Yazarlar

  • ArticleAçık Erişim2023
    Kırsal Topluluklarda Topluluk Kapasitesi ve Sosyal Sermaye İlişkisi: Erzurum Kırsalı Örneği

    Keleş, Şerafettin

    Bu çalışma, topluluk kapasitesi ve sosyal sermaye arasındaki ilişkiyi nicel verilerle ortaya koymayı amaçlamıştır. Bunun için Erzurum ili kırsal alanında 324 kişiyle tesadüfi örneklem metodu kullanılarak anket yapılmıştır. Nicel analizler için Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Yapısal Eşitlik Modellemesi sonuçları Topluluk Kapasitesi ile Sosyal Sermaye arasında pozitif yönlü çok yüksek düzeyde ilintinin olduğunu ortaya koymuştur. Sosyal sermayenin “Güven” boyutunun Topluluk Kapasitesi’ni pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde etkilediği görülmüştür. Kırsal alanda yaşayan bireyler kendi topluluk üyelerini dürüst ve güvenilir olarak görmektedir. Sosyal sermayenin bir diğer boyutu “Üyelikler ve Ağlar” Topluluk Kapasitesi’ni pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde etkilemektedir. Bu durum kırsal alanda komşuluk ilişkilerinin ve yardımlaşmanın güçlü olduğunu göstermektedir. Yine “Kırsal Değerler ve Normlar” boyutu Topluluk Kapasitesi’ni pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde etkilemektedir. Kırsal yaşam biçiminde dürüst olmak önemli bir değer olarak görülmektedir. Son olarak sosyal sermayenin “Aidiyet” boyutunun Topluluk Kapasitesi’ni pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Topluluk Kapasitesi kapsamında köyde yaşayan bireylerin birbirlerine karşı sadakat duydukları, komşuluk ilişkilerinin yüksek olduğu ve ortak yönlerinin yüksek olduğu görülmüştür.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Rusya-ukrayna savaşı’nda muhariplerin eşitliği ilkesi

    Haldiz, Ayse Cebecioglu

    Muhariplerin eşitliği ilkesi, uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinden biridir. İnsancıl hukuk kurallarının bir silahlı çatışmanın tüm taraflarına, onların silahlı çatışmaya müdahil olma nedenlerine bakılmaksızın eşit olarak uygulanması manasına gelmektedir. Kökeni yüzyıllar öncesine dayandırılan bu ilkenin hem içeriği hem de geçerliliği zaman zaman tartışma konusu olmaktadır. Bu tartışmalardan biri de 1945 Birleşmiş Milletler Şartı ile devletlerin bir silahlı çatışmaya müdahil olmaları meşru müdafaa durumları haricinde yasaklandığında ortaya çıkmıştır. Uluslararası toplumun, jus cogens niteliği atfedilen bu yasağı ihlal eden taraf ile ona karşı kendini savunmak zorunda kalan tarafa artık eşit yaklaşmadığı sonuç olarak da ilkenin eskidiği ya da terk edildiği öne sürülmüştür. Bu çalışmada bu iddia uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun taraflardan birini desteklediği 2022 Rusya-Ukrayna Savaşı üzerinden ele alınmaktadır.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Examining the factors affecting women entrepreneurs’ access to institutional finance

    Sarı, Sali̇m Sercan; Karabulut, Turgut

    When women entrepreneurs want to be included in economic life, they face a number of advantages and disadvantages. Especially the problems encountered in access to finance make it difficult for women entrepreneurs to participate in economic life. It is very significant to provide those women entrepreneurs have access to institutional finance so that they can take part in the working life and contribute to the economic development of the country. In this research, the factors affecting the access of women entrepreneurs to finance in Türkiye were examined. The population of the research is 121 women entrepreneurs operational in the province of Erzincan, and data was collected by conducting a survey on these people. Factor analysis, independent sample t-test and one-way analysis of variance were used in the study to evaluate the obtained data. With respect to the findings, it was determined that the order of difficulties experienced by women entrepreneurs in accessing institutional finance is as follows: suspiciousness, difficulty, collateral dispute and long process, protection attitude and prejudice.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Migration and Social Cohesion: A Field Study on Meskhetian Turks Migrating to Turkey with Structural Equality Model

    Keleş, Şerafettin; Kaya, Burcu

    Social cohesion refers to structuring communities living together in a settlement around common values, reducing inequalities in wealth and income, and generally the behaviors and feelings of people to take a joint venture, tackle common challenges, and have a sense of being a part of the community in which they belong. Social cohesion is important for the social peace and welfare of countries. This study aims to develop a scientific solution proposal to the problem of social cohesion in Turkey, where immigrants and disadvantaged groups are concentrated. In the study, the relationship between social cohesion levels of immigrant individuals and social capital, positive psychological capital, social hope and economic expectation in social cohesion was analyzed by creating a hypothetical model. Structural Equation Model method was used in empirical analysis. Structural Equation Model result: It has been determined that there is a very high positive correlation between Social Cohesion and Positive Psychological Capital, Economic Expectation, Hope and Social Capital. In the study, it was seen that Meskhetian Turks who migrated from Ukraine to Turkey had a high level of integration with the people of the region. The study was conducted with Meskhetian Turks settled in Üzümlü District and provides a perspective for research at regional or national level within the scope of social cohesion.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Göçmen Çocukların Okuma Kültürlerine Yönelik Bir İnceleme

    Çıldır, Burcu; Şahin, Esra

    Bu araştırmanın amacı ortaokulda öğrenim gören göçmen çocukların okuma kültürü çerçevelerini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması seçilmiş olup verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu Erzincan ilinde ortaokul düzeyinde farklı sınıflarda öğrenim gören on iki göçmen öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunu oluşturan göçmen öğrenciler Türkiye’ye Suriye ve Afganistan’dan gelmişlerdir. Verilerin analizinde tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda “Temel Okuma Yazma ve Okuma Alışkanlığı Arasında”, “Okuma Kültürü ile Köprü: Okul”, “Aile Odağında Aktarılamayanlar” ve “Okumaya Yüklenen Anlam” temaları ortaya çıkmıştır. Elde edilen temalar doğrultusunda ortaokul düzeyinde yer alan çoğu göçmen çocuğun henüz okuma alışkanlığı kazanamadıkları, temel okuma yazma ile okuma alışkanlığı arasında sıkıştıkları, aile ve okul gibi faktörlerle birlikte Türkçenin ikinci dil olmasının göçmen çocukların okuma kültürünü etkilediği ve temel okuma yazma becerisinde zorluklar yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Bunun yanında okulda okumayla alakalı etkinliklerin çocukları farklı biçimlerde etkilediği ve ailelerin okuma kültürünü biçimlendiren önemli etkenlerden olduğu da görülmüştür.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Erken Dönem Olumsuz Çocukluk Yaşantılarının Ayrılma-Bireyleşme Düzeyi ve Yaşam Doyumuna Etkisi: Üniversite Öğrencileri Örneği

    Işık, Nurten Arslan

    Bu çalışmanın amacı erken dönem olumsuz çocukluk yaşantılarının ayrılma-bireyleşme ve yaşam doyumu üzerine etkisini incelemektir. Bu amaçla, çalışmaya yaşları 20–28 arasında değişen (ort=21.99), 209 üniversite öğrencisi dâhil edildi. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak, Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği, Ayrılma Bireyleşme Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanıldı. Öğrencilerin %68.9'unun 18 yaşından önce en az bir olumsuz çocukluk deneyimine maruz kaldığı görüldü. Tüm olumsuz çocukluk deneyimleri arasında duygusal istismar (%46.8 n=98) en yüksek yaygınlık oranına sahipken, bunu sırasıyla fiziksel istismar (%40.1 n=84) ve aile içi şiddet (%57 n=27.2) izledi. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre olumsuz çocukluk yaşantıları ile, ayrılma bireyleşme patolojisi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. Çalışmanın bulguları, ilgili literatür ışığında tartışılarak gelecek çalışmalar için araştırmacılara önerilerde bulunuldu.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Kadınların Jinekolojik Kanserler ile İlgili Farkındalık Düzeyinin Artmasında Sağlık Okuryazarlığının Etkisi Üzerine Bir Araştırma

    Karakurt, Papatya; Köse Tuncer, Sevinç

    Amaç: Araştırma kadınların jinekolojik kanserler ile ilgili farkındalık düzeyinin artmasında sağlık okuryazarlığının etkisini belirlemek için yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, bu araştırmanın örneklemini Erzincan ili sınırları içerisinde bulunan Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kadın doğum polikliniklerine herhangi bir nedenden dolayı başvuran 20-65 yaş arası 380 kadın hasta oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 2022 yılı Mart ve 2022 yılı Haziran tarihleri arasında, Sosyodemografik Özelikler ve Bilgilendirme Formu, Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde standart sapma, ortalama, yüzdelikler, sayılar ve Sperman Korelasyon Analizi yapılmıştır.Bulgular: Araştırmada kadınların üçte ikisinin 20-35 yaş grubunda yer aldığı, yaklaşık yarısının üniversite mezunu olduğu, hemen hemen dörtte üçünün çalışmadığı, %88,7’sinin PAP testi yaptırmadığı, %69,2’sinin HPV aşısını bilmediği belirlenmiştir. Kadınların Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği puan ortalamasının 150.23±28.73 ve Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği puan ortalamasının ise 100.79±21.15 olduğu belirlenmiş olup, iki ölçek arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur.Sonuç: Kadınların, jinekolojik kanserler farkındalık ölçeği ve sağlık okryazarlığı ölçeği puan ortalaması orta düzeyin üzerinde bulunmuş olup, sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça jinekolojik kanser farkındalık düzeyleri de artmaktadır. Jinekolojik kanserlerin erken tanısına yönelik bilgi düzeyleri ile kanser taramalarına katılımı artırmak için kadınların, sağlık okuryazarlık düzeylerinin artırılması yönünde girişimlerde bulunması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Finansmana Erişim Kanalları Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyine Göre Farklılaşıyor Mu?

    Tuysuz, Suat; Balaban, Ecem

    Bu araştırma, ülkelerin gelişmişlik durumu ile finansmana erişim kanalları arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Bu kapsamda, bireylerin finansmana erişim aracı olarak kullandıkları kanalları gösteren ülke ölçeğindeki Dünya Bankası (DB) verisi kullanılmıştır. Bu kanallar, banka gibi finansal kurumlar ile aile, akraba, arkadaş ve tasarruf kulübü şeklindedir. Çalışmada, bankalar formel; aile, akraba, arkadaş ve tasarruf kulüpleri ise enformel kurum olarak tanımlanmıştır. Söz konusu veriler 2011, 2014 ve 2017 yıllarını kapsamaktadır. Her bir yıla ilişkin ülke verisi zaman serisi şeklinde düzenlenmiştir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi ise Dünya Bankası’nın verilerine göre dört kategori şeklinde sınıflandırılmıştır. Ülkelerin gelir sınıflaması ile söz konusu mekanizmaları kullanma oranları arasındaki ilişkiyi ve farklılaşmayı anlamak için sırasıyla korelasyon ve ANOVA testi yapılmıştır. Bulgularımız, ülkelerin gelir düzeyi arttıkça formel kurumları, gelir düzeyi azaldıkça ise enformel kurumları kullanma oranının arttığını ortaya koymakta ve gelir düzeyine göre bunun istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığını göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Okuma Güçlüğü Olan Öğrencilerin Fonolojik Farkındalık Düzeylerinin Gelişmesinde Müzik Eğitiminin Kullanılması

    Yavuz, Seda Altunbas; Aktaş, Beyza Nur

    Okuma becerisinin gelişmesinde etkili olan pek çok unsur bulunmaktadır. Bunlardan birisi de fonolojik farkındalık düzeyidir. Bu araştırma, okuma güçlüğü olan öğrencilerin fonolojik farkındalık düzeylerinin müzik eğitimi ile gelişimini belirlemeyi amaçlamaktadır. Eylem araştırması deseni işe koşulan araştırmada, ölçüt örneklemi yöntemi kullanılmış olup; 3-4.sınıfta öğrenim gören, disleksi tanısı almış olan Şırnak il merkezine bağlı bir ilkokulda 3.sınıfta öğrenim gören bir erkek öğrenci çalışma grubunu oluşturmaktadır. Müzik eğitimin okumaya etkisini belirlemek amacıyla 6 haftalık bir müzik eğitimi programı uygulanmıştır. Uygulanan bu program disleksi tanısı almış bireylerin müzik eğitiminde kullanılan yöntemlerden biri olan “Çok Duyulu” (Multisensory) öğretim yaklaşımına dayanarak hazırlanmıştır. Araştırmada müziğin okumayı nasıl ve hangi yönlerde etkilediği ortaya koyulmak istenmiştir. Çalışma verileri, uygulamadan önce ve sonra olmak üzere “Fonolojik Farkındalık Ölçeği”, “Özel Öğrenme Güçlüğü Gözlem Formu” ve “Görüşme Formu” kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda, müziğin fonolojik farkındalığı geliştirerek okuma becerisini etkilediği sonucuna varılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Sağlık çalışanlarının algılanan örgütsel adalet ve farklılıklar yönetiminin insan kaynakları verimliliği üzerindeki etkisi hakkında görüşlerinin değerlendirilmesi: kamu ve özel hastane örneği

    Cil Kocyigit, Seyhan; Tarsuslu, Sinan

    Bu araştırma, sağlık çalışanlarında algılanan örgütsel adaletin ve farklılık yönetiminin insan kaynakları verimliliği üzerindeki etkisini tespit etmek amacıyla tasarlanmıştır. Bu amaçla çalışmada örgütsel adalet, farklılık yönetimi ve insan kaynakları verimlilik ölçekleri kullanıldı. Araştırma tipi tanımlayıcı – ilişki arayıcı tipte bir araştırmadır. Çalışma bir il merkezinde yer alan 3 kamu ve 1 özel hastanede aktif olarak görev yapan 2.215 çalışandan 437 kişiye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizinde SPSS paket programı ile ölçek faktörlerinin doğrulanabilmesi için AMOS uygulaması kullanılmıştır. Araştırma verileri doğrultusunda örgütsel adalet ve insan kaynakları verimliliği arasında yüksek ve pozitif yönlü bir ilişki; farklılık yönetimi ile insan kaynakları verimliliği arasında ise orta düzeyde ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Değişkenler arasında yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre algılanan örgütsel adaletin ve farklılık yönetiminin insan kaynakları verimliliğini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak algılanan örgütsel adaletin ve farklılık yönetiminin insan kaynakları verimliliği üzerindeki etkisini inceleyen bu çalışmanın sağlık sektöründe bir ilk olması nedeniyle yerli literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Fitness Sporuna Katılan Bireylerin Rekreasyonel Akış Deneyimlerinin İncelenmesi

    Yazici, Mehmet; Öz, Recep; Akkuş, Erdinç; Yüce, Aslıhan

    Bu araştırmada, rekreasyonel etkinlik olarak fitness sporu ile ilgilenen kişilerin çeşitli demografik özelliklerinin (cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu ve haftalık boş zaman faaliyetine katılım sıklığı) rekreasyonel akış deneyimine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Ayhan, Eskiler ve Soyer (2020) tarafından geliştirilmiş olan “Rekreasyonel Akış Deneyimi Ölçeği” ile araştırmacılar tarafından oluşturulan bilgi formu kullanılmıştır. Fitness sporu yapan 153’ü kadın, 265’si erkek olmak üzere toplam 418 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Toplanan verilerin analizinde SPSS istatistiksel paket kullanılmış, istatistik tekniklerinden ikili karşılaştırmalar için kullanılan bağımsız gruplar t-testi, çoklu grupların karşılaştırılmasında kullanılan Anova analizi ve hangi gruplar arasında ayrışmanın olduğunu belirlemek için Tukey testi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre cinsiyet, yaş, fitness etkinliğine katılım süreleri ve Fitness merkezleri değişkenleri ile rekreasyonel akış deneyimi ölçeği ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edilmişken, medeni durum ve eğitim düzeyi ile rekreasyonel akış deneyimi ölçeği ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Sonuç olarak fitness faaliyetine katılan erkek katılımcıların kadın katılımcılara göre daha fazla akış deneyimine sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların yaş ve fitness etkinliğine ayrılan süreleri artıkça daha fazla akış deneyimine sahip oldukları görülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Cinsiyet Ayrımcılığı ve Meslek Aşkının Mesleki Bağlılık ve Mesleği Bırakma Niyeti Üzerine Etkisi: Aşçılık Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma

    Günes, Erkan; Alagoz, Gürkan

    Bu araştırma sektör deneyimine sahip aşçılık ve gastronomi eğitimi alan üniversite öğrencilerinin algıladığı cinsiyet ayrımcılığı, meslek aşkı, mesleki bağlılık ve mesleği bırakma niyeti arasındaki ilişkileri incelemektedir. Bu kapsamda üniversite düzeyinde aşçılık ve gastronomi eğitimi alan öğrenciler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Anket tekniği ile 407 kişiden veri toplanmıştır. Veri analizi sonucunda; algılanan cinsiyet ayrımcılığının meslek aşkı ve mesleki bağlılık üzerinde negatif etkisi varken mesleği bırakma niyetini üzerinde pozitif etkisi vardır. Meslek aşkı, mesleki bağlılığı artırırken, mesleği bırakma niyetini azaltmaktadır. Ayrıca araştırmanın bir diğer önemli sonucu kadın katılımcıların cinsiyet ayrımcılığı algısının erkek katılımcılara göre daha yüksek düzeyde olduğudur. Araştırmadan elde edilen pratik çıkarımlarının yöneticilere, eğitimcilere ve mesleği icra edenlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Kentlerde mekânsal ayrışmanın sosyal ve siyasal temelleri: erzincan örneği

    Bakioğlu, Akın; Titiz, Başak

    Bu çalışma kent sosyolojisi perspektifinden mekânsal ayrışmanın sosyal ve siyasal temellerini Erzincan kenti örneğinde ele almaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden yararlanan araştırma, Erzincan’da ortaya çıkan mekânsal farklılaşmayı tarihsel ve güncel politikalar ekseninde tartışmaktadır. Kentlerin mekânsal ayrışma sürecinde etnisite temelli olarak dışlanan gruplar kent yoksulluğunun temel bileşenini oluşturmaktadır. Araştırma; neoliberal kent politikalarının bir sonucu olan kentsel dönüşümlerin derinleştirdiği eşitsizliklerin kentsel etnisite ve sosyal dışlama ile olan bağını ve ulusaşırı göç politikalarının kentsel yaşam alanını nasıl şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Günümüzde kentsel etnisite, kentsel dönüşüm politikaları, yerinden etme, soylulaştırma ve göç politikaları ile şekillenmektedir. Bu politikaların sonucu oluşan kentsel yapıdaki eşitsizlik derinleşmektedir ve etno-kültürel ayrımlara eşlik eden sınıfsal farklılıklar belirginleşmektedir. Bu çerçeveden hareket eden araştırma Erzincan kenti örneğinde Aleviler, Poşalar, Ahıska Türkleri ve Afganların kentsel yaşamdaki mekânsal, sosyal ve sınıfsal durumlarını tartışmaktadır.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    CONSIDERING THE DYNAMICS OF PRESSURE REGARDING THE URBAN SPACE FROM THE INTERSECTIONALITY APPROACH: A RESEARCH ON WOMEN'S URBAN EXPERIENCES IN TURKEY

    Kemahli Garipoglu, Funda; Yildiz Karakoç, Duygu; Sezer Sanli, Aysem

    Feminist politics is in a constant state of motion within itself and has undergone significant argument changes in different periods. While the first wave feminism brought the demands for rights and equality to the fore, the second wave feminism expressed the need to put an end to the long-standing distinction between private and public spheres. Third-wave feminism, on the other hand, argued that women were not dominated in one way, but were exposed to different forms of domination, and discussed this discourse on the axis of the concept of intersectionality. In this study, the response of the second wave feminism to the public-private dichotomy of the private is political discourse on urban public spaces is discussed in the context of the intersectionality concept introduced by third wave feminism. The main argument of the study is that there are still many obstacles to the experience of women in the urban public sphere, however, women at the intersection of different domination and discrimination are more exposed to these obstacles and limitations. In this context, after the theoretical discussions on intersectionality and the dichotomy of private/public space in this study, the ways in which women, whose domination and exclusion intersect in many areas due to reasons such as class belonging, ethnicity, and belief, cannot be included in the urban public space are presented by discussing concrete examples.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    The Bounds of Translatorial Perspective in the Turkish Translation of Rita Mae Brown’s Rubyfruit Jungle

    Abdal, Göksenin

    Queer translation brings new possibilities for expanding the definitions of gender identities and sexual orientations in the contexts of language. By adding alternative meanings to sexual expressions outside the heterosexual matrix, this type of translation has the potential to deconstruct the given categories of gender and sexuality in patriarchal culture. This is further enhanced by the collective ventures of literary agents publishing literary texts with queering perspectives in defiance of the aggression, stigmatization, and discrimination against sexually marginalized identities in society. This study aims to find answers to the question of how translatorial decisions affect the outlook of queerness in Yakut Orman, Dılşa Ritsa Eşli’s 2021 Turkish translation of Rita Mae Brown’s (1973) Rubyfruit Jungle, which is considered a reference book for queer literature in the Western world. This study is comprised of three parts. The first part provides an outline of the queer translation approach as a novel critique of the reflections of heteronormativity within translation practices in the target language, literature, and culture system. The second part presents a brief analysis of the implicit and explicit references to queerness in Rubyfruit Jungle, while the third part focuses on how the notion of queerness has been recreated in its Turkish translation Yakut Orman within the context of Démont’s (2018) conceptualization of queer translation. Ultimately, Eşli is revealed to have given accurate depictions of the queer identity in some areas, but Eşli’s queering perspective failed to reach its full potential due to the intense use of Démont’s misrecognizing translation with the implication of the hegemonic heterosexual and/or male gaze in the Turkish version, resulting in a limited representation of queerness in the target context.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Social Justice Perception of Pre-Service Visual Arts Teachers: Visual Inquiries

    Güler, Ebru

    This study seeks to reveal the perceptions of pre-service visual arts teachers on social justice through art-based practices focused on social justice. Designing on visual phenomenology, this study was performed in the fall semester of the 2018-2019 academic year. Five different activities involving visual inquiries are presented to reveal the perceptions of the pre-service teachers on social justice. The research participants are 35 (13 male, 22 female) sophomore-level pre-service teachers. The data are obtained through course documents, reflective diaries and semi-structured interviews. The data are then analysed through content analysis; reliability and validity are ensured through triangulation. This study identifies four different themes: association, questioning, transformation and reflection. The findings show that the pre-service teachers questioned common issues related to social justice. It was observed in the activities performed in this study that the pre-service teachers identified the visual themes. They mentioned common social justice issues based on the things they experienced and their observations. These are such as women's rights, violence against women, children's rights, LGBT, animal rights, language and religion differences, income imbalance, racism, and discrimination. The issues they questioned were the direct expression of the individual experiences of the pre-service teachers through visuals.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    CARE BURDEN AND INFLUENCING FACTORS OF ELDERLY PATIENTS RECEIVING HOME HEALTH CARE: PERSPECTIVES OF PATIENTS AND CAREGIVERS

    Gürsoy, Ersan; Eren, Salih

    Objectives: The aim of the study was to determine the care burden and influencing factors of patients receiving home health care. Materials and Methods: The study was cross-sectional descriptive and was conducted with patients who benefited from a tertiary hospital's home health care unit. A 25-question demographic data questionnaire was prepared by the researchers by scanning the literature, and the BARTHEL daily living activities index was applied to the patients. Results: A total of 416 people participated in the study, 34.86% (n=145) of whom were male, and 65.14% (n=271) were female. According to the Barthel daily living activities index, 43.75% (n=182) of the patients were entirely dependent, 38.46% (n=160) were severely dependent, and their average score was 34.14±29.27. No significant relationship was found between the gender of the caregiver, closeness with the patient, education level of the patient and the perceived burden of care. On the other hand, a significant relationship was found between the education level of the caregiver, the profession, the dependency degree of the patient, and the perceived burden of care (p=0.001, p=0.031, and p<0.001, respectively). Conclusion: To reduce the care burden of caregivers, it is necessary to increase the quality and accessibility of home healthcare services, provide education and support for patients and caregivers, and take measures to maintain and improve patients' independence.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2023
    A study of the effects of social adaptation training program on the social adaptation of children of immigrant families

    Aydoğdu, Fatih; Gürsoy, Figen

    Due to the problems experienced by immigrant children before, during and after migration, efforts to increase their social adaptation are considered important. In this study, it was aimed at investigating the social adaptation of the children of immigrant families who study in 6th and 7th grade in the schools determining whether the social adaptation training affect the social adaptation of the children of immigrant families studying in 6th and 7th grade. The data of the study were collected via “Need Recognition Form”, “Social Adaptation Scale” and “General Information Form” developed by the researcher. The social adaptation training program which was prepared to increase the immigrant children’s social adaptation was applied to experimental group total 24 sessions; during three months, twice a week and an hour a day. Also, the children in the control group continued their usual education. It was determined that the social adaptation scores of the experimental group increased significantly after the application and the effect of the program was permanent. No significant difference was found between the pretest–posttest scores of the control group. The obtained findings showed the social adaptation training program is effective on developing social adaptation of the children of immigrant families. This result reveals the necessity of supporting the social adaptation of immigrant children.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2023
    Can childbearing and marriage of underage girls be prevented? A study of population data in Turkey

    Gümüş, Burak; Özer, Ömer; Doğru, Ahmet Özgür; Toprak, Sadık

    All over the world, poor and illiterate girls living in rural areas are at higher risk of becoming underage marriage than well-educated girls living in cities. Early marriages exacerbate inequalities between females and males in society and violate children's and women's rights. This study aimed to demonstrate temporal changes in the prevalence of child marriage and underage childbearing in Turkey by exploring the causes of regional variations in the schooling rate. Our retrospective, descriptive and register-based study obtained input data on childbirth, marriage, population and schooling from official statistics published by the Turkish Statistical Institute (TURKSTAT) and the Republic of Turkey Ministry of National Education. Based on official statistics, underage childbearing rates decreased from 2002 to 2019 in Turkey. This study outlined significant regional variations in the ratio of childbearing female under 18 to the population that were higher in the northeastern, central eastern, and southeastern Anatolia regions of Turkey than in other regions. During the same period, there were downward trends in the number of legal marriages of female aged 16–17 and the number of underage females who gave birth in contrast with an increasing population of girls living in Turkey. In terms of welfare, education and healthcare, developments in Turkey were considered to have contributed to the downward tendency of childbearing and marriages of underage females. However, an increase in the schooling rate of girls was the critical determinant of the observed tendency. Therefore, officially setting the compulsory education age to 18 can help to prevent underage marriage and childbearing.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2023
    Mediatorship in the clash of hegemonic and counter publics The curious case of Heartstopper in Turkey

    Abdal, Goksenin; Yaman, Busra

    This study discusses how the publication of Alice Oseman’s translation of the Heartstopper (Kalp Çarpıntısı) series in Turkey became a case of multiple mediatorship, from the stigmatization of the series as “propaganda of heresy” and the o f c i a l restrictions of its sales to the support for its dissemination among the target audience. Closely relating to the mediation processes that turn sanctions into statements against the LGBTQ+ community or springboards for solidarity in support of equality and inclusion, the concept of multiple mediatorship embodies mediators or agents acting for or against the dissemination of the series among Turkish readers. In that vein, this study ofers a nuanced understanding of how mediation cannot simply be deemed a collaborative act enabled by alliance, but, rather, of how it involves a clash of multiple mediators who are in confict in the public sphere.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele