Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2025Patnos ilçesi ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin kullandıkları kelime grupları
Mustafa Keskin
Bu çalışmada, Türkiye Türkçesi'nde kelime gruplarının yapısal ve işlevsel yönleri ele alınmış, dil bilgisi ve gramer açısından taşıdıkları önem detaylandırılmıştır. Kelime grupları, yalnızca dilin kurallarını anlamakla kalmaz, aynı zamanda iletişimi etkili ve anlamlı kılan en temel yapı taşlarıdır. Bu yüzden gramer çalışmalarında kelime gruplarının doğru anlaşılması ve öğretilmesi, dil öğretiminin ana unsurlarından biridir. Amacım, dilin bu temel yapı taşlarına dair hem teorik bir birikim oluşturmak hem de bu birikimi dil öğretimi süreçlerine katkı sağlayacak bir bilgiye dönüştürmektir. "Giriş" bölümünde çalışmanın amacı, problem durumu, sayıltılar ve sınırlıklar yer aldı. "Yöntem" bölümünde çalışmamızın modelini, çalışma grubunu, veri toplama araçlarını ve verilerin analizlerini açıkladık. "Kuramsal Çerçeve'' bölümünde araştırmacıların kelime grupları hakkında neler söyledikleri, kelime gruplarını kaç grupta değerlendirdikleri, hangi konularda fikir ayrılığı yaşayıp hangi konularda fikir birliğine vardıkları tartışıldı. ''İnceleme'' bölümü iki alt başlıktan oluşturuldu. Birinci alt başlıkta kelime gruplarının yapısal özellikleri, ikinci alt başlıkta ise kelime gruplarının cümlede hangi görevde kullanıldıkları belirlendi. Bölümde fişleme yöntemi uygulanırken önce rastgele verilmiş öğrenci numarası daha sonra da cümle numarası verilerek oluşturuldu. "Sonuç ve Öneriler" bölümünde çalışmadan elde edilen bulgular ifade edildi. Çalışmanın sonunda faydalanılan kaynaklara "Kaynakça" kısmında yer verildi.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Sessiz kitapların çocuk yayınlarında bulunması gereken temel unsurlar açısından incelenmesi
Hatice Sağınak
Farklı alanlarda ele alınarak tanınan ve yaygınlaşan sessiz kitapların, çocuklara yönelik yayınlar olarak incelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, sessiz kitapların çocuk yayınlarına özgü unsurlar açısından değerlendirilmesidir. Araştırmanın modeli, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesidir. Veri kaynakları, kurguya sahip olma ve erişilebilirlik ölçütleri dikkate alınarak seçilmiştir. Araştırma kapsamında 42'si yabancı, 10'u yerli, toplam 52 sessiz kitap incelenmiştir. Belirlenen sessiz kitapların çocuk yayınlarında bulunması gereken temel unsurlar açısından incelenebilmesi için "Sessiz Kitapları Değerlendirme Rubriği" araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Lawshe tekniği kullanılarak SKDR'nin geçerlik çalışması yapılmıştır. İçerik analizinin güvenirliğini sağlamak amacıyla aynı veri kaynakları araştırmacı tarafından farklı zaman dilimlerinde yeniden incelenmiştir. Yapılan incelemelerin ardından danışman tarafından kitapların %10'u tekrar değerlendirilmiştir. SKDR görsel dil, görsel tasarım, karakter ve konu olmak üzere dört temel unsurdan oluşmaktadır. Toplamda 60 maddeden oluşan rubrik aracılığıyla seçilen 52 sessiz kitap, Haziran–Ağustos ayları arasında araştırmacı tarafından üç kez analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, sessiz kitapların 40'ının görsel dil, 35'inin görsel tasarım, 44'ünün karakter ve 43'ünün konu unsurları açısından uygun olduğu belirlenmiştir. Genel değerlendirme sonucunda ise sessiz kitapların 39'unun uygun, 5'inin kısmen uygun ve 9'unun uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Dijital bağlam temelli öğrenme yaklaşımının öğrenmeye etkisinin incelenmesi
Elanur İstek
Bu araştırmanın amacı, dijital bağlam temelli öğrenme yaklaşımının 5. sınıf Sosyal Bilgiler dersi "Hayatımızdaki Ekonomi" öğrenme alanında kavratılması hedeflenen öğrenme çıktıları ile bu kapsamda belirlenen alan, kavramsal, sosyal-duygusal öğrenme becerileri, eğilimler ve değer-eylem çerçevesinin öğrenmeye etkisini incelemektir. Bu doğrultuda dijital bağlam temelli öğrenme yaklaşımı ilk kez bu çalışma için tasarlanmıştır. Bağlamların dijitalleştirilmesi yoluyla yürütülen öğrenme süreci popüler sosyal medya araçları aracılığıyla yapılandırılmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmış; nicel boyut, ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen; nitel boyut ise temel nitel araştırma deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 akademik yılında Erzincan il merkezinde basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen iki farklı okuldaki 102 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde ilgili öğrenme alanına yönelik öngörülen içeriğin belirlenen alt boyutları araştırmacı tarafından kontrol formlarına dönüştürülmüştür. Bu doğrultuda elde edilen nicel verilerin analizinde deney ve kontrol gruplarının ön test-son test puanlarını karşılaştırmak amacıyla bağımlı örneklem t-testi; ön test ve son test puanları arasındaki ilişkiyi incelemek içinse bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular veri görselleştirme ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, deney grubunun ön ve son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğunu; deney ve kontrol grupları puan ortalamalarının ise son test ve deney grubu lehine olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, dijital bağlam temelli öğrenme yaklaşımının öğrenmeyi olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Hayatımızdaki ekonomi öğrenme alanı, Dijital bağlam temelli öğrenme, sosyal medya, sosyal bilgiler eğitimi.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Okullarda görev yapan öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarının iş doyumları ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki
Merve Ercan
Bu araştırmanın amacı, okullarda görev yapan öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye (PPS) algıları ile iş doyumu (İD) ve örgütsel bağlılık (ÖB) düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemek ve bu değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modelinde desenlenen araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı illerinde görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği, İş Doyumu Ölçeği, Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu çalışmada verilerin analizi; Pearson korelasyon analizi, Bağımsız Örneklemler T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin PPS algıları yüksek, iş doyumları ve örgütsel bağlılıkları ise orta düzeyde bulunmuştur. PPS alt boyutlarından öz-yeterlik, umut ve iyimserlik en yüksek puan ortalamalarına sahipken, iş doyumunda işin niteliği boyutu en yüksek, ücret boyutu en düşük puan ortalamasına sahip olmuştur. Örgütsel bağlılıkta ise duygusal bağlılık boyutu en yüksek, devamlılık bağlılığı en düşük ortalamada yer aldığı görülmüştür. Demografik değişkenlere göre PPS, İD ve ÖB düzeylerinde anlamlı bir farklılık saptanmamış; yalnızca iş doyumunun örgütsel iletişim boyutunda yaş grupları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Regresyon analizleri sonucunda PPS'nin iş doyumunun ve örgütsel bağlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu, ayrıca iş doyumunun örgütsel bağlılığın güçlü bir yordayıcısı olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Pozitif Psikolojik Sermaye, İş Doyumu, Örgütsel Bağlılık
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Triazin çekirdekli schiff bazı ile onun bakır (II), nikel (II), çinko (II) ve kobalt (II) komplekslerinin sentezleri, potansiyometrik sensör uygulamaları
Kenan Ercan Çeribaşı
Bu tez çalışmasında, melamin ve 2,4-dihidroksibenzaldehit kullanılarak yeni bir triazin çekirdekli Schiff bazı sentezlenmiş ve elde edilen ligandın Cu(II), Ni(II), Zn(II) ve Co(II) kompleksleri hazırlanmıştır. Sentezlenen bileşikler Fourier dönüşümlü kızılötesi (FT-IR) spektroskopisi ile karakterize edilmiş ve imin azotu ile fenolik oksijen atomları üzerinden gerçekleşen koordinasyon doğrulanmıştır. Potansiyometrik sensör uygulamalarında çeşitli Schiff bazları ve metal kompleksleri şimdiye kadar farklı türlere karşı seçici sensörler geliştirmede iyonofor madde olarak yaygın bir şekilde kullanılmışlardır Bu nedenle bu çalışmada da elde edilen ligand ve kompleksler, polivinilklorür (PVC) esaslı membranlarda iyonofor olarak kullanılarak potansiyometrik iyon seçici elektrotlar geliştirilmiştir. Hazırlanan elektrotların duyarlılık, doğrusal çalışma aralığı, tayin sınırı, yanıt süresi ve seçicilik katsayıları gibi performans parametreleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Özellikle yeni sentezlenen Schiff bazına dayalı elektrodun Cu(II) iyonları için Nernst eğimine yakın davranış sergilediği ve diğer iyonlara karşı yüksek seçicilik gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuçlar, triazin çekirdekli Schiff bazlarının analitik kimyada seçici ve duyarlı potansiyometrik sensörlerin geliştirilmesinde etkili iyonofor adayları olduğunu ortaya koymuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Ergenlerde algılanan sosyal destek, psikolojik sağlamlık ve sosyal kaygının incelenmesi
Abdulsamet Ercan
Bu araştırmanın amacı, ergenlerin algıladıkları sosyal destek, psikolojik sağlamlık ve sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışma, Türkiye'nin doğu bölgesindeki ergen bireylerle yürütülmüş olup, araştırmaya katılan öğrencilerden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", Algılanan Sosyal Destek-Revizyon Ölçeği", "Çocuk ve Gençler İçin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" ve "Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Bu çalışmada verilerin analizi; Sperman Korelasyon analizi, Bağımsız Örneklemler T Testi analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, ergenlerin algıladıkları sosyal destek ile sosyal kaygı düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Algılanan sosyal destek ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken; sosyal kaygı düzeyi ile psikolojik sağlamlık arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Katılımcıların sosyal kaygı ölçeğinden aldıkları puanların; cinsiyet, algılanan sosyal destek düzeyi ve aileyle birlikte yaşama durumlarına göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ergen, Dijital Oyun Bağımlılığı, Bilişsel Esneklik, Stresle Baş Etme Tarzları
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Öğretmenlerin Türkiye yüzyılı maarif modeli'nde yer alan yeni müfredatın uygulanabilirliği hakkındaki görüşleri
Cengiz Metin
Bu çalışma, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan yeni müfredatın uygulanabilirliğine ilişkin öğretmen görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Eğitim politikalarının başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi, yalnızca teorik altyapıya değil, aynı zamanda uygulayıcıların deneyim ve değerlendirmelerine de bağlıdır. Bu bağlamda, öğretmenlerin yeni müfredatla ilgili algıları, uygulamada karşılaştıkları fırsatlar ve zorluklar bu araştırmanın temel odak noktalarını oluşturmaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemi çerçevesinde yürütülmüş olup, veri toplama sürecinde öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilerek öğretmenlerin yeni müfredata yönelik tutumları, beklentileri ve karşılaştıkları sorunlar belirlenmiştir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin büyük ölçüde yeni müfredatın öğrenci merkezli yaklaşımını ve esnek öğrenme ortamlarını desteklediğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, öğretmenlerin müfredatın uygulanabilirliği konusunda bazı çekinceleri olduğu; özellikle öğretmen eğitimleri, sınıf içi uygulama imkanları ve mevcut eğitim altyapısı gibi konularda iyileştirmeler yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma, eğitim politikalarını şekillendiren karar vericilere ve uygulayıcılara, yeni müfredatın etkin bir şekilde hayata geçirilmesi noktasında önemli veriler sunmayı hedeflemektedir. Öğretmenlerin görüşlerinin dikkate alınmasının, eğitim sisteminin sürdürülebilir gelişimi açısından kritik bir öneme sahip olduğu vurgulanmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Sosyal medyanın besin destek ürünleri kullanımı üzerindeki etkileri: Planlı davranış teorisi bağlamında bir araştırma
Müberra Bozdağ
Besin destek ürünleri sağlık bilinci yüksek olan bireyler tarafından etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Besin destek ürünlerinin reçetesiz olarak satılabilmesi sosyal medyada besin destek ürünlerinin pazarlamasının yapılmasına olanak sağlamaktadır. Buna bağlı olarak bireylerin besin destek ürünleri kullanımında sosyal medyanın etkisinin var olup olmadığını, etkisi var ise hangi düzeyde olduğunu tespit etmek amacı ile planlı davranış teorisi kapsamında çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışma Türkiye'de ikamet etmekte olan 18 yaş ve üzeri bireylerle gerçekleştirilmiş olup, elde edilen verilerin analizi SPSS 21.00 ve AMOS 24.00 istatistik programları ile test edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere güvenirlik analizi ve normallik testi, doğrulayıcı faktör analizi, açıklayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistiki analizler, yapısal eşitlik modellemesi (YEM) analizi, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve demografik verilerin analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda bireylerin besin destek ürünleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları, sosyal medya kullanımının niyet üzerinde etkisinin olmadığı fakat besin destek ürünleri satın alma davranışını anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca davranışa yönelik tutum, öznel norm ve algılanan davranışsal kontrol değişkenlerinin besin destek ürünleri satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu saptanmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025İlkokulda bulunan öğrenme güçlüğü olan öğrenciye sosyal becerilerin öğretiminde video modelle sunulan öğretim uygulamasının etkisi
Zeynep Arslan
Bu araştırma, ilkokulda bulunan öğrenme güçlüğü olan öğrenciye sosyal becerilerin öğretiminde video modelle sunulan öğretim uygulamasının etkililiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, tek denekli deneysel desenlerden beceriler arası çoklu başlama düzeyi modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Erzincan ilinde bulunan Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde destek eğitim gören, özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış ve ilkokula giden 10 yaşındaki bir erkek öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada, öğrencide belirli koşullar sonucunda yetersizlik olduğu belirlenen teşekkür etme, özür dileme ve paylaşma becerilerinin öğretiminde video modelle sunulan öğretim uygulaması kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, öğrencinin hedef becerileri kazanım sürecini izlemek amacıyla geliştirilen veri kayıt formları kullanılmıştır. Uygulama sonunda, video modelle sunulan öğretim uygulamasının öğrencide hedef becerilerde anlamlı ilerleme sağladığı görülmüştür. Öğretim sonrası izleme ve genelleme oturumlarında, öğrencinin öğrenmeyi sürdürdüğü ve becerileri farklı durumlara uygulayabildiği belirlenmiştir. Ayrıca, çalışma sürecine ilişkin ebeveyn, sınıf öğretmeni ve öğrenciden alınan sosyal geçerlik verileri, çalışma sürecini ve bulgularını olumlu yönde desteklemektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, video modelle sunulan öğretim uygulamasının, öğrenme güçlüğü olan öğrencinin sosyal beceri gelişimini desteklemede etkili ve uygulanabilir bir öğretim uygulaması olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Görsel sanatlar öğretiminde dijitalleşme: Web.2.0 araçlarının kullanımı üzerine fenomenolojik bir çalışma
Ayten Cemiloğlu
Bu araştırmanın amacı, Web 2.0 araçlarının kullanımına ilişkin öğrenci ve öğretmenlerin yaşantılarına dayalı deneyimlerini derinlemesine inceleyerek; bu araçların sanatsal yaratıcılık üzerindeki etkilerini, öğrenme sürecine katkılarını ve dijital okuryazarlıkla ilgili deneyimlerini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Hakkâri ili Şemdinli ilçesindeki bir devlet lisesinde öğrenim gören 11. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. 3'ü kız 3'ü erkek toplam 6 öğrenci, kolay ulaşılabilir durum örneklemesiyle; farklı şehirlerdeki 5 görsel sanatlar öğretmeni ise kartopu örnekleme ile belirlenmiştir. Yorumlayıcı fenomenolojik desende yürütülen araştırma, Web 2.0 araçlarıyla gerçekleştirilen beş haftalık bir uygulama sürecini kapsamaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler, dokümanlar, sanatsal çalışmalar ve gözlem notlarıyla toplanmış; analizde yorumlayıcı fenomenolojik yöntem kullanılmıştır. Bulgular, Web 2.0 araçlarının öğrencilerin sanatsal ifade gücünü artırdığını, iş birliğini desteklediğini ve dijital becerileri geliştirdiğini göstermektedir. Canva, Kahoot ve Artsteps gibi araçlarla öğrenciler hem bireysel hem de grup çalışmalarına aktif katılım sağlamıştır. Öğretmenler, bu araçların derse ilgiyi artırdığını, öğrenmeyi zenginleştirdiğini ve öğretim yöntemlerinde dönüşüm sağladığını ifade etmiştir. Sonuç olarak, Web 2.0 teknolojilerinin görsel sanatlar eğitimine pedagojik ve teknolojik açıdan katkı sunduğu görülmüştür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Avrupa komisyonu Türkiye raporlarında çocuk haklarına yönelik ifadelerin analizi
Melike Özkaya
Bu tezin amacı, Türkiye'deki çocuk haklarının gelişimine önemli katkılarda bulunan Avrupa Komisyonu'nun Türkiye raporlarında çocuk haklarına yönelik ifadeleri analiz ederek var olan durumu tespit etmek ve çocuk haklarının geliştirilmesi ve çocukların sorunlarının azaltılmasına yönelik önerilerde bulunmaktır. Nitel araştırma yaklaşımlarından doküman tarama tekniğinin kullanıldığı çalışmada, konuyla ilgili çeşitli kitaplar, gazete haberleri, makaleler ve raporlar gerek kavramsal gerekse istatistiksel açıdan analiz edilmiştir. Bu bağlamda, 1998 yılından başlayarak 2024 yılına kadar düzenli bir şekilde yayımlanan 26 adet Avrupa Komisyonu Türkiye raporu incelenmiş, Türkiye'de çocuk hakları ve çocukların sorunlarına yönelik önemli bulgular tespit edilmiştir. Çocuk yoksulluğu, çocuk işçiliği, çocuk evlilikleri, okula devam edemeyen çocuklar, sokak çocukları, çocuğa yönelik şiddet ve cinsel istismar vakaları, çocuk mahkemelerinin ve cezaevlerinin yetersizliği, farklı inançtan çocuklara yönelik zorunlu din dersleri ve anadilde eğitimde ilgili yaşanan sorunlar başta olmak üzere çocukların hakları ve sorunlarına yönelik tespit ve öneriler ortaya konulmaktadır. Tezde, ayrıca, Türkiye'de çocuk hakları konusunda mevcut durum, farklı rapor ve veriler yardımıyla ortaya konulmakta, yaşanan sorunlar ve sebepleri analiz edilmekte ve sonuç bölümünde çocuk haklarının geliştirilmesine ve çocukların sorunlarına yönelik çözüm önerilerinde bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Çocuk, Çocuk Hakları, Avrupa Komisyonu Raporları.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim202521. yüzyılın hibrit savaş olgusunda taktikler ve araçlar
Halil İbrahim Yılmaz
Devletler arası güç mücadelesi, günümüzde artık sadece geleneksel askeri ve ekonomik alanlarda değil, aynı zamanda siber güvenlik, yapay zeka, uzay teknolojileri ve çevre politikaları gibi yeni alanlarda da kendini göstermektedir. Bu mücadele, devletlerin jeopolitik konumlarının yanı sıra teknolojik kapasiteleri ve uluslararası alandaki diplomatik etkinlikleri ile de şekillenmektedir. Tarih boyunca devletler, askeri ve ekonomik güçlerini artırmak, güvenliklerini sağlamak ve nüfuzlarını genişletmek amacıyla birbiriyle rekabet halinde olmuşlardır. Bu rekabet, zaman zaman savaşlara ve çatışmalara yol açarken, bazı durumlarda diplomatik çözüm yolları ve işbirliğiyle dengelenmiştir. 21. yüzyılda ise güç mücadelesi, çok kutuplu bir dünya düzenine evrilirken, teknolojik gelişmeler ve yeni alanlarda yaşanan rekabetle birlikte daha da karmaşık bir hale gelmiştir. Küreselleşmenin her geçen gün doruk noktalara ulaştığı 21. yüzyılda halen daha uluslararası barışın korunmasında problemler yaşanmaktadır. Bu problemlerin başında ülkeler arasındaki rekabetler sırasında ortaya çıkan hibrit savaşlar yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, hibrit savaş olgusunun, taktikler ve araçlar çerçevesinde incelenip. 21. Yüzyıl hibrit savaş örnekleri üzerinden oluşturduğu küresel güvenlik sorunlarını ortaya konulması hedeflenmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Erzincan ili için drone ile hava kirliliğinin tespiti ve haritalanması
Naci Arslanoğlu
Bu tez çalışması, düşük maliyetli sensörler ile donatılmış insansız hava araçları (İHA) kullanılarak Erzincan ilinin hava kalitesinin izlenmesini ve haritalanmasını amaçlamaktadır. Günümüzde hızla artan kentleşme, sanayileşme ve ulaşım faaliyetleri, hava kirliliği seviyelerinde önemli artışlara yol açmakta ve bu durum toplum sağlığı açısından ciddi tehditler oluşturmaktadır. Bu bağlamda, hava kalitesinin doğru ve detaylı biçimde izlenmesi, çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmada, DHT11 (sıcaklık ve nem), MQ-7 (karbon monoksit), MQ-135 (hava kalitesi - CO₂, VOC vb.), MQ-131 (ozon) ve Sharp GP2Y1010AU0F (partikül madde - PM₂.₅) sensörlerinden oluşan entegre bir ölçüm sistemi geliştirilmiştir. Bu sistem, İHA platformuna entegre edilerek belirlenen güzergâhlarda uçurulmakta ve farklı noktalardan veriler toplanmaktadır. Toplanan veriler, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımları kullanılarak görselleştirilmekte, hava kirleticilerin mekânsal dağılımı analiz edilmekte ve potansiyel kirlilik kaynakları tespit edilmektedir. Bunun yanı sıra, elde edilen hava kalitesi verileri toplum sağlığına etkileri bakımından da değerlendirilecektir. Özellikle karbon monoksit, ozon ve partikül maddelerin kısa ve uzun vadeli sağlık riskleri literatür verileri ışığında yorumlanacaktır. Bu çalışma, düşük maliyetli teknolojilerle etkin çevresel izleme yapılabileceğini ortaya koyarak yerel yönetimlerin ve karar vericilerin politika geliştirme süreçlerine katkı sunmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda halk sağlığının korunmasına yönelik erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesine de bilimsel temel sağlamaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Uluslararası ceza hukukunda savaş suçları
Abdulmalık Abuwatfa
Bu tez çalışmasında, uluslararası ceza hukukunun temel ilkeleri, savaş suçlarıyla ilişkisi ve uluslararası hukuk sistemi içindeki yeri kapsamlı bir şekilde incelenmektedir. Çalışmada öncelikle uluslararası ceza hukuku kavramı tanımlanmış ve bu hukukun tarihsel gelişim süreci ele alınmıştır. Devamında savaş suçlarının tanımı, kapsamı ve uluslararası hukukta oynadığı kritik rol detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Bu bağlamda, Lahey ve Nürnberg gibi uluslararası mahkemelerin yanı sıra Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yapısı, yetkileri ve savaş suçları konusundaki kararları değerlendirilmektedir. Tezin bir diğer odak noktası, savaş suçlarını düzenleyen uluslararası sözleşmelerin ve protokollerin analizi olmuştur. Bu kapsamda, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokoller gibi temel belgelerin uluslararası ceza hukukuna etkisi ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Çalışma ayrıca, savaş suçlarının tarihsel ve güncel örnekler üzerinden değerlendirilmesini hedeflemiştir. Filistin'deki insan hakları ihlalleri, Gazze'deki krizler ve Doğu Türkistan'da yaşanan durum gibi vakalar, uluslararası ceza hukukunun uygulanabilirliği, sınırları ve etkinliği bağlamında detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Özellikle, bu vakaların uluslararası kamuoyunda yarattığı etkiler ve diplomatik süreçlere yansımaları da ele alınmıştır. Bu tez, savaş suçlarının uluslararası hukuk sistemi içinde nasıl ele alındığını anlamayı, bu suçlarla mücadelede karşılaşılan zorlukları ve eksiklikleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca, uluslararası ceza hukukunun gelecekteki işlevselliği üzerine öneriler sunarak, bu alandaki gelişim süreçlerine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim20251840 numaralı Trabzon şer'iyye sicilinin transkripsiyon ve analizi
Esmanur Sevinç
Şer'iyye sicilleri Osmanlı Devleti tarihinin mali, idari, askeri ve birçok alanda ayrıntılı olarak incelenmesinde temel kaynak olarak kullanılmaktadır. 1840 numaralı Şer'iyye Sicili H. Ramazan 1074-Muharrem 1075 / M. Mart-Temmuz 1664 yılları arası mahkeme kayıtlarını ihtiva etmektedir. Transkripsiyonu yapılan bu defter ışığında Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan Trabzon'un sosyal, kültürel, idari, ekonomik birçok alanı incelenmiştir. Bu çalışmanın birinci bölümünde 1840 numaralı Şer'iyye Sicil Defteri'nin analizine yer verilirken, ikinci bölümde defterin transkripsiyonuna yer verilmiştir. Transkripsiyonu yapılan 1840 numaralı Şer'iyye sicil defterinde mülk satışları, hibe davaları, nikâh kayıtları, miras, sulh kayıtları, borç alacak, asayiş, kölelik ve merkezden gelen davalar yer almaktadır. "1840 Numaralı Trabzon Şer'iyye Sicil Defteri'nin Transkripsiyon ve Analizi" ismi ile hazırlanan bu tez çalışması, Osmanlı Devleti'nin sosyal ve idari tarihini araştıran tarihçilere yardımcı olması düşünülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Hayrullah Efendi Tarihi'nin XVIII. cildinin transkripsiyon ve değerlendirmesi
Özge Tunçaslan
Hayrullah Efendi, XIX. yüzyılda yaşamış tarihçi, bilim insanı, devlet adamı ve hekimbaşı olarak görev yapmış çeşitli sahalarda yetkinlik göstermiş bir kimsedir. Bu çok yönlülüğü, onu yalnızca dikkat çekici bir şahsiyet kılmamış, aynı zamanda dönemin önde gelenlerinden biri konumuna yükseltmiştir. Hayrullah Efendi, Tarih-i Hayrullah Efendi adlı eserinde Osmanlı padişahlarının her biri için ayrı bir cilt kaleme almayı hedeflemiş ve toplamda otuz iki ciltlik bir külliyat tasarlamıştır; ancak bu büyük projenin yalnızca on dört cildini tamamlayabilmiştir. Çalışma daha sonra Ali Şevki Efendi tarafından zeyllerle sürdürülerek XVIII. cilde kadar getirilmiş, bu son cilt ise Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecinde yer alan Sultan İbrahim dönemini ele almakla birlikte aynı zamanda bu araştırmanın temel kaynağını oluşturmuştur. Bu bağlamda, söz konusu XVIII. cildin transkripsiyon yöntemiyle günümüz Türkçesine aktarılması ve metnin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Tezin temel kaynağını, MDZ Digitale Bibliothek'te yer alan "Hayrullah Efendi, Tarih-i Devlet-i Aliyye-i Otmaniye" adlı, İstanbul 1292/1875, A.or.6699 t-10/18, urn: nbn:de:bvb:12-bsb11312534-6'ta kayıtlı olan matbu eser oluşturmaktadır. Ayrıca arşiv belgeleri, telif eserler ve Osmanlıca-Türkçe sözlüklerden faydalanılmış; elde edilen verilerin nitel araştırma yöntemi doğrultusunda analizi gerçekleştirilmiştir. Ortaya konan bu çalışma ile bir transkripsiyon metniyle müellifin tarih yazımındaki bakış açısı değerlendirilmiş ve gelecekteki araştırmalar için yol gösterici bir temel oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: XIX. Yüzyıl, Osmanlı Tarihi, Hayrullah Efendi, Transkripsiyon
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Yapay zekânın önleyici polislik uygulamalarındaki rolü
Ahmet Enes Polat
Suç, ilk uygarlıklardan itibaren var olan ve bundan sonra da devam edecek olan toplumsal normlardan sapma davranışıdır. Tarihsel gerçekler göstermektedir ki insan var oldukça suçlar hiç bitmeyecektir. Bu noktada yapılması gereken suçluluğun azaltılmaya çalışılmasıdır. Suç işlendikten sonra adli sürecin işletildiği "reaktif polislik" ne kadar önemliyse suç işlenmeden önce suçludan ziyade suçlulukla mücadele eden "proaktif polislik" de en az onun kadar hatta ondan daha önemli bir işleve sahiptir. Çünkü suç hiç işlenmezse toplum düzeni bozulmamış, kişilerin hakları ihlal edilmemiş olacaktır. Gelişen teknoloji ile birlikte bilişim sistemleri baş döndürücü bir ilerleme göstermiş ve birçok alanda toplumu oluşturan bireylerin hayatlarına büyük kolaylıklar sağlamıştır. Bu ilerleme yapay zekâ ile donatılmış bilgisayar sistemlerini insanın yerine her şeyi düşünecek noktaya getirmiştir. Suçların önlenmesinde yapay zekâ tabanlı karar alma yöntemlerinin kullanılması ile hangi suçların ne zaman ve nerede işleneceği tahmin edilerek buralarda önceden devriye polisi görevlendirilmesi ve suç daha işlenmeden önlenmesi amaçlanmaktadır. Böylece mağduriyetler oluşmamış, suç sonrası adli süreçle kişiler ve kamu kurumları meşgul edilmemiş, kamu kaynakları verimli kullanılmış olacaktır. Bu noktada yapay zekâ kullanımı göstereceği büyük faydaların yanında etik ve yasal bazı problemleri de beraberinde getirecektir. Çalışmamızda öncelikle yapay zekâ ve suç önleme konularında genel bilgiler verilmiş, ardından suç önlemede yapay zekâ kullanımının sunduğu kolaylıkların yanında sakıncaları da ele alınmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin egzersiz bağımlılıkları, sosyal görünüş kaygısı ve mental iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki
Oktay Bağdu
Amaç: Araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesinde okuyan öğrencilerin egzersiz bağımlılığı, sosyal görünüş kaygısı ve mental iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Materyal ve Metot: Araştırma 2024-2025 eğitim öğretim döneminde Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan toplam 300 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, kişisel bilgi formu, Egzersiz Bağımlılığı ölçeği, Sosyal Görünüş Kaygısı ölçeği, Mental İyi Oluş ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli türlerinden karşılaştırma türü kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Verilerin analizinde, normalliğin tespiti için Kolmogorov-Smirnov testi ve Shapiro-Wilk testleri uygulanmıştır. Değişkenler arası farkları incelemek için Mann-Whitney U testi; birden fazla grubun karşılaştırılması için Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki analizlerinde Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçları; çalışmada sosyal görünüş kaygısı ile mental iyi oluş düzeyleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmış ve bu ilişki bireylerin görünüşlerine dair sosyal kaygı düzeyleri arttıkça, mental iyilik hallerinde azalma yaşandığını göstermektedir. Egzersiz bağımlılığı ile mental iyi oluş düzeyleri arasında saptanan pozitif ilişki ise, düzenli fiziksel aktivitenin psikolojik işlevselliği artırıcı etkilerini ortaya koymakta ve egzersizin öz yeterlik, stres yönetimi ve yaşam doyumu üzerindeki yapıcı katkıları, bireyin genel mental dayanıklılığını da desteklemektedir. Haftalık egzersiz sıklığı arttıkça hem egzersiz bağımlılığı hem de mental iyi oluş düzeylerinde artış gözlendiğini ortaya koymuştur ve bu bulgu, düzenli fiziksel aktivitenin psikolojik sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin olduğunu göstermektedir. Sonuç: Bulgular, sosyal görünüş kaygısının mental iyi oluşu olumsuz etkilediğini; düzenli egzersizin ise bireyin psikolojik dayanıklılığını ve yaşam doyumunu artırdığını göstermektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Tip 2 diyabet hastalarının diyabet ilaçları ve kan regülasyonfaktörleri ile ilgili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi
Beyza Nur Karadağ
Amaç: Bu çalışmanın amacı, tip 2 diyabet hastalarının kullandıkları diyabet ilaçlarının, besinler ve diğer ilaçlarla olan potansiyel etkileşimleri ve kan şekeri regülasyonunu sağlama konusunda sahip oldukları bilgi düzeyini anlamak ve değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Çalışmaya özel olarak hazırlanan, diyabet hastalarının ilaç kullanımı, beslenme alışkanlıkları, besinler ve diğer ilaçlarla etkileşim bilgileri ve kan şekeri regülasyonuna ilişkin bilgi düzeylerini ölçen yüzyüze olarak yapılan bir anket formu kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre, katılımcıların çoğu diyabet ilacı kullandığını ve bu ilaçları düzenli aldığını belirtmiştir. Ancak ilaç-besin etkileşimleri konusunda bilgi sahibi olanların sayısı oldukça azdır. Yarısından fazlası hedef kan şekeri düzeyini bilmekte, buna rağmen sağlık profesyoneli takibi düşüktür. Nitel veriler, hastaların bir kısmının diyabetik yaşam tarzını benimsediğini, diğerlerinin ise bu konuda yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Sonuç: Bu araştırma, tip 2 diyabet hastalarının ilaç kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve kan şekeri kontrolüne ilişkin bilgileri yetersizdir. Katılımcılar ilaçlarını genellikle düzenli kullansa da, ilaç etkileşimleri farkındalığı düşüktür. Sağlık profesyoneli takibi sınırlı, yaşam tarzı değişiklikleri ise sürdürülebilir değildir. Bu durum, tedaviye uyumu zorlaştırmakta ve ileride komplikasyon riskini artırmaktadır. Çalışma, diyabet yönetiminde eğitim temelli müdahalelerin önemini vurgulamaktadır. 2025, 120 Sayfa Anahtar Kelimeler: Beslenme, Bilinç, Diyabet, Eğitim, Farmakoterapi, İlaç Etkileşimi, Kan Şekeri Regülasyonu
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Sağlık personellerinin oral kontraseptiflerin kullanımı ve etkileşimleri hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarının değerlendirilmesi
Zehra Kına
Amaç: Oral kontraseptiflerin kullanımıyla ilgili sağlık personellerinin bilgi düzeyini ve tutumlarını değerlendirmek, bu ilaçların diğer ilaçlar ve besinlerle etkileşimlerine dair farkındalıklarını belirlemek ve olası bilgi eksikliklerini veya yanlış anlamaları tespit ederek sağlık eğitimine katkıda bulunmaktır. Materyal ve Metot: Araştırmamız, tanımlayıcı ve analitik türde, kesitsel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Çalışma, sağlık kurumlarında görev yapan sağlık personelleri arasında yürütülmüş ve veriler çevrimiçi bir anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş; frekans, yüzde dağılımları ve anlamlılık testleri kullanılmıştır. Araştırmanın etik izinleri alınarak çalışma etik kurallara uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan sağlık personelinin çoğunluğunu 20–40 yaş aralığındaki (%80) kadınlar (%58.7) ve eczacılar (%35.3) oluşturmuştur. Katılımcıların %96’sı oral kontraseptiflerin östrojen ve progesteron içerdiğini, %91.3’ü ise doğru başlama zamanını bilmektedir. Ancak rifampin, greyfurt suyu, sarı kantaron gibi ilaç ve besin etkileşimleri hakkında bilgi düzeyleri düşüktür. Katılımcıların yalnızca %64’ü bu konuda danışmanlık verdiğini belirtmiştir. Açık uçlu soruya verilen yanıtlar, birçok sağlık personelinin pratikte kendini yeterli görmediğini ortaya koymuştur. Sonuç: Sağlık çalışanlarının oral kontraseptiflerin kullanımı, ilaç etkileşimleri ve danışmanlık süreçlerine ilişkin bilgi düzeyleri değerlendirilmiştir. Anket verilerinin analizine göre, katılımcıların temel farmakolojik bilgi düzeyleri büyük ölçüde yeterli bulunmuş; ancak klinik karar verme açısından kritik öneme sahip olan etkileşim konularında bilgi düzeyinin yetersiz olduğu görülmüştür. Bu durum, hizmet içi eğitimin bilgi eksikliği bulunan alanlara özgü olarak yeniden yapılandırılmasının önemini vurgulamaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
