Yazarlar
- Suleyman, Halis(167)
- Mammadov, Renad(95)
- Türkeş, Cüneyt(84)
- Aydin, Sonay(83)
- Altuner, Durdu(74)
- Suleyman, Bahadir(68)
- Isik, Arda(67)
- Beydemir, Şükrü(66)
- Kantarci, Mecit(64)
- Kurt, Nezahat(57)
- Demir, Yeliz(54)
- Bulut, Seval(51)
- Arslan, Yusuf Kemal(50)
- Sofu, Hakan(50)
- Coban, Taha Abdulkadir(49)
- Karakeçili, Faruk(47)
- Altay, Ahmet(46)
- Huyut, Mehmet Tahir(46)
- Aydin, Suleyman(45)
- Türkmenoğlu, Burçin(45)
- Kuzucu, Mehmet(40)
- Yazici, Gulce Naz(40)
- Peker, Kemal(39)
- Algul, Oztekin(38)
- Cicek, Betul(37)
- Mertoglu, Cuma(36)
- Camurcu, Yalkin(35)
- Suleyman, Zeynep(34)
- Bozkurt, Aliseydi(32)
- Mendil, Ali Sefa(32)
- Gunay, Murat(31)
- Gözcü, Sefa(31)
- Köksal, Ekrem(31)
- Yuca, Hafize(31)
- Dilek, Esra(30)
- Karakurt, Papatya(30)
- Ozcicek, Fatih(30)
- Süleyman, Halis(30)
- Onk, Didem(29)
- Ucpunar, Hanifi(29)
Yayınlar
- Review ArticleAçık Erişim2025Türkiye’de Yetişen ve Jinekolojik Hastalıklarda Önemi Olan Tıbbi Bitkilerin Değerlendirilmesi
Aydin, Bilge; Can, Zeynep Seda
İnsanlık tarihi boyunca bitkiler çeşitli amaçlarla kullanılmış, özellikle tedavi edici özellikleri ile ön plana çıkmıştır. Günümüzde sentetik ilaçların yan etkilerine karşı artan farkındalık, fitoterapiye olan ilgiyi artırmış ve tıbbi bitkilerin halk arasında geleneksel kullanımını yeniden gündeme getirmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de yetişen tıbbi bitkilerin jinekolojik hastalıklardaki potansiyel kullanımlarını literatür verileri doğrultusunda değerlendirmektir. Bu derlemede, ulusal ve uluslararası etnobotanik ve farmakolojik kaynaklar taranarak, endometriozis, polikistik over sendromu ve anormal uterin kanamalar gibi jinekolojik hastalıklarda kullanılan bitkiler belirlenmiştir. Yapılan literatür taramaları sonucunda söz konusu jinekolojik rahatsızlıklarda etkinliği tespit edilen bazı bitki türlerinin geleneksel olarak tedavi amacıyla kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu bitkilerin bazı farmakolojik çalışmalarla desteklenen anti-inflamatuar, antioksidan ve hormon düzenleyici etkileri bulunduğu görülmüştür. Türkiye florasında yer alan bazı tıbbi bitkiler, jinekolojik hastalıkların geleneksel tedavisinde uzun yıllardır kullanılmaktadır. Bu bitkilerin etnobotanik ve farmakolojik özelliklerinin detaylı bir şekilde incelenmesi, tamamlayıcı tıp uygulamalarında bilimsel temelli bir yol haritası oluşturabilir. Gelecekte yapılacak klinik çalışmalarla bu bitkilerin etkinliği ve güvenliği daha net bir şekilde ortaya konulmalıdır.
- ArticleAçık Erişim2025Plantago major'un Antioksidan Potansiyeli ve Fenolik İçeriği
Gözcü, Sefa; Atmaca, Muhammed
Amaç: Bu çalışma, terapötik potansiyeli sahip, tıbbi bir bitki olan Plantago major'un toprak üstü kısımlarının antioksidan kapasitesini ve biyoaktif bileşik miktarını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Yöntemler: Toprak üstü kısımlar %70 metanol kullanılarak ekstre edilmiş ve çözücü buharlaştırılmıştır. Toplam fenolik içerik (TPC) ve toplam flavonoit içerik (TFC) miktarları belirlenmiştir. Antioksidan kapasitesi DPPH, ABTS ve FRAP analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular: DPPH serbest radikal süpürme testi IC50 değerini 127,33 ± 1,07 μg/mL olarak gösterirken, ABTS testi IC50 değerini 46,74 ± 2,53 μg/mL olarak ortaya koymuştur. FRAP analizi ise indirgeme gücünün 44,62 ± 0,61 mg TE/g ekstrakt eşdeğerinde olduğunu göstermiştir. Sonuç: Plantago major ekstraktının yüksek fenolik ve flavonoid içeriği, güçlü antioksidan aktivitesine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Bu bulgular, bitkinin doğal bir antioksidan kaynağı olarak farmasötik ve nutrasötik endüstrilerinde potansiyel kullanımını desteklemektedir.
- ArticleAçık Erişim2025Çay Ağacı Uçucu Yağı (Melaleuca alternifolia)'nın Antibakteriyel ve Antifungal Etkinliğinin İn-Vitro Değerlendirilmesi
Akyüz, Sümeyye; Akyüz, Emrullah
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada yerli bir firmaya ait olan ve ticari olarak satılan; antibakteriyel, antifungal, antiinflamatuvar, antiviral, antiprotozoal etkileri olduğu bildirilen Melaleuca alternifolia (Maiden and Betch) Cheel - çay ağacı uçucu yağının altı farklı standart bakteri ve iki standart maya izolatına karşı antimikrobiyal aktivitelerinin araştırılması amaçlanmıştır. YÖNTEM ve GEREÇLER: İzolatlara karşı test edilen çay ağacı uçucu yağının (üreticisi tarafından %100 saf olduğu bildirilen) antibakteriyel etkinliği EUCAST; antifungal etkinliği CLSI önerileri doğrultusunda Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemiyle belirlenmiştir. Mikrobiyal suşlar American Type Culture Collection (ATCC) suşu olup, üniversitemizin Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı'ndan temin edilmiştir. BULGULAR: Çay ağacı uçucu yağı, test edilen tüm standart suşlara karşı inhibisyon zonu oluşturmuş olup bakterilerde en etkili bulunanlar sırasıyla Escherichia coli (17.67 +- 0.57 mm), Staphylococcus aureus (15.00 +- 0.57 mm) ve Klebsiella pneumoniae (13.33 +- 0.57 mm) olmuştur. Antifungal aktivite antibakteriyel aktiviteden anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Tüm izolatlar içinde en yüksek aktivite sırasıyla Candida albicans (43.33 +- 0.57 mm) ve Candida glabrata (37.00 +- 0.57 mm)'ya karşı gözlenmiştir. TARTIŞMA ve SONUÇ: Standart suşlar üzerinde antimikrobiyal etkinliği araştırılan çay ağacı uçucu yağının farklı düzeyde antibakteriyel ve antifungal etkisinin olduğu tespit edilmiş olup antifungal etkisi daha belirgin olarak bulunmuştur. Antimikrobiyal direncin küresel bir sorun olduğu günümüzde çalışmamızın çay ağacı uçucu yağının tek başına, diğer uçucu yağlar ve hali hazırda kullanılan diğer antimikrobiyal ilaçlarla kombine edilmesine yönelik çalışmalar için bir basamak olabileceğini düşünmekteyiz.
- ArticleAçık Erişim2025Sağlık harcamalarının belirleyicileri: bir kantil regresyon uygulaması
Konca, Murat; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Bu çalışma sağlık harcamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve belirlenen bu faktörlere yönelik çözüm önerileri getirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sağlık harcamalarını etkileyen birçok faktör bulunmakla beraber çalışma kapsamında Dünya Bankası veri tabanından 2019 yılına ait 138 ülkenin gelir, eğitim harcamaları, alkol ve tütün kullanım oranları, 65 yaş üstü nüfus oranı, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı değişkenleri ele alınmıştır. Çalışmada, öncelikle klasik en küçük kareler regresyonu ve ardından kantil regresyon analizleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar %95 güven düzeyi üzerinden yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda kantil 0,25, kantil 0,50 ve kantil 0,75’te yer alan ülkelerde kişi başına düşen gelirin, eğitim harcamasının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının ve 65 yaş üstü nüfus oranının artmasıyla kişi başına düşen sağlık harcamalarının da istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Alkol ve tütün kullanım oranları, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı ile sağlık harcamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir ilişkiye ise rastlanmamıştır.
- ArticleAçık Erişim2025Effects of Anxiety and Intolerance to Uncertainty on Life Satisfaction Among Active Athletes During Covid-19 Period
Yılmaz, Duygu Sevinç; Seçer, Emrah
This study aims to examine the impact of anxiety and intolerance of uncertainty on life satisfaction among individuals who continued engaging in active sports during the COVID-19 period. This study, which utilized the correlational survey model from quantitative research methods, included 269 individuals (91 women and 178 men) who continued active sports at a private gym. Data were collected using a “Personal Information Form,” “State Anxiety Scale”, “Intolerance of Uncertainty Scale,” and “Life Satisfaction Scale.” For data analysis, after normality tests, parametric tests including the independent samples t-test, Pearson correlation analysis, and multiple linear regression analysis were conducted. According to the study, there were no significant differences in state anxiety, intolerance of uncertainty, and life satisfaction based on gender, sports branch, or information reliability. However, it was found that individuals lacking sufficient information experienced higher levels of anxiety. The study identified a positive relationship between state anxiety and intolerance of uncertainty, whereas negative significant relationships were observed between state anxiety and life satisfaction, and between intolerance of uncertainty and life satisfaction. The findings indicate that state anxiety and intolerance of uncertainty are significant predictors of life satisfaction. It was determined that state anxiety and intolerance of uncertainty significantly predict life satisfaction and explain a substantial portion, approximately 20.5%, of the variance in life satisfaction.
- ArticleAçık Erişim2025Üniversite Öğrencilerinin Ruh Sağlığı ve Sorun Çözme Becerileri: Kuşaklararası Bağların Rolü
Karsli, Feyza
Kuşaklararası ilişkiler her daim önemli olmuş; deneyim ve bilgi aktarımı, dayanışma, psikolojik ve duygusal destek, sosyal bağlar, kimlik ve kültürel devamlılık, gelişim ve öğrenme gibi nice konuda sosyal varlık olan insanoğluna yol göstermiştir. Bu doğrultuda yürütülen çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin büyük ebeveynleri ile olan ilişkilerinin sorun çözme ve ruh sağlıklarına nasıl bir katkısı olabileceğini anlamaktır. Çalışmanın örneklemini yaş ortalaması 21,48 (SS = 3,28) olan 238’i kadın (%73,7) 85 erkek toplam 323 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Kişisel bilgi formunda katılımcılara cinsiyet ve yaşın haricinde büyük ebeveynleri ile geçirdikleri vakit, etkileşim tarzı ve bakım alma konusunda sorular sorularak katılımcıların büyük ebeveynleri ile olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Bununla birlikte katılımcılara Gözden Geçirilmiş Sosyal Sorun Çözme Envanteri ile Pozitif Ruh Sağlığı Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın bulguları, büyük ebeveynleri ile olumlu ilişkileri olan üniversite öğrencilerinin sorun çözme konusunda daha başarılı olduklarını, bununla birlikte ruh sağlıklarının da yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca cinsiyet ve bakım alma ile etkileşim tarzının etkileşim (interaction) etkisi de incelenmiş ancak anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Sonuç olarak büyük ebeveyn torun ilişkisinde torunların sorun çözme ve ruh sağlığı açısından değerlendirildiği bu çalışmadan ulaşılan veriler alandaki çalışmalarla birlikte tartışılmış ve elde edilen sonuçların alandaki boşluğu doldurarak alana katkı sağlayacağı düşünülmüştür.
- ArticleAçık Erişim2025Erzincan Binali Yıldırım Üniversite Öğrencilerinin Beslenme Bilgi Düzeyi ve E-Sağlıklı Beslenme Okuryazarlığı Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Karahan, Sevil; Köse, Merve; Sağlam, Edanur
Amaç: Beslenme bilgisi ve beslenme okuryazarlığı, sağlıklı bes lenme davranışları kazandırma ve sürdürmede önem arz etmektedir. Bu ça lışmada, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde eğitim gören öğrencilerin beslenme bilgi ve e-sağlıklı beslenme okuryazarlığı düzeyleri nin belirlenmesi hedeflenmektedir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma evre nini, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde fakülte eğitimine devam eden 25.361 öğrenci oluştururken, örneklem büyüklüğünü 738 öğrenci oluş turmuştur. Öğrenciler tanımlayıcı bilgileri, beslenme alışkanlıkları, “E-Sağ lıklı Beslenme Okuryazarlığı Ölçeği (e-SBO)” ve “Yetişkinler için Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği” ile ilgili soruları içeren anket formunu dol durmuştur. Öğrencilerin antropometrik ölçümleri araştırmacılar tarafından (boy uzunluğu, vücut ağırlığı) alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya yaş orta laması 21,9±2,1 olan 223 (%30,2) erkek ve 515 (%69,8) kadın olmak üzere 738 öğrenci dâhil edilmiştir. Kız öğrencilerin e-SBO puanı (29,7±6,4) erkek öğrencilerden (26,4±5,8) daha yüksek olarak belirlenmiştir (p<0,05). Kız öğrencilerin hem temel beslenme hem de besin tercihi puanı (sırasıyla, 54,7±9,4 ve 36,7±6,4) erkek öğrencilerden (sırasıyla, 51,9±8,0 ve 34,9±5,1) daha yüksektir (p<0,05). Öğrencilerin eğitim aldıkları alana göre e-sağlıklı beslenme okuryazarlığı, temel beslenme ve besin tercihi puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). e-SBO ölçeği puanı ile temel bes lenme ve besin tercihi puanı arasında pozitif yönlü ilişki saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Üniversite öğrencilerinin beslenme bilgi düzeyleri arttıkça e-sağlıklı beslenme okuryazarlık düzeyleri de artmaktadır. Her fakülte ba zında beslenme ve okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve sürekli liğin sağlanması ile medyada sağlıklı beslenme konusunda platformların oluşturulmasına teşvik ve destek önem arz etmektedir.
- ArticleAçık Erişim2025Profesyonel Doğal Vücut Geliştiricilerinden Diyafram Kalınlığının 1RM Kuvvetine Etkisi
Yılmaz, Coşkun; Kavuran, Korhan; Çelikel, Baha Engin; Soylu, Hakan Hüseyin; Demir, Alper; Sezer, Süreyya Yonca
Profesyonel doğal vücut geliştirmeciler üzerinde yapılan çalışmalarda farklı antrenman yüklerinin performans üzerindeki olumlu etkileri iyi bilinmesine rağmen, diyafram kas kalınlığının 1RM kuvvetini nasıl etkilendiği belirsizdir. Çalışmanın amacı, diyafram kas kalınlığının profesyonel doğal vücut geliştiricilerde tek tekrar maksimal kuvveti (1RM) ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya ulusal ve uluslararası yarışmalara katılmış aktif spor yapan 15 profesyonel doğal vücut geliştirici dâhil edilmiştir. Deneklerden solunum fonksiyon testleri, 1RM ve diyafram kas kalınlık ölçümleri alınmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 25 istatistik paket programı ile hesaplanmıştır. Çalışmada 1RM değeri ile FVC, FEV1 ve PEFmax parametreleri ile pozitif anlamlı yüksek ilişki olduğu tespit edildi. FEV1/FVC oranı ile negatif düşük düzeyde bir ilişki tespit edildi. 1RM ile dinlenme, ekspirasyon ve inspirasyon evrelerinde diyafram kas kalınlığı ile pozitif orta düzeyde bir ilişki tespit edildi. Sonuç olarak, bu çalışma, diyafram kas kalınlığının vücut geliştirme antrenmanlarında 1RM performansı ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle, diyafram kasının sadece solunumu destekleyen bir kas olarak değil, aynı zamanda intra-abdominal basıncı optimize ederek güç üretimine katkı sağlayan bir kas olarak da değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
- ArticleAçık Erişim2025Investigation of the Protective Effects of Graviola (Annona muricata), Moringa (Moringa oleifera Lam.) and Lactobacillus gasseri in a Pseudomonas aeruginosa Fibroblast Wound Model
Taghizadehghalehjoughi, Ali; Çelebi, Demet; Baser, Sümeyye; Çelebi, Özgür; Genç, Sıdıka
Objective: This study aimed to investigate the antimicrobial, anti-inflammatory, antioxidant, and anti-apoptotic effects of Graviola (Annona muricata), Moringa oleifera, and Lactobacillus gasseri, alone and in combination, against Pseudomonas aeruginosa in vitro wound infection model. Methods: Antibacterial activity tests against Pseudomonas aeruginosa was determined using the Kirby-Bauer disk diffusion method, MIC/MBC, and FIC methods. Biofilm inhibition was measured by crystal violet staining. A scratch wound model using fibroblast cell line was infected with Pseudomonas aeruginosa. Following treatment with the extracts, cell viability, oxidative stress, cytokine levels (IL-1beta, IL-10 via ELISA), and apoptotic gene expression (BAX, BCL-2 via qPCR) were evaluated. Results: The triple combination (Graviola + Moringa + Lactobacillus gasseri) showed the strongest antibacterial activity (23 mm zone; FIC = 0.25) and notable antibiofilm effects. In infected fibroblasts, cell viability increased to with combination treatment, approaching control levels. TOS levels decreased significantly while TAC increased, indicating reduced oxidative stress. IL-1beta levels were significantly lowered, and IL-10 levels were restored. Additionally, BAX gene expression decreased by 47%, and BCL-2 increased by 50% in the triple treatment group, suggesting protection against apoptosis. Conclusion: The combined application of Graviola, Moringa oleifera, and Lactobacillus gasseri exerts synergistic antimicrobial, anti-inflammatory, antioxidant, and anti-apoptotic effects against Pseudomonas aeruginosa induced wound infection. These results will shed light on the search for alternative natural therapeutic strategies, particularly in the treatment of chronic wounds associated with antibiotic-resistant pathogens.
- ArticleAçık Erişim2025Türkiye’de kaba ölüm hızının belirleyicileri: panel veriden kanıtlar
Konca, Murat; Bulut, Sinan; Sarigul, Seval Selvi; Tunca, Özlem
Bu çalışma, Türkiye’de kaba ölüm hızı üzerinde etkisi olduğu düşünülen çeşitli faktörleri incelemektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de bulunan 81 ile ait veriler kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri, yeni nesil koronavirüs SARS-CoV-2 salgınını temsil eden kategorik değişken ve illerin yer aldığı bölgeleri temsil eden kategorik değişkenlerle birlikte illerde, 1.000 kişi başına düşen hekim sayısı, 100.000 kişi başına düşen hastane yatağı sayısı, kaba doğum hızı, kişi başına düşen gelir, okuryazar oranı, kişi başına düşen belediye atık miktarı ve kilovatsaat olarak kişi başına düşen elektrik tüketimidir. Veriler, Türkiye İstatistik Kurumu veri tabanından alınmış olup 2016, 2018 ve 2020 yıllarını kapsamaktadır. Çalışmada havuzlanmış en küçük kareler ve dayanıklı regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda 1.000 kişiye düşen hekim sayısı, kaba doğum hızı, kişi başına düşen gelir ve kişi başına düşen elektrik tüketiminin kaba ölüm hızını negatif yönde anlamlı bir şekilde etkilediği belirlenmiştir (p<0,05). Bunun yanı sıra, 100.000 kişi başına düşen yatak sayısı, kişi başına düşen belediye atık miktarı ve COVID-19 pandemisi değişkenlerinin kaba ölüm hızını anlamlı bir şekilde artırdığı tespit edilmiştir (p<0,05). Okuryazar oranı ile kaba ölüm hızı arasında ise, anlamlı herhangi bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). İç Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne kıyasla kaba ölüm hızı istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05).
- ArticleAçık Erişim2025Sağlıklı yaşam motivasyonu: bir ölçek geliştirme çalışması
Yılmaz, Necla; Özer, Elif
Bu çalışma, bireylerin sağlıklı yaşam davranışlarını benimseme ve sürdürme konusundaki motivasyonlarını ölçmek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Modern yaşamın getirdiği olumsuz koşulların sağlık üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulduğunda, bireylerin sağlıklı yaşam davranışlarına yönelik motivasyonlarının anlaşılması kritik önem taşımaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında gerçekleştirilen nitel görüşmeler sonucu elde edilen veriler ışığında 50 maddelik bir madde havuzu oluşturulmuştur. Kapsam geçerliği için uzman görüşleri alınmış ve madde havuzu kapsam geçerlilik oranları doğrultusunda 43 maddeye indirilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliği, Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yöntemleriyle değerlendirilmiş, sonuç olarak "Psikolojik İyi Oluş", "Çevresel Uygunluk", "Sosyal Etkileşim" ve "Sağlık Kaygısı" olmak üzere dört faktörlü yapı ortaya çıkarılmıştır. DFA sonuçları, bu dört faktörlü yapının kabul edilebilir düzeyde bir uyum sağladığını göstermiştir (χ²/sd=2,007, RMSEA=0,061, CFI=0,937). Ölçeğin iç tutarlılığı yüksek bulunmuş (Cronbach α=0,871), ayrıca test-tekrar test yöntemi ile zaman içerisindeki kararlılığı da doğrulanmıştır (r=0,830). Sağlıklı Yaşam Motivasyonu Ölçeği (SYMÖ) ile Sağlıklı Yaşam Farkındalığı Ölçeği (SYFÖ) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken, Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ) ile anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Sonuç olarak geliştirilen SYMÖ, sağlık psikolojisi ve halk sağlığı alanında, sağlıklı yaşam davranışlarını teşvik etmek amacıyla kullanılabilecek güvenilir ve geçerli bir ölçme aracıdır. Bu ölçeğin, bireylerin motivasyon düzeylerinin belirlenmesinde ve sağlık müdahale programlarının geliştirilmesinde işlevsel bir araç olacağı düşünülmektedir.
- ArticleAçık Erişim2025The Effect of Coping Strategy on Life Satisfaction in Faculty of Sports Sciences: The Mediating Role of Perceived Social Support
Ilhan, Ekrem Levent; Esentürk, Oguz Kaan; Seçer, Emrah; Yıldız, Nadide
This study aims to investigate the effect of coping strategies on life satisfaction and how this relationship is This study aims to investigate the effect of coping strategies on life satisfaction and how this relationship is mediated by perceived social support. A total of 331 students (216 males, 115 females) studying at the Faculty of Sport Sciences participated in the study designed with a relational survey model. Data were collected using the Effective Coping Strategies Scale (SCA), Satisfaction with Life Scale (LSS) and Multidimensional Perceived Social Support Scale (SMPSS). The validity of the measurement model was tested through confirmatory factor analysis with the AMOS 26 program. Hypotheses were tested with Pearson correlation analysis and bootstrap-based regression analysis using Hayes' Process Macro (Model 4). A positive and significant relationship was found between coping strategies and life satisfaction (r = 0.44, p < 0.001). Similarly, a strong positive correlation was found between coping strategies and perceived social support (r = 0.84, p < 0.001). Regression results showed that coping strategies significantly influenced perceived social support. When the mediator variable was included in the model, coping strategies remained a significant predictor of life satisfaction. Perceived social support also had a significant effect on life satisfaction, controlling for coping strategies. Furthermore, the indirect effect of coping strategies on life satisfaction was significant through perceived social support. The findings suggest that effective coping strategies are an important mediator of perceived social support in increasing life satisfaction. These results emphasize the role of social support on psychological well-being and support the positive contribution of coping strategies to life satisfaction.
- ArticleAçık Erişim2025Lise Öğrencilerinde Algılanan Okul Deneyimi, Temel Psikolojik İhtiyaçlar ve Derse Yönelik Memnuniyetin Beden Eğitimi Dersi Motivasyonu Üzerine Yordayıcı Etkisi
Akbulut, Vildan
Bu araştırmada lise öğrencilerinin algılanan okul deneyimi, temel psikolojik ihtiyaçlar ve derse yönelik memnuniyetlerinin beden eğitimi dersi motivasyonunun anlamlı bir yordayıcısı olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmaya 379 öğrenci katılmıştır. Çalışmanın verileri “Beden Eğitimi Motivasyon Ölçeği”, “Algılanan Okul Deneyimleri Ölçeği”, “Beden Eğitiminde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği” ve “Beden Eğitimi ve Spor Dersi Memnuniyet Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde; t-testi, ANOVA, basit ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda, akademik motivasyon, okula bağlılık, tesis ve spor malzemesi memnuniyeti, özerklik ve yeterlik algılarının beden eğitimi dersine yönelik motivasyonun pozitif yordayıcıları olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca algılanan okul deneyimi, beden eğitimi dersi memnuniyeti ve beden eğitimi temel psikolojik ihtiyaçlarının beden eğitimi dersine yönelik motivasyonun pozitif yordayıcıları olduğu görülmüştür. Standardize edilmiş regresyon katsayısına göre, yordayıcı değişkenlerin beden eğitimi dersine yönelik motivasyon üzerindeki göreli önem sırası algılanan okul deneyimi, beden eğitimi temel psikolojik ihtiyaçları ve beden eğitimi dersi memnuniyeti şeklindedir.
- ArticleAçık Erişim2025The serial mediating role of perceived injustice and perceived victimization in the effect of perceived organizational barriers on organizational cynicism among healthcare workers
Tarsuslu, Sinan; Agaoglu, Ferhat Onur
This study examined how perceived injustice and victimization shape healthcare workers' cynical attitudes toward organizational barriers. A cross-sectional design was adopted in this study, and the serial mediation role of perceived injustice and victimization was examined. Based on a quantitative data collection method, this study is also a descriptive-relationship-seeking type. In order to fulfill the objectives of the study, scales with proven validity and reliability in the literature were used. The study sample consists of doctors, nurses, medical secretaries, auxiliary health personnel, and administrative staff working in a small-scale public hospital in the Eastern Anatolia Region of Turkey. A simple random sampling method was preferred in sample selection. When the research findings were evaluated, positive and significant relationships were found between the organizational barriers perceived by healthcare professionals and perceived injustice, victimization, and organizational cynicism behaviors. The results revealed that both perceived injustice and perceived victimization separately mediated the effect of perceived organizational barriers on organizational cynicism, and that these two variables also played a serial mediating role. Accordingly, it was demonstrated that feelings of injustice and victimization experienced in organizational processes increase healthcare workers’ organizational cynicism.
- ArticleAçık Erişim2025Examining Sustainable Consumption and Sustainable Healthy Eating Behaviors in Individuals Doing Sports with Various Variables: University Students Example
Özenir, Çiler; Kaçar, Mihrican; Toptaş, Mazhar Ahmet; Yöntem, Aytuğ
Aim: Sport affects all of the Sustainable Development Goals and plays a facilitating role in achieving each of them. This research aimed to determine the sustainable consumption and sustainable healthy eating behaviors of university students attending gyms. Method: A cross-sectional study was conducted with 272 university students [female:61 (22.4%), male:211 (77.6%)] attending gyms. The survey prepared by the researchers was applied using the face-to-face interview technique. All anthropometric measurements were taken by researchers. The survey consists of general characteristics, anthropometric data, eating habits, the Sustainable and Healthy Eating (SHE) Behaviors Scale, and the Sustainable Consumption Behaviors Scale. Results: The average age of the individuals in this study is 22.44±3.36 years and 49.6% go to the gym 3-4 times a week, and 40.1% go to the gym 5-6 times a week. The scores that women and men receive from the SHE Behaviors Scale and Sustainable Consumption Behavior Scale sub-dimensions are similar. It was determined that as the time individuals spent in the gym increased, their scores from the Environmental Awareness and Animal Welfare sub-dimensions increased (p < 0.05). It was determined that the scores of the Quality Labels sub-dimension, which questions the preference of regional-organic products, of individuals who go to the gym every day are higher than those of individuals who go to the gym 3-4 times a week (p < 0.05). It was determined that the scores of individuals who exercised for 61-120 minutes at the gym on the Meat Reduction sub-dimension were higher than those who exercised for less than half an hour. A moderate positive relationship was found between Meat Reduction and the scores obtained from the Environmental Awareness (r:0.375, p < 0.001) and Savings (r:0.338, p < 0.001) sub-dimensions. Conclusion: The increase in the frequency of going to the gym and the time they spend in the gym among university students attending gyms has positive effects on sustainable consumption behaviors and sustainable healthy eating behaviors.
- ArticleAçık Erişim2025Yaşlı Erişkinlerde Salgın Hastalık Kaygısının Kronik Hastalık Öz Yönetimine Etkisi: Tanımlayıcı ve Kesitsel Araştırma
Güneş, Demet; Başkan, Sebahat Atalıkoğlu
Amaç: Bu çalışma, yaşlı erişkinlerde salgın hastalık kaygısının kronik hastalık öz yönetimine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış tır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılan araş tırmanın evrenini, Ekim 2022-Kasım 2023 tarihleri arasında Türkiye’de bir üniversite hastanesinin kliniklerinde yatarak tedavi gören 60 yaş üstü kronik hastalığı olan yaşlı bireyler; örneklemini ise araştırmaya dâhil edilme kriterlerini sağlayan 363 yaşlı birey oluşturmuştur. Araş tırma verileri; tanımlayıcı bilgi formu, Salgın Hastalık Kaygı Ölçeği ve Kronik Hastalık Öz Yönetim Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veri ana lizinde tanımlayıcı istatistikler olarak yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Sayısal değişkenlerin normallik dağılımı çarpık lık ve basıklık ile değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösteren verile rin analizinde bağımsız t-testi, varyans analizi testi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %28,1’inin 65-69 yaş aralığında, %52,9’unun erkek, %38’inin ilköğretim mezunu, %86,5’inin evli, %41,6’sının ev hanımı, %56,2’sinin gelirin giderine eşit olduğu, %48,5’inin ise il merkezinde yaşadığı saptanmıştır. Katı lımcıların, Salgın Hastalık Kaygı Ölçeği puan ortalaması 53,56±14,26; Kronik Hastalık Öz Yönetim Ölçeği’nin kendini damgalama alt boyut puan ortalaması 2,32±0,78; damgalamayla baş etme alt boyut puan or talaması 2,91±0,71; sağlık bakım etkinliği alt boyut puan ortalaması 2,89±0,94; tedavi uyumu alt boyut puan ortalaması ise 3,58±0,96 ola rak belirlenmiştir. Salgın hastalık kaygısının, kronik hastalık öz yöne tim alt boyutlarından olan tedaviye uyum ve kendini damgalama üzerinde istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Yaşlı erişkinlerin, salgın hastalığa yö nelik kaygıları arttıkça kendini damgalama düzeylerinin ve tedaviye uyumlarının arttığı bulunmuştur.
- ArticleAçık Erişim2025Comparative Diagnostic Performance of Breast MRI and PET/CT in Axillary Nodal Staging of Breast Cancer
Babatürk, Andelib; Emer, M.Özdeş; Bilezikçi, Banu; Seyfettin, Ayça; Eskalen, Zeynep; Büyükceran, Emre Utkan; Memis, Kemal Bugra; Gültekin, Serap
Objective: To perform a direct, paired comparison of breast magnetic resonance imaging (MRI) and positron emission tomography/computed tomography (PET/CT) for preoperative axillary lymph node staging in patients with breast cancer. Methods: In this retrospective, single-center study, female patients with histologically confirmed breast cancer who underwent both breast MRI and PET/CT prior to surgery were included. Histopathological findings obtained before neoadjuvant therapy served as the reference standard. MRI assessments were based on predefined morphological and functional criteria, whereas PET/CT interpretation relied on focal 18F-fluorodeoxyglucose uptake. Imaging findings were dichotomized on a per-patient basis. Diagnostic performance metrics were calculated, and paired comparisons were conducted using McNemar’s exact test. Results: Among 104 patients, 58 (55.8%) had histopathologically confirmed axillary metastasis. MRI demonstrated a significantly higher sensitivity than PET/CT (96.6% vs. 68.6%) and superior overall diagnostic accuracy (92.3% vs. 81.7%). In contrast, PET/CT exhibited higher specificity (98.1% vs. 87.0%). Agreement with histopathology was very good for MRI (κ=0.83) and good for PET/CT (κ=0.66). A paired analysis showed that all PET-positive cases were also identified by MRI, whereas MRI detected additional metastases not identified by PET/CT (P < 0.001). Conclusion: Breast MRI provides superior sensitivity and overall diagnostic performance, whereas PET/CT offers excellent specificity in axillary staging. Although neither of the modalities replaces surgical nodal assessment, their distinct diagnostic characteristics may inform individualized preoperative risk stratification and multidisciplinary management strategies.
- ArticleAçık Erişim2025The impact of smoking and air pollution exposure on lung cancer, ischemic heart disease, stroke, and copd mortality: The case of OECD countries
Bulut, Hüseyin; Göçer, Şemsinnur; Polat, Tuncay; Özer, Mustafa
This research investigates the influence of tobacco use and air pollution on the mortality rates associated with lung cancer, ischemic heart disease, stroke, and chronic obstructive pulmonary disease (COPD) in OECD member states. Employing a retrospective design, the study explores correlations and regression outcomes to assess the association between smoking, environmental pollution, and cause-specific mortality. The analysis incorporates air pollution metrics and smoking prevalence from 2019 OECD data, alongside mortality statistics obtained from the World Health Organization for the same year. Statistical evaluations were carried out using SPSS v25.0 and Microsoft Excel, with significance set at p<0.05. The results revealed a statistically significant and moderately positive correlation between smoking and mortality from lung cancer and stroke (p<0.05). However, air pollution did not exhibit a significant correlation with any of the selected mortality outcomes (p>0.05). According to simple regression analysis, smoking substantially influenced mortality rates for lung cancer and stroke, whereas air pollution showed no notable impact. Combined, smoking and air pollution accounted for 44.9% of lung cancer mortality variation and 25.7% for stroke (p<0.05). The findings underscore the prominent role of smoking in increasing the risk of lung cancer and stroke, while also highlighting the necessity of incorporating environmental determinants like air pollution into public health frameworks.
- ArticleAçık Erişim2025Mediating Roles of Role Ambiguity and Depression in the Relationship Between Perceived Heavy Workload and Quiet Quitting Behaviors of Healthcare Workers
Baş, Murat; Ersari, Goknur; Tarsuslu, Sinan
The purpose of this study is to examine the effect of heavy workload perceptions of healthcare workers on their quiet quitting behaviours and to reveal the possible mediating roles of role ambiguity and depression in this relationship. To this end, the study focuses on employees in the health sector and examines the multidirectional interactions among these variables within the framework of the parallel mediation model. Data were collected from 553 healthcare workers at a large-scale training and research hospital in the Eastern region of Türkiye. The results of the study showed that the perception of heavy workload had a positive and significant relationship with quiet quitting behaviours and that role ambiguity and depression mediated this relationship. In parallel mediation analyses, role ambiguity and depression variables were found to have significant parallel mediation roles in the effect of heavy workload on quiet quitting.
- ArticleAçık Erişim2025The prognostic role of key factors in renal cell carcinoma with bone metastases
Erdogan, Furkan; Yildirim, Abdurrahman Murat; Cengiz, Tolgahan; Yurtbay, Alparslan; Sezgin, Hicabi; Dabak, Nevzat
ObjectivesOur study aims to investigate the factors associated with survival in patients with skeletal metastases of renal cell carcinoma and to outline the principles of managing patients with skeletal metastases using a multidisciplinary approach.Materials and methodsWe retrospectively reviewed 42 patients with clear cell metastatic renal cell carcinoma (mRCC) and bone metastases treated between 2005 and 2022. Demographics, tumor characteristics, metastasis patterns, surgical interventions, and systemic treatments were recorded. Survival outcomes were analyzed using the Kaplan-Meier method and the Cox proportional hazards model. Factors such as MSKCC and IMDC risk scores, the number and location of metastases, and treatment modalities were evaluated for their prognostic impact.ResultsForty-two patients with a mean age of 58.4 years and a mean follow-up period of 28.4 months were included in the study. The 1-, 2-, and 5-year overall survival (OS) rates were 73.7%, 44.2%, and 13.7%, respectively. Solitary metastases (5-year OS 80%) and complete metastasectomy (5-year OS 20.1%) were associated with significantly improved survival. Diffuse metastases (HR 22.8; p = 0.006) and oligometastases (HR 7.7; p = 0.044) were associated with higher mortality compared to solitary lesions. Neither MSKCC nor IMDC scores were independently predictive of OS in multivariate analysis. Systemic therapies, including tyrosine kinase inhibitors (TKIs), mTOR inhibitors, antiresorptive agents, and radiotherapy, did not significantly impact survival outcomes.ConclusionThis study emphasizes that metastatic burden and achieving complete metastasectomy are the most critical factors for prolonged survival in metastatic renal cell carcinoma (mRCC) with bone involvement. Systemic therapies alone provide limited benefit, highlighting the need for individualized, multidisciplinary treatment strategies. Prospective studies are warranted to refine prognostic models and optimize care for this challenging patient group.
