Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2019Üniversite öğrencilerinin problem çözme becerileri ile akademik öz yeterlikleri arasındaki ilişki
Erhan Şeker
Giriş ve Amaç: Problem çözme becerisinin akademik öz yeterliği etkilemede önemli bir faktör olduğu bilinmektedir. Bu araştırma Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin problem çözme becerileri ile akademik öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayacı türde olan bu araştırmanın evrenini Bartın Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Tabakalı örnekleme yöntemi ile ulaşılabilen 917 öğrenciyle araştırma tamamlanmıştır.Verilerin toplanmasında tanıtıcı özellikler formu, problem çözme becerileri algısı ve akademik öz yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, t testi, varyans analizi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin %68.3'ünün kız, %88,2'nin 17-21 yaş aralığında ve %51,6'sının birinci sınıf olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin problem çözme becerileri algısı ölçeği toplam puanından 97.91±16.27, akademik öz yeterlik ölçeği toplam puanından 3.08±0.56 aldıkları saptanmıştır. Öğrencilerin problem çözme becerileri konusunda kendilerini yeterli olarak algıladıkları ve akademik öz yeterlik düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyetin problem çözme becerisi ve akademik öz yeterlik ölçeğinin bazı alt boyutlarını etkilediği saptanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda öğrencilerin problem çözme becerileri azaldıkça akademik özyeterlik düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Öğrencilerin üniversiteye başlamadan önce yaşamının son 10 yılını geçirdiği yerin ve ders çalışma düzeninin akademik öz yeterlik düzeyini etkilediği belirlenmiştir. Öğrencilerin problem çözme becerilerini ve akademik öz-yeterlik düzeylerini artırmaya yönelik eğitimler düzenlenebilir. Anahtar Kelimeler: Akademik Özyeterlik, Öğrenci, Problem Çözme Becerisi
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Ticari iş kavramı ve ticari işlerde faiz
Muhammed Akkuş
Ticari iş niteliğinin tespiti, uygulanacak kanun hükümlerinin belirlenmesi açısından önem arz etmektedir. Bu niteliğe sahip olan işler başta 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu olmak üzere ticari hükümlere tabi iken; adi nitelikteki işler ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri başta olmak üzere genel hükümlere tabi olacaktır. Uygulanacak kanun hükümlerin-deki bu farklılık, ortaya çıkan sonuçlar açısından da kendisini göstermektedir. Bunların en önemlilerinden biri de, gerek öğretide gerekse Yargıtay kararlarında tartışma konusu olan, faiz oranlarına ilişkin sınırlamaların uygulama alanıdır. Zira TTK m. 8/1 hükmü ile faiz oranları açısından serbesti getirilmişken; TBK m. 88 ve m. 120 hükümleri ile faiz oranlarına ilişkin birtakım sınırlamalar getirilmiştir. Bu noktada önem arz eden bir diğer husus da tüketici işlemi niteliğindeki işlerde faiz oranlarına ilişkin sınırların akıbetidir. Çalışmamızda öncelikle ticari iş kavramı ele alınmış, ardından genel olarak faiz ve ticari işlerde faiz hususları üzerinde durul-muş ve son olarak da ticari iş-tüketici işlemi ayrımı ekseninde, faiz oranlarına iliş-kin olarak uygulanacak hükümler inceleme konusu yapılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde istinaf kanun yolunun rolü ve önemi
Yavuz Selim Kalkan
Vergi, devletin kamusal ihtiyaçlarının finansmanı için mükelleflerden cebren ve karşılıksız almış olduğu mali kaynaktır. Vergilemede, vergi idaresi ile vergi mükellefi arasında vergi ilişkisinden dolayı zaman zaman uyuşmazlıklar yaşanabilmektedir. Vergi uyuşmazlıklarında idari ve yargısal olmak üzere iki çözüm yolu benimsenmiştir. İdari çözüm yolunda tarafların karşılıklı rızalarıyla uyuşmazlık çözümlenmektedir. Yargısal çözüm yolunda uyuşmazlık dava yoluyla yargıya taşınmaktadır. Vergi uyuşmazlıkları için öncelikle vergi mahkemelerine başvurulmaktadır. Bu mahkemelerin vermiş olduğu kararlara karşı ise anlaşmazlık konusu ve parasal sınıra göre belirlenmiş olan kanun yolları izlenmektedir. 28 Haziran 2014 tarihide 6545 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle İstinaf müessesesi düzenlenmiştir. İstinaf, ilk derece vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların maddi ve hukuki yönden incelenmesidir. Bu çalışmada, 6545 sayılı kanun değişikliği öncesinde vergi yargısında yaşanan sorunların çözümünde istinaf sisteminin etkinliği açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuçta, istinaf sistemiyle üç dereceli yargılama sistemine geçilmesiyle yargılamanın daha adil olacağı, bu sistemin İstinaf mahkemelerine ve Danıştay'ın iş yüküne etkisinin beklenildiği gibi olmadığı ve bu etkinin ilerleyen zamanlarda daha iyi görüleceği tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Vergi uyuşmazlığı, Kanun Yolları, Vergi Yargısı, İstinaf
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Oran-orantı konusunun öğretiminde ters yüz sınıf modelinin etkisinin incelenmesi
Recep Bulut
Bu çalışmada ters yüz sınıf modelinin yedinci sınıf "oran-orantı" konusunda Yenilenmiş Bloom Taksonomisi' ne göre öğrencilerin alt ve üst düzey öğrenmelerine etkisini incelemek ve model hakkındaki öğrenci görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Doğu Karadeniz Bölgesi' nde bulunan nüfus açısından küçük bir ilin, sosyo-ekonomik durumu ve akademik başarısı düşük-orta düzeyde olan bir ilçe ortaokulunda iki farklı şubede bulunan toplam 36 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile deney ve kontrol grubu belirlenmiş, deney grubuna pilot uygulama dâhil beş hafta boyunca ters yüz sınıf modeli uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise aynı sürede Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen öğretim programına göre dersler alışılmış yöntemlerle yürütülmüştür. Araştırmanın nicel bölümünde yarı deneysel desenlerden kontrollü ön-test ve son-test modeli kullanılmış, veriler Yenilenmiş Bloom Taksonomisi' ne göre beşi alt düzey, yedisi üst düzey bilişsel basamaklarda bulanan ve toplam 12 sorudan oluşan matematik başarı testi ile toplanmıştır. Nitel veriler ise beş açık uçlu sorudan oluşan öğrenci görüş formu ile toplanmış ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonunda deney ve kontrol grubunun alt düzey sorulardan elde ettiği başarı puanları bakımından aralarında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Fakat deney ve kontrol grubunun üst düzey sorulardan elde ettiği başarı puanları bakımından aralarında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerinin görüşlerine göre modelin matematik dersine bakış açısını olumlu bir şekilde etkilediği, ders başarısını ve derse katılımı artırdığı, modeli diğer derslerinde de kullanmak istedikleri ve modelin en beğenilen yönünün eğlenceli etkinlikler yapabilmek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Ortaokul matematik öğretmen adaylarının problem çözme başarısını yordayan değişkenlerin incelenmesi
Lütfiye Yılmaz
Bu araştırmada ortaokul matematik öğretmen adaylarının problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme, matematiksel problem çözmeye yönelik tutum, bilişötesi farkındalık, matematik okuryazarlığı öz-yeterliliği, matematiksel problem çözmeye yönelik inanç değişkenlerinin ve problem çözme başarı düzeylerinin sınıf düzeyine göre farklılık gösterip göstermediğini ve bu değişkenlerin problem çözme başarısını yordama durumunu incelemek amaçlanmıştır. Bu kapsamda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden yordayıcı korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir Eğitim Fakültesinin, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programında öğrenim gören 226 ortaokul matematik öğretmen adayının katılımıyla gerçekleşmiştir. Veriler "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği", "Matematiksel Problem Çözmeye Yönelik Davranışlar" Ölçeği, "Bilişötesi Farkındalık Envanteri", "Matematik Okuryazarlığı Öz-Yeterlilik Ölçeği", "Matematiksel Problem Çözmeye İlişkin İnanç Ölçeği" ve "Problem Çözme Başarı Testi" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde alt problemlerde hedeflenen amaçlar doğrultusunda Tek Yönlü MANOVA ve Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Analizler sonucunda öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme, tutum, bilişötesi farkındalık ve matematik okuryazarlığı düzeylerinin birinci sınıflarda ikinci sınıflara nispeten daha yüksek olduğu ancak üçüncü ve dördüncü sınıfta kademeli olarak tekrar yükseldiği gözlenmiştir. Problem çözmeye yönelik inanç ve problem çözme başarı düzeylerinin ise sınıf düzeyi arttıkça yükseldiği gözlenmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı öz-yeterlilik düzeyleri problem çözme başarısını doğrudan yordarken; yansıtıcı düşünme, tutum, bilişötesi farkındalık ve inanç değişkenlerinin ise problem çözme başarısını matematik okuryazarlığı değişkeni üzerinden dolaylı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Sınır değer problemlerinin integral denklemler metodu ile çözümü
Emre Yeter
Bu çalışmada, sınır-değer problemlerinin çözüm metotlarından birisi olan, sınır-değer probleminin integral denkleme dönüştürülmesi ve çözümü üzerinde duruldu. Bu tür problemler için öncelikle Green fonksiyonu oluşturuldu. Daha sonra sınır-değer problemi, Green fonksiyonu yardımıyla integral denkleme dönüştürülerek çözüldü. Son olarak kullanılan metot örnekler üzerinde uygulanarak test edildi.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019k-Lucas dizilerde catalan dönüşümü
Olcay Güngör
Bu çalışmada, Falcon tarafından verilen k–Lucas dizisinin Catalan dönüşümünün 〖CL〗_(k,n) tanımı verildi. k–Lucas dizisinin Catalan dönüşümünün 〖CL〗_(k,n) geren fonksiyonu elde edildi. Ayrıca, 〖CL〗_(k,n) dönüşümü, alt üçgen matris olan Catalan matrisi C ile n × 1 tipindeki matrisinin çarpımı olarak yazıldı. Hankel fonksiyonu kullanılarak 〖CL〗_(k,n) ler ile oluşturulan matrislerin determinantları hesaplandı. 2019, 31 sayfa Anahtar kelimeler: k-Lucas, k-Fibonacci, Catalan, Hankel
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim20198. sınıf öğrencilerinin toprak ve tarıma yönelik metaforik algıları
Uğur Güllü
Bu araştırma, sekizinci sınıf öğrencilerinin "Toprak" ve ''Tarım'' kavramına ilişkin sahip oldukları metaforları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya 2018-2019 eğitim- öğretim yılında Mersin ilinde bulunan Pirireis Ortaolkulu ve Muhittin Develi Ortaokullarında öğrenim gören 531 öğrenci katılmıştır. Araştırma verileri yarı-yapılandırılmış anket formu yoluyla elde edilmiştir. Açık uçlu anket soruları ''Toprak …………'ya benzer/gibidir. Çünkü ………… sorusu ile Tarım ........'ya benzer/ gibidir. Çünkü .............'' formatındadır. Toplanan verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; öğrenciler toprak kavramı için 93 metafor üretmişlerdir. Toprak için üretilen metaforların yüzde olarak en fazla olan metaforların insan, hayat ve anne olduğu tespit edilmiştir. Öğrenciler tarım kavramına yönelik 84 metafor üretmişlerdir. Üretilen metaforların emek ve hayat kavramlarının en fazla üretilen metaforlar olduğu görülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Erzincan şehir merkezinde motorlu taşıt emisyonları kaynaklı hava kirliliği düzeyinin araştırılması
Tevfik Oğuzhan Ergüder
Tüm dünyanın ortak problemi olan hava kirliliği, canlıları direkt veya dolaylı olarak olumsuz yönde etkilemektedir. Kirlilik düzeyini artıran temel faktörler; düşük kaliteli yakıt kullanımı, düzensiz kentleşme, motorlu taşıt emisyonları, endüstriyel tesis kaynaklı kirleticiler, topoğrafik yapı ve iklimdir. Motorlu taşıtlar yaygın olarak fosil yakıtlardan üretilen benzin, dizel yakıt ve LPG kullanılarak çalıştırılmaktadır. Bu yakıtların özelliklerine bağlı olarak yanma işlemi sonunda atmosfere salınan CO, CO2, VOC, NOx, PM gibi emisyonların değerlerindeki artış çevreyi tehdit etmektedir. Erzincan'da 2018 Temmuz verilerine göre, trafiğe kayıtlı toplam 58.767 adet taşıtın %47,3'ünü otomobil, %19'unu kamyonet, %13,7'sini motosiklet, %12,5'ini traktör, %3,3'ünü kamyon, %2,8'ini minibüs, %0,8'ini otobüs, %0,6'sını ise özel amaçlı taşıtlar oluşturmaktadır. Bu verilere göre Erzincan'da yaklaşık 4 kişiye bir motorlu taşıt 8 kişiye bir otomobil düşmektedir. Erzincan şehir merkezinde giderek artan motorlu taşıt sayısına bağlı olarak egzoz emisyon gazlarından kaynaklanan hava kirliliği de artmaktadır. Bu çalışmada, Erzincan il merkezinde motorlu taşıt kaynaklı kirlilik düzeyinin belirlenmesi ve çevreyi tehdit eder düzeye ulaşmadan gerekli önlemlerin alınmasında yapılan araştırmadan faydalanılarak çözümler üretilmesi ve çözüm önerileri sunulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Korozyona maruz kalmış tam ölçekli betonarme kolonlarının sismik performans seviyelerin birincil çatlak genişliğine bağlı olarak tahmin edilmesi
Aqludın Karımı
Günümüzde kullanılan yapısal değerlendirme teknikleri ile inşaat mühendisleri betonarme yapıların sismik performans seviyelerini değerlendirme amaçlı pratik yöntemler kullanmaktadır. Korozyon mekanizmasında bilinmeyen birçok parametre olması nedeniyle; korozyona maruz kalmış betonarme yapıların sismik performans seviyelerinin tahmini, korozyona maruz kalmamış betonarme yapılara göre daha karmaşıktır. Bundan dolayı, sahadaki görsel değerlendirmelere dayanarak paslanmış betonarme kolonların sismik performans seviyelerini tahmin etmek için pratik bir model geliştirmek önemlidir. Bu tez çalışması kapsamında birincil korozyon çatlak genişliklerine bağlı olarak paslandırılmış kolonlarının sismik performans seviyelerinin tahmini için deneysel bir çalışma yapılmıştır. 25 adet tam ölçekli betonarme kolonların paslandırılması için tam ölçekli hızlandırılmış korozyon havuzu kullanılmıştır. Üç farklı beton sınıfı için (9, 27 ve 37 MPa) ve farklı korozyon oranlarında birincil korozyon çatlak genişlikleri ölçülmüştür. Betonarme kolonların sismik performans seviyelerini iki farklı eksenel yük altında (0.20 ve 0.40) ve yanal yük uygulanarak kolonların deplasman kapasiteleri ölçülmüştür. Yükleme deneylerinden sonra paslandırılmış betonarme kolonları kırılarak beton içeresinden çıkartılan tüm donatılar ile gerçek korozyon oranları elde edilmiştir. Ölçülen birincil korozyon çatlak genişliklerinde elde edilen gerçek korozyon oranları, enerji bazlı yönteme göre betonarme kolonların yanal deplasman kapasiteleri ile ilişkilendirilmiştir. Üç ampirik model geliştirilmiştir. Bunlardan birincisi, ölçülen birincil korozyon çatlak genişliklerine bağlı olarak donatı çubuklarının kesit alanında azalma oranın tahmini içindir. İkinci model, çatı katı ötelenme oranının ve korozyon seviyelerinin bir fonksiyonu olarak betonarme kolonlarının enerji kapasitesinin yüzdesini tahmin etmek içindir. Üçüncü model ise birincil korozyon çatlak genişliklerinin bir fonksiyonu olarak betonarme kolonlarının sismik performans seviyelerini tahmin etmek içindir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Korozyona maruz kalmış betonarme kolonların monotonik yükleme etkisi altında yapısal davranışlarının incelenmesi
Rameen Kohıstanı
Donatıda oluĢan korozyon sonucu ortaya çıkan negatif etkiler korozyonun betonarme yapılarda araĢtırılmasının ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Paslanma ile birlikte betonarme yapı elemanları tasarım aĢamasında öngörülen performans seviyelerinden uzaklaĢmaktadır. Korozyon seviyesinin yapıda yüksek oranlara çıkmasıyla yapının servis ömrü kısalmakta ve ekonomik anlamda büyük zararlar oluĢmaktadır. Korozyona uğrayan yapı elemanında sadece donatı kesit alanında azalma olmamakla birlikte oluĢan pas ürününün birikmesi ile donatı çevresinde radyal basınçlar oluĢturarak betonu çatlatmakta ve donatıbeton arasında aderans kuvveti azalmaktadır. Bu tez çalıĢması TÜBĠTAK 3501 (116M162) projesi kapsamında üretilen C30 beton basınç dayanımına sahip 5 adet betonarme kolonu kullanılarak gerçekleĢtirilmiĢtir. Betonarme kolonları tam ölçekli bakır kaplı paslandırma havuzunda hızlandırılmıĢ korozyon yöntemi kullanılarak %0.00, %1.99, %2.79, %5.65 ve %8.52 oranlarında paslandırılmıĢtır. Tüm betonarme kolonları aynı yükleme ve ölçüm düzeyine tabi tutularak %20 oranında eksenel yük ve yanal yük uygulanarak deneyleri gerçekleĢmiĢtir. Betonarme kolonlarının gerçek korozyon oranlarının belirlenmesi amacıyla yükleme deneylerinden sonra betonarme kolonları kırılmıĢ ve çıkartılan donatılara önce mekanik temizleme ardından kimyasal temizleme iĢlemleri uygulanmıĢtır. Tüm donatılar 0.05 gr hassasiyete sahip terazide tartılarak son kütleleri kayıt altına alınmıĢ paslanma sürecinden önce kayıt altına alınan ilk kütleler de kullanılarak gerçek kütle kayıpları hesaplanmıĢtır. Elde edilen deneysel veriler ile birlikte betonarme kolona ait süneklik oranları, enerji emme kapasiteleri ve nihai yük değerleri korozyon oranları ile iliĢkilendirilerek iki ampirik model geliĢtirilmiĢtir. GeliĢtirilen ampirik model yardımıyla korozyona uğramıĢ betonarme kolonlarının süneklik oranları ve enerji yutma kapasitelerinin hesaplanmasına olanak sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Betonarme, Çelik donatı, Korozyon, Kolon, Monotonik yükleme
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Altıncı sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme becerilerinin incelenmesi
Uğur Yıldırım
Bu çalışmanın amacı ilköğretim altıncı sınıfta okuyan öğrencilerin Matematiksel Modelleme (MD) süreç becerilerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden öğretim deneyi (Teaching experiment) kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Doğu Anadolu Bölgesinin nüfus açısından yüksek olan bir ilin bir ilçesindeki bir ortaokulda öğrenim gören toplam 22 (10 kız, 12 erkek) altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların hepsi aynı şubede öğrenim görmektedirler. Çalışma gurubu, kolay ulaşılabilir örnekleme kuralına uygun olarak belirlenmiştir. Matematiksel modelleme etkinliği bir pilot ve bir gerçek uygulama olmak üzere iki aşama şeklinde üç hafta 12 ders saatinde gerçekleştirilmiştir. Veriler sınıf içi gözlem notları, öğrencilerin çalışma kâğıtları, video kayıtları ve videoların yazıya dönüştürülmesi yardımıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde; betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Bu çalışma sonucunda; öğrencilerin MD etkinlikleri sürecinde ileri sürdükleri görüşlerin bir veriye veya gözleme dayanmadığı görülmektedir. Yine bu süreçte daha önceden öğrendikleri sembol, kural ve işlemleri etkili bir şekilde kullandıkları hatta önceden öğrenmedikleri sembol, kural ve işlemleri kendilerince ürettikleri görülmektedir. Son olarak, MD etkinliği sürecinde öğrencilerin, farklı matematiksel modeller ileri sürdükleri fakat model oluşturmadan önceki basamaklar olan kabullerde bulunma ve elde edilen modelin gerçek hayatta geçerliliğini test etme sürecinde yetersizliklere sahip oldukları görülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Adi diferansiyel denklemlerde ateşleme metodu
Süleyman Safa Kefçi
Bu çalışma, ikinci mertebeden adi diferansiyel denklemler için sınır değer problemlerinin (lineer ve lineer olmayan) çözümü için uygulanan ateşleme metodudur. Lineer problemlerde bu yöntem iki başlangıç-değer problemine indirgenmektedir. Lineer olmayan problemlerde ise oluşan başlangıç değer probleminin yanı sıra tek adımlı fark yöntemleri ve iterasyon yöntemleri kullanılmaktadır. Ayrıca ele alınan yöntemler sayısal örneklerle desteklenmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Paslanmaya maruz kalmış betonarme kirişlerin burulma dayanımı
Ahmet İhsan Turan
Betonarme donatısında meydana gelen paslanma sonucu ortaya çıkan olumsuz sonuçlar, betonarme donatılarındaki korozyonun araştırılması için önemini korumaktadır. Korozyon betonarme yapıların performans seviyelerini olumsuz etkilemesinin yanında servis ömürlerini de kısaltarak ekonomik anlamda zarar vermekte ve ilerleyen aşamalarında yapıların yıkımlarına kadar sonuçlar doğurabilmektedir. Meydana gelen korozyon ile donatı kesit alanının azalması, korozyon ürününün ortaya çıkardığı hacimsel artış ile betonun çatlaması ve beton-donatı arasındaki aderans kuvvetinin azalması gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu sonuçlar ile betonarme elemanlarının, taşıma gücü kapasiteleri, eğilme ve burulma dayanımları azalmakta ve hedeflenen yapı performansından uzaklaşılmaktadır. Paslanmış betonarme elemanlarının eğilme davranışlarının tahmin edilmesine ilişkin çalışmalar mevcut literatürde yeteri kadar mevcut iken; paslanmış betonarme elamanlarının basit burulma etkisi altındaki davranışları henüz çalışılmamıştır. Bu amaçla üretilmiş olan C25 beton sınıfına ait 6 adet betonarme kirişi hızlandırılmış korozyon yöntemi de kullanılarak farklı oranlarda paslandırılmıştır. Gerçek korozyon oranlarının elde edilmesi için yükleme deneylerinden sonra betonarme kirişleri kırılmış ve çıkartılan betonarme donatıları için önce mekanik ardından kimyasal temizleme işlemleri uygulanmıştır. Tüm sargı ve boyuna donatılarının gerçek kütle kayıplarının bulunması amacıyla hassas terazide donatıların son kütleleri kayıt altına alınmış ve ilk kütleleri ile karşılaştırılarak gerçek korozyon oranları da elde edilmiştir. Deney sonucunda gerçek korozyon oranlarının betonarme kirişlerin burulma momenti kapasitesine etkileri, moment-eğrilik ilişkileri, çatlak genişliği ve dağılımları incelenmiştir. Korozyonlu betonarme kirişlerin burulma davranışları incelenerek; burulma dayanımlarının korozyon oranına bağlı olarak geliştirilen amprik model yardımı ile korozyona uğramış betonarme kirişlerin burulma momentlerinin tahmin edilebilmesi ve böylelikle mevcut yapıların değerlendirilmesi için bir model geliştirilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Farklı sıcaklıklarda sentezlenen TiO2 / ZnO nanokompozit yapıların karakterizasyonu ve boya duyarlı güneş pili performanslarının incelenmesi
Çiğdem Eden
Bu tez çalışmasında, TiO2 nanotüp /ZnO nanoçubuk nanokompozit (TZN) fotoanotları sentezlendi, karakterize edildi ve fotovoltaik verimi arttırmak için optimum koşullarda boya duyarlı güneş pilleri (BDGP) olarak kombine edildi. TiO2 nanotüp dizileri (TND), anodik oksidasyon yöntemiyle titanyum folyo üzerine büyütüldü ve hidrotermal yöntemle ZnO dekore edilmesi işleminde alt tabaka olarak kullanıldı. Daha yüksek foto dönüşüm etkinliği için optimum ZnO dekorasyon yoğunluğunu belirlemek adına hidrotermal sıcaklık değerleri değiştirilmiştir. XRD, SEM, AFM ve XPS sonuçları, TiO2 nanotüplerinin yüzeyi üzerindeki kristal yapısının, morfolojisinin, elemental bileşiminin ve ZnO nanoçubukların yoğunluğunun farklı sıcaklıklara karşı duyarlı olduğunu göstermektedir. TZN fotoanotuna dayanan BDGP'lerin en yüksek verimi, TiO2 nanotüplerle (%0,81) oluşturulan BDGP'ye kıyasla iki kattan daha fazla olan 130 C sıcaklık için %1,67 oranında olduğu görülmüştür. BDGP verimliliğinin artması, rekombinasyon oranının baskılanmasından ve TiO2 nanotüpleri ile ZnO nanoçubukları arasındaki sinerjik etki nedeniyle yük transfer direncinin azaltılmasından kaynaklanmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Ortaokul matematik öğretmenlerinin matematiksel modelleme hakkındaki farkındalıkları
Onur Serkan Sarı
Bu araştırma ortaokul matematik öğretmenlerinin matematiksel modelleme hakkındaki farkındalıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinin sıralı tasarım grubundan NİTEL>nitel tasarımı yöntem olarak kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Doğu Anadolu Bölgesinin orta ölçekli bir iline bağlı ortaokullarda görev yapmakta olan 29 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler "Matematiksel Modelleme Görüşme Formu" ve "Matematiksel Modelleme Gözlem Formu" kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda; öğretmenlerin büyük bir kısmı matematiksel modellemeyi model oluşturma veya model oluşturma süreci olarak tanımladıkları fakat burada süreç kelimesi ile somut materyallerin kullanımını kastettikleri belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmenler matematiksel modellemeyi en çok cebirsel ifadeler, tam sayılarda dört işlem ve kesirler gibi konularda kullandıklarını ifade etmişlerdir. Araştırmada matematiksel modelleme ile ilgili eğitim alan ve almayan öğretmenlerin ders gözlemleri sonucunda matematiksel modellemeyi kullanma açısından herhangi bir farklılığa rastlanmamıştır. Sonuç olarak ortaokul matematik öğretmenlerinin matematiksel modelleme farkındalıklarının oldukça düşük olduğu ve matematiksel modellemeyi, matematiği modelleme ile karıştırdıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin en çok yararlandıkları ve takip ettikleri kaynakların içeriklerinin matematiksel modelleme durumları/problemleri açısından zenginleştirilmesi ve öğretmenlere matematiksel modellemenin derslerde nasıl kullanılabileceği ile ilgili eğitimler verilmesi araştırmanın önerileri arasındadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Gambojik asit ve trastuzumab'ın MDA-MB-453 meme kanseri hücre hattında bazı enzimler üzerine sinerjik etkileri
Abdullah Alpkan
Meme kanseri kadınlar arasında en fazla görülen ve ölümle sonuçlanan kanserdir. Meme kanserinde cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, terapötik protein ve immünoterapi tedavileri kullanılmaktadır. Tedavide kullanılan kemoterapötik ajanların en önemli etki mekanizmaları apoptozdur. Meme kanserinin %20-25'i aşırı HER2/neu reseptörünün ekspresyonu ile ilişkilendirilmektedir. HER2 aşırı ekpresyonunu durmak ve tümör oluşumunu engelleyecek monoklonal antikorların kullanılması tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. Trastuzumab HER2 reseptörüne bağlanarak antikanser etki gösteren monoklonal bir antikordur. Trastuzumab'ın antikanser ilaçları ve antikanser etki gösteren birçok ajanla kombinasyon tedavilerinde sağ kalımda olumlu sonuçlar alınmıştır. Gambojik asit Garcinia hanburyi bitkisinden saflaştırılan ksanfon türevi bir bileşiktir. Yapılan in vivo ve in vitro çalışmalarla gambojik asidin hücre döngüsünü durdurma ve apoptoz indüksiyonu yoluyla tümör gelişimini inhibe edici etki gösterdiği kanıtlanmıştır. Bu çalışma kapsamında HER2/neu ekpresyonu yüksek olan MDA-MB-453 meme karsinomu hücre hattında trastuzumab ve gambojik asit'in ayrı ayrı ve kombinasyonlarının bazı antioksidanlar üzerine sinerjistik toksisite etkilerinin araştırılması planlanmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Ortaokul fen bilimleri derslerinde ve TIMSS sınavında sorulan fen bilimleri sorularının karşılaştırılması
Merve Şimşek
Daha sonra doldurulacaktır
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Enine donatı olarak geogrid kullanılan betonarme kirişlerin yüksek sıcaklık etkileri altında yapısal davranışlarının incelenmesi
Muhammed Orhan Öztürk
Bu çalışmada, ülkemizde inşaat sektöründe kendine özellikle zemin iyileştirme alanlarında yer bulmaya çalışan geogrid malzemesi ile kullanımı yaygın olan çelik donatıların beton içerisinde enine donatı olarak kullanımı ve yüksek sıcaklık etkileri altındaki mekanik özelliklerinin incelenmesi üzerinde durulmuştur. Aynı anma çapında çelik donatıya nazaran çekme dayanımı normal şartlar altında daha yüksek olan geogrid malzemesi aynı zamanda yüksek mukavemetli malzemelerdir. Polyester mikro iplikçiklerin dikdörtgenler şeklinde örülüp üzerinin PVC ile kaplanması yöntemiyle üretilir. Çalışmada enine donatı olarak Geogrid kullanılan kirişlerin aşamalı olarak 800°C'ye kadar yüksek sıcaklık etkilerine maruz bırakılması sonucunda eksenel yükleme deneyleri yapılarak numunelerin kesme etkisi yönünden davranışı ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Çalışmada sonuç olarak kiriş numunelerinin yüksek sıcaklık etkileri altındaki davranışı, incelenmiş ve betonarme yapılarda kullanımı üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Çelik donatılı betonarme kirişlerin yüksek sıcaklık etkileri altında yapısal davranışlarının incelenmesi
Mahmud Yağan
Bu çalışmada yüksek sıcaklıkların betonarme kirişlerin yapısal davranışları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında betonarme kirişler, küp beton numuneleri, çelik donatı ve çekip çıkarma deneyleri için hazırlanan numuneler aynı şartlar altında üretilmiş ve seramik fırında kademeli olarak 800°Cʼye kadar sıcaklığa maruz bırakılmıştır. Daha sonra ilgili standartlara uygun olarak deneylere tabi tutulmuştur. Deney sonuçları birbirleriyle mukayese edilerek değerlendirme yapılmıştır. Sonuçlar genel olarak incelendiğinde 600ºC'ye kadar çeliğin akma dayanımlarında kayda değer bir düşüş görülmezken beton basınç dayanımlarında yaklaşık %45 civarında bir düşüş görülmüştür. 800°C'de ise beton basınç dayanımında %82 civarındaki azalmaya karşılık çelik akma dayanımında ise %30 civarında bir düşüşe rastlanmıştır. Üretilen kiriş numunelerindeki taşıma gücü kaybının temel nedeninin betonda oluşan hasar ve bu hasardan ötürü beton donatı kenetlenmesinin azalması olduğu söylenebilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
