Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Alt birimler
Araştırmacılar(14)
Birim yayınları
37 →- ArticleAçık Erişim2026Comparing Theories of Everyday Life and Everyday Religion: Studies on Religion in Everyday Life in Turkiye
Çostu, Mehmet Davut
In this study, everyday life studies, which entered the Turkish literature late, and the theory of everyday religion, also known as lived religion, which has not yet fully entered the Turkish literature in its original form, are discussed comparatively. To answer the question of how ordinary people live their religion outside the temple, the theory of everyday religion has emerged. The theory of lived religion has been widely used in the sociology of religion, especially in the USA and European countries, over the last twenty years. Researchers examining religious practices in social life in T & uuml;rkiye have sought to address them through the theory of everyday life, a sociology-based approach, rather than through the theoretical framework of everyday religion. Moreover, traditional sociology of religion and folk religion studies in T & uuml;rkiye conduct their research from the perspective of official religion. However, the theory of everyday religion suggests that the religious experiences of ordinary individuals can only be fully examined by abandoning the official religious perspective. This new approach will be a step towards increasing the methodological diversity of religious studies in T & uuml;rkiye. This article aims to contribute to 'lived religion' research in the field of sociology of religion in T & uuml;rkiye and to provide a roadmap for understanding the theory. In this article, after discussing the development of everyday life, the two theories are compared, and their common and distinct points are highlighted. The theoretical framework underpinning academic studies of everyday life and religion in T & uuml;rkiye is examined, and the gap in this field is identified. In conclusion, while the theory of everyday religion has not found sufficient place in field studies in T & uuml;rkiye, the everyday life theory holds a dominant position in theology-based academic research. This article examines these two theories comparatively, with a critical eye on existing academic studies, using the document analysis method.
- ArticleAçık Erişim2026Mazatek Velada’da Kutsal Zaman ve Mekânın Ritüel İnşası
Şahin, Nadide
Bu makalede, Psilosibin mantarlarının tüketimi etrafında örülen velada’da kutsal zaman ve kutsal mekânın nasıl üretildiği ve sürdürüldüğü teorik tartışmalar bağlamında incelenmektedir. Bu amaçla velada’ya ilişkin kaynaklar, karşılaştırmalı–yorumlayıcı bir yaklaşımla Turner’ın liminalite modeli, Douglas’ın saflık/tehlike analizi ile Geertz’in sembolik antropolojisi eşliğinde yeniden değerlendirilmektedir. Analiz, gece boyunca ilerleyen ritüel akışının ayrılma–liminalite–yeniden katılım dizisiyle gündelik zamansallığı askıya alan bir “öte-zaman zarfı” kurduğunu; duyusal disiplin ve mekânsal izolasyonun bir “eşik yönetimi” olarak bedensel ve sosyal sınırları düzenlediğini; ev içi sunağın ise kozmolojik düzeni temsil eden ve katılımcıların dikkatini yönlendiren yoğunlaştırılmış bir sembol merkezi olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Böylece velada, yalnızca vizyoner deneyim yahut değişmiş bilinç durumlarının bir bağlamı olarak değil, şifa, kehanet ve ahlaki onarım işlevleriyle iç içe geçmiş, kutsal zaman ile kutsal mekânın birlikte kurulduğu bir ritüel düzen olarak kavramsallaştırılmaktadır. Arşivsel kaynaklarla sınırlı olan çalışmamızda güncel dönüşümlere dair betimleyici iddiadan kaçınılmakta; fakat enteojenik ritüellerin süreç, sınır ve semiyotik örgütlenme kategorileriyle analiz edilebileceğine dair aktarılabilir bir kuramsal öneri sunulmaktadır.
- ArticleAçık Erişim2026Ebû Bekir Râzî ve Gazzâlî’de Kendini Beğenmişlik Problemi: Karşılaştırmalı Bir İnceleme
Çelikkol, Suat
Bu çalışmanın amacı, İslâm ahlâk düşüncesinde önemli bir ahlâkî problem olarak ele alınan kendini beğenmişlik (‘ucb) kavramını, Ebû Bekir Râzî ile Gazzâlî’nin yaklaşımları üzerinden mukayeseli biçimde incelemektir. Çalışmada karşılaştırmalı metin analizi yöntemi benimsenmiş, ‘ucb’un mahiyeti, kaynakları ve tedavi imkânları iki düşünürün kendi terminolojik sistemleri içerisinde değerlendirilmiştir. Yapılan analizler, Râzî’nin ucb’u nefsin kendisi hakkında verdiği hükümde ortaya çıkan bir idrak sapması ve akleden nefsin hevâ karşısında zayıflamasıyla ilişkili bir ahlâk problemi olarak ele aldığını göstermektedir. Bu yaklaşımda ucb, psikolojik düzeyde bir denge kaybı şeklinde değerlendirilmekte; tedavisi ise aklın yeniden hâkim kılınması ve nefsin itidal çizgisine yöneltilmesiyle açıklanmaktadır. Buna karşılık Gazzâlî’nin ‘ucb’u, kulun kendi varlığına ve fiillerine ilişkin nispeti yanlış kurmasından kaynaklanan mânevî bir bozulma olarak değerlendirdiği görülmektedir. Gazzâlî’ye göre bu durum, marifet eksikliği, ilâhî tevfîkin unutulması ve kalbî gaflet sebebiyle derinleşmektedir. Bu sebeple ucb’un giderilmesi, kalbin ıslahı ve nefsin tezkiyesiyle doğrudan ilişkilendirilmektedir. Karşılaştırmalı değerlendirme sonucunda, Râzî’nin yaklaşımının daha çok aklî ve psikolojik bir çerçevede şekillendiği; Gazzâlî’nin ise ucb’u ilâhî nispet, marifet ve kalbî yöneliş bağlamında daha kapsamlı bir varlık ve idrak problemi olarak ele aldığı tespit edilmiştir. Böylece ucb, Râzî’de aklî dengenin bozulmasıyla ilişkili bir idrak sapması olarak açıklanırken, Gazzâlî’de metafizik ve tasavvufî boyutlarıyla derinleştirilen çok katmanlı bir ahlâk problemi hâline gelmektedir. Sonuç olarak çalışma, İslâm ahlâk düşüncesinde ‘ucb probleminin psikolojik ve mânevî boyutlarını birlikte değerlendiren iki farklı yaklaşımı mukayeseli olarak ortaya koyması bakımından literatüre özgün bir katkı sunmaktadır.
- ArticleAçık Erişim2026Experiences of Transmitting Religious and Cultural Values to Children of Mixed-Marriage Families: The Case of Lancaster, England
Çoştu, Kamil; Çoştu, Mehmet Davut
The family, as the fundamental institution for the preservation and transmission of religious and cultural values, is the smallest social unit whose importance never diminishes. Islam places great emphasis on the education of children and the acquisition of values, assigning responsibilities to the family. In particular, in mixed marriages involving individuals from different cultural and religious backgrounds, the transmission of religious and moral values to children becomes more complex. This study investigates the experiences of Turkish fathers married to foreign spouses in Lancaster, England, in transmitting Islam and cultural values to their children. Within the framework of lived religion theory, the research focuses on religious transmission practices carried out in the home environment and during special occasions, outside institutional settings such as mosques. Using qualitative research methods, semi-structured interviews were conducted with eleven Turkish fathers in mixed marriages and three sons aged over 18. Although the data obtained are not sufficient to allow for generalization, they offer important insights into mixed-marriage families. Findings clustered around three main themes: visits to Turkey, tactics regarding Western cultural celebrations such as Christmas and Halloween, and the observance of Ramadan and Eid al- Adha. Accordingly, visits to Turkey are seen as an important opportunity for children to establish a connection with Islam and to strengthen their cultural identity. Traditional practices such as gift- giving, mosque visits, and hand-kissing, particularly during Ramadan and Eid al-Adha, serve as the main tools for transmitting religious and cultural values. The study reveals the unique methods developed by Turkish fathers, who occupy a minority position in England, to transmit religious identity and values to their children, as well as the challenges they face in this process.
- ArticleAçık Erişim2025Aziz Bonaventura’un Düşüncesinde Tanrı ile Birlik: Ruhun Dönüştürücü Yolculuğu
Şahin, Nadide
1217-1274 yılları arasında yaşamış olan Aziz Bonaventura, Orta Çağ Hıristiyan mistisizminin önde gelen isimlerinden biridir. Bonaventura özellikle Zihnin Tanrıya Yolculuğu (Itinerarium Mentis in Deum) adlı eserinde dile getirdiği mistik teolojisiyle tanınmaktadır. Bonaventura, bu eserinde, sudur (emanation), örnekçilik (exemplarism) ve dönüş (reduction) kavramlarına dayalı bir metafizik çerçeve sunmaktadır. Buna göre Tanrı’dan sudur eden varlıklar, örnekçilik ilkesiyle ilahî modellerin bir yansımasıdır ve dönüş süreciyle nihaî kaynağına, yani Tanrı’ya geri yönelmektedir. Bu üçlü yapı, onun Mesih merkezli mistik anlayışının temelini oluştururken ruhun Tanrı’ya dönüşünü açıklayan altı aşamalı bir manevî yolculuk sürecini şekillendirmektedir. Bonaventura’a göre bu süreç, önce maddi dünyada Tanrı’nın izlerinin keşfedilmesiyle başlamakta, ardından bireyin kendi iç dünyasına yönelerek Tanrı’nın suretini tefekkür etmesiyle ilerlemekte ve nihayetinde Tanrı’nın saf varlık olarak doğrudan deneyimlenmesiyle doruğa ulaşmaktadır. Bu süreç sadece bireysel bir ruhsal deneyim olarak değil, sistematik bir dönüşüm modeli olarak kurgulanmış olup entelektüel kavrayış ile mistik vecdi birleştiren bir yapıya sahiptir. Bu çalışmada Bonaventura’un ruhun dönüştürücü yolculuğu çerçevesinde şekillendirdiği mistik vizyonunun yapı taşları ve aşamaları detaylı olarak ele alınıp incelenerek onun teolojik anlayışının temel ilkeleri belirlenecektir. Bunun için Bonaventura’un eserleri ve çağdaş akademik kaynaklar üzerinden sistematik ve deskriptif bir analiz gerçekleştirilecektir. Bu analizle Bonaventura’un Orta Çağ Hıristiyan teolojisi ve mistisizmine yaptığı katkıları, felsefi, teolojik ve mistik yönleriyle ele alarak, onun düşüncesinin özgün ve etkili yanlarını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Çalışmanın neticesinde Bonaventura’un sunduğu mistik yolculuk modelinin, Orta Çağ düşüncesinde mistisizm ile rasyonel teolojiyi sentezleyen önemli bir yaklaşım olarak öne çıktığı ve çağdaş teolojik araştırmalar açısından derinlemesine incelenmesi gereken bir referans çerçevesi sunduğu görülmektedir.
- ReviewYalnız künye2025Tanrı, İnsan, Yetkinlik: Tanrı’ya Benzeme Fikrinin Antik ve Orta Çağ Felsefe Geleneklerindeki Görünümleri
Aksu, İbrahim
Bu çalışma, Şeyma Kömürcüoğlu’nun kaleme aldığı ve her ne kadar ayrı ayrı neşredilmiş olsalar dahi biri diğerinin ikinci cildi olarak da kabul edilebilecek iki eseri tanıtmaya çalışmaktadır. Eserlerden 2023 tarihli olan ikincisi TÜBA-TESEP Sosyal Bilimler Kayda Değer Telif Eser Ödülü’ne layık görülmüştür. Eserlerin konusu, mutlak yetkinliği ifade eden Tanrı’nın aynı zamanda insanın gerçekleştirebileceği güzel-iyi tüm düşünce ve eylemler için de en mükemmel model olduğu fikridir. Bu fikir, klasik felsefede Tanrı’ya benzeme olarak adlandırılmaktadır. Kömürcüoğlu’nun anılan iki ayrı ama birbirini tamamlar çalışmasıyla bizler, Tanrı’ya benzeme fikrinin modern dönem öncesine ait tarihsel serüveninin izini sürebilmekteyiz.
- ArticleAçık Erişim2025Gündelik Hayat Teorisi Işığında Distopik Bir Romanın Eleştirisi: Abus
Akça, Nesime Ceyhan; Çoştu, Mehmet Davut
Bu çalışmada, distopik bir roman olan Abus etrafında “Gündelik Hayat Teorisi”nin izleri aranacaktır. Tüm dünyada ütopyanın karşıtı olarak 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmaya başlayan distopyalar, toplumların gelecekte karşılaşabileceği muhtemel olumsuzlukları önceden haber verme işlevi görür. Tüm değerlerin unutturulduğu, selamlaşmanın dahi suç kabul edildiği Abus’ta; totaliter bir rejimin baskısı altında yaşayan gündelik hayatın alışkanlıkları arasında sıradanlaşmış kötülüğü fark eden bir genç, şehirde büyük bir dönüşümü tetikler. Abuslular, içinde yaşadıkları durumun, düzenin, karmaşıklığın, rutinin farkına varmadıkları ve onu dillendirmedikleri için sıradanlığı üreten bir unsur olmuşlardır. Ancak bazı Abuslular, iktidarın halkı çeşitli aygıtlarla yönlendirip süreğen hâle getirdiği bu hayatta kendilerini yabancı hissederler. İktidarın dikkatini çekmemek için kendilerini gizlemeyi tercih eden bu kişiler, gizlenmeyi, farklı görünmeyi denerler. Eser, Abus şehri toplumunun gündelik hayatını detaylarıyla ortaya koyması sebebiyle özellikle sosyolojide “gündelik hayat teorisi” olarak geçen bakış açısını Henri Lefebvre ve Michel de Certeau’nun düşünceleriyle açıklayabileceğimiz bir özellik taşır. Bu çalışma, karşı-ütopya olarak tanımladığımız Abus adlı romanın “gündelik hayat teorisi” bağlamında metin-içerik analiz yöntemi ile değerlendirilmesini amaçlar. Metin, Lefebvre’nin “direniş”, De Certeau’nun “strateji ve taktikler” kavramları eşliğinde okunacaktır. Çalışma, “gündelik hayat teorisi”nin edebî bir eserin çözümlenmesinde kullanılmasına dair ülkemizdeki az sayıda örneklerdendir.
- ArticleAçık Erişim2025Neo-Religionswissenchaft: Din Biliminden Dinler Çalışmasına Eleştirel Dönüşümlerle Dinler Tarihi
Alici, Mustafa
XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren antropolojiden ayrışarak başlangıçta, Almanca resmi adıyla Religionswissenchaft (Din Çalışması) ismini alan Dinler Tarihi, modern zamanların bilimi olarak ortaya çıkıp teorik açıdan güçlenerek normatif olmayan, filoloji ve kutsal metinlere dayalı din olgusunu, dinleri ve din fenomenlerini mukayeseli tarihsel yaklaşımıyla inceleyen bir bilim olarak belirdi. Dinler Tarihi, her zaman olduğu gibi çağının parametrelerindeki değişimlere uygun olarak eleştirel bir bilim olarak, günümüzde ön-ek olarak kabul edildiği yenilik odaklı çoklu yöntemsel yaklaşımların, konuların, sorunların ve gelecek perspektiflerinin değişim gösterdiğinin gayet farkındadır. Bu makale, bilhassa Eliade sonrası (Post-Eliaden) yeni dönemde Dinler Tarihi’ni etraflıca yeniden gözden geçirerek güncellemek niyetindedir. Biz öncelikle disiplinin çok isimli kimliğini, interdisipliner olmaktan hibrit disipline dönüşümleri, inanç ve gelenekleri inceleyen tarihsel mukayese ve fenomenolojik yöntemlere daha fazla eklektik ve sentetik formlarla yeni mukayesecilik bilişsel ve neo-feminist yönelimlere sahip çoklu metodolojiye yaklaşımları işleyeceğiz. Modern dönemde yerellik ile evrensellik arasında salınım gösteren Dinler Tarihi çağdaş dönemde eleştirel kimliğiyle hareket eden, sorgulayan hatta meydan okuyucu şekilde dönüştürerek yol alan “her yerdeliğini” çok kültürlü ve dinamik ilişkileriyle sergileyeceğiz. Bunlara bağlı olarak alandaki değişen terminolojik diliyle gittikçe genişleyen “akademi politiğini” yansıtan problemleri hakkındaki değişen bakış açılarına değineceğiz. Son olarak disiplinin önündeki coşkulu, yankı verici ve sonsuzluk kazandırıcı geleceği hakkında öngörülerde bulunacağız.
- ArticleYalnız künye2024Pratik Şiddetin Pasif Teorileri: Post-Buberyen Dönem Yahudi Düşüncesinde Vaadedilmiş Toprak ve Kudüs Yaklaşımları
Alici, Mustafa
Çağdaş Yahudi düşüncesi, “Holokost sonrası (veya Post-Şoah) dönem” olarak bazen de modernizmin etkisini hissettiren bir dönüm noktası figür olan ve dini varoluşçu ve diyalojik ilişkilerin filozofu olarak tanınan “Martin Buber’den sonraki (post-Buberyen) devir” yahut çok daha seküler bir perspektif formuyla “postmodern dönem” diye betimlenebilmektedir. Bu makalede gittikçe ideolojiden kurtulup bir duruma dönüşerek sıfat haline gelen Postmodernizmin etkisi altında gelişen söz konusu düşünceyi felsefi, normatif teolojik (Talmudik) ve seküler (etnolojik) anlamda özel ve anahtar terimlerden biri olan “vaadedilmiş toprak” ve daha hususi olarak bu toprak fikrinin kalbinde veya tüm İsrail’in umuta bağlı hevesinin çekirdeğinde yerleşik olan “Yaruşalmi (Kudüs)” yaklaşımlarını değerlendireceğiz. Bu bağlamda birinci katmanda postmodern döneme damga vuran Yahudi filozofları, ikinci katmanda postmodern düşünce ile Talmdu düşüncesini uzlaştıran düşünürleri ve son olarak postmodern çağın perspektifiyle seküler Yahudi düşüncesini işleyen başlıca figürleri ele alacağız. Burada dikkatlerden kaçmayan en önemli özellik, dünyayı en fazla olumlayarak teyit eden bir gelenek olan Yahudilik’te Kutsal fikri tarihsel gelişim düzleminde gittikçe seküler hale gelirken kutsalla ilintili olan her fenomenin de sekülerleşerek daha fazla fiziksel aygıtlarla izah edilebildiği gerçeğidir.
- ReviewYalnız künye2024Adalet Nedir?
Aksu, İbrahim
Hans Kelsen’in (ö. 1973) Adalet Nedir? başlıklı eserinde incelenen en temel mesele adaletin mutlaklığı yahut göreceliliği meselesidir. Yazar bu çerçevede şu sorulara yanıt aramaktadır: Mutlak adalet mümkün müdür? Eğer mümkün ise bu nasıl gerçekleştirilebilir? Şayet mümkün değil ise mutlak yerine göreceli bir adaletin peşinden koşmak “adaletsizlik”ten kaynaklı olduğu düşünülen problemlerin doğurduğu olumsuz sonuçları azaltabilir mi? Kelsen’in bu soruları yanıtlamak üzere yaptığı soruşturmalar eseri adalet üzerine çalışanların ve adalet nedir sorusunun peşinde koşanların bigane kalamayacağı bir incelemeye dönüştürmektedir.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-21T10:22:09.118143630Z | |
| dc.date.available | 2026-10-21T10:22:09.118143630Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28235 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü | tr |
| dspace.entity.type | OrgUnit | |
| organization.identifier.code | ilahiyat-felsefe-ve-din-bilimleri | |
| organization.unitType | department | |
| rdl.unit.alias | \bfelsefe ve din bilimleri bolumu\b |






