Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2024
    Haczedilmezlik kavramı ve özel kanunlarda düzenlenen haczedilmezlik hâlleri

    Ferhat Çelik

    İcra hukukunda borcunu ifa etmeyen borçlu, alacaklının talebi üzerine ancak devletin cebri icra organları aracılığıyla ifaya zorlanabilir. Bu çerçevede yapılan icra takibinin konusu bir para alacağı ise borçlunun alacağı karşılayacak ölçüde mal varlığı değerlerine hukuken el konulur; diğer bir ifadeyle, bunlara yönelik olarak haciz işlemi yapılır. Ancak, kanun koyucu, borçlunun mallarının tamamının haczedilmesine izin vermemiştir. Borçlu ve ailesinin insan onuruna uygun olarak yaşamını sürdürebilmesi, kişi hak ve hürriyetlerinin korunması, kamu hizmetlerinin devamlılığının sağlanması gibi gerekçelerle borçlunun bazı mal varlığı değerleri için haczedilmezlik hâlleri öngörülmüştür. Türk hukukunda haczedilmezlik hâlleri, genel kanun olan İcra ve İflas Kanunu'nda ve çeşitli özel kanunlarda düzenlenmiştir. Çalışmanın başlığından da anlaşılacağı üzere, bu çalışmada özel kanunlarda düzenlenen haczedilmezlik hâlleri ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen haczedilmezlik hâlleri ise ilgili yerlerde kısaca ele alınacaktır. Özel kanunlarda düzenlenen hükümlerin bir kısmında ilgili mal varlığı değeri tamamen, bir kısmında ise sınırlı veya şarta bağlı bir şekilde haczin dışında tutulmuştur. Özel kanunlarda düzenlenen haczedilmezlik hâllerinin sayısı çok fazla olduğundan, bunlar kendi içerisinde sınıflandırılarak ele alınacaktır.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2024
    F_t(k,n) tipindeki fibonacci sayıları üzerine

    Nur Şeyma Yılmaz

    Bu tezde, distance Fibonacci sayı dizileri üzerine araştırma yapılmıştır. İlgili bağlamda, literatür analiz edilmiştir ve araştırma kavramsal çerçeveye oturtulmuştur. Literatürde distance Fibonacci sayı dizileri ile ilgili birçok açıdan boşluk olduğu ve bu konudaki araştırmaların az olduğu gözlemlenmiştir. Literatürdeki distance Fibonacci sayı dizileri ile ilgili boşluğu kapatmaya odaklanılmıştır. F_3 (k,n) ve F_4 (k,n) distance Fibonacci sayı dizileri tanımlanıp özellikleri analiz edilmiştir ve bu dizilerin k'nın özel değerleri için Padovan ve Narayana dizileriyle ilişkisi bulunmuştur. Bu dizilerin çeşitli özellikleri verilmiştir ve diziler için üreteç matrisleri bulunmuştur. Daha sonra bu dizilerin tanımları negatif tamsayılar için genişletilmiş, Pascal üçgeni ile ilişkileri bulunmuştur. Bunu takiben, genelleştirilmiş F_t (k,n)-distance Fibonacci sayı dizisi tanımlanmıştır. Bu dizi için de aynı adımlar izlenilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Makine öğrenmesi yöntemleri ile hidroelektrik santrallerde enerji üretim tahmini: Erzincan ilinde bir uygulama

    Erkam Yusuf Işık

    Yaşam döngüsünün sürekliliği ve ülkelerin hem sosyal hem de ekonomik alanda gelişimi için stratejik bir kavram olarak kabul edilen enerjinin en çok kullanılan çeşidi şüphesiz ikincil enerji kaynağı olan elektriktir. Çeşitli yöntemler kullanılarak yapılan çalışmalar ile gelecekte elektrik üretiminin bilinmesi, enerjinin sürdürülebilirliği için avantaj oluşturmaya yardımcı olacaktır. Bu tez çalışmasında, hidroelektrik santrallerde (HES) makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak kısa ve orta dönem üretim tahminlerine ait en uygun modelin oluşturulması amaçlanmıştır. Son yıllarda, elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarına talebin artması ile küçük kapasiteli (çoğunlukla kanal tipi) HES'lerin kurulduğu görülmektedir. Kanal tipi mevcut ve kurulumu planlanan HES'lere ait gelecekteki üretim miktarını belirlemek, anlık üretim gücünü görebilmek ve yatırım açısından gelir değerlendirilmesi yapabilmek için güvenilir sonuçlar verebilecek, yüksek doğrulukta çalışabilecek tahmin modelleri oluşturmak önemli hale gelmiştir. Çalışmanın, kanal tipi HES'lerde üretim planlaması yapılması ve yeni yatırım yapılacak bölgelerde enerji üretim miktarını tahmin edebilmek için örnek çalışma olacağı düşünülmektedir.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Okul dışı öğrenme ortamlarında beyin temelli öğrenme (Nörofizyolojik) yaklaşımı ile gerçekleştirilen fen bilimleri öğretiminin ortaokul öğrencilerinin akademik başarıları ve üstbilişsel farkındalıkları üzerine etkisi: Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi örneği

    Pınar Bulut Öztürk

    Sürekli değişen ve gelişen dünyayı tanımlamaya, açıklamaya ve anlamlandırmaya çalışan bireyler yetiştirmeyi amaç edinen Fen öğretimi genellikle üç öğrenme ortamında yürütülmektedir. Bu öğrenme ortamları; sınıf, laboratuvar ve okul dışı mekânlardır. Modern dünyanın ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve donanıma sahip bireylerin yetiştirilmesi hedefiyle, çocukların araştırma ruhunu hep dinamik tutmaları, doğal meraklarının korunması, soru sorma ve karşılaştığı mevcut sorunlara çözüm bulma arayışlarının geliştirilmesi için uygun öğrenme ortamlarında amaca uygun öğrenme yaklaşımları oluşturulmalıdır. Çalışmada okul dışı öğrenme ortamlarında Beyin Temelli Öğrenme yaklaşımı ile planlı olarak gerçekleştirilen Fen Bilimleri öğretiminin ortaokul öğrencilerinin akademik başarıları ile üstbilişsel farkındalıkları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Bursa ilinde bir devlet okulunda öğrenim gören ve basit amaçsal örnekleme yöntemi ile belirlenen deney ve kontrol gruplarını oluşturan 60 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden, kontrol gruplu ön test-son test eşleştirilmiş yarı deneysel desende yürütülen araştırmada 6. Sınıf "Güneş Sistemi ve Tutulmalar" ünitesi kazanımları deney grubunda Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi'nde Beyin Temelli Öğrenme yaklaşımı ilkeleri doğrultusunda yürütülürken; kontrol grubunda ise sınıf içi etkinliklerle mevcut öğretim programı çerçevesinde uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak akademik başarı testi ve üstbiliş farkındalık ölçeği kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizleri SPSS 22.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Bulgularda, akademik başarı testi ve üstbiliş farkındalık ölçeği son-test puanlarında deney grubu lehine anlamlı farklılıklar tespit edilirken; deney ve kontrol grupları arasında cinsiyete göre anlamlı farklılıklara rastlanmamıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    2614 numaralı Eğin kazası Nüfus Defteri: Müslim ve Gayrimüslim nüfusun transkripsiyon ve değerlendirmesi

    Abdurrahim Gülsevgi

    Nüfus sayımları dönemin sosyal, demografik ve kısmen ekonomik durumunu gösteren önemli kayıtlardır. Sayımlar neticesinde kişilerin nasıl yaşadığı ve bölgenin durumu hakkında fikirler ortaya çıkmaktadır. Eğin kazası özelinde ele alınan bu defter de bölgenin geçim kaynaklarına dair bilgiler ile kişilerin ve onların birlikte iş yapmasından kaynaklı birbirleri ile olan ilişkilerine yer verilmiştir. Çalışmamızda kullanılan defter özelinde bölgede yaşayan halk ve bu halkın kullandığı kendi isimleri başta olmak üzere aile isimleri, lakapları ve icra ettikleri işler dolayısı ile bağlı bulundukları esnaf zümresine ait bilgiler detaylı bir şekilde kaydedilmiştir. Defterde her esnaf grubuna ait idareciler kaydedilmiş varsa esnaf zümresinin özür durumları ve sosyal statülerini gösteren ifadeleri ile nereden veya nereli olduklarına dair bilgilerinde yer aldığı görülmüştür. Müslim ve gayrimüslim nüfustan oluşan bu defterde, esnaf gruplarına kayıtlı şahısların birbirleri arasındaki kefalet durumlarının da kayıt altına alındığı tespit edilmiştir. Bölgedeki nüfusun birlikte iş yaptıkları ve gerektiğinde birbirlerine kefil oldukları görülmüştür. Ustalık, kalfalık ve çıraklık durumlarının da çoğu kişide belirtildiği defterde, kefil işlerinin bölgenin önde gelen kişileri tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nüfus Defteri, Müslim, Gayrimüslim, Esnaf Grubu, Kefil

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    Coğrafi işaretli ürünlerin kent ve bölge ekonomisi açısından önemi: Ankara örneği

    Abdullah Kermooğlu

    Türkiye, coğrafi işaretli ürünler açısından zengin bir yapıya sahiptir. Bu ürünlerin tescil sayılarına bakıldığı zaman geniş bir çeşitlilik ile karşılaşılır. Özellikle bazı bölgelerde bu rakamlarda artış meydana gelmektedir. Ankara bölgesi de bunlar arasında yer almaktadır. Ankara, coğrafi işaretli ürünler açısından oldukça zengin bir ürün yelpazesine sahiptir. Bu ürünlerin çoğu da tescil edilmiştir. Ankara iline ait ürünler ekonomik anlamda değere sahip, kent ve bölge ekonomisine etki eden bir genişliğe sahiptir. Ankara'daki coğrafi işaretli ürünlerin seçilmesi bölgenin bu alanda zenginliği ile ilişkilidir. Ankara'da tescil edilmiş olan ürünlerin pek çoğu yurtiçi ve yurtdışı ticaret hacmine sahip ürünlerdir. Çalışma kapsamında Ankara kentsel merkezi ve Ankara ili mülki idare sınırlarını kapsayan TR51 istatistiki bölgesi ele alınmıştır. Bölgenin öne çıkan coğrafi işaretli ürünlerinin bölge ve kent ekonomisi açısından önemi değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi İşaret, Kent Ekonomisi, Kalkınma, Tescil, Koruma

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    Söylemin belirleyici unsuru olarak mekan: Ahmet Mithat Efendi'nin edebî eserlerinde mekân olarak Fransa

    Sadiye Kongül Aytaç

    Fransa ve özellikle Paris Tanzimat dönemi Türk aydını için XIX. yüzyıl Batı medeniyetinin siyasal, kültürel ve sanatsal durumunu yansıtan önemli bir coğrafyadır. Modernleşme dönemi Batı medeniyetini temsiliyet noktasında Paris, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk romanında en fazla yer verilen yabancı mekândır. Bu çalışmada Ahmet Mithat Efendi'nin edebî eserlerinde Fransa'yı tercih etme nedenleri ve bu tercihinin eserlerine etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Ahmet Mithat Efendi'nin Fransa'yı mekân olarak seçmesinin ona fikirlerini aktarma noktasında hangi olanakları sağladığı hususunda elde edilen bilgiler edebî eserlerde mekânın işlevine yönelik önemli veriler içermektedir. Ahmet Mithat Efendi'nin edebî eserlerinde mekân olarak Fransa'yı seçme sebeplerinden biri Batılılaşma noktasındaki fikirlerini somutlaştırmak ve Türk okuyucusuna Doğu-Batı arasında karşılaştırma yapma imkânı sunmaktır. Toplumu eğitmek, bilinçlendirmek ve topluma bilgi vermek amacında olan Ahmet Mithat Efendi'nin Fransa'yı mekân olarak seçmesinin diğer nedenleri; fikirlerini daha anlaşılır kılmak, okuyucuyu kendi doğrularına inandırmak ve toplumsal konjöktürde söyleyemediklerini yabancı bir mekân üzerinden iletmektir.

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    Erzincan C 55 Nolu Şer'iyye Sicili ve 47-100. sayfaların fıkhi açıdan değerlendirilmesi

    Önder Macit

    Şer'iyye sicilleri, ait olduğu döneme pek çok yönüyle ışık tutması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Hukuk tarihi araştırmalarında şer'iyye sicilleri temel kaynak niteliğinde olup sadece hukuki değil, iktisadi, beşerî ve sosyal olayların anlaşılması için de vazgeçilmezdir. Biz de hem geçmişi biraz daha anlamak hem de gelecekte yapılacak çalışmalara fayda sağlamak amacıyla Erzincan C55 Şer'iyye Sicili'nin 47-100. sayfaları-nın transkripsiyonunu yaparak İslam hukuku açısından değerlendirmeye çalışmak sure-tiyle bu alana katkı sağlamak istedik. Erzincan iline ait bilinen 4 adet şer'iyye sicili bu-lunmaktadır. Bizim üzerinde çalıştığımız defter ise "Erzincan C-55 Numaralı Şer'iyye Sicili" kapak ismiyle Ankara Milli Kütüphanesinin arşivinde kayıtlı olarak bulunmakta-dır. Araştırma konumuz giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde şer'iyye mahkemeleri ve mahkeme görevlileri tanıtılmıştır. İkinci bölümde Erzincan'ın tarihi ve ''Erzincan C55 şer'iyye sicili'' defterinin genel tanıtımı yapıldıktan sonra şer'iyye sicille-ri ve özelliklerine değinilmiştir. Ardından çalıştığımız sayfa aralığındaki konu başlıkları hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise belgelerin transkripsiyon metinlerine yer verilerek, sonuçta genel bir değerlendirme yapılmıştır.

  • ThesisAçık Erişim2023
    Bimalleoler eşdeğeri ayak bilek kırıklarında deltoid bağ onarımının uzun dönem ayak bilek fonsiyonel skorlarına etkisinin incelenmesi

    İsmail Tarduş

    Günlük pratiğimizde sıkça karşılaştığımız ayak bileği kırıkları, tüm kırıkların % 10'unu oluşturmaktadır1,2. Ayak bileği kırıkları içerisinde de bimalleoler eşdeğeri kırıklar sık görülmektedir. Bu tip yaralanmalarda, lateral malleol kırığına sindesmotik bağ hasarı ve deltoid bağın yüzeyel ve derin liflerinin rüptürleri eşlik edebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, bimalleoler eşdeğeri kırıklarda deltoid bağ onarımının uzun dönem ayak bilek fonksiyonel skorlarına etkisini incelemek ve ideal tedavi yöntemini belirlemektir. Ocak 2015- Haziran 2022 tarihleri arasında hastanemiz ortopedi kliniğine başvuran hastalar mevcut hastane kayıt sisteminden retrospektif olarak tarandı. Çalışmaya; 18 yaş ve üzeri, en az 12 ay takibi bulunan, lateral malleol kırığına eşlik eden medial taraf hassasiyeti, medial tarafta bulunan ekimoz, gap varlığı ve şişliğin eşlik etmesi nedeniyle preoperatif görüntüleme yöntemleri ile deltoid bağ rüptürü tanısı konulan, lateral malleol kırığına açık redüksiyon-internal fiksasyon ile birlikte deltoid ligament onarımı yapılan veya deltoid ligament rüptürü konservatif takip edilen hastalar dahil edildi. 12 aydan daha kısa takip süreli, konservatif takip edilen, multitravma ya da aynı taraf alt ekstremite de eşlik eden kırığı veya deformitesi olan, mobilizasyon kapasitesi olmayan, geçirilmiş ayak bileği cerrahi öyküsü olan, açık kırık, eşlik eden nörovasküler yaralanması olan hastalar çalışmadan çıkarıldı. Dahil edilme kriterlerine uyan 31 erkek ve 22 kadından oluşan toplam 53 kişilik hasta grubu ile çalışmaya başlandı. Hasta grupları 2 farklı cerrahın 2 farklı cerrahi yöntemi benimsemesiyle, deltoid bağ onarımı yapılan 27 hasta Grup 1'i oluştururken, deltoid onarımı yapılmayan 26 hasta Grup 2'yi oluşturdu. Kırık tipleri Lauge-Hansen sınıflamasına göre sınıflandırıldı. En az 12 aylık takip sonrası hastaların AOFAS (The American Orthopaedic Foot&Ankle Society), OMAS (Olerud Molander Ankle Score) ve VAS (Vizüel Analog Sklası) skorları ayrı ayrı değerlendirildi. Ayrıca hastaların yaş ve cinsiyet gibi demografik verileri, toplam hastanede yatış süreleri, atel uygulama süreleri, tam yük verme zamanları, uygulanan sindesmotik eklem fiksasyonları ve posttravmatik osteoartrit varlığı değerlendirildi. Hastalar postoperatif 2. haftaya kadar kısa bacak atelle takip edildi. 14. günde hastaların süturleri alındı ve atelleri çıkarılarak ayak bileği aktif ve pasif fleksiyon hareketlerine izin verildi. Hastaların postoperatif 6. haftaya kadar cerrahi uygulanan ekstremitelerine yük vermesine izin verilmedi. 6. haftanın sonunda koltuk değneği yardımıyla tolere edebildiği kadar yük verildi. 8. haftanın sonunda hastaların desteksiz aktif yük vermesi sağlandı. Gruplar arası değerlendirmede, non-parametrik bir test olan Mann Whitney-U testi kullanıldı. Gruplar arasında; yaş (p=0,78), cinsiyet (p=0,5), VAS (p=0,94), preoperatif bekleme süresi (p=0,38), toplam yatış süresi (p=0,5), alçı içerisindeki takip süresi (p=0,68), sekonder osteoartrit varlığı (p=0,3), tam yük vermeye başlama zamanı (p=0,78) ve klinik takip süresi (p=0,15) açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. Sindesmotik eklem fiksasyonu (p=0,002), AOFAS (p=0,04), OMAS (p=0,01) açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu gözlendi. Sonuç olarak çalışmamızda; ayak bileği instabilitesinde sindesmotik bağ kompleksinin fiksasyonunun, deltoid bağ rüptürü onarımına göre daha önemli olduğu bulunmuştur. Bu tarz kırıklarda sindesmotik bağ hasarı derecesini belirlemek ve tedaviyi ona göre şekillendirmek en önemli basamaktır. Çalışma sonuçlarımıza göre; deltoid bağ rüptürünü rutin olarak onarımını önermemekteyiz. Anahtar Kelimeler: bimalleoler eşdeğeri ayak bilek kırıkları; deltoid ligament rüptürü

  • ThesisAçık Erişim2023
    Patellar instabilitesi olan hastalarda tibial tüberkül-troklear oluk mesafesinin patella yüksekliği ile ilişkisi

    Reşit Karaköse

    Amaç: Patellofemoral hastalıkları tanımlanması ve tedavisiyle ilgili tartışmalar halen günümüzde de devam etmektedir. Patellofemoral instabilite; patellofemoral eklemin kompleks anatomisi nedeniyle birçok parametrenin bir bütün halinde kişiye özel incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Bizde çalışmamızda Dejour'un objektif patellar instabilite tanımına göre; objektif patellar instabilitesi olan ve olmayan hastalarda TT-TO mesafesinin patella alta ile olan ilişkisini incelemek istedik. Hastalar ve Yöntem: Objektif patellar instabilitesi olan ve olmayan hastalarda MR görüntüleme ile TT-TO mesafesi, troklear displazi, faset asimetrisi ve aksiyal angajman indeksini de değerlendirdik. Bu parametrelerin birbiriyle olan ilişkisini, patellofemoral eklemde olası etkilerini, elde ettiğimiz sonuçlara bakarak değerlendirdik. Elde ettiğimiz bütün sonuçların; akut ve ileri dönem olumsuz sonuçlarını engellemek için yol göstermesini hedefledik. Objektif patellar instabilitesi olan ve olmayan hastalar şeklinde iki grup hazırladık. Objektif patellar instabilitesi olan grupta 32 hasta vardı. Bu hastaların 20'si kadın 12'si erkekti. Bu hastaların en az bir kez çıkık öyküsü mevcuttu. Dejour'un tanımına göre objektif patellar instabilitesi olan hastalarda major faktörlerden biri olan patella altaları da vardı. Objektif patellar instabilitesi olmayan kişilerde patella alta yoktu. Objektif patellar instabilitesi olmayan grupta 21' i kadın 18'i erkek 39 kişi vardı. Her iki grup yaş ve cinsiyet dağılımı açısından benzerdi. Çalışmamız retrospektif bir çalışmaydı.1,5 Tesla özelliği olan MR görüntüleme cihazı kullanılarak iki gruba diz MR çekimi yapılmıştır. Her iki grupta da TT-TO mesafesine, troklear displaziye, faset asimetrisine ve aksiyal angajman indeksine bakılarak PACS v4.1.2.22 uygulaması ile ölçümleri yapılmıştır. Bulgular: Objektif patellar instabilitesi olan ve olmayan şeklinde ayırdığımız iki grup arasında yaş, cinsiyet ve taraf açısından anlamlı fark bulunmamıştır. İki grup arasında TT-TO mesafesi, TD, faset asimetrisi ve AEİ açısından anlamlı fark bulunmuştur. Çok değişkenli modelde (multivariate logistik regresyon analizi) iki grup hastalarını ayırmada faset asimetrisi (%) değerinin anlamlı-bağımsız etkisi gözlenmiştir. Objektif patellar instabilitesi olan ve olmayan hastaların ayrımında TT-TO mesafesinin artışının anlamlı etkinliği gözlenmiştir. TT-TO ile faset asimetrisi arasında negatif korelasyon vardır. Sonuç: Patella altası olup objektif patellar instabilitesi olan hastaların birçoğunda TT-TO mesafesi artmıştır. Objektif patellar instabilitesi olan hastalarda faset asimetrisi en anlamlı değer çıkmıştır. TT-TO mesafesinin artması, troklear faset asimetrisinin yüzdesinin azalmasına sebep olmuştur. Troklear faset asimetrisi, patellofemoral instabilitenin major faktörlerinden biri olabilir. Troklear faset asimetrisinin patellofemoral instabiliteye etkisi ile ilgili çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Patella alta, objektif patellar instabilite, TT-TO mesafesi, Troklear faset asimetrisi

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    Hz. Ömer'in hukuk anlayışı

    Muhammed Ömer Akyıldız

    Bu çalışma Hz. Ömer'in hayatını, liderliğini ve kendi döneminde ortaya çıkan birtakım problemlere karşı çözüm önerilerini ve olaylara bakış açısını inceleyerek onun hukuk anlayışını ortaya koymaya çalışmaktadır. Hz. Ömer'in gerek Hz. Peygamber'in (a.s) döneminde gerek ilk halife Hz. Ebubekir'in (r.a) halifeliği döneminde gerekse kendi halifeliği döneminde karşılaştığı birtakım sosyal olaylara karşı uyguladığı içtihatlar, kendi döneminde karşılaşılan problemlerin çözümünde çok etkili ve isabetli olduğu anlaşılmaktadır. Biz ise ortaya koyduğumuz çalışmamızda Hz. Ömer'in yapmış olduğu içtihatları tespit ederek ve bu içtihatların öneminin vurgulanması adına farklı bir bakış açısı benimseyerek günümüz problemleri adına bir bakış felsefesi ortaya koymaya çalıştık. Ayrıca Hz. Ömer'in; özellikle lider olarak kamu ve özel hukuk alanında yapmış olduğu içtihatlar, onu sadece tarihi bir figüran olmaktan öteye götürerek İslâm'ın hukuki mirasının temellerinin atılmasına büyük katkı sağlamıştır. Yapmış olduğumuz çalışma, dört bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölüm Hz. Ömer'in kişisel bilgilerini içermektedir. İkinci bölüm Hz. Ömer'in hukuku işletirken temel aldığı hususları barındırmaktadır. Üçüncü bölüm Hz. Ömer'in içtihadi temellerini kapsamaktadır. Dördüncü bölüm ise Hz. Ömer'in kamu ve özel hukuk dallarında yaptığı içtihatları içermektedir. Sonuç kısmında ise elde edilen neticeler ortaya konulmuş ve İslâm Hukukunda içtihadın mahiyetinin daha iyi kavranması ve aynı zamanda İslâm Hukukunun yürürlüğünün sağlanması adına, bu konunun önemi daha fazla vurgulanarak daha çok çalışma yapılması gerektiğinin altı çizilmiştir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2023
    Yetkisiz temsil

    Meltem Bulut

    Temsilcinin yetkisi bulunmamasına rağmen temsil olunan adına işlem yapmasına yetkisiz temsil denir. Yetkisiz temsilin varlığı bakımından temsil olunanın veya temsilcinin kusurlu olması gerekmez. Temsil olunan adına gerçekleştirilen işlemlerde yetki unsurundaki eksiklik; temsil yetkisinin bulunmaması, temsil yetkisinin sınırının aşılması ve temsil yetkisinin sona ermesi şeklinde gerçekleşir. Bununla birlikte gerçek anlamda bir yetkisizlik bulunmamasına rağmen bazı durumlarda da niteliklerine uyduğu ölçüde yetkisiz temsile ilişkin hükümler kıyasen uygulama alanı bulabilir. Gerçek olmayan yetkisiz temsilin görünüm şekilleri olan bu durumlar; temsilcinin temsil yetkisini kötüye kullanılması, kendi kendisiyle işlem yapması, her iki tarafı temsilen hareket etmesi, mevcut olmayan bir kimsenin temsili ve kullanılmayan yetkidir. Temsil yetkisi bulunmaksızın gerçekleştirilen askıda hükümsüz işlemler, temsil olunanın onamı ile geçmişe etkili olarak geçerli hale gelir. Ancak kanun koyucu, temsil olunanın veya temsilcinin kusurunun bulunması durumunda iyiniyetli üçüncü kişileri korumak ve işlem güvenliğini sağlamak amacıyla birtakım düzenlemeler getirmiştir. Söz konusu hükümlerde yer alan korumanın kapsamı, üçüncü kişinin iyiniyetinin tam veya kısmen korunması şeklinde gerçekleşir. Üçüncü kişinin iyiniyetini koruyan herhangi bir hüküm yoksa temsil olunanın işlemi onamaması halinde işlem başlangıçtan itibaren kesin hükümsüz hale gelir. Bu durumda yetkisiz temsilci, iyiniyetli üçüncü kişinin olumsuz zararlarını tazmin etmekle yükümlü olur. Ancak yetkisiz temsilcinin kusurlu olması ve hakkaniyetin gerektirmesi durumunda üçüncü kişi olumlu zararlarının tazminini de talep edebilir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2023
    Eşler arasındaki mal rejimlerinin tasfiyesinin üçüncü kişilere etkisi

    Şerife Aksan Nar

    Mal rejimleri eşler arasındaki mali ilişkilerin düzenlendiği bir alan olmakla birlikte bazı hallerde üçüncü kişileri de etkilemektedir. Kanuni düzenlemeler dikkate alındığında, mal rejiminin tasfiyesinden etkilenen üçüncü kişileri karşılıksız kazandırma veya devirden yararlananlar, saklı paylı mirasçılar ve alacaklılar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Kanun koyucu, mal rejimine ilişkin hükümler ve sözleşmeler kapsamında eşlerin üçüncü kişilere, üçüncü kişilerin de eşlere karşı birtakım taleplerde bulunmalarına imkân tanımıştır. Edinilmiş mallara katılma ve paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinde, eşlerin aralarındaki mal rejimlerinin tasfiyesinden kaynaklanan haklarını yöneltebileceği üçüncü kişilere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Bu düzenlemeler bir eşin malvarlığını ilgilendiren hukuki işlemlere karşı diğer eşi korumak amacıyla getirilmiştir. Mal rejimine ilişkin hükümler emredici kurallarla düzenlenmiştir. Ancak eşlere sınırlı da olsa sözleşme özgürlüğü tanınmış olup, eşler mal rejiminden kaynaklanan hukuki ilişkilerini kendilerine tanınan sözleşme özgürlüğünün sınırları içinde düzenleyebilirler. Eşlerin mal rejimlerine ilişkin sözleşme özgürlükleri saklı paylı mirasçılarını ve alacaklılarını koruma amacıyla sınırlandırılmıştır. Bu amaçla eşlerin mal rejimine ilişkin sözleşme özgürlükleri kapsamında edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değere katılma ve mal ortaklığı rejiminde paylaşma esasını belirleyen anlaşmalarına karşı bazı mirasçıların saklı paylarının korunması öngörülmüştür. Eşlerin üçüncü kişilere borçlandıktan sonra yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapmak, mevcut sözleşmeyi değiştirmek veya önceki rejimin tasfiyesini sağlamak amacıyla yaptıkları sözleşmelere karşı da alacaklıları koruyucu düzenlemeler sevk edilmiştir.

  • ThesisAçık Erişim2023
    Aile hekimliği polikliniğine başvuran hastaların sigara içme durumları ile uyku kalitesi ve öz yeterlilik algısı arasındaki ilişki

    İbrahim Halil Ölmez

    Amaç: Bireyin belli bir performansı başarılı olarak yapması için kendine olan inancına ya da kendi yargısına öz yeterlilik denir. Öz yeterlilik inancı, öğrenen için okul yaşamında akademik başarının önemli bir belirleyicisi olmasının yanı sıra, okul dışı yaşamında tüm hayatı boyunca kullanacağı bir beceridir. Ayrıca sağlıklı bir yaşam için kaliteli uyku vazgeçilmezdir. Kötü kaliteli uyku depresyon, anksiyete, diyabet, obezite ve hipertansiyon gibi birçok hastalık ile ilişkilidir. Toplumda sigara içme alışkanlığı olan bireylerin sayısı oldukça fazladır. Bireylerin sigara içme durumları ile öz yeterlilik algısı ve uyku kalitesi arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını saptamak çalışmamızın temel amacıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız kesitsel tanımlayıcı nitelikte olup çalışmanın evrenini Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne Haziran 2023 ile Ağustos 2023 tarihleri arasında başvuran hastalar oluşturmaktadır. Çalışmaya 18 yaş ve üzeri, gönüllü, Türkçe bilen, iletişim kurma problemi olmayan bireyler dahil edilmiştir. Çalışmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerini karşılayan katılımcılara literatür taranarak hazırlanmış 20 soruluk bir demografik veri anket formu uygulanmıştır. Ülkemizde Uysal ve arkadaşları tarafından Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği yapılmış "Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Testi(FNBT)" uygulanmıştır. Ülkemizde Ağargün ve arkadaşları tarafından Türkçe geçerlilik ve güvenlirliği yapılmış "Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi(PUKİ)'' uygulanmıştır. Yine ülkemizde Yıldırım ve arkadaşları tarafından Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği yapılmış ''Genel Özyeterlilik Ölçeği'' uygulanmıştır. Demografik veri formunda yer alan her bir soru için toplam 20 kişiyle olmak üzere toplam 400 kişiyle görüşülmesi planlanmıştır. %10 luk veri kaybı da göz önünde bulundurularak 440 kişiyle görüşülmesi planlanmıştır. Katılımcıların tamamından sözel ve yazılı olarak bilgilendirilmiş gönüllü onam formu alınmıştır. Çalışmanın her aşamasında Helsinki deklarasyonunun ilkelerine uyulmuştur. Bulgular: Katılımcıların ortalama PUKİ puanı 11,74 (min=6, max=21) ve Genel Öz Yeterlilik Ölçeği puan ortalaması ise maksimum 85 üzerinden 63,9 (min=37, max=85) idi. Sigara içenlerin ortalama Fagerstrom puanı 3,72 (min=0, max=10) idi. Sigara içenlerin PUKİ puanları içmeyenlere göre anlamlı derecede yüksekti ve bu da uyku kalitesinin daha kötü olduğunu gösteriyordu (p <0.001). Sigara içenlerin öz yeterlilik puanları içmeyenlere göre daha yüksek olmasına rağmen aralarında anlamlı bir ilişki gözlenmedi (p=0,431). Sonuçlar: Bu çalışma sonucunda sigara içmenin uyku kalitesini olumsuz etkilediği ancak öz yeterlilik algısını anlamlı düzeyde etkilemediği görülmüştür.

  • ThesisAçık Erişim2023
    Erzincan ili evde sağlık hizmeti alan hastaların yakınlarının siberkondri düzeyi ve sağlık anksiyetesi arasındaki ilişki

    Merve Özçinar

    Amaç: Çalışmamızın amacı evde sağlık hizmeti alan hastaların yakınlarında siberkondri düzeyini saptamak ve sağlık anksiyetesi ile arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmamızın hedefi hem bu ilişkiyi belirlemek hem de siberkondri ve sağlık anksiyetesi üzerinde etkili olan faktörleri belirleyip aralarında değişime uğrayabilecek olanları tespit ederek sağlık hizmetlerinin sunumu ve yönetimi açısından gelecekte yapılacak olan yeniliklere ve çalışmalara ışık tutmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız kesitsel ve tanımlayıcı niteliktedir. Araştırmanın evreni Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi'ne kayıtlı hastaların arasından 15.05.2023-15.07.2023 tarihleri arasında muayene talep edilip evde ziyareti gerçekleştirilen hastaların yakınlarından oluşmaktadır. Çalışmaya 18-65 yaş arası gönüllü bireylerden bir evde sağlık hastasının bakımından primer sorumlu olan, bilişsel düzeyi soruları cevaplayabilecek yeterlilikte ve internet kullanıcısı olan, sağlık çalışanı veya emeklisi olmayan bireyler dahil edilmiştir. Katılımcılara literatür taranarak hazırlanmış 19 soruluk bir anket formu, 2021 yılında Söyler ve arkadaşları tarafından Türkçe geçerlik güvenirliği yapılan 'Siberkondri Ciddiyeti Ölçeği', 2013 yılında Aydemir ve arkadaşları tarafından Türkçe güvenilirlik ve geçerlilik çalışması yapılan Sağlık Anksiyetesi Envanteri uygulanmıştır. Bu çalışma gönüllü olan hasta yakınları ile yüz yüze görüşülerek yürütülmüştür. Veri toplamadan önce katılımcılara çalışma hakkında bilgi verilmiş ve sözlü ve yazılı onamları alınmıştır. Çalışmamızın örneklem büyüklüğü 235 kişi olarak hesaplanmış olup toplam 240 katılımcı çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın her aşamasında Helsinki deklarasyonunun ilkelerine uyulmuştur. Bulgular: Katılımcıların %64,2'si kadın (n=154), %35,8'i erkeklerden (n=86) oluşuyordu. Katılımcıların %77,9'u evli (n=187), %41,7'si ev hanımı (n=100), %1,7'si (n=4) okuma yazma bilmiyordu. Bakım görevini üstlenen katılımcıların %57,1'i hastanın kızı-oğlu grubundan (n=137) idi. Katılımcıların %37,1'nin kronik bir rahatsızlığı (n=89) olup %7,9'u (n=19) psikiyatrik bir ilaç kullanmaktaydı. Katılımcıların gün içerisinde kendine ayırdıkları vakit ortalaması 2,03±1,63 saat, günlük olarak internette vakit geçirme süre ortalaması 1,5±1,42 saat, günlük olarak internette sağlık araştırmalarına ayrılan süre ortalaması 0,48±0,68 saat idi. Katılımcılardan bakım alan hastanın yanına bir haftada gelinen gün sayısı ortalaması 6,01±1,59 idi. Bakım alan hastaya günlük ayrılan süre ortalaması 8,48±4,93 saat, hastaların bakımıyla ilgilenilen toplam süre ortalaması 60,40±60,55 ay idi. Katılımcılardan hastalarının bakım zorluğunu en düşük 1 puan, en yüksek 10 puan olacak şekilde değerlendirilmesi istendiğinde bakım zorluğu puan ortalaması 7,85±2,09 idi. Katılımcıların bakıcı desteği alma durumlarına bakıldığında %20'sinin hiç destek almadığı saptanmıştı. Sonuçlar: Katılımcıların Siberkondri Ciddiyeti Ölçeği'nden alınan toplam puan ortalaması 22,36±11,63 olarak bulunmuştur. Katılımcıların Sağlık Anksiyetesi Ölçeği'nden aldıkları puanların ortalaması 17,69±11,54 olarak bulunmuştur. Katılımcılardan genç ve orta yaş grubunda olanların, kadınların, bekarların, bakım verdikleri hastalardan üniversite ve üstü eğitim düzeyine sahip olanların siberkondri düzeyinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcılardan gün içinde kendine daha çok vakit ayıranların, günlük olarak internette daha fazla vakit geçirenlerin ve günlük olarak internetten yapılan sağlık araştırmalarına daha çok vakit ayıranların diğerlerine göre siberkondri düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcılardan ileri yaş grubunda olanların, hastalarının bakım zorluğu derecesi daha yüksek olanların, günlük olarak internetten yapılan sağlık araştırmalarına daha çok vakit ayıranların sağlık anksiyetesi düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcıların siberkondri düzeyleri ve sağlık anksiyetesi düzeyleri arasında pozitif, anlamlı ve zayıf bir ilişki olduğu görülmüştür.

  • ThesisAçık Erişim2023
    Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılan hastalarda önemi belirsiz atipi, foliküler lezyon ve kuşkulu sitoloji sonuçlarının klinik olarak değerlendirilmesi

    Rabia Yalçin

    Amaç: Hastanemizde tiroid ince iğne aspirasyon sonucu önemi belirsiz atipi, foliküler lezyon ve kuşkulu sitoloji raporlanan ve ince iğne aspirasyon biyopsisi sonrası tiroidektomi yapılan hastaların ultrason özellikleri, yaşı, cinsiyeti, TSH, anti-TPO değerleri ve postoperatif histopatolojilerinin klinik olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler:2012-2022 yılları arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları kliniklerine başvuran, tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılan, Bethesda sistemine göre önemi belirsiz atipi/foliküler lezyon, kuşkulu, nondiagnostik, malign sitoloji, foliküler neoplazi raporlanan 875 hastanın dosyaları retrospektif incelenmiş, aspirasyon biyopsisi, postoperatif histopatoloji raporları, ultrason özellikleri, TSH ve anti-TPO değerleri değerlendirilmiştir. Ultrasonda nodülün sertliği, çapı, sayısı, ekojenitesi, yapısı, mikrokalsifikasyon, makrokalsifikasyon varlığı, patolojik lenfadenopati varlığı, sınır düzensizliği yönünden değerlendirilmiş ve postoperatif histopatoloji sonuçlarına göre istatistiksel anlamlılık açısından araştırılmıştır. Bulgular ve Sonuç: 875 hastanın 665'i kadın, 210'u erkektir, yaş ortalaması 52.43±13.83'tür. Postoperatif histopatoloji raporu olan 264 hastanın 158'i benign, 106'ı maligndir. Malign nodüllü 106 hastanın 81'i kadın, 25'i erkekti. Aspirasyon biyopsi sayıları; önemi belirsiz atipi/folüküler lezyon 330(%37.7), nondiagnostik sitoloji 396(%45.3), foliküler neoplazi 24 (%2.7), kuşkulu sitoloji 108 (%12.3), malign sitoloji 17(%1.9)'dir. Postoperatif malign grubun ortalama TSH değeri 1.73±1.42 mIU/mL, benign grubun ortalama TSH'ı 2.28±3.00 mIU/mL tespit edilmiştir. Postoperatif malign raporlanan 81 kadının yaş ortalaması 45.27±12.96; 25 erkek hastanın ise yaş ortalaması 54.76±12.67'dir. Anti-TPO, nodül boyutunun ≥15 mm ve <20 mm arasında olması, makrokalsifikasyon, kistik yapı, cinsiyet, TSH düzeyi, nodül sayısı değerlendirildiğinde postoperatif histopatoloji sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır. Nodül boyutu <10 mm, <15 mm ve ≥10 mm arasında olması, ≥20 mm olması, mikrokalsifikasyon, düzensiz sınır, ön-arka çap artışı, sert nodül özelliği, patolojik lenf nodu, solid, semisolid karakter, kuşkulu, malign, nondiagnostik sitoloji değerlendirildiğinde postoperatif histopatoloji sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. Bu ultrason bulguları ve sitoloji sonuçları birlikte değerlendirilerek malignite açısından klinisyene fikir verip, nodülün tanı, takip ve tedavi yönetimine yön vereceği öngörülmüştür.

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    İş gücü verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Bir kamu hastanesi örneği

    Dilara Çelik

    Verimliliğin günlük yaşantının her alanında önemli bir kavram olduğu düşünülmektedir. Verimliliğe etki eden en önemli girdilerden biri iş gücü verimliliğidir ve bu verimliliği sağlamanın en etkin yollarından biri işletmelerin çalışanlarına verimlilik bilincini yerleştirmesinden geçmektedir. Bu doğrultuda iş gücü verimliliğinin sağlanması günümüz rekabet koşullarında işletmelerin hedefledikleri başarıyı elde edebilmeleri, varlıklarını sürdürebilmeleri açısından önemlidir. Yani iş gücü verimliliğinin sağlanması sürdürülebilir bir başarının araçlarındandır denilebilir. Bu araştırmanın amacı iş gücü verimliliğine etki eden faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmada iş gücü verimliliğine etki eden faktörler kişisel faktörler, ekonomik faktörler, fiziksel faktörler, yönetimsel faktörler, psiko-sosyal faktörler ve diğer faktörler olarak kategorize edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu Erzincan ilinde faaliyet gösteren bir kamu hastanesinde görev yapmakta olan çalışanlar üzerine uygulanmıştır. Bu araştırmanın veri tabanını, araştırmaya katılmayı kabul eden 301 katılımcıdan elde edilen veriler oluşturmaktadır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda kişisel faktörler, ekonomik faktörler, fiziksel faktörler, yönetimsel faktörler, psiko-sosyal faktörler ve diğer faktörlerin iş gücü verimliliğine etkisini ölçmek amacıyla basit regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda kişisel faktörler, ekonomik faktörler, fiziksel faktörler, yönetimsel faktörler, psiko-sosyal faktörler ve diğer faktörlerin iş gücü verimliliği üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın özellikle sağlık kurumlarında çalışan personelin verimliliğinin arttırmaya yönelik olarak yapılacak planlamalara katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: İş Gücü, Verimlilik, İş Gücü Verimliliği

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    Timurluların Yakın Doğu siyasetinde Akkoyunlular ve Karakoyunlular (Azerbaycan, Irak, Anadolu, Suriye ve Gürcistan)

    Rümeysa Nas

    Akademik camiada Akkoyunlular ve Karakoyunluların "adavet-i kadîme" olarak adlandırılan düşmanlıklarına binaen genellikle birbirleriyle olan mücadeleleri ön planda tutulmuş, Timurlularla olan münasebetleri ise tam bir bütünlük içerisinde incelenememiştir. Bu çalışmada Timurlular, Akkoyunlular ve Karakoyunluların birbirleri ile olan mücadeleleri ve bunların doğurduğu sonuçlar bilhassa Azerbaycan ve Doğu Anadolu coğrafyasındaki faaliyetleri dönem kaynakları ışığında ele alınmıştır. Adlarından söz ettirmeyi başarmış olan bu üç devletin birbirleri ile olan ilişkileri mevcut siyasi koşullar ve hâkimiyet anlayışları da göz önünde bulundurularak farklı bir bakış açısıyla incelenmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    İlkokulda akran zorbalığı ve okula bağlılık

    Nurhan Mutlu Yılmaz

    Bu çalışmada, ilkokul öğrencilerinin okula bağlanma ile akran zorbalığına uğrama ve zorbalık yapma durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde yapılan bu çalışmada veriler, Gümüşhane İli Kelkit İlçe Merkezinde bulunan beş ilkokuldaki 415 üç ve dördüncü sınıf öğrencisinden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ile Çocuk ve Ergenler için Okula Bağlanma Ölçeği ve Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Çocuk Formu kullanılmıştır. Mevcut çalışmada Okula Bağlanma Ölçeği alt boyutları için hesaplanan iç tutarlılık katsayıları .69 ile .82, Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği alt boyutları için .72 ile .86 arasındadır. Öğrencilerin okula, arkadaşa ve öğretmene bağlanma puanları ile zorba ve kurban alt boyut puan ortalamaları düşük düzeydedir. Erkek öğrencilerin öğretmene bağlanma, fiziksel ve sözel zorbalık puanları kız öğrencilerin puanlarından yüksek bulunmuştur. Beklenenin aksine, öğretmenle etkileşimini kötü ve orta düzeyde değerlendiren öğrencilerin okula ve öğretmene bağlılık puanları öğretmenle etkileşimi iyi olan öğrencilerden daha yüksektir. Daha başarılı olan öğrencilerin fiziksel, sözel, dışlama, söylenti ve eşyaya zarar zorbalık puanları ile sözel ve söylenti kurban puanları daha düşüktür. Öğrencilerin ebeveyn öğrenim durumuna göre okula bağlılık puanları anlamlı bir farklılık göstermezken, bazı zorba ve kurban alt boyut puanları anne öğrenim durumuna göre değişmektedir. Ayrıca, bazı zorba ve kurban alt boyut puanlarının okula bağlılık puanlarının anlamlı yordayıcıları olduğu tespit edilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2023
    Mustafa Orakçı'nın kitaplarındaki çocuk kahramanların karakter ögeleri bakımından incelenmesi

    Rükiye Önler

    Çocuk yazınında kahramanların sunuluş biçimi, sahip oldukları özellikler çocuğun özdeşim kurması açısından önemli bir yere sahiptir. Bu araştırmanın amacı Mustafa Orakçı'nın eserlerindeki çocuk kahramanların geliştirme biçimleri, açık, kapalı, durağan, devingen yapıları, çatışma çözme biçimleri, olumlu-olumsuz özellikleri ile bu olumlu-olumsuz özelliklerin karakter eğitimini nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda çalışmada Mustafa Orakçı'nın kitaplarında yer alan çocuk kahramanların karakter ögeleri açısından özellikleri incelenmeye çalışılmıştır. Doküman analizi ile kurgulanan çalışmada Orakçı'nın Levent İz Peşinde kitap dizisinde yer alan otuz kitabı incelenmiştir. Elde edilen veriler önce betimsel analize tabi tutulmuş daha sonra içerik analiziyle ayrıntılara inilmiştir. Çalışmanın sonucuna göre dizide yer alan çocuk kahramanlar, daha çok diyaloglar ve davranışlarıyla az da olsa dizide yer alan diğer karakterlerin yorumu ve fiziksel özellikleriyle geliştirilmiştir. Ayrıca açık karakter özelliklerine sahip bir kahraman dışında çocuk kahramanların çoğunun durağan özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. Çocuk kahramanların genellikle yapıcı çatışma çözme biçimlerini kullanıldığı, sıklıkla da çaba harcayarak problemleri çözdükleri belirlenmiştir. Buna ek olarak çocuk kahramanların, daha çok olumlu özelliklerle öne çıktıkları, zaman zaman olumsuz özellikleriyle de aktarıldıkları görülmüştür. Ayrıca çocuk kahramanların sahip olduğu olumlu özelliklerin karakter eğitimine olumlu yansıyabileceği sonucuna ulaşılmıştır.