Yazarlar

  • Book ChapterAçık Erişim2025
    The EUGAIN Policy Recommendations: Strategic Dissemination Across the Media Jungle

    Boudaoud, Karima; Penzenstadler, Birgit; Caner-Yıldırım, Sonay; Bobák, Fanni

    In this chapter, we present a set of policy recommendations directed to policymakers at both national and European levels to promote gender equity in Informatics. After discussing the importance of policy recommendations, we present the proposed recommendations targeting four key audiences: Schools, Universities, Public Administration, and Private Sector. Following this, we present concrete examples of how these policy recommendations have been put into actions. We also give an overview about how they could be disseminated across different kinds of media. We focus particularly on EUGAIN’s comprehensive dissemination strategy across various media channels, including the design and distribution of posters, brochures, and social media content. These materials were developed collaboratively, ensuring they reflected the network’s collective expertise and were tailored to different audiences. Finally, we offer specific suggestions tailored to each target audience.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2025
    From Custody to Support: Exploring the Psychosocial Potentials of Female Correctional Officers in Turkey

    Çetintaş, Elif; Gökçearslan, Elif

    This qualitative study examines the complex, contradictory, and multidimensional roles of female correctional officers (COs) in Turkish prisons through reflexive thematic analysis. Based on interviews with 40 female COs across 26 prisons, the findings show that officers often provide prison residents with informal psychosocial support to compensate for institutional gaps. However, the absence of clear role definitions, adequate training, and organizational support positions them as unprepared “de facto crisis managers” in cases of suicide attempts, self-harm, or withdrawal crises. The results highlight a persistent role conflict between care and control, shaped by gendered expectations, prison culture, and structural deficiencies.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    The Perception of Women in Early Psychology of Religion: A Study in the Context of the Disciplinary Developments of Psychology of Women and Psychology of Religion; [Erken Dönem Din Psikolojisinde Kadın Algısı: Kadın Psikolojisi ve Din Psikolojisinin Gelişim Süreçleri Bağlamında Bir İnceleme]

    Erkmen, Hatice Altundal

    This study undertakes a critical examination of how key figures, William James, Sigmund Freud, and Carl G. Jung, who impacted the development of the psychology of religion, conceptualized women within their theoretical frameworks. It addresses a substantial gap in the literature concerning the insufficiently examined and asymmetrical representation of women in early psychological theories of religion. The analysis begins by tracing the emergence of the psychology of women as a separate subdiscipline, developed in response to sexist assumptions and theories embedded within mainstream psychology and shaped by the socio-cultural and scientific contexts of the nineteenth and early twentieth centuries. This historical analysis brings into focus the conditions under which early theories in the psychology of religion were developed. The study does not adopt a feminist theoretical approach; instead, it examines the historical realities and ongoing role of discriminatory frameworks within the field. Focusing on persistent methodological limitations, particularly the lack of appropriate tools for capturing women’s religious experiences, it employs discourse analysis and literature review to show how these early theorists reinforced patriarchal ideologies, which led them to treat women’s spiritual and religious subjectivities in asymmetrical and biased ways. The study further identifies key parallels and similarities between early psychology and the psychology of religion in their constructions of femininity and masculinity. While not proposing direct solutions, this research contributes to the field by uncovering historical biases and encourages future scholarship to critically reassess male-centered frameworks and to develop more inclusive and nuanced methodologies that better account for the complexity of women’s religious lives.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2025
    The relationship between depression, daughter-in-law relationship, and sexual quality of life in postpartum women

    Tuncer, Sevinç Köse; Yilmaz, Figen Alp

    The postpartum period is a process that negatively affects women’s sexual quality of life. This study was conducted to determine the relationship between depression, the daughter-in-law relationship and sexual quality of life in women in the postpartum period. Cross-sectional study was conducted between August 2021 and August 2022 with face-to-face interviews with 200 postpartum women who applied to family health centers in a province in Turkey. Data were collected with the Personal Information Form, Edinburgh Postnatal Depression Scale, Mother-in-Law/Daughter-in-Law Relationship Scale and Sexual Quality of Life Questionnaire. In the study, it was determined that there was a significant weak negative correlation between the Postnatal Depression, Mother-in-Law/Daughter-in-Law Relationship and Sexual Quality of Life. It was also determined that breastfeeding status, having problems with postpartum sexuality, evaluation of postpartum sexual life, communication with the partner after birth, receiving information about sexuality from postpartum health personnel, and the relationship with the mother-in-law were predictors of the quality of sexual life in women in the postpartum period (p < 0.05). There are many factors that affect the sexual quality of life in women during the postpartum period. Therefore, healthcare personnel can provide psychosocial care and counseling services to enhance women’s sexual quality of life during this time.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Kamu Kurumlarında Örgütsel Muhalefet ve İşe Yabancılaşma Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi

    Kılıçkaya, Fatma Yılmaz

    Bu çalışma, kamu sektöründeki mevcut çalışanların örgütsel muhalefet ile işe yabancılaşma algıları arasındaki potansiyel ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, özellikle böyle bir ilişkinin var olup olmadığını ortaya koymayı, işe yabancılaşmayı etkileyen örgütsel muhalefetin boyutlarını belirlemeyi ve işe yabancılaşma davranışının demografik faktörler arasında önemli ölçüde farklılık gösterip göstermediğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Veriler Erzincan ilinde kamu sektöründe aktif olarak çalışan 307 çalışandan anket yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler istatistiksel yazılım paketleri SPSS 24 ve AMOS 17 kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlara göre, dikey muhalefet ile işe yabancılaşma arasında anlamlı bir negatif ilişki olduğu ortaya konmuşken yatay muhalefet ile işe yabancılaşma arasında anlamlı bir pozitif ilişkinin varlığı belirlenmiştir. Ayrıca, fark analizlerine göre işe yabancılaşmanın cinsiyet, medeni durum ve yaşa göre önemli ölçüde değiştiği ortaya konmuştur. Tukey testi sonuçları, erkek çalışanlar, evli çalışanlar ve orta yaşlı çalışanlar arasında daha yüksek düzeyde işe yabancılaşma olduğunu göstermektedir. Ancak eğitim düzeyi ve çalışma saatlerine göre işe yabancılaşmada anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Örgütsel muhalefet kamu kurumlarında en iyi şekilde yönetilerek yatay muhalefet davranışları dikey muhalefet davranışlarına döndürülerek işe yabancılaşmanın önüne geçilebilmektedir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Elisabeth Schüssler Fiorenza’nın Kutsal Kitap Yorumu ve Feminist Teolojiye Katkıları

    Şahin, Nadide

    Elisabeth Schüssler Fiorenza çağdaş Hıristiyan teolojisinde özellikle Kutsal Kitap yorumu ve feminist teolojiye yaptığı katkılarla tanınan önemli bir feminist teologdur. Kadınların deneyimlerini ve bakış açılarını merkeze alarak Hıristiyan kutsal metinlerini yorumlamanın yeni yollarını geliştirmede etkili olması onu feminist teolojinin temel figürlerinden biri hâline getirmiştir. Bu çerçevede o hem akademisyenleri hem de inanırları ataerkil sistemlerden etkilenmiş olan geleneksel yorumları sorgulayarak daha eşitlikçi okumalar yapmak suretiyle Kutsal Kitap’a bir şüphe hermenötiği ile yaklaşmaya teşvik etmiştir. Bu hermenötik yaklaşım üzerine inşa ettiği feminist teolojisi ile Schüssler Fiorenza, Kilise’yi ataerkil yapılarıyla yüzleşmeye, marjinalleştirilmiş seslerin, özellikle de kadınların seslerinin memnuniyetle karşılandığı ve güçlendirildiği bir alan olmaya davet etmiştir. Fiorenza böylece feminist Kutsal Kitap yorumunun sadece akademik bir egzersiz değil, Kilise ve toplum içinde gerçek bir değişime yol açabilecek dönüştürücü bir uygulama olduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmada Batı feminizminin önemli isimlerinden biri olan Elisabeth Schüssler Fiorenza’nın Kutsal Kitap yorum çalışmaları bağlamında ortaya koyduğu feminist perspektifi ve bu görüşlerin sonraki teologlar üzerindeki etkileri incelenmiştir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Didem Madak Şiirinde Dişil Yazının İzleri: Kadınlık, Bellek, Beden ve Dilin Çok Katmanlı Temsili

    Aydınalp, Esra Başak

    Bu çalışmada, Didem Madak'ın şiirleri, dişil yazı kuramı çerçevesinde derinlemesine incelenmiştir. Dişil yazı, kadınların ataerkil dil yapılarını sorgulayarak kendi deneyimlerini özgün bir şekilde ifade etmelerini sağlayan bir yazı biçimi olarak tanımlanır. Hélène Cixous(1975), Luce Irigaray (1977) ve Julia Kristeva (1974) gibi feminist teorisyenler tarafından geliştirilen bu kuram, Madak’ın şiirlerinde kendine güçlü bir yer bulur. Madak’ın şiirlerinde beden, sadece fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda toplumsal, psikolojik ve sembolik anlamlar taşıyan, sürekli dönüşüm ve başkalaşım süreci içinde olan bir varlık olarak ele alınır. Beden, bireysel ve toplumsal belleğin taşıyıcısıdır; bu bağlamda, Madak’ın şiirlerinde beden, geçmiş travmaların ve deneyimlerin izlerini taşıyan bir alan olarak işlenir. Örneğin, Ah'lar Ağacı (2002) ve Grapon Kağıtları (2000) gibi şiirlerinde, bedenin sınırları zorlanarak, toplumsal normlarla sıkışmış bir kadınlık deneyimi şiirsel olarak ifade edilir. Dil, Madak’ın şiirlerinde merkezi bir rol oynar ve geleneksel anlam yapılarını sorgulayan bir araç olarak kullanılır. Madak, dilin sabit ve otoriter yapısını ironi, kelime oyunları ve yapısöküm yaklaşımı aracılığıyla kırar. Bu dilsel oyunlar, dişil yazının çok katmanlı yapısıyla uyum içindedir. Pulbiber Mahallesi (2007) gibi şiirlerde dil, anlamın sabitlenmesini reddeder ve çok katmanlı bir anlam dünyası yaratır. Toplumsal cinsiyet ve kadınlık deneyimi, Madak’ın şiirlerinde sadece tematik bir unsur olarak değil, aynı zamanda dilsel bir eleştiri aracı olarak da işlenir. Madak, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini sorgularken, bu rollerin dildeki temsilini de yeniden yorumlar. Kadınlık deneyimi, onun şiirlerinde bireysel bir hikâye olmaktan çıkıp evrensel bir tema haline gelir. Ah'lar Ağacı ve Grapon Kağıtları şiirleri, kadınlık deneyiminin dil aracılığıyla nasıl evrenselleştirilebileceğini gösteren örneklerdir. Sonuç olarak, Didem Madak’ın şiirleri, dişil yazı kuramı bağlamında bedenin, belleğin, dilin ve toplumsal cinsiyetin çok katmanlı temsillerini sunar. Madak, dişil yazının sunduğu yapısöküm yaklaşımıyla ele alındığında, çok sesli ve özgürleştirici dili kullanarak, kadınlık deneyimini derinlemesine işleyen bir anlatı oluşturur. Şiirlerinde toplumsal cinsiyetin dildeki temsilini sorgulayan ve yeniden inşa eden Madak, Türk edebiyatında dişil yazının güçlü bir temsilcisi olarak öne çıkar. Bu bağlamda, Didem Madak’ın şiirleri, kadınların sesi ve deneyimini merkeze alarak, dişil yazının dilsel ve tematik zenginliğini Türk edebiyatında etkileyici bir şekilde yansıtır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    A Field Study on the Socio-Economic Status and Property Problem of Women Working in the Agriculture Sector: The Case of Adıyaman

    Kovanci, Ezgi; Karakoç, Duygu Yildiz

    This study, which was conducted to examine the socio-economic and property-related situations and problems of women working in the agricultural sector, was carried out with 40 participants in Adiyaman. The study aimed to comprehensively reveal the findings on many issues such as women's education, income, living conditions, financial access, property status, expectations and demands. The interviews were analyzed with the Maxqda program. The study revealed that the women working in the field of agriculture have the most difficulties in the cost of living and living conditions andshowed that their greatest expectation for the future is that their children continue their education life. It was also among the findings of the studies that there are significant limitations on women's financial access and property acquisition

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Sosyal Medyada Kadın: Suriye İç Savaşı ve Ukrayna-Rusya Savaşı Üzerinden Karşılaştırmalı Bir Analiz

    Akar, Fatma; Ekmekçi, Zeynep

    Sosyal medyanın hızı, ulaşılabilirliği ve etkileşime izin vermesi onu propaganda için bir fenomen haline getirmiştir. Günümüzde sosyal medya, kişilerarasında iletişimi ve etkileşimi sağlamanın yanı sıra savaşlarda da taraflar için bir silah işlevi görmektedir. Savaşın tarafları işlerine yarayacak haberleri, fotoğrafları ve videoları sosyal medya hesaplarından paylaşarak kamuoyunu yönlendirmeye ve manipüle etmeye çalışmaktadırlar. Savaş sürecinde propaganda malzemesi olarak en fazla kadınlar ve çocuklar kullanılmaktadır. Taraflar onların mağduriyetleri üzerinden kendi haklılıklarını göstermeye çalışmaktadırlar. Bu çalışmada Suriye iç savaşı ve Ukrayna -Rusya arasında yaşanan savaş sürecinde Suriyeli ve Ukraynalı kadınların Twitter paylaşımlarında nasıl temsil edildiği/sunulduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Amaçlı örneklem yöntemi ile Suriyeli ve Ukraynalı kadınların yer aldığı toplam on iki Twitter paylaşımı belirlenmiştir. Bu paylaşımlar hem yayınlanan fotoğraflar üzerinden hem de tweetlerin içeriği bağlamında göstergebilim yöntemiyle çözümlenmiştir. Yaşanan savaşlarda hem Suriyeli hem de Ukraynalı kadınların yaşadıkları sıkıntıların paylaşımlara yansıdığı görülmüştür. Çalışma sonucunda Ukraynalı kadınların, Suriyeli kadınlardan farklı olarak erkeklerle beraber ülkesi için savaşan birer kahraman gibi sunuldukları buna karşın Suriyeli kadınların daha çok savaş mağduru ve muhtaç kişiler olarak sunuldukları bulgulanmıştır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Z kuşağının eş seçme stratejileri: erzincan örneği

    Akkaş, İbrahim; Aksakal, Ibrahim

    Boşanma oranlarındaki artış, aile içi şiddet olayları, demografik dönüşüm ve benzer sorunlar aile kurumunun bir dönüşüm yaşadığını göstermektedir. Bu nedenle ailede yaşanan dönüşümün ve bu dönüşümün yol açtığı sorunların nedenlerinin araştırılması bu çalışmadaki temel motivasyon kaynaklarından biridir. Hiç şüphe yok ki aile kurumunun sürekliliğinin ön koşullarından biri eş seçim yaklaşımlarıdır. Konu hakkında yaptığımız literatür çalışması genç yetişkinlerin eş seçim stratejilerinin incelenmesinin önemini ortaya koymuştur. Evliliğin başarılı olmasının en önemli ön koşullarından biri doğru eş seçimidir. Günümüzde genç yetişkinlerin hangi kritere göre eş tercihinde bulundukları ve aile kurumuna karşı yaklaşımları aile kurumunda yaşanan dönüşümü açıklayacak değişkenlerden biridir. Bu nedenle araştırmamız Z kuşağı genç yetişkin üniversite öğrencilerinin aile kurumuna ve eş seçimine dair yaklaşımlarını belirlemek için yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı evlilik çağında olan Z kuşağı genç yetişkin üniversite öğrencilerinin eş seçme stratejilerini cinsiyet, romantik ilişki durumu, dindarlık, ekonomik durum ve yerleşim yeri değişkenleri açısından incelemektir. Bu maksatla Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde eğitim gören üniversite öğrencilerine Eş Seçme Stratejileri Envanteri gerekli izinler alınarak uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi 120 erkek 327 kadın olmak üzere toplam 447 katılımcıdan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri normal dağılım özelliği göstermediği için analiz sürecinde nonparametrik testler kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Z kuşağı genç yetişkin üniversite öğrencilerinin eş seçme eğilimleri cinsiyet, romantik ilişki durumu ve dindarlık değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermektedir. Ekonomik durum ve yerleşim yeri ile eş seçme stratejileri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ayrıca katılımcıların tamamının eş tercihi yaparken duygusal unsurları rasyonel unsurlardan daha fazla önemsedikleri sonucuna varılmıştır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Examining the factors affecting women entrepreneurs’ access to institutional finance

    Sarı, Sali̇m Sercan; Karabulut, Turgut

    When women entrepreneurs want to be included in economic life, they face a number of advantages and disadvantages. Especially the problems encountered in access to finance make it difficult for women entrepreneurs to participate in economic life. It is very significant to provide those women entrepreneurs have access to institutional finance so that they can take part in the working life and contribute to the economic development of the country. In this research, the factors affecting the access of women entrepreneurs to finance in Türkiye were examined. The population of the research is 121 women entrepreneurs operational in the province of Erzincan, and data was collected by conducting a survey on these people. Factor analysis, independent sample t-test and one-way analysis of variance were used in the study to evaluate the obtained data. With respect to the findings, it was determined that the order of difficulties experienced by women entrepreneurs in accessing institutional finance is as follows: suspiciousness, difficulty, collateral dispute and long process, protection attitude and prejudice.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Kadınların Jinekolojik Kanserler ile İlgili Farkındalık Düzeyinin Artmasında Sağlık Okuryazarlığının Etkisi Üzerine Bir Araştırma

    Karakurt, Papatya; Köse Tuncer, Sevinç

    Amaç: Araştırma kadınların jinekolojik kanserler ile ilgili farkındalık düzeyinin artmasında sağlık okuryazarlığının etkisini belirlemek için yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, bu araştırmanın örneklemini Erzincan ili sınırları içerisinde bulunan Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kadın doğum polikliniklerine herhangi bir nedenden dolayı başvuran 20-65 yaş arası 380 kadın hasta oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 2022 yılı Mart ve 2022 yılı Haziran tarihleri arasında, Sosyodemografik Özelikler ve Bilgilendirme Formu, Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde standart sapma, ortalama, yüzdelikler, sayılar ve Sperman Korelasyon Analizi yapılmıştır.Bulgular: Araştırmada kadınların üçte ikisinin 20-35 yaş grubunda yer aldığı, yaklaşık yarısının üniversite mezunu olduğu, hemen hemen dörtte üçünün çalışmadığı, %88,7’sinin PAP testi yaptırmadığı, %69,2’sinin HPV aşısını bilmediği belirlenmiştir. Kadınların Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği puan ortalamasının 150.23±28.73 ve Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği puan ortalamasının ise 100.79±21.15 olduğu belirlenmiş olup, iki ölçek arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur.Sonuç: Kadınların, jinekolojik kanserler farkındalık ölçeği ve sağlık okryazarlığı ölçeği puan ortalaması orta düzeyin üzerinde bulunmuş olup, sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça jinekolojik kanser farkındalık düzeyleri de artmaktadır. Jinekolojik kanserlerin erken tanısına yönelik bilgi düzeyleri ile kanser taramalarına katılımı artırmak için kadınların, sağlık okuryazarlık düzeylerinin artırılması yönünde girişimlerde bulunması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Cinsiyet Ayrımcılığı ve Meslek Aşkının Mesleki Bağlılık ve Mesleği Bırakma Niyeti Üzerine Etkisi: Aşçılık Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma

    Günes, Erkan; Alagoz, Gürkan

    Bu araştırma sektör deneyimine sahip aşçılık ve gastronomi eğitimi alan üniversite öğrencilerinin algıladığı cinsiyet ayrımcılığı, meslek aşkı, mesleki bağlılık ve mesleği bırakma niyeti arasındaki ilişkileri incelemektedir. Bu kapsamda üniversite düzeyinde aşçılık ve gastronomi eğitimi alan öğrenciler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Anket tekniği ile 407 kişiden veri toplanmıştır. Veri analizi sonucunda; algılanan cinsiyet ayrımcılığının meslek aşkı ve mesleki bağlılık üzerinde negatif etkisi varken mesleği bırakma niyetini üzerinde pozitif etkisi vardır. Meslek aşkı, mesleki bağlılığı artırırken, mesleği bırakma niyetini azaltmaktadır. Ayrıca araştırmanın bir diğer önemli sonucu kadın katılımcıların cinsiyet ayrımcılığı algısının erkek katılımcılara göre daha yüksek düzeyde olduğudur. Araştırmadan elde edilen pratik çıkarımlarının yöneticilere, eğitimcilere ve mesleği icra edenlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    CONSIDERING THE DYNAMICS OF PRESSURE REGARDING THE URBAN SPACE FROM THE INTERSECTIONALITY APPROACH: A RESEARCH ON WOMEN'S URBAN EXPERIENCES IN TURKEY

    Kemahli Garipoglu, Funda; Yildiz Karakoç, Duygu; Sezer Sanli, Aysem

    Feminist politics is in a constant state of motion within itself and has undergone significant argument changes in different periods. While the first wave feminism brought the demands for rights and equality to the fore, the second wave feminism expressed the need to put an end to the long-standing distinction between private and public spheres. Third-wave feminism, on the other hand, argued that women were not dominated in one way, but were exposed to different forms of domination, and discussed this discourse on the axis of the concept of intersectionality. In this study, the response of the second wave feminism to the public-private dichotomy of the private is political discourse on urban public spaces is discussed in the context of the intersectionality concept introduced by third wave feminism. The main argument of the study is that there are still many obstacles to the experience of women in the urban public sphere, however, women at the intersection of different domination and discrimination are more exposed to these obstacles and limitations. In this context, after the theoretical discussions on intersectionality and the dichotomy of private/public space in this study, the ways in which women, whose domination and exclusion intersect in many areas due to reasons such as class belonging, ethnicity, and belief, cannot be included in the urban public space are presented by discussing concrete examples.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2023
    Can childbearing and marriage of underage girls be prevented? A study of population data in Turkey

    Gümüş, Burak; Özer, Ömer; Doğru, Ahmet Özgür; Toprak, Sadık

    All over the world, poor and illiterate girls living in rural areas are at higher risk of becoming underage marriage than well-educated girls living in cities. Early marriages exacerbate inequalities between females and males in society and violate children's and women's rights. This study aimed to demonstrate temporal changes in the prevalence of child marriage and underage childbearing in Turkey by exploring the causes of regional variations in the schooling rate. Our retrospective, descriptive and register-based study obtained input data on childbirth, marriage, population and schooling from official statistics published by the Turkish Statistical Institute (TURKSTAT) and the Republic of Turkey Ministry of National Education. Based on official statistics, underage childbearing rates decreased from 2002 to 2019 in Turkey. This study outlined significant regional variations in the ratio of childbearing female under 18 to the population that were higher in the northeastern, central eastern, and southeastern Anatolia regions of Turkey than in other regions. During the same period, there were downward trends in the number of legal marriages of female aged 16–17 and the number of underage females who gave birth in contrast with an increasing population of girls living in Turkey. In terms of welfare, education and healthcare, developments in Turkey were considered to have contributed to the downward tendency of childbearing and marriages of underage females. However, an increase in the schooling rate of girls was the critical determinant of the observed tendency. Therefore, officially setting the compulsory education age to 18 can help to prevent underage marriage and childbearing.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Türkiye’de dijital feminist platformlarda feminist terim çevirisi uygulamalarına bir bakış

    Abdal, Göksenin; Akça, Tuba Ayık

    Feminist terimler, feminist mücadelenin arka planındaki bilgi ve deneyimlerin yansımalarını taşır. Feminist terimlerin yoğun olarak kullanıldığı metinlerin erek dil ve kültür dizgesindeki dolaşımı söz konusu bilgi ve deneyimlerin kamusallığını artırır ve feminist aktivist mücadele için güçlü bir altlık oluşturur. Feminist matbu ve dijital mecralar da söz konusu terimlerin feminist aktivistlerle buluşup yaygınlaşması ve standartlaşmasına zemin hazırlarlar. Feminist mecraların kitlesel olarak erişilebilirliği düşünüldüğünde, özellikle içinde olduğumuz dijital çağda feminist dijital platformların feminist kuram ve mücadele açısından merkezi bir öneme sahip olduğu açıktır. Bu çalışmanın amacı da, Türkiye’de dijital feminist yayıncılık alanında faaliyet gösteren çevrimiçi feminist platformlardan seçilen çevirilerde kullanılan feminist terim çevirisi stratejilerini incelemek ve feminist çeviri faaliyetinin boyutlarını tartışmaktır. Çalışmada 1990’lı yılların sonlarından itibaren aktifleşen dijital feminist platformların feminist mücadele alanındaki konumu ve feminist terimlerin erek dil ve kültür dizgesindeki yolculuğuna yaptıkları katkılar tarihsel olarak değerlendirilecektir. Bu hususta, Feminisite, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 5Harfliler, Çatlak Zemin, Ekmek ve Gül ve Dijital Topuklar platformları ele alınacaktır. Söz konusu platformlar Türkiye’de kullanıcı sayısı, etkinlik hacmi, erişilebilirlik ve feminist terimlerin yolculuğuna etkileri bakımından alanda öncül bir konuma sahip olan dijital platformlardır. Çalışma sonucunda, feminist dijital platformlar bünyesinde yürütülen çeviri faaliyetinde feminist bir bakış açısı temelinde feminist bilgi ve deneyim aktarımının öncelik kazandığı, alanın dilsel inşasının ise ana odak halini almadığı tespit edilmiştir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    İlköğretim öğrencilerinin eşitlik değerine ilişkin tutumları

    Akpinar, Erdal; Kaya, Fatih

    Bu çalışmanın amacı,"ilköğretim öğrencilerinin eşitlik değerine ilişkin tutumlarını belirlemektir." Araştırmada karma yöntem tasarımlarından biri olan açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nicel ve nitel süreçler için ayrı ayrı tespit edilmiştir. Araştırmanın evreni, 2019-2020 öğretim yılında Malatya il merkezinde öğrenim gören ilköğretim öğrencilerinden, örneklemi ise bu evrenden basit seçkisiz örnekleme tekniği ile belirlenen 1249 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel verileri, amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan maksimum çeşitlilik örneklemesi ile elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri "Sosyal Bilgiler ile İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi Değerlerine İlişkin Ortak Tutum Ölçeği," nitel verileri ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Görüşme formunda öğrencilere; ‘Eşitlik sizin için neyi ifade ediyor?’ sorusu yöneltilmiştir. Nicel veriler betimsel ve çıkarımsal istatistiki yöntemlerle, nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ilköğretim öğrencilerinin eşitlik değerine ilişkin tutumları yüksek derecede olumlu olup; cinsiyet, ebeveyn eğitim durumu, aile içi çocuk sırası ve kitap okuma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Kur’ân’daki “Erkek Kız Gibi Değildir” İfadesi Cinsiyet Eşitliğine Engel midir?

    Aksakal, Zeynep Nermin

    Kur’ân’da idari yönden toplumsal hayatı inşa edecek temel ilkeler ve sınırlı düzenlemeler yer almış, bunlar üzerine bir toplum kurup yönetmek Müslümanlara bırakılmıştır. Toplumsal kurumlardan nüzul döneminde oldukça sorunlu olan aile yapısında ise kadın-erkek ilişkilerini düzenleyen ayrıntılı konulara yer verilmiştir. Bu düzenlemelerde eşitlik değil sosyal adalet prensibi dikkat çekmektedir. Kur’ân’da, eşit uygulamalara uygun olmayan bir toplumsal yapı üzerinde, hak-sorumluluk muvazenesinde kadınların durumlarını iyileştirici ve haksızlıkları önleyici düzenlenmeler yapılmıştır. Bu anlamda genel olarak gerçekleşmesi zor olan kökten değişiklikler değil adaleti sağlayacak şekilde ıslahatlar yapılmış; hak, sorumluluk ve sınırlar belirlenmiş; diğer taraftan kadının değeri konusundaki olumsuz algıları dönüştürücü beyanlar yapılarak kadının toplumda daha iyi bir yer edinmesinin önü açılmıştır. Kur’ân’daki kadın-erkek hak ve sorumluluklarıyla ilgili durum; çağımızdaki cinsiyet eşitliği söyleminin İslam’a aykırı olduğu, İslam’ın iki cinsi Allah’ın (c.c.) kulları ve insan olarak eş değer görmekle birlikte farklılıklarından dolayı bazı hukuk konularında eşit yapmadığı yaklaşımları çerçevesinde delil olarak beyan edilmektedir. Bu iddialar, erkeğin kız gibi olmadığı ifadesinin geçtiği ayet gibi bazı ayet ve hadis rivayetleriyle de desteklenmektedir. Bu bağlamda aile ve toplum hayatında kadınla erkeğin eşit olamayacağı düşüncesinin sadece kültürel dinamiklerden değil aynı zamanda yaratılıştan da kaynaklandığı fikri ortaya konmaya çalışılmaktadır. Böylece çağın gerektirdiği adalet anlayışı ve bunun getirdiği eşitlik ilkesi kapsamındaki yeni durumlara, pratikte önüne geçilemese de düşünsel planda kapılar kapanmaktadır.Günümüzde, cinsiyet eşitliğinin imkânsız olduğuna delil getirilen ayetlerle ilgili yaklaşımlara bakıldığında, ayetlerin ait olduğu metin içi ve metin dışı bağlamdaki maksadının veya ayetle ilgili tefsirlerdeki farklı görüşlerin ihmal edilmesi, lafızlardaki hususi olduğu anlaşılan durumların umumileştirilmesi veya hükme konu olmayacak bir husustan fıkhi sonuçlar çıkarılması, çağımız eşitlik anlayışının İslam’ın genel ilkelerine değil kültürel durumlara kıyas edilerek değerlendirilmesi gibi hatalar görülebilir. Bu durumu ortaya koymak amacıyla yapılan bu çalışmada, Āl-i ʿİmrān 3/36. ayetteki “Erkek, kız gibi değildir” ifadesinin cinsiyet eşitsizliği bağlamında tarihten günümüze ne şekillerde tefsir edildiği, bunlardan hangi sonuçların çıkarıldığı ve çıkarılabileceği tespit edilmiş ve değerlendirilmiştir. Böylece ilgili ifade, adalete ve cinsiyet eşitliğiyle kastedilen manaya engel midir sorusuna cevap aranmıştır.Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre “Erkek, kız gibi değildir” ifadesinin tefsirleri çoğunlukla iki cinsin mutlak değil nisbî olarak mukayesesi etrafında şekillenmiştir. Bu mukayesede ayetin bağlamından hareketle erkeğin din hizmetinde kıza nazaran faziletinden söz edildiğini düşüneneler olduğu gibi din hizmetine adanmış bir kız olan Hz. Meryem’in toplumun önem verdiği erkeğe nazaran daha değerli olduğundan söz edildiğini düşüneneler de olmuştur. Böyle olsa bile ayet bazılarınca hukuk alanına çekilerek erkeğin insan ve kul olarak kadınla eşit olduğu alanlar dışında faziletli olduğu, yaratılışındaki üstünlük ve buna göre yüklendiği sorumluluklarından ötürü toplumsal hayatta kadınla eşit olamayacağı bağlamında yorumlanmaktadır. Ancak ayetteki ifade hükme konu ya da esas olacak bir ifade değildir. Çünkü önceki şeriatlarla ilgili bir konudadır; erkeğin daha üstün olduğunu kastetmesi durumunda çoğunlukla Hz. Meryem’i doğuran annenin, toplumundaki teamüller doğrultusundaki telakkisini gösterir şekilde tefsir edilmiştir ve bu durumda erkek ve kızın umumi anlamda değil din hizmetindeki eşitsizliğini ifade etmektedir. Bu nedenlerle ayetteki ifade, çağımızdaki kadın ve erkeklerin toplumsal alanda eşit hak, özgürlük ve fırsatlara sahip olmasını amaçlayan cinsiyet eşitliği ve bunun önündeki kültürel vb. türden engellerin kaldırılmasını amaçlayan toplumsal cinsiyet eşitliği söylemine, bu çalışmada kastedilen çerçevede engel değildir. Nitekim hukuki eşitlik, herkesin birbirinin aynı olması demek olmayıp aynı akıl, yetenek ve çıkara sahip olmasını ifade eder ve bu yönüyle adaletin kapsamındadır, onun bir aracıdır. Adalet zaman ve yerine göre dağıtıcı adaletle sağlandığı gibi yerine göre eşitlikle sağlanabilir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    A Comparison of Feminist Term Translation Practices in Academic Journals of Gender and Women’s Studies in Turkiye

    Abdal, Göksenin; Akça, Tuba Ayık

    Feminist term translation brings both linguistic and pragmatic sides of translation together and turns the act of translation into a function-driven process rather than a solely form-based transfer. Translators, who join it under different roles such as academics, activists, or field experts, sometimes all at the same time, try to make up for the information loads and contextual definitions regarding the source terms in the target language and culture system with various translation strategies during the process of translation. This study aims to reveal practical tendencies in the feminist term translation activities in academic journals of gender and women’s studies in Turkey. In this respect, feminist term translation practices in selected texts from three journals, namely Feminist Approaches in Culture and Politics [Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar], Kaos Q+, and Feminist Imagination: Journal of Academic Studies [Feminist Tahayyül: Akademik Araştırmalar Dergisi], which have published the most recent translations in the field, will be discussed from a comparative perspective, starting from Istanbul University Journal of Women’s Studies [Istanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Dergisi], the first academic journal of gender and women’s studies in Turkey. In the analysis, the main focus is on feminist term translation strategies, while an evaluative framework will be drawn on the connections between journals’ areas of focus and feminist term translation practices applied under them.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Türk Kadınlarının Serbest Zaman Aktivitelerine Katılımı: \rEngeller ve Kolaylaştırıcılar

    Emir, Esra; Gürbüz, Bülent; Küçük Kılıç, Sonnur; Öncü, Erman

    Amaç: Kadınların, serbest zaman aktivitelerine katılımı, toplumsal cinsiyet rolleri ile kısıtlanmaktadır. Fakat özgürlük ve kendini\rdışa vurma biçimi olarak ele alınan serbest zaman, kadınların sınırlayıcı\rtoplumsal cinsiyet rollerinden bağımsızlaşmasının ve özgürleşmesinin \rbir aracı olarak görülmektedir. Araştırma nicel yaklaşım çerçevesinde \rbetimsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Bu araştırmanın amacı, Türk \rkadınlarının serbest zaman aktivitelerine katılımını engelleyen ve kolaylaştıran faktörlerin incelenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmada \rveri toplama aracı olarak ‘Serbest Zaman Kolaylaştırıcıları Ölçeği\r(Gürbüz, Öncü ve Emir, 2009)’ ve ‘Boş Zaman Engelleri Ölçeği (Gürbüz, Öncü ve Emir (2020)’ kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise betimsel istatistiki yöntemler; t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon \rtestleri kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu yaşları 18-55 arasında değişen 196 kadın oluşturmaktadır. Bulgular: Çalışmadan elde \redilen verilerin analiz sonuçlarına göre, Türk kadınlarının serbest \rzaman aktivitelerine katılımlarını kısıtlayan temel faktörün, yapısal faktörler olduğu belirlenmiştir. Sağlık/fitness kulüplerine üye olmanın ve \rdüzenli olarak fiziksel aktiviteye katılımın da serbest zaman engellerinin aşılmasını kolaylaştırdığı söylenebilir. Sonuç: Sonuç olarak serbest zaman engel algısı arttıkça, serbest zaman kolaylaştırıcı algısının \rda arttığı ve serbest zamana katılımda karşılaşılan engellere göre stratejiler belirlenerek, bunların aşılmaya çalışıldığı ifade edilebilir. Elde \redilen bulguların, serbest zaman aktivitelerine katılımda; engeller ve \rkolaylaştırıcılar gibi 2 temel faktörün kültürel ve cinsiyet perspektifinden incelenmesi sebebiyle literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele