Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisYalnız künye2026Türkiye yüzyılı maarif eğitim modeli 5. sınıf görsel sanatlar müfredat değişimi üzerine öğretmen
Süleyman Balkaş
Eğitim sistemlerinde gerçekleştirilen reformlar ve müfredat güncellemeleri, derslerin uygulama süreçlerini, niteliğini ve öğrencilerin bütüncül gelişimsel kazanımlarını doğrudan etkilemektedir. Eğitimde niteliğin artırılması ve öğrenci merkezli yaklaşımların etkin kılınması amacıyla yenilenen öğretim programlarının, uygulayıcı konumundaki öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, 5. sınıf Görsel Sanatlar dersi öğretim programını branş öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda detaylıca incelemek ve değerlendirmektir. Nitel araştırma yaklaşımı içerik analizi ile desenlenen bu çalışma, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı boyunca uygulanan program kapsamında dönem sonunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılarak seçilen ve MEB’e bağlı okullarda aktif görev yapan 10 görsel sanatlar öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılarla yapılan görüşmelerden elde edilen sözel ve ses verileri çözümlenerek yazılı doküman haline getirilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, öğretim programında aktif sanat üretiminin teşvik edilmesi ve estetik-kültürel kazanımlara geniş yer verilmesi önemli yenilikler olarak öne çıkmaktadır. Ancak ders saatlerinin yetersizliği ve okulların mevcut fiziksel altyapı koşulları, uygulama sürecini olumsuz etkileyen en kritik etkenler olarak saptanmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisYalnız künye2026Afet sonrası topluluk hafızası: Lise öğrencilerinin resimlerinin analizi
Defne Taş
Bu çalışma, afet sonrası topluluk hafızasının lise öğrencilerinin yaptıkları resimlerde nasıl temsil edildiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Afetler, bireyleri fiziksel, psikolojik ve toplumsal açıdan derinden etkiler; bu etkilerin bütüncül bir şekilde anlaşılmasında topluluk hafızası ve ergenlerin yaşadıkları travmatik süreçleri ifade etme biçimleri kritik bir önem taşır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenen bir anadolu lisesinde her sınıf kademesinden 6 öğrenci olmak üzere toplam 24 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde öğrencilerden afet sonrası topluluk hafızasına ilişkin duygu ve düşüncelerini resim yoluyla ifade etmeleri istenmiş, ardından yapılan resimlerin derinlemesine analiz edilmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Veriler içerik analizi ve görsel çözümleme teknikleriyle incelenmiştir. Bulgular, öğrencilerin resimlerinde afet deneyimlerini çoğunlukla yıkım, korku, kayıp ve çaresizlik temaları üzerinden yansıttıklarını göstermektedir. Bununla birlikte dayanışma, umut ve yeniden inşa gibi olumlu temaların da belirgin düzeyde yer aldığı görülmüştür. Koyu renk tonlarının kaygı ve belirsizliği, canlı renklerin ise geleceğe yönelik beklentileri simgelediği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, lise öğrencilerinin afet sonrası topluluk hafızasına ilişkin duygu ve düşüncelerini çizdikleri resimlerde etkili biçimde ifade ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, görsel sanat uygulamalarının afet sonrası psikososyal destek süreçlerinde ve toplumsal belleğin korunmasında aktif bir eğitsel araç olarak kullanılması önerilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Doctoral ThesisYalnız künye2026Sermaye piyasası hukukunda pay alım teklifleri
Ayse Gul Oksuz
Pay alım teklifi kurumu, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 25 ve 26’ncı maddelerinde ve II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği’nde düzenlenmiştir. Pay alım teklifi, halka açık anonim ortaklıklarda yönetim kontrolü değişikliğine yol açması veya yönetim kontrolü değişikliğinin sonucu olması bakımından sermaye piyasası hukukunda önemli bir yere sahiptir. Bu yönüyle kurum, yatırımcıların korunması ve sermaye piyasalarının güven ve istikrar içerisinde işlemesine katkı sağlayan temel hukuki mekanizmalardan birini oluşturmaktadır. Halka açık anonim ortaklıklarda azınlıkta kalan pay sahiplerinin menfaatlerinin korunması ve bu pay sahiplerine adil bir fiyatla ortaklıktan ayrılma imkânı sunma amacına hizmet eden kurum, teklifte bulunanın hedef ortaklığa yönelik teklifte bulunmasının yasal bir zorunluluğa dayanıp dayanmaması açısından yapılan sınıflandırmaya göre, zorunlu pay alım teklifi ve gönüllü pay alım teklifi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hem zorunlu hem gönüllü pay alım teklifi sürecinin tüm taraflar bakımından adil ve dengeli kurallar çerçevesinde yürütülmesini sağlamak önem arz etmektedir. Bu çalışmada pay alım tekliflerinin temel esasları, zorunlu ve gönüllü pay alım teklifi açısından sürecin işleyişi ve sürecin uygulanmasında ortaya çıkan temel sorunlar öğretide ileri sürülen görüşler, yargı kararları ve uygulama çerçevesinde incelenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi, tutum ve vicdan algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Asude Nur Biçer
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi düzeyi, tutumları ve mesleki vicdan algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2., 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören 420 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmemiş; araştırmaya dahil edilme ölçütlerini karşılayan ve gönüllü 302 öğrenci (evrenin %71.9’u) ile yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Basınç Ülseri Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (PUPKAI-T), Basınç Ülserlerini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) ve Vicdan Algısı Ölçeği (VAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 22 programında tanımlayıcı istatistikler, t testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal-Wallis analizi ile Pearson ve Spearman korelasyon analizleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin %91.4’ü 17-24 yaş grubunda, %72.5’i kadındır. Bilgi ölçeği toplam puan ortalaması 11.14±3.56 (~%42.8) ile yeterlilik için kabul edilen %60 eşiğinin altında; tutum ölçeği toplam puan ortalaması 40.48±4.82 (~%77.8) ile olumlu düzeyde; vicdan algısı ölçeği toplam puan ortalaması ise 62.29±11.95 ile orta düzeyin üzerinde bulunmuştur. Öğrencilerin bilgi düzeyi ile tutumları (r=0.035; p>0.05) ve bilgi düzeyi ile vicdan algıları (r=0.075; p>0.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken; tutum ile vicdan algısı arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r=0.189; p<0.01). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinin basınç ülseri önlemeye yönelik bilgi düzeyleri yetersiz, tutumları olumlu ve mesleki vicdan algıları orta düzeyin üzerindedir. Bilgi ile tutum ve vicdan birbirinden bağımsız gelişirken, tutum ile vicdan algısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bu doğrultuda lisans eğitiminde basınç ülseri önleme içeriğinin güçlendirilmesi ve etik duyarlılığı geliştiren yöntemlerin müfredata eklenmesi önerilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ThesisAçık Erişim2026İlkokul 4. sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabındaki karakterleri niteleyen değerlerin incelenmesi
Davut Yılmaz
Bu araştırmanın amacı, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan ilkokul 4. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabında yer alan karakterlerin kök değerler açısından analiz edilmesidir. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülmüş; veri toplama yöntemi olarak doküman incelemeden yararlanılmıştır. Ders kitabında yer alan metin, etkinlik ve görsellerdeki karakterler; karakterizasyon özellikleri, rol model işlevleri ve kök değerleri temsil etme durumları açısından incelenmiştir. Araştırma sonucunda ders kitabında toplam 66 farklı karakter tespit edilmiştir. Aynı karakterin ders kitabında birden fazla kez yer aldığı durumlar tek karakter olarak değerlendirilmiş ve karakter sayısı bu doğrultuda hesaplanmıştır. Karakterlerin önemli bir kısmının öğrenciler için olumlu örnek oluşturabilecek rol model özellikler taşıdığı belirlenmiştir. Analizler sonucunda öğretim programında yer alan on kök değerin tamamının ders kitabında temsil edildiği görülmüş; ancak bu değerlerin karakterler ve üniteler arasında dengeli biçimde dağılmadığı saptanmıştır. En sık temsil edilen kök değerin sevgi (f=91) olduğu, bunu sırasıyla sorumluluk (f=87), yardımseverlik (f=57), saygı (f=40), dürüstlük (f=36), adalet (f=24), dostluk (f=19), sabır (f=12), öz denetim (f=7) ve vatanseverlik (f=4) değerlerinin izlediği belirlenmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Üniversı̇te öğrencı̇lerı̇nde dı̇jı̇tal bağımlılık, sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek arasındakı̇ ilı̇şkı̇sı̇nı̇n incelenmesı̇
Burcu Özerli
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin dijital bağımlılık, sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmada ayrıca bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş ve algılanan sosyal destek ile sosyal kaygının dijital bağımlılığı yordama gücü değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde öğrenim gören 201’i kadın (%51,1), 192’si erkek (%48,9) olmak üzere toplam 393 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Sosyal Kaygı Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek ile dijital bağımlılık arasında negatif yönlü düşük düzeyde, algılanan sosyal destek ile sosyal kaygı arasında negatif yönlü düşük düzeyde ve dijital bağımlılık ile sosyal kaygı arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Dijital bağımlılık düzeylerinin günlük dijital cihaz kullanım süresi ve anne eğitim durumuna göre; sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ise anne ve baba eğitim durumuna göre anlamlı biçimde farklılaştığı saptanmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda sosyal kaygının dijital bağımlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu, algılanan sosyal desteğin ise anlamlı bir yordayıcı olmadığı belirlenmiştir. Kurulan modelin dijital bağımlılıktaki toplam varyansın yaklaşık %29’unu açıkladığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinde dijital bağımlılığın sosyal kaygı ile yakından ilişkili olduğunu ve sosyal kaygının dijital bağımlılığın önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Veli görüşleri doğrultusunda 4-6 yaş Kur'an kursu eğitiminin aile ortamındaki yansımaları: Erzincan ili örneği
Büşra Şimşek
Okul öncesi dönem bireyin sadece fiziksel, bilişsel, sosyal-duygusal ve dil gelişiminde değil aynı zamanda dini ve ahlaki gelişimi için de son derece kritik bir evredir. Araştırma, çocuklar için büyük öneme sahip olan bu dönemde 4-6 yaş Kur’an kursu eğitiminin aile ortamındaki yansımalarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmış, veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Erzincan il merkezinde tam gün eğitim veren İbrahim Duman ve Pir-i Sami 4-6 Yaş Kur’an Kurslarında eğitim alan çocukların velileri arasından amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen 16 kişi oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde elde edilen veriler, MAXQDA veri analiz programına aktarılmış benzerliklerine ve farklılıklarına göre kodlama işlemi yapılarak, alt temalar ve ana temalar belirlenmiş içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, kurs eğitiminin çocukların günlük dini pratiklerine, sosyal davranışlarına ve ahlaki değerlerine olumlu yansıdığı görülmüştür. Çocukların kurslarda edinilen bilgi ve kazanımları genel olarak aile içerisinde aktif bir şekilde aktarabildikleri saptanmıştır. Çocukların gelişim özellikleri nedeniyle soyut kavramları anlamlandırmada ve Kur’an-ı Kerim harflerini çıkarmada sınırlılıklar yaşadığı ve öğrenme süreçlerinde taklit, model alma ve oyunun öne çıktığı belirlenmiştir. Ayrıca kursta kazanılan bilgilerin kalıcı olması ve davranışa dönüşebilmesi için okul-aile iş birliğinin, ebeveynlerin destek/teşvikinin ve öğreticilerin pedagojik yeterliliklerinin önemli rol oynadığı tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisYalnız künye2026Deprem sonrası acil beslenme ihtiyaçlarına yönelik nutrisyonel depremzede barının üretilmesi: Biyoaktif, bazı fizikokimyasal ve duyusal özelliklerinin değerlendirilmesi
Merve Dilara Gerek
Amaç: Bu çalışma, deprem sonrasında güvenli gıdaya erişimin kısıtlandığı koşullarda hızlı tüketilebilen, taşınabilir, besin yoğunluğu yüksek ve duyusal açıdan kabul edilebilir bir “Nutrisyonel Depremzede Barı” geliştirmek amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmada beş farklı formülasyona sahip (%40 tef+formülasyonun sabit bileşenlerini içeren K, %30 Tef+%10 Chia+formülasyonun sabit bileşenlerini içeren A, %20 Tef +%20 Chia+formülasyonun sabit bileşenlerini içeren B, %10 Tef+%30 Chia+formülasyonun sabit bileşenlerini içeren C ve %40 Chia+formülasyonun sabit bileşenlerini içeren D örneği) bar grupları hazırlanarak fizikokimyasal, biyoaktif ve duyusal özellikleri incelenmiştir. Veriler tanımlayıcı istatistikler, tek yönlü varyans analizi ve Duncan çoklu karşılaştırma testi ile değerlendirilmiş; anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Formülasyonlarda chia oranı arttıkça protein, yağ, çözünür lif, toplam fenolik madde, DPPH antioksidan aktivitesi, mineral madde içeriklerinde (Fe, Ca, Mg, P ve Zn) genel bir artış eğilimi gözlenmiştir. En yüksek protein (%12.23), yağ (%14.70), çözünür lif (%6.02), toplam fenolik madde (10.02 mg GAE/g), DPPH antioksidan aktivitesi (19.83 µmol Trolox/g), Fe (35.58 mg/kg), Ca (144.8 mg/kg), Mg (94.85 mg/kg), K (389.73 mg/kg), Zn (11.53 mg/kg) ve P (186.7 mg/kg) değerleri D örneğinde belirlenmiştir. Kuru madde oranları %86.79–91.01, pH değerleri ise 5.32–5.79 aralığında saptanmıştır. Tekstür parametrelerinden sertlik A örneğinde 44.75 ile en yüksek, K örneğinde 30.00 en düşük; esneklik K örneğinde 0.81 ile en yüksek, D örneğinde 0.61 en düşük; çiğnenebilirlik K örneğinde 20.07 ile en yüksek, D örneğinde 12.74 en düşük bulunmuş, ayrıca chia oranının artışı kohezif yapışkanlık ve elastikiyet değerlerinde belirgin bir yükselmeye neden olmuştur. D formülasyonu biyoaktif bileşen, antioksidan kapasite, protein, yağ, çözünür lif ve mineral madde içeriği açısından en güçlü formülasyon olarak öne çıkarken, B ise tat, doku, çiğnenebilirlik, genel kabul edilebilirlik açısından yüksek puanları alarak tüketici beğenisi bakımından en dengeli formülasyon olarak belirlenmiştir. Sonuç: Bu çalışma, afet sonrası beslenme stratejilerinde enerji, protein, lif ve biyoaktif bileşen desteği sağlayabilen; kolay taşınabilir, doğrudan tüketilebilir ve yerel kaynaklara dayalı bir acil durum gıdası olarak nutrisyonel depremzede barlarının literatüre ve uygulamaya katkı sunduğunu ortaya koymaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Yaşlı bireylerin hemşirelerin tutumlarını algılamaları ve hemşirelik bakımından memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi
Ceren Saraçoğlu
Amaç: Bu araştırma yaşlı bireylerin hemşirelerin tutumlarını algılamaları ve hemşirelik bakımından memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılan araştırmanın evrenini Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir hastanenin dahili ve cerrahi kliniklerinde yatarak tedavi gören 65 yaş ve üstü bireyler oluşturmaktadır. Örneklemi, araştırmanın kriterlerine uyan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 200 hasta oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında “Yaşlı Bireyler İçin Demografik Bilgi Formu”, “Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama Ölçeği” ve “Newcastel Hemşirelik Bakımı Memnuniyet Ölçeği”kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, ortalama, Bağımsız Gruplarda t Testi, Varyans Analizi, Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %47.5’i erkek, %52,5’i kadındır. %48’i dahili, %52’si cerrahi kliniklerde yatarak tedavi görmektedir. Newcastle Heşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği (NHBMÖ) toplam puan ortalamalarının 71.71±19.01, Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama (YASTA) Ölçeği toplam puan ortalamalarının 1225.95±230.55 olduğu saptanmıştır. Yaşlı bireylerin YASTA ölçek puanı ile NHBMÖ puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Yaşlı bireylerin NHBMÖ puan ortalamalarına göre hemşirelik bakımından memnuniyet düzeyleri orta yüksek olarak saptanmıştır. YASTA ölçeği alt boyut puan ortalamaları incelendiğinde ise algılanan olumlu algının olumsuz algıdan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelik bakım memnuniyetinin orta-yüksek düzeyde bulunması, algılanan olumlu tutumlarla ilişkili olmakla birlikte, ayrımcılık algısının bu memnuniyeti sınırlayan önemli bir unsur olduğunu düşündürmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Ergen sporcularda öz kontrol ve akademik erteleme ilişkisinde fırsatları kaçırma korkusu ve nomofobinin durumsal aracı rolü
Selin Doğan
Amaç: Bu çalışmanın amacı, ergen sporcularda öz kontrol ile akademik erteleme arasındaki ilişkide sosyal ortamlarda fırsatları kaçırma korkusunun aracılık rolünü ve bu aracılık ilişkisinde nomofobinin düzenleyici etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye’de farklı lise türlerinde öğrenim gören ve lisanslı olarak spor yapan 413 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kısa Öz Kontrol Ölçeği, Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği, Nomofobi Ölçeği ve Akademik Erteleme Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Öz kontrol ile akademik erteleme arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Öz kontrol düzeyi arttıkça akademik erteleme davranışının azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca sosyal ortamlarda fırsatları kaçırma korkusunun öz kontrol ile akademik erteleme arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiği saptanmıştır. Öz kontrol düzeyi yüksek olan bireylerde sosyal ortamlarda fırsatları kaçırma korkusu düzeyinin daha düşük olduğu, düşük sosyal ortamlarda fırsatları kaçırma korkusu düzeyinin ise akademik erteleme davranışını azalttığı görülmüştür. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu, nomofobinin öz kontrol ile SOFK arasındaki ilişkide anlamlı bir düzenleyici rol üstlenmesidir. Sonuç: Araştırma, ergen sporcularda akademik erteleme davranışının yalnızca öz kontrol eksikliğiyle açıklanamayacağını, aynı zamanda sosyal ortamlarda fırsatları kaçırma korkusu ve nomofobi gibi dijital çağın önemli psikolojik değişkenlerinden etkilendiğini göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda ergen sporcuların akademik gelişimlerinin desteklenmesinde öz kontrol becerilerinin güçlendirilmesi ve bilinçli teknoloji kullanımına yönelik müdahalelerin önem taşıdığı düşünülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Eğitim yöneticilerinin okullarda gerçekleştirilen kültür ve sanat etkinliklerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Gül Olağan Kara
Bu araştırmanın amacı, eğitim yöneticilerinin okullarda gerçekleştirilen kültür-sanat etkinliklerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Kültür-sanat etkinlikleri, öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamanın yanı sıra, okulun öğrenme ortamını zenginleştiren önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Eğitim yöneticileri, bu etkinliklerin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesinde kritik bir rol üstlenmektedir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılarak yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla eğitim yöneticilerinin düşünce ve deneyimleri derinlemesine incelenmiştir. Elde edilen bulgular, eğitim yöneticilerinin büyük çoğunluğunun kültür-sanat etkinliklerini okulun eğitim-öğretim faaliyetlerinin tamamlayıcı bir parçası olarak gördüklerini ortaya koymuştur. Katılımcılar, bu etkinliklerin öğrencilerde özgüven, yaratıcılık, empati ve iletişim becerilerinin gelişimine katkıda bulunduğunu vurgulamıştır. Bununla birlikte, bütçe yetersizliği, fiziki mekân sınırlılıkları, öğretmen ve veli iş birliğinde yaşanan eksiklikler gibi çeşitli sorunların etkinliklerin uygulanmasında engel teşkil ettiği belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, kültür-sanat etkinliklerinin daha etkili yürütülebilmesi için eğitim yöneticilerinin desteklenmesi, okul-veli-toplum iş birliğinin güçlendirilmesi ve gerekli maddi olanakların sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma, eğitim yöneticilerinin bakış açısını ortaya koyarak, kültür-sanat etkinliklerinin eğitim sistemindeki önemine dikkat çekmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Dijital oyun bağımlılığı, duygusal zeka ve psikolojik sağlamlığın incelenmesi
Şeyda Mutlu
Bu araştırmanın amacı, dijital oyun bağımlılığı, duygusal zeka ve psikolojik sağlamlığı incelemektir. Çalışma, İstanbul ili Ümraniye ilçesinde bulunan iki farklı okulda öğrenim gören toplam 405 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu”, “Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği”, “Çocuklar İçin Duygusal Zeka Ölçeği” ve “Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 27 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada verilerin analizi; Bağımsız Örneklemler t testi, Tek yönlü ANOVA testi, Pearson korelasyon analizi ve Hayes PROCESS Macro v4.2 kullanılarak yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, dijital oyun puanı ile duygusal zekâ puanı arasında negatif yönlü, çocuk ve genç psikolojik sağlamlık (ÇGPSÖ) puanı ile dijital oyun puanı arasında negatif yönlü, çocuk ve genç psikolojik sağlamlık (ÇGPSÖ) puanı ile duygusal zekâ puanı arasında pozitif yönlü anlamlı birer ilişki saptanmıştır. Yine katılımcıların psikolojik sağlamlık ölçeğinden aldıkları puanların; ailede dijital oyun süre sınırlaması bulunmasına ve günlük dijital oyun oynama süresi değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği ve duygusal zekanın dijital oyun bağımlılığı ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide aracı bir role sahip olduğu belirlenmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Adölesan bireylerde travma sonrası stres ile yeme davranışları arasındaki ilişkinin belirlenmesi: 6 Şubat Antakya örneği
Rabia Yılmaz
Amaç: Bu çalışma, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden doğrudan etkilenen Antakya bölgesindeki adölesanların, yaşadıkları travmatik sürecin yeme davranışları üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Materyal ve Metot: Araştırma, deprem sonrası süreçte Antakya’da ikamet eden, yaşları 14-18 arasında değişen gönüllü 300 adölesanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler; sosyodemografik özellikleri belirleyen anket formu, Üç Faktörlü Beslenme Anketi-Kısa Formu (TFEQ-18) ve Çocuklar için Travma Sonrası Stres Tepki Ölçeği (ÇTSST) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan adölesanların TSS toplam puan ortalaması 42.73±14.48 olarak saptanmış olup; cinsiyetler arasında TSS puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Yeme davranışları alt boyutlarından sadece duygusal yeme alt boyutunun stres düzeylerine göre anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p=0.008). TFEQ-18 alt boyut analizlerinde, örneklem grubunun en yüksek puan ortalamasını bilişsel kısıtlama (12.90 ± 3.26) alanında aldığı, bunu sırasıyla kontrolsüz yeme (11.24 ± 3.13), açlığa duyarlılık (8.75±2.90) ve duygusal yemenin (5.58±2.42) izlediği görülmüştür. Adölesanların %78.00’ının ana öğün atladığı ve en sık atlanan nedenin iştahsızlık (%47.30) olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların besin ögesi gereksinimleri karşılama yüzdesi ortalamaları; suda %33.02-40.43, karbonhidratta %50.00-51.00, lifte %67.00, demirde %59.47-68.79, proteinde %70.18-125.03 ve yağda %77.18-100.67 aralığında tespit edilmiştir. Besin ögeleri yeterlilik düzeyleri incelendiğinde; potasyum (%94.00), kalsiyum (%88.00), folat (%72.00), C vitamini (%69.00), piridoksin (%68.00-81.00), çinko (%63.00-80.00), karoten (%61.00), B2 vitamini (%60.00) ve E vitamininde (%44.00-62.00) yüksek oranda yetersizlik belirlenmiş olup bunanla birlikte tiamin (%77.00) ve fosfor (%62.00) alımları ile sodyum (%15.00-33.00) ve magnezyum (%2.00-16.00) önerilen alım düzeyinin üzerinde alım olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda yaşanan büyük ölçekli afetin adölesan bireylerde yüksek düzeyde travmatik stres oluşturduğu ve bu durumun beslenme davranışlarında özellikle duygusal yeme ve öğün düzeninde bozulmalara yol açtığı tespit edilmiştir. Afet sonrası dönemde gençlere yönelik geliştirilecek sağlık politikalarında psikolojik destek ile beslenme eğitiminin multidisipliner bir yapıda sunulması, adölesan sağlığının korunması ve geliştirilmesi açısından önemli arz etmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Ergenlik döneminde umut ve gelecek beklentilerinin sosyal destek kaynaklarına göre incelenmesi: Aile, akran ve öğretmen rolleri
Zeynep Karakaş
Bu araştırmanın temel amacı, ergenlerin algıladıkları sosyal destek kaynaklarının (aile, arkadaş ve öğretmen desteği) gelecek beklentileri üzerindeki etkisinde umudun aracı rolünü incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Doğu Anadolu Bölgesi’nde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen 643 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Bütünleyici Umut Ölçeği, Ergenlerde Gelecek Beklentisi Ölçeği ve Revize Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, demografik değişkenlere ilişkin farklılık analizleri ile gözlenen değişkenlerle kurulan yol analizi modeli ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular; umut düzeyi ve gelecek beklentisinin bazı demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca algılanan aile, arkadaş ve öğretmen desteğinin ergenlerin umut düzeylerini anlamlı ve pozitif yönde etkilediği, umut düzeyinin ise gelecek beklentisini anlamlı ve pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Yol analizi sonucunda, umudun; algılanan aile, arkadaş ve öğretmen desteği ile gelecek beklentisi arasındaki ilişkide aracı role sahip olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları, ergenlerin olumlu gelecek beklentileri geliştirebilmelerinde umut düzeylerinin güçlendirilmesinin ve sosyal destek kaynaklarının desteklenmesinin kritik önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu bulguların, psikolojik danışma ve rehberlik alanındaki koruyucu ve önleyici uygulamalara önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Sosyal bilgiler öğretmenlerinin okul dışı öğrenme ortamları ile ilgili görüşleri (Erzincan ili örneği)
Aslı Selek
Araştırmanın amacı, Erzincan’da görev yapan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin okul dışı öğrenme ortamlarının öğrenme üzerindeki etkilerine ve ortamların kullanımına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2025–2026 eğitim-öğretim yılında Erzincan ilinin merkez ilçesindeki devlet ve özel ortaokullarda görev yapan 31 Sosyal Bilgiler öğretmeni oluşturmuştur. Veriler, uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Açık uçlu sorulardan elde edilen veriler içerik analiziyle çözümlenmiş; belirlenen tema ve alt temalar, araştırmanın alt problemleri doğrultusunda betimsel olarak sunulmuş ve doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Kapalı uçlu sorulardan elde edilen verilerin analizinde frekans ve yüzdeye dayalı betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Bulgular, öğretmenlerin okul dışı öğrenme ortamlarını yalnızca gezi alanları olarak değil, “insanın olduğu her yer” ve “yaşayarak öğrenme sunan her ortam” biçiminde tanımladıklarını göstermiştir. Öğretmenler, bu ortamların öğrenci gelişimine çok yönlü katkı sağladığını belirtmişlerdir. Ayrıca bu ortamların etkili kullanılabilmesi için belediyeler, müzeler ve üniversitelerle sistematik iş birliği kurulması gerektiğini vurgulamışlardır. Öğretmenlerin önerileri; finansal destek sağlanması, etkinliklerin öğretim programına doğrudan dâhil edilmesi ve bürokratik işlemlerin sadeleştirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Araştırma, okul dışı öğrenme uygulamalarının geliştirilmesine yönelik yerel veriler sunmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Ortaöğretim İngilizce dersi (9, 10, 11 ve 12. sınıflar) öğretim programında oyunlaştırma uygulamasına ilişkin olarak İngilizce öğretmenlerinin görüşlerine yönelik bir i̇nceleme
Meryem Çelebi
Bu çalışma, ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin öğretim programındaki oyunlaştırma etkinliklerine yönelik algı ve uygulamalarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda öğretmenlerin oyunlaştırma kavramına bakışları, programın yeterliliği, derslerdeki uygulama biçimleri ve süreçte karşılaştıkları sorunlar incelenmiştir. Ayrıca yöntemle ilgili kazanım türleri, kullanılan araç-gereçler, öğrenci değerlendirme süreçleri ve paydaş tepkileri de araştırma kapsamına alınmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninde tasarlanan araştırmada, veriler 20 öğretmenle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Katılımcılar oyunlaştırmayı eğlence unsuru olmanın ötesinde, çok boyutlu ve stratejik bir pedagojik yaklaşım olarak tanımlamakta; ancak programdaki etkinlikleri nitelik, zaman yönetimi ve rehberlik açısından yetersiz bulmaktadır. Öğretmenlerin oyunlaştırmaya yönelik genel algısı oldukça olumlu olup, uygulamalarda Kahoot ve Quizizz gibi dijital araçlar yoğun biçimde kullanılmakta, kelime kalıcılığını artırmak için basılı materyaller de tercih edilmektedir. Altyapı ve zaman kısıtlılıklarına rağmen öğretmenlerin düşük maliyetli tasarımlar geliştirebilmesi, oyunlaştırmanın özünün teknolojiden çok pedagojik hedeflerle uyumlu mekanikler olduğunu göstermektedir. Oyunlaştırma daha çok konuşma becerileri ve kelime öğretimi kazanımlarında kullanılmakta; hata yapma korkusunu azaltmada kritik bir işlev üstlenmektedir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu oyunlaştırmayı biçimlendirici değerlendirme aracı olarak işletmekte, öğrenci tepkileri yüksek duyuşsal bağlılık, iş birliği ve sürdürülebilirlik arzusu ekseninde şekillenmektedir. Veliler çocukların mutluluğu temelinde olumlu yaklaşım sergilerken, geleneksel kaygılar nedeniyle direnç ve kayıtsızlık da gözlenmiştir. Yönetici ve diğer öğretmenlerin oyunlaştırmaya ilişkin görüşlerinin ise farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Sonuçlar, oyunlaştırmanın potansiyelinin etkin biçimde kullanılabilmesi için programın güncellenmesi, altyapının iyileştirilmesi ve paydaşların bilinçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisYalnız künye2026Yapışık ikizlerin fıkhi statüsü: İslam hukukunun temel alanlarında sistematik bir değerlendirme
Abdulsamed Atik
İnsan nüfusundaki artış ve medya araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte nadir görülen yapışık ikiz vakaları daha da görünür hale gelmiştir. Bu vakalar tıp ve biyoloji alanlarında yoğun araştırmalara konu olmuş, yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmaların yanı sıra dini ve hukuki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Özellikle ibadet hayatı açısından namaz, oruç ve abdest gibi temel dini yükümlülüklerin yerine getirilmesinde ortaya çıkan problemler çözüm üretilmesi gereken önemli konular arasında yer almıştır. Ayrıca sosyal ilişkiler bağlamında evlilik, miras ve ceza hukuku gibi alanlarda yapışık ikizlerin hukuki statülerinin açıklığa kavuşturulması ihtiyacı doğmuştur. Bu tartışmaların temelinde ise yapışık ikizlerin tek bir birey mi yoksa iki ayrı birey mi olarak değerlendirilmesi gerektiği meselesi bulunmaktadır. Söz konusu problem hem dini hükümlerin hem de hukuki düzenlemelerin uygulanması açısından belirleyici bir öneme sahiptir. Bu çalışmanın temel motivasyonunu konuya ilişkin akademik araştırmaların sınırlı oluşu teşkil etmektedir. Çalışmada öncelikle yapışık ikiz kavramı tanımlanmış ve mevcut sınıflandırmalar değerlendirilmiştir. Ardından tarihsel süreç içerisindeki örnekler ele alınmış özellikle evlilik, miras ve ceza hukuku çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalı durumlar analiz edilmiştir. Son bölümde ise yapışık ikizlerin ibadetlerini nasıl yerine getirebilecekleri üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak yapışık ikizlerin fıkhi statüsü, değişmez hükümlerden ziyade somut olayın özelliklerine göre tayin edilmektedir. Araştırma sürecinde nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, doküman incelemesi yoluyla ulaşılan kaynaklar değerlendirilerek çalışma oluşturulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Doctoral ThesisAçık Erişim2026Demir çağı’nın sonlarından 6. yüzyılın sonlarına kadar erzincan
Hanife Küçükosman
Bu çalışma, Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat Havzası’nda yer alan Erzincan ve çevresinin, Demir Çağı’nın son evrelerinden 6. yüzyılın sonlarına kadar uzanan tarihsel gelişimini incelemektedir. İncelenen dönem, bölgede siyasal egemenliklerin sıkça değiştiği, farklı kültürel unsurların bir arada varlık gösterdiği ve coğrafi koşulların tarihsel süreç üzerinde belirleyici olduğu bir süreci kapsamaktadır. Erzincan, doğal geçitleri, verimli ovaları ve önemli ulaşım güzergâhları sayesinde Antik Çağ boyunca askerî ve ekonomik açıdan stratejik bir konumda yer almıştır. Çalışmada Doğu Anadolu coğrafyası, antik ve modern kaynaklar ışığında değerlendirilmiş; Fırat Nehri başta olmak üzere bölgedeki akarsuların yerleşim düzeni ve tarihsel sınırların oluşumundaki rolü vurgulanmıştır. Erzincan’ın prehistorik dönemlerden Demir Çağı’nın sonuna kadar uzanan tarihsel süreci ele alınmış; Urartu, Kimmer, İskit, Med ve Pers hâkimiyetleri bağlamında bölgenin siyasal yapısı değerlendirilmiştir. Urartu Devleti’nin bölgedeki idarî ve mimari varlığı, özellikle Altıntepe Kalesi kazılarından elde edilen arkeolojik veriler üzerinden incelenmiştir. Urartu sonrası süreçte Kimmer ve İskit hareketleri, Med ve Pers egemenliği ile Helenistik Dönem’de Seleukoslar, ardından Parth ve Roma hâkimiyeti çerçevesinde Erzincan’ın bölgesel ve imparatorluklar arası ilişkilerdeki yeri ele alınmıştır. Özellikle Roma-Parth mücadeleleri bağlamında Satala Karargâhı’nın stratejik önemi vurgulanmıştır. Çalışma, Erzincan il sınırları içerisinde tespit edilen höyükler, yerleşimler ve kalelerden elde edilen arkeolojik veriler doğrultusunda bölgedeki yerleşim sürekliliğini ortaya koyarak, Erzincan’ın Antik Çağ’da yalnızca bir geçiş alanı değil, aktif ve dinamik bir tarihsel mekân olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Nohut aquafabası kullanılarak geliştirilen yenilikçi bisküvinin vegan ve yumurta alerjili bireylerin beslenmesine yönelik potansiyelinin değerlendirilmesi
Elif Polat
Amaç: Bitki bazlı beslenmeye artan ilgiyle birlikte hayvansal bileşenlere alternatif ürünlerin geliştirilmesi önem kazanmıştır. Bu çalışmada, nohut haşlama suyu (aquafaba) kullanımının bisküvi üretiminde yumurta akına alternatif olabilirliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Aquafaba kullanılarak üretilen bisküviler ile yumurta akı içeren kontrol bisküvileri fiziksel (çap, kalınlık, yayılma oranı, köpük kapasitesi ve stabilitesi), kimyasal (renk, pH, nem, protein, yağ, kül, TPA ve HMF) ve duyusal özellikler açısından karşılaştırılmıştır. Bulgular: Aquafabalı bisküviler yayılma oranında kalınlığını kontrole göre ~0.2 mm daha iyi korumuştur. Aquafabanın köpük kapasitesi 10 mL, köpük stabilitesi ise %2.08 daha yüksek bulunmuştur. Aquafabalı bisküvilerin pH değeri kontrole göre 0.46 birim, nem içeriği %2.42 daha düşük belirlenmiştir. Yağ içeriğinde gruplar arasında anlamlı bir fark tespit edilmezken; HMF değerleri aquafabalı ve kontrol örneklerde sırasıyla 6.65 ppm ve 6.81 ppm ölçülmüştür. Karbonhidrat içeriği aquafabalı grupta %77.84, kontrolde %77.03; enerji değerleri ise sırasıyla 479.81 kkal ve 478.52 kkal olarak hesaplanmıştır. Protein içeriği aquafabalı bisküvilerde %1.05 daha düşük bulunmasına rağmen, duyusal analizlerde aquafabalı bisküviler daha yüksek puan almıştır. Sonuç: Aquafabanın bisküvi üretiminde yumurta akı yerine başarıyla kullanılabileceği, ürünün fiziksel ve duyusal niteliklerini olumlu etkilediği; vegan ve yumurta alerjisi olan tüketiciler için nitelikli bir alternatif sunduğu tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisYalnız künye2026Ortaokul öğrencilerinin sanatsal üretiminde geleneksel kültürün devamlılığı
Elif ÖZ
Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinin mevsimlik göç deneyimlerinin sanatsal üretim süreçlerine yansımalarını ele alarak geleneksel kültürün sanat eğitimi bağlamında nasıl anlamlandırıldığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma 2025-2026 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Erzincan ilindeki bir ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu ölçüt örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Buna göre ortaokulda öğrenim görmekte olup yazları yaylaya çıkan öğrenciler tercih edilmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) ile desenlenmiştir. Veri toplama araçları olarak, yarı yapılandırılmış̧ görüşme formu ve öğrencilerin sürece ilişkin sanatsal çalışmaları kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde nitel veri analizi olan betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin mevsimlik göç ve yayla yaşamını doğa, aile, emek, üretim, hayvancılık, günlük sorumluluklar ve geleneksel kültür unsurlarıyla ilişkilendirdikleri görülmüştür. Öğrencilerin sanatsal çalışmalarında dağ, yayla, çadır, yol, hayvan, ağaç, insan figürü ve doğal çevreye ait ögelere yer verdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin mevsimlik göç deneyimlerine ilişkin görüşleri ile sanatsal çalışmaları birlikte incelendiğinde, görüşme formunda ifade ettikleri doğa, aile, emek, üretim, hayvancılık, günlük yaşam ve geleneksel kültüre ait unsurları resimlerinde de benzer imgeler aracılığıyla yansıttıkları; bu nedenle yazılı ifadeleri ile sanatsal anlatımları arasında genel olarak bir örtüşme olduğu tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
