Yazarlar

  • ArticleAçık Erişim2025
    Yurtiçi Uçuşlarda Farklı Uçak Modellerinin Emisyon Etkilerinin Analizi İçin Gelişmiş Modelleme Araçlarının Kullanılması

    Atasoy, Vehbi Emrah

    Havacılık sektörü, uçuş operasyonları sırasında oluşan gaz ve partikül madde emisyonlarının hassas bir şekilde ölçülmesi ve değerlendirilmesi yoluyla çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilir. Araştırmada, aynı sayıda yolcu talebini karşılayacak geniş ve dar gövdeli uçaklar kullanarak İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı (LTFJ) ile Antalya Havalimanı (LTAI) arasında gerçekleştirilen farklı senaryolar üzerinden operasyonel ve çevresel etkileri analiz edilmektedir. Çalışma, EUROCONTROL'ün IMPACT web tabanlı platformu ve analiz için gerekli bilgileri sağlayan BADA veritabanı gibi araçlar kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar, geniş gövdeli uçağın LTAI-LTFJ ve LTFJ-LTAI uçuşlarında ortalama 17796 kg CO₂ emisyona neden olduğunu göstermektedir. Buna karşılık, ilgili rotalarda iki dar gövdeli uçak kullanılarak aynı sayıda yolcu taşındığında ise toplam 12597 kg CO₂ emisyonu oluşmaktadır. Bu sonuçlar, uçak tipinin toplam emisyon seviyelerinde önemli bir rol oynadığının bir örneğidir ve dar gövdeli uçakların kısa mesafeli uçuşlarda karbon salınımını azalttığını vurgulamaktadır. Bu çalışma, operasyonel ve çevresel sürdürülebilirliğe ulaşmada uçak seçiminin öneminin altını çizerek, yakıt tüketimini ve emisyonları düşürmeyi planlayan bir havayolunun, web tabanlı modelleme teknolojisini kullanarak filo planlama stratejilerini daha etkili hale getirebileceğini göstermektedir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Karbon Emisyonlarını Azaltmada Yenilenebilir Enerjinin Rolü: Çevresel Performans Endeksinde Başarılı Olan 10 Ülkeden Kanıtlar

    Akın, Fatih

    Günümüzde artan çevresel kaygılar ve iklim değişikliği, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini daha da artırmıştır. Fosil yakıtların kullanımının çevresel etkileri göz önüne alındığında, yenilenebilir enerjiye geçiş, sürdürülebilir bir gelecek için kritik bir adım olarak görülmektedir. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji tüketiminin CO2 emisyonları üzerindeki etkilerini anlamak, çevresel politikaların şekillendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, 1990-2021 dönemi için çevresel performans endeksinde başarılı olan on ülkenin (Estonya, Lüksemburg, Almanya, Finlandiya, Büyük Britanya, İsveç, Norveç, Avusturya, İsviçre ve Danimarka) yenilenebilir enerji tüketimi (REN) ile CO2 emisyonu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada, Dinamik Ortak Korelasyon Etkiler (DCCE) ve Panel Vektör Hata Düzeltme Modeli (VECM) Nedensellik testi kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. DCCE analiz bulguları, hem genel panelde hem de bireysel ülkelerde yenilenebilir enerji tüketimindeki artışın, CO2 emisyonlarını azaltmada önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, yapılan panel VECM nedensellik testi bulgusuna göre, yenilenebilir enerji tüketiminden CO2 emisyonuna doğru uzun dönemde nedensellik tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, çevresel performans endeksinde başarılı olan on ülkenin, yenilenebilir enerji kaynaklarını etkin bir şekilde kullanarak CO2 emisyonlarını azaltmada başarılı olduklarını ve bu sayede sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkıda bulunduklarını ortaya koymaktadır.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Determining the awareness of university students regarding carbon footprint

    Göçer, Şemsinnur; Polat, Tuncay; Arpacı, Fikret

    Purpose: This study aimed to examine the behaviors of university students regarding their carbon footprint in their daily lives in the areas of home, shopping, transportation and food consumption. Methods: This cross-sectional descriptive study was conducted at Yozgat Bozok University in the Spring Semester of the 2022-2023 Academic Year. The sample of the study consisted of 164 students studying at the Faculty of Health Sciences, Engineering and Communication at Yozgat Bozok University in the spring semester of the 2022-2023 academic year. The research data were obtained online with the "Personal Information Form" and "Carbon Footprint Awareness Survey". Numbers and percentages were used in the analysis of demographic data, and the Chi-Square test was used in comparative analyses. The significance level in statistical tests was accepted as p

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Yeni sanayileşmiş ülkelerde yenilenebilir enerji ve insani gelişmenin ekonomik büyümeye katkısı

    Akın, Fatih; Dinçer, Selin

    Bu çalışmada 1990-2022 döneminde yeni sanayileşmiş ülkelerde (NIC) (Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Malezya, Meksika, Filipinler, Güney Afrika, Tayland, Türkiye) yenilenebilir enerji ve HDI düzeyinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi Artırılmış Ortalama Grup (AMG) tahmincisi ve Juodis, Karavias & Sarafidis (JKS, 2021) Granger nedensellik analizi ile incelenmiştir. LM Bootstrap Panel Eşbütünleşme testi sonuçları yenilenebilir enerji, HDI ve ekonomik büyüme değişkenleri arasında uzun dönemli bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Panel AMG tahmin sonuçları panel genelinde yenilenebilir enerji ve HDI düzeyinin ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğunu göstermektedir. Ülkelere göre sonuçlar Çin, Hindistan, Endonezya ve Türkiye’de yenilenebilir enerjinin büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Güney Afrika hariç tüm ülkelerde HDI düzeyinin büyüme üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. JKS Granger nedensellik testi sonuçları ise HDI ile ekonomik büyüme arasında ve HDI ile yenilenebilir enerji arasında çift yönlü nedensellik bulunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca ekonomik büyümeden yenilenebilir enerjiye doğru tek yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Bulgular, NIC ülkelerinde yenilenebilir enerji ve HDI değerinin ekonomik büyüme üzerinde önemli rol oynadığını vurgulamaktadır.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Türkiye’de ekonomik istikrarın çevre kalitesi üzerindeki etkisi: ardl sınır testi ve toda-yamamoto nedensellik analizi

    Akın, Fatih; Öncebe, Şaban

    Çevre kirliliği sadece bir ülkeyi değil diğer ülkeleri de etkilediği için küresel çapta bir sorundur. Bu nedenle çevre kalitesinin sağlanması tüm ülkelerin gündeminde olan bir konudur. Dolayısıyla çevre kalitesini bozan sebepler de tartışma konusu olmuştur. Türkiye’de çevre kalitesinin göstergelerinden biri olan CO2 emisyonu sürekli artan bir yapıya sahiptir. Çevre kalitesinin bozulmasında önemli bir rol oynayan CO2 emisyonunu azaltmak için Türkiye 2021 yılında Paris Anlaşması’nda bazı taahhütlerde bulunmuş ve gerekli alt yapı çalışmaları için de somut adımlar atmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de 1990-2022 döneminde ekonomik istikrar ve enerji tüketiminin çevre kalitesi üzerindeki uzun dönem etkisi Otoregresif Gecikmesi Dağıtılmış Model (ARDL) ve Granger nedensellik analizi için ise Toda-Yamamoto Nedensellik testi ile araştırılmıştır. Çevre kalitesini temsilen CO2 emisyonu değişkeni kullanılmıştır. ARDL sınır testi sonuçlarına göre, CO2 emisyonunu uzun dönemde ekonomik istikrar ve enerji kullanımı artırmaktadır. Toda-Yamamoto Nedensellik testi sonuçlarına göre ekonomik istikrar ve enerji kullanımından CO2 emisyonuna doğru tek yönlü bir Granger nedensellik tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, Türkiye’nin ekonomik istikrar ve çevre dengesini sağlayabilmesi için çevre kalitesini yükselten yenilenebilir enerji kaynaklarına daha da ağırlık vermesi gerekmektedir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Kavşak Geometrilerinin ve Araç Hacimlerinin CO2 Salınımı Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi

    Çolak, Muhammed Ali; Deniz, Fatih Ahmet

    Ulaşımdan kaynaklanan CO₂ salınımındaki artış; nüfusun büyümesi, teknolojik gelişmeler, bireysel araç sahipliğinin yaygınlaşması ve toplu taşıma ile lojistik sektörlerinde kullanılan otobüs ve kamyon gibi motorlu taşıtların sayısının artmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, şehir içi trafik akışının analizi ve iyileştirilmesi, zararlı salınımların azaltılması için kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, Erzincan il merkezindeki en yoğun yedi kavşağın oluşturduğu trafik koridorunun mevcut durumu, kavşak sayımları ve sinyalizasyon verileri kullanılarak Aimsun ortamında modellenmiştir. Kavşaklardaki geometrik düzenlemeler ve araç hacimlerinin farklı kombinasyonlarıyla oluşturulan 2303 alternatif senaryo üzerinde analiz yapılmıştır. Toplam 2304 senaryonun analizinden elde edilen CO2 salınım değerleri, Hafif Gradyan Artırma Makinesi (LightGBM), k-En Yakın Komşular (kNN) ve Bayesian Ridge regresyon algoritmaları kullanılarak modellenmiştir. En iyi CO2 salınım tahmini, LightGBM ile elde edilmiştir. Özellik önem analizi, Dörtyol Kavşağı'nın mevcut durumunun CO2 salınımları üzerinde en büyük etkiye sahip olduğunu, Terzibaba Kavşağı'nın farklı düzeyli kavşak olarak yeniden düzenlenmesinin ise koridor boyunca CO2 salınımların azaltmaya yardımcı olacağını ortaya koymuştur.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Ortaokul Öğrencilerine Yönelik İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeğinin Geliştirilmesi

    Polat, Recep; Kenan, Adem; Albayrak, Hamza

    İklim değişikliği, günümüzde önemli bir küresel sorun olarak karşımıza çıkmakta ve bu konuda bireylerin farkındalık düzeylerinin artırılması büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle ortaokul öğrencilerinin farkındalık düzeylerinin ölçülmesi, gelecekte sürdürülebilir çevre bilincinin oluşmasına katkı sağlayabilir. Bu çalışmanın temel amacı, ortaokul öğrencilerinin iklim değişikliği farkındalık düzeylerini ölçmek için güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmada toplam 1064 ortaokul öğrencisinden elde edilen verilerle süreç yürütülmüştür. Beşli Likert tipi bir yapıya sahip olan ölçeğin geçerliliği, uzman görüşleri doğrultusunda içerik ve görünüş geçerliliği ile değerlendirilmiş; yapısal geçerlilik için açımlayıcı faktör analizi (AFA) ve model uyumu için doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmıştır. AFA sonucunda, toplam varyansın %42.68’ini açıklayan ve 16 maddeden oluşan iki faktörlü bir yapı elde edilmiştir. DFA sonuçları, bu yapının iyi bir model uyumuna sahip olduğunu göstermiştir. Güvenirlik analizinde ise Cronbach alfa katsayısı 0.837, test-tekrar test güvenirlik katsayısı 0.944 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular, İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği’nin (İDFÖ) ortaokul öğrencilerinin iklim değişikliği farkındalık düzeylerini ölçmek için güvenilir ve geçerli bir araç olduğunu ortaya koymaktadır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Sakaltutan Geçidi Yerine Önerilen Eğimsiz Tünelin Emisyon, Yakıt Tüketimi ve Ekonomik Analizi

    Demirci, Oğuz Kürşat

    Bu çalışma, D-100/E-80 üzerindeki 13 km’lik Sakaltutan Geçidi yerine 11,1 km, %0 eğimli bir tünelin çevresel ve ekonomik etkilerini nicel olarak değerlendirmektedir. COPERT 5.8.1 ile 5196 araçlık filo için hız, eğim, soğuk başlatma ve iklim çarpanları kullanılmış; ±%15 genişletilmiş belirsizlik ve 10000 yinelemeli Monte Carlo analizi uygulanmıştır. Tünel senaryosu yakıt tüketimini günde 5041 L (−%34) ve CO2’yi 12,9 t gün-1 (≈4700 t yıl-1) azaltır; NOx emisyonunda −%23, PM’de −%37 düşüş sağlar. Toplam yolculuk süresi 211 saat gün-1 azalır ve ekonomik fayda ≈108 milyon TL yıl-1’dır; karbonun parasal değeri eklendiğinde toplam ≈126,8 milyon TL yıl-1’a çıkar. Net tasarruf olasılığı %99,4’tür. Benzer tünel LCA’larıyla karşılaştırılan yapım aşaması gömülü emisyonları 105 t CO2-eş. mertebesindedir; karbon geri ödeme süresi ≈10–20 yıl olarak öngörülür. Yatırım gideri dâhil basit geri ödeme, varsayılan yatırım gideri (CAPEX)’e bağlı olarak ≈24–39 yıl aralığındadır. Sonuçlar, özellikle ağır hizmet araçları kaynaklı kazanımların belirgin olduğunu ve tünelin iklim/ekonomi açısından güçlü bir seçenek sunduğunu göstermektedir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    The impact of foreign trade on environmental sustainability: the case of iran

    Öztürk, Büşra; Akın, Fatih

    The aim of this study is to analyze the environmental impacts of foreign trade (imports and exports), energy consumption, and economic growth in the Iranian economy for the period 1965-2023 using the Fourier Augmented ARDL (FAARDL) method and the Fourier Toda-Yamamoto causality test. The findings reveal the existence of a cointegration relationship between the variables and point to a long-term equilibrium relationship. According to the FAARDL long-term coefficients, economic growth, exports, and energy consumption have an increasing effect on carbon dioxide emissions, while imports have a decreasing effect on emissions. According to the results of the Fourier Toda-Yamamoto causality test, unidirectional causality relationships were detected from economic growth to carbon dioxide emissions, from imports to carbon dioxide emissions, from energy consumption to carbon dioxide emissions, from economic growth to exports, from economic growth to energy consumption, and from energy consumption to exports. Furthermore, bidirectional causality relationships were found between imports and economic growth, exports and imports, and energy consumption and imports.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Performance, Emissions and Enviroeconomic Assessment of Diesel–Waste Tyre Pyrolysis Oil–n-Butanol Blends in a Single-Cylinder Engine

    Demirci, Oğuz Kürşat; Erol, Derviş; Gülcan, Halil Erdi

    This study evaluates the performance, emissions and enviroeconomic implications of diesel–waste tyre pyrolysis oil (WTPO)–butanol blends in a single-cylinder, direct-injection diesel engine operated at 1500 rpm across 10–50 Nm. Five fuels were tested: neat diesel (D100), D90T10, D80T20, D80T10B10 and D60T20B20. Relative to D100, oxygenated blends incurred a modest fuel-consumption penalty (peak ≈ +8% BSFC), yet delivered pronounced reductions in incomplete-combustion products: carbon monoxide fell by about 50% at high load with D60T20B20. WTPO-only mixtures increased unburned hydrocarbons, whereas adding 10% butanol suppressed HC. Conversely, nitrogen oxides rose by roughly 15–45%, highest for D60T20B20, while tailpipe CO2 decreased slightly (≈4% at 50 Nm). A simple carbon-pricing lens (€70 t-1 CO₂) indicated a ~4% lower carbon-cost component for D60T20B20 than D100 at high load. Considering these trade-offs, D80T10B10 emerges as the most pragmatic configuration, balancing efficiency with air-quality benefits and moderating the NOx rise. The results support partial substitution of diesel by WTPO and butanol where NOx control (e.g., EGR or calibration) is feasible, coupling local pollutant mitigation with incremental decarbonisation and modest cost gains.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Politik İstikrarın Çevre Üzerindeki Etkisi: Türk Devletleri Teşkilatı Örneği

    Akın, Fatih

    Bu çalışmada, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemcisi olan ülkelere (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye, Macaristan ve Türkmenistan) yönelik 2002-2021 dönemi için politik istikrar ve çevre arasındaki ilişki panel Otoregresif Dağıtılmış Gecikme (ARDL) yöntemi ile incelenmiştir. Çevreyi temsilen ekolojik ayak izi değişkeni kullanılmıştır. Ekonomik büyüme, yenilebilir enerji tüketimi ve politik istikrar açıklayıcı değişkenler olarak modele dâhil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, politik istikrarda meydana gelen artışın kısa ve uzun dönemde ekolojik ayak izini azalttığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bulgulardan hareketle politik istikrarın, çevre kalitesini artmasına katkı sağladığı görülmektedir. Diğer önemli bulgular ise, ekonomik büyüme ekolojik ayak izini artırırken, yenilenebilir enerji tüketimi ise ekolojik ayak izini azaltmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemcisi olan ülkelerde politik istikrarın devamlılık göstermesi ve yenilenebilir enerji tüketiminin arttırılması çevre kalitesinin artırılmasına yardımcı olabilir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Elektrikli Araçların Hava Kalitesi Üzerine Etkisi: PM₁₀, NO₂, SO₂ ve CO Parametreleri Üzerinden Bir Değerlendirme

    Seyhan, Aslıhan Kurnuç; Ertugay, Neşe

    Hava kirliliği, küresel ölçekte halk sağlığını tehdit eden en önemli çevresel sorunlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Bu kirliliğin başlıca kaynaklarından biri olan ulaşım sektörü, artan motorlu taşıt sayısıyla birlikte atmosferdeki zararlı gaz konsantrasyonlarını belirgin şekilde yükseltmektedir. Son yıllarda elektrikli araç teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, düşük emisyon profilleri sayesinde hava kalitesinin iyileştirilmesinde etkili bir çözüm olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, 2016–2024 yılları arasında Türkiye’de trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtlarının illere göre dağılımı esas alınarak toplam araç sayısının %65’inden fazlasını oluşturan ve taşıt yoğunluğu bakımından en üst sıralarda yer alan iller (örneğin İstanbul, Ankara, İzmir vb.) seçilerek, bu illere ait 2016–2024 yılları arasındaki PM₁₀, NO₂, SO₂ ve CO hava kirletici parametrelerine ilişkin veriler analiz edilmiştir. Aynı dönemde elektrikli ve hibrit araç sayılarındaki değişim göz önünde bulundurularak, araç teknolojilerindeki dönüşümün hava kirliliği üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, özellikle PM₁₀, SO₂ ve CO konsantrasyonlarında yıllar içinde belirgin ve kademeli bir azalma olduğunu ortaya koymaktadır. Bu azalma, elektrikli araçların yaygınlaşması, fosil yakıt kullanımının sınırlandırılması, pandemi döneminde sanayi ve ulaşım faaliyetlerinin geçici olarak azalması gibi çok faktörlü yapısal değişimlerle ilişkilendirilmiştir. Ancak bazı illerde NO₂ seviyelerinin artmaya devam ettiği ve ulaşım kaynaklı emisyonların hâlen ciddi bir problem olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, elektrikli araçların hava kalitesini iyileştirmede önemli bir potansiyel taşıdığı; ancak bu etkinin sürdürülebilir çevre politikaları, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve toplu taşımanın güçlendirilmesi gibi çok boyutlu stratejilerle desteklenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Ekonomik Büyüme ve Kentleşmenin Sürdürülebilir Çevre Üzerindeki Etkisi: Seçilmiş AB Ülkelerinde LCC Hipotezinin Geçerliliğinin Analizi

    Akın, Fatih; Dinçer, Selin

    Amaç: Bu çalışmada seçilmiş 15-AB ülkesinde (Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, İspanya ve İsveç) ekonomik büyüme ve kentleşmenin sürdürülebilir çevre üzerindeki etkisinin Yük Kapasite Eğrisi (LCC) hipotezi çerçevesinde test edilerek geçerliliğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Çalışmada 1961-2022 döneminde seçilmiş 15-AB ülkesinde LCC hipotezinin geçerliliği Westerlund ECM Panel Eşbütünleşme, Ortalama Grup Dinamik En Küçük Kareler (DOLSMG) ile Canning ve Pedroni (2008) Nedensellik yöntemleri kullanılarak test edilmiştir. Bulgular: Çalışma bulguları ekonomik büyüme ile Yük Kapasite Faktörü (LCF) arasında U şeklinde bir ilişki olduğunu ve LCC hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Başlangıçta ekonomik büyümenin artmasıyla birlikte LCF azalma eğilimi göstermekte ancak belirli bir büyüme seviyesinden sonra Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’daki (GSYİH) artış LCF üzerinde pozitif bir etki meydana getirmektedir. Ülke bazında elde edilen bulgular, Danimarka, Almanya, Macaristan, İrlanda, İtalya ve İspanya’da LCC hipotezinin geçerli olduğunu doğrulamaktadır. Ayrıca, uzun dönemde kentleşme oranındaki artışın LCF üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgu ekolojik modernizasyon teorisini desteklemektedir. Nedensellik analizleri ise ekonomik büyüme ile hem LCF hem de kentleşme arasında çift yönlü, kentleşmeden LCF’ye ise tek yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Çalışma, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasında ekonomik büyüme ve kentleşme politikalarının önemli olduğunu ve dengeli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu doğrultuda, elde edilen bulgular ülkelerin sürdürülebilir büyüme ve sürdürülebilir çevre stratejileri geliştirmelerine yönelik politika tasarımlarına katkı sunmayı hedeflemektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    The Impact of Tourism Activities on Carbon Emissions: Evidence Using a Time-Varying Parameter Vector Autoregression Model

    Catik, A. Nazif; Balli, Esra; Akdeniz, Coskun; Cobanoglu, Cihan; Helmi, Mohamad Husam

    This article examines the impact of tourism activities, economic growth, and energy demand on environmental degradation in Turkey using Primiceri's (2005) time-varying parameter structural vector autoregression model for the period 1991:Q1 to 2020:Q1. The findings from the linear VAR model indicate that the response of carbon emissions to shocks in tourism activity is negative and significant. However, the time-varying responses show that the impact of tourism activities on environmental degradation varies over time but is not significant for most analysis period. The insignificant impact of tourism on carbon emissions implies that the tourism sector can be supported by policymakers without harming the environment. Furthermore, our findings on the positive and significant time- varying impact of tourism activities on economic growth support the validity of the tourism-led growth hypothesis.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    The Impact of Agricultural Total Factor Productivity and Economic Growth on Environmental Quality: The Case of Agriculturally Successful Countries

    Dinçer, Selin; Akin, Fatih

    Agricultural productivity supports the increase in agricultural production by ensuring the efficiency of resources used in the agricultural sector, such as water, soil, labour, and capital. In addition, environmental problems such as land expansion and deforestation can be prevented by using efficient agricultural techniques. However, when the literature is analyzed, it is seen that there is no consensus on the impact of agricultural productivity on environmental quality. On the other hand, it is very important to examine the impact of economic growth on the environment. The economic activities of countries that are in line with their growth and development targets affect environmental quality. In this direction, in this study, in the period 1990-2022, in 12 countries (China, USA, Russia, France, Germany, Canada, Australia, India, Brazil, Indonesia, Argentina, and T & uuml;rkiye) that are successful in agriculture, The impact of agricultural Total Factor Productivity (T-TFP) and economic growth on environmental quality is analyzed by the Augmented Mean Group (AMG) method and Dumitrescu & Hurlin causality analysis. The carbon emission variable is used to represent environmental quality. The findings show that an increase in T-TFP increases environmental quality in China, the USA, Russia, France, Canada, Indonesia, and Australia; that is, the Borlaug hypothesis is valid in these countries. In India, Brazil, Argentina, and T & uuml;rkiye, the increase in T-TFP decreases the environmental quality; that is, Jevons' Paradox is valid in these countries. Moreover, in the study, environmental quality decreases as economic growth increases in all countries except Germany. Renewable energy consumption increases environmental quality in China, the USA, Brazil, Australia, and T & uuml;rkiye. Dumitrescu & Hurlin's causality analysis findings show that there is a bidirectional causality relationship between T-TFP, carbon emissions, and renewable energy consumption. The findings reveal that T-TFP, economic growth, and renewable energy consumption are important in environmental quality.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Impact of surface temperature change on food production: Evidence from PLFC and MMQR models

    Catık, Abdurrahman Nazif; Bucak, Çağla; Akdeniz, Coşkun; Ballı, Esra; Kuziboev, Bekhzod; Makhmudov, Samariddin; Ashurova, Nasiba

    The analysis of the mechanisms through which temperature variations affect food production has become a paramount concern for sustainable development and policy formulation, as global food security faces unprecedented challenges from accelerating climate change. Temperature anomalies are threatening agricultural systems that sustain billions of people worldwide. Using panel data from 40 countries from 1980 to 2021, this study investigates the influence of annual surface temperature fluctuations on food production. The Cross-Sectional Autoregressive Distributed Lag (CS-ARDL) model is estimated to analyze this correlation in the mixed evidence on the integration levels of the variables. The results corroborate the cointegration among the variables. Temperature change has a significant negative effect on food production in both the short and long run. Food production is positively influenced by economic growth and renewable energy consumption. The study also considers potential nonlinearity by utilizing the Partially Linear Functional Coefficient (PLFC) and the Method of Moments Quantile Regression (MMQR) model. The PLFC estimates imply that economies with lower GDP levels are more adversely influenced by temperature change, emphasizing the crucial role of economic growth in mitigating climate change. Significant negative effects of temperature change are also corroborated by the MMQR estimates in all quantiles, with the largest effects obtained at the higher quantiles. The variation in the impact of renewable energy consumption over quantiles implies that energy policies should be modified according to the developmental phases of countries. The empirical findings have significant implications for formulating sustainable agricultural policies and climate adaptation strategies. This is an Open Access article, distributed under the terms of the Creative Commons Attribution 4.0 International license, which permits unrestricted re-use, distribution, and reproduction in any medium, provided the original work is properly cited.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Investigation of the combined use of diesel and CNG fuels on an HCCI engine using Response Surface Methodology (RSM)

    Demirci, Oğuz Kürşat; Çınar, Can; Kocakulak, Tolga

    In this study, the effects of the combined use of diesel and Compressed Natural Gas (CNG) fuels on the performance, combustion and emissions were experimentally and statistically investigated in a Homogeneous Charged Compression Ignition (HCCI) engine. Diesel and CNG fuels were used at different ratios between 0% and 80% by mass, and tests were conducted at different engine loads. The experimental procedure was designed using the Response Surface Methodology (RSM) composite central design method. The experimental data were analyzed using MATLAB and entered into the RSM. In order to determine the response parameters predictably, model equations were created, counter graphs were drawn and optimization was carried out. Engine load and CNG ratio, which are the optimum input parameters, were determined as 68.36% and 2.864%, respectively. The response parameter values were obtained as 4.487 bar for Indicated Mean Effective Pressure (IMEP), 39.3% for Indicated Thermal Efficiency (ITE), 255.5 g/kWh for Brake Specific Fuel Consumption (BSFC), 3.343% for Coefficient of Variation of Indicated Mean Effective Pressure (COVIMEP), 0.247% for CO, 191.566 ppm for HC, 579.538 ppm for NOx and 1.393 m-1 for smoke. This study, in which a combined diesel and CNG fueled engine operating in HCCI combustion mode is examined with experimental and statistical methods, will fill an important gap in the literature and provide researchers with a new perspective.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Book ChapterYalnız künye2025
    An In-depth Analysis of the Energy and Exergy Performance of Radiant Heating Integrated with Ground Source Heat Pumps in Building Environments

    Dogan, Ahmet; Kayaci, Nurullah; Demir, Hakan

    Addressing global priorities such as energy conservation, the reduction of fossil fuel consumption, and the urgent need to combat climate change is of paramount importance. One promising way to achieve these objectives is the exploration of radiant heating and cooling (RHC) systems as alternatives to conventional building climate systems. RHC systems hold the potential to make substantial contributions to both energy efficiency and the enhancement of indoor thermal comfort. RHC systems have garnered attention for their capacity to not only provide an acceptable level of thermal comfort but also their alignment with renewable energy sources. In this study, a comprehensive analysis of energy and exergy performance was undertaken in a building environment. This environment was equipped with a ground source heat pump (GSHP) system linked with radiant panels (RPs). The research was conducted within the confines of the Science and Technology Application and Research Center at YTU. To ensure the precision and reliability of the conducted analyses, a range of critical measurements were taken. These measurements encompassed parameters such as the input and output temperatures of both the ground and panel water, power consumption data for all the equipment within the heat pump (HP) system, and recordings of indoor and outdoor air temperature values. This meticulous data collection process serves as the foundation for the subsequent comprehensive assessment. Furthermore, as part of this study, measurements were carried out under various configurations of the radiant panels. The objective was to evaluate the system’s exergy destruction and overall performance across different scenarios. By comparing the outcomes of these diverse configurations, the research aims to provide valuable insights into the optimal use and efficiency of RHC systems in real-world applications.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Review ArticleAçık Erişim2025
    Applicability of Agro-Waste Materials in Structural Systems for Building Construction: A Scoping Review

    Kumbasaroglu, Hediye; Kumbasaroglu, Atila

    This article presents the results of a systematic review investigating the potential of agricultural wastes as sustainable and low-carbon alternatives in reinforced concrete (RC) production. Background: The depletion of natural resources and the environmental burden of conventional construction materials necessitate innovative solutions to reduce the carbon footprint of construction. Agricultural wastes, including coconut shells (CSs), rice husk ash (RHA), and palm oil (PO) fuel ash, emerge as promising materials due to their abundance and mechanical benefits. Objective: This review evaluates the potential of agricultural wastes to improve sustainability and enhance the mechanical properties of RC structural elements while reducing carbon emissions. Design: Studies were systematically analyzed to explore the sources, classification, and material properties of agro-wastes (AWs), with a particular focus on their environmental benefits and performance in concrete. Results: Key findings demonstrate that AWs enhance compressive strength, tensile strength, and modulus of elasticity while reducing the carbon footprint of construction. However, challenges such as variability in material properties, limited long-term durability data, and lack of standardized guidelines hinder their broader adoption. Conclusions: AWs hold significant potential as sustainable additives for RC elements, aligning with global sustainability goals. Future research should address material optimization, lifecycle assessments, and regulatory integration to facilitate their mainstream adoption in construction.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2025
    Advanced forecasting of the reconnaissance drought index in the Aras Basin, Turkey using ABC-optimised ANN with VMD and REMD integration

    Mert Katipoğlu, Okan; Achite, Mohammed; Elshaboury, Nehal; Abdelkader, Eslam Mohammed

    The Aras Basin in Turkey is highly susceptible to meteorological and hydrological droughts because of the reduced rainfall due to climate change and higher water demand for agriculture. In this context, the main objective of this work was to model the Reconnaissance Drought Index (RDI) over 6- and 12-month periods in two meteorological observation stations in the Aras basin. The prediction performance was evaluated by merging the Artificial Neural Network (ANN) model optimised using the Artificial Bee Colony (ABC) algorithm, namely the ABC-ANN model, with the Variational Mode Decomposition (VMD) and Robust Empirical Mode Decomposition (REMD) methodologies. Some statistical metrics and graphical plots were used to assess the model performance. According to graphical and statistical indicators, the hybrid ABC-ANN (R2 = 0.668-0.967) and VMD-ABC-ANN (R2 = 0.758-0.905) models achieved satisfactory results in estimating RDI values at 6- and 12-month time scales. To evaluate the predictive performance applied models, the Friedman test was employed and revealed statistically significant differences among the models (p < 0.0001). The subsequent Nemenyi post-hoc test identified that ABC-ANN performed significantly better than others. Furthermore, when the temporal variations in forecasts were studied, it was established that the ABC-ANN model was superior to other models in estimating extreme drought values.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    RDL Kalıcı Kaydıİncele