Yazarlar
- Kandemir, Ali(11)
- Yildiz, Faruk(8)
- Kılıç, Engin(7)
- Osma, Etem(6)
- Türkoğlu, Halil İbrahim(6)
- Sari, İdris(5)
- Elverici, Mert(4)
- Gökhan, Askan(4)
- Katipoğlu, Okan Mert(4)
- Varol, Tuğçe(4)
- Akar, Özlem(3)
- Akın, Fatih(3)
- Elveren, Müjgan(3)
- Korkmaz, Mustafa(3)
- Sari, Idris(3)
- Yildirim, Nalan(3)
- Abdo, Hazem Ghassan(2)
- Agar, Guleray(2)
- Agoundé, Gafarou(2)
- Akar, A.(2)
- Akar, Alper(2)
- Akar, Ö.(2)
- Alqadhi, Saeed(2)
- Aslay, Meral(2)
- Davron, Dekhkonov(2)
- Hasbenli, Abdullah(2)
- Hilooğlu, Muhip(2)
- Kartal, Veysi(2)
- Kaya, Ozkan(2)
- Kiymaz, Muhammet Onur(2)
- Komiljon, Tojibaev Sh.(2)
- Mallick, Javed(2)
- Polat, Pinar(2)
- Prasad, Pankaj(2)
- Richi, Sahar Mohammed(2)
- Sözen, Emel(2)
- Taş, Mehmet Akif(2)
- Temur, Asatulloev(2)
- Ullah, Fazal(2)
- Umida, Tojiboeva(2)
Yayınlar
- ArticleAçık Erişim2024Sürdürülebilir Çevre Perspektifinde Türkiye’nin Ekolojik Açığı ve Yakınsama Analizi: Fourier KSS Birim Kök Testi
Akçayır, Ömer; Akın, Fatih
Yerkürenin ürettiği biyokapasitenin oldukça üzerinde tüketilen rezervlerin kendisini yenilemesine imkan vermeksizin ortaya çıkan ekolojik açık giderek artmakta ve gelecek nesillerin refahları hızla yok olmaktadır. Sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için bir takım çabalar ortaya konulsa da, ekolojik açığın sürdürülebilirliği merak konusudur. Literatürde çok sayıda çalışmada, çevresel sürdürülebilirlik ve uzun dönem tahmini için yakınsama analizlerini uygulamış, ülke grupları arasında yakınsamanın varlığı araştırılmıştır. Çalışmada, 1961-2022 yılları arasında Türkiye’nin de dâhil olduğu 6 ülke, 4 kıta, 13 bölge ve dünya ortalamasına ait kişi başına düşen ekolojik açık verileri, Christopoulos ve León-Ledesma (2010) tarafından ortaya atılan Fourier tabanlı F-KSS birim kök testleri ile analiz edilmiştir. Uzun dönemde dünya ortalamasının ve birçok ülke ya da bölgenin ekolojik ayak izlerinin biyokapasitenin üzerinde olduğu ve düzelme seyri göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Türkiye‘nin, açıkların sürdürülemez olduğu bulgusuyla diğer 23 seriye yakınsayıp yakınsamadığı analiz edilmiştir. Türkiye’nin uzun vadede Çin, Doğu Asya, Afrika ve dünya ortalamasına yakındığı sonucuna ulaşılmıştır. Avrupa’nın “karbon nötr kıta” vizyonu ile ortaya koyduğu, son dönemlerde yapmış olduğu hukuki düzenlemeler ve yaptırımlardan sonuç almaya başladığı çıkarımıyla, Türkiye’nin bu çevresel düzenlemelere çok hızlı entegrasyonun gerektiği düşünülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024İnternet Kullanımının Ekolojik Ayak İzi Üzerindeki Etkisi: Türkiye Örneği
Özgün, Fergül; Akın, Fatih
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin çevre kirliliğini artıracağını öne süren görüşler olmakla birlikte, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin çevre kirliliğini azaltarak çevresel kaliteyi yükselteceğini savunan görüşler de mevcuttur. Bu çalışma, çevresel kalite ile bilgi ve iletişim teknolojileri arasındaki ilişkiyi Türkiye örneği üzerinden incelemektedir. Böylece Türkiye’de hangi görüşün geçerli olduğunun uygulamalı olarak test edilmesi amaçlanmaktadır. Çevresel kaliteyi temsilen ekolojik ayak izi, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeleri temsilen internet kullanan bireylerin oranı kullanılmıştır. Açıklayıcı değişken olarak da ekonomik büyüme ve enerji tüketimi modele eklenmiştir. Artırılmış Otoregresif Dağıtılmış Gecikmeli (ARDL) sınır testinin uygulandığı analizde 1993-2022 arasındaki yıllık veriler yer almaktadır. Analiz sonuçlarına göre kısa dönemde internet kullanım oranının ekolojik ayak izi üzerinde pozitif ancak anlamsız bir etkisi vardır. Uzun dönemde ise internet kullanımının ekolojik ayak izi üzerindeki etkisi negatif ve anlamlıdır. Türkiye’de internet kullanım oranının artması ekolojik ayak izini azaltarak çevresel kaliteyi olumlu yönde etkilemektedir. Ekonomik büyüme göstergesinin hem kısa hem uzun dönemde ekolojik ayak izine etkisi pozitif, enerji tüketiminin etkisi ise uzun dönemde negatif ve anlamsızdır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024Erzincan İli-Ergan Dağı'nda Yaygın Bitki Türleri ve Topraklarındaki Mineral Elementlerin Rakımsal Değişimi
Elverici, Mert; Kandemir, Ali; Kılıç, Engin; Osma, Etem; Varol, Tuğçe; Yildiz, Faruk; Türkoğlu, Halil İbrahim; Hasbenli, Abdullah; Kiymaz, Muhammet Onur
Bu çalışma, 2021-2022 yıllarında Erzincan il sınırları içerisinde yer alan Ergan Dağı’nın farklı yüksekliklerinde yetişen 30 bitki türü ile yapılmıştır. Bunun için 1500 m yükseklikte (Glaucium leiocarpum Boiss., Alcea calvertii, Genista aucheri, Astragalus ornithopodioides, Anchusa leptophylla, Linum mucronatum, Euphorbia virgata) 2000 m’de (Genista aucheri, Hypericum scabrum, Tanacetum mucroniferum, Barbarea auriculata, Onobrychis cornuta, Inula oculus-christi, Euphorbia virgata, Globularia trichosantha) 2500 m’de (Aster alpinus, Lallemantia canescens, Scutellaria orientalis, Dianthus orientalis, Coronilla orientalis, Campanula tridentata, Crepis armena, Anthemis cretica, Euphorbia petrophila, Papaver fugax) ve 3000 m’de (Senecio hypoleucus, Pedicularis comosa, Scorzonera sericea, Anthemis cretica, Astragalus nezaketiae, Papaver fugax, Campanula tridentata, Senecio hypoleucus, Hedysarum erythroleucum) olacak şekilde farklı rakımlardan toplanan bitkiler ve yetiştikleri topraklarda mineral elementlerin konsantrasyonu belirlenmiştir. Toplanan bitki (kök, yaprak, çiçek) ve toprak örnekleri ön işlemlerden geçirildikten sonra ICP-MS cihazında analiz edilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilerek, rakımlar arasındaki farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Yükselti arttıkça topraktaki elementlerin genel olarak azaldığı görülmüştür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Yalnızbağ Yerleşkesinin İklim Değişikliğine Karşı Duyarlılığının Belirlenmesi ve Bazı Yeşil Altyapı Öneri Senaryoları
Yılmaz, Hasan; Gökhan, Askan
Bu çalışmada, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Yalnızbağ Yerleşkesinin iklim değişikliğine karşı duyarlılığı incelenmiş ve çeşitli yeşil altyapı senaryoları önerilmiştir. Araştırmanın temel amacı, yerleşkenin mevcut yeşil altyapı sisteminin iklime dirençli olup olmadığını belirlemek ve bu sistemlerin iklime dirençli hale getirilip getirilemeyeceğini değerlendirmektir. Çalışmada, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlama çabalarının önemi vurgulanmış ve açık kentsel yeşil alanların bu çabaların başarısındaki kritik rolü ele alınmıştır. Daha yaşanabilir kentsel çevre ve kampüsler oluşturmaya yönelik bir çok yeni kavramlar (Eko-kent, yaşanabilir kent, sürdürülebilir kampüs, sürdürülebilir kent, dirençli kent, akıllı kent gibi) gündeme gelmekte olup, bazı ülkelerde iyi uygulama örnekleri hayata geçirilmiştir. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Yalnızbağ Yerleşkesinin iklim değişikliğine karşı duyarlılığını belirleyerek, değişik yeşil altyapı öneri senaryoları ile yerleşkenin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı dirençli duruma getirilebilmesi amacı ile yeşil altyapı senaryoları üzerinde durulmuştur. Yerleşkenin iklim değişikliğine duyarlı duruma getirilmesine yönelik öneri yeşil altyapı senaryoları; • Kurağa dayanıklı bitki türü kullanımı • Yapı yüzeyi bitkilendirmesinin artırılması • Yağmur hasad bahçelerinin oluşturulması • Biyohendeklerin oluşturulması • Su tüketimini azaltıcı yöntemlerin geliştirilerek yerleşkenin iklim değişikliğine duyarlı duruma getirilmesine yönelik öneri yeşil altyapı senaryoları oluşturulmuştur. Bu çalışma ile kentte ve kampüste yapılacak peyzaj tasarımlarında, suyun sürdürülebilirliğini sağlayacak uygulamaların nasıl yapılması gerektiği noktasında yol gösterici olması hedeflenmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024Erzincan’da İklim Değişikliği Sürecinde Kuraklığa Toleranslı İklim Dostu Süs Bitkilerinin Kullanımı
Aslay, Meral; Kalenderoğlu, Hakan; Gökhan, Askan
Bu çalışma, Türkiye'nin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin giderek daha belirgin hissedildiği ve su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunmasından dolayı, peyzaj planlamalarında kurakçıl peyzaj yaklaşımını ön plana çıkarmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışmanın materyalini Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsüne ait süs bitkileri koleksiyon bahçesindeki türler ile Erzincan kent merkezi ve 8 farklı ilçesinde bulunan bazı doğal bitkilerden oluşan Ağlayan gelin (Fritillaria imperialis), Allı Gelin (Hesperis isatidea), Çöven (Gypsophila sp.) Osman çiçeği (Vinca soneri), Yayla süseni (İris spuria ssp. Musulmanica), Püsküllübaş (Muscari tenuiflorum), Keşişbaşı (Muscari azureum), Yaban lalesi (Tulipa julia), Sümbül (Hyacinthus orientalis), Çiriş (Eremurus spectabilis), Mürver otu (Sambucus ebulus L), Camışkıran (Sicilia siberica subsp. armena), Boyacı sumağı (Cotinus coggyria) peyzaj değeri olan doğal türler oluşturmaktadır. Çalışma doğal bitki türlerinin kentsel planlamaya dahil edilmesinin sağlayacağı mali avantajların belirlenmesi, varsa eksikliklerin giderilmesine yönelik öneriler sunulması, iklim dostu tasarımlarım artırılması, bitkilerin günümüz iklim şartlarına uyum sağlanabilmesi ve bu alanda çalışan peyzaj mimarları, kentin karar vericileri, şehir plancıları ve araştırmacılar için bir referans teşkil etmesi amaçlanmaktadır. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Yalnızbağ Yerleşkesinde oluşturulan ‘Kurakçıl Mini Botanik Bahçesinde’ kültüre alınan 13 farklı türün tamamına yakınının gerek peyzaj özellikleri gerekse iklim değişikliği sürecinde peyzaj tasarımının ana öğesi haline getirebilecek türler olduğu tespit edilmiştir. Kentin karar vericileriyle yapılacak görüşmelerle, bu türlerin gelecekteki peyzaj planlamalarında kullanılması teşvik edilecektir. Böylece, iklim dostu peyzaj planlamaları için kaynak değeri oluşturulacaktır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024Land Cover Dynamics and Environmental Implications in Türkiye’s Riparian Zones: A Comprehensive Seven-Year Study
Akturk, Emre; Guney, Kerim; Aydin, Mirac; Yildiz, Faruk; Kaya, Ozkan
This study examines the Riparian Buffer Zones (RBZs) in Türkiye, analyzing land cover changes from 2017 to 2023 to assess their effectiveness in ecological conservation and water resource management. The research employs Esri-Sentinel land cover data, Shuttle Radar Topography Mission digital elevation models, and RiverATLAS data to identify and delineate RBZs, classify land cover types, and evaluate trends and changes over seven years. The findings indicate that 44.8% of RBZs are covered by ‘Rangelands’, 32.2% by ‘Crops’, and 16.1% by ‘Trees’ classes. The study notes a considerable increase in built areas and agricultural fields, which may indicate ongoing urban expansion and its potential impact on the effectiveness of RBZs. Despite regulatory efforts, the substantial presence of agriculture within RBZs indicates a need for more robust environmental protection policies. The results indicate a pressing need for a policy reassessment to enhance forest cover within RBZs and reduce agricultural encroachment. This would improve water quality and facilitate the achievement of sustainability goals numbered 2, 3, 6, 11, 14 and 15. The findings thus call for a strategic enhancement of RBZ management to better protect water resources against the adverse effects of agricultural and urban activities.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024TRADITIONAL USES OF MEDICINAL PLANTS IN ERZİNCAN PROVINCE, TÜRKİYE; [ERZİNCAN (TÜRKİYE) İLİNDEKİ TIBBİ BİTKİLERİN GELENEKSEL KULLANIMLARI]
Gözcü, Sefa; Korkmaz, Mustafa; Çorlu, Sercan; Tuysuz, Suat
Objective: This research was carried out to record the usage of plants, parts of this plant used, and methods of preparation by people living in 10 districts and 58 villages of Erzincan province. Material and Method: The medicinal plant species used by the local people for treatment, was collected and determined. All traditionally used information was collected; herbarium materials were prepared, They are deposited in Erzincan Binali Yıldırım University herbarium (EBYU), Erzincan Binali Yıldırım University. Result and Discussion: A total of 100 medical plants taxa pertaining to 39 families were defined in this research. Out of these, 88 species grew naturally, while 12 species were cultivated. The most widespread plant families were Asteraceae (14), Lamiaceae (8), and Rosaceae (14). Infusion was the most widely used preparation method. The utilization of traditional medicine was still extensive among the people in Erzincan. However, through increscent health service facilities in region, herbal medicine seemed to be more related to health care and illness prevention than curation. There is also the loss of traditional knowledge as it receives new immigrants. There is a gradual loss of traditional knowledge on the use of medicinal plants, both in younger generations and due to migration.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024Past, present, and future potential distributions of the African multipurpose tree Detarium senegalense (Fabaceae)
Dassou, Gbèwonmèdéa Hospice; Agoundé, Gafarou; Akouété, Pathmos; Favi, Gnimansou Abraham; Kpétikou, Ghyslain Chabi; Salako, Kolawolé Valère; Ouachinou, Jéronime Marie-Ange Sènami; Makponsè, Judicael; Kouyaté, Amadou Malé; Sari, İdris
Background and aims – Climate change induces increasing temperatures and drought, with possible profound shifts in species’ presence and distribution. Ecological niche models are widely used to assess plant species responses to climate change. However, such data are scarce for West Africa, particularly for vulnerable multipurpose species. This study focuses on modelling the ecological niche and the conservation status of the multipurpose tree Detarium senegalense to improve insights into its habitat suitability in West Africa under past, present, and future climatic conditions. This will provide an essential basis for setting up global management plans through efficient conservation and ecological restoration policies. Material and methods – The potential distribution of D. senegalense under past, current, and future climate scenarios were assessed using four algorithms including generalized additive models (GAM), generalized linear models (GLM), random forest (RF), and Maximum Entropy (MaxEnt). We also assessed the shift direction of suitable habitats and the conservation status of the species based on IUCN criteria. Overall, 220 occurrences were combined with a set of five bioclimatic variables to run the models. Key results – Models performed well with good values of AUC (0.92) and TSS (0.73). Isothermality (41.10%) and Precipitation of Wettest Month (21.50%) contributed most to the distribution of the species. The distribution of D. senegalense was relatively constant from the past to the present but could decrease in the next decades. In the future, only 17.70% and 13.98% of the areas were predicted to be suitable under respectively ssp245 and ssp585. In protected areas, the suitable areas under ssp245 were estimated at 21.01% with a decrease of 2.50% and 14.60% with a decrease of 8.61% under ssp585 by 2050. The direction of the distribution shifted to the south-east under future climate scenarios. The conservation status assessment of the species is Least Concern (LC). Conclusion – This study improves our understanding of the past, present-day, and future distribution of the species and provides support to better manage the conservation of D. senegalense in West Africa.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024TRADITIONAL USES OF WILD PLANTS IN THE VILLAGES AROUND ESENCE MOUNTAINS (EASTERN ANATOLIA-TURKIYE)
Korkmaz, Mustafa
The purpose of this study was to determine the natural plants used traditionally by the local people for different ethnobotanical purposes in the villages around Esence (Keşiş) Mountains. Within the scope of the study, field trips to the villages were organized in the summer periods between 2010 and 2013. During my investigations face-to-face interviews were conducted with people living in the region and ethnobotanical features of the plants recorded. Our findings revealed that 139 plant taxa belonging to 107 genera and 40 families are distributed in the study area. The families with highest number of taxa were Rosaceae (19), Asteraceae (13), Fabaceae (11) and Lamiaceae (11). The plants collected were mostly used as food (95 taxa), spice (12 taxa) and animal fodder (12 taxa). The most commonly used plant organs were leaves (45 taxa) followed by fruits (27 taxa) and flowers (24 taxa). The most common way of consumption was raw (48 plants), cooked (32 plants), as salads (13 plants), spice (11 plants) and jam (11 plants). Our results also revealed that 9 endemic taxa were traditionally used in the area for a variety of ethnobotanical purposes.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2024Comparison of the phenological, ecological, and vegetative characteristics of two rare endemic species, Scrophularia fatmae and Scrophularia erzincanica adapted to different altitudes specific to Erzincan/ Türkiye
Yıldız, Faruk; Kandemir, Ali; Kılıç, Engin; Türkoğlu, Halil İbrahim; Doğan, Nalan Yıldırım
The ecological interactions between plants and pollinators significantly contribute to global diversity. Hence, focusing on the phenology of plants at various altitudes yields valuable insights into understanding how climate change impacts ecosystems and its association with evolutionary processes. Specifically, this study examines Scrophularia erzincanica, a species native to Erzincan (Türkiye), adapted to lower altitudes, and S. fatmae, an obligate alpine species. The aim was to elucidate the phenological, ecological, and floral characteristics relevant to pollination in both species comparatively. Significant differences were observed in the duration of phenological events, inflorescence architecture, style, and staminode position. Notably, S. fatmae exhibited longer durations for phenological events. Additionally, distinct floral arrangements were evident S. fatmae displayed clustered flowers while S. erzincanica exhibited loosely distributed ones. In S. erzincanica, the staminode's placement in the middle of the corolla created a physical barrier, potentially preventing nectar theft, influencing pollinator selection, prolonging their visit duration, and coordinating flower movements triggered by pollinators. Conversely, in S. fatmae, the staminode remained concealed and positioned near the corolla base. Pollinator visits were shorter in S. fatmae but longer in S. erzincanica. The harsher environmental conditions and lower pollinator density and diversity in alpine regions compared to lower altitudes likely contribute to these differences. Despite sharing common ancestors, these observed phenological disparities in species might stem from selective pressures exerted by varying altitudes, driving these species along divergent evolutionary paths.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Karasu Nehri (Erzincan,Türkiye)’nin Trofik Durumunun Biyoçeşitlilik İndeksleriyle Değerlendirilmesi
Tanır, Özge Zencir; Fakioglu, Ozden; Akyüz, Zeliha; Topal, Muhammet Furkan
Bu çalışma, Karasu Nehri'ndeki fitoplankton kompozisyonunun ve biyolojik çeşitliliğinin mevsimsel ve zamansal değişimlerine odaklanmıştır. Fitoplankton ve su örnekleri Ocak 2019-Temmuz 2019 döneminde iki ayda bir 0.5-8 m derinlikten beş istasyondan toplanmıştır. Dört çeşitlilik indeksi (Shannon-Wiener, Simpson, Margalef ve Menhinick) incelenmiştir. Endeksler arasındaki ilişkiyi yorumlamak için MINITAB 15 yazılımı kullanılmıştır. Ortalama su sıcaklığı, çözünmüş oksijen, pH ve iletkenlik değerleri sırasıyla 19.43 °C, 7.9 mg/L, 8.3 ve 465 mS/cm olarak ölçülmüştür. Bu çalışmada toplam 123 fitoplankton türü tespit edilmiştir. Bu türlerden Bacillariophyta grubuna ait 106 tür, Chlorophyta grubuna ait 10 tür, Cyanobacteri grubuna ait 6 tür ve Euglenophyta grubuna ait 1 tür teşhis edilmiştir. Çalışma boyunca Shannon-Wiener, Simpson Margalef ve Menhinick çeşitlilik indeksleri sırasıyla 1.83 H ́, 11.53, 5.12 ve 0.83 olarak hesaplanmıştır. Bu çalışma sonucunda fitoplankton çeşitlilik indeks değerleri ile Karasu Nehri’nin su kalitesine bağlı ekolojik durum değerlendirilmesi bir biri ile uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Ancak farklı şehirler için referans koşulların geliştrilmesi endekslerin kullanılabilirliğini artırabilir. Bu nedenle bu çalışmaların devam etmesini ve yaygınlaşmasını öneriyoruz.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Trends of changing land use dynamics in the Terkos Lake basin between 1980 and 2023 and their impact on natural ecosystems
Şenol, Celal; Taş, Mehmet Akif
Anthropogenic processes are one of the main causes of environmental change in this century. As an indicator of man’s struggle for dominance over nature, the environment has been directly affected. These changes, which we encounter in every region of the place where we live, on a local and global scale, and which are due to man, cause the natural cycle of ecosystems to be disrupted. As in Türkiye in general, land use changes in the study area under the influence of direct and indirect factors in some regions are very rapid. No matter how much effort are made to control them, factors that have a direct impact on the environment, such as population growth, agriculture, industrial facilities, and the design of transport infrastructure, are the most important causes of change. In this direction, this study aims to identify the trends of land use changes around Lake Terkos and to reveal the deficiencies and fragilities of the relationship networks. It is also an indication of possible changes in the ecological status of the lake and its surroundings in relation to this situation. Terkos Lake’s prolonged use as a crucial drinking water source for Istanbul makes it a valuable study site to investigate its ecological state and management practices. Nevertheless, it has recently been under pressure due to transportation (airport, Northern Marmara Motorway, Istanbul Canal and other transport networks), urban sprawl, and industry. In this context, first of all, the dynamics of land use and the rapidly changing areas (hot zones) between 1980 and 2023 have been identified and the extent of the changes over time has been shown. Possible future land use changes were analysed in the light of this data. As a result of the study, the speed of transformation of green areas was revealed. In this direction, especially in the field of the aquatic ecosystem, vulnerable areas were identified, the degree of being affected by future change was revealed and the trend in the dimensions of use and change was analysed.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Doğu Anadolu Bölgesinde (Türkiye) Yayılış Gösteren Scrophularia erzincanica ve Scrophularia fatmae (Scrophulariaceae) Popülasyonlarının Genetik Çeşitlilik Analizleri
Kandemir, Ali; Kılıç, Engin; Yildiz, Faruk; Türkoğlu, Halil İbrahim; Yildirim, Nalan
Scrophularia fatmae Kandemir & İlhan ve Scrophularia erzincanica R.R. Mill (Scrophulariaceae) Erzincan/Türkiye'ye özgü endemik türlerdir. S. erzincanica ve S. fatmae'de ki IUCN kategorileri sırasıyla EN ve CR'dir. Bu çalışmada, ISSR belirteçlerini kullanarak Erzincan'daki üç S. erzincanica popülasyonunun ve iki S. fatmae popülasyonunun genetik varyasyon seviyelerini ve genetik yapısı araştırılmıştır. Bu amaçla 10 primer, 75 bireyden oluşan beş popülasyondan 104'ü (%89.6) polimorfik olmak üzere toplam 116 bandı amplifiye edildi. UPGMA küme analizi, genetik varyasyonlar ve coğrafi mesafeler arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Alpin bölgesine uyum sağlamış olan S. fatmae'nin yayılış alanı ve populasyon büyüklüğü daha küçüktür. Ek olarak, S. fatmae'nin kendi kendine tozlaşma eğilimi daha yüksektir. S. erzincanica daha büyük bir popülasyona sahiptir. S. erzincanica ve S. fatmae'de etkili tozlayıcı sayısı sırasıyla üç ve birdir. Bu sebeplerin de katkısı ve araştırma sonuçlarına göre S. fatmae ve S. erzincanica türleri karşılaştırıldığında S. erzincanica'da genetik çeşitliliğin daha fazla olduğu görülmektedir. Bu çalışma sonucunda elde edilen genetik veriler, S. erzincanica ve S. fatmae türlerinin yanı sıra diğer nadir ve tehlike altındaki bitki türleri için koruma stratejilerinin geliştirilmesinde kullanılabilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Ergan Dağı’nın Farklı Yükseltilerinde Yaygın Olarak Yetişen Bitkilerde Ağır Metal (Ba, Cd, Co, Cr, Pb) Birikiminin Belirlenmesi
Elverici, Mert; Kandemir, Ali; Kılıç, Engin; Osma, Etem; Varol, Tuğçe; Yildiz, Faruk; Türkoğlu, Halil İbrahim; Hasbenli, Abdullah; Kiymaz, Muhammet Onur; Akverdi, Aysel
Bu çalışma, Erzincan il sınırları içerisinde yer alan Ergan Dağı’nın farklı yüksekliklerinde yetişen yaygın 30 bitki türü ile yapılmıştır. Çalışma kapsamında 1500 m, 2000 m, 2500 m ve 3000 m olmak üzere farklı yüksekliklerden toplanan bitkilerde ve yetiştikleri topraklarda metal (Cd, Cr, Pb, Co, Ba) konsantrasyonları tespit edilmiştir. Toplanan bitkilerin çiçek, yaprak ve kök ile yetiştikleri topraklar laboratuvarda ön işlemlerden geçirilmiştir. Hazır hale getirilen örneklerde metal konsantrasyonları ICP-MS’te analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bitki ve toprağa ait metal verileri istatistiksel olarak değerlendirilerek, her bir metal için rakımlar arasındaki farklılıklar belirlenmiştir. Çalışmada Cd ve Pb konsantrasyonunun 2500 m yetişen bitkilerde ve topraklarda yüksek olduğu belirlenmiştir. İlave olarak, Turanecio hypochionaeus ve Crepis armena türlerinin bünyesinde kadmiyum metalini toprağa göre daha fazla biriktirdiği ve bazı türlerin biyomonitor özelliğe sahip olduğu anlaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Farklı Habitatlarda (Jips, Kireçtaşı, Serpentin) Yetişen Bitkilerde Bazı Ağır Metallerin (Ba, Cd, Co, Cr, Pb) Konsantrasyonunun Belirlenmesi
Osma, Etem; Varol, Tuğçe; Elveren, Müjgan
Bu çalışmada, Erzincan il sınırları içerisinde farklı habitatlarda (jips, kireçtaşı, serpentin) yetişen 25 bitki türü Jips (Ebenus macrophylla Jaub and Spach., Gypsophila lepidioides Boiss., Linum flavum L., Onobrychis nitida Boiss., Paracaryum stenolophum Boiss., Psephellus recepii Wagenitz & Kandemir, Tanacetum heterotomum (Bornm.) Grierson, Verbascum alyssifolium Boiss.), kireçtaşı (Alkanna megacarpa DC., Alyssum sibiricum Willd., Anthemis sp., Astragalus sp., Chrysophthalmum montanum (DC.) Boiss, Ebenus laguroides Boiss., Genista aucheri Boiss., Pelargonium endlicherianum Fenzl., Stachys sparsipilosa R.Bhattacharjee & Hub-Mor.) serpantin (Artedia squamata L., Consolida sp., Convolvulus pseudoscammania C. Koch., Erysimum pulchellum Willd., Fumana aciphylla Boiss., Gladiolus halophilus Boiss.& Heldr., Hypericum thymbrifolium Boiss & Noé, Salvia indica L.) ile çalışılmıştır. Çalışma kapsamında farklı bitkilerde ve yetiştikleri topraklarda metal (Cd, Cr, Pb, Co, Ba) konsantrasyonları belirlenmiştir. Toplanan bitkilerin çiçek, yaprak ve kök kısımları ile yetiştikleri habitatların toprakları laboratuvarda ön işlemlerden geçirilmiştir. Sonrasında hazırlanan örneklerde metal konsantrasyonu ICP-MS’ te analiz edilmiştir. Elde edilen bitki ve toprak verileri istatistiksel olarak değerlendirilerek, habitatlar arasındaki farklılıklar belirlenmiştir. Bitkinin generatif ve vegetatif kısımlarında metal bakımından farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Suitable habitat prediction with a huge set of variables on some Central Asian tulips
Davron, Dekhkonov; Temur, Asatulloev; Umida, Tojiboeva; Sari, Idris; Komiljon, Tojibaev Sh.
Tulipa (Liliaceae) is cultivated as an ornamental plant worldwide and its wild representatives hold valuable genetic resources for breeders are facing the effects of climate change in Central Asia like all of wild plant species. Therefore, the effects of climate change on two Central Asian species (T. korolkowii Regel and T. lehmanniana Mercklin) plus the current suitable habitat for two endemics (T. intermedia Tojibaev and J.J. de Groot, T. scharipovii Tojibaev) to Uzbekistan and one endemic (T. ferganica Vved.) to Ferghana Valley were investigated in the study. Because endemic species are valuable for any territory, we cannot trust a limited number of variables that are commonly used for modeling distribution of species. For that, 41 bioclimatic and ecologic variables were utilized in the investigation. The results showed that T. lehmanniana is a species most affected by climate change, while T. korolkowii appears low necessity for its conservation action. Tulipa ferganica mainly grows in some protected areas of Kyrgyzstan which cannot provide protection against climate change and this may help to mitigate its extinction caused by human-driven disturbance. Thus, the conservation implications of these results are discussed.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Exploring the Biodiversity and Conservation Value of Alpine Grasslands in the Bucegi Massif, Romanian Carpathians
Bita-Nicolae, Claudia; Yildiz, Faruk; Kaya, Ozkan
The Carpathian region harbors a wide range of threatened species, making it an area of exceptional conservation value. In the Alpine belt, grasslands cover the entire region and this study aims to describe the communities in the Bucegi Massif of the Romanian Carpathians and highlight their importance for conservation. The Braun–Blanquet approach was used to record floristic data from 47 phytosociological surveys, identifying a total of 235 plant species from 40 different families, including 30 threatened species. Canonical correspondence analysis was used to analyze the data, revealing that the distribution of vegetation is mainly influenced by elevation, slope and vegetation cover. Dominant grass species in these communities include Nardus stricta, Festuca violacea, Kobresia myosuroides, Festuca amethystina, Festuca airoides, Sesleria rigida, Festuca versicolor and Festuca carpatica. The alpine and boreal siliceous grasslands of the Carpathian Mountains, identified by Natura 2000 codes 6150, 6130 and 6170, host a wide range of plant species of significant conservation value. The higher altitude grasslands, especially, have outstanding plant species richness. We argue that although the habitats have been grazed, significant parts of the area are still in good ecological condition, having many typical natural features.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2022Erzincan (Türkiye) Florasına Dair Bazı Gözlemler ve Öneriler
Kandemir, Ali; Yildiz, Faruk; Türkoğlu, Halil İbrahim
Erzincan, endemik bitkiler başta olmak üzere doğal bitki çeşitliliği bakımından Türkiye’nin önemli illerinin başında gelir. Kayıtlara göre ilde 2500 civarında taksonun doğal yayılışa sahip olduğu bilinmektedir. Gelecekte gerçekleştirilecek floristik çalışmalarla bu sayının daha da artabileceği öngörülmektedir. Bu çalışmada 2002-2021 yılları arasında Erzincan ilinde gerçekleştirilen münferit botanik gezilere ait tespit edilen ilginç floristik gözlem sonuçlarına yer verilmiştir. Ayrıca ilin florasına ait yapılan çalışmalar dikkate alındığında, floristik yönden yeterince araştırılmamış bölgeler ve bitki grupları gelecekte yapılacak çalışmalara katkıda bulunmak amacıyla vurgulanmıştır. Onosma argentata Hub.-Mor., Onosma discedens Hausskn. ex Bornm. türünün sinonimi olarak verilmiştir. Adonis paryadrica (Boiss.) Kandemir & Aytaç, Aethionema erzincanum Kandemir & Aytaç, Allium shahinii H.Duman & Ekşi, Eryngium erzincanicum Yıld., Ferulago glareosa Kandemir & Hedge, Gladiolus hamzaoglui H.Duman, Sağıroğlu & Tekşen, Hypericum kemaliyense Dirmenci & N.Robson, Paronychia kocii Budak ve Pastinaca erzincanensis Menemen & Kandemir türlerine ait yeni Türkçe bilimsel adlar önerilmiştir. Elde edilen verilere göre Erzincan’da 596 endemik takson tespit edilmiş olup, bunların 64 kadarı Erzincan iline özgüdür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022An Example of Using Swot Analysis in the Process of Planning Optimal Agricultural Areas: Erzincan Plain
Polat, Pinar; Ekinci, Sırma
Increasing population in the world has led to the expansion of residential areas. The areas that were used as meadows, forests, pastures and agricultural areas in the past in the past have turned into residential areas nowadays. This situation affects the agriculture negatively the agriculture, which is the most vital activity of man on the earth. While agricultural areas tend to shrink, the need for agricultural products is constantly increasing. Therefore, the planning of the agricultural areas has become a necessity. One of the processes used in spatial planning studies is SWOT analysis. Through SWOT analysis, agricultural areas can be approached from different perspectives, and appropriate utilization styles can be determined. In this study, the use of agricultural areas on the Erzincan Plain, which has an important potential in terms of agricultural activities, was analyzed with the help of SWOT analysis, and strengths and weaknesses, opportunities and threats have been examined. The Erzincan Plain is located in the Upper Euphrates Basin in the North West Section of the Eastern Anatolia Region. In the Erzincan Plain, agricultural land has an important to a proportion of land use. Agricultural production is at the forefront of the economic activities of the Erzincan Plain. For this reason, it will be possible to determine the characteristics of agricultural areas and whether these features overlap with the existing agricultural structure and to ensure optimum utilization of agricultural areas through planning. The acreage of the Erzincan Plain, which is our research area, is approximately 570 km². This area consists of agricultural land, meadow-pasture, forest-heath, and other areas. Approximately 18% of the share in the acreage of the plain is field area. 36% of it is covered by meadow-pasture area. 22% of it is forest and heathland. The other areas are cover 16%. As a result, non-agricultural areas cover an area of 8%.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Review ArticleAçık Erişim2022Sosyal devlet ilkesi ve orman köylülerinin korunması bağlamında bal ormanları
Etgü, Mehmet Akif
Sosyal devlet olmanın bir gereği devletin vatandaşlarının ekonomik durumlarını yükseltici tedbirleri almasıdır. Ülkemizde özellikle 1982 Anayasası’nın 45. maddesine göre arıcılık faaliyetleri açısından arıların bal toplayabileceği kaynakların sağlanması “diğer girdiler” ifadesine uygunluk teşkil etmektedir. Ayrıca Anayasa’nın “Orman Köylüsünün Korunması” başlıklı 170. maddesine göre orman içinde ve bitişiğinde yer alan köyler halkının kalkındırılmasına yönelik tedbirlerin alınması da devletin görevleri arasında yer almaktadır. Bal ormanı, arıların bal yapabilmeleri için ihtiyaç duydukları polen ve nektar kaynağını sağlayıcı bitkilerin azami verimlilik ilkesine göre yetiştirilmesidir. Her bitkinin vejetasyon süresi mevsime bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Erzincan’da Haziran ayının ortalarından itibaren başlayan bal akımı yaklaşık 1-1,5 ay sürmektedir. Haziran ayında çiçeklenen bitkilerin azlığı daha düşük miktarda bal elde edilmesine yol açmaktadır. Bal veriminin arttırılabilmesi açısından bal akımı döneminde çiçeklenen Güvey Kandili (Koelreuteria spp.) ve ilimizde Temmuz ayının ilk haftası çiçek açıp Ağustos ayının ortasına kadar çiçekli kalan Macar Akasyası (Sophora japonica) ağacının yaygınlaştırılması hayati önem taşımaktadır. Sonuç olarak bal ormanları tek bir tür ağaç üzerinden kurulamaz. Bal ormanlarını tam fonksiyonel hale getirebilmek ve bal akımının sürekliliği için, bal ormanları gerekli ağaçlardan ve orman altı bitkilerinden çeşitlendirilerek kurulmalıdır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
