Yazarlar
- Tarsuslu, Sinan(5)
- Cengiz, Orhan(4)
- Keleş, Şerafettin(4)
- Manga, Muge(4)
- Tuysuz, Suat(4)
- Agaoglu, Ferhat Onur(3)
- Aydoğdu, Fatih(3)
- Caner-Yıldırım, Sonay(3)
- Çetinkaya, Bünyamin(3)
- Abdal, Göksenin(2)
- Akkaş, Elif(2)
- Aksakal, Ibrahim(2)
- Aydin, Orhan(2)
- Ağirkan, Murat(2)
- Bahar, Hüseyın Hüsnü(2)
- Balli, Esra(2)
- Baş, Murat(2)
- Boudaoud, Karima(2)
- Bıçer, Ismaıl(2)
- Doğan, Nuri(2)
- Gulacti, Fikret(2)
- Gökçearslan, Elif(2)
- Gürsoy, Ersan(2)
- Gürsoy, Figen(2)
- Harizaj, Miranda(2)
- Isik, Arda(2)
- Karabulut, Turgut(2)
- Kasap, Yusuf(2)
- Kaya, Burcu(2)
- Kemahli Garipoglu, Funda(2)
- Konca, Murat(2)
- Köroğlu, Mustafa(2)
- Kılıçkaya, Fatma Yılmaz(2)
- Mutlu, Kader(2)
- Penzenstadler, Birgit(2)
- Polat, Tuncay(2)
- Sarigul, Seval Selvi(2)
- Sarı, Sali̇m Sercan(2)
- Sezer Sanli, Aysem(2)
- Yangın, Dilek Dulay(2)
Yayınlar
- ArticleAçık Erişim2022Lojistik Regresyon Yöntemi ile Farklı Başarı Düzeyindeki Ülkelerin PISA Başarı Düzeylerini Etkileyen Önemli Değişkenlerin İncelenmesi
Doğan, Nuri; Kasap, Yusuf; Köroğlu, Mustafa
Bu araştırmada 2018 yılında PISA’ya katılan öğrencilere sınavla verilen öğrenci anketinden elde edilen 34 bağımsız değişken ile farklı başarı düzeyine sahip ülkelerin PISA okuduğunu anlama başarısını yordayabilen değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için PISA’ya katılan 79 ülke, başarı yüzdelik sırasına konuldu. Ardından eşit dilimlerle ülkeler alt, orta ve üst dilimler olarak ayrıldı. Yüzdelik dilimlerine alt, orta, üst başarı grubu ülkelerin verileri üzerinden oluşturulan üç ayrı lojistik model ile yapılan analizlerde okuduğunu anlama başarısını yordamada anlamlı değişkenler, 25-28 arasında değişmiştir. Daha sonra oluşturulan modellerin sınıflama performansında dikkate değer düşme olmayacak biçimde ayarlama yapılarak değişken sayısı azaltılıp her bir model için başarıyı en iyi yordayan 10 değişken seçilmiştir. Değişken sayısı azaltılarak oluşturulan modellerle yapılan analiz sonucunda başarıyı yordamada alt, orta, üst başarı grubu ülkeler için, önemli ortak yordayıcıların; evdeki eğitimsel eşyalar, okuma keyfi, sosyo-ekonomik durum indeksi, PISA testinin zorluk algısı, ailenin mal varlığı, yaşamın anlamı ve öğretmenin eğitimi yönlendirmesi değişkenleri olarak belirlenmiştir. Daha sonra, her bir grup için oluşturulan modellerin her birindeki 10 bağımsız değişken ile modellerin PISA okuduğunu anlama başarısını sınıflama ve kestirim performansları hesaplanmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Türkiye’de dijital feminist platformlarda feminist terim çevirisi uygulamalarına bir bakış
Abdal, Göksenin; Akça, Tuba Ayık
Feminist terimler, feminist mücadelenin arka planındaki bilgi ve deneyimlerin yansımalarını taşır. Feminist terimlerin yoğun olarak kullanıldığı metinlerin erek dil ve kültür dizgesindeki dolaşımı söz konusu bilgi ve deneyimlerin kamusallığını artırır ve feminist aktivist mücadele için güçlü bir altlık oluşturur. Feminist matbu ve dijital mecralar da söz konusu terimlerin feminist aktivistlerle buluşup yaygınlaşması ve standartlaşmasına zemin hazırlarlar. Feminist mecraların kitlesel olarak erişilebilirliği düşünüldüğünde, özellikle içinde olduğumuz dijital çağda feminist dijital platformların feminist kuram ve mücadele açısından merkezi bir öneme sahip olduğu açıktır. Bu çalışmanın amacı da, Türkiye’de dijital feminist yayıncılık alanında faaliyet gösteren çevrimiçi feminist platformlardan seçilen çevirilerde kullanılan feminist terim çevirisi stratejilerini incelemek ve feminist çeviri faaliyetinin boyutlarını tartışmaktır. Çalışmada 1990’lı yılların sonlarından itibaren aktifleşen dijital feminist platformların feminist mücadele alanındaki konumu ve feminist terimlerin erek dil ve kültür dizgesindeki yolculuğuna yaptıkları katkılar tarihsel olarak değerlendirilecektir. Bu hususta, Feminisite, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 5Harfliler, Çatlak Zemin, Ekmek ve Gül ve Dijital Topuklar platformları ele alınacaktır. Söz konusu platformlar Türkiye’de kullanıcı sayısı, etkinlik hacmi, erişilebilirlik ve feminist terimlerin yolculuğuna etkileri bakımından alanda öncül bir konuma sahip olan dijital platformlardır. Çalışma sonucunda, feminist dijital platformlar bünyesinde yürütülen çeviri faaliyetinde feminist bir bakış açısı temelinde feminist bilgi ve deneyim aktarımının öncelik kazandığı, alanın dilsel inşasının ise ana odak halini almadığı tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Anayasa mahkemesi’nin iş ilişkisinde işverenin eşit davranma borcuna ilişkin kararı ve düşündürdükleri (2016/5824 no.lu 28/12/2021 tarihli burcu reis başvurusu)
Yangın, Dilek Dulay; Özer, Hatice Duygu
İşverenin eşit davranma borcu iş hukukunda, ayrımcılık yasağı ve dar anlamda eşit davranma borcu çerçevesinde ikili görünüme sahiptir. İşverenin benzer durumdaki işçileri arasında ayrımcılık temellerine dayalı olmayan, farklı muamelede bulunmasının sonuçlarının ele alındığı çalışmada, konu Anayasa Mahkemesi’nin 2016/5824 no.lu 28/12/2021 tarihli Burcu Reis başvurusu özelinde değerlendirilmiştir. Anılan kararda işverenin benzer durumdaki küçük çocuğu olan kadın işçilerinden bir kısmını işyerinde açmış olduğu kreş imkanından yararlandırmasına karşın, başvurucuyu sebebi açıkça ortaya konulamayan bir şekilde yararlandırmamış olması, Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik ilkesine aykırı bulunarak, ortaya çıkan ayrımcılık yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için iş yargısının yeniden yargılama yapmasına karar verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre ise, İş Kanunu m.5 hükmünün yaptırımını teşkil eden ayrımcılık tazminatı sadece ayrımcılık temelli farklı muameleye maruz kalan işçiler için söz konusudur. Oysa Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar, işverenin eşit davranma borcuna aykırı olan tüm durumlarda anılan tazminatın ödenmesini sağlamaya yönelik bir açılım sağlayacak niteliktedir. Bu sonuç, İş Kanunu m.5’deki farklı muameleye maruz kalan işçinin üzerindeki ispat yükü açısından da işçi lehine sonuç doğuracak niteliktedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Syrian Refugees in Turkey: Its Impact on Turkish Social Structure and Nation State Policy
Aksakal, Ibrahim
Turkey has faced the effects of the Syrian civil war since 2011 and has hosted nearly 3,7 million refugees in the past 11 years. The number of Syrian refugees corresponds to approximately 5% of Turkey's total population. In addition, the population distribution of these provinces has changed considerably, as refugees are concentrated in large cities and provinces in the border region. Since the number of asylum seekers is above the melting potential of the provinces, various problems were encountered in terms of social, political, economic, cultural and demographic aspects. As a result, polarizations began to emerge between the local people and the refugees. The Turkish State, which has adopted the nation-state policy since its establishment, changed its immigration policy with the Syrian migration flow and implemented an open-door policy. This situation has created a significant pressure on the social structure and social life. In this study, an evaluation was made on the impact of Turkey's Syrian refugee policy on the social structure. In addition, the current immigration policy of the Turkish state, which has adopted a homogeneous social policy since the beginning of the century, has also been evaluated in terms of nation-state understanding.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022İlköğretim öğrencilerinin eşitlik değerine ilişkin tutumları
Akpinar, Erdal; Kaya, Fatih
Bu çalışmanın amacı,"ilköğretim öğrencilerinin eşitlik değerine ilişkin tutumlarını belirlemektir." Araştırmada karma yöntem tasarımlarından biri olan açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nicel ve nitel süreçler için ayrı ayrı tespit edilmiştir. Araştırmanın evreni, 2019-2020 öğretim yılında Malatya il merkezinde öğrenim gören ilköğretim öğrencilerinden, örneklemi ise bu evrenden basit seçkisiz örnekleme tekniği ile belirlenen 1249 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel verileri, amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan maksimum çeşitlilik örneklemesi ile elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri "Sosyal Bilgiler ile İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi Değerlerine İlişkin Ortak Tutum Ölçeği," nitel verileri ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Görüşme formunda öğrencilere; ‘Eşitlik sizin için neyi ifade ediyor?’ sorusu yöneltilmiştir. Nicel veriler betimsel ve çıkarımsal istatistiki yöntemlerle, nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ilköğretim öğrencilerinin eşitlik değerine ilişkin tutumları yüksek derecede olumlu olup; cinsiyet, ebeveyn eğitim durumu, aile içi çocuk sırası ve kitap okuma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Kur’ân’daki “Erkek Kız Gibi Değildir” İfadesi Cinsiyet Eşitliğine Engel midir?
Aksakal, Zeynep Nermin
Kur’ân’da idari yönden toplumsal hayatı inşa edecek temel ilkeler ve sınırlı düzenlemeler yer almış, bunlar üzerine bir toplum kurup yönetmek Müslümanlara bırakılmıştır. Toplumsal kurumlardan nüzul döneminde oldukça sorunlu olan aile yapısında ise kadın-erkek ilişkilerini düzenleyen ayrıntılı konulara yer verilmiştir. Bu düzenlemelerde eşitlik değil sosyal adalet prensibi dikkat çekmektedir. Kur’ân’da, eşit uygulamalara uygun olmayan bir toplumsal yapı üzerinde, hak-sorumluluk muvazenesinde kadınların durumlarını iyileştirici ve haksızlıkları önleyici düzenlenmeler yapılmıştır. Bu anlamda genel olarak gerçekleşmesi zor olan kökten değişiklikler değil adaleti sağlayacak şekilde ıslahatlar yapılmış; hak, sorumluluk ve sınırlar belirlenmiş; diğer taraftan kadının değeri konusundaki olumsuz algıları dönüştürücü beyanlar yapılarak kadının toplumda daha iyi bir yer edinmesinin önü açılmıştır. Kur’ân’daki kadın-erkek hak ve sorumluluklarıyla ilgili durum; çağımızdaki cinsiyet eşitliği söyleminin İslam’a aykırı olduğu, İslam’ın iki cinsi Allah’ın (c.c.) kulları ve insan olarak eş değer görmekle birlikte farklılıklarından dolayı bazı hukuk konularında eşit yapmadığı yaklaşımları çerçevesinde delil olarak beyan edilmektedir. Bu iddialar, erkeğin kız gibi olmadığı ifadesinin geçtiği ayet gibi bazı ayet ve hadis rivayetleriyle de desteklenmektedir. Bu bağlamda aile ve toplum hayatında kadınla erkeğin eşit olamayacağı düşüncesinin sadece kültürel dinamiklerden değil aynı zamanda yaratılıştan da kaynaklandığı fikri ortaya konmaya çalışılmaktadır. Böylece çağın gerektirdiği adalet anlayışı ve bunun getirdiği eşitlik ilkesi kapsamındaki yeni durumlara, pratikte önüne geçilemese de düşünsel planda kapılar kapanmaktadır.Günümüzde, cinsiyet eşitliğinin imkânsız olduğuna delil getirilen ayetlerle ilgili yaklaşımlara bakıldığında, ayetlerin ait olduğu metin içi ve metin dışı bağlamdaki maksadının veya ayetle ilgili tefsirlerdeki farklı görüşlerin ihmal edilmesi, lafızlardaki hususi olduğu anlaşılan durumların umumileştirilmesi veya hükme konu olmayacak bir husustan fıkhi sonuçlar çıkarılması, çağımız eşitlik anlayışının İslam’ın genel ilkelerine değil kültürel durumlara kıyas edilerek değerlendirilmesi gibi hatalar görülebilir. Bu durumu ortaya koymak amacıyla yapılan bu çalışmada, Āl-i ʿİmrān 3/36. ayetteki “Erkek, kız gibi değildir” ifadesinin cinsiyet eşitsizliği bağlamında tarihten günümüze ne şekillerde tefsir edildiği, bunlardan hangi sonuçların çıkarıldığı ve çıkarılabileceği tespit edilmiş ve değerlendirilmiştir. Böylece ilgili ifade, adalete ve cinsiyet eşitliğiyle kastedilen manaya engel midir sorusuna cevap aranmıştır.Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre “Erkek, kız gibi değildir” ifadesinin tefsirleri çoğunlukla iki cinsin mutlak değil nisbî olarak mukayesesi etrafında şekillenmiştir. Bu mukayesede ayetin bağlamından hareketle erkeğin din hizmetinde kıza nazaran faziletinden söz edildiğini düşüneneler olduğu gibi din hizmetine adanmış bir kız olan Hz. Meryem’in toplumun önem verdiği erkeğe nazaran daha değerli olduğundan söz edildiğini düşüneneler de olmuştur. Böyle olsa bile ayet bazılarınca hukuk alanına çekilerek erkeğin insan ve kul olarak kadınla eşit olduğu alanlar dışında faziletli olduğu, yaratılışındaki üstünlük ve buna göre yüklendiği sorumluluklarından ötürü toplumsal hayatta kadınla eşit olamayacağı bağlamında yorumlanmaktadır. Ancak ayetteki ifade hükme konu ya da esas olacak bir ifade değildir. Çünkü önceki şeriatlarla ilgili bir konudadır; erkeğin daha üstün olduğunu kastetmesi durumunda çoğunlukla Hz. Meryem’i doğuran annenin, toplumundaki teamüller doğrultusundaki telakkisini gösterir şekilde tefsir edilmiştir ve bu durumda erkek ve kızın umumi anlamda değil din hizmetindeki eşitsizliğini ifade etmektedir. Bu nedenlerle ayetteki ifade, çağımızdaki kadın ve erkeklerin toplumsal alanda eşit hak, özgürlük ve fırsatlara sahip olmasını amaçlayan cinsiyet eşitliği ve bunun önündeki kültürel vb. türden engellerin kaldırılmasını amaçlayan toplumsal cinsiyet eşitliği söylemine, bu çalışmada kastedilen çerçevede engel değildir. Nitekim hukuki eşitlik, herkesin birbirinin aynı olması demek olmayıp aynı akıl, yetenek ve çıkara sahip olmasını ifade eder ve bu yönüyle adaletin kapsamındadır, onun bir aracıdır. Adalet zaman ve yerine göre dağıtıcı adaletle sağlandığı gibi yerine göre eşitlikle sağlanabilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Ruhsal bozuklukların sosyoekonomik belirleyicileri üzerine uygulamalar
Emsen, Ömer Selçuk; Akkaş, Elif
Ruhsal bozuklukların yaygın hale gelmesi bu bozuklukların ülkelere büyük bir ekonomik yük oluşturmaktadır. Genel olarak ruhsal bozuklukların genetik unsurlardan kaynaklanmasının yanı sıra bireyin bulunduğu sosyoekonomik koşulların da önemli etkisi olduğuna dair literatür yaygınlaşmaya başlamaktadır. Dolayısıyla çalışmada ruh sağlığının sosyoekonomik belirleyicilerinin kanıtlarına ve sonuçlarına odaklanılmıştır. Çalışma konuyu üç bölümde ele almaktadır. Birinci bölümde; ruh sağlığına, ruhsal bozuklukların yaygınlığına ve ülkelere ekonomik yük oluşturduğuna dair küresel kanıtlar sunulmaktadır. İkinci bölümde; ruhsal bozuklukların, sosyoekonomik faktörler ile arasında bir ilişki olduğunu gösteren çalışmalardan kanıtlar sunulmaktadır. Üçüncü bölümde gerek teorik gerekse ampirik literatürden hareketle ruhsal bozukluklara etki edeceği hususunda model oluşturulması yoluna gidilmiştir. Bu doğrultuda uygun veri setine sahip seçilmiş 17 gelişmiş, 18 gelişmekte olan ve 16 az gelişmiş ülkeden oluşan toplam 51 ülkede, 1991–2019 dönemi için panel veri analizlerine gidilmiştir. Bu doğrultuda, kişi başı GSYİH, gelir dağılımı eşitsizliği, işsizlik oranı, eğitim düzeyi ve siyasal göstergelerden oluşan sosyoekonomik belirleyiciler ile ruhsal bozukluklar arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Panel veri yaklaşımında serilerin ikinci nesil birim kök sınamaları sonucunda eş bütünleşme analizlerine gidilmiştir. Elde edilen ampirik bulgular, uzun dönemde Gini katsayısı, işsizlik oranı, kişi başı gelir, eğitim endeksi ve siyasal göstergelerin ruhsal bozuklukları etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre Gini katsayısı ve işsizlik oranındaki artışlar ruhsal bozuklukları arttırırken, kişi başı gelir, eğitim ve siyasal göstergelerdeki artışlar ise ruhsal bozuklukları azaltmaktadır. Bu bağlamda sosyoekonomik belirleyicilerin, ruhsal bozukluklar üzerinde önemli bir etkisi olduğu açık bir şekilde ortaya koyulurken, dünya genelinde ülkelerin istihdamı ve dolayısıyla gelir artışlarını önceleyen, gelir dağılımında adaleti sağlayan, eğitimde nitel ve nicel boyutlarda iyileşmeler sağlayan ve siyasal açıdan daha demokratik bir yaşam sunan politikalarının ruhsal bozuklukları azaltıcı etkiler yaratacağı söylenebilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Adil Dünya İnancı ve Yaşam Doyumu Arasındaki İlişkide Öz Yeterliliğin Aracı Rolü: Sağlık Yöneticiliği Adayları Üzerine Bir Araştırma
Baş, Murat; Agaoglu, Ferhat Onur
Bu çalışma ile sağlık yöneticiliği adayları özelinde adil dünya inancı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide öz yeterliliğin aracı rolünün belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini 323 kayıtlı öğrencisi bulunan Sağlık Yönetimi bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemin belirlenmesinde kullanılan formül sonucu %95 güven aralığında 179 öğrenciyle yapılacak anketin yeterli olduğu tespit edilmiş; 242 öğrenciye ulaşılarak online anket yoluyla elde edilen veriler SPSS 22 ve AMOS 24 programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda adil dünya inancının öz yeterlilik ve yaşam doyumu ile arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bununla beraber adil dünya inancı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide öz yeterliliğin kısmı aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçları paralelinde durum tespiti yapılmış, sağlık yöneticisi adaylarına önerilerde bulunulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Çok Dilli Göçmen Öğrencilerin İkinci Dilde Yazma Becerilerinin İnteraktif Dinamik Değerlendirme ile Geliştirilmesi
Uysal, Hacer; Ozturan, Tuba
Dinamik değerlendirme (DD) son zamanlarda değerlendirme sürecine öğretimi dahil eden bir alternatif olarak\rortaya çıkmıştır. DD sırasında öğretmenler değerlendirme sürecine aktif olarak katılmakta, öğrencilerin değişen\rihtiyaçlarını tespit etmekte, kişiye özel arabulucu yöntemler kullanmakta ve gelişimlerini takip etmektedirler.\rÖğretmen ve öğrencinin ortak çalışma ve karşılıklı diyalog sürecine odaklanan dinamik değerlendirme, öğrencilerin\rvar olan yetenek ve ihtiyaçlarını teşhis etmenin, ihtiyaçlara göre öğretme sürecine arabuluculuk etmenin ve ardından\röğrencilerin gelişimlerini gözlemlemenin önemini vurgulamaktadır. Bu yöntem her öğrencinin Yakınsal Gelişim\rBölgesini (ZPD) ortaya çıkarmaktadır. Dinamik değerlendirmenin dil eğitiminde kullanımına dair bazı çalışmaların\rolmasında rağmen, DD’nin farklı bağlamlarda ve farklı katılımcılarla kullanımı araştırmak gerekmektedir. Bu\rnedenle, bu durum çalışmasına ikinci dilde yazma becerileri dersinde başarısız olan iki çok dilli göçmen/mülteci\röğrenci dahil edilmiştir. On hafta boyunca bireysel interaktif DD seanslarına katılan öğrencilerin öğretmenleri ile\rolan diyalogları analiz edilmiştir. Sonuçlar, başlangıçta arabuluculuk hareketlerinin çoğunlukla öğretmen odaklı\rolduğunu, zamanla öğrenci odaklı arabuluculuk hareketlerinin benimsendiğini ortaya koymuştur. Ayrıca bu\röğrenciler DD sayesinde sınıf arkadaşları ile aralarında var olan açığı kapatmaya başlamışlardır. Son olarak, ikinci\rdilde yazma bağlamında katılımcıların DD’ye bakış açılarını öğrenmek için yarı yapılandırılmış bir görüşme yapılmış\rve ortaya çıkan temalar DD’nin teorik önermeleri ile çift yönlü bir ilişkisi olduğunu göstermiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Türki Cumhuriyetlerde Küreselleşmenin Sağlık Harcamaları Üzerindeki Rolü
Manga, Muge; Cengiz, Orhan
Son kırk yıldır dünyaya egemen olan küreselleşmenin devletin ekonomik rolleri üzerinde yarattığı etkiler dikkate alındığında bu alanda çok farklı fikir akımlarının ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle refah devleti anlayışına neoliberal modeller eleştirel yaklaşırken, diğer uçtaki görüşler küreselleşmeyle birlikte bireylerin maruz kaldığı dışsal risklerin artması nedeniyle devletin sosyal refah harcamalarının da artacağını öngörmektedir. Bu doğrultuda sosyal refah devletinin küreselleşme ile ilişkilendirildiği tematik alanlardan birisi sağlık harcamaları olmaktadır. Dolayısıyla ülkelerin birbiriyle entegrasyon sürecindeki artıştan sağlık harcamalarının nasıl etkilendiği konusu ayrı bir önem kazanmaktadır. Bu noktadan hareketle çalışmada, 2000-2016 dönemi verileri kullanılarak Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’dan oluşan Türki Cumhuriyetlerde ekonomik, sosyal ve politik küreselleşmenin sağlık harcamaları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Panel ARDL yöntemiyle yapılan analiz sonucunda, ekonomik ve sosyal küreselleşmenin sağlık harcamalarını artırdığı, politik küreselleşmenin ise azalttığı bulgusuna ulaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Türk Kadınlarının Serbest Zaman Aktivitelerine Katılımı: \rEngeller ve Kolaylaştırıcılar
Emir, Esra; Gürbüz, Bülent; Küçük Kılıç, Sonnur; Öncü, Erman
Amaç: Kadınların, serbest zaman aktivitelerine katılımı, toplumsal cinsiyet rolleri ile kısıtlanmaktadır. Fakat özgürlük ve kendini\rdışa vurma biçimi olarak ele alınan serbest zaman, kadınların sınırlayıcı\rtoplumsal cinsiyet rollerinden bağımsızlaşmasının ve özgürleşmesinin \rbir aracı olarak görülmektedir. Araştırma nicel yaklaşım çerçevesinde \rbetimsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Bu araştırmanın amacı, Türk \rkadınlarının serbest zaman aktivitelerine katılımını engelleyen ve kolaylaştıran faktörlerin incelenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmada \rveri toplama aracı olarak ‘Serbest Zaman Kolaylaştırıcıları Ölçeği\r(Gürbüz, Öncü ve Emir, 2009)’ ve ‘Boş Zaman Engelleri Ölçeği (Gürbüz, Öncü ve Emir (2020)’ kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise betimsel istatistiki yöntemler; t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon \rtestleri kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu yaşları 18-55 arasında değişen 196 kadın oluşturmaktadır. Bulgular: Çalışmadan elde \redilen verilerin analiz sonuçlarına göre, Türk kadınlarının serbest \rzaman aktivitelerine katılımlarını kısıtlayan temel faktörün, yapısal faktörler olduğu belirlenmiştir. Sağlık/fitness kulüplerine üye olmanın ve \rdüzenli olarak fiziksel aktiviteye katılımın da serbest zaman engellerinin aşılmasını kolaylaştırdığı söylenebilir. Sonuç: Sonuç olarak serbest zaman engel algısı arttıkça, serbest zaman kolaylaştırıcı algısının \rda arttığı ve serbest zamana katılımda karşılaşılan engellere göre stratejiler belirlenerek, bunların aşılmaya çalışıldığı ifade edilebilir. Elde \redilen bulguların, serbest zaman aktivitelerine katılımda; engeller ve \rkolaylaştırıcılar gibi 2 temel faktörün kültürel ve cinsiyet perspektifinden incelenmesi sebebiyle literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2022Determining the Qualıty of Life, Social and Emotional Loneliness of Physically Disabled Individuals
Polat, Tuncay; Çetinkaya, Fevziye
Background and purpose: This study aimed to examine the relationship between the life quality of physically disabled individuals and their social and emotional loneliness. Materials and Methods: This study was a cross-sectional type of research in which "Physically Handicapped Life Quality Measurement Tool (WHOQOL-DIS)" was used to determine the quality of life, and "Social and Emotional Loneliness Scale (SELSA)" and "Personal Information Form" were also used to examine the levels of loneliness. The data were collected through face-to-face interviews with 316 people. Pearson Correlation and Multiple Linear Regression analysis were also used to test the relationship between quality of life and loneliness. Results: 33.3% of the study group was in the age range of 40-49 and their average age was 41.90 ± 12.86 years. A significant relationship (p<0.05) was documented between the WHOQOL-DIS sub-dimensions and the social and emotional loneliness sub-dimensions. There was also found a weak negative relationship between physical domain and social loneliness, a very weak negative relationship between emotional loneliness and family relationships, a weak negative relationship between the mental domain and social loneliness and loneliness in family relationships, and a very weak relationship in the negative direction with emotional loneliness. It was determined that there was a weak negative relationship between social domain and social loneliness, emotional loneliness and loneliness in family relationships. There was also a weak negative relationship between the environmental domain and social loneliness, emotional loneliness and loneliness in family relationships. The results also showed a moderate negative relationship between the quality of life module and social loneliness, and a weak relationship in the negative direction between emotional loneliness and family relationships. Conclusion: A significant relationship was found between the sub-dimensions of the quality of life scale and the sub-dimensions of the loneliness scale. Also, loneliness was found to be a significant predictor of the quality of life. Any increase in the feeling of loneliness in the lives of disabled people was observed to reduce their quality of life.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2021Küreselleşme ve Kamu Sektörü İstihdamı: Orta Gelirli Ülkeler Üzerine Bir İnceleme
Manga, Muge; Cengiz, Orhan
Küreselleşmenin kamu sektörü büyüklüğü üzerindeki etkisi verimlilik hipotezi ve telafi hipotezi çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çalışmada, küreselleşmenin kamu sektörü istihdamı kanalıyla kamu sektörü büyüklüğüne etkisi incelenmiştir. 2000-2014 periyodu verileriyle orta gelirli 14 ülke için yapılan analiz sonuçlarına göre küreselleşme, kamu sektörü istihdamıyla negatif ilişkilidir. Diğer ifadeyle dışa açıklık arttıkça kamu sektörünün küçüleceğini öngören verimlilik hipotezini destekleyen bulgular elde edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik testi bulguları, Bolivya, Brezilya, Honduras, Pakistan ve Peru’da küreselleşmeden kamu sektörü istihdamına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğunu göstermektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2021The Rule of Law in Hayek Against The Planned Economy
Keskin, Erdoğan
The rule of law is one of the most basic requirements for the protection of human rights and freedoms. However, the rule of law is violated on grounds of the equality and social justice discourse by which individuals and their freedoms are ignored. Therefore, a system in which the economy is planned by the political power and the individual is ignored in the society does not comply with freedoms. Today, in addition to the desire for social justice and equality, the danger of planning is still very new due to factors such as epidemics, terrorism and nationalism. For these reasons, we would like to remind the importance of freedoms through Hayek’s views in our work.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2021Evaluating the relationship of ethnicity, gender and politics on lom / "posha" women in erzincan
Sanli, Aysem Sezer; Garipoğlu, Funda Kemahlı
Since the existence of humanity on earth, politics is regarded as a male occupation. In different periods of history, women are generally seen as the oppressed sex. The woman was excluded from public life in groups that have a different identity, women's interest in politics is more in the background.In this study, the political perspectives of the women of the society, who live in the Sancak District of the Yoğurtlu Town of Erzincan and are called "Posha" by the local people, will be discussed. In this context, the main purpose of the study is to determine the level of political participation, political tendency and political consciousness of women. This study, which constitutes an example of qualitative research, is a scientific research project supported by the Scientific Research Projects Coordination Unit of Erzincan Binali Yıldırım University titled "The Social and Political, Economic and Cultural Contributions of the Citizens Living in Erzincan, Who Are Called as 'Posha', and the Perceptions of the European Union" based on. Unstructured interviews were conducted with 14 Lom/ “Posha” woman within the scope of the field research of the study. In the study, field data are interpreted based on a theoretical framework formed by the concepts of social exclusion, ethnic identity and gender inequality. As a result, the study found that women's interest in politics is extremely limited, a situation caused by insufficient education and exclusion, and their political preferences are guided by their husband-father-family elders and traditions.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2021A Narrative Inquiry on Individuals Lacking a Reading-Culture
Çıldır, Burcu; Ergün, İbadullah Hamza
The question “what are the experiences of children with varying socio-economic status as regards to reading?” constitutes the basic question of this study. Accordingly, three male students in total chosen among three different socio-economic classes were interviewed in depth in order to demonstrate any social issues underlying the problems encountered in reading. The narrative inquiry was chosen as the method of study. We have tried to demonstrate personal experiences and viewpoints of 3 interviewees of the study as regards to reading as well as how they approached the problems thereto. It was observed that there were common grounds as well as varying themes in the stories of these students coming from three different socio-economic classes. It was also understood that social classes play critical roles in formation of such similar and varying points. Accordingly, it is possible to recommend conducting elaborate studies for such social classes.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2021The geography of women employment and regional convergence
Tuysuz, Suat; Mutlu, Kader
The development of lagging regions and the reduction of income differences between regions have been discussed both in the world and in Turkey for many years. So much so that minimizing regional differences is used as an indicator of development. This study has a framework that addresses regional differentiation in Turkey through the phenomenon of underemployment. A situation where labor is not in the production process in a region is defined as underemployment. In this sense, income level of regions is also directly related to whether they can use their current potential. In this study, regional differences in terms of the proportion of women in total employment will be illustrated and it will be revealed whether there is any convergence in this sense. In this regard, we used the insured numbers for the period covering 2008 2019. As a result of the analysis, it is found that the proportion of women employment in Turkey is rising steadily. The steady rising give rise to that certain regions tend to converge, some regions diverge, and some regions stable. Accelerating convergence can occur based on regional and gender-based policies. This, in turn, is important in terms of ensuring economic progress and reducing regional differences.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2021The Examination of Convergence Regarding to Inclusive Growth between the Nuts Level 1 Regions In Turkey
Soyyiğit, Semanur; Elverdi, Sevgi
Fair distribution of opportunities enabled by economic growth to different parts of society is as important as the\rquantitative increase in growth. It is possible to mention the inclusiveness of growth and an increase in social welfare\ronly if in case of growth accompanied by equal access to these opportunities. It is required to provide sustainable growth by generating and extending new economic opportunities to let each member of the society attend and utilize\reconomic growth. This becomes possible with inclusive growth. Inclusive growth has recently become a core\rissue in the development strategies of the countries. Each member of the society is enabled to contribute to\rand make use of economic growth using inclusive growth. The study is important within this scope. Based\ron this, in this study, the inclusive growth in Turkey is examined in a general and regional framework for the\rperiod 2006-2019. In terms of the literature reviewed in this study, it has been observed that there is no study\rexamining convergence in terms of inclusive growth for NUTS Level 1 regions in Turkey. In this sense, it is\rthought that the study will make an important contribution to the literature. It is aimed in the present study\rthat to observe how inclusiveness of growth has evolved and to examine the situation of NUTS Regions. Based\ron this, first, the inclusiveness of growth is examined with the method developed by Ali and Son (2007), and\rthen the existence of convergence between regions in terms of equity index of opportunity is tested with\rthe panel unit root test. The findings regarding the country, in general, reveal that there is a decrease in the\rinclusiveness of growth especially after 2016. According to the equity index of opportunity, TR4 East Marmara\rRegion performs the best, while the worst performance belongs to TR1 Istanbul Region. The convergence\rresults for the equity index of opportunity indicate that the TRC Southeast Anatolia Region converges to the\rTR4 East Marmara Region, which has the best performance. The results show that real production activities\rhave an increasing effect on equality of opportunity. The findings that inclusive growth occurs unevenly across\rregions are in line with other studies in the literature.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2021Ekonomik Karmaşıklık Gelir Eşitsizliğini Azaltır Mı? Türkiye Ekonomisi Üzerine Ampirik Bir İnceleme
Manga, Muge; Cengiz, Orhan
Ülkelerin küresel rekabet gücünü artırabilmeleri için bilgi ve teknoloji-yoğunluklu ürünlerin üretilmesi hayati bir öneme sahiptir. Birincil ürünler yerine daha karmaşık üretim süreci gerektiren mal ve hizmetlerin üretilmesi, yarattığı katma değere bağlı olarak ülke ekonomisinde önemli avantajlar sağlamaktadır. Bunun yanında teknoloji-yoğun üretim, nitelikli işgücü gerektirdiği için ekonomik yapıyla beraber kurumsal yapıyı da etkilemektedir. Bu yapı içerisinde insani gelişim açısından adil gelir dağılımı en temel koşulların başında gelmektedir. Üretimdeki bilgi ve teknoloji yoğunluğunu ölçen ekonomik karmaşıklık, ekonomik büyümeyi pozitif etkilemekle birlikte gelir eşitsizliği üzerinde de bazı sonuçlara yol açmaktadır. Bu doğrultuda, Türkiye ekonomisi için 1987-2017 dönemine ait veri seti ile gelir eşitsizliği, ekonomik karmaşıklık ve dışa açıklık göstergeleri arasındaki ilişkinin FMOLS, DOLS ve CCR tahmincileri ile test edilmesi amaçlanmıştır. Kurulan ilk modelde ekonomik karmaşıklık, ekonomik büyüme ve beşeri sermayenin gelir eşitsizliğini azalttığı, nüfusun ise artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. İkinci modelin sonuçlarına göre doğrudan yabancı yatırımlar gelir eşitsizliğini artırmakta, ticari açıklık ise azaltmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2021Examination of Affiliate Stigma, Hopelessness and Life Satisfaction in Parents of Children with Intellectual Disabilty
Kasimoglu, Necla; Arikan, Duygu
Introduction. While expecting a healthy child, having a child with a disability can be quite traumatic for all family members, especially parents. The objective of the research was to evaluate affiliate stigma, hopelessness, and life satisfaction in parents of children with intellectual disability. Materials and Methods. The descriptive research included 203 parents of children with intellectual disabilities, who met the research inclusion criteria and agreed to participate in the study. The data were collected using the Personal Information Form, the Affiliate Stigma Scale, the Beck Hopelessness Scale, and the Satisfaction with Life Scale. Results. The mean age of parents included in the study was 40.74 +/- 7.22 years, with 67.5% of caregiving mothers. The levels of affiliate stigma and hopelessness among parents were low, and they were satisfied with their lives. In case of increasing parental affiliate stigma, their hopelessness was found to increase, while life satisfaction was found to decrease. Conclusions. In order to increase public acceptance of people with disabilities by society, it is recommended to provide trainings and raise awareness against individuals with disabilities and their families.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
