Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2025Sosyal bı̇lgı̇ler öğretmen adaylarının fı̇nansal okuryazarlık düzeylerı̇nı̇n değerlendı̇rı̇lmesı̇
Merve Çelik
Finansal okuryazarlık; kişilerin maddi kaynakları kullanma noktasında mantıklı planlanmalar yapıp, parasal yönetime yönelik etkili kararlar alma ve finansal anlamda doğru ve etkin hareket etme yeterliliğidir. Bu araştırmanın amacı sosyal bilgiler dersinde verilmesi planlanan finansal okuryazarlık becerisine yönelik sosyal bilgiler öğretmen adaylarının finansal okuryazarlık düzeylerini çeşitli değişkenler bağlamında incelemektir. Araştırmada, katılımcıların mevcut bilgi, tutum ve görüşlerinin ortaya konulmasına yönelik olarak betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim döneminde Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Ana Bilim Dalı Sosyal Bilgiler Eğitimi Bilim Dalı'nda tüm sınıf düzeylerinde öğrenim görmekte olan toplam 185 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Tetik (2019) tarafından geliştirilen "Üniversite Öğrencilerinin Finansal Okuryazarlık Seviyelerini Belirleme Anketi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler öğretmen adaylarının temel ekonomik kavramlara ilişkin yüksek düzeyde bilgiye sahip olsalar da finansal piyasalar, enflasyon-faiz ilişkisi ve piyasa göstergelerinin düzenli takibi konularında eksiklikleri bulunmaktadır. Öğretmen adaylarının yatırım araçları ve finansal piyasalara ilişkin bilgi seviyelerinin genellikle orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle yatırım araçları arasındaki farklar, tahvil ve hisse senedi arasındaki temel ayrımlar, faiz-getiri ilişkisi ve risk yönetimi konularında bilgi eksiklikleri bulunmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Eğitim örgütlerinde çatışma ve nedenleri, okul yöneticilerinin çatışma yönetiminde kullandıkları stratejilerin incelenmesi
Derya Sarıkaya
Bu araştırma, 2024-2025 eğitim-öğretim yılı kapsamında, Erzincan ilindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 15 okul yöneticisinin görüşleri doğrultusunda, çatışma kavramına ilişkin algılarını, okul yöneticisi-öğretmen ve öğretmen-öğretmen çatışmalarının nedenlerini, sonuçlarını ve yönetim stratejilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseniyle yürütülmüştür. Katılımcılar uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiş; veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Okul yöneticileri çatışmayı fikir ayrılığı, uyuşmazlık, zıtlık ve iletişim eksikliği olarak tanımlamaktadır. Yöneticilerle öğretmenler arasındaki çatışmalar; görev ihmali, işlerin eksik veya geç yapılması ve ayrıcalık talepleri gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Öğretmenler arasındaki çatışmalar ise çoğunlukla farklı eğitim yaklaşımları, bireysel özellikler ve siyasi görüş ayrılıklarıyla ilişkilidir. Yöneticiler, doğrudan taraf oldukları çatışmalarda durumu gözlemleyip anlamaya çalıştıktan sonra uzlaşma veya yönetsel düzenlemeler temelli hükmetme çözüm yollarına başvurmaktadır. Taraf olmadıkları öğretmen-öğretmen çatışmalarında ise, çatışmanın etkisine göre kaçınma, arabuluculuk ya da yönetsel düzenlemelerlere dayalı hükmetme stratejilerini kullanmaktadırlar. Çatışmalar; okul ikliminin bozulması, verimliliğin düşmesi ve huzursuzluk gibi olumsuz etkilerin yanında, yeni bakış açıları kazandırma ve problemlerin fark edilmesini sağlama gibi olumlu katkılar da sunabilmektedir. Etkili çatışma yönetimi için yöneticilerin adil, iletişime açık ve uzlaştırıcı bir tutum benimsemeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çatışma, Yönetici, Eğitim Örgütleri, Çatışma Yönetimi, Çatışma Yönetim Stratejileri
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Fuzûlî'nin gazellerinin erdem-değer-eylem çerçevesi açısından incelenmesi
Ahmet Er
Teknolojinin baş döndürücü şekilde gelişip hızlandığı 21. yy'da, toplumların kendi benliklerini ve kültürel mozaiğini oluşturan millî ve manevi değerlerine sahip çıkmaları önemli bir hâle gelmiştir. Değerlerin, toplumların sinir uçlarına değin eriştirilebilmesi için farklı yolların denenerek etkili materyaller veya metotlar geliştirildiği görülmektedir. Bu çalışmada Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan (2020)'ın "Fuzûlî Divânı Şerhi" çalışmasında yer alan, Fuzûlî'ye ait 294 adet gazelin incelemesi yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, "Fuzûlî Divânı Şerhi"nde bulunan Fuzûlî'nin gazellerinde "Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi"nin yer alma durumunu tespit etmek ve incelenen gazellerde "adalet, dostluk, dürüstlük, aile bütünlüğü, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik, özgürlük, duyarlılık, merhamet, estetik, temizlik, tasarruf, çalışkanlık, mütevazılık, mahremiyet, sağlıklı yaşam" değerlerinin ne şekilde ele alındığı ve değerlerin şiir dilinde yer alma durumlarını ortaya koymaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılarak doküman inceleme tekniği temele alınmış ve içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Fuzûlî'nin incelenen 294 adet gazelinde, toplamda 739 adet değer tespit edilmiş ve ele alınan değerlerden en çok işlenen değerin sevgi; hiç ele alınmayan değerlerin ise tasarruf, temizlik, aile bütünlüğü, sağlıklı yaşam ve vatanseverlik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Başkanlık sı̇stemı̇ eksenı̇nde Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan hükûmet sı̇stemlerı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇
Fatih Çelenk
"Başkanlık Sistemi Ekseninde Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan Hükûmet Sistemlerinin İncelenmesi" başlıklı çalışmanın konusunu 1995 Anayasası ile uygulanan Azerbaycan başkanlık sistemi, 1995 Anayasası ile kabul edilen Kazakistan hükûmet sistemi ve 2017 Anayasa değişikliği ile Türkiye'de uygulamaya başlanılan cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi oluşturmaktadır. Bu çalışmada genel olarak kuvvetler ayrılığı teorisi, kuvvetler ayrılığına dayanan hükûmet sistemleri ile bu hükûmet sistemlerinin tasnifi, başkanlık sisteminin ne olduğu ve nasıl ortaya çıktığı, hükûmet sistemleri içerisindeki konumu, Türkiye'de, Azerbaycan'da ve Kazakistan'da uygulanan hükûmet sistemlerinin başkanlık sistemi olup olmadığı ve nihayet Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan hükûmet sistemlerinin birbirlerine benzer olup olmadığı sorularına cevap aranmaktadır. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde kuvvetler ayrılığı ve hükûmet sistemlerine, ikinci bölümünde Türkiye'de uygulanan cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine, üçüncü bölümünde Azerbaycan başkanlık sistemine, dördüncü bölümde Kazakistan hükûmet sistemine ve son olarak üç ülkenin hükûmet sistemlerinin genel hatlarıyla mukayesesine yer verilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Rı̇sk ı̇ştahı ı̇le borsa endeks getı̇rı̇lerı̇ ı̇lı̇şkı̇sı̇: Borsa ıİstanbul (BİST) üzerı̇ne bı̇r uygulama
Rasha Faeeq Al-doorı
Bu tez çalışmasının amacı Borsa İstanbul (BİST) yatırımcılarının risk iştahları ve hisse senedi getirileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Yatırımcıların duygu ve davranışlarını yansıtan göstergelerin, çeşitli endeksler aracılığıyla hisse senedi getirilerini açıklamada etkili değişkenler olduğu yönünde literatürde oldukça fazla çalışma bulunmaktadır. Bununla birlikte başta BİST olmak üzere hazırlanan bir duygu endeksi ve hisse senedi getirileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyan az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada Borsa İstanbul (BİST) yatırımcılarının risk iştahları ve hisse senedi getirileri arasındaki ilişkilerin zaman serisi analizi; eş bütünleşme, Granger nedensellik testleri ve Vektör Otoregresif Regresyon (VAR) teknikleri kullanılarak yapılmaya çalışılmıştır. Yapılan analizler sonucunda Risk Eğilim Endeksi (REKS) ile BİST borsa endeksleri arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Bu durumda, kısa dönemde REKS, BİST endekslerini, ayni şekilde BİST endeksleri de RESK endeksini anlamlı şekilde etkilemektedir. Yapılan analizler sonucunda, başlangıç hipotezleri arasında yer alan çift yönlü nedensellik ilişkisine yönelik hipotezler istatistiksel olarak desteklenmiş ve kabul edilmiştir. Bu çalışma, finansal piyasalarda yatırımcı davranışlarının ölçülmesinde risk algısına dayalı göstergelerin (örneğin REKS Endeksi) ne denli belirleyici olabileceği sorunsalından hareketle, BİST endeksleri ile REKS arasında kısa ve uzun vadeli çift yönlü nedensellik ilişkisini ortaya koyarak; yatırım kararlarında risk göstergelerinin rolünü açığa çıkarmış, literatüre metodolojik çeşitlilik ve politika düzeyinde uygulanabilir çıkarımlar sunmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025MÖ 3. binyıldan Hellenistik dönemin sonuna kadar Doğu Karadeniz'den Orta Anadolu'ya bağlanan yol güzergahları
Zeynep Bayrak
Bu araştırma, Doğu Karadeniz ile Orta Anadolu arasında yer alan, farklı dönemlerde çeşitli toplumlar tarafından kullanılmış doğal ve yapay güzergâhları ele almaktadır. Bu araştırma söz konusu güzergâhların ticari, kültürel ve jeopolitik önemini inceleyerek yeni bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Bu güzergâhlar sayesinde çevresindeki bölgeler arasında da kültürel alışverişi sağlanmıştır. Ticaret yollarının yanı sıra bölgedeki zengin yeraltı ve yer üstü kaynakları önemli bir gelir kaynağı oluşturmuştur. Elde edilen veriler dönem içerisinde kullanılan yolların belirlenmesinde olanak sağlamıştır. Böylelikle farklı toplumların sahip olduğu kültürler ile bölgeler arası yapılan ticaretler sayesinde yayılım göstermiştir. Çalışma da önce bölgenin konumu ele alınacak, ardından tarihsel süreçte yolların gelişimi incelenecektir. Bu çalışma, ticaret yollarının ekonomik ve kültürel etkileşimdeki rolünü ortaya koymayı hedeflemiştir. Tez toplam dört bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölümde bölgelerin coğrafi yapısı, tarihi coğrafyası hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Erken Tunç Çağı'nda kullanılan özellikle MÖ. III. Binyıldan itibaren tercih edilen yol güzergâhları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise MÖ. II. binyılda Asur Ticaret Kolonileri ile başlayıp Hellenistik Dönemin sonuna kadar kullanılan yollar üzerinde durulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Ünı̇versı̇te öğrencı̇lerı̇nı̇n mobı̇l telefonsuz kalma korkusu (Nomofobı̇) ı̇le yalnızlık düzeylerı̇nı̇n arasındakı̇ ı̇lı̇şkı̇nı̇n ı̇ncelenmesi
Muhammed Mustafa Şahin
Bu çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinin mobil telefonsuz kalma korkusu (nomofobi) ile yalnızlık düzeylerinin arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya 400 (200 erkek 200 kadın) üniversite öğrenci dahil olmuştur. Çalışmada veri toplama araçları olarak Yıldırım, Sumuer, Adnan ve Yıldırım (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan Nomofobi Ölçeği, Demir, (1989) tarafından Türkçeye uyarlanan UCLA Yalnızlık Ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmanın evren ve örneklemini 2024-2025 eğitim öğretim yılındaki Erzincan ve Kayseri'deki üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma bağlamında toplanan formlar SPSS 27.0 paket programında kullanılmıştır. Çalışma kapsamında toplanan formların analizinde betimsel analizlerden faydalanılmıştır. Veri setinin normal dağılım gösterip göstermediğinin incelenmesi adına çarpıklık ve basıklık katsayıları bakılmıştır. Normal dağılım gösterdiği anlaşılan veri setinde ilişkileri incelemek adına Pearson Momentler Korelasyon Katsayısı; ikili gruplar için farklılaşmanın yönünü belirlemek adına bağımsız örneklemler T testi ve iki veya daha fazla gruplar için Tek Yönlü Varyans Analizinden (ANOVA), nomofobi düzeylerinin üniversite öğrencilerinin yalnızlık düzeylerini yordayıp yordamadığını belirleme adına Basit Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında Nomofobi ile Yalnızlık arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Çalışmada elde edilen sonuçlar alan yazını kapsamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Mehmet Akif Ersoy'un safahat adlı eserinde iyimserlik anlayışı üzerine felsefi bir inceleme
Bayram Çelik
Bu çalışma, Mehmet Akif Ersoy'un Safahat adlı yedi kitaptan oluşan eserinden hareketle, şairin iyimserlik anlayışını felsefi bir perspektiften ele almayı amaçlamaktadır. Safahat'ta ana temalar arasında dini ve ahlaki değerler, cehalet, yanlış eğitim politikaları, vatan ve millet sevgisi, iyimserlik ve ümit anlayışı, çalışma ve üretim ahlakı, toplumsal yaşam, tevekkül, tefekkür, modernleşme ile Batı–Doğu eksenli tartışmalar öne çıkmaktadır. Eserdeki iyimserlik anlayışı yalnızca toplumsal bir ruh hâli olarak değil, aynı zamanda bireysel bir dirilişin zorunlu bir parçası olarak ele alınır. Akif'in iyimserlik yaklaşımı; çalışmaya, inanca ve sorumluluğa dayanan aktif bir umut anlayışına yaslanır. Şaire göre pasif bir bekleyiş, karamsarlık ve ümitsizlik bireyi ve toplumu felakete sürükler. Bu nedenle, umut duygusu hiçbir koşulda terk edilmemelidir. Safahat'ta sergilenen iyimserlik anlayışı, İslam kültürüyle yoğrulmuş ve ilahi temelli bir değer olarak sunulmuştur. Akif'in düşünce sisteminde tevekkül, merkezi bir yer tutar. Ona göre insan, azim ve kararlılıkla çalışmalı, sorumluluk üstlenmeli ve nihayetinde Allah'a güvenmelidir. Ancak her şeyi kadere bağlamak ve çaba göstermemek, bireyin hem dünyevi hem de uhrevi hayatını tehlikeye atar. Bu nedenle Akif, tevekkülü yanlış anlamaktan kaynaklanan edilgenliği eleştirir. Akif'e göre asıl olan, insanları umutsuzluğa kapılmadan harekete geçirmek, onları yanlışlardan uzaklaştırarak bilinçlendirmektir. İyimserlik, Akif'in düşüncesinde bireyden topluma yayılan bir inşa sürecidir. Bu anlayış, duygusal bir avutma biçimi değil; ahlaki bir duruş ve bilinçli bir direniştir. Akif'e göre bireyin ahlaki, düşünsel ve felsefi gelişimi ne kadar ilerlerse, toplumun da aynı oranda gelişmesi mümkün hale gelir. Dolayısıyla Safahat'ta iyimserlik; bireysel gelişimi önceleyen, toplumun dönüşümüne katkı sunan, değer temelli bir tutum olarak konumlandırılmıştır. Mehmet Akif'in iyimserlik anlayışı, İslam ümmetinin sahip olduğu potansiyele inançla bağlanması gerektiğini vurgular. Şair, ümmetin hiçbir koşulda ümitsizliğe kapılmaması, inanç ve kararlılıkla tüm zorluklara karşı mücadele etmesi gerektiğini güçlü biçimde dile getirir. Anahtar Kelimeler: Ahlak, İyimserlik, Kötümserlik, Mehmet Akif Ersoy, Safahat.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Doctoral ThesisAçık Erişim2025Römorkaj sözleşmesi
Kağan Turan
Römorkaj sözleşmesi, çekicinin, römorkaj ücreti adı verilen ücret karşılığında, römorkaj hizmetleri sunmayı üstlendiği sözleşmedir. Uzun yıllardır uygulanan ve günümüzde de yaygın bir kullanım ağına sahip bir sözleşme olan römorkaj sözleşmesiyle güdülen amaç, çektirenin talebi doğrultusunda emniyetli şekilde römorkaj hizmetlerini gerçekleştirebilmektir. Bu amacın gerçekleşebilmesi, ancak tarafların üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirebilmesiyle mümkün olabilecektir. Tarafların üzerine düşen yükümlülüklerin neler olduğu, bu yükümlülüklerin kapsamı, hukuki niteliği, yükümlülüklerin ihlâl edilmesi durumundaki sorumlulukları ve tarafların sahip olacağı imkânlar, çalışmamızın temel odak noktalarıdır. Bu çalışmada, römorkaj sözleşmesiyle ilgili olarak uygulamada kullanılan römorkaj sözleşmesi formları göz önüne alınarak, konu, başta Anglo-Amerikan ve Alman Hukuku olmak üzere mukayeseli şekilde tetkik edilmiştir. Bu çerçevede, öncelikle, römorkaj sözleşmesinin unsurları ve özellikleri ortaya konulmuş, benzer deniz ticareti sözleşmeleriyle mukayesesi yapılmış ve sözleşmenin tarafları ve aracıları açıklanmıştır. Daha sonra, taraflarının yükümlülükleri teker teker ele alınmış ve bu yükümlülüklere aykırılık durumunda ortaya çıkabilecek olası sorunlara çözüm bulunmaya çalışılmıştır. Yükümlülük ve sorumluluk hususlarının yanı sıra römorkaj sözleşmesini sona erdiren durumlar ve bunların hukuki sonuçları incelenmiştir. Bunların dışında, römorkaj sözleşmesine uygulanacak hukuk ve uyuşmazlıkların çözüm mercii incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise römorkaj sözleşmesinin deniz kazaları ile olan ilişkisi ortaya konulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Misalli Büyük Türkçe Sözlük'ün (c) maddesindeki Arapça menşeli kelimelerin çağdaş Mısır Arapçasıyla mukayesesi
Fatma Zehra Yıldırım
Diller arası kelime alışverişinde, özellikle ödünçlenen kelimeler, alıcı dilin siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik yapısıyla bütünleşme sürecinde çeşitli anlamsal dönüşümlere uğrayabilmektedir. Anlam değişimlerinin anlambilim (semantik) ve edimbilim (pragmatik) gibi dilbilimin alt disiplinleri çerçevesinde değerlendirilmesi hem kuramsal hem de uygulamalı dilbilim açısından sözlük bilimine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yönüyle çalışma, Arapça-Türkçe etkileşimi bağlamında anlam değişmeleri olgusunu disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alarak, Türkçedeki Arapça kökenli kelimelerin tarihsel süreç içerisinde geçirdiği anlamsal dönüşümleri inceleyerek bilimsel bir zemine oturtmayı hedeflemektedir. Bu çalışmada öncelikle Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı tarafından yayımlanan Misalli Büyük Türkçe Sözlük'ün "C" maddesinde yer alan Arapça kökenli kelimelerin tespiti yapılmıştır. Arapçadan Türkçeye geçen kelime sayısının çokluğu dikkate alınarak tez "C" maddesiyle sınırlı tutulmuştur. Kelimelerin bu sözlükte geçen temel ve yan anlamları olduğu gibi aktarılmıştır. İkinci adım olarak bu kelimelerin çağdaş Mısır Arapçası sözlülerindeki anlamları tespit edilmiş, hem tarihî hem de çağdaş kullanım örnekleri incelenmiş ve Türkçedeki anlamlarıyla mukayesesi yapılmıştır. Üçüncü adım olarak mukayese sonucu varılan kanaatler sonuç olarak ortaya konmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025İsmet Sezgin'in 1980 İhtilali'ne kadar olan siyasi hayatı ve meclis faaliyetleri
Hülya Kurt
Bu çalışma Cumhuriyet dönemi önemli siyasetçilerden biri olan İsmet Sezgin'in siyasi yaşantısını ve 1961-1980 yıllarındaki Meclis faaliyetlerini ele almaktadır. Sezgin'in hayatı ve kişiliği aktarılırken siyasi hayatına da odaklanılmıştır. Sezgin'in 1955 yılında yapılan yerel seçimlerde Demokrat Parti'den Aydın Belediye Başkanlığına seçilmesiyle başlayan ve 1960 İhtilali'ne kadar olan siyasi çalışmaları, 1960 İhtilali ve süreci, 1961 genel seçimlerinde Adalet Partisi'nden Aydın milletvekili seçilmesi, 1965'ten 1980 İhtilali'ne kadar olan yasama faaliyetleri ve düşünceleri incelenmiştir. Çalışmanın oluşumunda esnasında yararlanılan temel kaynaklar Aydın'ın yerel gazeteleri olan Ses, Yeni Kıroba ve Hür Aydın Gazetesi şeklindedir. Ayrıca Sezgin'in politik hayatını ele alırken dönemin önemli ulusal yayınları olan Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinden de yararlanılmıştır. Bununla birlikte Meclis faaliyetlerini ve Sezgin'in bakanlık dönemlerini aktarırken Devlet Arşivleri ve Türkiye Büyük Millet Meclis'i Zabıt Ceridelerinden, son olarak hem kendi yazdığı kitapları hem de dönemin telif ve tektik eserlerinden büyük ölçüde faydalanılmıştır. Çalışmanın bulguları arasında Sezgin'in, siyaseti ülkeye hizmet olduğu, nezaket çerçevesinde yapılması gereken bir uğraş olduğu anlayışı sayılabilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ThesisAçık Erişim2025Mükerrer sezaryen vakalarında postoperatif analjezi amacıyla ultrason eşliğinde uygulanan "Transversus Abdominis Plan" ve "Transversalis Fasya Plan" bloklarının etkinliğinin karşılaştırılması: Prospektif gözlemsel çalışma
Taha Emre Ötügen
Amaç: Spinal anestezi altında mükerrer sezaryen cerrahisi geçiren gebelerde postoperatif dönemde ağrıyı azaltmaya yönelik uygulanan Transversus Abdominis Plan (TAP) bloğu ile Transversalis Fasya Plan (TFP) bloğunun harekette ve istirahatte ağrı skorları üzerine etkilerininin, ilk mobilizasyon için geçen sürelerinin ve analjezik kullanım miktarlarınının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Mükerrer sezaryen cerrahisi geçiren ve postoperatif analjezi amacıyla TAP ve TFP blok uygulanan 20-45 yaş arası ASA 1 ve ASA 2 risk skoruna sahip 90 hasta postoperatif dönemde incelendi. Hastalar Transversalis Fasya Plan bloğu uygulanan (Grup I) ve Transversus Abdominis Plan bloğu uygulanan (Grup II) olmak üzere 2 farklı gruba ayrıldı. Postoperatif dönemde ağrı skorları 0, 3, 6, 12 ve 24. saatlerde hareketle ve istirahatle Vizüel Analog Skala (VAS) kullanılarak değerlendirildi. Ayrıca postoperatif dönemde ilk mobilizasyon süreleri kaydedildi. Hastalara gereklilik halinde bloklara ek olarak analjezik ajanlardan parasetamol, diklofenak sodyum ve tramadol uygulandı. Postoperatif 24 saatlik süreçte toplam kullanılan analjezik miktarları kaydedildi. Ayrıca 24 saatlik süreçte bulantı, kusma, kaşıntı gibi opioid kullanımına bağlı ortaya çıkabilecek komplikasyonlar not edildi. Çalışmadan elde ettiğimiz veriler IBM SPSS 25.0 (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) paket programında analiz edildi. Bulgular: Transversalis Fasya Plan bloğu uygulanan (Grup I) hastalarda Transversus Abdominis Plan bloğu uygulanan (Grup II) hastalara göre 3., 6., 12. ve 24. saatte istirahat ve hareket halinde ağrı skorları istatiksel olarak anlamlı bir şekilde daha düşük olarak saptandı. Ayrıca ameliyat sonrası ilk mobilizasyon süreleri karşılaştırıldığında Grup I deki hastaların Grup II deki hastalara göre istatiksel olarak anlamlı bir şekilde daha erken mobilize olduğu görüldü (p=<0,001). Gruplar arası 2 analjezik kullanım miktarları karşılaştırıldığında Grup II deki hastaların Grup I deki hastalara göre anlamlı bir şekilde parasetamol ve diklofenak sodyum kullanımlarının daha fazla olduğu izlendi (p=<0,001). Grup I ve Grup II arasında tramadol kullanım miktarlarında anlamlı bir fark saptanmadı (p=0.101). Opioidlere bağlı gelişebilecek komplikasyonlar iki grupta da birbirine yakın oranlarda izlendi. Sonuç: Postoperatif ağrının kontrolünde Transversalis Fasya Plan bloğunun Transversus Abdominis Plan bloğuna göre daha etkili olduğu, ağrı skorlarının daha düşük olduğu görüldü. İlk mobilizasyon süreleri açısından da Transversalis Fasya Plan bloğu daha erken mobilizasyon imkanı sağladı. Opioid tüketimi açısından fark görülmezken, parasetamol ve diklofenak sodyum kullanımı Transversus Abdominis Plan bloğu yapılan grupta daha fazla olarak görüldü. Bu veriler ile Transversalis Fasya Plan bloğunun Transversus Abdominis Plan bloğuna göre sezaryen cerrahisi sonrası ağrı kontrolünde daha üstün bir blok olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: Transversalis Fasya Plan bloğu, Transversus Abdominis Plan bloğu, opioid tüketimi, mükerrer sezaryen cerrahisi, ilk mobilizasyon zamanı.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ThesisAçık Erişim2025Pediatrik ayak bileği Manyetik rezonans görüntülemesinde kırmızı kemik iliği değişikliklerinin ölçümü
Barış İrgül
Amaç Pediatrik yaş grubunda ayak bileğine yönelik yapılan Manyetik rezonans görüntülemesinde (MRG) T2 ağırlıklı görüntülerde (T2A) yüksek sinyaller sıklıkla izlenmektedir. Bu yüksek sinyallerin başlıca ayırıcı tanıları arasında kemik iliği ödemleri, travma, enflamasyon, enfeksiyon, neoplastik sebepler, artrit, metabolik sebepler, iyatrojenik, biyomekanik ve gelişimsel nedenler yer almaktadır. Pediatrik ayak bileği MRG'sinde T2A fokal sinyal artışları aynı zamanda fizyolojik bir bulgu olan kırmızı kemik iliği değişikliklerine de işaret edebilmektedir. Bu çalışmadaki temel amaç, pediatrik ayak bileği MRG tetkiklerindeki T2A yüksek sinyallerin, patolojiye işaret eden ayırıcı tanıların yanı sıra kırmızı kemik iliği değişikliklerine de ait olabileceğinin anlaşılması ve bunların hangi kemiklerde, ne sıklıkta izlendiğinin, yaşla, cinsiyetle nasıl dağılım gösterdiğinin anlaşılmasıdır. Böylelikle kırmızı kemik iliği değişikliklerinin ve kemik iliği dönüşümünün normal paternleri anlaşılabilir olacak ve pediatrik ayak bileği MRG'sinde izlenen sinyal değişikliklerinin diğer ayırıcı tanılardan ayırt edilebilmesi daha mümkün olabilecektir. Gereç ve Yöntem Çalışmamız Ekim 2020 ile Ekim 2024 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniğinde, 1,5 Tesla MRG cihazında ayak bileği görüntülemesi yapılmış 18 yaş ve altı çocuk hastalarda retrospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Osteomiyelit, travma, primer tümör ve metastatik lezyon, metabolik ve gelişimsel anomali, tedaviye bağlı değişikliklerle uyumlu anamnezi veya bulguları olan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Belirtilen esaslara göre toplam 196 hasta çalışma kapsamında incelenmiş ve 47 hasta çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışma popülasyonu 149 hastadan oluşmaktadır. Çalışmaya dahil hastaların ayak bileği MRG tetkiklerinde, kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu T2A sinyal artışları izlenip izlenmediği, eğer bu sinyaller izleniyorsa bunların hangi kemiklerde mevcut olduğu, görüntülemenin hangi ayaktan yapıldığı, hastaların yaş ve cinsiyetleri kaydedilmiştir. Bulgular Araştırmaya dahil edilen 149 hastanın 125'inde (%83.9) kemik yapıların en az birinde kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odak veya odaklar izlendi. Tüm hastaların %81.2'sinde talusta, %57.7'sinde kalkaneusta, %47'sinde navikulada, %32.2'sinde küboid kemikte, %38.9'unda medial kuneiformda, %30.9'unda orta kuneiformda, %19.5'inde lateral kuneiformda, %18.1'inde metatars bazisinde, %18.8'inde tibiada, %12.8'inde fibulada kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odaklar saptandı. İlerleyen yaşla birlikte odak izlenme sıklığı daha düşüktü. Ayak kemiklerinde yapılan anatomik gruplamalarda, arka ayakta ve ayak medial planda kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odakların izlenme sıklığı daha yüksekti. Okul dönemindeki kızlarda erkeklere kıyasla tibia, fibula, metatars bazisi bölgesindeki kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odakların sıklığı daha yüksek iken, diğer bölgelerdeki kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odakların sıklığı erkeklerde daha yüksekti. Adölesan grubunda ise, erkeklerde kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odakların izlenme sıklığı kızlara kıyasla tüm kemiklerde daha yüksekti. Sonuç Kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odakların izlenme sıklığı, ilerleyen yaşla birlikte azalmaktadır. Çalışmamızda, literatürde belirtilen kemik iliği konversiyonu paterni ile uyuşacak şekilde, kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odaklar distalden proksimale doğru artan bir sıklık sırası ile izlenmekte ve en sık arka ayak grubunda izlenmektedir. Ayrıca çalışmamızda literatüre katkı olarak, erkek ve kız cinsiyet gruplarında yapılan kıyaslamalar sonucunda erkeklerde kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odakların izlenme sıklığı daha fazla bulunmuştur. Literatüre diğer bir katkı da ayağın anatomik olarak lateral ve medial gruplara ayırıp incelenmesi sonucunda, medialde laterale kıyasla kırmızı kemik iliği değişiklikleri ile uyumlu odakların izlenme sıklığının daha fazla olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Kemik İliği MRG, Kemik İliği Konversiyonu, Rekonversiyon, Kırmızı Kemik İliği değişiklikleri, Ayak Bileği MRG
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Türk hukukunda adil yargılanma hakkı çerçevesinde kanuni hâkim ilkesi
Serpil Keser
Hukuk devleti ilkesinin ayrılmaz bir unsuru olan kanuni hâkim ilkesi, adil yargılanma hakkının temel yapı taşını oluşturarak bireylerin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma güvencesini sağlar. İlkenin amacı, keyfi yargılamaların önleyerek ve yargı yetkisinin kötüye kullanılmasını engelleyerek, bireylerin temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almaktır. Çalışmada kanuni hâkim ilkesi, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak ele alınmaktadır. Bu sebeple öncelikle adil yargılanma hakkının kavramı ve tarihsel gelişimi üzerinde durulmuş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bağlamında bu hakkın kapsamı kısaca incelenmiştir. Kanuni hâkim ilkesi ve bu ilkenin adil yargılanma hakkı ile olan ilişkisi ele alınmıştır. Çalışmada kanuni hâkim ilkesi, ilkenin adlandırılması hususunda doktrinde yer alan tartışmalar, ilkenin tarihsel gelişimi, ulusal ve uluslararası hukuk sistemlerindeki ve karşılaştırmalı hukuktaki yeri ile anayasal güvence altındaki düzenlemeleri ele alınmıştır. Çalışmanın odak noktası, Türk hukuk sistemi ile yargı kararları ışığında günümüzde geçerliliği olan hukuki kurumlar çerçevesinde kanuni hâkim ilkesinin uygulanabilirliğini değerlendirmektir. Bu bağlamda, sulh ceza hakimlikleri, bağımsız idari otoriteler, tüketici hakem heyeti, ceza muhakemesinden davanın nakli, seri muhakeme usulü, basit yargılama usulü, hâkimin reddi gibi çağdaş yargısal düzenlemeler temel alınmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada kanuni hâkim ilkesinin, hukuk devleti ilkesinin tesisinde ve bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasında üstlendiği rol vurgulanmış; ilkenin ihlal edilmesini önlemeye yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Adil Yargılanma Hakkı, Hukuk Devleti, Kanuni Hâkim İlkesi, Yargının Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Sara Gürbüz Özeren'in çocuk kitaplarında yer alan eğitsel iletiler
Sertaç Akkaya
Çocuk edebiyatı ürünleri önceki dönemlere göre daha çok ilgi görmüş dolayısıyla gün geçtikçe bu alanda kaleme alınan kitapların sayısı artmıştır. Bu durum yazılan kitapların çocuğa uygunluğunu ve kitaplarda verilmek istenen mesajların incelenmesini zorunlu kılmıştır. Çünkü çocuklar için yazılan eserlerdeki mesajlar, çocuğun çok yönlü gelişiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çocuklar için yazılmış kitaplar, çocuğun kişisel gelişimini tamamlaması, ulusal ve evrensel değerlere sahip olması ve içinde yaşadığı topluma uyum sağlayabilmesi açısından içerdikleri iletiler bakımından önemli bir yere sahiptirler. Bu araştırmada edebiyatımızın önemli çocuk kitapları yazarlarından Sara Gürbüz Özeren'in kaleme aldığı çocuk kitaplarından "Mektup Arkadaşım" adlı kitap takımındaki 10 hikâye kitabının içerdiği eğitsel iletiler ile bu iletilerin aktarım şekli incelenmiştir. Bu doğrultuda Sara Gürbüz Özeren'in "Mektup Arkadaşım" adlı kitap takımındaki 10 hikâye kitabında yer alan iletilerin çocuğun; kişisel gelişimi, toplumsal gelişimi, ahlaki gelişimi, ulusal düşünce gelişimi, evrensel düşünce gelişimi yönünden incelenerek ne şekilde aktarıldığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda Sara Gürbüz Özeren'in kaleme aldığı eserlerinde, eğitsel mesajlar noktasında zengin bir içeriğe sahip olduğu tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ThesisAçık Erişim2025Maliyet etkinlik penceresinden meme manyetik rezonans görüntülemeye farklı bir bakış
Düzgün Can Şenbil
Giriş ve Amaç Memeye ait enfeksiyöz, otoimmün ve kitlesel hastalıklar başta olmak üzere birçok hastalık mevcuttur. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser olmakla birlikte kansere bağlı ölümlerin de ikinci en sık sebebidir. Meme hastalıklarında gerek tanıda gerekse kadınlardaki kanser sıklığı nedeniyle taramada görüntüleme yöntemleri çok önemlidir. Tarama yöntemlerinde geniş kitlelerin hedef alınması, artan sağlık harcamalarında sürekliliğin sağlanması gibi sebepler nedeniyle görüntüleme yöntemleri seçilirken maliyet etkinlik büyük önem arz etmektedir. Materyal ve Metod Çalışmamız 01.01.2020 ve 01.01.2022 tarihleri arasında meme MRG tetkiki yapılan hastaları içermektedir. MRG raporları önceki mamografi ve ultrason raporlarıyla karşılaştırıldı. Tanı koymak için MRG'nin ek bir fayda sağlamadığı hastalar çekim sebepleriyle birlikte belirlendi. Sağlık uygulama tebliğinin birim fiyatları baz alınarak gereksiz çekimlerin maliyetleri hesaplandı. Bulgular Çalışmamız 16-87 yaş arası ortalama 46.46±12.04 yaşında 497 kadın ve 58-64 yaş arası ortalama 61±4.24 yaşında 2 erkek hastadan oluşmaktadır. Hastaların önceki US ve Mamografi sonucuna göre elde edilen BI-RADS sonucu ile meme MRG çekildikten sonraki BI-RADS değerleri karşılaştırıldığında 499 hastanın 321 (%64.3)'inin meme MRG tetkiki yapılmadan tanı alabileceği ve çekilen meme MRG'nin hastaya yaklaşım ve tedavi konusunda herhangi bir değişikliğe neden olmadığı saptanmıştır Tartışma ve Sonuç Meme MRG günümüzde pahalı ve ulaşılması zor bir tetkik olduğundan MRG tetkiki yapılacak hastaları belirlerken maliyet etkinliğe dikkat etmek büyük önem arz etmektedir. Çalışmamızda hekimleri sınırlayıcı bir faktör olmadığı için gereksiz çekilen meme MRG'ler sebebiyle maddi olarak büyük kayıplar yaşanmaktadır. Hekimlerin meme MRG kullanımı konusunda BI-RADS sözlüğüne uymaları çekim sayısını azaltacaktır. Bu durum gereksiz çekimlere bağlı maliyeti, gereksiz iş gücünü ve yedek parça maliyetini de azaltacaktır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Artırılmış gerçeklik uygulamalarının, farklı öğrenme stillerine sahip ilkokul öğrencilerinde bilişsel yük, teknolojik öz yeterlilik ve akademik başarıya etkisi
Şeyma Nur Ateş
Bu tezin amacı, artırılmış gerçeklik (AG) uygulamalarının farklı öğrenme stillerine sahip ilkokul öğrencilerinin bilişsel yük, teknolojik öz yeterlik ve akademik başarı üzerindeki etkisini incelemektir. Ayrıca, öğrencilerin uygulama sonrasına yönelik deneyimleri, öğrenme algıları ve eğitim süreci ile ilgili görüşleri değerlendirilmiştir. Araştırmada, nitel ve nicel veriler birlikte kullanıldığı için karma araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Erzurum'un Aşkale ilçesindeki bir ilkokulda öğrenim gören 4. Sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri-III (KÖSE-III), AG Teknolojisi Öz Yeterlilik Ölçeği ve Akademik Başarı Testi kullanılmıştır. Ek olarak, öğrencilerin uygulama sonrasına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel veriler analiz edilirken, SPSS 27.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı kullanılmış; bağımlı ve bağımsız t testi, tek ve iki yönlü ANOVA yapılarak bulgular analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, AG'nin akademik başarı, tutum ve öz yeterlilik düzeylerine farklı etkileri olduğunu göstermektedir. Akademik başarıda anlamlı farklılık "Özümseyen" ve "Yerleştiren" gruplarında bulunurken, öz yeterlilik düzeylerinde en fazla artış "Değiştiren" grubunda gözlemlenmiştir. "Ayrıştıran" öğrenme stiline sahip öğrencilerde bilişsel yük seviyesinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda, araştırmacıların AG uygulamalarını öğrenme stillerine göre planlamaları önerilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Yük taşıma kapasitesi perspektifinde iklim değişikliği üzerine ampirik bir analiz
Fatma Demir
Günümüzde iklim değişikliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan küresel ısınma problemi beraberinde çevresel bozulmalara neden olan faktörlerin açıklanmasına yönelik ilgiyi arttırmaktadır. İklim değişikliği tüm ekonomiler için büyük bir zorlu olmakla birlikte, özellikle son yıllarda hızlı bir büyüme gerçekleştiren ve bu büyüme neticesinde çevresel bozulmaların daha da artış gösterdiği BRICS ülkeleri için de önemli bir konudur. Bu çerçevede son dönemlerde yük taşıma kapasitesi ve çevresel kirlilik arasındaki ilişkiyi inceleyen özel bir alan ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada BRICS ülkelerinde (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika ) 1995-2019 yılları arasında ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve fosil enerji kullanımın yük kapasitesi faktörü üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle, mevcut çalışma BRICS ülkelerinde ekonomik büyümenin ve yenilenebilir ve yenilenemeyen enerjinin çevre kalitesi üzerindeki etkisini değerlendirmeyi çevrenin hem talep hem de arz taraflarını kapsayan yük kapasitesi faktörü (LCF) olarak bilinen daha kapsamlı bir çevre kalitesi ölçütü kullanmıştır. Ayrıca çalışmada yük taşıma kapasitesi ve ekonomik büyüme arasındaki dönemsel ilişki ele alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre bu ülkelerde, Çevresel Kuznets Hipotezi geçerli olmakla birlikte yenilenebilir enerji kullanımı ile yük kapasitesi faktörü arasında pozitif bir ilişki söz konusu iken fosil enerji kullanımı yük taşıma kapasitesini azaltmaktadır. Bununla birlikte elde edilen diğer bulgulara göre yük taşıma kapasitesi ile gelir arasında da "N" yönlü bir ilişki söz konusudur. Anahtar Kelimeler: Yük taşıma Kapasitesi, Yenilenebilir Enerji, Fosil Enerji, BRICS Ülkeleri
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ThesisAçık Erişim2025Skapular superomedial açının akromion morfolojisi ile ilişkisi
Sami Kandefer
Amaç: Skapulanın anatomik varyasyonlarının omuz kuşağı eklemlerinin sağlığı üzerine etkileri günümüzde halen birçok çalışmanın konusu olmaktadır. Akromion morfolojisinin hastalarda en çok omuz ağrısı şikayetine sebep olan rotator manşet tendinopatileri ve subakromial sıkışma sendromu gibi hastalıklarla ilişki düzeyi son yıllardaki bir tartışma konusudur. Skapular superomedial açının ise bugüne kadar yalnızca atlayan skapula sendromu ile ilişkisinin araştırıldığı görülmektedir. Gelişim sürecinde spina skapula kaynaklı bu iki varyasyonun aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak ve tanıda yol gösterici yeni bir kriter belirlemek amacıyla bu çalışmayı planladık. Gereç ve Yöntem: Hastanemizde Mayıs-Haziran 2024 aylarında çekilen 353 omuz MRG tetkiki incelendi. Geçirilmiş omuz çevresi cerrahi öyküsü, omuz kuşağı kemiklerinde kırık öyküsü, omuz kuşağı kemiklerinde ve çevre dokularda kitle görünümü olan ve çekim sırasındaki teknik hatalar nedeniyle uygun değerlendirme yapılamayacak omuz MR görüntülemeleri çalışma dışı bırakıldı. Son olarak tip 4 akromiona sahip olan 4 hastanın omuz MR görüntülemeleri de istatistiksel olarak anlamlı sonuç elde edilemeyeceği ve veri sayısını artırıp sonuca varmayı zorlaştıracağı için çalışma dışı bırakıldı. Çalışmamıza 27'si bilateral olmak üzere 279 hastadan elde edilmiş 306 omuz MR görüntülemesi dahil edildi. Bu görüntülemelerin 157 tanesi sağ omuza aitken 149 tanesi sol omuza aitti. Tüm MR görüntüleri 1.5 T MRG (Magnetom Aera, Siemens, Erlangen, Almanya) cihazı ile standart (16 kanallı) omuz koili kullanılarak elde edilmişti. Akromion tipleri için tip 1, tip 2, ve tip 3 olarak 3 grup; superomedial açı için ise belirlenen ortalama değerin altındaki ve üzerindeki değerlere göre 2 grup oluşturuldu. Subakromial aralık ölçümleri mm cinsinden kaydedilerek gruplandırma yapmadan değerlendirildi. Ayrıca rotator manşet, glenoid labrum, biseps braki uzun başı tendonu sağlamlık ve patolojik durumlarına göre gruplandırmalar yapılarak incelendi. Çalışmamız retrospektif yöntemle gerçekleştirildi. Bulgular: Akromion tip 1 grubunda superomedial açı medyan değeri 129, ortalama değeri 128,4 ± 4,1; tip 2 grubunda medyan değer 134, ortalama değer 133,7 ± 5,4; tip 3 grubunda medyan değer 137, ortalama değer 137,4 ± 4,3 olarak bulundu. Çalışmamızda akromion tip 1, 2 ve 3 ayrımında superomedial açının anlamlı etkinliği p değeri 0,000 ile gösterilmiştir. Superomedial açı için hesapladığımız 134° eşik değerinin altında tip 3 akromion %7,4 oranında görülürken; 134° ve üzerindeki superomedial açıya sahip skapulalarda tip 1 akromion %1,3 oranında görüldü. Ayrıca superomedial açı ≥ 134 olan grupta rotator manşeti 2 normal olanların oranı (%15,8) superomedial açı ≤ 133 olan gruptan (%34,5) anlamlı (p<0,05) olarak daha düşüktü. Sonuç: Yaptığımız bu çalışma akromion morfolojisinin skapulanın bir diğer yapısal farklılığı olan superomedial açı ile değişimini gösteren literatürdeki ilk çalışma niteliğindedir. Özellikle 134° ve üzerinde tip 1 akromion, altında ise tip 3 akromion ve ona bağlı muhtemel tendinopatilerin ve subakromial sıkışma sendromunun görülme sıklığının azaldığını söyleyebiliriz. Bu bağlamda superomedial açının skapulotorasik patolojilerin yanısıra glenohumeral eklem ve subakromial aralık patolojilerini de değerlendirmede kullanılabilecek bir parametre olduğunu ortaya koymuş olduk. Anahtar Kelimeler: Omuz eklemi, skapula anatomisi, akromion morfolojisi, superomedial (kostomedial) açı, subakromial aralık
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Hak Dini Kur'an Dili Tefsiri bağlamında fıkhî kaidelerin Kur'anî temelleri
Gökhan Badem
İslam hukuku müktesebatı içerisinde Mecellenin ilk yüz maddesi külli kaideler olarak bilinmektedir. Bu noktada tüm konular için genel geçer olarak serdedilen kurallara, kavâid, tek bir konuda geçerli olanlara ise davâbıt denilmektedir. İslam Hukuku alanında eğitim gören ve bu alanda lisansüstü çalışmalar yapan herkes, fıkha bütüncül olarak bakabilme noktasında külli kaidelerin öneminin farkındadır. Külli kaideler, İslam Hukuku alanında çalışma yapan kişiler için pek çok konuda kılavuz mahiyetindedir. Ne var ki bu alanda yapılan çalışmalar genel olarak yüzeysel kalmakta, yalnızca bu kaidelerin ezberlenmesi ile yetinilmektedir. Hak Dini Kur'an Dili Tefsiri, müellifin tefsir ilmindeki yetkinliğini tartışmasız şekilde ortaya koyduğu gibi fıkıh ilmindeki yetkinliğini de ortaya koyan pek çok argümanı içerisinde barındırmaktadır. Özellikle bazı fıkhî kâideler ile ayetler arasında kurmuş olduğu bağlantılar oldukça dikkat çekicidir. Fıkhî kâideler üzerine yazılmış olan eserlerde pek çoğuna rastlamanın mümkün olmadığı bu bağlantıların uzun ve derin bir tefekkür sonucu ortaya çıktığı aşikardır. Bu noktada Hak Dini Kur'an Dili tefsiri üzerine yapmış olduğumuz mütalaalarda Elmalılı'nın kavâid ve davâbıt yaklaşımı dikkatimizi celbetmiştir. Zira kaideler ile ayetler arasında ilk bakışta akla gelmeyecek ilginç bağlantılar kurmakta, kaidelerin neşet etmiş olduğu delilleri ortaya koymaktadır. İnce ve uzun bir tefekkür sürecinin meyvesi olan bu yaklaşımın gün yüzüne çıkarılması külli kaidelerin ve fıkhî temellerinin anlaşılması noktasında önem arz etmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
