Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Alt birimler
- Acil Tıp Anabilim Dalı
- Aile Hekimliği Anabilim Dalı
- Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
- Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı
- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
- Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı
- Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı
- Halk Sağlığı Anabilim Dalı
- İç Hastalıkları Anabilim Dalı
- Kardiyoloji Anabilim Dalı
- Nöroloji Anabilim Dalı
- Radyoloji Anabilim Dalı
- Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
- Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı
- Tıbbi Genetik Anabilim Dalı
Araştırmacılar(202)
- (hacbekri), Rand Asssous
- Acar, Tunç Batuhan
- Adgozalov, Elchin
- Aggul, Ahmet G.
- Akagunduz, Baran
- Akalin, Halis
- Akbaş, Emin Murat
- Akin, Hicran
- Akkaş, Huriye
- Akkuş, Mustafa
- Aksoy, Handan
- Akturan, Selcuk
- Akyildiz, Arif
- Alan, Cumali
- Aldemir, Mehmet Naci
- Alp, Nurdan Alcan
- Alpcan, Hilal
- Altinkaya, Onur
- Altuner, Durdu
- Altunok, Merve
- Atar, Nilgun
- Ataş, İlker
- Ates, Irem
- Ay, Mutlu
- Aydemir, Hüseyin
- Aydın, Sonay
- Aydın, Tayyip İlker
- Aydin, Ozlem Celik
- Aydin, Sidar
- Aydinli, Onur
- Bakirci, Eftal Murat
- Balduğ, Sabahat Gaye
- Barkay, Orçun
- Barun, Sureyya
- Başaran, Cenk
- Baykal, Hatice
- Bayrak, Oguzhan
- Biçer, Esra
- Bilgin, Asli Ozbek
- Bilgin, Yasin
- Bilici, Esra
- Binay, Umut Devrim
- Bostanci, Isil Esen
- Bozatlı, Hande
- Bulut, Seval
- Buyuklu, Mutlu
- Cakir, Murat
- Cakir, Osman Kagan
- Capoglu, Ilyas
- Celik, Ayse Sena
- Celikel, Guler
- Cerrah, Serkan
- Cetin, Nihal
- Cetin, Turkhun
- Ceyhun, Gökhan
- Ceylan, Ayşegül
- Cimen, Erdem Yakup
- Cosgun, Muharrem Said
- Coskun, Resit
- Degirmenci, Huesnue
Birim yayınları
1.140 →- ArticleAçık Erişim2026ATP attenuates olaparib-induced gastric damage in rats
Fakirullahoglu, Mesud; Temiz, Ayetullah; Yeni, Mustafa; Sezgin, Esra Tuba; Yazici, Gulce Naz; Altuner, Durdu; Gulaboglu, Mine; Suleyman, Halis
Background Olaparib, a poly (ADP-ribose) polymerase (PARP) inhibitor widely used in cancer therapy, has been associated with gastrointestinal adverse effects; however, the underlying mechanisms remain unclear. Previous studies have suggested that oxidative stress may contribute to olaparib-induced tissue injury.Objective This study aimed to investigate the protective effects of adenosine triphosphate (ATP) against olaparib-induced gastric damage in rats.Methods Animals were divided into healthy control (HG), olaparib alone (OLPG), ATP alone (ATPG), and ATP + olaparib (ATOLG) groups. Gastric injury was evaluated by macroscopic assessment of ulcer area and ulcer number. Histopathological alterations were examined using hematoxylin-eosin (H&E) staining, and oxidative stress status was assessed by measuring lipid peroxidation and antioxidant defense parameters.Results Olaparib administration induced marked gastric mucosal injury, characterized by increased ulcer area and ulcer number, severe histopathological damage, and pronounced oxidative stress. In contrast, ATP co-administration significantly attenuated gastric injury, as evidenced by reduced ulcer area and ulcer number, improved histopathological architecture, and restoration of oxidative balance. Compared with the OLPG group, the ATOLG group showed significant improvement in macroscopic, histopathological, and oxidative stress parameters.Conclusion ATP administration attenuated olaparib-induced gastric damage and improved oxidative stress parameters in rats. Although the underlying mechanisms were not directly investigated in the present study, the obtained findings provide preliminary experimental evidence suggesting that ATP may have protective potential against olaparib-induced gastric injury.
- ArticleAçık Erişim2026A Rare Cause of Respiratory Failure in an Alzheimer's Patient: Esophagual ForeignBody
Kantar, Yusuf
Foreign body impaction in the esophagus is a common emergency, particularly among children; however, unusual presentations in geriatric patients are rarely encountered. The clinical manifestation may vary depending on the type and location of the foreign body and the patient's underlying condition. We report the case of a 79-year-old bedridden male patient with Alzheimer's disease who presented to the emergency department with shortness of breath and audible wheezing. Initial evaluation and imaging studies revealed no acute pulmonary pathology. A lateral neck X-ray demonstrated an image consistent with a foreign body at the cervical level, which was later confirmed by computed tomography to extend along the esophagus. Under sedation with fentanyl and ketamine, the foreign body-a sock-was successfully removed using a laryngoscope and long forceps. The patient recovered uneventfully and was discharged after clinical stabilization. This case is remarkable due to the atypical presentation and the unusual nature of the ingested object. While most esophageal foreign bodies in adults are accidental or intentional, this case resulted from unconscious behavior related to Alzheimer's disease. Emergency physicians should maintain a high index of suspicion when evaluating elderly or cognitively impaired patients presenting with atypical respiratory symptoms, as early recognition and prompt intervention can be lifesaving.
- ThesisAçık Erişim2026Sigarayı farmakolojik ve non-farmakolojik yöntemlerle bırakan bireylerin deneyimlerinin incelenmesi
Osman Kağan Çakır
Amaç: Sigara kullanımı dünya genelinde önlenebilir hastalık ve ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer almakta olup önemli bir halk sağlığı sorunudur. Sigara bırakma süreci biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan çok yönlü bir davranış değişimi olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, sigarayı farmakolojik tedavi kullanarak bırakan bireyler ile non-farmakolojik bırakan bireylerin sigara bırakma deneyimlerini karşılaştırmalı olarak incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma nitel araştırma yöntemine göre yürütülmüştür. Çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak gerçekleştirilen derinlemesine bireysel görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmaya toplam 32 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcıların 16'sı sigarayı farmakolojik tedavi kullanarak bırakan bireylerden, 16'sı ise non-farmakolojik bırakan bireylerden oluşmaktadır. Elde edilen veriler tematik analiz yöntemi ile değerlendirilmiş ve katılımcı deneyimleri belirli temalar çerçevesinde analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları sigara bırakma deneyiminin sigara kullanımına başlama süreci, sigara bırakma kararını etkileyen faktörler, bırakma sürecinde yaşanan güçlükler, sigara isteği ile baş etme stratejileri ve sigara bırakma sonrasında yaşanan değişimler olmak üzere birbiriyle ilişkili temalar etrafında şekillendiğini göstermiştir. Katılımcıların sigara kullanımına çoğunlukla ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde başladıkları ve bu süreçte arkadaş çevresi, merak ve sosyal uyum ihtiyacının önemli rol oynadığı görülmüştür. Sigara bırakma kararının ise sağlık kaygıları, aile sorumluluğu, sosyal rahatsızlık ve bireysel farkındalık süreçlerinin birleşmesiyle ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sigara bırakma sürecinde yoğun sigara isteği, alışkanlık davranışlarının sürmesi ve sosyal çevre gibi faktörlerin bırakma sürecini zorlaştırabildiği; buna karşılık dikkat dağıtma, alternatif davranışlar geliştirme ve sosyal destek gibi stratejilerin bırakma sürecine katkı sağladığı görülmüştür. Farmakolojik tedavi kullanan bireylerde ilaç tedavisi ve profesyonel destek bırakma sürecini kolaylaştıran bir yapı oluştururken, farmakolojik destek almayan bireylerde kişisel kararlılık ve bireysel baş etme stratejilerinin daha belirgin bir rol oynadığı saptanmıştır. 2 Sonuç: Araştırma bulguları sigara bırakma sürecinin yalnızca nikotin bağımlılığının fizyolojik yönü ile açıklanamayacağını; davranışsal alışkanlıklar, psikolojik süreçler ve sosyal ilişkilerle birlikte şekillenen çok boyutlu bir deneyim olduğunu göstermektedir. Sigara bırakma müdahalelerinin yalnızca farmakolojik tedavi ile sınırlı kalmaması, davranışsal ve psikososyal destek yaklaşımlarını da içeren bütüncül bir anlayışla planlanması sigara bırakma başarısını artırabilir. Özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde yürütülen sigara bırakma danışmanlığının birey merkezli ve çok boyutlu yaklaşımlarla desteklenmesi sigara bırakma sürecinin sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır.
- ThesisAçık Erişim2026Bakteriyemili hastalarda BioFire FilmArray Kan Kültürü paneli 2'nin tanı ve tedavi yönetimine etkisinin değerlendirilmesi
Merve Sayar
Amaç: Sepsis ve bakteriyemi yönetiminde erken ve uygun ampirik antimikrobiyal tedavi, sağkalımı belirleyen en kritik faktörlerden biridir. Ancak referans yöntem olan konvansiyonel kan kültüründe patojenin ve antimikrobiyal duyarlılığın saptanması 48-72 saat sürebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, sepsis şüpheli bakteriyemili hastalarda doğrudan kan kültürü şişesinden yaklaşık bir saatte sonuç veren multipleks PCR tabanlı BioFire FilmArray Kan Kültürü Paneli 2 (BCID2) sisteminin tanısal performansını ve tedavi yönetimi (optimizasyon/mortalite) üzerindeki klinik etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Retrospektif, klinik etki ve yöntem karşılaştırma tasarımıyla yapılan bu çalışmaya, 1 Aralık 2023 – 20 Eylül 2024 tarihleri arasında Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yatarak tedavi gören ve pozitif kan kültürü sinyali sonrasında BCID2 paneli çalışılan 110 erişkin hasta dahil edilmiştir. Hastaların klinik özellikleri, mikrobiyolojik kültür verileri, fenotipik direnç sonuçları ve BCID2 panel bulguları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. BCID2 panelinin, hızlı patojen/direnç saptama yeteneğinin ampirik antimikrobiyal tedavi revizyonlarına (T0 anında) etkisi kaydedilmiş ve sağkalım üzerine olan bağımsız etkisini saptamak amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 110 hastanın yaş ortalaması 66.4±15.8 olup, hastane içi mortalite oranı %56.4 olarak saptanmıştır. Konvansiyonel kan kültürü ile %81.8 oranında üreme saptanırken, moleküler BCID2 paneli ile pozitiflik oranı %91.8 bulunmuştur. İki yöntem arasında pozitif yüzde uyumu %91.1 ve hasta bazlı doğru tanımlama oranı %93.6 olarak saptanmıştır. Genotipik ve fenotipik direnç karşılaştırmasında; geniş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) için CTX-M pozitifliğinin fenotipik uyumu %94.5, karbapenem direnci için OXA-48/NDM pozitifliğinin fenotipik uyumu ise %95.5 gibi yüksek bir oranda bulunmuştur. Ayrıca saptanan %99.0'lık negatif prediktif değerler, direnç geni yokluğunda geniş spektrumlu tedavilerin güvenle sonlandırılabileceğini göstermiştir. Hastaların ampirik antibiyotik tedavisi BCID2 sonucuna göre olguların %29.1'inde ortalama 0.49 gün içerisinde optimize edilmiştir. Çok değişkenli regresyon analizinde, T0 anında tedavinin optimize edilmesi daha düşük hastane içi mortalite ile bağımsız bir şekilde ilişkili bulunmuştur (OR: 0.26, p=0.020). Sonuç: BCID2 paneli, yüksek analitik duyarlılığı sayesinde, antibiyotik baskısı altında dahi mikroorganizmaları saptayabilmekte ve karmaşık direnç profillerini konvansiyonel kültüre 12 göre çok daha hızlı aydınlatmaktadır. Patojen ve direnç geninin ilk 1 saat içinde tanımlanmasıyla sağlanan erken antibiyotik optimizasyonunun, mortalite riskini bağımsız olarak azalttığı kanıtlanmıştır. BCID2 paneli, konvansiyonel kan kültürünün yerini almak yerine onu bütünleyen kritik bir araç olarak rutin sepsis yönetim algoritmalarına entegre edilmelidir.
- ThesisAçık Erişim2026Erzincan ilindeki aile sağlığı merkezinde görevli hekim ve hemşirelerin tüberkülozda doğrudan gözetim tedavisine yaklaşımlarının değerlendirilmesi
Sami Yiğit
Amaç: Bu çalışmanın amacı, birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan aile hekimleri ve hemşirelerin tüberküloz (TB) hastalığına ilişkin bilgi, tutum ve uygulama düzeylerini değerlendirmek ve TB kontrol programının önemli bileşenlerinden biri olan doğrudan gözetimli tedavi (DGT) uygulamalarına yönelik farkındalıklarını belirlemektir. Yöntem: Kesitsel tipte planlanan bu araştırma, 01.08.2025–01.03.2026 tarihleri arasında Erzincan ilinde bulunan Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini ASM'lerde görev yapan aile hekimleri ve hemşireler oluşturmuştur. Çalışmaya gönüllü katılım esasına göre toplam 153 sağlık çalışanı dahil edilmiştir. Veriler, literatür doğrultusunda hazırlanmış 40 soruluk anket formu ile toplanmıştır. Anketin ilk 15 sorusu katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, kalan 25 sorusu ise TB hastalığına ilişkin bilgi, görüş ve tutumlarını değerlendirmeye yöneliktir. Veriler yüz yüze görüşme ve çevrim içi anket yöntemiyle elde edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 34 yıl, meslekte toplam çalışma süresi ortalama 11 yıl ve ASM'de çalışma süresi ortalama 6 yıl olarak bulunmuştur. Günlük bakılan hasta sayısı ortalama 60 olarak belirlenmiştir. Katılımcıların %59,5'i kadın, %40,5'i erkek olup %53,6'sı aile hekimi ve %46,4'ü hemşiredir. Hekimlerin büyük bölümünü pratisyen aile hekimleri oluşturmaktadır. Katılımcıların %48,4'ü üniversite eğitimi sırasında TB hastası ile karşılaştığını, %54,9'u ise mesleki pratiğinde TB tanılı hasta ile çalıştığını bildirmiştir. DGT uygulamasında daha önce görev aldığını belirtenlerin oranı %50,3'tür. Katılımcıların %56,2'si TB konusunda eğitim aldığını ifade etmesine rağmen genel bilgi düzeyinin çoğunlukla orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Sonuç: Birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının önemli bir kısmının TB hastaları ile karşılaşmasına rağmen bilgi düzeylerinin çoğunlukla orta seviyede olduğu görülmüştür. Ayrıca DGT uygulamalarına katılımın sınırlı olması, TB kontrol programlarının sahadaki uygulanabilirliği açısından geliştirilmesi gereken alanların bulunduğunu göstermektedir. Bu kapsamda özellikle sağlık çalışanlarının tüberkülozun tanı, tedavi ve izlem süreçleri ile temaslı takibi konularındaki bilgi düzeylerinin artırılması, DGT uygulamalarında 2 birinci basamak sağlık çalışanlarının daha aktif rol almasının sağlanması ve aile sağlığı merkezleri ile verem savaş birimleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu doğrultuda sağlık çalışanlarının bilgi ve farkındalığını artırmaya yönelik düzenli hizmet içi eğitim programlarının planlanması ve uygulamaya yönelik süreçlerin güçlendirilmesi önerilmektedir.
- ArticleAçık Erişim2026Diagnostic pearls and pitfalls in the radiologic evaluation of hepatic alveolar echinococcosis
Seyfettin, A; Kantarcı, M; Durmaz, Ö; Güler, E; Zengin, E; Oğul, H
- ArticleAçık Erişim2026Clinic-Sphenoid Bone Giant Cell Bone Tumor
Aydin, S; Gulmez, AO; Cinar, HG
- ArticleAçık Erişim2026Model-Dependent Cardiovascular Risk Stratification in Obese Populations: Multicenter Study in Türkiye
Düzen Oflas, N; Oral, A; Solmaz, I; Topaloglu, US; Demir, I; Dundar, A; Kirik, A; Kama Başcı, O; Sen, H; Binnetoglu, E
- ArticleAçık Erişim2026Association of cardiac magnetic resonance imaging parameters with N-terminal pro-B-type natriuretic peptide levels
Doğan, İ; Memis, KB; Şahin, D; Durmaz, Ö; Hayme, S; Kantarcı, M
- ArticleAçık Erişim2026Association between monocyte/HDL cholesterol ratio and air pollution in a highly polluted region: A disease-specific analysis
Aydın, Muhammet Raşit; Karahan, Harun
The monocyte/HDL cholesterol ratio (MHR) is increasingly recognized as a potential marker of inflammation, oxidative stress, and endothelial dysfunction, despite the lack of standardized reference values. This study investigates the association between air pollution and MHR and its relationship with chronic diseases. A retrospective cohort study was conducted with 600 patients admitted to Igdir State Hospital. Patients were grouped by Particulate Matter 10 (PM10) exposure levels (≥50 μg/m³ vs <50 μg/m³). Laboratory data and disease diagnoses were recorded and analyzed. MHR was significantly higher in patients with atherosclerotic cardiovascular disease (ASCVD) (p<0.003) and lower in patients with diabetes mellitus (DM) (p<0.003) on days with PM10≥50 μg/m³. Similar trends were observed on low-pollution days (PM10<50 μg/m³), with a significant positive association between MHR and ASCVD (p<0.012) and cerebrovascular accident (CVA) (p<0.027). A significant correlation was also found between MHR and HbA1c levels (p<0.001). MHR is positively associated with cardiovascular risk and may serve as a low-cost, accessible marker of inflammation in clinical practice.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-21T10:21:49.695106892Z | |
| dc.date.available | 2026-10-21T10:21:49.695106892Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28089 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Dahili Tıp Bilimleri Bölümü | tr |
| dspace.entity.type | OrgUnit | |
| organization.identifier.code | tip-dahili-tip-bilimleri | |
| organization.unitType | department | |
| rdl.unit.alias | \bdahili tip bilimleri bolumu\b |








