Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2024Halfeti (Şanlıurfa) ilçesinin kırsal coğrafyası
Ercan Tüney
Yapılan bu yüksek lisans çalışması ile Halfeti ilçesinin kırsal yerleşme alanları nitel araştırma yöntemleri ile araştırılmış elde edilen bulgular nicel yöntemlerle desteklenmiştir. Araştırma alanında yerleşim yerlerinin doğal ve beşeri özellikleri coğrafi perspektif ile ele alınmıştır. Yöre insanının söylemleri ve resmi kurumlardan alınan bilgiler ile çıkarımlarda ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde, araştırma sahasının yeri, sınırları, coğrafi özellikleri, amacı, kapsamı ve kullanılan metotlar hakkındaki incelemeler ortaya konmuştur. İkinci bölümde fiziki coğrafya özellikleri olan jeolojisi, jeomorfolojisi, iklim özellikleri, hidrografik özellikler, toprak ve bitki örtüsü ile ilgili araştırma sonuçları incelenmiştir. Üçüncü bölümde kırsal coğrafyasının nüfus özellikleri (nüfus miktarı, yaş ve cinsiyet yapısı, doğum ve ölümler, göçler, nüfusun eğitim ve sağlık durumu, nüfus yoğunluğu ve aile nüfus sayısı büyüklüğü) nüfusun kültürel özellikleri, yerleşme özellikleri ve yerleşme şekilleri, yerleşmenin tarihi, kır ve şehir yerleşmelerinin ayırt edilmesi, kırsal nüfusun dağılışı, kırsal mahallelerdeki ekonomik yapı ve köy altı yerleşmelerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde ekonomik coğrafya özellikleri ve yöredeki insanların ekonomik yapıları değerlendirilmiştir. Çalışmanın hazırlanmasında yazılı kaynaklara, özellikle yerel sahada bulunan resmî kurumlardan alınan bilgi, belge ve istatistiki verilerden yararlanılmaya özen gösterilmiştir. Alan araştırmasında ise bolca gezi ve gözlem, görüşme ve anket uygulamalarına yer verilmiştir.
- ThesisAçık Erişim2024Üreter taşlarının spontan düşmesini öngörmede kullanılabilecek belirteçler
Özlem Kadırhan
Giriş ve Amaç Ürolitiazis yaygın ve tekrarlama oranı yüksek bir sağlık problemi olup takip ve müdahale dengesinin iyi yönetilmemesi idrar yolu enfeksiyonundan, renal fonksiyonlarda ani bozulmaya kadar gidebilen istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir. Bu nedenle üreterdeki bir taşın spontan düşme (SD) olasılığının erken belirlenmesi SD olasılığı olmayan bir olguda gelişebilecek üroseptik bir durumun önlenmesi ile hasta güvenliği ve SD olasılığı olan bir olguda tedavi amacıyla yapılacak agresif erken müdahalenin ve neden olabileceği komplikasyon ve mali yükün de azalmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda bu çalışmada üreterdeki bir taşın SD ihtimalini öngürebilecek bazı kriterlerin belirlemesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem 1 Ocak 2019 ile 31 Aralık 2023 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil ve/veya üroloji servislerine renal kolik atağı sonrası başvurmuş 2773 olgu retrospektif olarak incelendi. Bu olgulardan kontrastsız taş protokollü bilgisayarlı tomografi (BT) ile tek taraflı 10 mm'den küçük üreter taşı olan ve inflamatuar serum belirteçleri biyokimyasal testlerle araştırılmış toplamda 897 olgu yaş sınırı olmaksızın çalışmaya dahil edildi. Olgularda taşın boyutu, lateralizasyonu, taşın lokalizasyonu, taşın bulunduğu seviyede üreter duvar kalınlığı (ÜDK), taş dansitesi, hidronefroz (HN) derecesi, üreter uzunluğu, parankim kalınlığı ve dansitesi ve çeşitli biyokimyasal parametrelerin üreter taşının SD ihtimalini öngörme durumu araştırıldı. xi Bulgular Araştırma populasyonu 513'ünde SD gerçeklemeyen toplamda 897 olgudan oluşmaktaydı. Üreter taşlarının SD'sinde sıklıkla kullanılan yüksek taş boyutu (sağ >6.5 mm, sol>6 mm ) ve proksimal yerleşimli taşın yanısıra yüksek taş dansitesi (>957 HU) , artmış ÜDK (>1,7 mm), taş proksimalinde yüksek derecede HN varlığı (grade ≥ 2 ) ve kanda artmış NLO (>2,15 ) ve TLO (> 10,28 ) değerinin taşın SD ihtimaliyle ters orantılı olduğu, bu ilişkinin lojistik regresyon analizi testleri ile istatistiksel olarak anlamlı olduğu kestirim değerleri tespit edildi. Üreter taşlarının SD'sinde üreter uzunluğu, böbrek parankim kalınlığı ve böbrek parankim yoğunluğu parametrelerin ise istatistiksel olarak SD ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığı gözlemlendi. Çalışmamızda üreter taşlarının tedavi protokolünün şekillenmesinde kılavuzlarda da yerini almış taşın boyutu için belirlenmiş 6-6,5 mm lik kestirim değerlerinin üzerinde taşın SD'sinin 7,046 kat azaldığı, taş seviyesindeki ÜDK için belirlenmiş 1,7 mm lik kestirim değerlerinin üzerinde ise taşın SD olasılığının 706,500 kat azaldığı gösterildi. Sonuç Sonuç olarak ürolitiazisli olguların, takip ve tedavi sürecinin etkin yürütülebilmesi açısından hala tartışmalı olan taşın SD olasılığını tahmin etmemize yarayacak kriterlerin ve standardize ölçüm değerlerinin belirlenmesi hem hasta sağlığı hemde giderek sıklığı artan mali yükünün azalmasına katkı sağlayacaktır. Çalışmamızda üreter taşlarının SD'sinde artmış taş boyutu ve yüksek yerleşimli taş lokalizasyonunun yanısıra taş seviyesindeki ÜDK artışının, yüksek taş dansitesinin , eşlik eden yüksek dereceli HN varlığının ve kanda yüksek seviyelere ulaşan NLO ve TLO infalamatuar belirteçlerinin kriter olarak kullanlabileceği gösterildi.
- Master ThesisAçık Erişim2024İslâm hukuku açısından şehitlik ve gazilik kavramı
Merve Akdemir
Şehitlik, İslâm dininde Allah yolunda canını feda eden kişiye verilen en yüce mertebedir. Bu kavram, Kur'ân-ı Kerîm ve hadislerde sıkça yer alır ve İslâm tarihi boyunca önemli bir rol oynamıştır. Şehitler, Allah katında en yüce mertebededirler. Cennette ebedi saadete kavuşacaklar ve birçok nimet ile ödüllendirileceklerdir. Şehitlerin aileleri de bu nimetlerden nasipleneceklerdir. Gazilik ise, Allah için savaşan ve yaralanan veya sakat kalan mümine verilen unvandır. Bu unvan, kişinin cesaretini, fedakarlığını ve kahramanlığını temsil eder. Türkiye'de şehitlik ve gazilik kavramları, tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlamlarıyla derinlemesine incelenmesi gereken oldukça önemli konulardır. Bu kavramlar sadece birer statü veya maddi bir ödülün ötesinde, milli birlik ve beraberliğin, vatan sevgisinin ve kahramanlığın sembolü olarak kabul edilir. Ancak şehitlik ve gazilik kavramı dönemsel ve bölgesel olarak farklı tanımlanmıştır. Bu nedenle şehitlik ve gazilik kavramının araştırılması ve İslâm hukuku açısından oldukça önemlidir. Bu tez 'İslâm Hukuku Açısından Şehitlik ve Gazilik Kavramı' konusunu ayet ve hadisleri esas alarak konunun doğru anlaşılmasına katkıda bulunmak amacıyla kaleme alınmıştır. Yararlanılan kaynaklarda hadislerde şehitlik, diğer dinlerin şehitliğe bakışı, gazilerin bu durumlarda başa çıkma yöntemleri gibi örneklere yer verilmiştir. Bu çalışmada da diğer tezlere ek olarak Türkiye'de şehitlik ve gazilik kavramının tanımı ve sağlanan imkanların neler olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Şehitlik, Gazilik, Hz. Peygamber, İslâm, Kur'ân-ı Kerîm.
- Master ThesisAçık Erişim2024Seboreik dermatit hastalığının eser element düzeyleri ile ilişkisi
Emira Dildar Kervancı
Amaç: Bu çalışma, seboreik dermatitte plazma eser elementleri ve serum biyokimyasal parametrelerini ve bunların potansiyel ilişkilerini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışmaya, benzer yaş ve cinsiyet özelliklerine sahip 16 seboreik dermatit hastası ve 16 sağlıklı kontrol bireyi dahil edilmiştir. Serum örneklerinden biyokimyasal parametreler (TSH, serum demir, ferritin, B12 vitamini, HGB, WBC, RBC ve lökosit alt grupları) analiz edilmiştir. Na, Mg, Al, K, Ca, Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn, As ve Sr'nin plazma düzeyleri ICP-MS ile belirlenmiştir. İstatistiksel analizler IBM SPSS Statistics v27.0 kullanılarak yapılmıştır. Veri normalliği Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiş; uygun şekilde bağımsız örneklem t-testi veya Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Korelasyonlar Spearman sıra korelasyonu kullanılarak analiz edilmiş ve p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, Mn, Zn, Mg, Al, K, Ca, Fe, Cu ve As düzeylerinde seboreik dermatit ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Mn, Zn, Ca ve Cu düzeyleri kontrol grubunda daha yüksek bulunurken, Mg, Al, K, Fe ve As düzeyleri seboreik dermatit grubunda daha yüksek bulunmuştur. Biyokimyasal değerlendirmelerde, TSH, serum demir, ferritin, B12 vitamini ve WBC değerleri kontrol grubunda anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Korelasyon analizleri, eser elementler ile inflamasyon, metabolik ve bağışıklıkla ilgili parametreler arasında anlamlı ilişkiler göstermiştir. Sonuç: Bu bulgular, seboreik dermatitin eser element dengesizlikleri ve inflamatuar değişiklikler de dahil olmak üzere sistemik değişikliklerle ilişkili olduğunu göstermektedir. Mineral düzeylerindeki gözlemlenen değişimler, bozulmuş mineral homeostazının hastalık patofizyolojisine katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Kayak sporcularında spora bağlılık ve hedefe bağlılık düzeylerinin incelenmesi
Muhammed Ali Bedir
Bu çalışmada kayak sporcularında spora bağlılık ve hedefe bağlılık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırğmaya, yaşları ortalaması 20,99±5,49 yıl, boyları ortalaması 169,35±16,97 cm, vücut ağırlıkları ortalaması 64,40±13,27 kg olan toplam 232 kayak sporcusu katılmıştır. Araştırmaya dahil edilen sporculara özgü kişisel özelliklerin belirlenebilmesi için katılımcı kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Sporcuların hedefe bağlılık düzeylerinin tespit edilmesi için ''Sporda Hedef Bağlılığı Ölçeği'' kullanılmıştır. Sporcuların spora bağlılık düzeylerinin tespit edilmesi için ''Spora Bağlılık Ölçeği (SBÖ)'' kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde hedefe bağlılık düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülürken (p<0,05), spora bağlılığın tüm alt boyutları bakımından cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Ayrıca hedefe bağlılık değişkeninde branşlar bakımından anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilirken (p>0,05), spora bağlılık ölçeği alt boyutlarından içselleştirme değişkeninde branşlar bakımında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Hedefe bağlılık durumu ile spora bağlılık alt boyutlarından içselleştirme arasında pozitif ve yüksek düzeyde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, kayak sporcularının yapmış olduğu branşı ne kadar içselleştirir ve benimserse, branşa dair hedeflere de o denli bağlılığı artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kayak, Spora Bağlılık, Hedefe Bağlılık
- Master ThesisAçık Erişim2024Lise öğrencilerinin sınav kaygısı ile akademik ve genel benlik algılarının incelenmesi
Aynur Şiraliyeva
Bu araştırma, Lise Öğrencilerinin Sınav Kaygısı İle Akademik ve Genel Benlik Algılarının İncelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, lise 9. 10. 11. 12 sınıfta öğrenim gören toplam 176 öğrencidir. Araştırmada ilişkisel tarama mödeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Forum, Akademik benlik Kavramı Ölçeği, Sınav Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Uygulanan veri toplama araçlarından elde edilen verilere göre sayısal Yetenek ile Kuruntu arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki; Sınav Tutumu Toplamı arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki bulunmaktadır. Sanat İlgisi ile Kuruntu arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki; Duyuşsallık arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki; Sınav Tutumu Toplamı arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki bulunmaktadır. Sonuçlar alan yazındaki araştırmalar ile karşılaştırılarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Ceza hukukunda suça elverişsiz teşebbüs
Mustafa Çiçek
Elverişsiz teşebbüs, failin hareketinin elverişsizliğini, bu şekilde suç neticesinin meydana gelmesinin mümkün olmadığı durumları ifade eder. Elverişsiz teşebbüs konusunda iki temel sorun söz konusudur. İlk olarak hareketin elverişsiz olduğunun tespit edilmesi, ikinci olarak da bu tespit üzerine cezalandırma yapılıp yapılmayacağı önem arz etmektedir. Elverişsiz teşebbüsün cezalandırılması konusunda takip edilen ceza politikası öne çıkmaktadır. Nitekim objektif esasa göre hareket eden kanun koyucular elverişsiz teşebbüsü cezalandırmazken, sübjektif görüşü de dikkate alan kanun koyucular elverişsiz teşebbüsü cezalandırmaktadır. Türk hukukunda elverişsiz teşebbüs cezalandırılmamaktadır. Alman hukukunda ise elverişsiz teşebbüs cezalandırılmakta, bu noktada failin suç işleme iradesi dikkate alınmaktadır. Bulanık mantık çerçevesinde elverişli ve elverişsiz hareketin değerlendirilmesi dereceli bir yapı ortaya koyarken, klasik mantık bir harekete elverişli ya da elverişsiz demek suretiyle ikili bir sistem oluşturmaktadır. Bulanık mantık ile elverişsiz teşebbüsün cezalandırılabilmesi mümkün olmakta, klasik mantık ile elverişsiz teşebbüsün cezalandırılması mümkün olmamaktadır. Bu yönüyle objektif bakış açısı klasik mantığı; sübjektif bakış açısının esas alınması ise bulanık mantığı ifade etmektedir. Bu çalışmada elverişsiz teşebbüs konusunu Türk Hukuku ile Alman Hukuku kapsamında karşılaştırmalı olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Ayrıca konu bulanık mantık bakış açısıyla irdelenmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında ise gerek Türk Hukukunda gerekse de Alman Hukukunda elverişsiz teşebbüsün cezalandırılmasının ne şekilde olduğu algoritma yöntemiyle şekilsel olarak ayrıca ifade edilmeye çalışılmıştır.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Türk Ceza Hukukunda insan ticareti suçu
Ali Savaş Çubukçuoğlu
İnsan ticareti süreç olarak sömürü ve zorlama unsurları üzerine oturtulan bir eylemler silsilesidir. Bir kişinin köleleştirilmesine giden modern yol olan insan ticareti, insan haklarına yönelik çok ağır bir tehdit oluşturmaktadır. Çağımızın teknolojik kolaylıkları ve küreselleşmenin sunduğu imkânlar, bir kişinin köleliğine giden yolda önemli kilometre taşları olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim farklı ülkelerdeki insanlara ulaşılması ve onların nakli artık çok kolay şekilde gerçekleştirilmektedir. Keza daha iyi bir hayat düşüncesiyle ülkelerini, coğrafyalarını terk eden insanların da yasadışı göç akınlarına yol açarak insan ticareti suçu açısından ülkeler arası bir ağ oluşturdukları bilinmektedir. İnsan sirkülasyonunun ortaya çıkardığı bu tablo, uluslararası toplumu insan ticaretinin yarattığı vahamete karşı yeknesak bir mevzuat yapısı ve iş birliği bağı oluşturma noktasında bir araya getirmiştir. Uluslararası toplum tarafından insan ticareti konusunda yapılan düzenlemelerin en önemlileri ''Kölelik Sözleşmesi'', ''Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek, Özellikle Kadınların ve Çocukların Olmak Üzere, İnsan Ticaretinin Önlenmesi, Bastırılması ve Cezalandırılması Protokolü'' ile ''İnsan Ticaretine Karşı Avrupa Sözleşmesi''dir. Uluslararası sorumluluklar kapsamında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 80. maddesinde ''insan ticareti'' suçu düzenlenmiştir. Madde Kanunun ''özel hükümler'' başlıklı ikinci kitabının, ''uluslararası suçlar'' başlıklı birinci kısmında yer almıştır. Mağdura yönelik araç ve asıl veya amaç fiillerin işlenmesi suretiyle tipik olarak oluşan suç sayesinde; sömürü mekanizması işletilerek mağdur üzerinden failin ticaret yapması mümkün hale gelmekte, mağdurun ise hür iradesi, hareket serbestisi, düşünceleri değersizleşmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının adil dünya inançlarının psikolojik iyi oluşlarına etkisi
Seval Akkuş
Sosyal hizmet alanında görev yapan meslek elemanlarının çalışma alanının büyük bir kısmını dezavantajlı aileler ve kadın, çocuk, engelli bireyler oluşturmaktadır. Meslek elemanlarının çalıştıkları aile yapıları ve vaka detayları göz önüne alındığında psikolojik iyi oluş düzeyleri ile adil dünya inanç düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek çalışmanın temel amacıdır. Yapılan çalışma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır ve kişisel bilgi formu, adil dünya inancı ölçeği ve psikolojik iyi oluş ölçeklerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında bireylerin genel ve bireysel adil dünya inancının ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre farklılaşmadığı, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının adil dünya inançlarının psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında ilişkinin incelenmesine yönelik yapılan analiz sonucuna göre ise adil dünya inancı ölçeğinden ve psikolojik iyi oluş ölçeğinden alınan puanlar arasında pozitif yönde, orta derecede anlamlı bir ilişkinin bulunduğu, ancak alanda çalışma sürelerinin psikolojik iyi oluş düzeyleri ve adil dünya inanç düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, Adil Dünya İnancı ölçeğinden alınan puanlar ile Psikolojik İyi Oluş Ölçeğinde yer alan 'Geleceğim hakkında iyimserim' ibaresi üzerine yapılan analizde ise pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki olduğu ve yine Adil Dünya İnancı ölçeğinden alınan puanlar ile Psikolojik İyi Oluş Ölçeğinden alınan 'Amaçlı ve anlamlı bir yaşam sürdürüyorum' maddesi arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sosyal hizmet, adil dünya inancı
- ThesisAçık Erişim2024Troklear femur faset asimetrisinin patellofemoral instabiliteyle ilişkisi
Muhammed Kuru
Amaç: Patellofemoral instabilite, günümüzde tanı ve tedavi yönünden hala fikir birliği sağlanamamış bir konudur. Literatürde troklear femur faset asimetrisinin patellofemoral instabiliteye etkisini değerlendiren yeterince çalışma yoktur ve bu nedenle bu tez çalışması yapılmıştır. Troklear femur faset asimetrisinin patellofermoral instabiliteyle ilişkisini araştırmak ve aralarında eğer anlamlı bir ilişki varsa bu ilişkiyi diğer majör risk faktörleriyle beraber karşılaştırıp buna yönelik tanı ve tedavi algoritmaları oluşmasına katkıda bulunmak amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Hastalar ve Yöntemler: Dejour 'un tarif etttiği objektif patellar instabilite tanımına göre objektif patellar instabilitesi olan, geçirilmiş en az bir patellofemoral çıkık hikayesi olan ve direkt grafide patella altası mevcut hastalarla; objektif patellar instabilitesi olmayan hastaları belirledik. Daha sonra bu hastaların 1,5 Tesla özelliği olan Manyetik Rezonans cihazlarında çekilen diz görüntülemelerini inceledik. Bu Manyetik Rezonans görüntülemelerinde; troklear faset asimetrisi, troklear displazi, Tüberositas Tibia-Troklear Oluk mesafesi, patellar aksiyel angajman indeksi ve Wiberg patellar morfoloji tiplerini belirledik. Bu belirlediğimiz parametrelerin birbirleriyle olan ilişkilerini değerlendirmek için objektif patellar instabilitesi olan ve olmayan iki grup oluşturduk. Çalışma grubu 26 kadın ve 17 erkek olmak üzere toplamda 43 hastadan, kontrol grubu ise 24 kadın ve 19 erkek olmak üzere toplamda yine 43 hastadan oluşmaktaydı. Çalışmamız retrospektif bir çalışmadır. Bu çalışmada her iki grubun Manyetik Rezonans görüntülemelerindeki ölçümlerini hastanemiz sistemindeki Picture Archiving and Communication Systems (PACS) v4.1.2.22 programı ile gerçekleştirdik. Bulgular: Objektif patellar instabilitesi olan ve olmayan şeklinde ayırdığımız iki grubun istatistiksel analizinde; yaş, cinsiyet, taraf ve vücut boy uzunlukları arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Patellofemoral instabilite olan grupta Tüberositas Tibia-Troklear Oluk mesafesi, Wiberg değeri patellofemoral instabilite olmayan gruptan anlamlı (p<0,05) olarak daha yüksekti. Patellofemoral instabilite olan grupta faset asimetrisi, troklear displazi, aksiyel angajman indeksi değeri patellofemoral instabilite olmayan gruptan anlamlı (p<0,05) olarak daha düşüktü. Tek değişkenli modelde patellofemoral instabilite olan ve olmayan hastaların ayırımında Tüberositas Tibia-Troklear Oluk mesafesi, troklear displazi, troklear faset asimetrisi, aksiyel angajman indeksi, Wiberg değerinin anlamlı (p<0,05) etkinliği gözlenmiştir; 2 ancak yaş değerinin anlamlı (p>0,05) etkinliği gözlenmemiştir. Çok değişkenli modelde patellofemoral instabilite olan ve olmayan hastaların ayırımında troklear faset asimetrisi, aksiyel angajman indeksi, Wiberg değerinin anlamlı-bağımsız (p<0,05) etkinliği gözlenmiştir. Sonuç: Çalışmamızda troklear faset asimetrisinin patellofemoral instabiliteyle ilişkili bir parametre olduğu tespit edilmiştir ve diğer majör risk faktörleri arasında da patellofemoral instabiliteyle en fazla ilişkili bulunan parametre troklear faset asimetrisinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca bu çalışmada troklear ve patellar morfoloji arasındaki ilişki de incelenmiş ve aralarında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
- ThesisAçık Erişim2024FEMORAL ANTEVERSİYON, ASETABULAR ORYANTASYON VE KOMBİNE ANTEVERSİYONUNÜÇ BOYUTLU ANATOMİK MODELLEMELER İLE İNCELENMESİ
Mahmut Otugüzel
Amaç: Tez çalışmamızın amacı; femoral anteversiyon, asetabular anteversiyon, asetabular inklinasyon, kombine anteversiyonun 2 boyutlu bilgisayarlı tomografi (BT) standart kesitleri ve 3 boyutlu BT modellemeleri üzerinden ölçüm sonuçlarını karşılaştırmak; çalışma grubumuzdaki bireylerde anatomik 3 boyutlu femoral anteversiyon, asetabular anteversiyon, asetabular inklinasyon, kombine anteversiyon değerlerini saptamak; cinsiyetler arasında ölçülen parametreler açısından fark olup olmadığını araştırmak; femoral anteversiyon ölçümünde kullanılan 2 farklı yöntemi (posterior kondiler aks- transepikondiler aks) 3 boyutlu BT modellemeler üzerinden yapılan ölçümlerle karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, hastanemiz radyoloji veri tabanında bulunan pelvis ve tüm alt ekstremitenin incelendiği bilgisayarlı tomografi görüntüleri içerisinden, 18-60 yaş arası, 100 erişkin (50 erkek ve 50 kadın) dahil edildi. Pelvis, femur veya kalçayı ilgilendiren kırıklar, geçirilmiş kalça cerrahileri, alt ekstremite düzeltici osteotomi öyküsü olanlar, tümör ya da enfeksiyon gibi alt ekstremite dizilimini bozacak patolojileri olanlar, incelenen tarafa uygulanmış kalça ya da diz protezi olanlar, 18 yaş altı ve 60 yaş üstü erişkinler, mevcut görüntülerinde diz ya da kalça osteoartriti bulunan erişkinler çalışma dışı bırakılmıştır. Tüm örneklemde yalnızca sağ femur ve sağ asetabulum incelenmiştir. Çalışmada yer alan erişkinlerin DICOM formatındaki pelvis ve alt ekstremite tomografi görüntüleri, Materialise MIMICS Research (Materialise, Leuven, Belçika) programına aktarıldı. Materialise MIMICS programı yardımıyla, tüm erişkinlerin pelvis ve sağ femurlarının 3 boyutlu modelleri, 200 – 2150 Hounsfield unit aralığında segmente edildi. 2 boyutlu ve 3 boyutlu açı ölçümleri Materalise 3-Matic Research (Materialise, Leuven, Belçika) programında gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızda elde edilen veriler, IBM SPSS Statistics 25 (IBM, New York, Amerika Birleşik Devletleri) programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışma grubumuzda ortalama asetabular anteversiyon 2 boyutlu ölçümlerde 20,61° ± 6,06°, 3 boyutlu ölçümlerde 27,40° ± 7,39°; ortalama asetabular inklinasyon 2 boyutlu ölçümlerde 38,59° ± 4,07° , 3 boyutlu ölçümlerde 51,41° ± 5,65° ; femoral anteversiyon 2 boyutlu ölçümlerde 10,71° ± 7,75°, 3 boyutlu ölçümlerde 15,38° ± 8,29°; kombine anteversiyon 2 boyutlu ölçümlerde 31,33° ± 10,86°, 3 boyutlu ölçümlerde 42,78° ± 12,48° ; transepikondiler aksa göre femoral anteversiyon 3 boyutlu ölçümlerde 9,11° ± 8,32° bulunmuştur. Kadınlarda asetabular anteversiyon, femoral anteversiyon ve kombine anteversiyon erkeklerden yüksekti. Asetabular inklinasyon ise 3 boyutlu ölçümlerde erkeklerde kadınlardan yüksekti, 2 boyutlu ölçümlerde cinsiyet farkı yoktu. Asetabular anteversiyon ve asetabular inklinasyon açılarının 2 boyutlu ölçüm sonuçları ile 3 boyutlu ölçüm sonuçları arasında düşük düzeyde korelasyon bulunmuştur (sırası ile r = 0,426 ve r = 0,410). Kombine anteversiyonun 2 boyutlu ve 3 boyutlu ölçümleri arasında korelasyon orta düzeydeydi (r = 0,678). Femoral anteversiyonda ise 2 boyutlu ve 3 boyutlu ölçümler arasında yüksek düzeyde korelasyon saptanmıştır (r = 0,840). Femoral anteversiyonun posterior epikondiler aks ve transepikondiler aks referans alınarak ölçülen iki yöntemi arasında da korelasyon yüksek düzeydeydi (r = 0,946). Sonuç: Asetabular anteversiyon, asetabular inklinasyon ve kombine anteversiyon ölçümlerinde klasik 2 boyutlu BT kesitleri kullanılarak yapılan ölçümlerin doğal kalça anatomisini tam olarak yansıtmadığını düşünüyoruz, bu nedenle 3 boyutlu anatomik modeller üzerinden ölçüm yapılmasını öneriyoruz. Femoral anteversiyon ölçümünde literatürle uyumlu şekilde 2 boyutlu ve 3 boyutlu ölçüm yöntemleri arasında yüksek korelasyon saptamamıza rağmen iki yöntem arasındaki 4,66° ± 4,57° farkın klinik sonuçları etkileyip etkilemeyeceğini bilmiyoruz ve bu konunun yeni klinik çalışmalar ile değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle femoral anteversiyon ölçümünde de 3 boyutlu yöntemin daha uygun olacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Femoral anteversiyon, Asetabular anteversiyon, Asetabular inklinasyon, Kombine anteversiyon, Üç boyutlu görüntüleme
- Master ThesisAçık Erişim2024Lekelenmeme hakkı kapsamında soruşturmaya yer olmadığına dair karar
Gülsena Güzel
Hukuk devleti ilkesinin bireylere sağladığı en önemli haklardan biri masumiyet karinesidir. Masumiyet karinesine göre kişi, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilinceye kadar suçlu sayılamaz. Lekelenmeme hakkı ise masumiyet karinesini genişleten bir hak olarak bireylerin ceza muhakemesi işlemleri nedeniyle şeref ve saygınlığının zedelenmesini önleme amacı taşır. Lekelenmeme hakkı, her evrede geçerli olmakla birlikte özellikle kişinin suç isnadı ile karşı karşıya kaldığı ilk an olan soruşturma evresinde kişiye şüpheli sıfatı verilip hakkında özgürlüğünü kısıtlayan adli işlemler tesis edilerek ihlal edilebilmektedir. Ayrıca teknoloji çağının getirmiş olduğu bilginin yayılma hızındaki artış ve kamuoyu ilgisi dikkate alındığında kişiler, haklarında yürütülen soruşturma sürecinde medyanın etkisiyle henüz yargılanmadan toplum nezdinde suçlu kabul edilme riski altındadır. Hukukumuza giren Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Dair Karar düzenlemesi ise bunun önüne geçmeyi amaçlar. Böylelikle kişi hakkında suç oluşturmadığı açıkça anlaşılan veya soyut, genel ihbar ve şikâyetler nedeniyle kişiye "şüpheli" sıfatı verilip hakkında soruşturma ve özgürlüğü kısıtlayıcı birtakım işlemlere başlanılmadan ihbar veya şikâyetin neticelendirilmesi sağlanır. Bu çalışmada ise lekelenmeme hakkının sağlanması bakımından SYOK kararı incelenerek kararın uygulamaya bakan yönü değerlendirilmiştir.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Tarihsel perspektiften adabımuaşeret konusunun eğitim boyutuyla incelenmesi
Rahime Elif Çayıroğlu
Bu araştırma, "Tarihsel Perspektiften Adabımuaşeret Konusunun Eğitim Boyutuyla" incelenmesini amaçlamaktadır. Nitel araştırma kapsamında durum çalışması olarak düzenlenen araştırmada doküman incelemesi ve sözlü tarih desenleri kullanılmıştır. Veriler, doküman analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış; doküman ve görüşmelerin analizinde içerik ve söylem analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma, 1939-1980 yılları arasındaki Cumhuriyet Dönemi'ne ait adabımuaşeret kitapları, Tebliğler dergileri, Talim Terbiye Kurulu kararları, Milli Eğitim Şuraları, öğretim programları ve ders kitaplarını incelemekte ve bu dönemde faaliyet gösteren bir ortaöğretim kurumu mezunu yedi kadın ile yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Bulgular, adabımuaşeret kitaplarında ve resmi belgelerde adabımuaşeret kurallarının kapsamlı şekilde yer aldığını göstermiştir. Görüşme sonuçları, adabımuaşeret eğitiminin aile, okul, dersler, kültür ve öğretmenlerin etkisiyle şekillendiğini ortaya koymuştur. Toplumsallaşma sürecinde adabımuaşeret kurallarına uyulmasının sosyal statüye olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, nitelikli vatandaş yetiştirme ve medeni toplum oluşturma bağlamında adabımuaşeretin önemli bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma, adabımuaşeret konularının eğitim materyallerine entegre edilmesine yönelik önerilerde bulunmaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Pandemi sonrası öğrencilerin okula yeniden uyum sürecinde öğretmenlerin uyguladığı sınıf yönetimi stratejilerinin incelenmesi
Ulduz Safaraliyeva
Bu çalışmanın amacı, pandemi sonrası öğrencilerin okula yeniden uyum sürecinde sınıf öğretmenlerinin uyguladığı sınıf yönetimi stratejilerini incelemektir. Pandemi süreci, öğrencilerin eğitim deneyimlerini değiştirmiş ve bu durum öğretmenlerin sınıf yönetimi stratejilerini etkilemiştir. Bu sürece benzer durumların ileriki dönemlerde de yaşanabileceği öngörüsüyle; öğrencilerin psikososyal ihtiyaçlarını karşılamak, öğrenmeyi desteklemek ve sınıf ortamını olumlu bir şekilde yönetmek için uygun sınıf yönetimi stratejilerinin belirlenmesi ve önerilmesi çalışmayı önemli kılmaktadır. Araştırma nitel araştırma türünde, fenomenolojik bir yaklaşımla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet ilkokullarında görev yapan 25 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Toplanan veriler, içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin sınıf kurallarına uymakta zorlanması, sosyal ve kültürel uyum sorunları, pandemi öncesi ve sonrası arasında gözlemlenen belirgin farklılıklar, öğrenci davranışlarındaki değişiklikler ve ebeveynlerin öğrenciler üzerindeki etkileri önemli bulgulardır. Ayrıca, sınıf içi yönetimde dijital iletişimin artması ve fiziksel sosyal etkileşimlerde azalması, sınıf öğretmenlerinin eğitim stratejilerini yeniden değerlendirmelerine yol açmıştır. Araştırma sonuçları, pandemi sonrası eğitim ortamlarında sınıf yönetimi stratejilerinin geliştirilmesi ve öğrencilerin ihtiyaçlarına daha uygun yaklaşımların benimsenmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Medenî Yargılama Hukukunda uzman görüşü
Ali Said Yazıcı
Özel hukuk yargılamasında HMK m. 293 ile pozitif işlerlik kazanan uzman görüşü, tarafların dava konusuyla ilgili olarak konunun uzmanı bir kişiden özel, teknik veya hukuki bir konuda aldığı görüştür. Taraflar, iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağını ihlâl etmemek şartıyla yargılamanın her aşamasında mahkemeye uzman görüşü sunabilir. Mahkeme, yazılı taraf beyanı niteliğindeki bu görüşü dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Uzman görüşünün mahkemece değerlendirilmemesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlâli anlamına gelir. Ancak uzman, çağrıldığı duruşmaya geçerli bir mazereti olmadan gelmezse hazırlamış olduğu görüş mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz. Mahkeme, uzman görüşünü serbestçe takdir eder. Fakat sadece uzman görüşüne dayanarak hüküm tesis edemez. Ayrıca yargılamanın her iki tarafının dosyaya ibraz ettiği uzman görüşleri arasında çelişki varsa mahkeme alacağı bilirkişi raporu ile bu çelişkiyi gidermelidir. Uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasında çelişki varsa mahkemenin yapması gereken aşamalı bir prosedür takip ederek öncelikle bilirkişiden ek bir rapor almak ya da bilirkişiden sözlü açıklamalarda bulunmasını istemektir. Bilirkişinin dinlenileceği gün, uzman da çağrılarak aynı duruşmada dinlenilebilir. Fakat hem ek bilirkişi raporu alınması hem de bilirkişinin dinlenilmesine rağmen çelişki giderilemezse hâkim davayı aydınlatma ödevi gereği, en son çare olarak yeni bir bilirkişi raporu almalıdır.
- Master ThesisAçık Erişim2024İlkokul öğrenci velilerinin dijital ebeveynlik öz yeterlilik düzeylerinin incelenmesi
Onur Sezgin
Ekran kullanımının çocuklar üzerindeki etkisi giderek daha korkutucu bir hal almaktadır. Ebeveynlerin bilinçli ve kararlı bir tutum sergilemesi, çocukların sağlıklı bir gelişim göstermesi için hayati önem taşımaktadır. Dijital çağda ebeveyn olmak her zamankinden daha zor ve bir o kadar da önemli hale gelmiştir. Bu araştırmada ilkokul öğrenci ebeveynlerinin dijital ebeveynlik öz yeterlilikleri incelenmiştir. Aynı zamanda ebeveynlerin dijital ebeveynlik öz yeterlilik düzeyleri; yaş, ebeveyn rolü, eğitim durumu, meslek, gelir durumu ve çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın evrenini Doğu Anadolu Bölgesi'nde ilkokulda öğrencisi bulunan ebeveynler oluşturmaktadır. Örneklemini ise Van ili, Erciş ilçe ilkokullarında öğrencisi bulunan 301 ebeveyn oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Yaman (2017) tarafından geliştirilen ve ebeveynlerin dijital teknolojilerle ilgili yeterliliklerini belirleyen "Dijital Ebeveynlik Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Aynı zamanda verilerin değerlendirilmesi için "Dijital Ebeveynlik Öz Yeterlik Ölçeğinden" elde edilen veriler kontrol edilmiştir. Nicel Araştırma yöntemlerinden tarama modeli araştırma modeli olarak tercih edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-Testi, Mann-Whitney U testi, Tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis Testi gibi istatistikler tercih edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ebeveynler kendilerini dijital iletişim, dijital okuryazarlık ve dijital ebeveynlik öz yeterlikleri yönünden orta düzeyde yeterli görürken dijital güvenlik öz yeterliliği açısından kendilerini yeterli düzeyde gördükleri belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırma sonuçlarına göre dijital ebeveynlik özyeterlilikleri çeşitli değişkenlere göre incelendiğinde bazı değişkenlerde anlamlı farklılık bulunmaktayken bazı değişkenlerde ise anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ebeveynlerin dijital ebeveynlik öz yeterlilik inançları yaş, gelir durumu, eğitim seviyesi değişkenlerine göre farklılaştığı bunun yanında ebeveyn rolü, çocuk sayısı ve meslek değişkenlerine göre farklılaşmadığı belirlenmiştir.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Korunan tanığın beyanının adil yargılanma hakkı karşısında değeri
Tolgahan Şafak
Tanık beyanının güvenilirliğinin sağlanması ispat değerini yakından ilgilendirmektedir. Bu bakımdan bu kişilerin yalnız bırakılmaması ve bir zorunluluk olan tanıklıkları nedeniyle maruz kalacakları tehlikelere karşı korunması gerekirken, önemli bir delil aracının da elde edilmesi gerekmektedir. Bunun içindir ki maddi gerçeğe ulaşmak adına adil yargılamadan taviz vermemek için tanığın korunması hakkı ile savunma hakkı arasında dengenin sağlanması zorunludur. Geçmişten günümüze Türk mevzuatında birçok hukuki düzenleme ile tanıkların korunmasına ilişkin tedbir türleri düzenlenmiştir. Bunlardan en önemlisi de hiç şüphesiz 5726 Sayılı Tanık Koruma Kanunu'dur. Bu Kanun'da düzenlenen tanık koruma tedbiri türlerinin adil yargılanma hakkı karşısındaki durumunun belirlenmesi için öncelikle tedbir türleri ortaya konulmuş ve ardından AİHM'nin konuya ilişkin kriterlerinin neler olduğunun incelenmesi yoluna gidilmiştir. Genelde Türk mevzuatının özelde ise 5726 Sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun AİHM kriterleri karşısında mevcut durumunun tespiti yapılmış, korunan tanığın beyanının değeri karşısında adil yargılanma hakkının ne şekilde düzenlendiği belirlenerek tez boyunca uluslararası düzenlemelere de değinmek suretiyle önerilerin ortaya konulması yoluna gidilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Güney Dal'ın anlatılarında postmodern arayışlar
Sultan Baki
Kesin ve net olmayan birden fazla tanımı yapılan postmodernizm, modernizmden sonra ortaya çıkmış, birçok eleştiri ve tartışmaya kapı aralamıştır. Herhangi bir kural ya da ilkeye bağlı olmayan postmodernizm, modernizmin akıl ve bilim merkezli yaklaşımını kabul etmeyip yenilik arayışına girer. Yeniden inşa etme üzerine kurulmuş olan postmodernizmde tek bir gerçeklik ve somut bilgiler yoktur. Okuru anlatının içine çekerek, yarattığı kurguya okurla birlikte yeni kurgular eklemleyen postmodernist yazar özgürlük peşindedir. Bu çalışmada eserlerinde, oyunsallığı, üstkurmacayı kullandığı anlaşılan Almanya'ya göç etmiş yazarlarlarımızdan Güney Dal'ın romanları ve öyküleri postmodern bağlamda incelenmiştir. Çalışmada izlenen yöntem ilk olarak, postmodernizmin edebiyatla olan bağı ve postmodern anlatıda kullanılan teknikleri tespit edilen kaynaklarla açıklamaktır. Daha sonra üslubu ve biçimiyle dikkat çeken, göçmen bir yazar olan Güney Dal'ın sanat anlayışı ele alınarak, romanları ve öykülerini postmodern çizgide incelemektir. Bu çalışmada amaçlanan, Güney Dal'ın eserlerinde postmodernizm anlatı tekniklerini ne ölçüde kullandığını, eserlerinden örnekler vererek göstermek ve Türk edebiyatında bilinmesi gereken postmodern yazarlardan biri olduğunu tespit etmektir. Çalışmada yazarın postmodernizmle ilgli görüşlerinin yer aldığı kaynaklara ulaşılmış, incelenen eserleri sonucunda postmodern bir yazar olduğu sonucu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, Postmodern edebiyat, Güney Dal.
- Master ThesisAçık Erişim2024İlkokul 3.sınıf Türkçe ders kitabı metinlerinin kök değerler açısından incelenmesi
İbrahim Çakmak
Bu çalışmanın amacı, ilkokul 3. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinleri kök değerler açısından incelemek, ne sıklıkla geçtiğini bulmak ve hangi tutum ve davranışlarla ilişkili olduğunu tespit etmektir. Çalışma, nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılmıştır. SDR İpekyolu Yayıncılık tarafından hazırlanan 3. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinler çalışmanın verilerini oluşturmuştur ve verileri elde etmek için doküman analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada, kök değerleri tespit etmek için Milli Eğitim Bakanlığının belirlemiş olduğu kök değerler ve bu değerlere ilişkin tutum ve davranışlar tablosundan yararlanılmıştır. Verilerin incelenmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Kitaptaki tüm metinler incelendiğinde, bütün kök değerlere de yer verildiği görülmüştür ancak kök değerlerin dağılımı orantılı olmadığı tespit edilmiştir. İncelemeler sonucunda en çok yer verilen kök değerin yardımseverlik olduğu tespit edilmiştir. Bu kök değeri sırasıyla sevgi, dostluk ve öz denetim takip etmektedir. En az yer verilen kök değerler ise adalet, saygı, dürüstlük ve sabır olmuştur. Bulgular neticesinde kök değerlerin dağılımı orantılı değil ancak kullanılan metinlerin içerikleriyle uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Metinlerin kök değer aktarımı açısından uygun olduğu saptanmıştır. Araştırmanın sonucunda metinlerin seçimi ve kök değer dağılımının önemi üzerinde durulmuştur.
- Master ThesisAçık Erişim2024Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının ortaokul öğrencilerinin matematiğin doğasına yönelik görüşlerine yansıması
Eda Tat
Araştırmada Gerçekçi Matematik Eğitimi'ne (GME) yönelik tasarlanmış öğrenme ortamlarının ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin matematiğin doğasına ilişkin görüşlerine yansımasının sunulması amaçlanmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımının bütüncül tek durum çalışması deseni tercih edilmiş olup; araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Doğu Anadolu'da orta ölçekli bir ilin ilçesinde yer alan devlet ortaokulunda öğrenim görmekte olan 13 kız 8 erkek olmak üzere toplam 21, 6. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada GME yaklaşımı benimsenerek, Kümeler alt öğrenme alanıyla ilgili kazanıma ilişkin öğrenme ortamları tasarlanmış ve 10 ders saati süreyle uygulanmıştır. GME uygulamaları öncesinde ve sonrasında öğrencilerin matematiğin tanımına, matematiğin kaynağına, matematiksel bilgilerin doğruluğuna, matematik uygulamalarına ve matematik yapmaya yönelik görüşlerini elde etmek amacıyla; yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ve öğrenci günlükleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuş ve analizler neticesinde GME uygulamalarının öğrencilerin matematik tanımlarının değişmesi ve derinleşmesinde, matematiğin kaynağına ve matematiksel bilgilerin doğruluğuna ilişkin görüşlerinde etkili olduğu; matematiğin nerelerde kullanıldığına ilişkin farkındalık uyandırdığı ancak nasıl kullanıldığına ilişkin derinlemesine bir fark yaratamadığı; matematik yapmaya ilişkin farkındalık kazandırdığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan hareketle GME uygulamalarına yönelik öğrenme ortamlarının tasarlanması, uygulanması ve yaygınlaştırılması önerilebilir.
