Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Gümüşhane masallarında mitolojik ögelerin incelenmesi

    Sema Er Çelebi

    Bu araştırma, Türk halk edebiyatının sözlü kültür ürünlerinden biri olan masalların, Gümüşhane yöresine ait örnekleri üzerinden kapsamlı bir mitolojik inceleme sunmayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi deseninin kullanıldığı çalışmada, Saim Sakaoğlu tarafından derlenen Gümüşhane ve Bayburt Masalları adlı eserden toplam yetmiş masal içinden günümüz Gümüşhane il sınırlarına ait olduğu tespit edilen 45 masal metni örneklem olarak seçilmiştir. İncelenen metinlerde, masalların sadece kurgudan ibaret olmadığı, animik, şamanik ve totemik inanç sistemlerinin, ortaklaşa olarak bilinçdışı yansımalarının ve eski inançların mitolojik semboller aracılığıyla günümüze taşındığı tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, masallarda yer alan varlıklar, büyülü nesneler, don değiştirme, rüya, kehanet ve mitolojik mekân motifleri, anlatının yapısal iskeletini kuran ve olay örgüsünü ilerleten temel işlevsel ögelerdir. Ayrıca bu mitolojik ögeler, bireyin ruhsal olgunlaşma sürecini örneklendiren temel kalıplardır. Bu kalıpların toplumun ahlaki değer yargılarını, adalet anlayışını ve doğaya saygı felsefesini yeni nesillere aktarmada güçlü bir pedagojik araç olarak kullanıldığı saptanmıştır. Sonuç olarak, Gümüşhane masallarının, yöre halkının evrenle ve ilahi güçlerle kurduğu güçlü bağın kodlandığı zengin bir kültürel bellek olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin ihracat sorunları: Doğu Anadolu bölgesinde bir uygulama

    Murat Güler

    Doğu Anadolu Bölgesinde faaliyet gösteren küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin ihracat süreçlerinde karşılaştıkları engellerin incelendiği bu çalışmada, işletmelerin finansman, pazarlama, üretim, lojistik ve insan kaynakları alanlarındaki algılarının ihracat performansına etkisi araştırılmıştır. Literatürde bölgeye özgü KOBİ ihracatı üzerine yapılan çalışmaların sınırlı olması, çalışmanın önemini artırmaktadır. Araştırmanın amacı, bu faktörlerin dış pazarlara açılma üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışma, yapılandırılmış anket yöntemi ile Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki 385 KOBİ temsilcisi üzerinde uygulanmıştır. Finansman, Pazarlama, Üretim, Lojistik, İnsan Kaynakları sorunlarının ihracat performansı üzerindeki etkisi, SPSS ve AMOS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, finansman ve pazarlama alanlarında karşılaşılan güçlüklerin ihracat performansını olumlu şekilde etkilediğini göstermiştir. Bölgesel özellikler göz önünde bulundurulduğunda, çalışma KOBİ’lerin ihracat kapasitesinin artırılması için finansal desteklerin çoğaltılması, pazarlama eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve lojistik süreçlerin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle çalışma, bölgedeki KOBİ’ler ve politika yapıcılar için sınır ticaretinin geliştirilmesi, dijital pazarlama ve e-ihracat uygulamalarının yaygınlaştırılması, uluslararası pazarlarda markalaşma ve lojistik altyapının güçlendirilmesine yönelik ihracat stratejilerinin geliştirilmesine ışık tutmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Ruhi Kara’nın derlediği Erzincan Masalları’nda mitolojik unsurlar

    İshak Şahin

    Toplumların kültürel mirasının aktarılmasında sözlü kültür ürünleri önemli bir yere sahiptir. Bu ürünlerden biri olan masallar, kültürel değerleri ve mitolojik unsurları bünyesinde barındırarak toplumsal belleğin sürekliliğine katkı sağlarken, Türk masalları da hem Türk mitolojik geleneğini hem de evrensel mitolojik motifleri yansıtan önemli anlatılar arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, Ruhi Kara tarafından derlenen “Erzincan Masalları” adlı doktora tezinde yer alan masallardaki mitolojik unsurlar incelenmiş ve bu unsurların masal metinlerine yansımaları ortaya konulmuştur. Nitel araştırma yöntemine göre desenlenen çalışmada, Erzincan yöresine ait yetmiş masal doküman incelemesi ve içerik analizi yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda yetmiş masalda toplam elli sekiz mitolojik unsur tespit edilmiştir. Bu unsurlar; olağanüstü unsurlar, mekânsal unsurlar, sayılar ve renkler, hayvanlar, eşyalar ve diğer unsurlardan oluşmaktadır. Bulgular, söz konusu unsurların hem Türk mitolojik geleneğini hem de evrensel mitolojik motifleri yansıttığını göstermektedir. Sonuç olarak Erzincan masallarının mitolojik açıdan zengin bir yapıya sahip olduğu ve kültürel hafızanın aktarımında önemli bir işlev üstlendiği belirlenmiştir. Ayrıca masalların hem yerel mitolojik unsurları hem de evrensel motifleri birlikte barındırması, Erzincan anlatı geleneğinin çok boyutlu bir kültürel yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Erzincan ili zeminlerinde standart penetrasyon direnci ile kayma dalgası hızı arasındaki korelasyonların belirlenmesi

    Serap Hancıoğlu

    Kayma dalgası hızı (Vs), zeminlerin dinamik davranışını tanımlayan en önemli parametrelerden biri olup, deprem mühendisliği ve mikrobölgeleme çalışmalarında kritik bir rol oynamaktadır. Vs değeri, genellikle arazi sismik deneyleri ile ölçülmektedir. Ancak bu yöntemlerin zaman alıcı ve maliyetli olması, daha pratik ve ekonomik alternatiflerin geliştirilmesini gerekli kılmıştır. Bu bağlamda, sondaj kuyularında yaygın olarak uygulanan Standart Penetrasyon Deneyi (SPT) sonucu elde edilen N darbe sayısı ile Vs arasındaki ilişkiler, literatürde çeşitli ampirik bağıntılarla ifade edilmektedir. Bu tez çalışmasında, Erzincan’da gerçekleştirilen sondaj ve sismik ölçümlerden elde edilen SPT-N ve Vs verileri arasındaki ilişki literatürdeki amprik modeller kapsamında incelenerek yaklaşım eğrileri çizilmiştir. Bu yaklaşım eğrilerinden en yakın eğilimleri başta İmai ve diğ.(1977), İmai ve Yoshimura (1975) ve Ohta ve Goto (1978) çalışmaları göstermiştir. Bununla beraber, mevcut çalışma ile literatürdeki diğer bağıntılarla yapılan karşılaştırmalarda çizilen eğrilerin uyumlu olduğu görülmektedir. Bulgular, bölgesel jeolojik ve geoteknik özelliklerin SPT-N ile Vs arasındaki ilişkiyi önemli ölçüde etkilediğini göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisYalnız künye2026
    Kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde teknoloji tutumu ile hastalık yönetiminde e-sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Seda Nur Sulu

    Amaç: Bu araştırma, kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde teknoloji tutumu ile hastalık yönetiminde e-sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Materyal ve Metot: Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte planlandı. Araştırmanın evrenini, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran 65 yaş ve üzeri kronik hastalığa sahip bireyler oluşturdu. Araştırma verileri Ekim 2025-Şubat 2026 tarihleri arasında toplandı. Araştırma, dahil edilme kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 305 yaşlı birey ile tamamlandı. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Yaşlılarda Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği ve E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği kullanılarak yüz yüze anket yöntemiyle toplandı. Verilerin analizinde IBM SPSS 25.0 paket programı kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %51,5’inin kadın, %64,9’unun 65-70 yaş aralığında olduğu belirlendi. Katılımcıların %73,4’ünün internetten sağlıkla ilgili bilgi araştırmadığı, %57,4’ünün ise teknolojik araçları kullanmayı tercih etmediği saptandı. Yaşlı Bireylerin Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 2,74±0,61, E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği puan ortalaması ise 17,06±9,79 olarak bulundu. Erkek, daha genç yaş grubunda bulunan, eğitim düzeyi ve gelir durumu yüksek, evinde internet ve bilgisayar bulunan bireylerin teknoloji tutum puanlarının daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). İnternetten sağlık bilgisi araştıran ve teknolojik araçları kullanmayı tercih eden bireylerin teknoloji tutumu puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı (p<0,001). Ayrıca yaşlı bireylerin teknolojiye yönelik tutumları ile e-sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulundu. Sonuç: Araştırma sonucunda kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde teknolojiye yönelik olumlu tutumun e-sağlık okuryazarlığını desteklediği belirlendi. Yaşlı bireylerin dijital sağlık uygulamalarını etkin kullanabilmeleri için teknoloji kullanım becerilerinin geliştirilmesi ve e-sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisYalnız künye2026
    Hemşirelerin mesleki değerleri ile bakımda bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkide özerklik tutumlarının aracı rolü

    Seval Şibil

    Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin mesleki değerleri ile hemşirelik bakımında bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkide mesleki özerklik tutumlarının aracı bir role sahip olup olmadığını ve bu değişkenlerin birbirlerini etkileme düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte tasarlanan araştırmanın örneklemini, bir devlet hastanesinde görev yapan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 313 hemşire oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; "Kişisel Bilgi Formu", "Hemşirelerin Mesleki Değerler Ölçeği (HMDÖ)", "Hemşirelerin Mesleki Özerkliğe Yönelik Tutum Ölçeği (HMÖ-TÖ)" ve "Hemşirelik Bakımında Bilinçli Farkındalık Ölçeği (HBBFÖ)" kullanılmıştır. Veriler, tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi (Hayes PROCESS makrosu) kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Hemşirelerin HMDÖ puan ortalaması 120.10 ± 17.97, HMÖ-TÖ puan ortalaması 76.13 ± 14.33 ve HBBFÖ puan ortalaması 50.21 ± 8.97 olarak saptanmıştır. Mesleki değerler ile özerklik tutumu (r=0.207, p<0.001) ve bilinçli farkındalık (r=0.584, p<0.001) arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yapılan aracılık analizi sonucunda, mesleki değerlerin bilinçli farkındalık üzerindeki etkisinde özerklik tutumunun kısmi aracı (β=0.049, p<0.05, %95 CI [0.017-0.082]) rol üstlendiği belirlenmiştir. Ayrıca mesleki deneyim süresi artışının ve meslek örgütü üyeliğinin tüm ölçek puanlarını anlamlı düzeyde artırdığı saptanmıştır. Sonuç: Hemşirelerin mesleki değerleri, bakımda bilinçli farkındalığın en temel belirleyicisidir; ancak bu değerlerin nitelikli bir farkındalığa dönüşebilmesi için özerk karar alma tutumunun süreci güçlendiren bir mekanizma olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin klinik sahadaki bağımsız karar verme yetkilerinin desteklenmesinin, hastaya sunulan bakımın farkındalık düzeyini ve kalitesini artıracağı sonucuna varılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Orta ölçekli kentlerde yaşam kalitesi: Erzincan örneği

    Alper İpek

    Kentleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan ve giderek çeşitlenen kentsel sorunlar kentlerin ölçeklerine bağlı olarak yaşam kalitesi üzerinde farklı etkiler yaratmaktadır. Büyük ölçekli kentler ekonomik fırsatlar, eğitim ve sağlık hizmetlerinin çeşitliliği gibi önemli avantajlar sunarken; yoğun trafik, çevresel baskı, yüksek yaşam maliyeti ve sosyal karmaşa gibi dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Buna karşılık orta ölçekli kentler daha sakin, güvenli ve doğayla uyumlu bir yaşam imkânı sunduğu için bireylerde yaşam kalitesinin daha yüksek olacağı yönünde bir algı oluşmaktadır. Ancak bu çalışma, bu varsayımın her zaman geçerli olup olmadığını Erzincan kent merkezi örneği üzerinden değerlendirmektedir. Erzincan kent merkezi örneği, orta ölçekli kentlerin sahip olduğu potansiyel avantajlara rağmen, yerel ve kamusal hizmetlerin yeterli düzeyde olmaması durumunda yaşam kalitesi algısının beklenen seviyeye ulaşamayabileceğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, yaşam kalitesinin yalnızca fiziksel çevreye değil, ekonomik fırsatlar ve kamusal hizmetlerin niteliğine de bağlı olduğunu göstermektedir. Erzincan örneği ile orta ölçekli kentlerin kendi yapısal sorunlarını ve açmazlarını aşamadığı sürece, yaşam kalitesi algısında beklenen seviyeyi sağlayamayacağını ortaya koyarak kent ölçeği ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin daha karmaşık olduğunu vurgulamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Kadın çalışanlarda finansal kaygının iş aile çatışmasına etkisinde finansal stresin aracılık rolü

    Merve Alparslan

    İş hayatında aktif rol alan kadınların geleceğe yönelik yaşadıkları ekonomik belirsizlikler, finansal kaygı düzeylerini artırarak iş-aile çatışmasına neden olabilmektedir. Toplumun çeşitli düzeylerinde farklı roller üstlenen kadınların sosyal ve ekonomik durumlarının sağlıklı olabilmesi açısından, finansal kaygı ve finansal stres gibi faktörlerin incelenmesi giderek daha önemli hâle gelmektedir. Çalışmanın temel amacı, finansal kaygı ile iş-aile çatışması arasındaki ilişkide finansal stresin aracılık etkisinin incelenmesidir. Oluşturulan model ve hipotezlerin test edilmesine yönelik olarak, Erzincan ilinde iş hayatında aktif rol alan kadınlar çalışma evreni olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında 444 çalışan kadından anketler aracılığıyla toplanan veriler, DF 27, AMOS 24 ve SPSS PROCESS MACRO programları kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, finansal kaygı düzeyinin iş-aile çatışmasını ve finansal stresi pozitif yönde etkilediği bulgusuna ulaşılırken, finansal stres ile iş-aile çatışması arasında da pozitif yönlü bir ilişkinin bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, finansal kaygı düzeyinin işaile çatışması üzerindeki etkisinde finansal stresin aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, finansal kaygının iş-aile çatışması üzerindeki etkisinin finansal stres aracılığıyla gerçekleştiği ve finansal kaygı düzeyinde meydana gelen artışın finansal stresi de artırarak iş-aile çatışmasını yükselttiği ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda, yöneticilere çalışan kadınların finansal refah düzeylerini artıracak, finansal kaygı ve finansal streslerini azaltacak uygulamalar geliştirmeleri önerilmektedir. Bu kapsamda uygulanabilecek finansal eğitim, finansal danışmanlık ve ekonomik destek mekanizmalarının iş-aile çatışmasının azaltılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles (UCLA) kütüphanesi Türkçe el yazmaları koleksiyonu 2395 numaralı cönk (inceleme-metin)

    Hazal Güney Korkmaz

    Bu çalışma, Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles (UCLA) Kütüphanesi Türkçe El Yazmaları Koleksiyonu’nda LSC.0896 arşiv numarasıyla “Cönk 2395” olarak kayıtlı bulunan cöngün inceleme ve metin bölümlerini kapsamaktadır. İncelemeye konu olan cönk, 177x79 mm ebadında olup 135 varaktan oluşmaktadır. Metinlerin büyük çoğunluğu siyah mürekkep, bazı beyitler ise kırmızı mürekkep ile yazılmıştır. Eserin mürettibi hakkında doğrudan bir bilgiye ulaşılamamış olmakla birlikte, yazı karakterlerindeki yapısal benzerlikler cöngün tek bir mürettip tarafından kaleme alındığını düşündürmektedir. Cönkte yer alan 1240, 1270 ve 1278 tarih kayıtları, eserin 19. yüzyılda yazılmış olabileceğine işaret etmektedir. Cönkte 406 manzum, 12 mensur olmak üzere toplam 418 metin yer almaktadır. Üç ana bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde cöngün şekil, dil ve muhteva özellikleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Biçim bakımından cönkte hem aruzlu hem de heceli nazım şekillerinin bir arada kullanıldığı, muhteva açısından değerlendirildiğinde ise birbirinden farklı konuların metinlerde işlendiği tespit edilmiştir. Cönkte adı tespit edilen şairler arasında klasik edebiyatın öncü isimleri ile halk edebiyatının önde gelen temsilcileri bir arada yer almaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, adı geçen bu şairlerin hayatları ve cönkte yer alan şiirleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümünde ise cöngün tamamı Osmanlı Türkçesinden Latin harflerine aktarılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Olası doğu anadolu depreminde tele-tıp tercihi: Hemşire örneklemi

    Murat Emirhan Saygı

    Teknolojik gelişmeler, afet yönetiminde önemli katkılar sağlayarak özellikle deprem gibi doğal afetlerde hazırlık, müdahale ve iyileşme süreçlerini daha etkili hale getirmektedir. Bu bağlamda tele-tıp, sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasına imkân tanıyan önemli bir uygulama olarak öne çıkmaktadır. Deprem sonrası fiziksel erişimin zorlaştığı durumlarda tele-tıp, yaralılara hızlı ve etkin sağlık hizmeti ulaştırılmasını sağlamaktadır. Ayrıca kırsal ve ulaşımı güç bölgelerde yaşayan afetzedelere sağlık hizmeti sunulmasını kolaylaştırmakta ve sağlık personelinin iş yükünü azaltmaktadır. Tele-tıp uygulamaları, ilk müdahaleden rehabilitasyona kadar geniş bir süreçte kullanılarak hizmet kalitesini artırmakta ve iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Bu çalışma, tele-tıp uygulamalarının deprem sonrası sağlık hizmetlerindeki rolünü ve afet yönetimine sağladığı katkıları incelemektedir. Araştırma sonucunda hemşirelerin tele-tıp uygulamalarına yönelik algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı ve genel tutum düzeylerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Buna karşın kullanım niyetinin kurumsal altyapı, teknik destek ve eğitim gereksinimlerinden etkilendiği görülmüştür. Elde edilen bulgular doğrultusunda afet yönetiminde tele-tıp uygulamalarının etkinliğinin artırılabilmesi için teknolojik altyapının güçlendirilmesi, sağlık çalışanlarına düzenli eğitimlerin verilmesi ve yasal düzenlemelerin desteklenmesi önerilmektedir. Bu kapsamda tele-tıp sistemlerinin gelecekte afetlere hazırlık ve müdahale süreçlerinde önemli katkılar sağlayacağı değerlendirilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Fotovoltaik sistemlerde ariza ve hata tespiti için yapay zeka tabanli karar destek sistemi gelistirilmesi ve uygulamasi

    Muhammed Bugrahan Kaya

    Gunes enerji santrallerinin (GES) verimli ve guvenli isletilmesi, fotovoltaik (PV) arizalarin otonom saptanmasina baglidir. Bu tez calismasinda, Van/Baskale bolgesinde kurulu 10 kWp kapasiteli evsel bir PV sisteminden farkli mevsimsel kosullar ve operasyonel senaryolar altinda elde edilen cok boyutlu kronolojik sensor verileri islenerek; elektriksel analitik ve bilgisayarli goru tabanli, cok modlu (multimodal) ozgun bir karar destek sistemi (KDS) tasarlanmistir. Ilk asamada, sensor verileri uzerinde makine ogrenmesi (ML) ve derin ogrenme (DL) mimarilerinin ariza tespit performanslari karsilastirilmistir. Denetimsiz on suzme icin Isolation Forest algoritmasi, denetimli guc tahmini icin ise HistGradientBoosting (HGB) modeli kullanilarak istatistiksel kalinti analiziyle hafif (lightweight) bir ML katmani kurgulanmistir. Bu altyapi, zamansal ve uzaysal oznitelikleri hiyerarsik olarak ogrenen 1D-CNN-LSTM Hibrit Autoencoder mimarisiyle dogruluk, F1-Skoru ve hesaplama maliyeti kriterlerine gore kiyaslanmistir. Derin ogrenme modelinin "kara kutu" yapisini aciklamak amaciyla sisteme SHAP algoritmasi entegre edilerek aciklanabilir yapay zeka (XAI) katmani olusturulmustur. Ikinci asamada, elektriksel anomalilerin fiziksel nedenlerini (mikro-catlak, kirik, kirlenme, golgelenme) otonom dogrulamak icin sahadan alinan panel goruntuleri Roboflow'da etiketlenmis ve Transformer tabanli RF-DETR nesne tespiti mimarisiyle egitilmistir. Fiziksel deformasyonlar %95'in uzerinde bir guven skoruyla basariyla haritalandirilmistir. Son asamada, tum yapay zeka modelleri Antigravity altyapisi kullanilarak butunlesik bir kullanici arayuzune donusturulmustur. Gelistirilen KDS, iki farkli veri kaynagini fuzyonlayarak operatore anlik "Tahmin Edilen Yuzdesel Verimlilik Kaybi (Loss %)" ve aksiyona yonelik "Bakim Onerileri" sunmaktadir. Ampirik bulgular, onerilen KDS altyapisinin evsel GES projelerinde kestirimci bakim guvenilirligini artirirken, operasyonel ariza surelerini ve teknik bakim maliyetlerini onemli olcude dusurdugunu kanitlamaktadir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisYalnız künye2026
    Çevresel etkilerden bireysel seçimlere: Tesettürün moda ve toplumsal dinamiklerle ilişkisi - Erzurum örneği

    Gülhayat Düzgün

    Bu çalışma, tesettürün bireysel bir tercih olarak nasıl şekillendiğini ve bu tercihin oluşumunda etkili olan toplumsal, kültürel ve çevresel dinamikleri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada tesettür, dini bir yükümlülük olmasının yanı sıra bireyin aile yapısı, sosyal çevresi ve yaşadığı kültürel ortamla etkileşim içerisinde şekillenen bir olgu olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda tesettüre başlama süreci, aile ve sosyal çevrenin etkisi, moda ve tüketim kültürüyle kurulan ilişki, değişen tesettür algıları ve ideal tesettür anlayışına yönelik inceleme ve değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemiyle yürütülmüş, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Erzurum’da yaşayan 21 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Elde edilen veriler ışığında katılımcıların tesettüre ilişkin deneyimleri analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, tesettüre başlama kararının çoğu zaman tek bir nedene dayanmadığını; aile, sosyal çevre, dinî yönelimler, rol modeller ve bireysel deneyimlerin etkisiyle zaman içerisinde şekillenen dinamik bir süreç olduğunu göstermektedir. Katılımcıların önemli bir kısmı tesettürü dinî bir sorumluluk olarak değerlendirirken, modern yaşam koşulları, moda eğilimleri, tüketim kültürü ve sosyal medya içeriklerinin giyim tercihleri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca ideal tesettür anlayışı ile günlük yaşam pratikleri arasında belirli farklılıkların bulunduğu, katılımcıların geleneksel ve modern tesettür anlayışları arasında çeşitli denge arayışları geliştirdikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışma, tesettürün bireysel ve toplumsal boyutlarının iç içe geçtiğini ortaya koymakta ve literatüre katkı sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Refik Halid Karay romanlarında kadın ve ataerkil söylem

    Eda Nurşen Albayrak

    Refik Halid Karay Romanlarında Kadın ve Ataerkil Söylem adlı bu çalışma feminizm ve ataerkillik kavramlarının Türk edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Refik Halid Karay’ın romanlarında kadın ve erkek bireyler üzerinde nasıl ele alındığını, hangi davranışlar eşliğinde görünürlük kazandığı incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına şahitlik eden Karay’ın söz konusu dönemlerdeki romanlarında toplumun sosyal yapısını, kadının toplumsal statüsünü ve ataerkil değerlerin bireyler üzerindeki yansımasını incelemektir. İncelenen metinlerde yer alan ataerkil söylem unsurları feminist teori aracılığıyla ele alınmıştır. Refik Halid Karay’ın incelenen romanlarında kadın bireylerin davranışlarının ahlaki çerçeve ekseninde değerlendirildiği görülmektedir. Karay romanlarında kadını toplumun modernleşme sürecini yansıtan bir ayna olarak konumlandırır. İncelenen romanlarda yer alan kadınlar toplumsal kadınlık rolüne uygun olarak davranır. Ekonomik anlamda bağımlı konumda yer alan kadınlar evliliği maddi bir güvence olarak görür. Kültürel unsurlarla harmanlanan cinsiyet rolleri dışına çıkan kadınlar da toplum tarafından eleştirilir. Refik Halid Karay’ın eserlerinde yer alan erkekler, toplumsal cinsiyet rolleri kapsamında birincil konumuna uygun olarak hareket etmektedir. Birincil konumu nedeniyle erkekler, kadınlar gibi ahlaki bir sorumluluk üstlenmez. İncelenen romanlarda erkek bireyler gelenek adı altında süregelen erkeklik davranışları doğrultusunda hareket eder. Romanlarda yer alan erkekler otoriter, aile reisi ve kadını himaye eden gibi erkeklik rollerini benimser. Romanlarda bazı erkekler kadını güvenilmez olarak görür ve bu nedenle evlilik müessesesine önyargılı yaklaşır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Akran matematik kaygısının öğrenci matematik kaygısı ve başarısı üzerine etkisi

    Kerem Güner

    Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin matematik kaygısı ile matematik başarılarının sınıf düzeyi ve cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek ve farklı akran türleri ile kaygı düzeylerinin öğrencilerin matematik kaygısı ve matematik başarısı üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bir il merkezindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı üç devlet okulunda öğrenim gören 5., 6. ve 7. sınıf düzeyindeki toplam 349 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, Matematik Kaygısı Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, Sosyometrik Akran İlişkileri Formu ve matematik başarı notları aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) ve yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Bulgular, matematik başarısının yalnızca sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiğini, matematik kaygısında ise sınıf düzeyi ile cinsiyet etkileşiminin anlamlı olduğunu ortaya koymuştur. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, matematik kaygısının matematik başarısını negatif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. Ayrıca sıra arkadaşı kaygısının matematik başarısını hem doğrudan hem de matematik kaygısı aracılığıyla dolaylı olarak etkilediği; sık etkileşimde bulunulan arkadaş kaygısının ise matematik başarısını matematik kaygısı aracılığıyla dolaylı olarak etkilediği belirlenmiştir. Sıra arkadaşı, gezdiği arkadaş ve matematik kaygısı modeli, matematik başarısındaki toplam varyansın yaklaşık %22'sini açıklamaktadır. Elde edilen bulgular, akran ilişkisi türlerinin matematik başarısını matematik kaygısı aracılığıyla etkilediğini ve matematik kaygısının bu süreçte önemli bir aracı değişken olduğunu ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Göğüs röntgeni görüntülerinden zatürre tanısında derin öğrenme tabanlı yaklaşımların performans analizi

    Çağlar Çiltaş

    Göğüs röntgeni görüntülerinden zatürre tanısı, düşük maliyetli ve yaygın kullanılabilir olması nedeniyle klinik uygulamalarda önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte derin öğrenme tabanlı yöntemlerin yüksek performans elde edebilmesi genellikle büyük miktarda etiketli veriye ihtiyaç duymakta, bu durum ise tıbbi görüntü analizinde önemli bir kısıt oluşturmaktadır. Bu tezde, az etiketli veri koşullarında göğüs röntgeni görüntülerinden zatürre tanısına yönelik derin öğrenme ve geleneksel makine öğrenmesi yaklaşımlarının performansları kapsamlı olarak değerlendirilmiştir. Bu amaçla ConvNeXt-Tiny mimarisi temel alınarak geliştirilen Hibrit Prototip Füzyon Ağı (Hybrid Prototype Fusion Network-HPFN) önerilmiş ve derin öznitelik temsili ile prototip tabanlı benzerlik hesaplaması tek bir karar mekanizmasında birleştirilmiştir. Ayrıca önerilen model; Xception, VGG16 ve ResNet50 mimarileri ile karşılaştırılmış, bunun yanında SIFT, KAZE ve HOG öznitelikleri kullanılarak Destek Vektör Makineleri, Lojistik Regresyon ve Aşırı Gradyan Artırma sınıflandırıcılarından oluşan geleneksel yaklaşımlar da aynı veri seti üzerinde analiz edilmiştir. Tüm deneyler Chest X-Ray (Pneumonia) veri seti kullanılarak gerçekleştirilmiş ve modeller doğruluk, kesinlik, duyarlılık ve F1-Skoru ölçütleri ile değerlendirilmiştir. Deneysel sonuçlar, önerilen HPFN modelinin %96,38 doğruluk, %96,23 kesinlik, %97,95 duyarlılık ve %97,08 F1-Skoru elde ederek hem karşılaştırılan derin öğrenme mimarilerinden hem de geleneksel öznitelik tabanlı yöntemlerden daha başarılı performans sergilediğini göstermiştir. Literatür karşılaştırmaları da önerilen yaklaşımın az etiketli veri koşullarında güvenilir, dengeli ve yüksek doğruluk sağlayan etkili bir bilgisayar destekli tanı yöntemi olduğunu ortaya koymuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Bağımsız denetim raporlarının banka finansal performansı üzerindeki etkisi: Türk bankacılık sistemi üzerine bir uygulama

    Irem Ilter Cadirci

    Çalışmada bağımsız denetim raporlarında yer alan denetçi görüşlerinin banka performansı üzerindeki etkisini Türkiye bankacılık sektörü örneğinde incelemektir. Bu kapsamda Borsa İstanbul’da işlem gören on bankaya ait veriler kullanılmıştır. Banka performansını temsilen Tobin Q oranı, finansal göstergeler olarak aktif kârlılık oranı, özkaynak kârlılığı ve sermaye yeterlilik oranı kullanılmış; bağımsız denetim raporu görüşleri ise kukla değişken ile modellenmiştir. Araştırmada değişkenler arasındaki dinamik ilişkilerin belirlenmesi amacıyla Panel Vektör Otoregresif (PVAR-GMM) yaklaşımından yararlanılmıştır. Ayrıca Granger nedensellik testi, etki-tepki fonksiyonları ve varyans ayrıştırma analizleri uygulanmıştır. Analiz öncesinde homojenlik, yatay kesit bağımlılığı ve ikinci nesil panel birim kök testleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, özkaynak kârlılığının banka performansını negatif yönde etkilediğini, sermaye yeterlilik oranı ile olumlu bağımsız denetim görüşlerinin ise banka performansını pozitif yönde etkilediğini göstermektedir. Granger nedensellik sonuçları da özkaynak kârlılığı, sermaye yeterlilik oranı ve bağımsız denetim görüşünden banka performansına doğru tek yönlü nedensellik ilişkileri bulunduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bağımsız denetim raporlarının yalnızca yasal bir yükümlülük olmadığı, aynı zamanda banka performansını etkileyebilen önemli bir bilgi kaynağı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Erzincan’daki AK Parti ve CHP seçmenlerinin uluslararası göç ve göçmen algıları üzerine bir araştırma

    İnci Özdemir Sharifov

    Erzincan ili Merkez ilçesinde yaşayan AK Parti ve CHP seçmenlerinin göç ve göçmenlere yönelik algılarını nicel anket verileri ve nitel bulgular üzerinden inceleyen bu araştırmanın temel bulguları; göçmen algısının çok boyutlu, siyasal ve demografik faktörlerle şekillenen bir yapı sergilediği ve her iki parti seçmeninin de göçmenlere ve hükümetin göçmen politikalarına yönelik tutumlarının ağırlıklı olarak olumsuz yönde olduğu görülmektedir. Özellikle göçmenlere vatandaşlık verilmesi, yeni göçmen kabulü ve göçmenlerin topluma katkı sağladığına ilişkin ifadelerdeki düşük ortalamalar ve yüksek oranda olumsuz yanıtlar dikkat çekmektedir. Ekonomik ve sosyal temas boyutlarında ise her iki seçmen kitlesinde de daha ılımlı bir algı ortaya çıkmaktadır. Her iki parti katılımcılarının, göçmenlerin kalıcılığına ve toplumsal entegrasyonuna yönelik çekinceler taşıdığı; iş gücüne katkı, komşuluk ilişkileri ve kişisel deneyimlere ilişkin tutumlarının ise daha olumlu olduğu tespit edilmiştir. Göçmen algısının siyasi parti değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koyan araştırmamızın analizleri sonucunda hükümetin göç politikalarına ve yeni göçmen kabulüne büyük ölçüde olumsuz yaklaşmalarına rağmen, AK Parti seçmenlerinin göçmenlere yönelik ekonomik ve toplumsal değerlendirmelerinin CHP seçmenlerine kıyasla daha olumlu olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın, göçmenlere vatandaşlık verilmesi, sınır dışı edilmeleri, güvenlik ve suç algısı gibi konularda her iki parti seçmenlerinin de olumsuz tutumlar sergilediği görülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisYalnız künye2026
    Erzincan iklim şartlarında jeotermal kaynaklı ısı pompası kullanımı ile sera ısıtma uygulaması

    Sümeyye Kevser Sağır

    Enerji, hayatımızın en temel ihtiyacı haline gelmiştir. Yaygın bir şekilde kullanılan fosil yakıt gibi yenilenemeyen enerji kaynakları; temini kısıtlı, sürdürülebilir olmadığı, çevreye ve atmosfere zarar verdiği için alternatifler aranmıştır. Sürdürülebilir, temiz ve güvenilir olması en önemlisi ise doğada var olan kaynakları kullanarak düşük maliyetlerde enerji elde etmek için yenilebilir enerji kaynakları fosil yakıtlara alternatif olmuştur. Doğada varlığı oldukça fazla ve sürdürülebilir olan güneş, hava, su, toprak ve jeotermal kaynaklar yenilebilir enerji kaynaklarına örnektir. Bu kaynaklardan verimli bir şekilde yararlanabilmek için ısı pompaları kullanılmaktadır. Coğrafi şartların uygunluğuna göre kaynak seçimi yapılabilmektedir. Bir ısı pompasının kaynaktan aldığı ısıyı kullanabilmesi için gerekli olan çevrim ısı pompasının ana elemanları ile gerçekleşmektedir. Türkiye bulunduğu konum itibari ile yenilenebilir enerji kaynakları açısından zengin bir ülkedir. Türkiye, bir deprem bölgesi olduğu için yeraltı kaynakları bakımından zengindir. Bu da jeotermal enerji potansiyelinin yüksek olduğunu göstermektedir. Jeotermal enerjinin kullanıldığı çeşitli alanlar bulunmaktadır. Bu alanlardan biri de seracılıktır. Sera kullanımı her geçen yıl artmaktadır. Artan seracılık ile beraber üretim kalitesini arttırabilmek içinde ısı pompaları kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada bir sera tasarlanarak Erzincan şartlarında jeotermal bir kaynaktan ısı pompası yardımı ile çekilen ısının seranın ısıtılmasında kullanılması teorik olarak incelenmiştir. ANSYS-Fluent programı kullanarak sera içindeki sıcaklık dağılımına bakılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    2023 vizyonu ve Maarif modeli ışığında yatılı bölge ortaokulların süreç içerisinde değerlendirilmesi

    Elif Beyoğlu

    Bilgi ve teknolojideki hızlı gelişmeler ile küreselleşme, eğitim sistemlerinde sürekli yenilenen politika ve reformları gerekli kılmıştır. Türkiye’de bu dönüşümün temel adımlarını oluşturan 2023 Eğitim Vizyonu ve 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM), öğrenci merkezli, beceri ve değer odaklı eğitim, dijital dönüşüm, fırsat eşitliği ile ölçme ve değerlendirme süreçlerinin geliştirilmesini hedeflemektedir. Bu araştırmanın amacı, söz konusu reformların Yatılı Bölge Ortaokullarındaki (YBO) eğitim ve yönetim süreçlerine yansımalarını öğretmen ve okul yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda değerlendirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi ve olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2025-2026 eğitim öğretim yılında YBO’larda görev yapan 11 öğretmen ve 10 okul yöneticisi olmak üzere toplam 21 katılımcı oluşturmuştur. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmış, betimsel analizle çözümlenmiştir. Bulgular, reformların öğretim süreçleri, okul yönetimi, ölçme ve değerlendirme ile öğrenci gelişimine olumlu katkılar sağladığını; ancak zaman yönetimi, fiziki altyapı, materyal yetersizliği ve hizmet içi eğitim ihtiyacının uygulamayı zorlaştırdığını göstermiştir. Ayrıca yatılı okul ortamının öğrencilerin sorumluluk, öz denetim, sosyal beceri ve değer gelişimini desteklediği belirlenmiştir. Sonuç olarak, reformların etkili uygulanabilmesi için öğretmenlerin mesleki gelişiminin ve okul imkânlarının güçlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Menâkıbu'l-Ârifîn'e göre kadınların mevlevîlik tarikatına etkisi ve katılımı

    Mehtap Bahşi

    Bu çalışma, Ahmed Eflâkî’nin XIV. yüzyılda kaleme aldığı Menâkıbu’l-Ârifîn adlı eser çerçevesinde Mevlevîlikte kadınların konumunu, tarikat hayatındaki rollerini ve Mevlevî kültürüne katkılarını incelemektedir. Araştırmanın amacı, Mevlevîliğin kuruluş ve gelişim sürecinde kadınların üstlendikleri sosyal, kültürel ve manevî rolleri ortaya koyarak tasavvuf tarihindeki yerlerini değerlendirmektir. Araştırmada, Mevlevîliğin tarihî gelişimi ve temel özellikleri ele alınmış; Menâkıbu’l-Ârifîn nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesiyle analiz edilmiş, kadınlara ilişkin veriler tematik olarak değerlendirilerek ilgili literatürle desteklenmiştir. Araştırma bulguları, kadınların Mevlevîlikte yalnızca aile bağlarıyla tarikat çevresinde bulunan kişiler olmadıklarını; sohbet ve semâ meclislerine katıldıklarını, eğitim ve irşad faaliyetlerinde görev aldıklarını, vakıf ve hayır hizmetlerini desteklediklerini ve bazı durumlarda manevî otorite konumuna ulaştıklarını göstermektedir. Gürcü Hatun, Kira Hatun, Fâtıma Hatun, Mutahhara Hatun, Şeref Hatun, Güneş Hanım, Ârife-i Hoşlika ve Kâmile Hanım bu sürecin öne çıkan temsilcileri arasında yer almaktadır. Sonuç olarak çalışma, Mevlevîliğin kadınları manevî hayatın aktif unsurları olarak kabul eden bir anlayış benimsediğini ortaya koymakta; Mevlevîlik tarihinin yalnızca erkek sûfîler üzerinden değerlendirilemeyeceğini ve kadınların tarikatın oluşumu, gelişimi ile kurumsallaşmasında önemli roller üstlendiklerini göstererek tasavvuf tarihi ve kadın araştırmaları literatürüne katkı sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele