Yazarlar

  • ArticleYalnız künye2025
    The Mediating Role of Self-Esteem in the Relationship Between Perceived Ethnic Discrimination and Continuance Commitment of Migrant Workers

    Yücel, İlhami; Gomes, Daniel Roque; Ribeiro, Neuza; Özlok, Kasım Kağan

    This study aims to examine the relationship between perceived ethnic discrimination by migrant workers (applicants for international protection) and continuance commitment, and to analyze whether this relationship is mediated by self-esteem. In addition, it aims to contribute to the literature on the organizational outcomes of perceived ethnic discrimination. This research was conducted through a questionnaire survey of 411 migrants who applied for international protection in Turkey. As a result of the study, perceived ethnic discrimination was found to be a predictor of continuance commitment and self-esteem. In addition, it was observed that self-esteem has a mediating role in the relationship between perceived ethnic discrimination and continuance commitment. The results offer important implications for organizations and organization managers on how migrant workers should be managed and which issues require specific attention. The application of the study on migrant workers and the examination of these variables provide important contributions and practical implications to the literature. In addition, this is a rare study that examines the mediator model with the variables specified in the model using social identity theory, which has not yet been widely covered in existing literature.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Review ArticleAçık Erişim2024
    Din Eğitiminde Denetim: Malta Mariam AlBatool School Örneği ve Türkiye`deki Denetim Uygulamaları ile Karşılaştırılması

    Göksu, Mehmet

    Amaç, Din eğitiminin denetiminin yurtdışındaki uygulamaları hakkında bilgi vermek, Türkiye’deki denetim uygulamaları ile kıyaslamak ve benzer/ farklı yönlerini ortaya koymaktır. Araştırma, Malta ada ülkesinde 2007 yılından beri faaliyet gösteren ve Malta Eğitim Bakanlığına bağlı tek İslami eğitim kurumu olan Özel Meryem El-Betül Okuluna (Mariam AlBatool School) ve Erzincan il merkezinde bulunan bir İmam Hatip Ortaokuluna ait denetim raporları ile sınırlıdır. Araştırma doküman incelemesi yöntemiyle yapılmıştır. Öncelikle Malta ve Türkiye`deki denetim sistemleri incelenmiş, 2018 yılında Malta Eğitim Bakanlığı Eğitimde Kalite ve Standartlar Direktörlüğü görevlileri tarafından hazırlanan Mariam AlBatool School denetim raporu ile 2021 yılında Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı bakanlık müfettişleri tarafından hazırlanan İmam Hatip Ortaokulu denetim raporu karşılaştırmalı olarak tetkik edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde Malta ve Türkiye’de formal öğretimle birlikte din eğitimi veren eğitim kurumlarının denetim uygulamaları arasında birtakım benzerlikler yanında bazı farklı uygulamaların yapıldığı da tespit edilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Afet döneminde medya söylemleri

    Dursun, Zehra

    Afet dönemleri, toplumlar için zorlu ve stresli bir zaman dilimidir. Bu zamanlarda, insanlar yaşadıkları olaylar hakkında bilgi almak, güncel durumu öğrenmek ve neler yapmaları gerektiği konusunda bilinçli kararlar almak için medyada enformasyona ihtiyaç duymaktadır. Fakat dünyada ve ülkemizde yaşan afetler, hayatın her alanını etkileyip değiştirdiği gibi, medya söyleminde de değişikliğe neden olabilmektedir. Bazı medya organları, afet sonrasında siyasi tartışmaları gündeme getirerek, rakip medya organlarını hedef alabilmektedir. Çalışmada ülkemizde büyük bir yıkıma sebep olan Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası karşıt görüşlü medyaların birbirlerini hedef aldıkları haber söylemlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Takvim, Haber 7.com ve Cumhuriyet Gazetesi’ nin başka medya organında deprem ile ilgili yapılan haberleri ele aldığı söylem yapıları Teun Adrian van Dijk’ın eleştirel söylem çözümlemesi metoduyla analiz edilmiştir. İncelenen medya organlarındaki söylemin, yandaş ve muhalif medyanın dezenformasyon haber yaptıkları iddiaları ile kurulduğu, depremle mücadelede başarı ve başarısızlık kavramları üzerinden ideolojik söylemlerin yapıldığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Yönetici desteği ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişki: bu ilişkide örgütsel çekiciliğin aracılık rolü

    Kılıçkaya, Fatma Yılmaz

    Organizasyonlar, içinde artan çeşitlilik ve karmaşıklığın karakterize edildiği günümüzün çağdaş manzarasında, iletişim, destek ve muhalefet konularına büyük önem verilmektedir. Bu kavramların önemi göz önüne alındığında, bu çalışma, yönetsel destek ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişkiyi incelemeyi ve aynı zamanda örgütsel çekiciliğin aracı rolünü de göz önünde bulundurmayı amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak için, çalışmada 323 kamu görevlisinden oluşan bir örneklemden veri toplamak için anket yöntemi kullanılmıştır. Toplanan veriler daha sonra istatistiksel yazılım paketi SPSS 24 kullanılarak analiz edilmiştir. Analizin sonuçlarına göre ilk olarak yönetici desteğinin hem örgütsel muhalefet hem de örgütsel çekicilik üzerinde olumlu bir etki gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca analiz, örgütsel çekicilik ve örgütsel muhalefet arasındaki ilişkinin pozitif olduğunu göstermiştir. Çalışma ek olarak yönetici desteği ve örgütsel muhalefet arasındaki ilişkide örgütsel çekiciliğin aracılık etkisini de tespit etmiştir. Kamu sektöründe yönetici desteği, örgütsel çekicilik ve örgütsel muhalefet arasındaki ilişkiye daha önce değinilmemiş olması literatürdeki boşluğu dolduracaktır. Elde edilen bulgular başta kamu kurumları olmak üzere çağdaş organizasyonlarda yönetici desteği, örgütsel çekicilik ve örgütsel muhalefet arasındaki karmaşık dinamiklere ışık tutarak literatüre katkı sunmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Halkla İlişkiler Rollerinde Anahtar Bir Kavram Olarak Kurumsal Sosyal Savunuculuk

    Akdağ, Mustafa; Ekmekçi, Zeynep

    Halkla ilişkilerin tarihsel süreç içerisinde çeşitli rol tanımlamaları olmuştur. İlk ortaya çıktığı dönemden itibaren hedef kitlenin beklentileri doğrultusunda kendini geliştiren, değiştiren halkla ilişkiler en mükemmel olma yolunda ilerleyerek çabalar göstermektedir. Bu çabalar, hedef kitleye nasıl daha fazla faydalı olabilirim sorusuna cevap aramaktadır. Bu alandaki çabaların geldiği aşama göz önüne aldığında günümüzdeki hedef kitle, saf ya da homojen bir yapı sergilememektedir. Bu hedef kitlenin aynı konularda farklı beklentiler içerisine girebileceği anlamına gelmektedir. Alanyazında henüz yeni tanımlanmaya çalışılan kurumsal sosyal savunuculuk kavramı, halkla ilişkiler için de yeni bir ilgi alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Kavram, örgütlerin hedef kitlelerinin beklentileri doğrultusunda bazı konular üzerine aktivist bir yaklaşım belirlemelerini ifade etmektedir. Çalışma kapsamında halkla ilişkiler öğrencilerine göre bir örgütün kurumsal sosyal savunuculuk rolüne bakış açısı ve hangi konuların kurumsal sosyal savunuculuk bağlamında değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye'de 399 halkla ilişkiler öğrencisi ile yapılan çalışmada, örgütlerin sosyal, siyasal ve ekonomik konularda savunuculuk yapması gerektiği görüşü ortaya çıkmaktadır. Ayrıca başta hak ve özgürlükler olmak üzere örgütlerin toplumu etkileyen pek çok konuda toplum yararına çalışması gerektiği dolayısıyla örgütlerin kurumsal sosyal savunuculuğunun halkla ilişkilerin bir parçası olduğu ve kilit bir rol oynaması gerektiği saptanmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Milletlerarası özel hukuk ve usul hukuku hakkında kanun kapsamında tenfiz dilekçesine eklenecek belgelerde onay gerekliliğine ilişkin değerlendirme

    Sezisli, Vildan

    Yabancı ülke mahkemeleri tarafından verilen kararların Türkiye’de kesin hüküm etkisinin kabulü için, bu kararların kural olarak mahkemeye başvurularak tanıma ya da tenfizinin talep edilmesi ve mahkeme tarafından bu talebin kabul edilmesi gerekmektedir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 53’üncü maddesinde bu yönde talepler için hazırlanan dilekçeye eklenecek belgelerle ilgili düzenleme yapılmıştır. Kanun’un 1(2)’inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklı tutulmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 224’üncü maddesinde ise yabancı resmî belgelerin yetkili makamlar tarafından onaylanması zorunluluğuna ilişkin düzenleme yapılmıştır. Kanun’un aynı maddesinde yabancı resmî belgelerin tasdiki ile ilgili Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 53’üncü maddesinde aranan onay zorunluluğu ile ilgili hüküm, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 224’üncü maddesinde aranan onay zorunluluğuna ilişkin hükümle karıştırılmaktadır. Bu durumun nedenlerinden biri yabancı ülke makamı ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinin açık olmamasıdır. Diğeri ise her iki düzenlemede yer alan hükümler arasında uyumsuzluk bulunmasıdır. Çalışmada konuyla ilgili değerlendirmeler yapılarak, çözüm önerileri getirilmesi amaçlanmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    İş hukuku boyutuyla tarımda iş ve işçi bulma aracılığı

    Temir, Münevver

    Tarım aracısı, tarımda iş ve işçi bulma aracılığı faaliyetini yürütmek üzere Türkiye İş Kurumu tarafından izin verilen gerçek veya tüzel kişidir. Tarımda İş Aracılığı Yönetmeliği ile tarım aracılarına; işverenle sözleşme yapmak, işçilere iş, ücret ve ilgili konularda bilgi vermek, ücretlerin zamanında ödenmesini ve asgari ücretin altında olmamasını sağlamak, ulaşımın güvenli seyri için önlem alınmasını takip etmek, işçilerin konaklama yerlerinin sağlığa uygun olmasını temin etmek gibi birtakım görevler yüklenmiştir. Anılan yükümlülüklerden bazılarının gerçekçi ve makul nitelikte olmadığı söylenebilir. Ayrıca aracıların önemli bir bölümünün yasal koşulları sağlamaksızın kayıt dışı faaliyet yürüttüğü bilinmektedir. Bu yönüyle, tarımda iş ve işçi bulma aracılığı faaliyeti hukuken istenilen düzeyde değildir. Tarım aracılığında işçi, işveren ve aracı ilişkilerinin henüz hiçbir yönden esaslı bir şekilde düzenlenmemiş olması, yapılan bazı düzenlemelerin ise denetiminin olmaması, mevsimlik tarım işçileri için emniyetsiz bir çalışma hayatına sebebiyet vermektedir. Bu çalışma, tarımda iş ve işçi bulma aracılığının mevcut durumunu, yasal çerçevesini ve aracı yükümlülüklerinin mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşullarına etkisini iş hukuku boyutuyla açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Çalışanların Nepotizm Algısı ile Örgütsel Sinizm Arasındaki İlişkide Psikolojik Sözleşme İhlalinin Aracı Rolü

    Baş, Murat; Tarsuslu, Sinan

    Bu araştırma, belediye çalışanlarının nepotizm algılarının örgütsel sinizm üzerindeki etkisinde psikolojik sözleşme ihlalinin aracılık rolünü incelemektedir. Bu amaçla araştırmada nepotizm algısı (bağımsız değişken), örgütsel sinizm (bağımlı değişken) ve psikolojik sözleşme ihlali (aracı değişken) ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma tanımlayıcı-ilişki arayıcı türde ve kesitsel olarak tasarlanmıştır. Araştırma Erzincan Belediyesine bağlı şirketlerde çalışan 782 şirket çalışanından 357 kişiye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasına geçilmeden önce Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İnsan Araştırmaları Etik Kurulu'ndan gerekli etik onay alındı. Araştırmada ulaşılabilirlik, zaman ve maliyet faktörleri göz önünde bulundurularak tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden biri olan kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre nepotizm algısı ile örgütsel sinizm arasında, nepotizm algısı ile psikolojik sözleşme ihlali arasında ve psikolojik sözleşme ihlali ile örgütsel sinizm arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın temel amacı olan nepotizm algısı ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkide psikolojik sözleşme ihlalinin aracılık rolü olduğu bulgulanmıştır. Elde edilen araştırma sonuçlarına göre nepotizm, tüm işyerleri için ciddi bir sorundur. Bu bulgular, örgütlerin bu sorunu ele almak ve olumsuz sonuçlarını önlemek için önemli adımlar atılması gerektiğini göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Kamu Kurumlarında Örgütsel Muhalefet ve İşe Yabancılaşma Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi

    Kılıçkaya, Fatma Yılmaz

    Bu çalışma, kamu sektöründeki mevcut çalışanların örgütsel muhalefet ile işe yabancılaşma algıları arasındaki potansiyel ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, özellikle böyle bir ilişkinin var olup olmadığını ortaya koymayı, işe yabancılaşmayı etkileyen örgütsel muhalefetin boyutlarını belirlemeyi ve işe yabancılaşma davranışının demografik faktörler arasında önemli ölçüde farklılık gösterip göstermediğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Veriler Erzincan ilinde kamu sektöründe aktif olarak çalışan 307 çalışandan anket yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler istatistiksel yazılım paketleri SPSS 24 ve AMOS 17 kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlara göre, dikey muhalefet ile işe yabancılaşma arasında anlamlı bir negatif ilişki olduğu ortaya konmuşken yatay muhalefet ile işe yabancılaşma arasında anlamlı bir pozitif ilişkinin varlığı belirlenmiştir. Ayrıca, fark analizlerine göre işe yabancılaşmanın cinsiyet, medeni durum ve yaşa göre önemli ölçüde değiştiği ortaya konmuştur. Tukey testi sonuçları, erkek çalışanlar, evli çalışanlar ve orta yaşlı çalışanlar arasında daha yüksek düzeyde işe yabancılaşma olduğunu göstermektedir. Ancak eğitim düzeyi ve çalışma saatlerine göre işe yabancılaşmada anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Örgütsel muhalefet kamu kurumlarında en iyi şekilde yönetilerek yatay muhalefet davranışları dikey muhalefet davranışlarına döndürülerek işe yabancılaşmanın önüne geçilebilmektedir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Yapı denetim firmalarının deprem nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan sorumluluğu

    Bölükbaşı, Özge

    Özet Yapı denetimi, can ve mal güvenliğini temin etmek maksadıyla, yapıların yürürlükteki yapı mevzuatına, mevcut standartlara ve teknik kurallara uygun olarak inşasının denetim yoluyla sağlanmasıdır. Denetimler, 29.06.2001 tarihinde kabul edilen 4708 sayılı “Yapı Denetimi Hakkında Kanun” gereği yapı denetim firmaları tarafından gerçekleştirilmektedir. 4708 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeler sebebiyle, daha ziyade yapı denetim firmalarının yapı malikine ve idareye karşı sorumlulukları tartışılmaktadır. Zira, Kanun’un üçüncü maddesinde firmaların, yapı denetimi hizmet sözleşmesi ile borçlandıkları denetim faaliyetlerine aykırı davranmaları halinde, yapı malikine ve idareye karşı verdikleri zararlardan hukuken sorumlu oldukları düzenlenmektedir. Oysa ki, yapıların sağlıklı ve güvenli inşası sadece yapı malikini değil, yapıdan zarar görme ihtimali olan herkesi ilgilendirmektedir. Özellikle firmaların özensiz ve eksik denetimi nedeniyle yapının depremde zarar görmesi, o yapı ile hukuki bağı bulunan kimseleri maddi ve manevi olarak etkilemektedir. Bu sebeple çalışmamızda, yapı denetim firmalarının, denetim faaliyetleri sebebiyle depremde hasar alan yapıların üçüncü kişilere verdiği zararlardan doğan hukuki sorumluluğunu araştırmak, bu sorumluluğa dikkat çekmek ve etki eden diğer halleri de göz önünde tutarak sorumluluğu her açıdan değerlendirmek amaçlanmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Superior responsibility, War crimes, Crime of genocide , Crimes against humanity, Crime of aggression

    Akkus, Berkant

    Article 28 of the Rome Statute, regulates the criminal liability of superiors arising from the crimes committed by their subordinates. According to the regulation, the superior is liable if he did not fulfill his obligations arising from his hierarchical position to the extent required by the situation. In terms of the crimes within the jurisdiction of the Court, superior must prevent, suppress these crimes or punish/report those responsible after the crimes were completed. Considering the gravity and wide impact of the crimes included in the Statute, the regulation aims to force superiors to show maximum sensitivity in fulfilling their obligations and thus to prevent human rights violations in the international arena. In this study, the institution of superior liability will be discussed in detail in the context of Article 28 of the Rome Statute.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Polis Vazife ve Salahiyet Kanununa Göre Önleme Aramasında Yetki ve Yetki İle Alâkalı Ve Önemli Bazı Hususlar

    Akkus, Berkant

    Önleme araması, özel hayatın gizliliğine yönelik ileri düzeyde müdahale teşkil eden bir faaliyettir. Polis önleme araması yaparak suç işlenmesine neden olabilecek, tehlike doğurabilecek eşyaları araştırmakta ve bu türden eşyalara ulaşmaya çalışmaktadır. Arama kararı alma yetkisi Anayasanın 20’nci maddesiyle hakime, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise kanunla yetkilendirilmiş merciye verilmiştir. Polis Vazife ve Salahiyet Kanuna göre önleme araması kararı almaya yetkili hakim sulh ceza hakimidir; aynı Kanununa göre arama kararı vermeye yetkili merci ise vali ve kaymakamdır (mülki amirdir). Bununla birlikte Polis Vazife ve Salahiyet Kanununu göre kolluk amiri de bazı hallerde önleme araması kararı alabilmekte ve hatta Anayasaya aykırı olmakla beraber polis herhangi bir arama kararı gerekmeksizin önleme araması yapabilmektedir. Önleme araması kararının alınması ile ilgili olarak yargı yeri (sulh ceza hakimi) ile idare (vali ve kaymakam, polis bazen kolluk amiri) yakın ilişki içerisinde olup, aramanın yapılmasında her ikisinin de rolü bulunmaktadır. Bu yakın ilişkinin ve rolün sonucu olarak önleme araması kararı alma yetkisinin detaylı olarak incelenmesi gerekmektedir. Makalemizde önleme araması kararı alma yetkisini, yetki ile alâkalı, önemli gördüğümüz hususları, doktrinde yer alan düşünceleri de göz önünde bulundurmak suretiyle ele almakta, konuyla ilgili düşünce ve önerilerimizi dile getirmekteyiz.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Algılanan örgütsel destek ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkide örgütsel adalet algısının aracılık rolü

    Yücel, İlhami; Bayat, Fikret

    Bu araştırmanın temel amacı, örgüt içinde algılanan örgütsel destek ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkiyi inceleyerek, bu ilişkide örgütsel adalet algısının aracılık rolünü anlamaktır. Çalışma, bir kamu kurumundaki 415 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen anketler aracılığıyla elde edilen verilere dayanmaktadır. Elde edilen veriler, SPSS ve AMOS programlarıyla kapsamlı bir analize tabi tutulmuştur. Bulgulara göre, algılanan örgütsel destek ile örgütsel sinizm arasında negatif bir ilişki tespit edilirken, algılanan örgütsel destek ile örgütsel adalet algısı arasında pozitif bir ilişki belirlenmiştir. Ayrıca, algılanan örgütsel adalet ile örgütsel sinizm arasında negatif bir ilişki gözlemlenmiştir. Özellikle, örgütsel adalet algısının algılanan örgütsel destek ve örgütsel sinizm arasındaki ilişkide kısmi bir aracılık rolü oynadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın teorik ve pratik çıkarımları tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Bağımsız denetimle ilgili akademik yayınların vosvıewer programı ile bibliyometrik analizi

    Özyiğit, Hüseyin

    Araştırmanın amacı; bağımsız denetimle ilgili akademik yayınları inceleyerek, bağımsız denetime yönelik eğilimleri tespit etmek ve bu alandaki mevcut çalışmalar hakkında çeşitli bilgiler sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda, “Bağımsız Denetim” (Independent Audit) kavramı Web of Science veri tabanında taratılarak 1989 ile 2023 yılları arasında yayınlanan 346 akademik yayın bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bibliyometrik analiz; yayınlar, yayın tarihleri, yazarlar, dergiler, alıntılar, kurumlar, ülkeler, anahtar kelimeler vb. akademik literatürdeki kalıpları analiz etmek için kullanılan bir yöntemdir. Araştırmada; en fazla akademik yayının “2020” yılında yapıldığı, “işletme finansmanı” araştırma alanının en çok tercih edildiği, “Accounting Review” dergisinin yayıncı kuruluşlarda ve atıf sayısında ilk sırada olduğu, “Nottingham” üniversitesinin bağımsız denetim konusuna daha fazla yoğunlaştığı, “Amerika Birleşik Devletleri’nin” yayın ve atıf sayısında ilk sırada yer aldığı, en fazla bağlantılı yazarın “Matthieu Wargny” olduğu, en fazla atıf alan yazarın “R. C. Anderson” olduğu, en fazla “Temple” üniversitesinin atıf aldığı, en fazla kullanılan anahtar sözcüğün “kurumsal yönetim” olduğu ve en çok bibliyografik eşleşmeye sahip yayının “Anderson (2004)” olduğu gibi bulgular tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmanın, bağımsız denetim konusuyla ilgili çalışma yapacak araştırmacılara yol göstereceği öngörülmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Kamu kurumlarında üst yönetimin iç denetimi sahiplenmemesinin nedenleri ve çözüm önerileri

    Kurnaz, Ersin; Karabulut, Turgut; Güner, Mehmet; Çelik, Mehtab

    Bu çalışma ile üst yönetimin kamu kurumlarında iç denetimi sahiplenmemesinin nedenlerinin tespit edilmesi, konuya yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve belirlenen nedenlerin ve çözüm önerilerinin önem derecelerine göre sıralamasının yapılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak kamu iç denetçilerinden ve iç denetim alanında araştırmaları bulunan akademisyenlerden nitel ve nicel veriler toplanmıştır. Nitel veriler MAXQDA 2023 paket programı, nicel veriler ise SWARA yöntemi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak, üst yönetimlerin kamu kurumlarında iç denetimi sahiplenmemelerinin nedenleri; “bilgi eksikliği, tehdit, yasal düzenlemeler, katma değer, iletişim, fayda maliyet, teftiş, iç denetim koordinasyon kurulu, önyargı, raporlama ve eğitim” üst yönetimlerin iç denetimi sahiplenmeleri için çözüm önerileri ise “iletişim, eğitim, geribildirim/izleme, 5018 sayılı kanun, iç kontrol/kurumsal risk yönetimi, iç denetçi sayısı/ataması, hiyerarşi ve yaptırım” olarak kategorize edilmiştir. Kategorize edilen nedenlerden en önemli kriterin iç denetçiler “bilgi eksikliği”, akademisyenler “eğitim”; çözüm önerilerinden ise en önemli kriterin iç denetçiler “iletişim” akademisyenler “hiyerarşi” olduğunu ifade etmişlerdir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Batı Kültürel Emperyalizm ve Protestan Misyonerlik Faaliyetleri: Türkiye Kürtleri Örneği

    Gulmez, Recep

    Protestanlık, ilk ortaya çıktığı günden itibaren muhafazakâr paradigmaya karşı çıkarak statükocu yapının değişmesini hedeflemektedir. Ulus-devletlerin yükselmesi ile birlikte azınlıklara ayrılıkçı eylemlerinde demokrasi ve insan hakları kapsamında destek veren Protestanlık kültürel emperyalizmin yayılmasında dikkat çekici rol oynamaktadır. Türkiye’de Osmanlı devleti döneminden itibaren azınlıkların ve yerel halkın din değiştirmesi ayrılıkçı bir hareket olarak değerlendirilmiştir. Protestan mezhebi/Hristiyanlık Orta-Doğu coğrafyasında bilhassa 19. yüzyıl başlarında misyonerler vasıtasıyla yayılmaya başlamıştır. Tüm bölgede etkisini hissettiren Protestan misyonerler Osmanlı devletinin tepki verecek kadar ilgisini çekmiştir. 21. yüzyıl başlarında başta Orta-Doğu olmak üzere bilhassa Kürtlerin yoğun yaşadığı coğrafyada Protestan misyonerler azınlıklara yönelerek bölgede kültürel emperyalizmi hedefleyen çalışmalar yürütmektedirler. Zirve yayınevi olayı ile yakın zamanda Rahip Brunson’ın Kürtler ve PKK terör örgütü ile ilişkileri tezimi destekler niteliktedir. Emperyalizmin öncü kuvvetleri olarak adlandırılabilecek misyonerler Kürtlerin Hristiyanlığa geçmesini ve böylece emperyalizmin boyunduruk altına aldığı gruplara dönüşmelerini öngörmektedirler. Kürtlerin Müslüman oluşu ve Türkiye’de kurucu unsur olmaları ayrılıkçı hareketlerin önünde bir engel teşkil etmektedir. Bu nedenle, öncelikle azınlık statüsü elde etmeleri için diğer resmi gayri-Müslim statüsüne geçmeleri ve azınlık haklarına (anadilde eğitim, kendi okul ve vakıfların olması vb) sahip olmaları gerekir. Yöntemsel açıdan tarihsel sosyolojik yaklaşımla ele aldığımız bu keşifsel çalışmamızda kültürel emperyalizmin azınlıkları kontrol altına almak üzere Protestan misyonerlik faaliyetlerini desteklediği ve Kürtlerin Hristiyanlaştırıldığı iddia edilmektedir. Kürtlerin Hristiyanlaştırılması bölgede ayrılıkçı faaliyetlerin oluşmasına zemine hazırlamakta ve böl-yönet politikasını desteklemektedir

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    The Mediating Role of Turnover Intention in The Relationship Between Job Insecurity and Compulsory Citizenship Behavior: A Research in The Aviation Industry

    Koçak, Daimi; Bayar, Tuba

    In this study, we proposed and tested a mediation model that examines turnover intentions as the mediators in the relationship between job insecurity and compulsory citizenship behavior. Data were collected from 213 employees of one private airline company and one private ground handling company located in İstanbul, Turkey. The results showed that job insecurity was positively related to compulsory citizenship behavior. Furthermore, turnover intention mediated the relationship between job insecurity and compulsory citizenship behavior. The implications, limitations, and future research directions are also discussed.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Evrensel Hukuk İlkeleri Bağlamında Franz Kafka’nın Dava’sı

    Sahin, Can

    Modern karşılaştırmalı edebiyat biliminin çalışma alanlarından birisi de edebiyatın diğer bilimlerle etkileşimi, alışverişi ve ortaklığıdır. Bu çalışmada edebiyat hukuk ilişkisine örnek olarak Alman edebiyatçısı Franz Kafka’nın Dava (Der prozess) adlı romanı, hukuk perspektifinden incelenmiştir. Franz Kafka, “bilinen gerçeklikten uzaklaşma” anlamına gelen “Kafkaesk” tarzı ile Dünya edebiyatında yazma stili yazarın kendi adıyla anılarak edebî bir kavrama dönüşen tek yazardır. Hukukçu kimliği olan Kafka, hukuk birikimini edebî eserlerine konu edinmiştir. Kafka’nın, üzerinde en çok durduğu konular; yargı sisteminin aksayan yönleri, kanunların uygulanması esnasında yaşanan hukuksuzluklar, hakkını arayan insanların çırpınışlarıdır. Dava romanında, ulaşılamayan ve sorgulanamayan bir otorite tarafından hukuka aykırı bir eylemi olmaksızın müphem bir suçlamayla karşı karşıya kalan, tutuklanan ve özgürlüğü elinden alınan Josef K.’nın hukuk adına alt üst edilen hayatı ve hukuksuzluk karşısındaki hukuk mücadelesi anlatılır. Dava romanında suçun niyetle ilişkilendirildiği, suçtan çok suçluya odaklanan, suçu belirtilmeyen sanığın suçsuzluğunun ispatını talep eden yani sanığın suçu kovaladığı absürt bir hukuk sistemi yürürlüktedir. Dava romanında hukuk, görünmezlik ağıyla çevrilmiştir: Suç, iddianame, duruşma, hâkim, savcı, avukat görünmez. Bu yönüyle Dava romanı, hukukun rafa kaldırıldığı, keyfi, otoriter, totaliter rejimlere dair bir öngörü ve eleştiri olarak okunabilir. Bu çalışmada, Kafka’nın Dava’sında yer alan hukuksuzluklar evrensel hukuk ilkeleri bağlamında tespit edilip hukuksuzluğa dönük eleştiriler ortaya konulmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    İş sözleşmesinin sonuçlarından “geri verme yükümlülüğü” üzerine bir inceleme

    Özer, Hatice Duygu

    İş sözleşmesinin sona ermesinin pek çok sonucu bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı 4857 Sayılı İş Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş, bir kısmı ise 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Uygulamada genellikle kıdem tazminatı/ihbar tazminatı ödenmesi, ücret alacaklarının muaccel olması gibi sonuçlar sıklıkla karşımıza çıkmakta ve bu sonuçlara ilişkin öğretide çalışmalar yapılmaktadır. İş sözleşmesinin sona ermesinin bir başka sonucu olan “geri verme yükümlülüğü” ise Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş bir borç olmakla birlikte tespit edebildiğimiz kadarıyla akademik incelemeye yeterince konu edilmemiştir. Çalışmamızda TBK. m.443’de yer verilen ve hem işçi hem de işveren için öngörülen bu borcun kapsamında neler olduğu ve borcun yerine getirilmesi sürecine ilişkin önemli hususlar ele alınacak, uygulamaya yansıyan sorunlara değinilecektir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Adalet Partisi’nin AET’ye Yönelik Yaklaşımı

    Garipoğlu, Funda Kemahlı; Efe, Haydar

    Bu çalışmanın temel amacı, Demokrat Parti’nin kapatılmasının ardından, onun mirasını devralan, liberal ekonomi ve serbest piyasa ilkelerini savunan ve diğer sağ partileri marjinalleştirerek ülkenin ana merkez sağ partisi durumuna gelen Adalet Partisi’nin (AP) zaman içinde değişen Avrupa Ekonomik Topluluğu’na yönelik yaklaşımını ortaya koymaktır. Bu kapsamda, Türk siyasal hayatının temel aktörlerinden biri olan ve yaklaşık olarak 20 yıl süren siyasi ömrü boyunca Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na üye olmasını savunan partinin AET’ye yönelik politikaları iki farklı dönemde incelenmektedir. Partinin kuruluşundan 1971 Askeri müdahaleye kadar olan dönem birinci dönemi oluştururken, ikinci dönem 1971’den 1980 yılındaki Adalet Partisi’nin kapatılmasına da neden olan askeri müdahaleye kadar olan dönemi kapsamaktadır. Birinci dönemde, Adalet Partisi, AET ile ilişkilere programlarında, seçim bildirgelerinde ve söylemlerinde geniş yer vermiş, AET ile ilişkilerin geliştirilmesi için büyük çaba harcamıştır. 1965 yılında iktidara gelmesiyle birlikte AET ile ilişkileri geliştirmek ve hazırlık döneminden geçiş dönemine geçişi düzenleyen Katma Protokol’ü hayata geçirmek için ciddi çabalar harcamıştır. İkinci dönemde ise Adalet Partisi, ülkede artan ekonomik, siyasal istikrarsızlığın da etkisiyle dışa açık ve rekabete dayalı bir ekonomi ilkesini savunmak yerine ithal ikameci ve sanayiyi korumaya öncelik veren bir anlayış benimsemeye başlamıştır. AP, bu dönemde tek başına iktidar olamamış, AET ile ilişkilere karşı çıkan partilerle koalisyon hükümetleri kurmak zorunda kalmış ve AET ile ilişkileri ihmal etmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele