki hastanenin cerrahi ve yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşireler oluşturdu (N=350). Araştırmada herhangi bir örneklem seçim yöntemi kullanılmadı; en az altı aydır aynı birimde çalışan, araştırmanın yapıldığı tarihlerde izinli olmayan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden hemşireler araştırma kapsamına alındı (n=243). Araştırmada veri toplama aracı olarak; ''Kişisel Bilgi Formu'', ''Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği'' ve ''Algılanan Örgütsel Destek Ölçeği'' kullanıldı. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından anket formlarının hemşirelere dağıtılıp geri alınması yoluyla toplandı. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, en az ve en çok değerler, ortalama, standart sapma, Cronbach alfa, t testi, Mann-Whitney U testi, One-Way ANOVA, Kruskall Wallis-H testi ve korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmada hemşirelerin çoğunun kadın (%93.83), evli (%61.76), lisans mezunu (%48.15) ortalama 36.62±6.75 yaşında ve 15.78±7.79 yıl mesleki deneyime sahip olduğu belirlendi. Hemşirelerin EÇTÖ puan ortalamasının 112.00±14.45 ve AÖDÖ puan ortalamasının 23.95±6.30 olduğu belirlendi. Hemşirelerin bazı değişkenlere göre (pozisyon, çalışma şekli, kurumdaki hizmet içi eğitimleri yeterli bulma, kurumda ekip çalışması ile ilgili eğitim alma, birimde ekip çalışması sergilendiğini düşünme vb.) AÖDÖ puan ortalamasının istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği; bazı değişkenlere göre de (kurumdaki hizmet içi eğitimleri yetersiz bulma, kurumda ekip çalışması ile ilgili eğitim almama, kendini ekip çalışmasına yatkın bulma vb.) EÇTÖ puan ortalamasının istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği bulundu. Sonuç: Araştırma sonucunda hemşirelerin AÖDÖ ve EÇTÖ puan ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu; AÖDÖ ve EÇTÖ puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı belirlendi (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Algılanan Örgütsel Destek, Ekip Çalışması, Hemşirelik
- Master ThesisAçık Erişim2019Felsefi akımların Atatürk Dönemi Türk eğitim sistemi üzerine yansımaları
Abbas Albayrak
Bu araştırmanın amacı; Atatürk döneminde etkili olan felsefi akımlara bağlı olarak Türk eğitim politikalarının nasıl bir süreçten geçtiğini tespit etmektir. Bu çalışmada nitel araştırma modellerinden tarihsel araştırma türü kullanılmıştır. Araştırmanın amacına uygun verilerin toplanması için doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sürecinde literatür taranmış problem ve alt problemlere ışık tutacak birincil ve ikincil kaynaklardan ilgili veriler elde edilmiştir. Araştırma sü-recinde elde edilen verilerin yorumlanmasında betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken konuyla ilgili dergi, kitap, makale, TBMM Açık Arşivi ve Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA) taranarak elde edilen veriler tematik olarak sıralanmış ve araştırma problemini aydınlatacak alıntılardan yorumlar yapılarak sonuç ve tartışma bölümüne eklenmiştir. Araştırma sonucunda Atatürk Dönemi Türk eğitim sistemi üzerinde spiritüalist eğitim felsefesinin etkisini yitirdiği; pozitivizm, pragmatizm ve rasyonalizm gibi felsefi akımların eğitim alanında yapılan inkılaplar vasıtasıyla kuramsal ve uygulamalı bir biçimde Türk eğitim sistemini biçimlendirdiği tespit edilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2019Erzincan Barajı ve çevresi florası
Hüseyin Kaplan
Bu çalışmada Erzincan Barajı ve çevresinin florası araştırılmıştır. Çalışma alanı Avrupa -Sibirya ve İran-Turan fitocoğrafik bölgelerinin kesişiminde ve B7 karesi içinde yer almaktadır. Arazi çalışmaları sırasında toplam 600 bitki örneği toplanmıştır. Araştırma sonunda, Erzincan (Göyne) Barajı ve çevresinde 51 familya'ya ait 198 cins içinde,276 doğal tür ve 131 tür altı takson olmak üzere toplam 407 takson tespit edilmiştir. 51 familyanın tamamı Spermatophya bölümünde yer almaktadır. Spermatophya bölümüne dahil olan familyalardan 1'i Gymnospermae, 50'si Angiospermae alt bölümüne aittir. Angiospermae alt bölümüne dahil olan familyalardan 45 (% 88,35)'i Dicotyledoneae, 5 (% 9,8)'i Monocotyledoneae sınıfında yer almaktadır. Belirlenen türlerin fitocoğrafik bölgelere dağılımı: İran-Turan 119 (%29,23), Avrupa-Sibirya 34 (%8,35), Akdeniz 24 (% 5,89) ve Bölgesi bilinmeyenler ile çok bölgeli taksonlar 230 (% 56,51)'dur. Taksonların 39'u endemik olup endemizm oranı % 9,58'dir. B7 karesi için yeni kayıt takson sayısı ise 36 (%8,4)'dır.En çok takson ihtiva eden 5 familyanın ve cinsin sırası şöyledir; Familyalar: Asteraceae 62 (% 13,76), Fabaceae 44 (% 6,74), Lamiaceae 41 (%9,83), Brassicaceae 34 (% 7,58) ve Poaceae 32 (% 6,74)'dir. Cinsler: Alyssum 9 (%2,21), Astragalus 8 (% 1,96), Lathyrus, Silene ve Vicia 7 (% 1,71).
- Master ThesisAçık Erişim2019Erzincan Binali Yıldırım ÜniversitesiYalnızbağ Yerleşkesi ve yakın çevresinin florası
Adem Perişan
Bu çalışmada Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Yalnızbağ yerleşkesi ve yakın çevresinin florası araştırılmıştır. Çalışma alanı İran-Turan ile Avrupa-Sibirya fitocoğrafik bölgelerinin kesişiminde ve B7 karesi içerisinde yer almaktadır. Arazi çalışmaları sırasında toplam 540 bitki örneği toplanmıştır. Araştırma sonunda, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Yalnızbağ yerleşkesi ve yakın çevresinde 46 familya ile 197 cins'e bağlı toplam 229 tür ve 108 tür altı takson olmak üzere toplam 337 takson tespit edilmiştir. 46 familyanın tamamı Spermatophyta bölümünde yer almaktadır. Spermatophyta bölümüne dahil olan bu familyalardan 1'i Gymnospermae, 45'i Angiospermae alt bölümüne aittir. Angiospermae alt bölümünde yer alan familyalardan 40 (% 86,95)'ı Dicotyledoneae, 5 (% 10,86)'i Monocotolidoneae sınıfında yer almaktadır. Belirlenen türlerin fitocoğrafik bölgelere göre dağılımı: İran-Turan 97 (% 28,78), Avrupa-Sibirya 20 (% 5,93) Akdeniz 14 (% 4,15), ve bölgesi bilinmeyenler ile çok bölgeli taksonlar 206 (% 61,12)'dir. Taksonların 33'ü endemik olup endemizim oranı % 9,79'dır. B7 karesi için yeni kayıt takson sayısı ise 27 (% 8,01)'dir. Ençok takson ihtiva eden 5 familyanın ve 3 cinsin sırası şöyledir; Familyalar: Asteraceae 51 (% 15,13), Brassicaceae 36 (% 10,68), Fabaceae 35 (% 10,38), Caryophyllaceae 24 (% 7,12), Boraginaceae ve Lamiaceae 22 (% 6,52)'dir. Cinsler: Astragalus 9 (% 2,67), Alyssum 6 (% 1,78), Convolvulus, Medicago, Onobrychis, Salvia ve Silene 5 (% 1,48), şeklindedir.
- Master ThesisAçık Erişim2019Elektrik dağıtım şebekesine bağlı güneş ve hidroelektrik santrallerinin güç kalitesi parametreleri yönünden analizi ve karşılaştırılması.
Fatih Koçer
Son yıllarda gittikçe artan enerji ihtiyacı, tüm dünyada olduğu kadar ülkemizde de etkisini göstermektedir. Doğal kaynakların hızla tükeniyor olmasından dolayı özellikle elektrik enerjisi üretirken, mevcut geleneksel yöntemlerin yanı sıra alternatif enerji kaynakları da tercih edilmektedir. Güneş enerjisi santralleri ve hidroelektrik santralleri alternatif enerji kaynaklarından en çok tercih edilenlerdir. Enerjiyi kaliteli olarak elde etmek için ise birçok parametre bulunmaktadır. Çalışmada, hidroelektrik ve güneş santrallerinin dağıtım şebekelerine bağlantısındaki problemler incelenerek, yapılan analizler ile bu problemin önüne geçilebilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca ARAS Elektrik Dağıtım A.Ş. sorumluluk bölgesindeki işletmelerden sağlanan gerçek şebeke verilerine dayanılarak güneş ve hidroelektrik santralleri güç kalitesi parametreleri açısından kıyaslanmıştır. Buna göre, gerilim değişimlerini düzenlemek için hidroelektrik santrallerde reaktörün, güneş enerji santrallerinde ise yükte kademe değiştiricili transformatörün kullanımının daha verimli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
