Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Ortaöğretim öğrencilerinin öğrenmeye yönelik sorumluluk düzeyleri ile yansıtıcı düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Zeynep Bayrak

    Bu çalışmada ortaöğretim öğrencilerinin öğrenmeye yönelik sorumluluk düzeyleri ile yansıtıcı düşünme becerileri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Genel tarama modelinde yapılan çalışmada veriler Erzincan il merkezinde bulunan sekiz ortaöğretim kurumundaki 522 dokuz, on, on bir ve on ikinci sınıf öğrencilerinden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öğrenme Sorumluluğu Ölçeği-II ve bu çalışma için geliştirilen Ortaöğretim Yansıtıcı Düşünme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Ortaöğretim Yansıtıcı Düşünme Becerileri Ölçeğinin geliştirilmesi sürecinde açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılarak güvenirliği test edilmiştir. Araştırma sonucuna göre öğrencilerin öğrenmeye yönelik sorumluluk ve yansıtıcı düşünme becerileri yüksek düzeydedir. Yansıtıcı düşünme beceri düzeylerinin; erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre yüksek olduğu, dokuzuncu sınıf düzeyinde düşük ancak onuncu sınıf itibariyle geliştiği ve daha sonra benzer düzeyde devam ettiği ve okul türüne göre anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin baba öğrenim durumunun yansıtıcı düşünme becerileri üzerinde bir etkisinin olmamasıyla birlikte anne öğrenim düzeyinin artmasıyla anlamlı derecede geliştiği görülmüştür. Yansıtıcı düşünme becerisinin akademik başarı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu ve öğrenmeye yönelik sorumluluk düzeyinin yansıtıcı düşünme becerisini anlamlı derecede yordadığı tespit edilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Kentsel yer adlarındaki değişim: Sivas örneği

    Özgenur Bektaş

    İnsanoğlu içerisinde kendisinin de olduğu evrendeki tüm nesneleri, yerleri, mekanları, duyguları, değerleri ve düşünceleri adlandırmaya çalışmıştır. Bu kapsamda bazan birinin bazan da bir grup insanın ortak fikirde mutabık kalarak verdikleri yer ve mekân adları, zamanla o yerin kimliğinin en önemli parçası olmuştur. Yer adları bu yönüyle hem aidiyet sembolü hem de kültür aktarıcısı olarak görülmektedir. Böyle olmakla birlikte yeryüzündeki her şey zamanla değiştiği gibi, yer adları da az ya da çok bu değişimden payını almaktadır. Bazı ülkelerde ve bazı dönemlerde bu değişim çok daha fazla ve hızlı olabilmektedir. Nitekim Türkiye'nin yakın geçmişi bunun tanığıdır. Bu değişimin yaşandığı yerleşim birimlerinden biri de kadim Sivas kentidir. Bu çalışmada, Sivas kentinin toponimisi ve kentte yer ve mekân adları bakımından son yıllarda yaşadığı değişiklikler araştırılmıştır. Araştırmanın amacı yer adlarındaki değişimin yapısını ve boyutlarını belirlemek, yeni adlandırmalar üzerinde etkili olan faktörleri ortaya koymak suretiyle Türk Kültür Coğrafyası ve kentsel toponimi literatürüne katkıda bulunmaktır. Bu kültürel coğrafya yaklaşımıyla yapılmış bir durum analizi çalışmasıdır. Araştırma, nitel ağırlıklı karma yöntem yaklaşımı çerçevesinde tasarlanmıştır. Kentteki eski, yeni ve değiştirilmiş kamusal nitelik taşıyan; mahalle, cadde, sokak, meydan, okul ve park gibi tüm yer ve mekân adları tespit edilmiş, kodlanmış, sınıflandırılmış ve analiz edilmiştir. Bulgularımıza göre, Sivas kentinde eski yer ve mekân adları kentin kadim tarihinin ve güçlü Türk İslam kültürünün etkisiyle nispeten varlığını korumayı başarmıştır. Diğer yandan kentin giderek büyümesine ve gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan yeni yer ve mekanlara verilen adlar, genel olarak halkın milli ve manevi değerleriyle uyumludur. Ad değişiklerinde ise merkezi yönetime ve yerel idarelere hâkim siyasi iradenin kültür politikaları ile kent ve ülke gündemine etki eden önemli güncel olayların rol oynadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, yeni adlandırılan veya adı değiştirilen yerlere ve mekanlara en fazla yakın geçmişte terör olaylarında şehit düşen güvenlik mensuplarının adlarının verildiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kent, Toponimi, Değiştirilen Yer Adları, Sivas.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Müslüman kadınların Ak Parti dönemi kadın politikalarına yönelik tutumları

    Şeydanur Sırma

    Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de değişim gösteren siyasi konjonktürün kadın politikaları üzerindeki etkisini; İslamî feminizmin dünyadaki ve Türkiye'deki gelişim sürecini de göz önünde bulundurarak incelenmektedir. Çalışma, bu yansımaları Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) döneminde gerçekleşen kadın politikaları üzerinden ele almayı hedeflemektedir. Muhafazakâr siyasal dilin kadın hakları mücadelesindeki yeri ile bu süreçte ortaya çıkan toplumsal gerilimler, araştırmanın temel problemini oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Bu bağlamda, çalışmanın saha çalışmasında belirlenen kadın katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Etik kurallar ve gizlilik ilkeleri gözetilerek yürütülen bu görüşmelerde, kadınların yaşamları boyunca deneyimledikleri sorunlar, siyasal katılım pratikleri ve kimlik oluşum süreçleri incelenmiştir. Katılımcıların aktardıklarından yola çıkılarak, İslamî feminizmin Türkiye'deki tezahürlerinin ve bu düşünce yapısının resmi kadın politikalarıyla ne ölçüde örtüştüğü veya ayrıştığı ortaya konulmuştur. Sonuç olarak bu tez, Türkiye'de kadın hareketinin giderek çeşitlenen yapısını ve siyasal söylemin kadın öznesi üzerindeki etkisini Müslüman kadınların algısı üzerinden değerlendirmektedir. Elde edilen saha verileri, Ak Parti döneminde kadın politikalarının ideolojik olarak muhafazakârlık yönüne evrildiğini ve feminizmle oldukça gerilimli bir ilişkisi bulunduğunu ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Malatya ili için trafikte kaza analizi

    Berivan Avcı

    Bu çalışma, Malatya ili kent içi karayolu ulaşım sisteminde meydana gelen trafik kazalarının şiddet düzeyini belirlemeye yönelik veri odaklı bir analiz gerçekleştirmektedir. Amaç, kazaların neden-sonuç ilişkilerini ortaya koymak ve makine öğrenmesi yöntemleri aracılığıyla kazaların olası sonuçlarını önceden tahmin edebilmektir. Bu kapsamda geniş ölçekli kaza verileri kullanılmıştır. Veriler üzerinde öncelikle eksik gözlem temizleme, ölçekleme ve kategorik değişkenlerin dönüştürülmesi gibi veri işleme adımları uygulanmıştır. Ardından, veri dengesizliğini gidermek amacıyla SMOTE (Synthetic Minority Oversampling Technique) yöntemi kullanılmış ve veri seti eğitim (%80) ve test (%20) olarak ikiye ayrılmıştır. Modelleme sürecinde lojistik regresyon, karar ağacı, rastgele orman, SVC, adaboost ve XGBoost algoritmaları kullanılarak kaza şiddeti tahmin edilmiştir. Modeller, doğruluk (accuracy), kesinlik (precision), duyarlılık (recall), F1 skoru ve Cohen's Kappa katsayısı gibi performans ölçütleriyle değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, lojistik regresyon modelinin daha dengeli ve genellenebilir bir performans sergilediğini, XGBoost'un ise karmaşık örüntüleri yakalamada başarılı olduğunu göstermektedir. Karar ağacı modeli yüksek uyum gücüne rağmen aşırı öğrenme eğilimi göstermiştir. Analiz sonuçları, sürücü yaşı ve davranışı, yolun yapısı, yaya davranışı ve kazanın meydana geldiği yıl gibi değişkenlerin kaza şiddeti üzerinde belirleyici etkiler yarattığını ortaya koymaktadır. Çalışma, kent içi trafik güvenliği politikalarının veri temelli olarak şekillendirilmesi açısından önemli bir örnek oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular, Malatya özelinde olmakla birlikte, benzer sosyo-ekonomik ve yapısal özelliklere sahip şehirlerde trafik güvenliği planlamasına yol gösterici niteliktedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Futbolcularda beslenmenin kan parametreleri üzerine etkisi

    Safiye Yaşar

    Amaç: Futbolculara uygulanan beslenme planının kan parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi. Materyal ve metot: Çalışmaya 18.3±0.2 yaş aralığında boyları 178.6±6.7 cm ve vücut ağırlığı 66.5±6.7 kg olan 20 gönüllü erkek futbolcu dâhil edilerek sekiz hafta uygulanan beslenme planının kan parametre etkisi araştırılmıştır. Araştırma kapsamında futbolcuların tanımlayıcı bilgileri, antrenman, maç ve izin günü olacak şekilde 3 günlük besin tüketim kaydı, fiziksel aktivite durumları ile antropometrik ölçümleri değerlendirilmiştir. Futbolculara yapılan rutin kontroller (glukoz, albümin, hemoglobin, lipit profili, AST, ALT vb.) ve araştırma kapsamında değerlendirilecek bazı biyokimyasal parametreler (kreatin kinaz, laktat dehidrogenaz, ferritin, sodyum, potasyum, kalsiyum, fosfor, klorür vb.) analiz edilmiştir. Bulgular: Besin tüketim durumunun saptanmasıyla elde edilen besin ögeleri ortalama tüketim miktarları ISSN referans gereksinim değerleri ile kıyaslanmıştır. Maç günlerinde D ve K vitaminlerinin, antrenman günlerinde ise bu vitaminlere ek olarak E vitaminlerinin yetersiz alındığı görülmektedir. İzin günlerinde ise A, D, E, K ve tiamin vitaminlerinin; folat, kalsiyum ve magnezyum minerallerini yetersiz alındığı ve önerileri karşılamadığı saptanmıştır. Çalışma neticesinde MCHC (p<0.05), LYM yüzdesi (p<0.05), ferritin (p<0.05), total protein (p<0.05), kalsiyum(p<0.05), HDL-K (p<0.05) ve B12 (p<0.05) değerinde istatistiksel olarak anlamlı artış tespit edilmiştir. Buna karşın NEU (p<0.05), TDBK (p<0.05), BUN (p<0.05), total kolesterol (p<0.05) ve trigliserid (p<0.05) değerlerinde ise istatistiksel açıdan anlamlı azalma saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışma futbolcularda beslenmenin hematolojik ve kan biyokimyasal parametreler üzerine etkisini ortaya koyarak; genel sağlık, performans, fizyolojik adaptasyonlar üzerindeki rolünü vurgulamakta ve sporcu beslenmesi alanında literatüre güçlü bir bilimsel katkı sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Karate sporu yapan bireylerde sporda ahlaktan uzaklaşmanın sportmenlik davranışlarına etkisinin incelenmesi

    İlkay Durmuşlu

    Bu araştırmanın amacı, karate sporu yapan bireylerde sporda ahlaktan uzaklaşma düzeyinin sportmenlik davranışları üzerindeki etkisini ve bu değişkenlerin cinsiyet ile branş faktörlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Türkiye Karate Federasyonu'na bağlı Ümitler, Gençler, U21, Büyükler ve Veteranlar kategorilerinde yer alan 125'i kadın ve 145'i erkek olmak üzere toplam 270 aktif kata ve kumite sporcusu katılmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Sporda Ahlaktan Uzaklaşma Ölçeği ve Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 27 istatistiksel paket programından yararlanılmıştır. Verilerin normallik dağılımı One-Sample Kolmogorov–Smirnov testi ile birlikte çarpıklık ve basıklık değerleri kullanılarak incelenmiştir. Normallik varsayımının sağlanması üzerine sporda ahlaktan uzaklaşma toplam puanının sportmenlik alt boyutları üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla lineer regresyon analizi uygulanmıştır. Ayrıca değişkenlerin karate branşları ve cinsiyete göre karşılaştırılmasında bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, sporda ahlaktan uzaklaşmanın sportmenlik yönelimini %14,8 oranında negatif yönde ve anlamlı şekilde etkilediği saptanmıştır (R²=.148, p<.001). Cinsiyet değişkenine göre; kadın sporcuların kurallara saygı, rakibe saygı ve toplam sportmenlik puanlarının erkek sporculardan anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir (p<.05). Branş değişkeni açısından ise kumite sporcularının sosyal normlara uyum, kurallara saygı ve rakibe saygı puanlarının kata sporcularına göre daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<.05). Sonuç olarak, karate sporunda ahlaki uzaklaşma arttıkça sportmenlik davranışlarının azaldığı; ancak branşın doğasının ve cinsiyet rollerinin sportmenlik algısı üzerinde belirleyici olduğu görülmüştür.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Hemşirelik öğrencelerinin hasta mahremiyet bilinci ile kişsel sağlık verilerinin kayıt ve korunmasının değerlendirilmesi

    Esra Bebek

    Amaç: Bu araştırma klinik uygulamaya çıkan hemşirelik öğrencilerinin hasta mahremiyet bilinci ile kişisel sağlık verilerinin kayıt ve korunmasına yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı türdeki araştırmanın evreni 2024–2025 akademik yılında bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde klinik uygulamaya başlayan 380 öğrenci örneklemini ise 288 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında kullanılan ölçüm araçları; Kişisel Bilgi Formu, Hasta Mahremiyet Ölçeği ve Hemşirelik Öğrencileri için Kişisel Sağlık Verilerinin Kayıt ve Korunması Tutum Ölçeği'dir. Verilerin analizinde frekanslar, ortalamalar ve yüzde dağılımları, bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin %70.5'i kadın olup yaş ortalamaları 21.62 olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin % 70.8'inin hasta mahremiyeti hakkında eğitim aldığı, %75,3'ünün hasta hakları yönetmeliğini okumadığı ve %70.8'inin kişisel sağlık verileri ile ilgili eğitim almadıkları saptanmıştır. Öğrenciler hasta mahremiyet ölçeği puan ortalaması 123.96, kişisel sağlık verilerinin kayıt ve korunması tutum ölçeği puan ortalaması 4.34 hesaplanmıştır. Öğrencilerin hasta mahremiyeti ile kişisel sağlık verilerinin kayıt ve korunması tutumu arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Öğrencilerin hasta mahremiyeti ve kişisel sağlık verilerinin korunmasına yönelik tutumlarının olumlu olduğu söylenebilir. Hemşirelik eğitim programlarında mahremiyet ve kişisel sağlık verilerinin korunmasına yönelik modüllerin kapsamı genişletilmeli ve içerikleri güncel mevzuat ile uluslararası standartlara uyumlu hale getirilmelidir. Ayrıca, daha geniş örneklemle yürütülecek ileri araştırmaların, konunun daha kapsamlı değerlendirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Mehmed Hulûsî Hikemiyât-ı Sâ'ib-i Tebrîzî (İnceleme-tenkitli metin)

    Ebru Özsoy

    Fars edebiyatının önemli isimleri, eserlerinin Türkçeye kazandırılması amacıyla yapılan tercüme ve şerh çalışmalarının odağında yer almıştır. Sadî-i Şirâzî, Feridüddin Attâr, Firdevsî, Nizâmî, Hâfız-ı Şirâzî ve Molla Câmî gibi şahsiyetlerin yanı sıra, 17. yüzyılın önde gelen şairlerinden Sâ'ib-i Tebrîzî de Türk edebiyatına etkileriyle dikkat çekmektedir. Sâ'ib-i Tebrîzî'nin eserlerini Türk okuyucusuna tanıtan çalışmalar arasında, Mehmed Hulûsî'nin Hikemiyât-ı Sâ'ib-i Tebrîzî ve Mücevherât-ı Sâ'ib-i Tebrîzî adlı şerh ve tercümeleri önemli bir yer tutmaktadır. Hulûsî, bu eserlerinde Sâ'ib'in edebî, felsefî ve tasavvufî görüşlerini aktarmıştır. Bu çalışma, Hikemiyât-ı Sâ'ib-i Tebrîzî üzerine yapılmış şerh ve tercümeleri incelemektedir. Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan 2068 numaralı nüsha esas alınmış; Sermet Çifter Kütüphanesi ve Millî Kütüphane'deki nüshalarla karşılaştırılarak tenkitli metin oluşturulmuştur. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Girişte şerh ve tercüme geleneği ele alınmış; birinci bölümde Sâ'ib-i Tebrîzî ve Mehmed Hulûsî'nin hayatları, edebî kişilikleri ve eserleri incelenmiştir. İkinci bölümde eserin metinsel özellikleri ve Latin harflerine aktarım sürecinde karşılaşılan sorunlar değerlendirilmiş, üçüncü bölümde ise nüshaların tavsifi ve tenkitli metne yer verilmiştir. Sonuçta, Mehmed Hulûsî'nin çalışmaları aracılığıyla Sâ'ib-i Tebrîzî'nin eserlerinin Türk edebiyatına kazandırılmasının iki kültür arasında önemli bir köprü oluşturduğu vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sâ'ib-i Tebrîzî, Mehmed Hulûsî, Hikemiyât-ı Sâ'ib-i Tebrîzî, şerh.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Pozitif psikoloji bağlamında bazı Mesnevi hikayelerinde karakter güçleri

    Hatice Kübra Aksu

    Bu tez, pozitif psikoloji literatüründe merkezi bir yere sahip olan karakter güçlerinin Mevlâna'nın Mesnevi adlı eseri bağlamında nasıl temsil edildiğini inceleyen bir çalışmadır. Çalışmanın temel amacı, Mevlâna'nın öğretilerinin çağdaş karakter güçleri yaklaşımıyla mukayeseli biçimde değerlendirilmesini sağlamak ve böylelikle pozitif psikolojiye İslam düşüncesi içerisinden sunulabilecek katkıları tespit etmektir. Bu doğrultuda çalışmada kuramsal çerçeve olarak pozitif psikolojide tanımlanan altı temel erdem (bilgelik ve bilgi, cesaret, insanlık, adalet, ölçülülük ve aşkınlık) ve bu erdemler altında yer alan yirmi dört karakter gücü esas alınmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemleri başlığı altında yer alan farklı yöntemler birlikte takip edilmiştir. Bu yöntemler sırasıyla doküman analizi ve içerik analizi yöntemidir. Çalışmanın kaynaklarının belirlenmesinde ve okunmasında doküman analizi yöntemine; okunan kaynakların yorumlanmasında ise içerik analizi yöntemine başvurulmuştur. Çalışmanın temel veri kaynağını Mesnevî oluşturmaktadır. Mesnevî metni içerik analizi yoluyla kodlanarak karakter güçleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, Mesnevi'de pozitif psikolojinin tanımladığı karakter güçlerinin tamamına karşılık gelebilecek hikaye ve anlatıların bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte Mevlâna'nın söz konusu karakter güçlerini dini düşünceyi ve özellikle de tasavvuf düşüncesini devreye alarak daha da derinleştirdiği ve bu yönüyle de modern pozitif psikolojiden kısmen ayrıştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışma, Mevlâna'nın Mesnevî'sinin pozitif psikoloji literatürüne teorik ve uygulamalı katkı sunma açısından önemli bir potansiyel taşıdığını ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    1979 İran İslam Devrimi sonrası Türkiye'ye göç eden kadınların iki ülkearasındaki yaşam deneyimleri üzerine bir araştırma: Ankara ili örneği

    Rukiye Sayın

    Bu tez çalışması, göç olgusunu mekânsal bir yer değiştirme sürecinin ötesinde, ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel boyutlarıyla birlikte kimlik, aidiyet ve siyasal özneleşmenin yeniden üretildiği çok boyutlu bir dönüşüm alanı olarak ele almaktadır. Klasik ve çağdaş göç kuramlarının sunduğu açıklamalar çerçevesinde, bireysel deneyimler, sosyal ağlar ve kültürel etkileşimlerin göç kararları üzerindeki belirleyici rolüne özellikle toplumsal cinsiyet perspektifi üzerinden dikkat çekilmektedir. Bu bağlamda, 1979 İran İslam Devrimi sonrasında Türkiye'ye göç eden ve Ankara'da yaşayan İranlı kadınların deneyimlerine odaklanan çalışma, devrim sonrası kurumsallaşan teokratik yapının kadınların yaşam pratikleri üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koymaktadır. Nitel yöntemle yürütülen mezkur çalışma, derinlemesine görüşmeler aracılığıyla kadınların göç öncesi ve sonrası deneyimlerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. İran örneğinde, özellikle 1979 Devrimi sonrasında yaşanan tarihsel ve siyasal dönüşümler göç hareketlerinin niteliğini doğrudan etkilemiştir. Bulgular, İran'da teokratik rejimin kadın bedeni ve kamusal görünürlük üzerinde ideolojik bir denetim kurduğunu ve bunun siyasal iktidarın kontrol alanına dönüştüğünü göstermektedir. Kadınlar, bu baskı mekanizmaları karşısında, stratejik uyum ve gündelik direnç pratikleri geliştirerek özneleşme alanlarını genişletme gayretine girişmiş; kadınların eğitim, çalışma ve bireysel özgürlük alanlarında karşılaştıkları sınırlamalar, göçü alternatif bir yaşam kurma stratejisine dönüştürmüştür. Sonuç olarak çalışma, İranlı kadınların deneyimlerinin devlet politikaları, kültürel normlar ve bireysel stratejilerin kesişiminde biçimlenen dinamik bir mücadele alanı sunduğunu ortaya koymakta; göç sürecinin aynı zamanda kadınların kimlik ve aidiyet algılarında melez yapılar oluşturduğunu; kadınların aidiyet algılarının iki kültür arasında yeniden şekillendiğini; göç, toplumsal cinsiyet ve siyaset arasındaki etkileşimin, bireysel deneyimler üzerinden şekillenen dinamik bir toplumsal dönüşüm süreci olduğunu vurgulamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Ortaokul öğretmenlerinin kapsayıcı eğitim farkındalıkları vefarklılaştırılmış öğretim öz-yeterliklerinin incelenmesi

    Medine Şimşek Taştan

    Bu çalışmanın amacı; ortaokul öğretmenlerinin kapsayıcı eğitime yönelik farkındalıkları ile farklılaştırılmış öğretime ilişkin öz-yeterlik düzeylerini incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle desenlenmiş nicel bir çalışmadır. Örneklem kolay ulaşılabilir durum örnekleme yöntemi kullanılarak ortaokul branş öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmaya 208 ortaokul öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veriler "Kapsayıcı Eğitime Yönelik Farkındalık Ölçeği" ve "Farklılaştırılmış Öğretim Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde; bağımsız gruplara ait normal dağılım gösteren karşılaştırmalar t testi ile yapılmış, dağılımın normal olmadığı durumlarda Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Çoklu gruplarda veriler normal dağılım göstermediğinde Kruskal-Wallis H Testi kullanılmıştır. Bu testlerin yanı sıra değişkenler arasında ilişkiyi incelemek amacıyla korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretim öz-yeterlikleri ile kapsayıcı eğitime yönelik farkındalık düzeyleri yüksek bulunmuştur. Aynı zamanda kapsayıcı eğitime yönelik farkındalık puanlarının farklılaştırılmış öğretim öz-yeterlik puanlarını yordadığı görülmüştür.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Evde sağlık bakım hizmeti alan hastaların memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi: Erzincan ili örneği

    Senanur Kılıç

    2000'li yılların başından itibaren tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Evde Sağlık Hizmetleri konusunda önemli gelişmeler ve ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu durumu önemli kılan en önemli faktör yaşlı nüfusundaki artışa paralel olarak artan sağlık ve bakım ihtiyacı olmuştur. ESH'nin hizmet yapısı gereği hastane dışında evde sunuluyor olması, sunulan hizmetin denetimini zorlaştırmakta ve hizmeti dezavantajlı hale getirmektedir. Dezavantajlı durumları ortadan kaldırmak için hizmet sürecinde hasta memnuniyetinin ölçülmesi hizmet kalitesi açısından önemlidir. Bu çalışma ile Erzincan ilinde ESH alan hastaların sunulan hizmetten duydukları memnuniyet düzeyinin ölçülmesiyle elde edilen bulgularla değerlendirme yapmak ve elde edilen sonuçları olumlu etkileyebilecek çözüm önerileri sunmak amaçlanmaktadır. Araştırma verileri, Erzincan il merkezi ve ilçelerinde evde sağlık bakım hizmetini aktif olarak alan toplam 258 hasta üzerinde toplanarak 118'ine yüz yüze, 140'ına ise telefon görüşmesi ile anket uygulanmıştır. Sonuç olarak hizmetin evde verilmesi hizmet sürecinde hasta yakınlarını da sürecin önemli parçası haline getirmektedir. Süreç içerisindeki iletişim, mahremiyet, çalışan güvenliği ve sürecin uzunluğu vb. yıpratıcı olması hasta memnuniyetini düşürecektir. Personel kaynaklı memnuniyetsizlik düzeyinin %13,2 olduğu görülmektedir. Bu konuda memnuniyet düzeyinin artırılması için personelin iletişim eğitimleriyle ve motivasyon unsurlarıyla desteklemesi gerekmektedir. Hasta yakınlarının da sürecin bir parçası olmaları nedeniyle sürecin başarısında doğrudan etkilerinin olduğu konusunda bilgilendirilmeleri ve desteklenmeleri gerekmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Yeni azometin bileşiklerinin sentezi, karakterizasyonu ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

    Ayşegül Şanlı

    Amaç: Bu tez çalışmasında, bir Schiff bazı ligandının ve bu ligandın farklı geçiş metallerine ait komplekslerinin sentezlenmesi, yapısal özelliklerinin aydınlatılması ve özellikle meme kanseri hücre hattı (MCF-7) üzerindeki biyolojik etkilerinin in vitro koşullarda değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Sentezlenen ligand ve metal komplekslerinin yapısal karakterizasyonu elementel analiz, FT-IR, NMR, UV-Vis., XRD, SEM gibi teknikler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Biyolojik aktivite değerlendirmeleri ise hücre kültürü koşullarında yürütülmüş ve bileşiklerin hücre canlılığı üzerindeki etkileri MTT yöntemi ile belirlenmiştir. Ayrıca moleküler kenetlenme çalışmaları, CuL2 bileşiğinin asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz enzimleri ile olası bağlanma modları ve etkileşim özellikleri incelenmiştir. Bulgular: Bir salisilaldehit türevi olan 4-metoksi-2-hidroksibenzaldehit ile 2-amino-4-klorofenolün kondenzasyon reaksiyonu sonucunda bir Schiff bazı ligandı sentezlenmiş; elde edilen ligandın uygun koşullar altında metal asetat tuzları ile reaksiyona sokulmasıyla metal kompleksleri hazırlanmıştır. Sentezlenen tüm bileşiklerin yapıları enstrümantal analiz yöntemleri ile aydınlatılmış ve önerilen moleküler yapılarla uyumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca bileşiklerin in vitro biyolojik aktiviteleri belirlenerek sitotoksik etkileri değerlendirilmiştir. Sonuç: Sentez ve karakterizasyon çalışmalarının ardından, MCF-7 hücre hattında yapılan hücre kültürü çalışmaları Schiff bazı metal komplekslerinin, serbest liganda kıyasla hücreler üzerinde belirgin derecede daha güçlü sitotoksik etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, metal içeren Schiff bazı komplekslerinin potansiyel antikanser ajanlar olarak değerlendirilebileceğini desteklemekte olup, bu bileşiklerin terapötik etkinliklerinin daha ileri in vivo çalışmalarla ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini göstermektedir. 2026, 72 Sayfa Anahtar Kelimeler: Aminofenol, Antiproliferatif Aktivite, Ligand, Metal Kompleks, Schiff Bazı

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    İçmesuyu dağıtım sistemlerinde farklı su kayıp yönetimi uygulamalarının etkisinin incelenmesi: Bursa ili Mudanya ilçesi örneği

    Selvihan Ahsen Kurnuç

    Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırması, suyu stratejik bir unsur hâline getirmiş; bu durum, su idarelerinin sürdürülebilirlik kapsamında kaynakları koruma ve özellikle şebeke suyu kayıplarını azaltmaya yönelik acil önlemler almasını zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada, içme suyu dağıtım sistemlerinde farklı su kayıp yönetimi uygulamalarının etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi hizmet alanında yer alan Mudanya İlçesi uygulama alanı olarak seçilmiştir. BUSKİ Abone Bilgi Yönetim Sistemi, BUSKİ Coğrafi Bilgi Sistemler ve BUSKİ SCADA verileri kullanılarak, Bursa İli Mudanya İlçesi Güzelyalı Siteler Mahallesi, Yalı Mahallesi ve Yeni Mahalle sınırları içerisinde oluşturulan üç alt bölgenin mevcut şebeke hattının çalışma şekli, SCADA verileri ve abone bilgileri incelenmiş ve su kayıp hesaplamaları yapılarak ilgili yönetmeliklerdeki eşik değerler ile kıyaslanmıştır. Bunun için standart su dengesi, debi ve basınç izleme, gece debisi izleme ve analizi gibi yaklaşımlar dikkate alınmıştır. Çalışmada Güzelyalı Siteler Mahallesi ve Yalı Mahallesinin zayıf su kayıpları yönetimi sınıfında, Yeni Mahallesinin ise güçlü su kayıpları yönetimi sınıfında yer aldığı sonucuna ulaşılmış olup fiziki ve idari kayıpların azaltılması için somut bir yol haritası sunulmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Yukarı fırat havzası akım zaman serilerinin trendsel davranışı: aylık, mevsimsel ve yıllık ölçekte değerlendirme

    Gülçin Tanas Savaş

    Küresel iklim değişikliği, hidrolojik döngü üzerinde önemli etkiler yaratarak yağış rejimleri, buharlaşma, akım ve yeraltı suyu seviyeleri gibi hidrometeorolojik parametrelerde belirgin değişimlere yol açmaktadır. Bu bağlamda, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi açısından akım trendlerinin uzun dönemli analizi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Fırat Havzası'nda yer alan üç akım gözlem istasyonuna ait ortalama 60 yıllık akım verileri kullanılarak, hidrolojik zaman serilerindeki trendsel değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, hem klasik hem de yenilikçi istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Uygulanan yöntemler arasında Yenilikçi Şen Trend (YŞT), Yenilikçi Şen Trend Eğim (YŞTE), Mann-Kendall (MK), Spearman Sıra Korelasyonu (SSK) ve Ardışık Mann-Kendall (ARMK) yer almaktadır. Bu yöntemler aracılığıyla akım verilerinde istatistiksel olarak anlamlı eğilimlerin yönü (artan, azalan ya da durağan), eğilimlerin büyüklüğü ve zaman içerisindeki olası değişim noktaları analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, Fırat Havzası'ndaki hidrolojik değişkenliğin mekânsal ve zamansal dağılımını ortaya koymakta; havza ölçeğinde su yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine ve iklim değişikliğinin bölgesel etkilerinin değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Trend analizi, Akım verileri, Yukarı Fırat havzası

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Derin öğrenme yöntemleri kullanılarak çok modlu duygu analizi

    Ayşe Tekin

    Çok modlu duygu analizi; metin, ses ve görüntü gibi farklı veri türlerinin birlikte değerlendirilmesiyle duyguların daha kapsamlı biçimde incelenmesini sağlayan bir yaklaşımdır. Metin verilerinde dil yapısı ve kelime seçimi; ses verilerinde tonlama, vurgu ve ses perdesi; görsel verilerde ise yüz ifadeleri ve mimikler duygu durumunun anlaşılmasında önemli ipuçları sunmaktadır. Bu yöntem günümüzde sosyal medya analizinden sağlık, eğitim ve pazarlama gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmada metin ve ses verileri birlikte ele alınarak çok modlu bir duygu analizi modeli geliştirilmiştir. Çalışmada MELD veri seti kullanılmış ve deneyler üç farklı etiketleme senaryosu altında gerçekleştirilmiştir: 3 duygu (negative, neutral, positive), 5 duygu (anger, sadness, joy, neutral, surprise) ve 7 duygu (anger, sadness, joy, neutral, surprise, fear, disgust). Metin modalitesi için önceden eğitilmiş RoBERTa modeli kullanılarak bağlamsal metin temsilleri elde edilmiş; ses modalitesi için ise kendi kendine denetimli öğrenme yaklaşımıyla temsil üreten HuBERT modeli tercih edilmiştir. HuBERT temsilleri MLP tabanlı bir sınıflandırıcı ile duygu sınıflandırma sürecine dâhil edilmiştir. Metin ve ses modaliteleri geç füzyon yaklaşımıyla karar düzeyinde birleştirilmiştir. Model performansı Weighted F1 (WF1) başta olmak üzere doğruluk, ROC eğrileri ve karışıklık matrisleri ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar, geç füzyon modelinin tekil modellere kıyasla daha tutarlı performans sağladığını göstermiştir. WF1 değerleri 3, 5 ve 7 duygu senaryoları için sırasıyla 72, 66 ve 62 olarak elde edilmiştir

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Mevcut yapıların depreme hazırlık değerlendirmesi: Erzincan ili örneği

    Taha Yasin Cemaloğlu

    Deprem riski oldukça yüksek olan Erzincan gibi şehirlerde mevcut bina stoğunun değerlendirilmesi ve analiz edilmesi, şehir planlaması ve afet riskini azaltma çalışmaları açısından son derece kritik bir konuma sahiptir. Geleneksel saha temelli değerlendirme yöntemlerinden olan sokak taramaları, yapısal özellikler hakkında veri toplamak için uzun süredir kullanılsa da, bu yöntemlerin zaman alıcı, yoğun emek isteyen ve değerlendiriciye bağlı hatalara açık olması önemli dezavantajlar yaratmaktadır. Bu çalışmada, Erzincan şehir merkezindeki yapıların deprem riskini hızlı, nesnel ve etkin bir şekilde değerlendirmek amacıyla; iki farklı geleneksel sokak tarama yöntemi ile yapay zeka destekli bir analiz modülü tek bir yazılım platformunda birleştirilmiştir. İlk yöntem olarak İTÜ Mezunları Derneği Bursa Şubesi'nin anket yaklaşımı, ikinci yöntem olarak ise Erdem Erdoğan'ın görsel sokak tarama metodu kullanılmıştır. Bu yöntemlere ek olarak geliştirilen üçüncü yöntemde ise, çeşitli modeller kullanarak yapının dört farklı cephesinden çekilen fotoğrafları analiz edebilen yapay zeka tabanlı görsel analiz modülü kullanılmıştır. Yazılım, üç farklı yöntemi aynı arayüzde birleştirip ayrı ayrı sekmelerde analiz, değerlendirme ve puanlama yaptıktan sonra öneriler de sunarak hızlı ve kolay karşılaştırma yapabilmek için olanak sunmuştur. Erzincan ili merkezinde yapılan testler sonucunda, yapay zeka modelinin ürettiği risk puanları ve kategorilerinin geleneksel yöntemlerle %80-%90 oranında benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Yazılımın hata payı %5-%15 aralığında değişirken, işlem hızında sağladığı muazzam vakit avantajı dikkat çekicidir. Geleneksel yöntemlerle saatler süren on binanın analiz süreci yazılım ile yaklaşık on dakikaya düşürülmüştür. Bu çalışma, yapay zekanın inşaat mühendisliği uygulamalarındaki potansiyelini somut bir şekilde ortaya koyarken, afet yönetimi ve yapı envanteri güncellemeleri için hızlı, tutarlı ve güvenilir bir metodoloji sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Erzincan ilindeki karayollarına yakın arazilerde yetiştirilen buğdayların ağır metal içeriklerinin ve sağlık risklerinin araştırılması

    Sena Akbaş

    Bu çalışmada, Erzincan organize sanayi çevresindeki Erzincan–Erzurum karayolundan farklı noktalardan toplanan ekmeklik buğdaylardaki (Triticum aestivum) trafik, endüstriyel üretim ve tarımsal faaliyet kaynaklı alüminyum, arsenik, krom, manganez, kobalt, nikel, bakır, demir, çinko ve gümüş gibi ağır metal seviyelerinin karayoluna olan mesafeye bağlı olarak değişimi ve bu kirliliğin buğday tüketimi yoluyla insan sağlığı açısından oluşturduğu potansiyel riskler değerlendirilmiştir. Arsenik (0.0289–0.0117 µg kg⁻¹), krom (0.250–0.078 µg kg⁻¹), alüminyum (20.19–3.66 µg kg⁻¹), kobalt (0.120–0.046 µg kg⁻¹), manganez (53.19–18.16 µg kg⁻¹), nikel (3.10–1.40 µg kg⁻¹), bakır (6.30–2.73 µg kg⁻¹ ), demir (56.47–32.79 µg kg⁻¹), çinko (39.01–26.98 µg kg⁻¹) ve gümüş (0.00317–0.00028 µg kg⁻¹) gibi çeşitli ağır metallerin seviyelerinin karayolundan olan mesafeye bağlı olarak azalma gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, insan sağlığına yönelik risk değerlendirmesi kapsamında hesaplanan tehlike indeksi (HI) değerinin, 1'in üzerinde bulunması, toplam sağlık riskinin tek bir metalden ziyade çoklu metal maruziyetinin birleşik etkisinden kaynaklandığını göstermektedir. Hedeh Tehlike Katsayıları (THQ) bakımından, özellikle manganez (THQ= 1.779) ve kobaltın (THQ=1.746) değerlerinin 1'in üzerinde olması, HI'nin yükselmesinde baskın belirleyiciler olarak öne çıkmıştır. Diğer metallerin THQ değerleri 1'in altında kalmasına rağmen, toplam etkiyi artırarak HI'nin büyümesine katkı sağladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, çalışma alanında yetiştirilen buğdayın kısa vadede doğrudan "tehlikeli" olarak değerlendirilmesinden ziyade, özellikle uzun dönemli tüketim senaryolarında insan sağlığı açısından izlenmesi gerektiği ortaya konulmuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Yüksek sıcaklık etkisi altında perlit ikameli betonlarda eksenel çekme testlerine dayalı aderans-donatı kayması davranışının araştırılması

    Onur Gürsu

    Betonarme yapılar, kullanım ömürleri boyunca çeşitli dış etkilere maruz kalmakta ve bu durum yapıların performans seviyelerinin hedeflenen tasarım kriterlerinden sapmasına neden olmaktadır. Betonarme yapılarda hasara yol açan en yaygın ve kritik dış etkilerden biri yüksek sıcaklıktır. Yüksek sıcaklık, betonarme yapının iki ana bileşeni olan beton ve donatının mekanik özelliklerini zayıflatarak yapısal performansı olumsuz etkilemektedir. Bu performans kaybındaki en kritik parametrelerden biri, betonarme davranışının temel mekanizmasını oluşturan donatı ile beton arasındaki aderans ilişkisidir. Yüksek sıcaklık etkisiyle beton bünyesinde meydana gelen mikro ve makro çatlaklar, aderans dayanımında belirgin düşüşlere yol açmaktadır. Bu bağlamda gerçekleştirilen tez çalışmasında; betonarme elemanlarda aderans davranışının sıcaklık etkisi altındaki değişimi çekip çıkarma (pull-out) deneyleri ile incelenmiştir. Çalışmada, geleneksel agregaya kıyasla daha üstün ısıl özelliklere sahip perlit agregası kullanılarak üretilen ve donatı yerleştirilen 25 ve 40 MPa basınç dayanımlı numuneler ile bunların geleneksel agregalı muadilleri (kontrol numuneleri) kıyaslanmıştır. Tüm numuneler 25 (referans), 200, 400, 600 ve 800 °C sıcaklık etkileri altında test edilmiştir. Elde edilen bulgular, perlit agregalı betonların yüksek sıcaklık altında daha fazla kütle kaybetmesine rağmen, donatı–beton aderansını koruma konusunda geleneksel betona göre daha avantajlı ve kararlı bir performans sergilediğini göstermiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Kaotik sistemle güçlendirilmiş hibrit RC4 ve RSA algoritmaları ile görüntü şifreleme: güvenlik ve performans analizi

    Muhammed Baki Karhan

    Bu tez çalışması, dijital görüntülerin güvenliğinin sağlanmasında şifreleme algoritmalarının rolünü inceleyerek, özellikle kaotik sistemlerle güçlendirilmiş hibrit yaklaşımların güvenlik ve performans üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Günümüzde bireysel ve kurumsal düzeyde artan veri güvenliği ihtiyacı, görüntülerin hem hızlı hem de güvenli bir şekilde korunmasını zorunlu hâle getirmekte; bu durum yeni nesil şifreleme yöntemlerinin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda, RC4 algoritması Logistic Map tabanlı kaotik bir sistemle birleştirilerek hibrit bir şifreleme yöntemi önerilmiş; ayrıca klasik RC4, AES ve kaotik AES algoritmaları ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, renkli ve gri ölçekli görüntüler üzerinde şifreleme ve şifre çözme işlemleri gerçekleştirilmiş; elde edilen sonuçlar süre bazlı performans ölçütleri ile analiz edilmiş ve histogram, korelasyon ve entropi testleri aracılığıyla güvenlik değerlendirmeleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular, RC4 algoritmasının işlem hızı açısından daha avantajlı olduğunu, buna karşın kaotik tabanlı hibrit yöntemlerin güvenlik metrikleri bakımından daha başarılı sonuçlar sunduğunu göstermektedir. Sonuçlar, kaotik hibrit şifreleme yaklaşımlarının görüntü güvenliği alanında daha dirençli ve güvenilir bir alternatif oluşturabileceğini ortaya koymakta; bu yönüyle çalışma hem akademik literatüre hem de pratik uygulamalara önemli katkılar sağlamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele