Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • ThesisAçık Erişim2025
    Aile hekimliği anabilim dalları ve klinikleri dışında hazırlanan, aile hekimliği ve birinci basamak ile ilişkili uzmanlık tezlerinin bibliyometrik analizi

    Yavuz Selim Apaydın

    Amaç: Bu çalışmanın amacı başlangıçtan 15 Aralık 2024 tarihine kadar ki dönemde Aile Hekimliği Klinikleri dışında, Aile Hekimliği ve Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri hakkında hazırlanan tezlerin bibliyometrik analizini yapmaktır. Gereç-Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu çalışmada başlangıçtan 15 Aralık 2024 tarihine kadar https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ internet adresi üzerinden ulaşılabilen erişime açık 220 tez bibliyometrik olarak incelenmiştir. İlk aşamada tez sahibine ait bilgiler (Cinsiyet, Kurum, Fakülte vb.), tez danışmanına ait bilgiler (cinsiyet, branş, unvan vb.) ve teze ait bilgiler (tez konusu, araştırma tipi, araştırma yöntemi vb.) kaydedilmiştir. İkinci aşamada tezin yayın olma durumu Google (www.google.com), Google Akademik ( https://scholar.google.com/?hl=tr ), Pubmed ( https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/ ), Tr Dizin TUBİTAK ULAKBİM (https://trdizin.gov.tr/ ), Dergipark (https://dergipark.org.tr/tr/ ) arama motorlarında arama motoruna tezi yazan öğrencinin adı soyadı, tez danışmanının adı soyadı, tezin Türkçe veya İngilizce başlığı veya anahtar kelimeler ile aratılarak kaydedilmiştir. Yayın olan tezlerin dergi indeksleri, atıf sayıları, q sınıflamaları kaydedilmiştir. Bulgular: Tez öğrencileri %45 ile Sağlık Bilimleri Fakültesi, %26,8 ile Tıp Fakültesi, %16,4 ile Sosyal Bilimler Fakültesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Danışman ünvanları dağılımı %42,7 ile Profesör, %32,3 ile Doçent, %24,1 ile Yardımcı Doçent/Doktor Öğretim üyesidir. Danışman Branş dağılımı %28,2 Halk Sağlığı, %14,5 Hemşirelik, %9,1 Sağlık Yönetimidir. Tezlerin %86,4 'ü saha çalışması, %97,7 'si tek merkezlidir. %92,3'ünde anket kullanımı, %3,6'sında laboratuvar kullanımı, %4,1'inde proje destek alımı mevcuttur. Görüntüleme yöntemi hiçbir tezde kullanılmamıştır. Tezlerde kullanılan araştırma yöntemlerinin %93,2'si Tanımlayıcı/ Kesitsel tiptedir. Tezlerde en çok işlenen konular %16,4 ile Aile Hekimliği, %9,5 ile Özbakım, %7,7 ile Koruyucu Sağlık Hizmetleri, %5,9 ile Sağlık Yönetimidir. Tez Sahiplerinin aynı konuda çalışmalara devam etme ve akademik kariyer yapma durumları eşit olup %18,6'dır. Tezlerin %26,8'i yayınlanmış olup bunların da %22,4'ü SCI/SCI-E indeksli dergilerde, %15,5'i ESCI indeksli dergilerde yayınlanmıştır. SCI/SCI-E indeksli dergilerde yayınlanan tezlerin %46'sı Q2, %23'ü Q1, %23'ü Q3, kalan %8'i Q4 sınıflamasındadır. Tez öğrencileri makalelerin %86,2'sinde 1. Isim olarak yazılmıştır. Tezlerin yazım yılı-yayın yılı farkı medyan değeri 2, Tezlerin yayınlandığı dergilerin etki faktörü medyan değeri 1,26, Yayınlanan tezlerin aldığı atıf sayısı medyan değeri 3 'tür. Tezlerin yayınlanma durumlarını istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkileyen durumular Danışman 2 Branşı, Proje Destek Alımı, Tez Konusu, Akademik Kariyer Yapma durumudur. Danışman branşı Sağlık yönetimi olan tezlerin yayın olma oranı %55, danışman branşı Halk Sağlığı olanlarda %30,6 , danışman branşı Ebe-Hemşirelik olanlarda %37,5, diğer branşlarda danışmanı olanlarda ise %14,2 olup istatistiksel olarak anlamlıdır(p<0,05). Konusu Özbakım olan tezlerin yayınlanma durumu %47,6, Konusu Aile Hekimliği olan tezlerin yayınlama oranı %36,1 olup diğer konulara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir(p<0,05). Proje desteği alan tezlerin (%4,1) yayınlanma oranı istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir(p<0,05). Akademik kariyer yapan (%18,6) tez öğrencilerinin tezlerinin yayınlanma oranı istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir(p<0,05). Sonuç ve Öneriler: Halk Sağlığı ve Sağlık Yönetimi alanlarının tez danışmanlığında öne çıkması ve Sağlık Yönetimi tezlerinin %55'inin yayımlanması, bu alanlardaki çalışmaların sağlık sistemini doğrudan etkileyebileceğini göstermektedir. Çalışmamızda incelenen tez konuları arasında Aile Hekimliği (%36), Özbakım (%21), Koruyucu Sağlık Hizmetleri (%17) ve Sağlık Yönetimi (%13) öne çıkmaktadır. Bu dağılım, aile hekimliği klinikleri dışındaki disiplinlerin birinci basamak sağlık hizmetlerinin sistem içindeki rolüne, yönetimine, çalışanların koşullarına ve mesleki tükenmişlik gibi iş gücü sorunlarına odaklandığını göstermektedir. Bu durum, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda sosyal ve yönetsel boyutlarıyla da ele alındığını ve sağlık sisteminin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildiğini ortaya koymaktadır. Özbakım (%47,6) ve Aile Hekimliği (%36,1) temalı tezlerin yayın oranlarının yüksekliği (p<0,05), bu konuların bilimsel üretime uygunluğunu göstermektedir. Proje desteği alan tezlerin (%4,1) ve akademik kariyerine devam edenlerin (%18,6) yayın oranlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olması (p<0,05), destek ve akademik sürekliliğin yayın başarısında belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Genel olarak, proje desteği ve akademik teşvikin artırılması, disiplinler arası yaklaşımın sürdürülmesi ve birinci basamak hizmetlerin sosyal boyutunun güçlendirilmesi; sağlık sisteminde bilgi üretimi ve hizmet kalitesini doğrudan geliştirecektir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ThesisAçık Erişim2025
    Erişkin hastalarda D vitamini düzeylerinin metabolik ve inflamatuar parametrelerle ilişkisinin retrospektif analizi

    Gülay Kızılgün Öztürk

    Giriş ve Amaç: D vitamini eksikliğinin inflamasyon ve metabolizma üzerine etkileri olup erken teşhisi önemlidir. Çalışmamızın amacı platelet/lenfosit oranı (PLR), nötrofil/lenfosit oranı (NLR), monosit/HDL kolesterol oranı (MHR), fibrozis-4 (FİB-4) skoru ve hemoglobin, albümin, lenfosit, platelet (HALP) skoru gibi parametrelerin D vitamini düzeyleri ile ilişkilerini inceleyerek, ulusal ve uluslararası literatürdeki mevcut bilgi boşluklarını doldurmayı hedeflemektedir. Retrospektif olarak planlanmış olan çalışmamıza, 01.06.2024 ve 01.06.2025 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniğine rutin kontrol amacı ile başvuran bireyler dahil edildi. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak yaptığımız çalışmaya katılan bireylerin D vitamini ile yaş, cinsiyet, PLR, NLR, MHR, FİB-4 Skoru, HALP skoru ve laboratuvar parametreleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda D vitamini medyan değeri 20,85 (minimum 5,3, maksimum 114,5) saptandı. HALP skoru medyan değeri 5,907 (minimum 1,579, maksimum 23,716) saptandı. D vitamini grupları ile HALP skoru karşılaştırıldığında ciddi eksiklik olanlarda 4,568 (1,579-12,681), eksiklik olanlarda 5,932 (1,679-23,716), yetersizlik olanlarda 6,742 (1,629-17,528), normal olanlarda 5,518 (2,203-13,291) olarak hesaplandı. Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,026). D vitamini grupları ile FİB-4 skoru karşılaştırıldığında ciddi eksiklik olanlarda 0,515 (0,197-1,558), eksiklik olanlarda 0,787 (0,232-2,099), yetersizlik olanlarda 1,085 (0,244-2,939), normal olanlarda 0,78 (0,226-2,683) olarak hesaplandı. Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,004). Çalışmamızda yaptığımız korelasyon analizinde D vitamini ile HALP skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı (r=0,145, p=0,036). D vitamini ve FİB-4 skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı (r=0,219, p=0,001). D vitamini ve yaş arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı (r=0,168, p=0,014). Çalışmamızdaki parametrelerin korelasyon analizinde D vitamini ile üre, kreatinin, albümin, GGT, ALT, AST, sodyum, LDL kolesterol, LDH, folat, hemoglobin arasında anlamlı ilişki saptandı. D vitamini ile GFR, platelet ile ters korelasyon izlendi. Çalışmamızda normal açlık glukozu olan 0,747 (0,197-2,939) ve bozulmuş açlık glukozu olan 0,994 (0,232-2,152) gruplar arasında FİB-4 skoru ile anlamlı ilişki saptandı (p=0,012). Sonuç: D vitamini ile HALP skoru ve FİB-4 skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptadık. D vitamini eksikliğinin kalsiyum metabolizması ve bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkileri mevcuttur. Bu yüzden D vitamininin erken tanı ve tedavisi önemlidir. İnflamatuar parametreler ve D vitamini ilişkisi göz önüne alındığında HALP skoru parametrelerinde, D vitamini artışı ile korelasyon saptandığı için HALP skoru ile de korelasyon olması beklenir. D vitamininin bağışıklık ve inflamatuar durumların kontrolünde potansiyel faydaları olabilir, ancak bu faydaları doğrulamak için daha fazla klinik çalışmaya gerek vardır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Halide Edip Adıvar'ın Kalp Ağrısı eserinde sıfatlar

    Gülşah Acar

    Sıfatlar, varlıkların nicelik ve nitelik yönlerini belirleyerek Türkçenin anlatım gücünü artıran ve metinlere derinlik katan dilbilgisel ögelerdir. Bu tez, Kalp Ağrısı adlı eserde yer alan sıfatları belirleyip örnek kullanımlarıyla çok yönlü incelemeyi ve bu doğrultuda dil bilgisi öğretimine veri sağlamayı amaçlar. Bu kapsamda tez yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Halide Edip Adıvar'ın hayatı, eserleri ve Kalp Ağrısı adlı romanının özeti verilmiştir. Sıfat incelemeleri ikinci bölümden başlayarak yürütülmüştür. Sıfatların ikinci bölümde köken, üçüncü bölümde yapı, dördüncü bölümde işlev, beşinci bölümde karşılaştırma ve derecelendirme, altıncı bölümde ise küçültme ve pekiştirme görevleri ele alınmıştır. Yedinci bölüm olan sonuç, tartışma ve önerilerde ise bulgular, içerik çözümlemesine dayalı nitel bir yaklaşımla değerlendirilmiş ve bunlardan bazıları grafiklerle gösterilerek çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Tezde, dil bilimcilerin sıfatla ilgili tanım ve sınıflandırmaları ve daha önce yapılan çalışmalar incelenmiş ve ilgili bölümlerde kaynaklarıyla bunlara yer verilmiştir. İncelenen eserde niteleme sıfatlarının, belirtme sıfatlarından daha fazla kullanıldığı tespit edilmiştir. Belirtme sıfatları içinde ise özellikle işaret, sayı ve belirsizlik sıfatlarının daha sık kullanıldığı görülmüştür. İnceleme nesnesi olarak Halide Edip Adıvar'ın Kalp Ağrısı romanı, Can Yayınlarının 2015 tarihli 7. baskısı esas alınmıştır. Eserin ilgili baskısındaki sayfa numaraları ve satır sıraları tezde gösterilmiştir. Çalışmanın hem dil bilgisi öğretiminde metin temelli uygulamalar geliştirmek isteyen araştırmacılara hem de sıfat kullanımı üzerine yapılacak sonraki çalışmalara katkı sunması beklenmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    İlkokul çocuklarında mutluluk ve mizaç ilişkisinin incelenmesi

    Ümmügülsüm Tanrıverdi

    İnsan yaşamının giderek daha karmaşık ve zor bir hal almasıyla birlikte mutluluk kavramının, son zamanlarda daha fazla önem kazandığı görülmektedir. Literatürde mutluluk üzerine yapılan çalışmalarla birlikte farklı alanlarda yapılmış pek çok tanım ve mutluluğu etkileyen faktör ortaya koyulmuştur. Bunların en önemlilerinden biri ise kişiliğin öncüllerinden biri olarak kalıtsal bir şekilde çocuğa geçtiği ifade edilen mizaçtır. Mizaç, bebeklik döneminde ortaya çıkan bireysel farklılıkları yansıtan farklı davranış boyutları olarak tanımlanmaktadır. Mutluluk kavramı ise genel olarak bireyin hayatından memnun olması, iyi olma hâli ve saadete ulaşması şeklinde açıklanmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, ilkokul çağındaki çocukların mizaçları ile mutlulukları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, 2023–2024 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Erzincan ili merkezinde eğitim gören ilkokul dördüncü sınıf öğrencileri ve velilerinden/vasilerinden oluşan bir örneklem üzerinde yürütülmüştür. Katılımcı bilgi formu, EAS Mizaç Ölçeği, Öznel Mutluluk Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği'nden oluşan anket formu aracılığıyla basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak 242 öğrenci ve ilgili öğrencilerin velilerine/vasilerine ulaşılmıştır. Bulgular, mizacın alt boyutlarından duygusallık ve sosyallik ile mutluluk arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu, bununla beraber, mizacın aktivite boyutu ile mutluluk arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ThesisAçık Erişim2025
    Kardiyak BT görüntülerinde sık izlenen koroner arter varyasyonlarının yolo-v10 mimarisi kullanarak yapay zeka temelli tespiti ve sıklığının araştırılması

    Önder Durmaz

    Amaç Son yıllarda görüntüleme teknolojilerindeki ilerlemeler, koroner arterlerin anatomik yapısının daha ayrıntılı incelenmesine olanak tanımıştır. Koroner Bilgisayarlı Tomografi Anjiyo (KBTA), noninvaziv bir yöntem olarak koroner arter anatomisinin ve varyasyonlarının değerlendirilmesinde sıkça tercih edilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, KBTA görüntülerinde sık görülen koroner arter varyasyonlarını tespit edebilen, derin öğrenme tabanlı bir sistem geliştirmektir. Önerilen sistem, YOLOv10((You Only Look Once-v10) mimarisinin sunduğu hız ve doğruluk dengesinden yararlanarak klinik ortamlarda uygulanabilir, güvenilir ve etkin bir çözüm sunmayı hedeflemektedir. Gereç ve Yöntem Bu çalışmada, koroner arter varyasyonlarının tespiti için derin öğrenme tabanlı YOLOv10 algoritması kullanılmıştır. Araştırmada, üçüncü basamak bir hastaneye kardiyak problemlerle başvuran 100 hastadan dışlama kriterleri sonrası seçilen 20 hastaya ait çok kesitli Kardiyak BT görüntülerinden oluşan 2.837 kesitlik bir veri seti hazırlanmıştır. Görüntüler, 2.263'ü eğitim, 287'si doğrulama ve 287'si test olmak üzere üç alt gruba ayrılmıştır. Veri seti, modelin farklı senaryolarda doğruluğunu ve etkinliğini değerlendirmek amacıyla dengeli bir şekilde dağıtılmıştır. Bulgular YOLOv10 modeli, koroner arter varyasyonları ve normal sınıf için yüksek doğrulukta tahminler yapmıştır. Modelin sınıflandırma kapasitesi güvenilir bulunmuş, tahminlerin büyük çoğunluğu doğru sınıflandırılmıştır. Ayrıca tespit edilen sınırlayıcı kutular, koroner arter varyasyonlarının belirlenmesinde güçlü bir temel sunmuş ve YOLOv10'un tıbbi görüntü analizlerinde yüksek potansiyele sahip olduğunu göstermiştir. YOLOv10 koroner arter varyasyon belirlemede ,uygulamanın gereksinimlerine göre precision, recall ve mAP dengesi önemlidir. Yüksek doğruluk gereken durumlarda YOLOv10-X, daha dengeli ve genellenebilir sonuçlar için ise YOLOv10-L öne çıkmaktadır. Sonuç Modelin tıbbi tanı süreçlerine entegrasyonu, koroner arter varyasyonlarının tespiti ve normal anatomik yapının değerlendirilmesinde klinik uygulamalara önemli katkılar sunabilir. Varyasyonların erken ve doğru tanınması, özellikle kateter anjiyografi sırasında karar verme sürecini hızlandırarak olası komplikasyonların önlenmesine yardımcı olabilir. Gelecekteki çalışmaların, daha geniş veri setleri ve düşük temsil gücüne sahip sınıfların optimizasyonuna odaklanmasıyla modelin etkisinin artırılması öngörülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Melike Günyüz'ün çocuk kitaplarındaki kahramanların karakter özelliklerinin incelenmesi

    Tevfik Dıvrak

    Çocuk edebiyatındaki metinlerinde kahramanların sunulma biçimi, karakter özellikleri çocukların kahramanlarla özdeşim kurabilmesi açısından önemlidir. Bu araştırmanın amacı", çocuk edebiyatının öneminin anlaşıldığı ve bu alanda yapılan çalışmaların arttığı bir dönemde çocuk edebiyatı alanında birçok eser vermiş olan Melike Günyüz'ün "Gakgukların Maceraları" ve " Gümüş Göl Masalları" kitap dizilerindeki masallarda bulunan kahramanların karakter özelliklerini incelemek ve tasnif etmektir. Melike Günyüz'ün "Gakgukların Maceraları" ve " Gümüş Göl Masalları" kitap setlerindeki kahramanların olumlu-olumsuz özellikleri, açık, kapalı, devingen-durağan yapıları ortaya koyulmuştur. Bu bağlamda çalışmada Melike Günyüz'ün kitaplarında yer alan kahramanların karakter ögeleri açısından özellikleri incelenmeye çalışılmıştır. Doküman analizi ile kurgulanan çalışmada Melike Günyüz'ün "Gakgukların Maceraları" ve " Gümüş Göl Masalları" kitap dizilerinde yer alan on altı kitabı incelenmiştir. Elde edilen veriler önce betimsel analize tabi tutulmuş daha sonra içerik analiziyle ayrıntılara inilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ThesisAçık Erişim2025
    Kolorektal kanserlerde P53, MUC2, AMACR ekspresyonu ve histopatolojik veriler arasındaki ilişki

    Muhammed Serttaş

    Amaç: Kolorektal kanserler dünyada yaygın olarak görülen 3. kanser olup ve kansere bağlı ölümlerde 2. sırada yer alır. Son yıllarda, hedefe yönelik tedavi ve hastalığın gidişatının belirlenmesi açısından biyobelirteç arayışlarına yönelik birçok çalışma yürütülmektedir. P53, AMACR, MUC2 de bu biyobelirteçlerdendir. Literatürde kolorektal karsinomlarda MUC2, AMACR, P53 ekspresyonu ile prognoz ilişkisine dair veriler çelişkilidir. Bir grup ekspresyon artışını iyi prognoz ile ilişkilendirirken, diğer grup ekspresyon artışını kötü prognoz ve ileri tümör derecesi ile ilişkilendirmiştir. Biz de bu çalışmada kolorektal karsinomlarda, AMACR, P53, MUC2 ekspresyon düzeyini belirlemeyi, bu düzey ile histopatolojik veriler arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Erzincan Binali Yıldırım Üniverstesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı arşivinde yer alan Ocak 2014- Ocak 2024 tarihleri arasında kolon rezeksiyon operasyonu uygulanmış kolorektal karsinom tanısı almış ve kolon biyopsisi alınmış 90 olgu seçildi. Çalışmada, kolorektal kanserli hastalarda P53, MUC2 ve AMACR ekspresyonları ile histopatolojik veriler (tümör boyutu, pT, pN, M evreleri, histolojik tip, cinsiyet ve yaş gibi klinik-parametreler) arasındaki olası ilişkiler değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya ait tümörlerin büyük ölçüde adenokarsinom yapıda, sol kolon yerleşimli ve orta düzeyde diferansiye olduğu belirlenmiştir. Genel olarak kolorektal kanser olgularında orta-ileri evre tümörlerde yüksek AMACR ekspresyonunun baskın olduğu, P53 ve MUC2 gibi belirteçlerde ise belirgin bir homojenlik olmadığını ortaya koymaktadır. Bu üç belirtecin ekspresyon düzeylerinin tümör yerleşim yeri, histolojik tip, ek histolojik komponent ve histolojik grade açısından anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Sonuç: Çalışmanın genel bulguları, AMACR'ın KRK'de yaygın olarak pozitif eksprese edildiğini, P53 ve MUC2'nin ise heterojen dağılım gösterdiğini ortaya koymaktadır. AMACR ile MUC2 arasında anlamlı negatif korelasyon saptanması, bu belirteçlerin biyolojik olarak birbirini dengeleyen mekanizmalarda rol alabileceğine işaret etmektedir. Histolojik grade ve evreleme parametreleriyle belirgin ilişkilerin saptanmamış olması, bu belirteçlerin daha çok moleküler alt tiplerle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ThesisAçık Erişim2025
    Sepsis ve septik şok tanılı hastalarda akut böbrek hasarının erken tanısında biyokimyasal ve hematolojik parametreler ile radyolojik görüntülemelerin tanısal değerleri

    Bilge Karcan

    Amaç: Sepsis ve septik şok hastalarında, sepsis ilişkili akut böbrek hasarının erken tanısında uNGAL, Doppler ultrasonografi (USG) ile Renal Rezistif İndex (RRI) ölçümü hemogram parametreleri (nötrofil/lenfosit, monosit/lenfosit, platelet/lenfosit ve trombosit sayısı) ve biyokimyasal parametrelerin etkinliğini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: SOFA>2 sepsis ve septik şok tanısı alan, yoğun bakım ve servislerde takipli 123 hasta çalışmaya dahil edildi. KDIGO skoru ile Akut Böbrek Hasarı (ABH) tanısı alan hastalar belirlendi. Hastalardan 1. gün (0-6. saat aralığında), 2. ve 3. gün ardışık olarak hemogram (NLR, MLR, PLR) hesaplandı, biyokimya ve steril koşullarda idrar örnekleri alındı. ELISA kiti ile idrar örneklerinde NGAL değerleri hesaplandı. Yine aynı günlerde renal Doppler USG görüntülemesi ile RRI ölçümü yapıldı. Takip süreci içerisinde Renal Replasman Tedavisi (RRT) ihtiyacı gelişen ve exitus kabul edilen hastalar çalışma dışı tutuldu. Elde edilen veriler IBM SPSS 25.0 (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) paket programında analiz edildi. Bulgular: SOFA skoruna göre tanı alan sepsis ve septik şoktaki 123 hastanın; KDIGO kriterlerine göre 1. gün %39,8'inde, 2. gün %43,9'unda, 3. gün ise %48,8'inde ABH gelişmiştir. RRI, istatistiksel olarak anlamlı (p<0,001) ve güvenilir bir parametre olarak bulunmuştur. Her 3 gün RRI'nin güvenilirliğini ölçmek için Roc-Curve analizi yapılarak Youden İndex hesaplanıp yeni kesim noktaları belirlenmiş ve RRI'nin ABH'yi göstermede güvenilirliği yüksek bulunmuştur. Yine 3 günlük değerlendirmede uNGAL, ABH erken tanısında destekleyici bir parametre olarak saptanmamıştır. Hemogram parametreleri incelendiğinde ise trombositopeninin hasarla ilişkisi istatistiksel olarak 2 anlamlı (p<0,05) bulunmuştur. PLR ve MLR değerleri her 3 gün için de istatistiksel olarak anlamsız (p>0,05), NLR ise sadece 2. gün istatistiksel olarak anlamlı (p<0,05) saptanmış olup, diğer günlerde ise istatistiksel olarak anlamsız olduğu için destekleyici bir parametre olduğu düşünülmemiştir. Mortalite için veriler analiz edildiğinde; hemogram parametreleri istatistiksel olarak anlamsız bulunurken (p>0,05), LDH/albümin ve Laktat/albümin oranları istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü (p<0,001) bir parametre olarak saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonucunda sepsis ve septik şok tanılı hastalarda RRI ölçümlerinin ilk üç gün gibi erken dönemde ABH'nin saptanmasında kullanılabileceğini, u NGAL'in ise ABH tanısını ön görmede yetersiz olduğunu saptadık. ABH gelişen hastalarda evre ilerledikçe trombosit sayısının düştüğü gözlenmiştir. Bu nedenle platelet sayısının hasarı ön görmede yararlı olduğu sonucuna vardık. NLR, MLR ve PLR Laktat/albümin ve LDH/albümin parametrelerinin ise ABH erken tanısında yol gösterici olmadığı saptanmıştır. 28 günlük mortaliteyi ön görmede hemogram parametrelerinin yetersiz olduğu, Laktat/albümin ve LDH/albümin oranlarının ise yol gösterici olduğunu tespit ettik.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Trump'ın otoriterleşme eğilimleri karşısında ABD siyasal sisteminin hükümet gücünü sınırlandırma olanakları

    Ülkem Alkan

    Başkanlık sisteminin neredeyse yegâne başarılı örneği olan ABD başkanlık sistemi, iki buçuk yüzyılı aşan tarihsel süreç içinde ortaya çıkmış, başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Ancak, otoriterleşme rüzgarlarının estiği ve giderek pek çok demokrasinin otoriter yönetimlere evrildiği günümüz dünyasında ABD de otoriterleşme girişimlerine sahne olmaktadır. Trump'ın, yasadışı ve yasal göçmenlere yönelik düzenlemeleri, siyasi rakiplerine yönelik soruşturmalar, yargı kararlarını dikkate almama, yasamanın yetkisindeki konulara müdahale, üniversiteleri ve medyayı kontrol etmeye yönelik düzenlemeler gibi birçok tartışmalı politikayı yürürlüğe koyması, ABD demokrasisinin geleceği hakkında endişelerin artmasına yol açmaktadır. Başkan Trump, yürütme gücünü genişleterek yasama ve yargı gibi diğer güçleri etkisiz bırakarak kuvvetler ayrılığı ilkesini, fren ve denge sistemlerini ve sonuç olarak Amerikan demokrasisini zayıflatmaya çalışmakla eleştirilmektedir. Bu tez çalışmasının temel amacı, Başkan Trump'ın, otoriterleşme yönelimleri kapsamında yürütme gücünü genişletme çabalarını önlemek için ABD demokrasinin sahip olduğu olanakları ortaya koymaktır. Bu kapsamda, Trump'ın, otoriterleşme yönelimlerini engellemede, kuvvetlerin birbirleri üzerinde baskı kurmasını engelleyen ABD Anayasası, fren ve denge sistemleri, federalizm ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin yanı sıra bağımsız medya, üniversiteler, sivil toplum, bağımsız yargı ve Kongre'nin sahip olduğu araçların etkinliği analiz edilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Plastik atıkların betonun mekanik ve fiziksel özelliklerine etkisinin araştırılması

    Mükremin Berk Kesimci

    Bu tez çalışmasında, atık plastik katkıların beton imalat sürecinde katkı malzemesi olarak kullanılmasının mekanik ve fiziksel özellikler üzerindeki etkileri deneysel yöntemlerle araştırılmıştır. Çalışmada, geri dönüşüm malzemesi olarak PET (polietilen tereftalat), PP (polipropilen) ve PE (polietilen) türündeki plastik atıklar, %0.5, %1.0 ve %1.5 oranlarında beton karışımlarına eklenmiş ve elde edilen numuneler üzerinde basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, eğilmede çekme dayanımı, darbe dayanımı, birim hacim ağırlık ve ısı iletkenliği özellikleri incelenmiştir. Deneysel sonuçlarına göre, plastik katkılarla betonun basınç dayanımında %1.5 katkı oranında yaklaşık %13'e varan azalma meydana gelmiştir. Buna karşın, yarmada ve eğilmede çekme dayanımlarında ise %1.5 PET katkısı ile yaklaşık %12'ye varan dayanım artışı artış gözlenmiştir. Ayrıca, %1.5 PP katkısı ile darbe dayanımı yaklaşık %55 artmıştır. Birim hacim ağırlık açısından, plastik katkılarla betonun birim hacim ağırlığında %5-6 arası azalma meydana gelmiştir. Isı iletkenliği bakımından ise %1.5 PE katkı oranında yaklaşık %11'lik bir düşüş elde edilmiştir. Bu da plastik katkıların betonun termal yalıtım özelliklerini iyileştirdiğini göstermektedir. Bu çalışma, plastik atık katkılarının beton üretiminde mekanik ve fiziksel olarak uygulanabilirliğini ortaya koymakta ve çevresel sürdürülebilirlik açısından potansiyel katkılarını değerlendirmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Cübbü'l Mesâil (giriş-dil i̇ncelemesi-metin-dizin)

    Elif Mazman

    Bu çalışma Osmanlı Türkçesine geçiş döneminde Tokat ağzı özelliklerini barındıran ve Veliyüddin Efendi ile Atıf Efendi nüshalarıyla mukayese edilerek oluşturulan Cübbü'l- Mesâil adlı eserin Zile Nüshasını içermektedir. Çalışma "Giriş", Dil İncelemesi", "Metin" ve "Dizin" bölümlerinden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde eserin yazarı, eserleri, eserin nüshaları üzerinde durulmuştur. "Dil İncelemesi" bölümünde metnin dil özellikleri tespit edilmiş, bu özellikler; "İmla Özellikleri", "Ses Bilgisi" ve "Şekil Bilgisi" alt başlıkları altında belirtilmiştir. "Metin" bölümünde Cübbü'l-Mesâil adlı eserin Zile nüshası, Veliyüddin Efendi ve Atıf Efendi nüshaları üzerine metin tenkidi yapılarak çeviri yazılı metin hazırlanmıştır. Çeviri yazıda Türk Dili çalışmalarında Türkiye'de yaygın olarak tercih edilen transkripsiyon işaretleri kullanılmıştır. "Dizin" bölümünde metinde yer alan kelimeler, kelime grupları ve çekim ekleri alfabetik sıraya göre sıralanmıştır. Çalışmanın sonunda yararlanılan eserlerin sıralandığı "Kaynaklar" bölümü vardır. Anahtar Kelimeler: Eski Anadolu Türkçesi, Zileli Muharrem Efendi, Cübbü'l Mesâil

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Yetişkin duygusal tepkiselliğini açıklamaya yönelik bir model önerisi

    Abdullah Tunç

    Bu çalışmanın amacı, yetişkin bireylerin duygusal tepkisellik düzeylerini açıklamaya yönelik bir model sunmaktır. Önerilen modele göre kişilik özellikleri (nevrotiklik, deneyime açıklık, sorumluluk, dışadönüklük ve uyumluluk), duygusal tepkiselliği hem doğrudan hem de psikolojik belirtiler (depresyon, anksiyete ve stres) aracılığıyla dolaylı olarak etkilemektedir. Araştırma kapsamında, 18 yaş ve üzeri 503 katılımcıdan veriler toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Duygusal Tepkisellik Ölçeği, Beş Faktörlü Kişilik Envanteri ve Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde normallik varsayımı ve uç değerler incelenmiş, ardından doğrusallık ve korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Duygusal tepkisellik ile dışadönüklük, uyumluluk, deneyime açıklık ve sorumluluk arasında negatif ilişki varken nevrotiklik, stres, anksiyete ve depresyon arasında pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur. Modelin geçerliliği için AMOS programında önerilen model test edilmiş ve modelin uyum indekslerini sağladığı tespit edildikten sonra SPSS Process makrosu kullanılarak aracılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Dışadönüklük ve uyumluluğun duygusal tepkiselliği hem doğrudan hem de depresyon, anksiyete ve stres aracılığıyla dolaylı olarak etkilediği bulunmuştur. Sorumluluk, duygusal tepkiselliği doğrudan etkilemese de depresyon, anksiyete ve stres aracılığıyla dolaylı olarak etkilediği bulunmuştur. Deneyime açıklık duygusal tepkiselliği hem doğrudan hem de depresyon aracılığıyla dolaylı etkilediği bulunmuştur. Nevrotiklik ise duygusal tepkiselliği hem doğrudan hem de tüm aracı değişkenler üzerinden pozitif şekilde etkilemektedir. Ek olarak kadınların, psikolojik destek alanların ve psikolojik/psikiyatrik tanı almış bireylerin duygusal tepkisellik düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak dışadönüklük, sorumluluk, uyumluluk ve deneyime açıklık duygusal tepkisellik üzerinde azaltıcı bir etkisi varken nevrotikliğin ise duygusal tepkisellik üzerinde artıcı bir etkisi vardır. Bu bulgular, kişilik özelliklerinin ve psikolojik belirtilerin duygusal tepkisellik üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    İlkokul 2. sınıf Türkçe ders kitabındaki karakterleri niteleyen değerlerin incelenmesi

    Tuba Aktürk Aykut

    Bu araştırmanın amacı, ilkokul 2. sınıf Türkçe ders kitabında yer alan karakterlerin taşıdığı değerleri incelemektir. Çalışmada, karakterlerin özellikleri, Millî Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 2. sınıf Türkçe dersi öğretim programında belirtilen kök değerler ve bu değerlerle ilişkili tutum-davranışlar temel alınarak bir analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmış olup, veri kaynağını MEB tarafından onaylanan İlkokul 2. Sınıf Türkçe Ders Kitabı oluşturmaktadır. Doküman analizi yoluyla elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve kitaptaki karakterlerin hangi değerleri yansıttığı ortaya konulmuştur. Yapılan incelemeler sonucunda, kitaptaki karakterleri niteleyen en çok vurgulanan değerlerin sevgi, özdenetim, sorumluluk, vatanseverlik, dostluk ve saygı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte adalet, liderlik, dürüstlük ve mutluluk gibi değerlerin daha az işlendiği görülmüştür. Araştırma bulguları, karakterlerin temsil ettiği değerlerin MEB'in öğretim programında yer alan kök değerlerle ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun temel amaçlarıyla uyumlu olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, ilkokul düzeyindeki ders kitaplarında değer aktarımının nasıl gerçekleştiğini anlamak açısından önemli bir katkı sağlamaktadır. Elde edilen sonuçlar, değer eğitiminde hangi değerlerin ön plana çıktığını ve hangilerinin daha az vurgulandığını ortaya koymaktadır. Araştırma bulgularının, gelecekteki müfredat geliştirme çalışmalarına ve ders materyallerinin hazırlanmasına yön verebileceği düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Pediatri hemşirelerinin etik kurallara bağlılık ölçeği'nin Türkçe versiyonunun psikometrik özellikleri

    Nazime Yaman Abak

    Amaç: Pediatri Hemşirelerinin Etik Kurallara Bağlılık Ölçeği'nin (Pediatric Nurses' Adherence To Ethical Codes Scale) Türkçe versiyonunun psikometrik uyumunu değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Metodolojik tipte bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'nin doğu ve batısında yer alan dört büyük şehirdeki üniversite veya devlet hastanelerinin pediatri servislerinde çalışan pediatri hemşireleri oluşturmuştur. Örneklem kapsamına ise pediatri servislerinde çalışan araştırma kriterlerine uyan 313 pediatri hemşiresi oluşturmuştur. Ocak-Ağustos 2024 tarihleri arasında veriler toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, tanımlayıcı form ve Pediatri Hemşirelerinin Etik Kurallara Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verileri değerlendirmek için içerik ve yapı geçerliliği, madde analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve iç tutarlık kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalamasının 28,42±5,86 ve %75,1'inin kadın olduğu edilmiştir. Hemşirelerin %54,6'sının 1-5 yıl arasında hemşire olarak çalıştığı, %63,6'sının 1-5 yıl arasında pediatri hemşiresi olarak çalıştığı, %90,4'ünün servis hemşiresi olarak görev yaptığı ve %59,7'sinin hem gece hem gündüz vardiyasında çalıştığı bulunmuştur, Ölçeğin uzman görüşleri analiz edildiğinde kapsam geçerlilik indeksi 0.94 olarak hesaplanmıştır. Cronbach alfa katsayısı 0.973 olarak hesaplanmıştır. Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerleri 0,534–0,850 arasında olduğu tespit edilmiştir. Tüm maddelerin faktör yüklerinin 0,563-0,915 arasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçeğin uyum indeksi RMSEA 0,075 ile kabul edilebilir uyum; χ2 (Cmin/df) 2,734 ile mükemmel uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Pediatri hemşirelerinin etik kurallara uyumunu değerlendirmek amacıyla geliştirilen Türkçe versiyonu kabul edilebilirdir ve iyi bir güvenilirlik ve geçerliliğe sahiptir. 2025, 59 Sayfa Anahtar Kelimeler: Bağlılık, Etik Kurallar, Geçerlik ve Güvenirlik, Pediatri Hemşiresi.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Tahmı̇n gözlem açıklama (TGA) yöntemı̇ne dayalı fen bı̇lı̇mlerı̇ öğretı̇mı̇nı̇n ı̇lkokul öğrencı̇lerı̇nı̇n bı̇lı̇msel çıkarım yapma becerı̇lerı̇ne etkı̇sı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇

    Ebrar Akyol

    Günümüzde öğrenmede etkililiğin artırılması ve eğitim - öğretimde sorgulayan, karşılaştırma yapabilen, sebep sonuç ilişkisi kurabilen, zihni aktif öğrencilerin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, Fen Bilimleri dersinde Tahmin- Gözlem- Açıklama (TGA) yönteminin ilkokul düzeyindeki öğrencilerin bilimsel çıkarım yapma becerisine etkisi incelenmiştir. Çalışmada deneysel desenlerden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim-öğretim yılı içinde öğrenim gören toplam 60 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına deney grubuna 30, kontrol grubuna 30 kişi dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Bilimsel Çıkarım Becerisi Ölçeği ve Demografik Özellikler Anketi kullanılmıştır. Bu ölçeğe göre puanların belirlenmesi için analitik puanlama rubriği kullanılmıştır. Veri analizi için parametrik ve parametrik olmayan teknikler birlikte kullanılmıştır. Çalışmada ulaşılan bulgulara göre TGA yöntemi uygulanan deney grubu öğrencilerinin son test ortalamasının (6,65±3,32) düz anlatım tekniği ile öğrenim gören kontrol grubu öğrencilerinin son test ortalamasından (4,5 ± 3,57) yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel anlamlılık düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgulara göre TGA yöntemi ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin bilimsel çıkarım yapma becerisi üzerinde anlamlı bir gelişme sağlamıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Yaratıcı drama ile etkileşimli okumanın ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerisine etkisi

    Betül Güner

    Bu araştırmanın amacı, ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin yaratıcı drama ve etkileşimli okuma yönteminin birlikte kullanımıyla okuduğunu anlama becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Erzurum iline bağlı Yakutiye ilçesindeki bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, öğrencilerin okuduğunu anlama düzeylerini belirlemek amacıyla "Okuduğunu Anlama Testi" kullanılmıştır. Çalışma, ön test, uygulama süreci ve son test olmak üzere üç aşamada yürütülmüştür. Ön test sonuçlarına göre homojen iki grup oluşturulmuş; deney grubunda 15, kontrol grubunda 15 olmak üzere toplam 30 ikinci sınıf öğrencisi araştırmaya dahil edilmiştir. Uygulama sekiz hafta boyunca, haftada iki ders saati olmak üzere toplam 16 ders saati olarak gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna, yaratıcı drama desteğiyle etkileşimli okuma yöntemlerini bir araya getiren planlar uygulanırken kontrol grubunda ise mevcut Türkçe öğretim programına devam edilmiştir. Uygulama sonunda, her iki gruba uygulanan okuduğunu anlama testlerinden elde edilen veriler SPSS 27.0 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız örneklem t-testi ve Mann–Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, yaratıcı drama destekli etkileşimli okuma yönteminin ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerini anlamlı ve yüksek düzeyde geliştirdiğini ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, bu yöntemleri kullanmanın eğitimcilere ders içeriğini zenginleştirme ve öğrencilerin okuma becerilerini artırma konusunda önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaratıcı Drama, Etkileşimli Okuma, Okuduğunu Anlama

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ünı̇versı̇te öğrencı̇lerı̇nde sı̇ber zorbalık mağdurı̇yetı̇nı̇n profı̇llerı̇

    Hilal Rümeysa Kara

    Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin siber zorbalık mağduriyet düzeylerine göre gizil profillerin varlığını belirlemeyi ve bu profillerin benlik saygısı, sosyal destek, temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi, psikolojik semptomlar ve teknoloji bağımlılığı değişkenleri açısından nasıl farklılaştığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, 2024 2025 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 597 üniversite öğrencisiyle yürütülmüştür. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Üniversite Öğrencileri İçin Yenilenmiş Siber Zorbalık Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, DASS-21 ve Teknoloji Bağımlılığı Ölçekleri aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde gizil profil analizi ve üç aşamalı regresyon analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda, siber zorbalık mağduriyeti ile temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ve dijital bağımlılıklar arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Benlik saygısı ve sosyal desteğin ise siber mağduriyete karşı koruyucu faktörler olduğu belirlenmiştir. Üç gizil profil ortaya konmuştur: (1) Koruyucu psikolojik kaynaklara sahip, düşük mağduriyetli (2) Psikolojik olarak kırılgan, mağduriyetten bağımsız (3) Dijital açıdan bağımlı, yüksek mağduriyet riskli. Üç aşamalı regresyon analizi, psikolojik kırılganlık ve dijital bağımlılık taşıyan profillerin depresyon ve anksiyete düzeylerinin yüksek olduğunu ancak stres düzeylerinin profiller arasında anlamlı farklılık göstermediğini ortaya koymuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Finansal tehdit ile örgütsel destek algısı ve finansal kaygı arasındaki ilişkinin analizi

    Gülay Ağırgöl Günay

    Bu araştırma bireylerin algıladıkları finansal tehdit düzeylerinin, örgütsel destek algısı ve finansal kaygı düzeyleriyle olan ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Veri toplama kısmında demografik sorular, finansal tehdit ölçeği, finansal kaygı ölçeği ve örgütsel destek algısı ölçeği kullanılarak oluşturulan anket formu çalışma hayatına devam eden 518 kişiye uygulanmıştır. Verilerin analiz sürecinde bağımsız örneklem t-testi, ANOVA testi, Pearson Korelasyon ve Regrasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada, finansal tehdit, finansal kaygı ve örgütsel destek algısı değişkenleri arasındaki ilişkiler ile bu değişkenlerin demografik faktörlere göre farklılık gösterip göstermediği analiz edilmiştir. Nicel araştırma yöntemine dayalı olarak yürütülen çalışmada anket tekniği ile toplanan veriler üzerinde tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizi, t-testi ve ANOVA testleri uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlarda finansal tehdit sürecinin çalışan bireylerin finansal kaygı ve örgütsel destek algısı davranışlarını anlamlı biçimde etkilediği ortaya koyulmuştur. Ayrıca cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, çalıştığınız sektör ve aylık gelir düzeyi gibi demografik değişkenlere göre finansal tehdit, finansal kaygı ve örgütsel destek algısı davranışlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgularda algılanan örgütsel desteğin finansal tehdit üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu gösterilmiştir. Diğer taraftan finansal tehditin ise finansal kaygı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu gösterilmiştir. Mevcut araştırma finansal tehdit ve kaygının iş yaşamı üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik literatüre katkı sağlamayı ve örgütlerin çalışan destek mekanizmalarını geliştirmelerine yönelik öneriler sunmayı hedeflemektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ThesisAçık Erişim2025
    Akut koroner sendromlu hastalarda yapılan radyal anjiyografide kullanılan kateter çeşitlerinin klinik sonuçlar üzerine etkisi

    Tayfun Gündüz

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, akut koroner sendromlu (AKS) hastalarda sağ transradyal anjiyografi sırasında kullanılan kateter çeşitlerinin klinik sonuçlar üzerine etkisini araştırmaktır. Tek guiding kateter tekniği ile standart kateter yöntemlerinin operasyonel verimlilik ve hasta güvenliği açısından farklılıklarını değerlendirmek hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: AKS tanısı almış ve sağ transradyal koroner anjiyografi ve perkütan koroner girişim (PKG) uygulanmış toplam 63 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar kullanılan kateter tipine göre tek kateter grubu ve standart kateter grubu olarak iki gruba ayrıldı. Standart grupta sorumlu olmayan damara tanısal kateterle görüntüleme yapıldı, ardından sorumlu lezyona guiding kateterle angaje olunarak işleme devam edilirken, tekli kateter grubunda 3.5 judkins left (JL) guiding kateter (Boston Scientific mach 1TM) ile hem diagnostik hem de girişimsel işlemler yapılmıştır. Her iki grup işlem süresi, floroskopi süresi, radyasyon dozu ve kullanılan kontrast madde miktarı açısından karşılaştırılmıştır. Bulgular: Demografik Veriler: Gruplar arasında yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (VKİ) açısından anlamlı fark yoktu (p>0,05). Floroskopi süresi tek kateter grubunda 11,1 dk (3,8- 18,8), standart kateter grubunda 12,9 dk (5,2-45,2) (p=0,003) olarak ölçüldü, radyasyon dozu tek kateter grubunda 76,1 Gy∙cm², standart kateter grubunda ise 125,4 Gy∙cm² (p=0,001) olarak saptandı. Toplam işlem süresi tek kateter grubunda 27,0 dk, standart kateter grubunda 36,0 dk (p=0,0001) iken kullanılan kontrast madde miktarında gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı (104,1±25,5 ml vs. 112,1±19,2 ml; p=0,16). Sonuç: JL 3.5 guiding (Boston Scientific mach 1TM) kateter ile uygulanan tek kateter tekniğinin perkütan koroner girişimlerdeki etkinliği ve güvenilirliği değerlendirilmiştir. Bulgular tek kateter stratejisinin floroskopi süresi, radyasyon dozu ve toplam işlem süresini anlamlı düzeyde azalttığını göstermektedir. Kateter değişimlerinin ortadan kaldırılması, işlem verimliliğini artırırken vasküler komplikasyon riskini azaltmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Okul dışı öğrenme ortamlarının öğrencilerin 21. yüzyıl ve bilimsel süreç becerilerine etkisi

    Şahin Ayvazoğlu

    Bu araştırmanın amacı, okul dışı öğrenme ortamlarının öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ve 21. yüzyıl becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada açıklayıcı sıralayıcı karma yöntem deseni benimsenmiştir. Nicel bölümde, tek grup ön test–son test yarı deneysel desen kullanılmıştır. Bu doğrultuda, öğrencilerin bilimsel süreç becerileri testi ve 21. yüzyıl becerileri ölçeğinden elde edilen ön test ve son test puanları karşılaştırılmıştır. Nitel veriler ise öğrenci gezi günlükleri ve yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma, 7. sınıf düzeyindeki öğrencilerle yürütülmüştür. Uygulama sürecinde öğrenciler; biyogaz tesisi, su arıtma tesisi, üniversite ziyareti ve teleskopla gözlem gibi çeşitli okul dışı öğrenme etkinliklerine katılmışlardır. Nicel ve nitel bulgular, öğrencilerin bilimsel süreç ve 21. yüzyıl becerilerinde anlamlı gelişmeler gösterdiğini ortaya koymuştur. Öğrencilerin gözlem yapma, sınıflama, uzay ve zaman ilişkilerini kullanma, değişkenleri belirleme ve kontrol etme, verileri yorumlama, deney yapma ve hipotez kurma gibi bilimsel süreç becerilerinde anlamlı bir gelişim gösterdikleri anlaşılmıştır. Ayrıca 21. yüzyıl becerileri kapsamında; yaratıcılık ve yenilenme, eleştirel düşünme ve problem çözme, iletişim, iş birliği, bilgi okuryazarlığı, girişimcilik ve özyönetim, esneklik ve uyum, üretkenlik ve sorumluluk, liderlik gibi çok yönlü becerilerde de anlamlı ilerlemeler kaydedildiği belirlenmiştir. Öğrenciler, bu süreçlerin fen dersini daha anlamlı, eğlenceli ve kalıcı hale getirdiğini; derse karşı ilgi ve katılımlarını artırdığını belirtmişlerdir. Sonuç olarak, okul dışı öğrenme ortamlarının yalnızca bilişsel değil, aynı zamanda duyuşsal ve sosyal gelişimi de destekleyerek öğrencilerin çok yönlü becerilerini geliştirmede etkili olduğu ortaya konmuştur. Bu nedenle, fen öğretiminde bu tür öğrenme ortamlarının daha sistemli, planlı ve yaygın biçimde kullanılmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul dışı öğrenme, bilimsel süreç becerileri, 21. yüzyıl becerileri

    RDL Kalıcı Kaydıİncele