Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2019Gençlerin spora katılım düzeylerine göre iletişim becerileriyle problem çözme yeteneklerinin incelenmesi
Eda Baki
Amaç: Bu çalışmanın amacı, gençlerin spor katılım düzeylerine göre iletişim becerilerini ve problem çözme yeteneklerini incelemektir. Materyal ve Metot: Çalışmaya üniversitede öğrenim gören 18-30 yaş arası 742 (369 erkek 373 kadın) genç katıldı. Çalışmada gençlerin spora katılma durumlarını belirlemek amacıyla Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği (UFAÖ)'nın kısa formu kullanıldı. İletişim beceri düzeylerini belirlemek amacıyla, Fidan Korkut (1996) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği (İBDÖ) ve problem çözme becerilerini belirlemek amacıyla Hepenner ve Petersen (1982) tarafından oluşturulan, Türk kültürüne uyarlaması ise Şahin, Şahin ve Hepenner tarafından yapılan Problem Çözme Becerisi Ölçeği (PÇBÖ) kullanıldı. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında analiz edilmiştir. Parametrik testlerden ikili değişkenler için Independent T testi kullanılmıştır. Tanımlayıcı özelliklere ait istatistikler için standart sapma, ortalama ve varyans analizi kullanılmıştır. İkiden fazla değişkenler de ise One Way Anova testi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak p<0.05 düzeyinde anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre; gençlerin fiziksel aktivite yapma alışkanlıklarının cinsiyet değişkeni açısından incelendiğinde kadın ve erkek katılımcılar arasında anlamlı farklılıklar olduğu ve bu farklılığın erkek katılımcılar lehine olduğu tespit edilmiştir. Gençlerin fiziksel aktivite yapma alışkanlıklarının aylık gelir düzeyleri açısından incelendiğinde katılımcılar arasında anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların fakülte değişkenine göre yapılan analiz sonucunda fiziksel aktivite düzeyi toplam puanı arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların fakülte değişkenine göre yapılan analiz sonucunda iletişim becerileri toplam puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların fakülte değişkenine göre yapılan analizi sonucunda problem çözme becerisi toplam puanı ve alt boyut puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların iletişim becerileri değerlendirme ölçeği toplam puanı, fiziksel aktivite toplam puanı, problem çözme becerisi ölçeği toplam puanı ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Gençlerin fiziksel aktiviteye katılımları, iletişim becerileri, problem çözme becerileri ve alt boyutları arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, İletişim, Problem Çözme, Spor.
- Master ThesisAçık Erişim2019Şeyh Muhammed Saîd Seydâ El-Cezerî'nin hayatı ve tasavvufî görüşleri
Fatih Musa Elmalı
Bu tez çalışması Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yetişmiş Şeyh Muhammed Saîd Seydâ el-Cezerî'nin hayatı ve tasavvufî görüşleri hakkında bilgi vermeyi amaçlamıştır. Bu çalışma bir giriş, iki bölüm ve bir sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde Cizre'nin tarihi ve coğrafi konumu ve bu coğrafyada yetişmiş önemli âlimler ve Nakşibendî Tarîkatı'nın Hâlidî kolunun oluşumu hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Seydâ el-Cezerî'nin doğumu, çocukluğu, medrese ve dergâh eğitimi, evlilikleri ve çocukları, talebe ve halifeleri ile kaleme aldığı eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Seydâ el-Cezerî'nin Tasavvufî hayat ve kavramlarıyla ilgili görüş ve düşünceleri hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç bölümünde ise hakkında bilgi verilen Seydâ el-Cezerî'nin hayatı ve görüşlerinden istifade edilmesi gereken hususlar ve genel değerlendirmeler yapılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2019Eğitim fakültesi öğrencilerinin sanat ilgileri ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Şeyda Alıcı
Bu araştırmada, Eğitim Fakültesi öğrencilerinin sanat ilgilerini ve stresle başa çıkma tarzlarını ölçmeyi, sanat ilgileri ile stres ile başa çıkma tarzları arasındaki ilişki, sanat ilgileri ve stresle başa çıkma tarzlarının cinsiyet, öğrenim gördükleri Anabilim dalı ve bölüm türü gibi bazı değişkenlere göre fark olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesinde; Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı, Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı, Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı, Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı, Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık Eğitimi Anabilim Dalı, Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalı, Matematik Eğitimi Anabilim Dalı, Resim İş Eğitimi Anabilim Dalı, Müzik Eğitimi Anabilim Dalı, Bilgisayar Ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü, Beden Eğitimi Ve Spor Bölümü olmak üzere dokuz Anabilim Dalı ve iki bölümde öğrenim görmekte olan 532 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemin seçiminde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın uygulama süreci 2018-2019 öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden"İlişkisel Tarama Yöntemi" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında Sanat İlgisi Ölçeği, (Taşkesen, 2014) Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği,(Şahin ve Durak, 1995) kullanılmıştır. Araştırma veri analizleri için SPSS 22 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma bulguları, .05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. İlk olarak araştırma verilerinin normal dağılım gösterip göstermediğini test etmek için Shapiro-Wilk Normallik testi uygulanmıştır. Sanat ilgisi ve stresle başa çıkma tarzları ölçeklerinin, güvenirlik ve geçerliklerini ölçmek için Cronbach Alpha Katsayısı hesaplanmıştır. Sanat ilgisi ve Stresle başa çıkma tarzları ilişkisini test edebilmek için Pearson Korelasyon testi, Cinsiyete göre sanat ilgisi ve stresle başa çıkma tarzları ilişkisi farkını test edebilmek için ise ilişkisiz örneklemler t- testi uygulanmıştır. Araştırmada, Eğitim fakültesi öğrencilerinin; sanat ilgisi düzeyleri, Resim-İş Eğitimi ve Müzik Eğitimi, alan Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerin de anlamlı şekilde yüksek olduğu ve cinsiyete göre kız öğrencilerin sanat ilgisi düzeyleri erkek öğrencilere göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Eğitim fakültesi öğrencilerinin stresle başa çıkma düzeylerinin Resim-İş Eğitimi ve Müzik Eğitimi, alan Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerinin anlamlı şekilde yüksek olduğu bulgusuna ve Eğitim fakültesi öğrencilerinin sanat ilgisi ve stresle başa çıkma tarzları puanları arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ulaşılan bu bulgular ile, sanatın, stres ile başa çıkma tarzını olumlu yönde etkilediğini, sanatla uğraşan Resim iş Eğitimi Anabilim dalı ve Müzik Eğitimi Anabilim dalı öğrencilerinin stresle başa çıkma düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna paralel olarak sanat ilgisi yüksek olan öğrencilerin strese maruz kaldığı durumlarda kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım tarzı geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2019Gypsophila sphaerocephala türünün fenolik ve esansiyel yağ içeriğinin belirlenmesi, antioksidan ve sitotoksik aktivitesinin incelenmesi
Şebnem Değirmenci
Bu çalışmada, Gypsophila sphaerocephala türünün fenolik ve esansiyal yağ içeriğinin belirlenmesi, antioksidan ve antiproliferatif aktivitesinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bitkiden elde edilen su ve metanol ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid madde miktarları sırasıyla Folin Ciocalteu ve Alüminyum klorür kolorimetrik metoduyla, fenolik ve esansiyel yağ içerikleri ise sırasıyla RP-HPLC ve GC-MS analizleriyle belirlendi. Ekstrelerin antioksidan aktiviteleri DPPH serbest radikalini giderme, ABTS katyon radikalini giderme, Fe2+ metal iyonlarını şelatlama ve bakır (II) iyonlarını indirgeme kapasiteleri üzerinden değerlendirildi. Ekstrelerin, meme (MCF-7), kolon (HT-29) ve karaciğer (HepG2) kanser hücre hatlarına karşı antiproliferatif aktiviteleri XTT testleriyle incelendi. Bitkinin metanol ekstresinin fenolik ve flavonoid içerik bakımından su ekstresine kıyasla daha zengin olduğu gözlendi. HPLC analizleri sonucunda, bitkinin yapısında bol miktarda 3,4-dihidroksibenzoik asit, p-hidroksibenzoik asit, vanilin, sirinjik asit, vanilin ve rosmarinik asit tespit edilmiştir. Fenolik içeriklerine paralel olarak, bitkinin metanol ekstresinin DPPH radikal süpürme, metal şelatlama ve bakır indirgeme kapasitelerinin daha yüksek olduğu gözlendi. Su ekstresinin ise ABTS katyon radikalini daha fazla süpürdüğü gözlendi. GC-MS analizleri bitkinin esansiyel yağ içeriği bakımından oldukça zengin olduğu ortaya konuldu. Sitotoksisite testleri sonucunda, metanol ekstresinin su ekstresine kıyasla kanser hücre hatlarına karşı daha yüksek antiproliferatif aktiviteye sahip olduğu ve en yüksek aktiviteyi HepG2 hücrelerine karşı sergilediği görüldü. Elde edilen veriler ışığında, bu çalışmada kullanılan Gypsophila sphaerocephala türünün fitoterapide değerlendirilebilecek potansiyele sahip olduğu sonucuna varılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2019Türkiye'de matematik eğitimi alanında yapılan problem temalı makalelere yönelik bir içerik analizi
Özge Ertane Baş
Bu araştırmanın amacı ülkemiz kapsamında matematik eğitim alanında yapılan problem temalı makaleleri; yapıları, konularının eğilimleri ve ulaşılan sonuçlar bağlamında incelemektir. Araştırma betimsel içerik analizi ve meta-sentez yöntemleri temel alınarak tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında ülkemizde yer alan 112 dergiye ait toplam 3160 sayı incelenmiş ve 213 makale belirlenmiştir. Elde edilen veriler alt problemlerin amacı doğrultusunda betimsel analiz ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Analizler sonucunda; ülkemizde matematik eğitimi alanında problem temalı makalenin ilk 1984 yılında yapıldığı, makalelerin 2002 yılı itibariyle de artış göstermeye başladığı belirlenmiştir. Makalelerde en fazla durum çalışması yönteminin kullanıldığı, en fazla araştırmanın ortaokul düzeyinde yapıldığı, başarı testlerinin en fazla kullanılan veri toplama aracı olduğu ve betimsel analizlerin sıklıkla kullanıldığı belirlenmiştir. Makalelerin en fazla problem çözme konusunda yapıldığı, diğer konuların ise sırasıyla problem kurma, PDÖ ve problemin yapısı şeklinde olduğu görülmüştür. İncelenen makalelerden hareketle ifade edilebilecek birkaç sonuç; yürütülen deneysel uygulamaların problem çözme başarısını arttırmada etkin bir rol oynadığı, rutin olmayan problemler konusunda katılımcıların başarılarının düşük olduğudur. Katılımcılar en çok problemi anlayamamaktan kaynaklı olmakla birlikte, bilgi eksikliği, bildiklerini probleme aktaramama, bazı bilgileri gözden kaçırma gibi çeşitli sebeplerden problem çözerken hata yapabilmektedir. Katılımcıların problem kurma becerilerinde de istenilen düzeyde olmadığı söylenebilir. PDÖ başarı, tutum ve kalıcılık üzerinde etkilidir. Problem türlerinden daha çok rutin diyebileceğimiz problem türlerinin tercih edildiği söylenebilir.
- Master ThesisAçık Erişim2019İlkokul öğrencilerinin biyoloji konularını modelleme ile öğrenme süreçlerinin incelenmesi
Mine Gülcü
Bu araştırmada; ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin biyoloji konularını modelleme yoluyla öğrenmelerinin bilişsel yapılarına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Erzincan Merkez'de bulunan bir devlet ilkokulu'nda öğrenim gören 39 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında deney grubunda modelleme temelli eğitim uygulamaları yapılırken, kontrol grubunda ise öğretmen merkezli eğitim uygulanmıştır. Uygulamanın başında ve sonunda veri toplama aracı olarak deney ve kontrol grubuna araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan açık uçlu sorular uygulanmıştır. Açık uçlu sorulardan elde edilen verilerin değerlendirilmesi için bir analitik puanlama rubriği geliştirilmiştir. Öğrencilerin ön test ve son test puanları iki farklı puanlayıcı tarafından puanlanmıştır. Hesaplanan puanların aritmetik ortalamarı alınarak ortalamalar arasında bağımsız gruplar t-Testi, grupların kendi içindeki ön test son test farkı için bağımlı gruplar t-Testi uygulanmıştır. Analitik rubrik ile puan verilen açık uçlu sorulara yönelik cevaplardaki kavram frekansları incelenmiştir. Bulgulara göre deney ve kontrol grubu arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu ve deney grubu öğrencilerinin son testte kontrol grubu öğrencilerine oranla daha fazla sayıda anlamlı kavram ve daha az sayıda anlamsız kavram kullandıkları tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda deney grubunda uygulanmış olan modelleme temelli eğitimin öğrencilerin bilişsel yapılarında anlamlı değişikliğe yol açtığı görülmüştür.
- Master ThesisAçık Erişim2019Diyabetik mikrovasküler komplikasyonlarda tiyol-disülfid dengesi
Gülşah Şiranlı
Diyabetik Mikrovasküler Komplikasyonlarda Tiyol-Disülfid Dengesi Giriş ve Amaç: Retinopati,nöropati, nefropatidiyabetin mikrovasküler komplikasyonlarıdır. Bu çalışmada tiyol/disülfid dengesinin diyabetik mikrovasküler komplikasyonların gelişiminde rolü araştırılmıştır. Materyal ve Metot: Bu çalışmaya toplamda 266 (94 erkek, 172 kadın) birey dahil edilmiştir.Bireyler beş gruba ayrılmıştır; 1. grup; en az 10 yıldır diyabeti olup herhangi bir komplikasyonu olmayanlar, 2. grup; diyabetik nefropatili, 3. grup; diyabetik nöropatili, 4. grup; diyabetik retinopatili hastalardan oluşmaktadır.5. grup ise kontrol grubu olarak 50 sağlıklı bireyden oluşmuştur. Bireylerden elde edilen serumlarda rutin tetkiklere ek olarak tiyol disülfid, feroksidaz ve iskemi modifiye albumin düzeyleri ölçülmüştür. Bulgular: Retinopatili grupta nativ tiyol, total tiyol ve nativ tiyol/total tiyol düzeyleri, en az 10 yıldır diyabet hastası olup herhangi bir komplikasyonu olmayan, nöropatilive kontrol grublarından daha düşük bulunmuştur. Retinopatili grupta disülfid/nativ tiyol ve disülfid/total tiyol düzeyleri diğer tüm gruplardan, disülfid düzeyi ise nöropatili grup ve kontrol grubundan daha yüksek bulunmuştur. Nöropatili ve retinopatili gruplarda IMA düzeyleri diğer tüm gruplardan daha yüksek bulunmuştur. Feroksidaz düzeyi ise nöropatili ve retinopatili gruplarda nefropatili grupdan düşük bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada, disülfid lehine bozulmuş tiyol disülfid dengesinin diyabetik retinopati gelişiminde rolü olabileceği bulunmuştur. Yine diyabetik retinopati ve nöropati gelişiminde artmış IMA ve azalmış feroksidaz düzeylerinin rolü olabileceği gösterilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2019İbn Haldun ve Montesquieu'da toplum ve devlet anlayışı
Merve Berkli
Bir tarihçi olan ve sosyolojinin temellerini atan İbn Haldun, XIV. yüzyılda yaşamıştır ve siyasetten ekonomiye, tarihten sosyolojiye kadar birçok alanda fikirler sunmuştur. Onun bu düşünceleri çağının çok ilerisindedir, bu yüzden fikirleri ve düşünceleri zamanla kabul edilmiştir. İbn Haldun yeni bir tarih anlayışı ile "Umran İlmini" ortaya atmıştır. Bu ilmi, Mukaddime adlı eserinde ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Bu bilim anlayışı ile toplumu analiz etmiş ve devletlerin oluşum sürecini incelemiştir. İbn Haldun, toplumun doğuşunu, gelişmesini ve yıkılmasını ve bunların nedenlerini bilimsel yöntemle incelemiştir. Umran ilminin konusu, insanın toplumsal hayatı olmuş-tur ve bunun nedeni ise toplumsal olgular olduğunu belirtmiştir. Bu bilim sayesinde İbn Haldun devlet kuramını da oluşturmuştur. Ona göre, devletin kuruluşundan yıkılışına kadar bütün evreler nedensellik bağı ile birbirine bağlanmıştır. İbn Haldun, toplumu incelerken asabiyet kavramını önemle vurgulamıştır. Asabiyet kavramı ve Umran, İbn Haldun'un en önemli kavramlarındandır. Montesquieu ise 18. yy aydınlanma düşünürlerinden birisidir. Kanunların Ruhu adlı eserindeki düşünceleri de ondaki aydınlanma ruhunu bize göstermektedir. Aynı zamanda bir hukukçu olan Montesquieu eserinde, genel anlamda kanunları incelemiş ve bu genel kanunlardan her toplumun kendine özgü olarak yarattığı kanunları ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Eserinde kanunların ruhunu incelediğini ifade etmiştir. Montesquieu'ya göre, bir toplumun maddi ve manevi değerlerinin tümü, o toplumun kanunlarını etkilemiştir. Bunlar bir ülkenin iklimi, coğrafyası, yönetim şekli, dini, ahlakı vb. değerler olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak bütün bu nedenler o toplumun genel düzenini belirlemiştir. Bu genel düzen kanunların ruhunu oluşturmuştur. Yönetim şekillerini temel olarak Cumhuriyet, Monarşi ve Despotizm diye üçe ayırmıştır. Bu yönetimlerde var olan yasama, yürütme ve yargı erklerinin çalışma alanlarının ayrı olması fikrini geliştirmiştir. Bu ayrımı iklim, coğrafya, din vs. gibi olgularla desteklemiştir. Her toplum için hangisinin daha elverişli olduğunu açıklamıştır. Montesquieu eserinde "Kuvvetler Ayrılığı" teorisine de son şeklini vererek günümüz demokrasilerini de etkilemiştir. Buna göre, Montesquieu'nun, yönetim şekilleri ve kuvvetler ayrılığı hakkındaki görüşleri birbirinden ayrılmaz nitelikte oluşmuştur. Her iki düşünür de farklı metot ve görüş açılarıyla, kısaca farklı amaçlarla yola çıkarak sonuçta yine farklı yerlere varmalarına rağmen benzer noktalarda görüş birliğine varmışlardır. Bu noktada eserlerinin temelini teşkil eden ve üzerinde en çok durulan noktadır: Toplum ve Devlet. Bu çalışmada, çağımızda "toplum ve devlet" anlayışına ışık tutan ve bu konularda çalışmalar yapan İbn Haldun ve Montesquieu, günümüz gerçeklerini daha iyi analiz edebilmiş ve aynı zamanda toplum ve devlet anlayışları açısından karşılaştırılarak incelenmiştir. Bu sebeple, bibliyografya yaparak yaşam ve dönem şartlarını belirtmek, daha sonra ise her ikisini de meşgul eden toplum ve devlet kavramını ve bu noktada görüşlerinin belirtildiği iki eserin Mukaddime ve Kanunların Ruhu, toplum ve devlet açısından incelenmesini ve bu şekilde iki düşünürün fikirleri karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih, Mukaddime, Umran, Asabiyet, Devlet, Toplum, İklim, Yasaların Ruhu, Kuvvetler Ayrılığı.
- Master ThesisAçık Erişim2019Hukuki boyutuyla "CE" işareti
Ahmet Furkan Türkdoğan
"CE" işareti, ürünlerin ilgili Avrupa Birliği düzenlemelerinde öngörülen teknik kurallara uygun olduğunu gösteren bir işarettir. Bu işaretin kapsamında olan bir ürün, işareti almadan Birlik piyasasında yer alamaz. Bu bakımdan, "CE" işaretini gerektiren ürünlerde bu işaretin kullanılması zorunluluktur. Uyulması gereken kurallar Birlik çapında gerçekleştirilen uyumlaştırma faaliyetleri çerçevesinde yeknesak hâle getirilmiştir. Bu şekilde ürünler bütün üye devletler tarafından aynı kurallara tâbi tutulmakta ve böylece ürünlerin Birlik çapında serbest dolaşımı sağlanmış olmaktadır. Ülkemiz "CE" işareti sistemine 1/95 sayılı ortaklık konseyi kararıyla dâhil olmuştur. Artık Birlik çapında geçerli olan kurallar Türkiye bakımından da uygulama alanı bulacaktır. Çok sayıda ürün grubunda kullanılacak olan bu işaretin Türk hukukundaki yerinin belirlenmesi de bu sebeple önem arz etmektedir. Zira işaretin hukuki nitelendirmesinin yanlış yapılması, uyuşmazlık hâlinde yanlış hükümlerin uygulanmasına sebebiyet verecektir. Anahtar Kelimeler: "CE" İşareti, Uygunluk Değerlendirme Süreci, Garanti Markası
- Master ThesisAçık Erişim2019İki uçlu duygudurum bozukluğu tanısı alan hastalara uygulanan tedaviye uyum programının tedaviye uyum, öz etkililik ve benlik saygısı üzerine etkisi
Mehtap Budak
Giriş ve amaç: İki uçlu duygudurum bozukluğu olan hastalarda tedaviye uyum, hastaların benlik saygısını ve öz etkililiğini artırmada önemlidir. Bu araştırma İUDB tanısı alan hastalara uygulanan TUP'un tedaviye uyum, öz etkililik ve benlik saygısı üzerine etkisini belirlemek amacı ile yapılmıştırMateryal ve metot: Ön test - son test kontrol gruplu tasarımda yürütülen araştırmanın evrenini Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniği'nde DSM-5 ölçütlerine göre İUDB tanısı alan kayıtlı 288 hasta oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmeyerek araştırmaya alma/dışlama ölçütlerini karşılayan 38 girişim, 36 kontrol grubu olmak üzere toplam 74 hasta alınmış olup, araştırma 61 hasta ile tamamlanmıştır. Girişim grubundaki hastalara bireysel olarak haftada bir olmak üzere toplam üç oturum şeklinde 40-90 dakika aralığında değişen TUP uygulanmış, kontrol grubu ise rutin poliklinik randevularına devam etmiştir. Araştırmanın verileri Şubat-Kasım 2017 tarihleri arasında, Hastaları Tanımlayıcı Soru Formu, MTUÖ, ÖEYÖ, CBSE (Yetişkin Formu) kullanılarak toplanmıştır. Veriler bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, Mc Nemar testi ve ki-kare analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Tedaviye Uyum Programından sonra girişim ve kontrol grubu hastaların MTUÖ ilaca uyum düzeyleri arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0,01). Girişim gurubu hastaların CBSE puan ortalamalarının programdan sonra arttığı (p<0,05), ancak girişim ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Hastaların ÖEYÖ puan ortalamaları arasında ise anlamlı fark olmadığı saptanmıştır (p>0,05).Sonuç: Türkiye'de İUDB olan hastalara ilk defa uygulanan TUP'un hastaların tedaviye uyumunu artırdığı belirlenmiştir. Benlik saygısının ise girişim grubu hastalarında artmakla birlikte kontrol grubu ile bir fark oluşturmadığı bulunmuştur. Psikiyatri hemşirelerinin İUDB ve diğer ruhsal bozuklukları olan hastaların tedaviye uyumunu, öz etkililik ve benlik saygısını artırmada kanıta dayalı stratejileri kullanması önemlidir.Anahtar kelimeler: Benlik Saygısı, İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu, Öz Etkililik, Psikiyatri Hemşiresi, Tedaviye Uyum, Tedaviye Uyum Programı.
- Master ThesisAçık Erişim2019Hemşirelerin psikolojik dayanıklılık, mesleğe bağlılık ve iş yükü algısı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Özlem Kara
Amaç: Araştırma hemşirelerin psikolojik dayanıklılık, mesleğe bağlılık ve iş yükü algısı arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yürütüldü. Yöntem: İlişki arayıcı tasarımda yürütülen araştırmanın çalışma evrenini, bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapan tüm hemşireler oluşturdu. Araştırmada herhangi bir örneklem seçim yöntemi kullanılmadı, gönüllü olarak katılmak isteyen hemşireler araştırma kapsamına alındı. Araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Mesleğe Bağlılık Ölçeği kullanılarak, anket formunun araştırmacı tarafından dağıtılıp geri alınması yoluyla toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerden sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, medyan (ortanca); parametrik test varsayımlarını karşılayan değişkenler için t testi, Tek Yönlü Varyans analizi; non-parametrik testlerden Mann Whitney-U testi, Kruskall Wallis H testi; değişkenler arasındaki ilişkileri test etmek için Korelasyon analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yarıya yakını 31-40 yaş arasında, çoğu kadın, evli ve lisans mezunudur. Hemşirelerin ölçeklerden aldıkları puan ortalamaları psikolojik dayanıklılık ölçeği geneli için 73.96±10.72; mesleğe bağlılık ölçeği geneli için 66.18±11.58 olarak belirlendi. Hemşirelerin iş yükü algısı puan ortalaması ise 8.11±1.84 olarak saptandı. Hemşirelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin çocuk sahibi olma durumuna ve çalışılan birime göre farklılık gösterdiği (p 0.05, p 0.01); mesleğe bağlılık düzeylerinin ise çalışılan birim, pozisyon, servisteki hemşire sayısını yeterli bulma durumu ve hastanede çalışma süresine göre farklılık gösterdiği (p 0.05, p 0.01) belirlendi. Sonuç: Hemşirelerin psikolojik dayanıklılık düzeyinin orta-yüksek, mesleğe bağlılık düzeyinin orta; iş yükü algısının yüksek düzeyde olduğu belirlendi. Yapısal Eşitlik Modeline göre psikolojik dayanıklılık ile mesleğe bağlılık arasında pozitif ve anlamlı, psikolojik dayanıklılık ile iş yükü algısı arasında ve mesleğe bağlılık ile iş yükü algısı arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, İş Yükü Algısı, Mesleğe Bağlılık, Psikolojik Dayanıklılık
- Master ThesisAçık Erişim2019Küçüklerin oyununda centilmenliğin yapılandırılması (KOCY) uygulamasının öğrencilerin sportmenlik davranışlarına ve empati eğilimlerine etkisi
Ahmet Alper Tunga Karabudak
Giriş ve amaç: Küçüklerin oyununda centilmenliğin yapılandırılması uygulaması (KOCY) öğrencilerin beden eğitimi ve spor derslerinde sportmenlik davranışlarını özümseyerek bu davranışları hayat boyu uygulamalarına yönelik bir uygulamadır. Araştırmanın amacı 6. sınıf öğrencilerinde "Küçüklerin Oyununda Centilmenliğin Yapılandırılması (KOCY)" uygulamasının öğrencilerin sportmenlik davranışlarına ve empati eğilimlerine etkisinin incelenmesidir. Materyal ve metot: Araştırmamız, karma yöntem araştırma desenlerinden açıklayıcı modelde planlanmıştır. Nicel verilerin analizinde deneysel modellerden iki gruplu ön test-son test modeli kullanılırken nitel verilerin analizinde betimsel analiz tekniği uygulandı. Araştırma, 2016-17 Eğitim yılı bahar yarıyılında Erzincan İl merkezinde iki farklı ortaokuldan ikişer sınıfta 6. sınıfta öğrenim gören (32 kız, 40 erkek) 72 gönüllü öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilere "Beden eğitimi dersi sportmenlik davranış ölçeği", "Çocuklar için empati ölçeği", görüşme formu, gözlem formu, KOCY programı uygulandı. Verilerin değerlendirilmesinde Excel ve SPSS 22 programları kullanıldı. Veri setinin yapılan çarpıklık basıklık testleriyle normal dağıldığı tespit edildi. Bu nedenle Nicel verilerin değerlendirilmesinde istatistikî yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımlı ve bağımsız örneklem t-testleri kullanılmıştır. Sonuçlar p< 0.05 anlamlılık düzeyine göre değerlendirildi. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre; KOCY eğitim programı alan deney grubu kız ve erkek öğrencilerinin son-testteki TS ve PDS sportmenlik puanlarında ön-teste göre anlamlı seviyede artış görülürken, NDK sportmenlik puanlarında anlamlı farklılık görülmemiştir. Ayrıca deney grubundan elde edilen gözlem ve görüşme bulgularına göre öğrencilerin sportmenliğe yönelik davranışlarında ve bilişsel düzeylerinde belirgin olumlu gelişme kaydedilmiştir. Kontrol grubu kız ve erkek öğrencilerinin son-testteki sportmenlik puanlarında ön-teste göre anlamlı seviyede anlamlı farklılık görülmemiştir. Ayrıca kontrol grubundan elde edilen gözlem ve görüşme bulgularına göre öğrencilerin davranışlarında ve bilişsel düzeylerinde bir değişim görülmemiştir. Diğer taraftan KOCY programının deney ve kontrol grubu öğrencilerinin empati düzeylerinde anlamlı bir değişiklik oluşturmadığı anlaşılmıştır. Sonuç: KOCY programının öğrencilerin sportmenlik davranışlarına katkı sağlarken empati düzeylerine katkı sağlamadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Empati, KOCY uygulaması, Sportmenlik davranışı.
- Master ThesisAçık Erişim2019Sağlık hizmeti alan bireylerin hasta güvenliğine yönelik görüşleri ve hemşirelik hizmetlerinden memnuniyet düzeyi
Yeşim Bağcı
Sağlık Hizmeti Alan Bireylerin Hasta Güvenliğine Yönelik Görüşleri ve Hemşirelik Hizmetlerinden Memnuniyet Düzeyi Giriş ve Amaç: Sağlık hizmeti alan bireylerin hasta güvenliği kavramı hakkındaki farkındalığının ve hemşirelik hizmetlerinden memnuniyet düzeylerinin ölçülmesi sağlık kurumunun hizmet sunum kalitesini göstermektedir. Bu araştırma bir eğitim ve araştırma hastanesinden sağlık hizmeti alan bireylerin hasta güvenliğine yönelik görüşlerini ve hemşirelik hizmetlerinden memnuniyet düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel türde olan bu araştırmanın evrenini, bir Sağlık Bakanlığı Hastanesinin yataklı servislerinde tedavi gören bireyler, örneklem hacmini ise servislere göre tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 390 birey oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Hasta Güvenliği Anket Formu" ve "Newcastle Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, en az ve en çok değerler, ortalama, standart sapma, kurtosis ve skewness katsayıları, cronbach alfa katsayısı, varyans analizi, t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Bireylerin %65.9'unun hasta güvenliği kavramını duyduğu, bireylerin Newcastle Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği puan ortalamasının 67.08±13.41 olduğu belirlenmiştir. Lisans mezunu olan bireylerin Newcastle Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği puan ortalamalarının yüksek olduğu, bireylerin yaş ortalamaları ile Newcastle Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü, düşük düzeyli ilişki olduğu bulunmuştur. Hasta güvenliği hakkında eğitim alanların hemşirelik bakımından memnuniyet ölçeği puan ortalamalarının yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu, ''bakım veren sağlık personelinin açık ve anlaşılır şekilde iletişim kurmasının'' hasta güvenliği ile ilgili olduğunu düşünenlerin Newcastle Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği puan ortalamalarının yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda bireylerin hasta güvenliği kavramını duyduğu, önemli bulduğu ve hemşirelik hizmetlerinden memnun olduğu belirlenmiştir. Araştırmada bireylerin hasta güvenliği hakkında eğitim almalarının Newcastle Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği puan ortalamalarını olumlu etkilediği (p<0.05) belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hasta Güvenliği, Hasta Memnuniyeti, Hemşirelik Bakımı, Sağlık Bakımı, Yatan Hasta
- Master ThesisAçık Erişim2019Birinci ve ikinci mertebeden singüler pertürbe özellikli problemler için asimptotik ve nümerik çözümler
Pınar Kurnaz
Bu çalışmada, singüler pertürbe özellikli birinci mertebeden başlangıç değer problemi için ve tipi ve ikinci mertebeden sınır değer problemi için ve tipi asimptotik açılımlar ele alınmıştır. Bu açılımlar iç ve dış sınır kat fonksiyonları içermektedir. Maksimum prensibi kullanılarak açılımların kalan terimlerinin yakınsama hızları değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada ikinci mertebeden self adjoint sınır değer problemi için -düzgün yakınsak fark şeması kurulmuş ve kesin çözüme yakınsama hızı değerlendirilmiştir. Bunun öncesinde fark şemasının kurulmasında ve incelenmesinde yararlanılan asimptotik eşitsizlikler belirlenmiştir. Bölüm sonlarında teoriyi destekleyici nümerik örnekler verilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2019Kösedağ Savaşı sonrası kurulan beyliklerin Anadolu'nun Türkleşmesine ve İslamlaşmasına etkisi
Elif Kömürcü
Sosyal ve siyasi açıdan bakıldığında Anadolu coğrafyasında tarihin her döneminde hareketlilik olmuştur. Selçukluların, 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu'yu fethederek burada Türkiye Selçuklu Devletini (1075-1308) kurdular. 1243 yılında Kösedağ Bozgunu Türkiye Selçuklu Devletinin Moğol hâkimiyetine girmesine neden olmuştur. Artık bu tarihten sonra Moğolların Anadolu'yu sık sık istila etmeleri ve baskınlarıyla Selçuklu Devleti'nin 1308 yılında yıkılması ve 1335 yılında da İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın vefat etmesi üzerine Anadolu'daki Türkmen beylerinin daha rahat hareket etmesini sağlamıştır. XIII. yüzyılda Moğol istilasıyla uçlara yerleşen Türkmenler; Karamanoğulları, Germiyanoğulları, Hamidoğulları, Saruhanğulları, Karasioğulları, İnançoğulları, Eşrefoğulları, Menteşeoğulları, Candaroğulları, Pervaneoğulları, Ramazanoğulları, Taceddinoğulları, Sahibataoğulları, Dulkadiroğulları, Çobanoğulları, Aydınoğulları beylikleri kurulmuştur. Moğol istilası sonrası Anadolu'nun bozulan siyasi ve sosyal yapısının beylikler tarafından yeniden nasıl düzeltilip kurumsal bir kimlik kazandırıldığı ve kurdukları müesseseler ile Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşma sürecine katkılarını tezim çerçevesinde kapsamlı şekilde ele almaya çalıştık.
- Master ThesisAçık Erişim2019Selçuklu İran'ında Batıni/ezoterik bir yapılanma: Alamut Nizari İsmaili örgütünün teşekkülü (464-518/1072-1124)
Ahmed Said Yalçınkaya
Ortaçağ İslam dünyasındaki siyasi görüş ayrılıklarının doğurduğu ihtilaflar, merkezî idareye karşı oluşan muhalif ve bibirinden farklı fırkaların ortaya çıkmasıyla neticelenmiştir. Böylelikle sayısız birçok siyasî/itikadî mezhep tezahür etmiş ve günümüze kadar süregelen görüş ayrılıklarına bağlı husumetler hâsıl olmuştur. Hz. Muhammed'in ölümüyle birlikte baş gösteren bu ayrılıklar, tek bir merkezden yönetilen Müslümanların zamanla mezhep merkezli idarelere bölünmesine sebebiyet vermiştir. Bu manada muhalif görüşün merkezi haline gelen Şia Mezhebi, kendi içerisinde de görüş ayrılıklarıyla bölünerek çeşitli fırkalara ayrılmıştır. İsmailîlik bu fırkaların en aşırılıkçı kolu olmuş ve bu düşünceye mensup Hasan Sabbah öncülüğünde ortaya çıkan Nizârî İsmailîler de Ortaçağ boyunca yıkıcı faaliyetleriyle ön plana çıkmakla birlikte Horasan Selçuklu Devletinin ve İslam dünyasının en büyük problemi haline gelmişlerdir. Mezhep propagandası ile başlayan ve zamanla siyasî bir otoriteye dönüşerek meşruiyet kazananan bu yapılanma, bir süre sonra önemli şahsiyetlere düzenledikleri suikastlar ile İslam Coğrafyasında önemli bir güç haline gelmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2019Tuncel Altınköprü'nün "Serüven Peşinde" dizisinde yer alan eğitsel iletiler
Hacer Yılmaz
Çocuklar için kaleme alınan eserlerde sunulan iletilerin çocuk okurun kişilik gelişiminde önemli bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı Tuncel Altınköprü'nün çocuklar için kaleme aldığı Serüven Peşinde adlı dizisinde yer alan eğitsel iletileri ve bu iletilerin kategorilere göre dağılımını tespit etmektir. Literatürde Tuncel Altınköprü'nün eserleriyle ilgili herhangi bir çalışmanın var olmaması da bu çalışmanın hareket noktasını oluşturmaktadır. Doküman analizi deseniyle kurgulanan çalışmada Altınköprü'nün Serüven Peşinde adlı dizisi incelenen dokümanları oluşturmaktadır. Bu eserler önce betimsel analize tabi tutulmuş, ardından elde edilen veri seti üzerinde içerik analizi yapılmıştır. Tespit edilen eğitsel iletiler kategorilere ayrılmış, sonrasında bu kategoriler de alt başlıklara bölünmüştür. Ayrıca Tuncel Altınköprü ile eserleri ve eserlerini kaleme alma süreci ile ilgili yarı yapılandırılmış bir görüşme yapılmış, analizler yapılırken bu görüşmeden elde edilen verilerden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda Altınköprü'nün eserlerinin eğitsel iletiler bağlamında zengin bir içeriğe sahip olduğu; bu iletilerin kişisel gelişimi destekleyen iletiler, toplumsal gelişimi destekleyen iletiler, ulusal gelişimi destekleyen iletiler, dinî gelişimi destekleyen iletiler, çevre bilincini destekleyen iletiler ve evrensel gelişimini destekleyen iletiler başlıkları altında yer aldığı ve Altınköprü'nün eserlerinin çocuğun kişisel gelişimine katkı sağlayabilecek iletiler içerdiği tespit edilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2019Sekiz haftalık rafting uygulamasının bazı fiziksel ve fizyolojik parametrelere etkisinin incelenmesi
Bayram Gül
Sekiz Haftalık Rafting Uygulamasının Bazı Fiziksel ve Fizyolojik Parametrelere Etkisinin İncelenmesi Giriş ve Amaç: Günümüzde insanların klasik spor dalları dışında, onları daha özgür hissettirebilecek, daha fazla doğayla iç içe ve daha fazla risk taşıyan spor dallarına eğilim göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; sekiz hafta boyunca uygulanan rafting antrenmanlarının bazı fiziksel ve fizyolojik parametreler üzerine motorik ve fizyolojik etkilerinin araştırılmasıdır. Materyal ve Metod: Çalışmaya Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda öğrenim hayatına devam eden (18-32) yaş aralığında rafting branşında herhangi bir amatör veya profesyonel müsabakada yer almamış 37 erkek ve 52 kadın sporcu katıldı. Gruba 8 hafta süresince haftada 3 gün ve 2'şer saat süreyle karasu nehrinde rafting antrenmanı yaptırıldı. Öğrencilerin yaşları, boyları ve vücut ağırlıkları ortalama değerleri hesaplandıktan sonra veri seti için normallik analiz yapıldı. Bu analiz sonucunda dağılımların normal olduğu görüldü. Bu nedenle ön - son test karşılaştırması yapmak için parametrik testlerden "Paired-Samples T" testi kullanıldı. Sonuçlar. 05 anlamlılık düzeyine göre değerlendirildi. Bulgular: Araştırma sonucunda sekiz haftalık egzersiz ile elde edilen bulgular rafting yapan öğrencilerin ön-son test sonuçları karşılaştırıldığında son test değerlerinin anlamlı olarak ön değerlerinden yüksek olduğu tespit edildi. Farklı türde aynı sürede yapılan bazı egzersizlerde ise bu araştırma sonucuna benzer sonuçlar olduğu bildirilmiştir. Sonuç:Yapılan araştırma sonucunda öğrenim hayatına devam eden öğrencilerin birçok motorik ve fizyolojik özelliklerini pozitif yönde geliştirdiği, beden ve ruh sağlıklarını, sosyalleşmeleri ve iletişim becerileri ile birlikte doğa sporlarına olan bakış açılarında olumlu yönde etkilediği tartışmasız kabul gördüğü, bu nedenle tüm öğrencilere düzenli egzersiz yaptırılmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğa Sporları, Rafting, kuvvet, Sürat, Solunum Fonksiyon
- Master ThesisAçık Erişim2019Muhyiddin Bin Yahya Fakih Kızılhisari'nin Şerh-i Gülistanı (12b-62a varakları arası transkripsiyonlu metin-inceleme)
Zafer Köknar
Çalışmamızda 16. yüzyılda yazılmış olan Muhyiddîn Bin Yahyâ Fakîh Kızılhisarî'nin "Şerh-i Gülistân" adlı eserinin "12b-62a varakları arası" transkripsiyonlu metni verilmiş ve eser çeşitli başlıklar altında incelenmiştir. Birinci bölümde şerh teriminin anlamı verilip şerh ile aynı anlam dairesi içerisinde değerlendirilen diğer terimlere değinilmiştir. Edebiyatımızdaki şerh geleneği hakkında genel bir değerlendirme yapıldıktan sonra Sadî-i Şîrâzî'nin hayatı ve eserlerine değinilerek Sadî'nin Gülistân adlı eseri ve Türk edebiyatındaki Gülistân şerh ve tercümeleri ele alınmıştır. Birinci bölümün sonunda Muhyiddîn Bin Yahyâ Fakîh Kızılhisarî'nin hayatı hakkında ulaşılan bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Kitâb-ı Şerh-i Gülistân, "şerh-tercüme" ve "şârih-mütercim" başlıkları altında incelenmiş, edebiyatımızdaki şerh ve tercüme yöntemleri ele alınarak Şerh-i Gülistân'da uygulanan yöntem ortaya çıkarılmış ve eserin şerh-tercüme geleneği içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde eserin 12b-62a varakları arası transkripsiyonlu olarak Latinize edilmiştir. Çalışma sonucunda Sadî'nin ünlü eseri Gülistân'ın Muhyiddîn Bin Yahyâ Fakîh Kızılhisarî tarafından hangi yöntemlerle ele alındığı, eserin şerh ve tercüme geleneği içerisindeki yeri ve barındırdığı edebi malzeme ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Eserin tamamı çalışıldığında bu konuların daha detaylı ortaya konulacağı da unutulmamalıdır. Anahtar Kelimeler: Şerh-i Gülistân, Sadî-i Şîrâzî, Muhyiddîn Bin Yahyâ Kızılhisarî
- Master ThesisAçık Erişim2019Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı'nın (KUDAKA) bölge işletmeleri üzerindeki etkinliğinin değerlendirilmesi
Mustafa Kamil Saraçgil
Çalışmanın amacı, Kalkınma Ajanslarının dünyadaki gelişiminden başlayarak, Türkiye'deki kuruluş sürecini, hukuki ve idari yapılanma evrelerini incelemek, ayrıca Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı'nın işletmeler üzerindeki etkinliğini değerlendirmektir. Bu çalışma çerçevesinde, Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinde KUDAKA desteklerinden yararlanan işletmeler ile birebir görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırma verileri 27 sorudan oluşan görüşme formu ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 21 analiz programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, ajans desteklerinin işletmeler üzerinde önemli ölçüde olumlu etki yaptığını göstermektedir. Üretim miktarı, personel sayısı, ciro vb. konularda artış sağlanmış olup, işletmelerin büyük bir çoğunluğunun yeni desteklere başvuru için istekli olduğu ortaya çıkmıştır. Destek programlarından memnun kalmayan işletmeler azınlıktadır.
