Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Niflumik asit ve pikolin türevleri (2-pikolin, 3-pikolin, 4-pikolin) ile kobalt(II), nikel(II) vebakır(II) komplekslerin sentezi, spektroskopik,termik, yapısal ve antikanser özelliklerininincelenmesi

    Seda Çardak

    Bu çalışmada steroidal olmayan anti-inflamatuvar ilaçlar grubunda yer alan niflumik asit ligandı ve pikolin türevleri (2-pikolin, 3-pikolin ve 4-pikolin) kullanılarak yedi adet koordinasyon bileşiği sentezlendi. Sentezlenen komplekslerin yapıları elementel analiz, FT-IR, TG/DTG ve DTA teknikleri ile aydınlatıldı ve antikanserojen aktiviteleri incelendi. [Cu2CI2(nif)2(3-pic)4] kompleksi tek kristal olarak elde edildi ve yapısı X- ışınları tek kristal yöntemiyle belirlendi. [Co(nif)2(met)(2-pic)], [Co(nif)2(met)(3-pic)], [Co(nif)2(met)(4-pic)], [Ni(nif)2(met)(2-pic)], [Ni(nif)2(met)(3-pic)], [Ni(nif)2(met)(4- pic)] ve [Cu2CI2(nif)2(3-pic)4] komplekslerinde metal iyonu etrafında oktahedral düzenlenme söz konusudur. Niflumik asit ligandı çift dişli ligant özelliği sergilemekte ve metal iyonuna karboksil grubu oksijen atomları aracılığıyla koordine olmaktadır. FT-IR spektrumlarından karboksil grubunun bağlanma modu hakkında bilgi sahibi olunmaktadır. Çalışmada, ∆ν{υasim(COO-) ve υsim(COO-)} değeri ortalama 175 cm-1 olarak belirlendi ve bunun sonucunda niflumik asidin metal iyonuna çift dişli koordine olduğu önerildi. Komplekslerin FT-IR spektrumlarında fonksiyonel grup bölgesinde gözlemlenen yayvanlık yapıda metanolünvarlığını düşündürmektedir. Termik analize göre kompleksler ortalama 140 oC'ye kadar kararlıdır. Komplekslerin HT-29, HepG2, MCF-7 hücre hattına karşı yüksek seçicilikte antiproliferatif aktivite gösterdiği belirlenmiştir. 2019, 71 Sayfa Anahtar Kelimeler:Bakır, Kobalt, Niflumik asit, Nikel, Pikolin türevleri

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Çeşitli organik türlerin simektit ara-yüzeyine sızması

    Erdal Şahin

    Bu çalışmada, farklı miktarlardaki dodesiltrimetilamonyum ve heksadesiltrimetilamonyum katyonlarının simektitin tabakalar arasına girmesi sağlanarak organo-simektitler hazırlandı. Elde edilen organo-simektit kompozitlerinin yapısal, ısısal, morfolojik ve yüzeysel özellikleri X-ışınları toz kırınımı, seyreltilmiş toplam yansımalı Fourier Dönüşümlü infrared spektroskopisi, termik analiz yöntemleri, taramalı elektron mikroskopisi, elektroforetik mobilite ve yüzey alanı ölçüm teknikleri kullanılarak incelendi. Sürfaktan katyonlarının simektitin tabakaları arasına girmesi, sürfaktan moleküllerinin simektit katmanları içinde farklı düzenlemelerine bağlı olarak simektitin temel boşluk mesafelerinde çeşitli artışlara sebep oldu. Simektit kilinin organo- katyonlarla modifikasyonu, 3402 ve 1635 cm-1'deki IR bandlarının şiddetlerini dikkate değer biçimde azaltırken, 2927, 2850, 1472 ve 722 cm-1'de sürfaktan moleküllerinden kaynaklanan yeni karakteristik IR bandlarının görünmesine yol açmıştır. Termik analiz verileri organo-simektitlerin ham simektite nispeten daha az adsorbe suya sahip olduğunu ve sürfaktan türlerinin de 130-720 oC sıcaklık aralığında uzaklaştığını göstermiştir. Organo-simektitlerin spesifik yüzey alanları, gözenek hacimleri ve mikro gözenek yüzey alanlarının ham simektite nispeten azaldığı, halbuki ortalama gözenek genişliklerinin ise ham simektite nispeten arttığı tespit edilmiştir. Bunlara ilaveten, simektit katmanlar arasına yerleşmiş sürfaktan katyonları, ham simektitin morfolojisinde ve elektroforetik mobilite değerlerinde önemli değişikliklere sebep olmuştur. 2019, 60 sayfa Anahtar Kelimeler: Araya-sızma, Dodesiltrimetilamonyum, Heksadesiltrimetilamonyum, Kil, Organo-simektit, Simektit, Sürfaktan.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    2000-2018 yıllar arasında ortaöğretim edebiyat ders kitaplarında divan edebiyatının görünümü

    Şehri Şahin

    Bu tez, ortaöğretim kurumlarında divan edebiyatına verilen önemi ortaya koymak maksadıyla hazırlanmıştır. Bu tezde "Giriş" bölümünde divan edebiyatıyla ilgili genel bilgiler verilmiştir. 2000-2018 yılları arasında ortaöğretimlerde okutulan Türk Dili ve Edebiyatı dersiyle ilgili 67 ders kitabının künyesi verilmiştir. Birinci bölümde, incelenen ders kitaplarında; divan edebiyatının ele alınışı, kitaplarda geçen yazarlar ve eserleri, ders kitaplarında yer verilen manzum ve mensur metinler ile divan edebiyatı konularını öğretme usulleri anlatılmıştır. İkinci bölümde ise öğretmen ve öğrencilere yapılan anket sorularıyla bu sorulara verilen cevapların yorumlanması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Divan Edebiyatı, Edebiyat Ders Kitapları, Anket.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik algıları ile kişiler arası öz yeterlik algılarının incelenmesi

    Oğuzhan Aşcı

    Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik algıları ile kişiler arası öz yeterlik inançları; cinsiyet, yaş, medeni durum, mesleki kıdem yılı, mezuniyet durumları, görev yapılan okulun yerleşim yeri türü, görev yaptığı sınıf türü, görev yaptığı sınıf mevcudu, sınıfındaki özel gereksinimli öğrenci sayısı, özel gereksinimli öğrencisi olup olmama durumu, özel gereksinimli öğrenci tanısı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın evrenini; Erzincan ili, merkez ilçe, belde ve köy ilkokullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini Erzincan ili, merkez ilçe ilkokullarında görev yapan 495 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin değerlendirilmesi ve analizi iki aşamada ortaya çıkarılmıştır. Öncelikle "Kaynaştırma Öğrencilerine Yönelik Öğretmen Algısı Ölçeğinden" elde edilen veriler kontrol edilmiştir. Kişisel Bilgi Formu ve "Kaynaştırma Öğrencilerine Yönelik Öğretmen Algısı Ölçeği" ve Çapri ve Kan (2006) tarafından Türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan " Öğretmen Kişilerarası Öz-yeterlik Ölçeği" kullanılarak toplanan veriler bilgisayarda SPSS istatistik programı üzerine kaydedilmiş, sonra istatistiksel analizler yapılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Kaynaştırma Öğrencilerine Yönelik Öğretmen Algısı Ölçeği ve Öğretmen Kişilerarası Öz-yeterlik Ölçeğinden elde ettikleri puanların bazı değişkenler açısından farklılaştığı görülmüştür. Diğer bir deyişle öğretmenlerin kaynaştırma öğrencilerine yönelik algıları yaş, mezuniyet durumları, eğitim verdikleri sınıf mevcudu, eğitim verdikleri sınıfta özel gereksinimli öğrenci olup olamama durumlarına göre puan ortalamaları farklılaşırken cinsiyet, mesleki kıdem yılı, görev yaptıkları okulun yerleşim yeri türü, görev yaptıkları sınıf türü, eğitim verdikleri sınıfta özel gereksinimli öğrenci sayısına göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin öz yeterlik inançları ölçeğinden elde ettikleri puanların ise medeni durum, eğitim verdikleri sınıf mevcudu ile eğitim verilen sınıftaki özel gereksinimli öğrenci tanısına göre farklılaştığı bunun yanında yaş, mesleki kıdem yılı, eğitim verilen okulun yerleşim yeri türü, eğitim verilen sınıf türü, öğretmenin kaynaştırma eğitimi alıp almama durumu, eğitim verilen sınıfta özel gereksinimli öğrenci sayısı ile eğitim verilen sınıfta özel gereksinimli öğrenci olup olmama durumuna göre farklılaşmadığı belirlenmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Mollâ Câmî'nin Yûsuf u Züleyhâ mesnevîsinin şârihi bilinmeyen bir şerhi (1b-56a varakları arası transkripsiyonlu metin-inceleme)

    Neslihan Kültür

    Bu çalışmada, Molla Câmî'nin Yûsuf u Züleyhâ isimli mesnevîsinin, şârihi bilinmeyen bir kimse tarafından yapılmış şerhinin 1b-56a varakları, transkripsiyonlu bir şekilde Latin harflerine aktarılmış, çeşitli yönlerden incelemeye tabi tutulmuş, Molla Câmî ve Yûsuf u Züleyhâ mesnevîsi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Transkripsiyonlu metnin oluşturulmasında İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY No: 3516'da kayıtlı olan nüsha esas alınmıştır. Çalışmanın sonuna ise metnin daha iyi anlaşılması amaçlanarak sözlük eklenmiştir. Çalışma bu yönüyle Molla Câmî'nin Yûsuf u Züleyhâ adlı eseri üzerine yapılan çalışmalara yeni bir katkı sağlayacaktır.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Osmanlı Devleti 3'üncü ordu faaliyet ve komutanlığı tarihçesi (1843-2000)

    Ahmet Kösem

    İlk olarak kurulduğu 6 Eylül 1843 tarihinden 1911 yılına kadar 68 yıl süre ile Rumeli topraklarının; 1911yılından beri de Doğu Anadolu'nun savunma sorumluluğunu üstlenen 3. Ordu, kuruluşundan günümüze kadar devletinin angaje olduğu tüm harplerde görev almış ve de milli gücün önemli bir unsuru olarak dış politikada önemli ve caydırıcı roller oynamıştır. Tezin amacı; gerek konvansiyonel anlamda vatan savunmasında, gerekse de teröristle mücadele harekâtında önemli görevler ifa etmekte olan 3. Ordu Komutanlığı tarihçesini ayrıntıları ile ortaya koymaktır. Bu amaçla, kuruluşundan itibaren 3. Ordu Komutanlığının teşkilatındaki değişiklikler, katıldığı harpler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde meydana gelen ayaklanmalara karşı faaliyetleri ile özel bir önem arz eden Doğu Cephesi faaliyetleri incelenmeye çalışılmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Türk eğitim tarihi açısından modernleşme sürecindeki Türk eğitim sistemine İzmir İktisat Kongresi kararlarının etkisi

    Erdal İncebacak

    Eğitim, temelde bireye istenilen yönde davranış kazandırma sürecini ifade etmekle birlikte toplumsal bir olgudur. Eğitim sistemleri toplumların yapısına göre şekillenmekte ve şartlara uygun olarak yenilikler ve düzenlemeler ile değişme uğramaktadır. Bu değişim genellikle toplumun ve çağın ihtiyaçlarına göre düzenlenmektedir. Eğitimdeki değişikliklerin bir süreç içerisinde ortaya çıkmasıyla da eğitim tarihi oluşmaktadır. Eğitim tarihi, her türlü eğitim faaliyetlerinin araştırılması olarak ifade edilebilir. Geçmişten günümüze kadar geçen süre içinde toplumun değerlerine göre değişen her türlü örgün, yaygın eğitim çalışmaları, insan yetiştirme amacıyla hazırlanan programlar, açılan okullar, kademeleri ve bu kademelerde yer alan öğretmenler hakkında bilgi verilmesi olarak düşünülebilir. Bu çalışmada, Türk eğitim tarihi açısından modernleşme sürecindeki Türk eğitim sistemine İzmir İktisat Kongresi kararlarının etkisi araştırılmaktadır. İzmir İktisat Kongresi yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan 8 ay önce 17 Şubat - 4Mart 1923 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Alınan kararların fikri temellerini daha iyi anlamak için yenileşmeye ihtiyaç duyulmanın başlandığı Tanzimat dönemi, Mutlakıyet, Meşrutiyet ve Milli mücadele dönemlerinde gerçekleştirilen eğitim faaliyetlerine değinilmiştir. Bu dönemlerdeki toplumsal yapıdaki değişikliklere uygun olarak yenileşme faaliyetlerine ihtiyaç duyulmuştur. Yenileşme faaliyetlerinin halka indirgenmesi için eğitime ayrı bir önem verilmiştir. Var olan eğitim sistemi değiştirilmeden daha donanımlı eğitimci yetiştirmeye özen gösterilmiştir. Fakat öğretmen sayısının azlığından dolayı istenen değişimler halka ulaştırılamamıştır. Milli mücadele ve Cumhuriyet döneminde ise eğitimden yeni bir yönetim biçiminin kurulmasında, yeni bir toplumsal düzenin oluşturulmasında, yeni düzene uygun değerlerin öğretilmesi ve buna bağlı olarak milli ruhu ayağa kaldırarak ihtiyaç duyulan iktisadi kalkınmanın ortaya çıkartılmasında en büyük rolü oynaması beklenmiştir. Hedef en ücra köşeye eğitimle ulaşmaktır. Bu modernleşme sürecindeki Osmanlı'nın ve yeni kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti eğitim sisteminin en büyük problemlerinden biridir. Şimdiye kadar eğitim açısından dikkati çekmemiş olan bu alandaki ilk hareket 1923 yılında İzmir'de toplanan I. İktisat Kongresidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin temel eğitim politikalarının belirlendiği İzmir İktisat Kongresi, hazırlanışı, kongrenin toplanma süreci ve alınan kararların ortaya konulması şeklinde detaylı olarak ele alınmıştır. Ayrıca kongrede alınan kararların değerlendirilmesi, tarihi süreçte uygulanışı ve eğitimsel yapıya etkisi üzerine bir değerlendirme yapılarak çalışma sonlandırılmıştır. Taşıdığı eğitsel değer açısından İzmir İktisat Kongresi (Türkiye İktisat Kongresi) burada araştırmamıza konu olmuştur. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden tarihi araştırmalar başlığı altında doküman analizi kullanılmıştır. Bu süreçte eğitim ile ilgili araştırma, makale, tez, kitap ve internet kaynaklarından yararlanılmış ve dokümanlar içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: İktisat ve Eğitim, İzmir İktisat Kongresi, Köy Enstitüleri, Maarif Meselesi, Modern Zihniyet, Türk Modernleşme Süreci.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Çocuk kitaplarındaki mesleklerin görünümleri ve ortaokula devam eden öğrencilerin bu mesleklere ilişkin algıları

    Zeliha Serttaş

    Çocuk kitaplarında karakterler aracılığıyla verilen mesleklerin ve ortaokul öğrencilerinin bu mesleklere ilişkin düşüncelerinin incelenip karşılaştırıldığı bu araştırma, doküman analizi deseniyle yapılmıştır. Çalışmada veri kaynağı olarak hedef kitlesi ortaokul dönemindeki çocuklar olan roman ve hikâye türlerindeki çocuk kitaplarından ve ortaokul öğrencilerinin mesleklerle ilgili düşüncelerinden yararlanılmıştır. Roman ve hikâye türlerinin çalışmada tercih edilmesinin nedeni bu türlerde çok sayıda kurgusal metne ve karaktere rastlanması, gerçek yaşama ve insanlara dair kesitler sunmasıdır. Çalışmada çocuk kitaplarında meslek sahibi olan karakterler cinsiyet, fiziksel görünüm, duygu ve davranış başlıkları altında incelenerek çocuk karakterler aracılığıyla verilen meslekler belirli kategoriler halinde gösterilmiştir. Bunun yanı sıra veri zenginliği oluşturmak açısından ortaokul öğrencilerinin mesleklerle ilgili düşünceleri ve mesleklerle ilgili yaptıkları resimler de tasnif edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında çalışmada; mesleklerin sunumunda cinsiyet ve fiziksel görünüm açısından birtakım kalıplamalar yapıldığı, kitaplarda sunulan meslekler açısından değerlendirildiğinde öğretmenlik ve müdürlük mesleği haricinde daha çok olumlu duygu ve davranışların ön plana çıkarıldığı, çocuk karakterler aracılığıyla verilen mesleklerin ortaokul öğrencilerinin gelecekte yapmak istedikleri mesleklerden daha farklı olduğu ve öğrencilerin mesleklere ilişkin düşünceleriyle kitaplarda öne çıkan meslek görünümlerinin yer yer farklı olduğu tespit edilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin annelik değerine yükledikleri anlamların metaforlar aracılığıyla incelenmesi

    Esra Yıldız

    Bu araştırmanın amacı ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin annelik değerine yükledikleri anlamların metaforlar aracılığıyla incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda öğrencilerden annelik değeri ile ilgili düşüncelerini ifade eden bir resim yapmaları istenmiştir. Nitel yöntem esas alınarak yapılan bu çalışmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu Erzincan ili Üzümlü ilçesinde 2018-2019 öğretim yılında öğrenimine devam etmekte olan Ahıskalı ve Üzümlülü toplam 32 kız 32 erkek olmak üzere 64 ilkokul 4.sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Verilerin analizinde içerik analizi yönteminden faydalanılmıştır. Verilerin toplanmasında öğrencilerin yaptıkları açıklamalardan yararlanılarak geçerlik ve güvenirlik düzeyi artırılmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin annelik değerine yükledikleri anlamlara yönelik yaptıkları resimler sahip oldukları ortak özellikler bakımından kavramsal kategorilere ayrılmıştır. Sonsuz sevgi kaynağı olma, anneye özgü olma, bağlılık kaynağı olma, öz bakım/ güvenlik/ ihtiyaç giderici olma, aileye özgü olma ve emek/özveri/ fedakâr olma şeklinde altı kavramsal kategori belirlenmiştir. Bu kavramsal kategoriler cinsiyet, kardeş sayısı, akademik başarı durumu, anne meslek durumu gibi değişkenlerine göre incelenmiş ve bu değişkenlere göre metaforlar arasında benzerlik/ farklılık olup olmadığı gözlenmiştir. Kavramsal kategorilerde cinsiyet değişkenine göre benzerlik olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin annelik değerine yükledikleri anlamlara ilişkin yaptıkları resimlerin sırasıyla en çok sonsuz sevgi kaynağı olma, anneye özgü olma ve bağlılık kaynağı olma kategorilerine ait oldukları bulunmuştur. Yapılan açıklamalar ve resimler arasında paralellik olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular ışığında öğrencilerin annelik değerine yönelik uygun metaforlar geliştirdikleri ve bunları doğru bir şekilde resimsel anlatımla ifade ettikleri ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin annelik değerini en çok koşulsuz sevgi ile ifade ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aile, Değerler Eğitimi, Annelik, Annelik Değeri

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Öğretmen adaylarının tarih okuryazarlığı algı düzeylerinin incelenmesi

    Ceylan Uluçay

    Bu çalışmanın amacı, farklı lisans programlarında eğitim gören öğretmen adaylarının tarih okuryazarlığı algı düzeylerini belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesinin farklı lisans programlarının 3. sınıflarında öğrenim gören, 298 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen "Tarih Okuryazarlığı Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Tarih Okuryazarlığı Algı Ölçeği; algı nesnellik ve tutarlılık olmak üzere üç alt boyuta sahiptir. Elde edilen veriler, ölçeğin alt boyutları ve toplam puanlarına bakılarak SPSS 22.0 programıyla analiz edilmiştir. Öğretmen adaylarının tarih okuryazarlığı algı düzeyinin belirlenmesinde ilişkisiz örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre; algı ve nesnellik alt boyutunda ve genel toplamda okunulan program ve cinsiyet faktörü etkilidir. Algı, nesnellik, tutarlılık alt boyutunda ve genel toplamda; tarihi kitap okumayı sevmenin, tarihi kitap okuma sıklığının, tarihi film izlemenin ve tarih dersine duyulan ilginin etkisi vardır. Ayrıca algı alt boyutunda düzenli bir tarihi yayını takip etmenin etkisi görülmüştür. Algı ve tutarlılık alt boyutunda ise, tarih dersinin zorunlu olup olmayışı ile tarih dersinin farklı yöntemlerle öğretilmesinin etkisi mevcuttur. Nesnellik alt boyutunda ve genel toplamda, tanınan Türk tarih araştırmacı sayısı olumlu yönde etki yapmaktadır. Öğretmen adaylarının tarihe yönelik tutumlarında, okudukları tarihi kitapların algı ve nesnellik alt boyutları ile genel toplamda etkili olduğu belirlenmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Futbolcularda görülen spor sakatlıklarının bireysel faktörler açısından değerlendirilmesi

    Mehmet Erdi Çiçek

    Amaç: Günümüzde futbol dünyanın en popüler spor branşıdır. Son dönemde modern futbol daha hızlı ve daha agresif oynanmaktadır. Bu sebeple sakatlanma riskinde de artış görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; amatör futbolcularda bireysel faktörlerin sakatlık oluşumuna etkisinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Çalışma Elazığ 1. ve 2. amatör liglerinde oynayan 188 gönüllü futbolcu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan futbolcuların yaş ortalamaları 21.2±3.7 yıl, boy uzunluğu ortalamaları 174.4±6.5 cm ve vücut ağırlığı ortalamaları 66.3±7.0 kg olduğu belirlenmiştir. Sporcularla ilgili kişisel bilgiler, branşa ait ve sakatlıkla ilgili bilgileri sorgulayan kişisel bilgi formu ile elde edilmiştir. Futbolcuların kişilik özellikleri beş faktör kişilik özellikleri ölçeği ile tespit edilmiştir. Fiziksel uygunluk özelliklerinden dayanıklılık Cooper testi, anaerobik güç dikey sıçrama testi, sürat ve çeviklik özelliği 10x5m mekik koşu testi ve esneklik özelliği otur-eriş testi ile belirlenmiştir. Verilerin analizinde IBM SPSS 22.0 paket programı kullanılmış ve p<0.05 olan durumlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Kategorik değişkenler özetlenirken n(%), sürekli değişkenler ile ilgili tanımlayıcı istatistikler özetlenirken ise ortalama ± standart sapma (SS), medyan, minimum (min) ve maksimum (maks) değer sunulmuştur. Kategorik değişkenlerin analizinde ki-kare kesti kullanılmıştır. Normal dağılıma sahip sürekli değişkenlerde bağımsız iki grupta karşılaştırmalar yapılırken bağımsız gruplarda t-testi, değişkenin normal dağılım göstermediği durumlarda ise Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Sakatlanmayı etkileyen risk farktörlerinin çoklu etkileşimini araştırmak adına lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Tekil analiz (t test, kikare testi, vb.) sonundaki karşılaştırmalarda p<0.25 olan değişkenler regresyon denklemine alınmıştır. Çoklu lojistik modelde değişkenlerin modele katılmasını veya çıkartılmasını belirlemek adına değişken seçimi yöntemlerinden olan Forward LR (likelihood Ratio) metodu kullanılmıştır. Değişkenlere ait riskleri sunarken Odds Ratio (OR) ve % 95'lik güven aralıkları verilmiştir. Bulgular: Futbolcularda sezonda sakatlık oluşumunu etkileyen faktörler değerlendirildiğinde; mevki, haftalık antrenman saati, ısınma süresi, soğuma egzersizi, dengeli beslenme, spor sakatlıkları bilgi düzeyi, vücut ağırlığı, boy uzunluğu, vücut kitle indeksi, kişilik özellikleri, sürat ve çeviklik değişkenlerinin sakatlık gelişimi için risk oluşturmadığı görülmüştür. Futbol oynama süresi (p=0.044), müsabakalarda ortalama görev alma süresi (p=0.006), ısıtıcı krem kullanma (p<0.05), sporcunun yaşı (p=0.007), aerobik kapasite (p=0.040), anaerobik güç (p<0.001) ve esneklik (p=0.001) değişkenlerinin ise sakatlık gelişimi için risk faktörü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: Bu çalışma sonucunda, sporcuların daha çok müsabaka esnasında sakatlanmaya maruz kaldığı ve en yüksek sakatlanma oranının alt ekstremitelerde görüldüğü belirlenmiştir. Amatör futbolcularda sakatlanmada en önemli risk faktörü sakatlık öyküsüne sahip olmaktır. Benzer şekilde ısıtıcı krem kullanımının da sakatlık için risk faktörü olduğu sonucuna varılmıştır. Anaerobik güç ve esneklik değişkenlerinin sakatlanma riskini azaltan koruyucu faktörler olduğu tespit edilmiştir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2019
    Bilgi paylaşımının çalışan yaratıcılığı ve yenilik yapma davranışı üzerindeki etkisinde algılanan örgütsel desteğin aracı rolü: Bilişim teknolojileri çalışanları üzerine bir araştırma

    İsmail Akgül

    İşletmelerin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden bir tanesi şüphesiz çalışanların katkılarıdır. Rekabetin arttığı günümüz koşullarında, işletmeler hedeflerine ulaşmak için çalışanların yaratıcı ve yenilikçi fikirlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Verimliliği arttırmak ve rekabetçi gücü koruyabilmek için işletmelerde kritik bir yere sahip olan bilişim teknolojileri çalışanlarının katkısı ayrıca önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, bilişim teknolojileri çalışanlarının örtülü bilgi paylaşımının çalışan yaratıcılığı ve yenilikçi davranış üzerindeki etki düzeyini incelemek ve bu etkinin ortaya çıkmasında algılanan örgütsel desteğin aracı rolü olup olmadığını tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'de bilişim sektörünün merkezi olması sebebiyle, İstanbul ilinde faaliyet gösteren özel firmalarda bir araştırma başlatılmıştır. Araştırma, 488 bilişim teknolojileri çalışanını kapsayan bir anket çalışması şeklinde uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPPS, AMOS ve LISREL istatistik programları ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, örtülü bilgi paylaşımının çalışanların yaratıcılığı ve yenilikçi davranışları üzerinde pozitif ve anlamlı etkilere sahip olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Ayrıca; algılanan örgütsel desteğin, hem örtülü bilgi paylaşımı ile çalışan yaratıcılığı arasındaki ilişkide ("AMOS(ÖBP->ÇY)=0,49; AMOS(ÖBP->AÖD->ÇY)=0,39", "LISREL(ÖBP->ÇY)=0,44; LISREL(ÖBP->AÖD->ÇY)=0,35") hem de örtülü bilgi paylaşımı ile yenilikçi davranış arasındaki ilişkide ("AMOS(ÖBP->YD)=0,46; AMOS(ÖBP->AÖD->YD)=0,34", "LISREL(ÖBP->YD)=0,42; LISREL(ÖBP->AÖD->YD)=0,31") kısmi aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Teorik açıdan hakimin hukuk yaratması

    Tuba Dilşat Karataş

    Hukuk sistemlerinde kanun koyucuların mükemmel kanunlar yapmaları imkansızdır. Zira dinamik toplumsal koşullarda, ortaya çıkabilecek her türlü uyuşmazlığa, önceden bir kanun hükmünün öngörülmesi mümkün değildir. Bu noktada önlerine gelen uyuşmazlıkları çözüme kavuşturma zorunluluğu altında bulunan hakimlerin hukuk yaratmalarına ihtiyaç duyulur. Tezin amacı; kanun koyucuların her türlü uyuşmazlığa çözüm üretememesi nedeniyle ortaya çıkan kanun boşluklarının hakim tarafından nasıl doldurulacağı sorunsalı çerçevesinde, hakimin hukuk yaratma yetkisini teorik ve felsefi açıdan incelemektir. Bu amaçla, tezde hukuk yaratmanın ön koşulu olan kanun boşluğu, hakimin hukuk yaratmasına ilişkin teorik görüşler ve hakimin hukuk yaratmasının farklı hukuk sistemlerindeki görünümleri anlatılmaya çalışılmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    İş tatmini ve örgütsel bağlılık ilişkisi: Erzurum ili bölge eğitim ve araştırma hastanesi çalışanları üzerine bir uygulama

    Elif Öztürk

    İş tatmini ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki örgütlerin başarılarını belirli kılan bir fonksiyondur. İş tatmini yüksek bir işgörenin içinde bulunduğu örgütü kabullenerek kendi hedef ve amaçları ile örgütün hedef ve amaçlarını bağdaştıracak ve bu sayede kurumun başarısını kendi başarıları gibi göreceklerdir. Bunu gerçekleştirebilen işgörenler yaşadıkları iş tatmini sayesinde kendi hedeflerinin gerçekleştirebilme adına daha mutlu olurlar. Bu araştırmanın amacı; Erzurum ili Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan doktor, hemşire, ebe ve sağlık memurlarının iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışanların iş tatmin düzeyini ölçmek amacıyla 1967 yıllında geliştirilen Minnesota İş Tatmin Ölçeği, örgütsel bağlılık düzeyini ölçmek amacıyla 1993 yılında geliştirilen Allen ve Meyer'in Örgütsel Bağlılık Ölçeğin 'den yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda iş tatmininin Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışanların örgütsel bağlılıkları üzerinde olumlu etkilere yol açtığı, iş tatmini ile örgütsel bağlılık düzeyi arasında doğru bir orantının olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sebeple çalışanların iş tatmin düzeylerini yükselmesi örgüte olan inançları ve örgütle hemhal olma düzeylerini yükseltecektir.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Orta gelir tuzağı ve ekonomik karmaşıklık düzeyi ilişkisi: Türkiye üzerine bir inceleme

    Nejla Karadaş

    Orta Gelir Tuzağı olgusu, hızlı bir büyüme yaşayan bir ekonominin, orta gelir seviyesine ulaştıktan sonra büyüme ivmesini kaybedip kişi başına düşen gelirin belli bir aşamada yavaşlaması sonucu uzun yıllar bu seviyede kalarak yüksek gelirli ülkeler grubuna geçmekte başarısız olduğu durumu ifade etmektedir. Ülkelerin gelişme sürecinde, üretim yapısının düşük katma değerli sektörlerden daha yüksek katma değerli sektörlere doğru bir dönüşüm geçirmesi gerektiğinden yapısal dönüşüm temel olarak, ekonomide kullanılan girdilerin düşük üretkenlikteki tarımsal sektörden tarımsal olmayan sektörlere doğru kaymasını ifade etmektedir. Bu bağlamda, ülkelerin üretip ihraç ettikleri ürünlerin zaman içerisinde geçirdiği yapısal dönüşümün, ekonominin sürdürülebilir bir büyüme sergilemesi hususunda büyük öneme sahip olduğu görülmektedir. Nitekim günümüzde ülkelerin refah seviyelerinin önemli belirleyicisi, bilgiyi ve beceriyi içeren verimli üretim yapısı olup ülkelerin uzun dönemli gelir artışları, üretim ve ihracattaki hacimsel artıştan ziyade üretilen ve ihraç edilen ürünlerin sofistikasyon derecesine bağlıdır. "Ekonomik karmaşıklık kavramı" ülkelerin ekonomik yapılarının sofistikasyonunu ifade etmede kullanılan, ülkelerdeki gelecek dönem büyümeyi belirleme kabiliyetini göstermekte olan, bir ekonominin üretip ihraç ettiği ürünlerin bilgi yoğunluğunu göz önüne alarak ekonominin bilgi yoğunluğunu ölçen bir kavram olup, ekonomide yapısal dönüşümün sağlanmasında önem taşıyan bir olgudur. OGT'yi belirlemeye yönelik temel kabul edilen Dünya Bankası'nın Atlas yöntemine göre, Türkiye 1955 yılında alt-orta gelirli ülkeler kategorisine yükselmesinin ardından 50 yıl bu aşamada kalarak bir üst gelir grubuna yani üst-orta gelirli ülkeler kategorisinde ancak 2005 yılından itibaren geçebilmiştir. Dünya Bankası'nın 2017 yılı sınıflandırmasına göre Türkiye, 10.940 dolarlık kişi başına düşen milli geliriyle üst orta gelir seviyesinde bulunmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın ilk amacı olarak, 1995-2017 dönemi için elde edilmiş çeşitli göstergeler ekseninde, Türkiye'nin de içerisinde yer aldığı üst-orta gelir grubunda yer alan seçilmiş ülkeler (Türkiye, Malezya, Tayland) ile yine yüksek gelir grubunda yer alan seçilmiş ülkelerle (G.Kore, Japonya, Singapur) karşılaştırmalı durum değerlendirmesi yapılarak, Türkiye'nin OGT içindeki konumu değerlendirilmektedir. Çalışmanın bir diğer amacı ise esas olarak kısa sürede yüksek gelir grubuna çıkmış seçilmiş bazı ülkelerdeki yapısal dönüşüm, ekonomik karmaşıklık düzeyindeki değişim kapsamında değerlendirilmekte, ekonomik karmaşıklık göstergesi açısından Türkiye için mevcut durum tespiti yapılmaktadır. Bu doğrultuda, 1990-2017 dönemine ait ekonomik karmaşıklık endeksi verileri doğrultusunda Türkiye'nin de içerisinde yer aldığı seçilmiş üst-orta gelir grubu ülkelerinin (Türkiye, Malezya ve Tayland) hem yüksek gelir grubu seçilmiş ülke (Japonya, G.Kore ve Singapur) ortalamasına hem de her bir yüksek gelirli ülkeye ayrı ayrı yakınsayıp yakınsamadıklarını ortaya koymak amacıyla ADF birim kök testi uygulanmaktadır. Karşılaştırmalı analizler sonrasında çeşitli göstergeler açısından üst-orta gelirli ülkeler ile yüksek gelirli ülkeler arasında en önemli farklılığın, yüksek gelirli ülkelerdeki ekonomik göstergelerin, üst-orta gelirli ülkelere göre daha istikrarlı ve süreklilik göstermesi olduğu görülmüştür. Türkiye, hem üst orta gelir hem de yüksek gelirli ülkelerin performansına göre genel anlamda geride yer almaktadır. Çalışmanın uygulamadaki Türkiye'nin yapısal dönüşümü temsil eden ekonomik karmaşıklık düzeyine ilişkin test sonuçlarına bakıldığında ise birim kök içerdiği yani durağan olmadığı ve dolayısıyla Türkiye için yapısal dönüşümü temsil eden ekonomik karmaşıklık düzeyi açısından ne yüksek gelirli ülke grup ortalamasına ne de bu ülkelerin kendilerine yakınsaması söz konusudur. Benzer durum aynı kategoride yer alan Tayland'da da görülmekte olup gerek grup ortalamasına gerekse ülkelere yakınsama açısından istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç elde edilememiştir. Türkiye ile aynı kategoride yer almasına rağmen Malezya'da ise farklı bir durum söz konusu olup, Malezya için yapısal dönüşümü temsil eden ekonomik karmaşıklık düzeyi açısından yüksek gelirli ülkeler olan Japonya, Güney Kore ve Singapur'un ortalamasına ve aynı zamanda Singapur'un ekonomik karmaşıklık düzeyine yakınsaması söz konusudur. Bu sonuçlara dayanarak, Malezya'nın Türkiye ve Tayland'a kıyasla OGT'den çıkma yönünde daha iyi bir yapısal dönüşüm performansı sergilediği ifade edilebilir. Anahtar kelimeler: Orta Gelir Tuzağı, Yapısal Dönüşüm, Sofistike Ürün, Ekonomik Karmaşıklık, Yakınsama.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Öğretmen adaylarının tarihi dizi/filmlerle yaşam boyu öğrenme algısı ve tarih şuuru oluşumu hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi

    Kübra Şahin

    Araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının tarihi dizi/filmlerle yaşam boyu öğrenme algılarını ve bu süreçte oluşan tarih şuuru hakkındaki görüşlerini belirlemektir. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte ele alındığı karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntem desenlerinden açıklayıcı tasarım modeli uygulanmış olup; araştırmanın nicel boyutunda tarama modeli, nitel boyutunda durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 akademik öğretim yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde beş farklı bölümde okuyan 585 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak, Ünal ve Kalçık (2017) tarafından geliştirilen "Tarihi Dizilerle Yaşam Boyu Öğrenme Algısı Ölçeği" ile "Kişisel Bilgi Formu"; nitel veri toplama aracı olarak, araştırmacının hazırladığı 10 soru ile bir sondaj sorudan oluşan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Form, ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenen 10 öğretmen adayına uygulanmıştır. Nicel veriler SPSS 21.0 programı, nitel veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada "Tarihi Dizilerle Yaşam Boyu Öğrenme Algısı Ölçeği" ile elde edilen veriler; tarih bilgisi, öğrenmeyi öğrenme, tarihsel düşünme ve tarih bilinci alt boyutlarıyla analiz edilip yorumlanmıştır. Bu kapsamda cinsiyet, tarih dersini sevme, tarihi dizi/film seyretmeyi sevme ve tarihi dizi/film seyretme sıklığının sonuçlar üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, tarihi dizi/filmler öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme süreçlerinde; erkek öğretmen adaylarının, müzik eğitimi bölümü öğrencilerinin, tarih dersini sevenlerin, tarihi dizi/filmleri seyretmeyi sevenlerin ve haftada bir seyredenlerin lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca öğretmen adaylarının en fazla "Fetih 1453" filmi ile "Diriliş Ertuğrul" dizisini seyrettiği görülmüştür. Görüşme sonuçlarına göre ise öğretmen adayları tarihi dizi/filmlerin tarih şuurunu oluşturmada etkili olduğuna inanmaktadır.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2019
    Türev finansal araçların sermaye yapısına etkisi: Türkiye'deki bankalar örneği

    Bilal Akkaynak

    Bu tezin amacı türev finansal araç kullanımının bankaların sermaye yapısı üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla öncelikle sermaye yapısı ve türev finansal araçlar ile ilgili kavramsal çerçeve ele alınmıştır. Daha sonra bankacılık sektöründe sermaye yapısı, BASEL düzenlemeleri ve bankacılık sektöründe türev araçların yeri ile ilgili inceleme yapılmıştır. Tezin uygulama bölümünde, Türkiye'deki bankaların türev ürün kullanımlarının sermaye yapılarına etkisi incelenmiştir. Yöntem olarak panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Bağımlı değişken olarak sermaye yapısı değişkenleri, bağımsız değişken olarak aktifteki türev kullanımı ve pasifteki türev kullanımı, kontrol değişken olarak ise varlık yapısı, karlılık, büyüklük, risk, büyüme olanakları ve likidite değişkenleri kullanılmıştır. Aktifteki ve pasifteki türev kullanımlarının sermaye yapısı üzerine etkisinin analiz edilmesi için toplam 12 model kurulmuştur. Analiz sonucunda türev ürün kullanımının borçlanmaya etkisi 8 modelde anlamlı, 4 modelde anlamsız bulunmuştur. Anlamlı bulunan tüm modellerde ilişki pozitif yönlü olarak tespit edilmiştir. Ayrıca türev ürün kullanan bankalarda, karlılık ve likidite değişkenleri borçlanma ile negatif ilişkili, varlık yapısı, büyüklük, risk ve büyüme olanakları değişkenleri ise borçlanma ile pozitif ilişkili bulunmuştur.

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Ortaokul öğrencilerinin üstbilişsel farkındalık düzeyleri, matematiksel üstbiliş farkındalık düzeyleri ve arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Yunus Emre Ağpak

    Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin genel üstbilişsel farkındalık düzeyleri ile matematiksel üstbiliş farkındalık düzeylerini tespit etmek ve arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2017/2018 eğitim öğretim akademik yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki iki ortaokul da öğrenim görmekte olan 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak genel üstbilişsel farkındalığı ölçmek için "Çocuklar için Üst Bilişsel Farkındalık Envanteri B Formu" ve Matematiksel üstbiliş farkındalığı ölçmek için ise "Matematik Üstbilişsel Farkındalık Envanteri" kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel analizler ve korelasyon kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ortaokul öğrencilerinin genel üstbilişsel farkındalıkları ve matematiksel üstbiliş farkındalıkları yeterli düzeydedir. Ortaokul öğrencilerinin genel üstbilişsel farkındalıkları ile matematiksel üstbiliş farkındalıkları arasında ,768 değerinde pozitif bir korelasyon vardır. Bu nedenle eğitim sürecinde üstbilişe önem verilerek öğrencilerin seviyelerine uygun üstbiliş becerilerini destekleyici öğretim yapılması önerilmektedir. Üstbiliş stratejilerine dayalı öğrenmenin başta matematik dersinde olmakla beraber, diğer derslerde de kullanılabilmesi için imkânlar oluşturulmalıdır

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Sınıf öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi (Erzincan ili örneği)

    Nuriye Seda Satıroğlu

    Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerini farklı değişkenler açısından incelemektir. Araştırma, betimsel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeline uygun olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği bölümü 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğretmen adayları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini basit seçkisiz örnekleme yöntemine uygun olarak seçilen 240 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmaya katılan sınıf öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla, Coşkun (2009) tarafından geliştirilen 27 maddeden oluşan "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği (YBÖEÖ)" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen nicel verilerin çözümlenmesi betimsel istatistikler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki veriler normal dağılım gösterdiğinden dolayı parametrik testler kullanılmıştır. Verilerin analizinde; ikili karşılaştırmalarda t-testi, üç ve daha fazla boyutu olan karşılaştırmada ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonucunda oluşan anlamlı farklılığın hangi guruplar arasında olduğunun tespit edilmesi için Tukey çoklu karşılaşma testi kullanılmıştır.Bu çalışmada; öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin yüksek düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. ''Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği'' alt boyutlarına bakıldığında en yüksek ortalamanın ''motivasyon'' alt boyutunda olduğu, en düşük ortalamanın ise ''merak yoksunluğu'' boyutuna ait olduğu görülmektedir. Öğretmen adaylarının cinsiyet, sınıf düzeyi, lisans üstü eğitim görme isteği, mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak faaliyetlere katılma durumu ve kitap okuma sıklığı yaşam boyu öğrenme eğilimi üzerinde anlamlı bir farklılık oluştururken; mezun olunan lise, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, aile ekonomik durumu, ailenin ikamet ettiği yer, yabancı dil seviyesi ve kulüp faaliyetlerine katılma durumunun yaşam boyu öğrenme eğilimi üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yaşam boyu öğrenme, sınıf öğretmeni adayları

  • Master ThesisAçık Erişim2019
    Öğretmenlerin analojiye yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi

    Ümmügülsüm Bozkurt

    Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin analojilere yönelik tutum düzeylerinin belirlemektir. Deneysel olmayan araştırma modellerinden tarama modeli ile yapılmış olan bu çalışmanın örneklemini Türkiye'nin bir ili sınırları içerisinde bulunan toplam 495 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde geliştirilen ve geçerlilik güvenirlilik çalışması yapılan "Analojilere Yönelik Tutum Ölçeği (AYTÖ)" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin gerekli kodlamaları yapıldıktan sonra SPSS 22 paket programına aktarılarak analizi yapılmıştır. Verilerin istatistiksel olarak analizi sonucunda, kıdem yılı ile öğretmenlerin analojiye yönelik tutumları arasında anlamlı bir fark bulunurken (X2(2)=73,90,p<0,05), diğer yandan öğretmenlerin branş ve cinsiyetleri ile analojiye yönelik tutumları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bu sonuç, öğrenme yaklaşımları ile yorumlanarak önerilerde bulunulmuştur.