Yazarlar
- Koçak, Daimi(9)
- Cengiz, Orhan(7)
- Sanli, Aysem Sezer(7)
- Kurnaz, Ersin(6)
- Manga, Muge(6)
- Tarsuslu, Sinan(6)
- Kılıçkaya, Fatma Yılmaz(5)
- Yücel, İlhami(5)
- Özer, Hatice Duygu(5)
- Baş, Murat(4)
- Ekmekçi, Zeynep(4)
- Garipoğlu, Funda Kemahlı(4)
- Çelik, Mehtab(4)
- Özdemir, Celal Oral(4)
- Özyiğit, Hüseyin(4)
- Agaoglu, Ferhat Onur(3)
- Aksakal, Ibrahim(3)
- Bakioğlu, Akın(3)
- Bas, Murat(3)
- Bölükbaşı, Özge(3)
- Destek, Mehmet Akif(3)
- Efe, Haydar(3)
- Fırat, Erhan(3)
- Gulmez, Recep(3)
- Güner, Mehmet(3)
- Gürbüz, Elif Rumeysa(3)
- Iba, Hasan(3)
- Karabulut, Turgut(3)
- Karakoç, Duygu Yıldız(3)
- Laloğlu, Arzu(3)
- Tekdere, Mustafa(3)
- Yasar, Ercan(3)
- Yildiz, Sevler(3)
- Akkus, Berkant(2)
- Aksakal, Zeynep Nermin(2)
- Akın, Fatih(2)
- Alanur, Nesrin Dabanlıoğlu(2)
- Arpacı, Murat(2)
- Ağca, Elif(2)
- Bozkurt, Ibrahim(2)
Yayınlar
- ArticleAçık Erişim2025Akbelen’de Kadın Direnişi Bağlamında Ekofeminizm ve Çevresel Adalet: Eleştirel Söylem Analizi
Garipoğlu, Funda Kemahlı; Karakoç, Duygu Yıldız
Bu çalışma, çevresel adalet ve ekofeminizm yaklaşımlarını ekolojik sorunlara eşitlikçi bir bakış açısı sunmaları bakımından incelemekte ve bu yaklaşımların ekonomik, etnik, sınıfsal ve toplumsal cinsiyet temelli adaletsizliklere karşı sundukları çözüm önerilerini tartışmaktadır. Çalışmanın odak noktasını, Akbelen Ormanı'nda 2023 yazında yaşanan çevre mücadelesi oluşturmaktadır. Özellikle köylü kadınların doğayı koruma yönündeki direnişi, çevresel adalet ile ekofeminizmin kesiştiği önemli bir örnek olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda, Teun A. Van Dijk’in Eleştirel Söylem Analizi yöntemi kullanılarak ulusal ölçekte yayın yapan gazetelerde 15 Temmuz–15 Ağustos 2023 tarihleri arasında yayımlanan haber içerikleri incelenmiştir. Söz konusu haberlerde kadınların çevreyle olan ilişkisi, hak temelli söylemler ve doğa savunusunun medya temsilleri, “kadınçevre-adalet” ekseninde makro tematik analizle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, hem çevresel direnişlerin toplumsal cinsiyet boyutuna hem de medya söylemlerinin bu mücadeleyi nasıl çerçevelediğine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Çalışmada, basın söylemlerinin kadınların ekolojik hak arayışını gölgede bırakarak direnişi siyasal bir olguya indirgediği ve bu yaklaşımın medyanın ekofeminist mücadelede hem destekleyici hem de sınırlandırıcı bir araç olarak rol oynadığını göstermiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025İstismarcı Yönetimin Etkileri: Hemşirelerde Üretkenlik Karşıtı İş Davranışları, Adalet ve Sanal Kaytarma Arasındaki İlişki
Agaoglu, Ferhat Onur
Amaç - Hemşirelerin istismarcı yönetim algılarının üretkenlik karşıtı iş davranışları üzerindeki etkisini tespit edip bu ilişkide hemşirelerin adalet algılarının aracı ve sanal kaytarma davranışlarının düzenleyici rolünün tespit edilmesi amaçlandı. Yöntem - Araştırma tanımlayıcı-ilişki arayıcı türde ve kesitsel olarak tasarlanmıştır.Basit rastgele örneklem yöntemi kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırma amacı doğrultusunda örneklemi, Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan küçük ölçekli üç kamu hastanesinde görev yapan 378 hemşire oluşturdu. Bu araştırma çalışmanın amacına bağlı olarak geliştirilen beş soruluk demografik bilgi ölçeği, on beş soruluk istismarcı yönetim, otuz üç soruluk üretkenlik karşıtı iş davranışları, altı soruluk algılanan adalet ve on dört soruluk sanal kaytarma ölçeği kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular - Araştırma sonuçlarına göre; istismarcı yönetimin üretkenlik karşıtı iş davranışını anlamlı ve pozitif etkilediği, istismarcı yönetimin adalet algısını anlamlı ve negatif olarak etkilediği, adalet algısının üretkenlik karşıtı iş davranışını anlamlı ve negatif olarak etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca adalet algısının, istismarcı yönetim ile üretkenlik karşıtı iş davranışı arasındaki anlamlı ilişkide aracı role sahip olduğu ve bu anlamlı ilişkide sanal kaytarmanın düzenleyici role sahip olduğu tespit edilmiştir. Tartışma - Hemşirelerdeki yüksek istismarcı yönetim algısının üretkenlik karşıtı iş davranışlarını etkileyebileceği ve bu etkide adalet algısının aracı rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre hemşireler, adil bir şekilde muamele gördüklerini algılarlarsa, istismarcı yönetim davranışlarının olumsuz etkilerini daha kolay tolere edebilirler. Bu durum üretkenlik karşıtı iş davranışlarının da azalmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca hemşirelerin istismarcı yönetim algılarının üretkenlik karşıtı iş davranışları üzerindeki etkisinde adalet algısı aracılığıyla sanal kaytarma davranışlarının düzenleyici role sahip olduğu gözlemlendi.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Examining the Obstacles to the Development of Participation Insurance in the Insurance Sector in Türkiye Using the Analytical Hierarchy Method
Kurnaz, Ersin; Öndeş, Turan; Çelik, Mehtab
The basic financial requirements that exist in traditional financial markets are also valid for individuals who cannot invest their savings in these markets due to interest sensitivity. In order to meet the needs of these individuals, many interest-free financial products have been developed as an alternative to traditional financial instruments. In this context, the participation insurance system, which is an insurance type that is free of elements such as interest, uncertainty and gambling, has been developed as an alternative to traditional insurance transactions implemented with the aim of reducing the risks that savers may encounter. Developments such as the increasing interest in Islamic finance in the world, the steps taken to establish the legal infrastructure of participation insurance, and the increase in the number of participation insurance companies have increased the share and importance of participation insurance in the insurance sector. In Türkiye, a model containing more concise criteria has been developed by making legal regulations within the scope of international and domestic practices. Within the scope of this study, which was carried out with the aim of evaluating the gains obtained in this process, determining the obstacles to the development of participation insurance and ranking these obstacles according to their degree of importance, data was collected from experts in the field of participation insurance with a semi-structured interview form between 01-31 October 2023. The obtained data were analyzed with the Analytical Hierarchy Process (AHP) method. According to the analysis results, it has been determined that the most important factor preventing the development of the participation insurance system in Türkiye is "lack of recognition of participation insurance companies and their products" and the least important factor is "lack of microtacaful practices". It is thought that these results will help to determine more effectively the scope and content of the steps that need to be taken to develop participation insurance in Türkiye.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Müşteri Nezaketsizliğinin İşten Ayrılma Niyeti Üzerindeki Etkisinde Müşteri Odaklılığın Rolü
Taş, Muhammed
Amaç – Bu araştırmanın amacı, Kaynakları Koruma Teorisi (KKT) çerçevesinde müşteri nezaketsizliğinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Ayrıca, bu ilişkide müşteri odaklılığın aracı rolünün incelemesi de amaçlamaktadır. Yöntem – Araştırma evrenini, Erzincan'da faaliyet gösteren otel ve restoran işletmelerinde müşteriyle doğrudan etkileşimde bulunan ön saflardaki çalışanlar oluşturmaktadır. Veriler, kolayda örnekleme yöntemi ile yüz yüze anket tekniği kullanılarak toplanmış ve 220 katılımcıdan oluşan bir örneklem elde edilmiştir. Verilerin analizinde AMOS, SPSS ve PROCESS Makrodan yararlanılmıştır. Bulgular – Analiz sonuçları, müşteri nezaketsizliğinin çalışanların işten ayrılma niyetini anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini göstermektedir. Ayrıca, müşteri odaklılığın bu olumsuz etkiyi azalttığı tespit edilmiştir. Tartışma- Araştırma, KKT’nin genişletilmesine katkı sağlayarak, bireysel özelliklerin (müşteri odaklılık) kaynak kaybının olumsuz etkilerini hafifletebileceğini ortaya koymaktadır. Bulgular, işletmelerin müşteri nezaketsizliğini azaltmaya yönelik stratejiler geliştirmesi ve çalışanların olumsuz durumlardan korunması için önlemler alması gerektiğini vurgulamaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Yeşil Direniş: Cerattepe Mücadelesinin Yeni Toplumsal Hareketler Bağlamında İncelenmesi
Sanli, Aysem Sezer; Karakoç, Duygu Yıldız
Yeni toplumsal hareketler, 1970’li yıllardan itibaren sınıf temelli eski hareketlere alternatif bir paradigma olarak ortaya çıkmıştır. Bu hareketler, ağırlıklı olarak orta sınıf aktörlerin katılımıyla şekillenmiş, daha esnek örgütlenmelere ve kültürel taleplere dayalı ve yeni temalardan beslenen mücadeleleri içermektedir. Çevre sorunları, bu hareketlerin en görünür gündemlerinden birini oluşturmaktadır. Cerattepe çevre direnişi, Artvin’in Cerattepe bölgesinde madencilik faaliyetlerine izin verilmesi ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nda yapılan değişikliklerle bu faaliyetlerin yasal olarak kolaylaştırılmasından sonra örgütlenen bir dizi protesto eyleminden oluşmaktadır. Bu süreçte gerçekleştirilen direniş, özellikle 2015-2016 yılları arasında yaklaşık 250 gün süren nöbet eylemleri ile görünürlük kazanmıştır. Bu çalışma temelde, Cerattepe direnişini yeni toplumsal hareketler bağlamında ele almakta; hareketin örgütlenme biçimlerini, aktörlerini, söylem ve eylem repertuarlarını incelemektedir. Araştırmada derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak, direnişin yerel aktörler tarafından nasıl anlamlandırıldığı ve çevreci hareketler literatürüne yeni toplumsal hareketler bağlamında sunduğu katkı analiz edilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Kur’an’da Suç ve Günah Kavramlarının Adli Dilbilim Perspektifinden Analizi
Demir, Erdoğan
Bu makale, Kur’an’da suç ve günah kavramlarını semantik, etimolojik ve bağlamsal yönleriyle adli dilbilim perspektifinden incelemektedir. Kur’an’da sıkça geçen cünah, ism, zenb, cürüm ve hata kavramları genellikle birbirinin yerine eş anlamlı olarak çevrilmesine rağmen, söylem analizi bu terimlerin farklı hukuki ve ahlaki alanlara işaret ettiğini göstermektedir. Cünah, bireysel düzlemde yasakla meşruiyet sınırında kalan fiilleri; ism, kasıt veya ihmal içeren, hukuki sonuç doğurabilecek eylemleri; zenb, toplumsal düzeni bozan ve bağışlanma talebiyle birlikte anılan ağır ihlalleri; cürüm, ısrarla işlenen ve affı olmayan suçları; hata ise kasıtsız davranışları ifade eder. Bu farklılıklar, bireysel–kamusal, kasıt–ihmal ve bağışlanabilirlik–affedilmezlik eksenlerinde anlam kazanır. Çalışma, Kur’an’ın kavramsal çeşitliliğinin yalnızca ahlaki değil, aynı zamanda hukuki bir sistematiğe dayandığını ortaya koymaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Küresel futbolda yapısal yönetişim ve psikolojik dinamikler: türk futbolunda kurumsal yapının başarısızlıktaki payı ve reform gerekliliği
Ekizoğlu, Özlem
Bu çalışma, küresel futbolun yapısal yönetişim süreçlerini ve bu süreçlerin psikolojik etkilerini inceleyerek, Türkiye futbolundaki kurumsal yapıların başarısızlıktaki rolünü araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, karma yöntem yaklaşımı ile tasarlanmıştır. Bu yaklaşımda, sayısal veriler (finansal tablolar, altyapı istatistikleri, kulüp raporları) ile nitel veriler (literatür taraması, akademik makaleler, tezler, resmi raporlar) birleştirilerek kapsamlı bir analiz planlanmıştır. Türkiye’ye benzer futbolun kurumsal örgütlenmesi sahip ülkelerden Almanya, Brezilya, ABD ve Japonya örnekleri karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve başarılı yönetim modelleri, finansal sürdürülebilirlik ile altyapı yatırımlarının kurumsal başarının temel belirleyicileri olabileceği varsayılarak incelenmiştir. Araştırma bulguları, Türkiye’deki futbol kulüplerinin finansal disiplinsizlik, stratejik planlama eksikliği, altyapı ve genç yetenek gelişiminde yetersizlik, hukuki ve özerklik sorunları ile siyasal müdahaleler gibi kurumsal sorunlarla karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yapısal eksiklikler, oyuncular, yöneticiler ve taraftarlar üzerinde güven kaybı, öfke, aidiyet eksikliği ve toplumsal kutuplaşma gibi psikolojik etkiler yaratmaktadır. Bulgular, Türkiye futbolunun kurumsal sorunlarının literatürde belirtilen başarısızlık nedenleriyle büyük ölçüde paralellik taşıdığını göstermekte ve sistematik reform gerekliliğini desteklemektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Sağlık harcamalarının belirleyicileri: bir kantil regresyon uygulaması
Konca, Murat; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Bu çalışma sağlık harcamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve belirlenen bu faktörlere yönelik çözüm önerileri getirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sağlık harcamalarını etkileyen birçok faktör bulunmakla beraber çalışma kapsamında Dünya Bankası veri tabanından 2019 yılına ait 138 ülkenin gelir, eğitim harcamaları, alkol ve tütün kullanım oranları, 65 yaş üstü nüfus oranı, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı değişkenleri ele alınmıştır. Çalışmada, öncelikle klasik en küçük kareler regresyonu ve ardından kantil regresyon analizleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar %95 güven düzeyi üzerinden yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda kantil 0,25, kantil 0,50 ve kantil 0,75’te yer alan ülkelerde kişi başına düşen gelirin, eğitim harcamasının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının ve 65 yaş üstü nüfus oranının artmasıyla kişi başına düşen sağlık harcamalarının da istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Alkol ve tütün kullanım oranları, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı ile sağlık harcamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir ilişkiye ise rastlanmamıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Politik İstikrarın Çevre Üzerindeki Etkisi: Türk Devletleri Teşkilatı Örneği
Akın, Fatih
Bu çalışmada, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemcisi olan ülkelere (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye, Macaristan ve Türkmenistan) yönelik 2002-2021 dönemi için politik istikrar ve çevre arasındaki ilişki panel Otoregresif Dağıtılmış Gecikme (ARDL) yöntemi ile incelenmiştir. Çevreyi temsilen ekolojik ayak izi değişkeni kullanılmıştır. Ekonomik büyüme, yenilebilir enerji tüketimi ve politik istikrar açıklayıcı değişkenler olarak modele dâhil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, politik istikrarda meydana gelen artışın kısa ve uzun dönemde ekolojik ayak izini azalttığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bulgulardan hareketle politik istikrarın, çevre kalitesini artmasına katkı sağladığı görülmektedir. Diğer önemli bulgular ise, ekonomik büyüme ekolojik ayak izini artırırken, yenilenebilir enerji tüketimi ise ekolojik ayak izini azaltmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemcisi olan ülkelerde politik istikrarın devamlılık göstermesi ve yenilenebilir enerji tüketiminin arttırılması çevre kalitesinin artırılmasına yardımcı olabilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Türkiye Alegorisi Olarak 995 km Romanı: Faili Meçhuller Tarihi
Sanli, Aysem Sezer; Koca, Bayram
Murathan Mungan, 1980 sonrası modern Türk edebiyatına önemli etkilerde bulunmuş bir yazardır. Mungan tiyatro, deneme, öykü, roman gibi pek çok farklı türde eserler vermiştir. Romanlarında, bireylerin iç dünyası ve yalnızlığı, toplumsal cinsiyet, erkeklik gibi farklı temalara odaklanan Mungan, ele aldığı konular bağlamında siyasete değinse de hiçbir romanında doğrudan siyaseti temel almamıştır. 995 km ise yazarın ana odağının siyaset olduğu, siyaseti de faili meçhul cinayetler üzerinden ele aldığı bir dönem romanıdır. Eleştirmenlerin çoğu tarafından kara polisiye ya da politik roman olarak değerlendirilen eser, Türkiye’nin 1990’lı yıllarından yola çıkarak faili meçhul cinayetler, derin devlet, Hizbullah gibi dönemin siyasi konjonktüründe yer edinen temel meselelere odaklanmaktadır. Mungan, bu eserinde edebiyatın yansıtma işlevinden yola çıkarak okuyuculara dönemin gerçekliklerini hatırlatmak istemiştir. Eserinde Doğu ve Batı arasındaki hakikat evreninin farklılıklarına da işaret eden Mungan, Doğu’da yaşanan olayları bu farklılıkları temel alarak işler. Bu çalışmada, Mungan’ın doğrudan politik gerçekliğe dayanan ilk eseri olan 995 km romanında hatırlattıkları, siyasi çerçeveden hareketle ele alınmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Triadic Institutionalization of the Contemporary Far Right: Interactions Between Party, Movement, and Leadership
Özdemir, Celal Oral
This study analyzes the rise of the far right, which began with the 2008 global financial crisis, not simply as an ideological reaction but through a triadic institutional framework focusing on the dynamic interaction between parties, movements, and leaders. It argues that the core mechanism behind the far right’s success is a symbiotic, feedback-driven process of institutionalization involving these three elements: In this model, the party provides institutional resources while the movement mobilizes grassroots energy and street legitimacy. The leader, in turn, binds these two elements with charismatic authority, becoming the architect of reality in a post-truth political environment. Adopting qualitative and theoretical methodologies, this study analyzes the modes of reproduction of the contemporary far right by synthesizing concepts from theorists such as Laclau, Mouffe, Rancière, Tilly, and Weber. It is argued that leaders elevated by social movements and political parties subsequently acquire the power to transform both the party and the movement, and even to establish reality. It is argued that with this power, the far right can reshape democratic institutions from within. This triadic analysis aims to offer a new conceptual tool to the literature by explaining how the far right can maintain an anti-institutional discourse while simultaneously institutionalizing itself in three steps.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Hukuk Kuralları Çatıştığında Dikkate Alınan Esaslar Doğrultusunda Sulh Başvurusu Sonuçlanmadan Dava Açılıp Açılamayacağının ve Sulh Başvurusunda Zımni Ret Süresinin Kaç Gün Kabul Edileceğinin Değerlendirilmesi
Akkoyunlu, Sencer Abdullah
İdari işlemler dolayısıyla hakları ihlal edilenler, kural olarak doğrudan tam yargı davası açarak haklarının yerine getirilmesini (zararlarının tazminini) isteyebilirler. Ancak dilerlerse doğrudan dava açmak yerine öncelikle dava açma süresi içerisinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini de isteyebilirler. Kişilerin uğradıkları hak ihlalinin giderilmesi için doğrudan dava açmak yerine önce idareye başvurmaları halinde, yaptıkları başvurunun sonucunu beklemeden tam yargı davası açmaları mümkündür. Zira idari işlemlere ilişkin olarak idari başvuruda bulunmak ihtiyaridir ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (m.11, m.12) başvuru sonuçlanmadan dava açılamayacağı yönünde sınırlayıcı bir hükme yer verilmemiştir. Bununla birlikte 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’de (m.12), idari başvuru niteliğine sahip bulunan ve yapılması ihtiyari olan sulh başvurularında başvuru sonuçlanmadan dava açılamayacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla bu iki düzenleme arasında bir çatışma hali söz konusudur. 659 sayılı KHK ile İYUK arasındaki zımni ret süresi bakımından da çatışma hali bulunmaktadır. Zira 659 sayılı KHK’da (m.12) zımni ret süresi altmış gün olarak belirlenmiş olmakla birlikte, İYUK’ta (m.11 ve m.13) bu süre otuz gün olarak belirlenmiştir. Gerek idareye başvuruda bulunulması halinde başvuru sonuçlanmadan dava açılıp açılamayacağı gerekse de zımni ret süresinin otuz gün mü yoksa altmış gün mü olarak kabul edileceği hususunda hukuk kurallarının çatışması halinde çatışma sorunun çözümünde dikkate alınan esaslar doğrultusunda değerlendirmelerde bulunmak mümkündür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025The serial mediating role of perceived injustice and perceived victimization in the effect of perceived organizational barriers on organizational cynicism among healthcare workers
Tarsuslu, Sinan; Agaoglu, Ferhat Onur
This study examined how perceived injustice and victimization shape healthcare workers' cynical attitudes toward organizational barriers. A cross-sectional design was adopted in this study, and the serial mediation role of perceived injustice and victimization was examined. Based on a quantitative data collection method, this study is also a descriptive-relationship-seeking type. In order to fulfill the objectives of the study, scales with proven validity and reliability in the literature were used. The study sample consists of doctors, nurses, medical secretaries, auxiliary health personnel, and administrative staff working in a small-scale public hospital in the Eastern Anatolia Region of Turkey. A simple random sampling method was preferred in sample selection. When the research findings were evaluated, positive and significant relationships were found between the organizational barriers perceived by healthcare professionals and perceived injustice, victimization, and organizational cynicism behaviors. The results revealed that both perceived injustice and perceived victimization separately mediated the effect of perceived organizational barriers on organizational cynicism, and that these two variables also played a serial mediating role. Accordingly, it was demonstrated that feelings of injustice and victimization experienced in organizational processes increase healthcare workers’ organizational cynicism.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Türk Yabancılar Hukukunda İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler
Ağca, Elif
Son yıllarda bulunduğu bölgede artan savaşlar ve rejim baskıları nedeniyle Türkiye, yoğun düzensiz göçle karşı karşıya kalmış ve bu durumla mücadele ama- cıyla 2014’te Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nu (YUKK) yürürlüğe koymuştur. Bu Kanunla birlikte, idari gözetim hukuki bir zemine oturtulmuş; gö- zetim süresi, gerekçeleri ve itiraz yolları detaylı şekilde düzenlenmiştir. İdari gö- zetim, Türk hukukunda YUKK’tan önceki dönemde Yabancıların İkamet ve Se- yahatleri Hakkında Kanun’da (YİSHK) var olmasına rağmen bu Kanundaki dü- zenlemeler YUKK’taki gibi yeterince açık ve detaylı değildi. YİSHK döneminde idari gözetim, gerekçe, süre ve itiraz yolları gibi unsurlar bakımından yüzeysel düzenlenmiştir. Bu eksiklik, AİHM’in Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye kararında AİHS m. 5’in ihlali olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle 2014’te yürürlüğe gi- ren YUKK ile idari gözetim, ayrıntılı biçimde düzenlenmiş ancak uygulamada özgürlük hakkı açısından sorunlar devam etmiştir. Bu sorunları gidermek ve daha orantılı tedbirler sağlamak amacıyla idari gözetime alternatif yükümlülükler ku- rumu oluşturulmuştur. Sınır dışı edilecek yabancılar hakkında öncelikle idari gö- zetime alternatif tedbirlerin uygulanmasına karar verilmesi gerekmektedir. Böy- lelikle idari gözetim son çare olmaktadır. Bu durum, temel hakların korunması ile kamu düzeninin sağlanması arasında ölçülülük ilkesine dayalı bir denge kurulma- sının zorunlu bir sonucudur. Dengeyi tesis etmeye odaklı ölçülülük ilkesinin un- surları olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık, müdahalenin amaca uygun, zo- runlu ve makul ölçüde olmasını sağlar. İşbu çerçevede, yabancının sınır dışı edilme gerekçesi, içinde bulunduğu sübjektif koşullar, kamu düzeni ve milli gü- venlik bakımından oluşturduğu risk gibi faktörler dikkate alınarak yabancı hak- kında ölçülülük ilkesinin gereklerine uygun bir alternatif yükümlülüğe karar ve- rilecektir. Çalışmamızda incelenen bu yükümlülükler, belli adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, aile temelli geri dönüş, geri dönüş danışmanlığı, kamu yara- rına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma, teminat ve elektronik izlemedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025THE POWER OF CORPORATE GOVERNANCE IN CALL CENTER: THE ROLE OF WORKPLACE HAPPINESS AND EMPLOYEE VOICE IN THRIVING AT WORK1
Bas, Murat; Ersari Taskesen, Goknur
The purpose of this study is to examine the mediating role of workplace happiness and the moderating role of employee voice in the effect of employees' perceptions of corporate governance working as customer communication consultants on thriving at work. For this purpose, corporate governance, thriving at work, workplace happiness, and employee voice scales were used in the study. The population of the study consists of 874 employees working in two different institutions operating as call centers in T & uuml;rkiye. The data of the study was obtained from 449 employees (205 male, 244 female) who participated in the survey. AMOS 24 application was used to verify the factors of the scales in the study. SPSS 27 was used in the analysis of the variables and the mediation and moderation role of the research was evaluated with SPSS PROCESS MACRO model 14. According to the results of the research, it was determined that workplace happiness had a mediating role in the effect of corporate governance perception on thriving at work, and employee voice had a moderating role in the indirect effect of corporate governance (through workplace happiness) thriving at work. Therefore, increasing corporate governance and supporting employee happiness can create an environment where employees can thrive at work, and employee voice plays an important role in this process.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025ABUSIVE SUPERVISION AND INDIVIDUAL CREATIVITY: THE ROLES OF TRUST IN SUPERVISOR AND PSYCHOLOGICAL CONTRACT BREACH
Koçak, Daimi; Bas, Murat
Purpose: In this research, drawing on social exchange theory, we presented and evaluated a moderated mediation model, investigating trust in supervisor (TIS) as a mediator and psychological contract breach (PCB) as a moderator in the correlation between abusive supervision and individual creativity. Methodology: Data were collected from 275 employees employed in 11 private banks located in a city in Eastern Turkey. Results: The results revealed that TIS mediated the correlation between abusive supervision and individual creativity. Moreover, analyses of moderated mediation demonstrated that PCB moderated the indirect correlation between abusive supervision and individual creativity via TIS. Conclusion: This study enhances the abusive supervision literature by incorporating research on TIS and PCB.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025A Case Study of The French Constitutional Council as an Institution within the Framework of the Problem of the Necessity of Constitutional Judiciary for the Protection of Fundamental Rights and Freedoms
Evliyaoglu, Selcuk Abdullah
The authorities responsible for constitutionality auditing at the present time inspect whether some norms are contrary to the constitution therefore assume an important role in protecting the fundamental rights and freedoms of citizens. It is possible that responsible authorities may occasionally criticized while carrying out this duty based on dissatisfaction of involving parties. However these criticisms may reach to levels whether to reduce the authority of constitutional courts or even abolish them since they are redundant. Within the framework of these discussions,one of the authorities responsible for constitutionality auditing, the French Constitutional Council is examined in this study as an example. As is agreed upon in French doctrine, constitutional courts and constitutional judges have important duties in terms of protecting fundamental rights and freedoms, and in France, the Constitutional Council is the competent authority. However, it was not easy for the French Constitutional Council to reach its current position. The study reveals the functional evolution of the Council in the historical process. The Council, which was described as the guardian of the executive power in the first stage, now appears as a guardian of freedom in terms of protecting fundamental rights and freedoms. As a result, even an institution designed as the guardian of the executive power, while continuing its duty in the context of constitutional judiciary, seems to have automatically assumed the duty of protecting freedoms. This situation draws attention to the necessity of constitutional jurisdiction in terms of protecting fundamental rights and freedoms.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2025Exploring the role of voluntary business associations on borrowed institutionalism in regional development: insights from the case of Kayseri in Türkiye
Tuysuz, Suat; Varol, Cigdem; Çiçek, Ihsan
Institutional and cultural traditions, usually shaped by non-economic factors, help to reduce the transaction costs of firms, particularly the costs of knowledge transfer. This study attempts to explain the effects of non-economic factors over voluntary business associations (BAs) and highlight the concept of “borrowed institutionalism” to illustrate the constructive and destructive power of BAs in their use of their relationships with the political establishment for their members. In Türkiye, BAs are not only economic actors but are also embedded in social forms that contain secular or conservative characteristics. While, the structures of these associations that operate within various ideologies can contribute to the institutional setting, they can also hinder the economic potential of a region by developing love or hate relations with the respective political structures. This forms the basis of the concept of “borrowed institutionalism” introduced in this study. Kayseri, which is one of Türkiye’s successful production centers with its unique socio-political characteristics, and predominantly home to small- and medium-sized enterprises (SMEs) appears to be a critical case to analyze the role of BAs. The findings from Kayseri case study support the idea that both secular and conservative forms of BAs can cyclically be constructive or destructive for their members and create borrowed institutionalism based on non-inclusive institutionalism.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Book ChapterYalnız künye2025The Evaluation of the Concept of Corporate Governance Within the Framework of Its Potential Advantages and Side Effects
Sönmez, Melih
It can be claimed that the business world in various nations, both developed and developing, has become more concerned with corporate governance (cg) lately. This is because of several financial disasters and scandals that have occurred, such as those involving Enron, Parmalat, and Lehman Brothers. What we should inquire about in this context is the precise meaning of corporate governance. Corporate governance refers to the system or strategy that governs the interactions among all actors involved in a company, such as shareholders, stakeholders, boards, and managers. It establishes the goals and duties of the company in a way that respects the rights of shareholders and all other stakeholders. It is guided by the principles of fairness, transparency, accountability, and responsibility. The Board of Directors is the main actor of corporate governance practices. It, which is responsible for directing the company, builds the balance of power between the shareholders who provide funds to the company and the Management who runs the company’s affairs. Fundamentally, it can be claimed that the success of corporations depends on ‘building trust’ between all players. By defining the roles and duties of the company’s management system, corporate governance practices enhance the confidence in its performance. Some of the potential advantages of corporate governance can be listed as follows: it reduces the cost of capital; provides cash inflow; creates a trust environment for domestic and foreign investors and increases the attractiveness of the company; reduces power and authority abuse in the company and helps to prevent corruption and corporate scandals; thus serves the stability of the company. In this respect, with a proper strategy and planning, corporate governance may bring success for companies in the medium and long term. However, a universal corporate governance system that can be applied to every financial market in the world is not feasible due to the different economic and cultural backgrounds. For instance, the divergence of interests between owners and managers (agency problem) and disagreements between shareholders and other parties (stakeholder theory) are some of the main issues in corporate governance systems. In this part, the potential definitions of good corporate governance will be examined; the principles, the models, and the main theories of corporate governance will be examined and finally, the main advantages of corporate governance will be evaluated.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2025From Custody to Support: Exploring the Psychosocial Potentials of Female Correctional Officers in Turkey
Çetintaş, Elif; Gökçearslan, Elif
This qualitative study examines the complex, contradictory, and multidimensional roles of female correctional officers (COs) in Turkish prisons through reflexive thematic analysis. Based on interviews with 40 female COs across 26 prisons, the findings show that officers often provide prison residents with informal psychosocial support to compensate for institutional gaps. However, the absence of clear role definitions, adequate training, and organizational support positions them as unprepared “de facto crisis managers” in cases of suicide attempts, self-harm, or withdrawal crises. The results highlight a persistent role conflict between care and control, shaped by gendered expectations, prison culture, and structural deficiencies.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
