Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Okul öncesi eğitim programı (2024) (OEP-2024) Türkçe alan becerilerine ilişkin okul öncesi öğretmen görüşlerinin incelenmesi

    Yasemin Sezen Korkmaz

    Bu araştırma, OEP-2024 kapsamında Türkçe alan becerilerinin (dinleme-izleme, konuşma, okuma, erken okuryazarlık) öğretimine dair öğretmen görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Erzincan'da görev yapan 20 okul öncesi öğretmeniyle yürütülen bu nitel durum çalışmasında, veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; öğretmenler materyal olarak en çok hikâye kitapları ve kartlarını kullanmakta, sonrasında ise akıllı tahta ve projeksiyon gibi teknolojilerden faydalanmaktadır. Öğretim sürecinde drama, canlandırma ve etkileşimli hikâye anlatımı öne çıkan tekniklerdir. Ölçme-değerlendirme aşamasında ise portfolyo, anekdot kayıtları ve gözlem formları gibi süreç odaklı araçların geleneksel yöntemlerin yerini aldığı görülmektedir. Süreçte karşılaşılan temel sorunlar; çocukların kısa dikkat süreleri, bireysel gelişim farklılıkları ve ekran bağımlılığı olarak belirlenmiştir. Bu engelleri aşmak için öğretmenler etkinlikleri sadeleştirmeyi ve aile katılımını sürece dahil etmeyi önermektedir. Sonuç olarak öğretmenlerin OEP-2024'ün beceri temelli vizyonuna uyum sağladığı, ancak özellikle aile eğitimi ve fiziksel imkânların geliştirilmesi noktasında desteğe gereksinim duydukları saptanmıştır. Aile katılımının yetersizliği ve kalabalık sınıf mevcutları, Türkçe alan becerilerinin kazandırılmasında yapısal engeller olarak öne çıkmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda; velilerin etkileşimli okuma konusunda bilinçlendirilmesi, sınıf mevcutlarının küçültülmesi ve öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir. Araştırmanın, okul öncesi Türkçe eğitimi alanında OEP-2024'ün uygulamaya yansımalarını değerlendiren güncel bir kaynak niteliği taşıdığı düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Doğal perlit agregası ve atık malzemelerle üretilen betonların gerilme-şekil değiştirme davranışının deneysel olarak incelenmesi

    Sabire Mayda

    Betonda geleneksel agregaların alternatif ve atık bazlı malzemelerle değiştirilmesi, sürdürülebilir yapı üretimi açısından önemli bir araştırma alanıdır. Bu çalışmada, doğal perlit agrega ikamesi ile lif donatısının betonun mekanik ve mikroyapısal özellikleri üzerindeki etkileri deneysel olarak incelenmiştir. Doğal perlit agregası, geleneksel taş agreganın yerine %0, %30, %70 ve %100 oranlarında kullanılmış; kenevir kıtığı, geri dönüştürülmüş plastik atık lifleri ve polipropilen (PP) lifler ise hacimce %0.0, %0.5, %1.0 ve %1.5 oranlarında karışımlara ilave edilmiştir. Yirmi sekiz günlük kür sonrasında basınç dayanımı, elastisite modülü, eğilme ve yarmada çekme dayanımı, ultrases geçiş hızı (UPV), gerilme–şekil değiştirme davranışı ve SEM analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, %30 perlit ikamesinin referans karışıma göre basınç dayanımı ve elastisite modülünü sırasıyla yaklaşık %6.67 ve %4.08 artırdığını göstermiştir. Buna karşılık, %70 ve %100 perlit ikamelerinde gözenekli yapı ve zayıf ara yüzey geçiş bölgesi nedeniyle mekanik performans azalmıştır. Lif katkılarında optimum oran %1.0 olarak belirlenmiş, en iyi performans ise çatlak köprüleme ve enerji yutma kapasitesi bakımından PP liflerde elde edilmiştir. Genel olarak, %30 perlit ikamesi ve %1.0 PP lif kullanımı, dengeli mekanik özelliklere sahip düşük karbonlu beton üretimi için uygun bir çözüm olarak değerlendirilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Çocuk kitaplarında kültürel unsurlar: Metin Özdamarlar kitapları

    Rüya Ece Aktaş

    Bu araştırmanın amacı, Metin Özdamarlar'ın çocuk kitaplarında yer alan kültürel ögeleri belirlemek ve sınıflandırmaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde doküman analizi yöntemiyle yürütülmüş, elde edilen veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Çalışmanın inceleme nesnesini popülerlik ölçütleri ve Millî Eğitim Bakanlığı ders kitaplarında yer alma durumu dikkate alınarak belirlenen Metin Özdamarlar'a ait on çocuk kitabı oluşturmaktadır. Kültürel ögelerin tespit ve sınıflandırılmasında alan yazından yararlanılarak oluşturulan bir çerçeve esas alınmış; ögeler günlük yaşam, kişiler arası ilişkiler, değerler ve eğitim, edebiyat-sanat ve müzik, gelenekler ve folklor, sosyal yaşam, coğrafya ve mekân ile atasözü ve deyimler olmak üzere sekiz kategori altında incelenmiştir. Araştırma sonucunda incelenen eserlerde toplam 875 kültürel öge tespit edilmiş; kültürel ögelerin en yoğun biçimde kişiler arası ilişkiler kategorisinde yer aldığı, bu kategoriyi sırasıyla atasözü ve deyimler, değerler ve eğitim, sosyal yaşam, günlük yaşam, edebiyat-sanat ve müzik, gelenekler ve folklor ile coğrafya ve mekân kategorilerinin izlediği görülmüştür. Araştırma bulguları, Metin Özdamarlar'ın çocuk kitaplarının kültürel aktarım açısından zengin ve çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu; tarih bilinci, millî değerler ve gündelik yaşam kültürüne ilişkin unsurların çocuk okura sistemli ve işlevsel bir biçimde sunulduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, söz konusu eserlerin kültürel kimlik oluşumu ve değer aktarımı bakımından önemli bir kaynak niteliği taşıdığına işaret etmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Kaygının kabul ve kararlılık terapisi bağlamında psikolojik katılık ve temel işlevsel süreçlerle incelenmesi

    Tuba Tekin

    Bu araştırmanın amacı, beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerde kaygının, Kabul ve Kararlılık Terapisi (KKT) kuramsal çerçevesi doğrultusunda psikolojik katılık ve temel işlevsel süreçler bağlamında incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüş, kuramsal model PATH analizi ile test edilmiştir. Çalışma grubunu toplam 461 beliren yetişkin oluşturmuştur. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi, Path analizi ve Bootstrap aracılık analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, kaygı ile ruminasyon, bilişsel kaynaşma, yaşantısal kaçınma ve psikolojik katılık arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Path analizi sonuçlarına göre yaşantısal kaçınma, bilişsel kaynaşma ve ruminasyonun psikolojik katılığı anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca yaşantısal kaçınma, ruminasyon ve psikolojik katılığın kaygının anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Aracılık analizleri sonucunda, psikolojik katılığın yaşantısal kaçınma, bilişsel kaynaşma ve ruminasyon ile kaygı arasındaki ilişkilerde aracı role sahip olduğu belirlenmiştir. Bulgular, psikolojik katılığın KKT’nin temel süreçleri ile kaygı arasındaki ilişkide önemli bir mekanizma olduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, beliren yetişkinlik döneminde kaygının anlaşılmasında psikolojik katılık, bilişsel kaynaşma, yaşantısal kaçınma ve ruminasyonun önemli değişkenler olduğunu göstermektedir. Sonuçların, KKT temelli önleyici ve müdahale programlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisYalnız künye2026
    Yabancı uyruklu öğrencilere Türkçe öğretimi için kullanılan kitap setlerinde kültür aktarımı

    Şule Tuğçe Çimen Sari

    Bu araştırmada, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan beş kitap setinde yer alan ders kitaplarındaki kültürel unsurlar incelenmiştir. Çalışmada, okuma metinlerinde yer verilen kültürel ögeler tespit edilerek bunların A1-C1 düzeylerindeki dağılımı karşılaştırılmış; kültür aktarımının belirgin olduğu ve sınırlı kaldığı temalar veriler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında 23 kitapta yer alan toplam 688 yazılı metin ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımıyla ve doküman incelemesi yöntemiyle yürütülmüş; veriler betimsel analizle çözümlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Avrupa Ortak Başvuru Metni’ndeki sosyokültürel bilgi sınıflandırmasına dayalı Metinlere Yansıyan Kültürel Ögeler Rubriği kullanılmış; veriler 7 ana ve 46 alt tema altında değerlendirilmiştir. Araştırma, yalnızca okuma metinleriyle sınırlandırılmış; deyimler, atasözleri, dinleme metinleri ve görseller kapsam dışında bırakılmıştır. Bulgular, kültürel ögelerin değerler, inançlar ve tutumlar temasında yoğunlaştığını; beden dili, yaşam koşulları ve kişiler arası ilişkiler temalarının daha sınırlı temsil edildiğini göstermiştir. Ek olarak, “başka ülkeler, devletler, halklar” kategorisi ayrıca incelenmiş ve kültürlerarası içeriğin kitap setlerinde dengeli dağılmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, ders kitaplarında kültürel içeriğin düzeylere göre daha dengeli, işlevsel ve kültürlerarası farkındalığı destekleyecek biçimde düzenlenmesi gerektiği ortaya konulmuştur. Çalışma, Türkçe öğretim setlerinde kültürel içerik planlamasına yönelik karşılaştırmalı bir bakış sunarak, yabancı uyruklu Türkçe öğrenicilerine yönelik materyal geliştirme süreçlerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Akademisyenlerde finansal refah ile çalışan performansı arasındaki ilişki ve bu ilişkide psikolojik güçlendirmenin aracılık rolü: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi örneği

    Selçukhan Çayır

    Finansal refah, bireylerin mevcut ve gelecekteki finansal ihtiyaçlarını karşılayabilme düzeyini ifade eden önemli bir kavramdır. Çalışanların finansal açıdan kendilerini güvende hissetmeleri, işlerine daha fazla odaklanmalarını ve daha yüksek performans sergilemelerini sağlayabilmektedir. Bununla birlikte, çalışanların yetki, sorumluluk ve karar alma süreçlerine katılımını ifade eden personel güçlendirme uygulamaları da çalışan performansının artırılmasında önemli bir yönetim aracı olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, akademisyenlerde finansal refah ile çalışan performansı arasındaki ilişkide psikolojik güçlendirmenin aracılık rolünün incelenmesidir. Çalışma kapsamında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde görev yapan 408 akademisyenden anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS, AMOS 20 ve SPSS PROCESS MACRO programları kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre finansal refahın çalışan performansı ve psikolojik güçlendirme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca psikolojik güçlendirme ile çalışan performansı arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Aracılık analizi sonucunda psikolojik güçlendirmenin, finansal refahın çalışan performansı üzerindeki etkisinde kısmi aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, akademisyenlerin finansal refah düzeylerinin yükselmesinin çalışan performansını doğrudan artırdığı, bunun yanı sıra psikolojik güçlendirme uygulamalarını da olumlu yönde etkileyerek performans artışına dolaylı katkı sağladığı ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, akademisyenlerin finansal refah düzeylerinin artırılmasının çalışan performansını doğrudan ve psikolojik güçlendirme aracılığıyla dolaylı olarak olumlu etkilediği görülmüştür. Bu doğrultuda, üniversite yöneticilerine finansal refahı destekleyen ve psikolojik güçlendirmeyi artıran uygulamalara öncelik vermeleri önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Yapay zeka ile etkileşimli çocuk hakları eğitimi: 4.sınıf insan hakları, vatandaşlık ve demokrasi dersi örneği

    Sıla İnan

    Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin İnsan Hakları, Vatandaşlık ve Demokrasi (İHVD) dersinde İneç (2025) tarafından geliştirilen Yapay Zekâ Destekli Çocuk Hakları Platformu’nun (YZDÇHP) “Çocuk Olarak Haklarımla Varım” öğrenme alanındaki kavramsal, alan, sosyal-duygusal ve okuryazarlık becerileri ile değer ve eğilimler üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, Tasarım ve Geliştirme Araştırması (TGA) modeli kapsamında yürütülmüş, geliştirilen platformun etkililiğinin değerlendirildiği aşamada gömülü karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda eşitlenmemiş kontrol gruplu ön test-son test-kalıcılık deseni, nitel boyutunda ise temel nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışma grubunu, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Erzincan il merkezindeki iki devlet okulunun dördüncü sınıfında öğrenim gören 52 deney ve 60 kontrol grubu olmak üzere toplam 112 öğrenci oluşturmaktadır. Nitel veriler, maksimum çeşitlilik örneklemesiyle seçilen 20 öğrenci ve deney grubunda bulunan iki öğretmenden elde edilmiştir. Nicel veriler, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İnsan Hakları, Vatandaşlık ve Demokrasi Dersi Öğretim Programı, K12 Becerileri Çerçevesi Türkiye Bütüncül Modeli ve UNESCO çerçeveleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen 34 maddelik Öğrenme Çıktısı Temelli Öz Değerlendirme Rubriği ile, değer ve eğilimlere ilişkin veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla toplanmıştır. Veriler bağımsız örneklemler t-testi, iki faktörlü karışık desenli ANOVA (2×3 Mixed ANOVA) ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bulgular, YZDÇHP’nin (İneç, 2025) alan ve kavramsal becerilerin bazı alt boyutlarında anlamlı etkiye sahip olduğunu, sosyal-duygusal ve okuryazarlık becerilerinde ise etkinin alt boyutlara göre farklılaştığını göstermektedir. Gömülü nitel bulgular, platformun öğrencilerin becerilerini somutlaştırdığını, değer ve eğilimlerini olumlu etkilediğini ve öğrenme sürecini desteklediğini doğrulayarak nicel bulguları desteklemektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Tip 2 diyabet hastalığı olan bireylerin hastalığa yönelik farkındalık ve kabul durumu ile psikolojik insülin direncinin değerlendirilmesi

    Safiye Yanmış Karaca

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, Tip 2 diyabet hastalığı olan bireylerin hastalığa yönelik farkındalık ve kabul durumu ile psikolojik insülin direncinin değerlendirilmesidir. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı türdeki bu araştırmanın evrenini Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi dahili ve cerrahi kliniklerinde Ekim 2024 –Mart 2025tarihleri arasında yatarak tedavi gören Tip 2 diyabet tanılı hastalar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise belirtilen tarih aralığında, araştırma amacı doğrultusunda belirlenen dahil edilme kriterine uygun 210 tip 2 diyabet tanılı hastalar oluşturmaktadır. Veriler, Hasta Tanıtım Formu, Diyabetli Hastalarda Psikolojik İnsülin Direnci (PİD) Ölçeği, Diyabet Farkındalık ve Kabul Ölçeği (DFKÖ) kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Veriler, SPSS for Windows 22 paket programı ile analiz edildi. Bulgular: Araştırmada katılımcıların DFKÖ puan ortalaması 70.72±22.61, PİD ölçeği puan ortalaması ise 35.84±12.00 olarak belirlendi. Eğitim düzeyi yüksek, çalışan, gelir durumu iyi olan, diyete uyum sağlayan, ilaçlarını düzenli kullanan, düzenli kontrole giden, diyabet eğitimi alan ve egzersiz yapan bireylerin diyabet farkındalık ve kabul düzeyleri ile psikolojik insülin direnci puanlarının daha yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Ayrıca yaş ile DFKÖ ve PİD Ölçeği puanları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunurken (p<0.05) bu iki ölçek arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç: Araştırmamızda Tip 2 diyabet hastalarının diyabet farkındalık ve kabul düzeyleri ile psikolojik insülin direncinin orta düzeyin üzerinde olduğu saptandı. Diyabet hastalarında farkındalık ve kabul düzeyi arttıkça psikolojik insülin direncinin de arttığı sonucuna ulaşıldı.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Akıllı üretim sistemlerinde çoklu hata teşhisi için hibrit derin öğrenme yaklaşımları

    Feyzanur Özden

    Endüstriyel üretim süreçlerinde akıllı sistemlerindeki ürünün yüzey arızalarının erkenden teşhis edilmesi, kalite kontrol süreçleri otomasyonu, maliyetlerin azaltılması ve kalite standartlarının korunması açısından kritiktir. Akıllı üretim sistemlerinde çoklu hata teşhisi ile birbirinden farklı türdeki arızaların saptanması sağlanmaktadır. Endüstri 4.0 ile üretim hatlarında veri miktarının artması sonucunda, klasik makine öğrenmesi yaklaşımları ile arızanın teşhis edilmesi yetersiz olması sonucunu doğurmuştur. Bu durumda, daha gelişmiş analiz yöntemlerine ihtiyaç artmıştır. Bu kapsamda bu tezde, hibrit derin öğrenme mimarileri ile farklı türdeki arızalı veri örneklerinin sınıflandırılması yüksek doğruluklarla sağlanmıştır. Bu tezde, metal ve kumaş yüzeylerde meydana gelen çoklu kusurların belirlenmesi için hibrit derin öğrenme yaklaşımları incelenmiştir. Önerilen yöntemde, farklı derin öğrenme mimarileri birlikte kullanılarak hem nesne tespiti hem de segmentasyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, arızalı görüntülerden elde edilen özellikler konvolüsyonel sinir ağları ile çıkarılmış, ardından bu özellikler farklı sınıflandırıcılar ile analiz edilmiştir. Sınıflandırma aşamasında kullanılan derin mimariler Vision Transformer (ViT) ve dikkat tabanlı derin sinir ağları gibi yenilikçi yaklaşımlardır. Gerçekleştirilen deneysel çalışmalar sonucunda görülmüştür ki önerilen yöntem farklı tipteki arızaları yüksek performans elde edilmiştir. Bu çalışma, akıllı üretim sistemlerinde kalite kontrol süreçlerinin iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması

    Enes Çolak

    Çalışmamız yatırım programlarının izahı, çeşitlerinin irdelenmesi ülkemizdeki uygulamanın incelenmesi ve diğer ülkelerdeki uygulamalarla karşılaştırılması suretiyle geliştirmeye yönelik çeşitli öneriler sunulmak üzere teşkil edilmiştir. Bu konu yatırım programlarına ilişkin olarak ülkemiz ve dahi uluslararası kamuoyunda yükselen tartışmalar ve bir fikir birliği oluşamaması sebebiyle seçilmiştir. Aleyhte görüş sunan yazarların kaygılarını giderebilmek adına orta yol çözümleri sunulmasının yanı sıra ülkemiz mevzuatı için de geliştirme önerileri mevcuttur. Çalışma hazırlanırken konuya ilişkin sistematik eserler taranmış, yerli ve yabancı makalelere yer verilmiştir. Bunlara ek olarak yazılı ve görüntülü çeşitli internet kaynaklarına başvurularak oldukça objektif ve açıklayıcı bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Bu gelişmeler neticesinde çalışmamızda temel olarak yatırım programları sektöründen kaçınmanın artık ülkeler açısından bir kardan mahrum kalmak anlamına geleceği sonucuna varılmıştır. Ülkemizin yatırım programının geliştirilebilmesi için sunulan gayrimenkul sertifikasıyla satış yoluyla da vatandaşlık kazandırılması ve şehir kontenjanı projeleri ülkemizin hem bu sektörde daha rekabetçi biçimde yer almasını sağlayacak hem de programın dezavantajlarını bertaraf etmeye yönelik faydalar sağlayacaktır. Bunlara ek olarak Portekiz örneğindeki kültür sanat yatırımları ve nüfus yoğunluğu düşük bölgelerin canlandırılmasına yönelik uygulamalar da ülkemizde uygulanmaya oldukça elverişli görülmüştür.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Hipertansiyon hastalığı olan bireylerde kan basıncı farkındalığı, içgörü durumu ve akılcı ilaç kullanımın incelenmesi

    Safiye Yanmış Karaca

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, hipertansiyon hastalığı olan bireylerde kan basıncı farkındalığı ve içgörü düzeylerinin akılcı ilaç kullanımı üzerindeki etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı türde planlanan bu araştırmanın evrenini, bir hastanenin dahili ve cerrahi kliniklerinde yatarak tedavi gören hipertansiyon hastaları oluşturdu. Araştırmanın örneklemini ise dahil edilme kriterlerini karşılayan (18 yaş ve üzeri olan, en az 6 aydır hipertansiyon tanısı bulunan, sözel iletişim engeli olmayan, bilişsel problemi bulunmayan, tanılanmış psikiyatrik hastalığı olmayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden) toplam 206 hipertansiyon hastası oluşturdu. Araştırma verileri Hasta Tanıtım Formu, Kan Basıncı Farkındalığı ve İçgörü Ölçeği (KFİÖ) ile Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği (AİKÖ) kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Veriler IBM SPSS 27 paket programı kullanılarak tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistiksel yöntemlerle değerlendirildi. Bulgular: Araştırmada hastaların KFİÖ puan ortalaması 6.49±1.63, AİKÖ puan ortalaması ise 64.54±8.93 olarak belirlenmiştir. KFİÖ düzeyi; çalışma durumu, meslek, ek hastalık varlığı, hipertansiyon ilaçlarını düzenli kullanma, kullanılan hipertansiyon ilacı sayısı ve evde kan basıncı ölçüm sıklığına göre anlamlı farklılık göstermiştir (p<0.05). AİKÖ puanlarının ise çalışan, eğitim düzeyi yüksek, hipertansiyon ilaçlarını düzenli kullanan, düzenli kan basıncı ölçümü yapan, doktor kontrolüne düzenli giden, hastalığa ve ilaç tedavisine yönelik eğitim alan bireylerde anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). KFİÖ ile AİKÖ arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu ve KFİÖ’nün AİKÖ’deki değişimin %4.2’sini açıkladığı belirlenmiştir. Sonuç: Bu araştırmada hipertansiyon hastalarının kan basıncı farkındalığı-içgörü ve akılcı ilaç kullanımı düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu; ancak kan basıncı farkındalığı-içgörü düzeyi arttıkça akılcı ilaç kullanımının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, hipertansiyon hastalarında kan basıncı farkındalığı ve içgörü düzeyini doğru ilaç kullanımı davranışıyla ilişkilendiren eğitim ve danışmanlık girişimlerinin planlanması önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi, tutum ve vicdan algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Sevinc Tuncer

    Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi düzeyi, tutumları ve mesleki vicdan algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2., 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören 420 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş; 302 öğrenci (evrenin %71.9’u) ile yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Basınç Ülseri Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (PUPKAI-T), Basınç Ülserlerini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) ve Vicdan Algısı Ölçeği (VAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal-Wallis analizi ile Pearson ve Spearman korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin %91.4’ü 17-24 yaş grubunda, %72.5’i kadındır. Bilgi ölçeği toplam puan ortalaması 11.14±3.56 (~%42.8) ile yeterlilik için kabul edilen %60 eşiğinin altında; tutum ölçeği toplam puan ortalaması 40.48±4.82 (~%77.8) ile olumlu düzeyde; vicdan algısı ölçeği toplam puan ortalaması ise 62.29±11.95 ile orta düzeyin üzerinde bulunmuştur. Öğrencilerin bilgi düzeyi ile tutumları (r=0.035; p>0.05) ve bilgi düzeyi ile vicdan algıları (r=0.075; p>0.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken; tutum ile vicdan algısı arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r=0.189; p<0.01). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinin basınç ülseri önlemeye yönelik bilgi düzeyleri yetersiz, tutumları olumlu ve mesleki vicdan algıları orta düzeyin üzerindedir. Bilgi ile tutum ve vicdan birbirinden bağımsız gelişirken, tutum ile vicdan algısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bu doğrultuda lisans eğitiminde basınç ülseri önleme içeriğinin güçlendirilmesi ve etik duyarlılığı geliştiren yöntemlerin müfredata eklenmesi önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı ile sağlıkta kalite algısı arasındaki ilişki

    Serap Sökmen

    Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı düzeyleri ile sağlıkta kalite algıları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yürütüldü. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı türdeki bu araştırma, bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapan hemşirelerle yürütüldü. Araştırmanın örneklemini, dahil edilme kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 300 hemşire oluşturdu. Araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, Sağlıkta Kalite Okuryazarlığı Ölçeği ve Sağlık Çalışanları Kalite Algısı Ölçeği kullanılarak, araştırmacı tarafından yüz yüze toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallisve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı toplam puan ortalaması 69,14±16,24; sağlıkta kalite algısı toplam puan ortalaması ise 68,95±14,75 olarak belirlendi. Hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı düzeylerinin eğitim durumu, aynı birimde çalışma yılı, kalite eğitimi alma ve mesleki gelişmeleri takip etme değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; kalite algısının ise; hemşirelikte çalışma yılı, aynı birimde çalışma yılı, hemşire sayısını yeterli bulma ve servisten memnuniyet durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği saptandı.(p<0.05). Sağlıkta kalite okuryazarlığı ile kalite algısı arasında orta düzeyde, pozitif yönlüistatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlendi (p<0.01) Sonuç: Araştırma sonucunda hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı düzeylerinin ve sağlıkta kalite algılarının orta düzeyin üzerinde olduğu belirlendi. Sağlıkta kalite okuryazarlığı düzeyi arttıkça hemşirelerin kalite algısının da arttığı saptandı. Bu doğrultuda, hemşirelerin kalite süreçlerine yönelik bilgi ve farkındalıklarını geliştirmeye yönelik sürekli eğitim programlarının düzenlenmesi, personel planlamasının güçlendirilmesi ve çalışma koşullarına ilişkin kurumsal iyileştirmelerin yapılması önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Davranışsal finans perspektifinden finansal kaygının finansal kararlar üzerindeki etkisi

    Nuray Altinbilek İlhan

    Bu araştırma, davranışsal finans perspektifinden finansal kaygının finansal kararlar üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada demografik bilgi formu, Yatırımlarda Davranışsal Finans Eğilimini Ölçme ve Değerlendirme Ölçeği ile Finansal Kaygı Ölçeğinden oluşan anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Erzincan ilinde MEB’e bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan 330 öğretmen oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemine dayalı olarak yürütülen çalışmada verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 28.0 paket programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra geçerlilik ve güvenirlik analizleri ile bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey post-hoc testi uygulanmıştır. Araştırma bulguları, finansal kaygının finansal karar alma süreçlerini anlamlı düzeyde etkilediğini ve finansal kaygı düzeyi arttıkça bireylerin daha duygusal, riskten kaçınan ve belirsizlikten daha fazla etkilenen kararlar alma eğiliminde olduklarını göstermektedir. Davranışsal finans eğilimleri kapsamında kayıptan kaçınma ve duygusal tepki boyutlarının öne çıktığı, katılımcıların yatırım kararlarında olası kayıplara karşı duyarlı davrandıkları belirlenmiştir. Ayrıca yaş, eğitim düzeyi ve mesleki deneyim arttıkça daha rasyonel ve bilgi temelli karar verme eğilimlerinin güçlendiği, genç ve daha az deneyimli öğretmenlerde finansal kaygı düzeyinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bulgular, öğretmenlerin finansal karar verme süreçlerinin davranışsal finans yaklaşımıyla açıklanabileceğini ortaya koymakta ve alanyazına katkı sağlamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı ile sağlıkta kalite algısı arasındaki ilişki

    Seher Doğan

    Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı düzeyleri ile sağlıkta kalite algıları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yürütüldü. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı türdeki bu araştırma, bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapan hemşirelerle yürütüldü. Araştırmanın örneklemini, dahil edilme kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 300 hemşire oluşturdu. Araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, Sağlıkta Kalite Okuryazarlığı Ölçeği ve Sağlık Çalışanları Kalite Algısı Ölçeği kullanılarak, araştırmacı tarafından yüz yüze toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallisve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı toplam puan ortalaması 69,14±16,24; sağlıkta kalite algısı toplam puan ortalaması ise 68,95±14,75 olarak belirlendi. Hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı düzeylerinin eğitim durumu, aynı birimde çalışma yılı, kalite eğitimi alma ve mesleki gelişmeleri takip etme değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; kalite algısının ise; hemşirelikte çalışma yılı, aynı birimde çalışma yılı, hemşire sayısını yeterli bulma ve servisten memnuniyet durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği saptandı.(p<0.05). Sağlıkta kalite okuryazarlığı ile kalite algısı arasında orta düzeyde, pozitif yönlüistatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlendi (p<0.01) Sonuç: Araştırma sonucunda hemşirelerin sağlıkta kalite okuryazarlığı düzeylerinin ve sağlıkta kalite algılarının orta düzeyin üzerinde olduğu belirlendi. Sağlıkta kalite okuryazarlığı düzeyi arttıkça hemşirelerin kalite algısının da arttığı saptandı. Bu doğrultuda, hemşirelerin kalite süreçlerine yönelik bilgi ve farkındalıklarını geliştirmeye yönelik sürekli eğitim programlarının düzenlenmesi, personel planlamasının güçlendirilmesi ve çalışma koşullarına ilişkin kurumsal iyileştirmelerin yapılması önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Sporcularda zihin gezintisi ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide stresin aracı sporda bilinçli farkındalık ve algılanan sosyal desteğin düzenleyici rolü

    Selin Akar Bayar

    Amaç: Sporcularda zihin gezintisi ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide stresin aracı rolünü ve dolaylı etkinin bilinçli farkındalık ile algılanan sosyal desteğe göre değişimini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 18 yaş ve üzeri 350 lisanslı sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Zihin Gezinmesi Ölçeği (MWQ), Sporda Psikolojik Esneklik Ölçeği (SPEÖ), Algılanan Stres Ölçeği (PSS-10), Sporcu Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25, AMOS 26 ve Hayes (2022) tarafından geliştirilen PROCESS Macro Model 21 kullanılmıştır. Aracılık ve koşullu dolaylı etkiler bootstrap yöntemi ile test edilmiştir. Bulgular: Zihin gezintisinin psikolojik esnekliği negatif, algılanan stresi ise pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı belirlenmiştir. Algılanan stresin psikolojik esneklik üzerinde negatif yönde anlamlı bir etkisinin bulunduğu ve zihin gezintisi ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide aracı rol üstlendiği saptanmıştır. Ayrıca sporda bilinçli farkındalığın zihin gezintisi ile algılanan stres arasındaki ilişkiyi, algılanan sosyal desteğin ise algılanan stres ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkiyi anlamlı biçimde düzenlediği belirlenmiştir. Sonuç: Bulgular, zihin gezintisinin psikolojik esneklikle doğrudan ve dolaylı ilişkili olduğunu göstermektedir. Algılanan stres açıklayıcı, bilinçli farkındalık ve algılanan sosyal destek ise koruyucu faktörler olarak belirlenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Polikistik over sendromlu kadınlarda sağlıklı beslenme tutumu ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

    Zehra Tahan

    Amaç: Bu araştırma, PKOS tanısı almış kadınlarda sağlıklı beslenme tutumunun yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal ve Metot: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki çalışmaya Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran, hekim tarafından PKOS tanısı konulmuş 18–49 yaş aralığındaki 268 kadın dahil edilmiştir. Veriler Şubat–Nisan 2026 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Genel Bilgiler Formu, SBİTÖ ve PCOSQ-50 kullanılmış, analizler IBM SPSS 26 programında gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Sağlıklı beslenme tutumu ile PKOS’a özgü yaşam kalitesi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.696; p<0.001). Sağlıklı beslenme tutumunun yaşam kalitesindeki değişimin %48.4’ünü açıkladığı saptanmıştır (β=0.696; R²=0.484; p<0.001). SBİTÖ alt boyutlarından beslenme hakkında bilgi (β=0.367), beslenmeye yönelik duygu (β=0.318) ve olumlu beslenme alışkanlığının (β=0.310) yaşam kalitesi üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisinin olduğu (p<0.001); kötü beslenme alışkanlığının ise anlamlı etkisinin olmadığı belirlenmiştir (β=-0.068; p=0.271). Sağlıklı beslenme tutumunun BKİ (β=-0.290; R²=0.084) ve bel çevresi (β=-0.392; R²=0.154) ile negatif yönde ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0.001). Sonuç: Sağlıklı beslenme tutumunun PKOS’lu kadınlarda yaşam kalitesi ile ilişkili önemli bir faktör olduğu görülmektedir. Beslenme davranışlarının desteklenmesi ve BKİ ile bel çevresi yönetimini içeren bütüncül yaklaşımların PKOS yönetiminde önemli olduğu düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Tip 2 diyabetli hastaların sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumlarının ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

    Eda Yılmaz

    Amaç: Bu araştırma T2DM tanısı almış bireylerin sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumlarını ve yaşam kalitelerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal ve Metot: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki araştırmaya Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Polikliniğine başvuran, hekim tarafından T2DM tanısı konulmuş 18 yaş ve üzerindeki 233 birey dâhil edilmiştir. Veriler Şubat–Nisan 2026 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, SBİTÖ ve DQOL kullanılmış, analizler IBM SPSS 26 programında gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların SBİTÖ toplam puan ortalamasının 3.62±0.48 ile orta-yüksek düzeyde olduğu, DQOL toplam puan ortalamasının ise 3.28±0.52 ile orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Kadın katılımcıların SBİTÖ toplam puanlarının erkek katılımcılara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, buna karşılık erkek katılımcıların DQOL toplam puanlarının kadın katılımcılara kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.01). Ayrıca, sağlıklı beslenme tutumu ile yaşam kalitesi arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.286, p<0.01). Sonuç: Araştırma bulguları, sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumun T2DM’li bireylerde yaşam kalitesi ile pozitif yönde ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, T2DM yönetiminde sağlıklı beslenme tutumunun geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin desteklenmesine yönelik, bireysel özellikleri dikkate alan bütüncül yaklaşımların planlanması ve uygulanmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Genç yetişkinlerde teknoloji bağımlılığı, duygusal tepkisellik ve psikolojik dayanıklılığın incelenmesi

    Ali Çetinkaya

    Bu çalışmada, genç yetişkinlerde teknoloji bağımlılığının, duygusal tepkiselliğin ve psikolojik dayanıklılığın incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 18-25 yaş aralığındaki 472 genç yetişkin ile yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği, Duygusal Tepkisellik Ölçeği ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Örneklemler t-Testi ve PROCESS Makro (Model 4) yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, teknoloji bağımlılığı ile duygusal tepkisellik arasında pozitif, teknoloji bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasında negatif, duygusal tepkisellik ile psikolojik dayanıklılık arasında ise negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. Aracılık analizi sonuçları, duygusal tepkiselliğin teknoloji bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkide aracı role sahip olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca erkek katılımcıların teknoloji bağımlılığı ve psikolojik dayanıklılık puanlarının, kadın katılımcıların ise duygusal tepkisellik puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaşamlarına ilişkin önemli kararları almakta zorlanan bireylerin teknoloji bağımlılığı ve duygusal tepkisellik düzeylerinin daha yüksek, psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ise daha düşük olduğu saptanmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisYalnız künye2026
    Life kinetik egzersizlerinin 11-13 yaş çocuklarda bilişsel işlevler üzerine etkisi

    Ayse Pir

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, life kinetik egzersizlerinin 11-13 yaş çocukların bilişsel işlevleri (problem çözme, yaratıcı düşünme ve görsel bellek) üzerindeki etkisini, bu etkinin kalıcılığını ve çeşitli değişkenlere göre gruplardaki bilişsel işlev farklılıklarını incelemektir. Materyal ve Metot: Bu çalışmada nicel araştırma yaklaşımlarından ön test-son test kontrol gruplu, tekrarlı ölçümlü yarı deneysel desen kullanılmıştır. DG öğrencileri 8 hafta süreyle life kinetik egzersiz uygulamalarında bulunmuşlardır. Veri toplama araçları olarak “Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri”, “Yaratıcı Düşünme Eğilimi Ölçeği” ve “Benton Görsel Bellek Testi” kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, iki yönlü varyans analizi ve tekrarlı ölçümlerde varyans analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Gruplar arası karşılaştırmalarda; ön test problem çözme kaçınma alt boyutu hariç anlamlı fark bulunmazken, son test ve izlemlerde DG’nin puanları KG’den anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Yaratıcı düşünme eğilimlerinde ön testte gruplar arası fark yokken, son test ve izlemlerde DG lehine anlamlı farklar görülmüştür. Görsel bellekte ise yalnızca son testte DG lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. Varyans analizi, zaman ve zaman×grup etkileşim etkisinin problem çözme ile yaratıcı düşünme becerileri üzerinde anlamlı olduğunu göstermiştir. Zamanla DG’nin problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerine ait tüm ölçümlerinde, görsel bellek düzeylerinde ise sadece 1. ve 2. izlemlerde ön teste göre anlamlı artışlar belirlenmiştir. Sonuç: Life kinetik egzersizlerinin 11-13 yaş çocuklarda bilişsel işlevler üzerine olumlu ve kalıcı etki oluşturduğu tespit edilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele