Yazarlar
- Koçak, Daimi(9)
- Cengiz, Orhan(7)
- Sanli, Aysem Sezer(7)
- Kurnaz, Ersin(6)
- Manga, Muge(6)
- Tarsuslu, Sinan(6)
- Kılıçkaya, Fatma Yılmaz(5)
- Yücel, İlhami(5)
- Özer, Hatice Duygu(5)
- Baş, Murat(4)
- Ekmekçi, Zeynep(4)
- Garipoğlu, Funda Kemahlı(4)
- Çelik, Mehtab(4)
- Özdemir, Celal Oral(4)
- Özyiğit, Hüseyin(4)
- Agaoglu, Ferhat Onur(3)
- Aksakal, Ibrahim(3)
- Bakioğlu, Akın(3)
- Bas, Murat(3)
- Bölükbaşı, Özge(3)
- Destek, Mehmet Akif(3)
- Efe, Haydar(3)
- Fırat, Erhan(3)
- Gulmez, Recep(3)
- Güner, Mehmet(3)
- Gürbüz, Elif Rumeysa(3)
- Iba, Hasan(3)
- Karabulut, Turgut(3)
- Karakoç, Duygu Yıldız(3)
- Laloğlu, Arzu(3)
- Tekdere, Mustafa(3)
- Yasar, Ercan(3)
- Yildiz, Sevler(3)
- Akkus, Berkant(2)
- Aksakal, Zeynep Nermin(2)
- Akın, Fatih(2)
- Alanur, Nesrin Dabanlıoğlu(2)
- Arpacı, Murat(2)
- Ağca, Elif(2)
- Bozkurt, Ibrahim(2)
Yayınlar
- ArticleAçık Erişim2023Cumhuriyetin ilanından günümüze Türkiye’de kuvvetler ayrılığı/birliği
Özdemir, Abdülkadir
Kuvvetler ayrılığı ilkesi bazı ülkelerde sert bir şekilde uygulanırken, bazı ülkelerde daha yumuşak bir ayrımla uygulama alanı bulmaktadır. Kuvvetler arasındaki ilişkilerin nasıl olduğunu belirleyebilmek için söz konusu ülkenin yazılı hukuk kurallarını incelemek gerekmektedir. Bu yazılı hukuk kurallarının en üstünü de anayasadır. Bu çalışmanın amacı kuvvetler ayrılığı ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki 100 yıllık dönüşümünü, 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarını dikkate alarak analiz etmektir. Bu minvalde, çalışmada ilk olarak kuvvetler ayrılığı ilkesine dair tarihsel ve kavramsal değerlendirmelere, ardından da kuvvetler ayrılığı ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki gelişim ve dönüşümüne dönemsel olarak yer verilmiştir. Türkiye’de 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin ilan edilmesinden günümüze kadar olan süreçte yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri bazı dönemlerde birbirlerine yakınlaşmış ve hatta bu kuvvetler az sayıdaki kişinin kontrolünde tutulmuş; bazı dönemlerde ise birbirlerinden uzaklaşmıştır. Başka bir ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti devleti, bazı dönemlerde kuvvetler birliğiyle; bazı dönemlerde ise kuvvetler ayrılığı ilkesiyle yönetilmiştir. Türkiye’de, 1921 Anayasası’nın kabulünden 1961 Anayasası’nın kabulüne kadar olan dönemde kuvvetler birliği, 1961 Anayasası’nın kabulünden cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulanmaya başlamasına kadar olan dönemde kuvvetlerin yumuşak ayrılığı, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulanmaya başlamasından sonra ise kuvvetlerin sert ayrılığı hakim olmuştur. 1960-1961 ve 1980-1983 yılları arasındaki darbe dönemlerinde ise kuvvetler birliği ön plana çıkmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Seyit rıza milletler cemiyeti’yle birleşik krallık’tan yardım istedi mi?
Bozkurt, Ibrahim
1937 yılında Tunceli’de meydana gelen isyanın merkezinde bulunan Seyit Rıza’nın Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı’na ve Milletler Cemiyeti’ne mektup yazarak isyana destek aradığı, akademik olan ve olmayan birçok çalışmada söz konusu edilmiştir. Mektuplarda, özet olarak Türk devletinin Dersim’de sivilleri hedef aldığı, boğucu gaz da dâhil olmak üzere haksız bir savaş yürüttüğü; Kürt dilinin ve kültürünün yasaklandığı; Kürtlerin baskı altında tutulduğu, zorunlu göçe tabi tutulduğu ve katledildiği şikâyet edilerek uluslararası toplum müdahaleye davet edilmektedir. Bugüne değin bu iki mektup, akademik olan veya olmayan çok sayıda çalışmada konu edilse de kısa değinilerle geçiştirilmiş ve üzerinde detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Akademik çalışmalarda konu bir bütün olarak ele alınmadığı gibi konuyla ilgili yapılan akademi dışı çalışmalarda da ileri sürülen görüşler, sağlam kaynaklarla ve gerekçelerle tartışılmamıştır. Bu çalışmanın temel araştırma problemi Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı’na ve Milletler Cemiyeti’ne gönderilen bu iki mektubun kim tarafından ve hangi amaçla yazıldığını tespit etmektir. Arşiv belgeleri, hatırat türü eserler ve konuyla ilgili yapılan güncel araştırmalar bu çalışmanın temel kaynaklarıdır. Makalede önce mektuplar ve içerikleriyle ilgili genel bilgi verilmiş, ardından bu mektuplarla ilgili tartışmalar özetlenmiştir. Nihayet metnin şekil ve içerik analizleri yapılarak, arşiv belgelerinden ve dönemin şahitliklerinden yararlanılarak mektupların kim tarafından ve hangi amaçla yazıldığı tartışılmıştır. Çalışma sonucunda söz konusu mektupların Seyit Rıza’dan habersiz olarak Baytar Nuri tarafından yazıldığı ve ilgili yerlere gönderildiği sonucuna ulaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Ceza hukukunda alternatif kast (dolus alternatıvus)
Hacioglu, Burhan Caner; Çiçek, Mustafa
Failin belirli bir davranışı gerçekleştirirken, birbirini sınırlayan birden fazla suç tipi veya neticeden birini mi yoksa diğerini mi gerçekleştireceğini kesin olarak bilmeden her iki ihtimali göze alıp kabul ederek hareket etmesi, alternatif kast olarak ifade edilmektedir. Alternatif kast, bir kast türü olmayıp birden fazla kast şeklinin bir arada bulunması halidir. Fail tek hareketle birden fazla suç tipine yönelik kasten hareket etmekte; ancak yalnızca bir neticenin meydana gelebileceğini, her iki neticenin birlikte gerçekleşmesinin mümkün olmadığı bilmektedir. Bu noktada failin kastı kapsamında yer alan ve gerçekleşmeyen neticeler bakımından cezai sorumluluğun tespiti tartışmalıdır. Bu çalışmada bilhassa Alman hukukunda oldukça tartışmalı olan ve Türk hukukunda hakkında yeterli çalışma yapılmamış olan alternatif kast konusu incelenmiş, konuyla ilgili doktrinde yer alan görüşlere geniş ölçüde yer verilmeye çalışılmış, mukayeseli hukukta yer alan örneklerle konunun zenginleştirilmesine gayret edilmiş, ayrıca konuyla ilgili bir kısım yüksek yargı kararlarına da değinilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Political Violence: An Evaluation of Turkey's 1970s And 1990s
Sanli, Aysem Sezer; Tekin, Emre
Purpose: The aim of this research is to examine the relationship between political violence and political power in Turkey. In this respect, the study focuses on the periods of the 1970s and 1990s, when violence was most intense in Turkish political history. Design/Methodology: Secondary data analysis is carried out in the research, and the equivalent of political violence in the Turkish sample is examined based on the literature on Turkish political life and political theory. In this respect, the violence between the 1970s and the 1990s is qualitatively compared with the comparison method. Findings: As a result of the analyzes, it was concluded that there is a positive relationship between political instabilities and political violence, and it was seen that economic crises and fragile coalitions increased social marginalization and unrest and led to an increase in political violence. Limitations: The sample is limited to the 1970s and 1990s, which are the two periods when political violence was experienced most intensely in the political history of Turkey and the two periods most associated with violence in the literature on political life. Originality/Value: Although political violence is a subject that is studied theoretically and especially based on individual acts of violence, studies of the period as a whole are very limited in terms of violence. However, there is no study in the literature comparing two different historical periods. In this respect, the study has a unique quality and claims to fill a gap in the literature.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Osmanlı Devleti’nde Gayrimüslimlerin Hukuki Statüsüne Vatandaşlık Hakkı Açısından Bir Bakış
Özdemir, Elif
Bu çalışma, vatandaşlık hakkı bağlamında Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gayrimüslimlerin hukuki statüsüne odaklanmaktadır. Kişi ile devlet arasındaki siyasi- hukuki bağı ifade eden vatandaşlık, bugünkü niteliğine Fransız Devrimi'nden sonra kavuşmuştur. Ancak bu kavram hak ve yükümlülüklerin bağlı olduğu bir statü ve bir devlete sadakat anlamında eski zamanlardan beri var olmuştur. Os- manlı Devleti’nde gayrimüslimlerin hukuki statüsü şer'i hukuka dayanmaktaydı. Şer'i hukuka göre İslam devleti, kendisine zimmet akdiyle bağlı olan gayrimüs- limlerin can, mal ve namus güvenliğini iç ve dış saldırılara karşı korumakla yükümlüdür. Gayrimüslimler zimmet akdi ile İslam devletinin tebaası olurlar. Os- manlı İmparatorluğu, İslam hukukunun zimmî statüsüne ilişkin ilkelerine dayanarak kendi yapısına uygun bir sistem (millet sistemi) benimsemiş ve gayrimüslim toplulukları ruhani liderler (patrikler) aracılığıyla yönetmiştir. Osmanlı Dev- leti, zamanla Avrupa karşısında zayıflamasıyla Tanzimat devri reform hareketleri ortaya çıkmıştır. Bu dönemde çıkarılan anayasal belgeler ve yasalar, gayrimüslimlerin haklarının artmasına ve eşitliğe dayalı bir vatandaşlık anlayışının geliştirilmesine önemli katkıda bulunmuştur. Osmanlı hükümetinin farklı etnik ve dini grupları 'Osmanlı üst kimliği' çatısı altında birleştirme politikası, milliyetçi hare- ketler ve Avrupa devletlerinin müdahalesi nedeniyle başarısız olmuştur. Bu çalışma, tarihsel ve hukuki bir perspektifle Osmanlı Devleti'nde gayrimüslimlerin hukuki statüsünü, vatandaşlık hakkı açısından -İslam hukukunun kendine özgü yaklaşımını ve dönemin siyasi ve sosyal koşullarını göz önünde bulundurarak- incelemektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Sağlık çalışanlarının algılanan örgütsel adalet ve farklılıklar yönetiminin insan kaynakları verimliliği üzerindeki etkisi hakkında görüşlerinin değerlendirilmesi: kamu ve özel hastane örneği
Cil Kocyigit, Seyhan; Tarsuslu, Sinan
Bu araştırma, sağlık çalışanlarında algılanan örgütsel adaletin ve farklılık yönetiminin insan kaynakları verimliliği üzerindeki etkisini tespit etmek amacıyla tasarlanmıştır. Bu amaçla çalışmada örgütsel adalet, farklılık yönetimi ve insan kaynakları verimlilik ölçekleri kullanıldı. Araştırma tipi tanımlayıcı – ilişki arayıcı tipte bir araştırmadır. Çalışma bir il merkezinde yer alan 3 kamu ve 1 özel hastanede aktif olarak görev yapan 2.215 çalışandan 437 kişiye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizinde SPSS paket programı ile ölçek faktörlerinin doğrulanabilmesi için AMOS uygulaması kullanılmıştır. Araştırma verileri doğrultusunda örgütsel adalet ve insan kaynakları verimliliği arasında yüksek ve pozitif yönlü bir ilişki; farklılık yönetimi ile insan kaynakları verimliliği arasında ise orta düzeyde ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Değişkenler arasında yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre algılanan örgütsel adaletin ve farklılık yönetiminin insan kaynakları verimliliğini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak algılanan örgütsel adaletin ve farklılık yönetiminin insan kaynakları verimliliği üzerindeki etkisini inceleyen bu çalışmanın sağlık sektöründe bir ilk olması nedeniyle yerli literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Müteselsil Kefalet ile Müteselsil Borçluluk Kurumlarının Karşılaştırılması
Bulut, Meltem
Kişisel teminat sözleşmeleri alacaklıya şahsi bir güvence sağlayarak teminat verenin borçlunun borcundan dolayı tüm malvarlığı ile sorumlu olmasını ifade eder. Bu kapsamda, kefalet sözleşmesi uygulamada en çok rastlanan kişisel teminat sözleşmesidir. Bununla birlikte müteselsil borçluluk da alacaklının alacağını güvence altına alan kişisel teminat sözleşmeleri arasında yer alır. Ortak noktaları, alacaklıya teminat sağlamak olan bu iki kurumun düzenleniş amaçları birbirinden farklıdır. Müteselsil kefalet ve müteselsil borçluluğun ayrımı bakımından özellikle aslilik fer'ilik ve talilik kıstasları önem taşımaktadır. Zira iki kurumun ayrımı, bu kıstaslar doğrultusunda ortaya çıkan farkları ifade etmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Devlet ve çevresel politikalar bağlamında türkiye çevre ajansı’na yönelik eleştirilerin analizi
Garipoğlu, Funda Kemahlı; Yazar, Ahmet; Karakoç, Duygu Yıldız
Çevresel tahribatın ciddi boyuta ulaştığı günümüzde devletler çevre sorunlarına çözüm bulmak için neoliberal düzen ve hâkim ekonomik sistem içerisinde bir çözüm arayışına yönelmekte ve düzenleyici, katılımcı ve piyasaya dayalı araçları kullanarak bu sorunları çözmeye çalışmaktadırlar. Neoliberal düzenin getirdiği baskı devletlerin çevre sorunlarının çözümünde düzenleyici yaklaşımdan ziyade piyasaya dayalı araçları ya da örgütsel düzenlemeyi tercih etmesine neden olmaktadır. Çevre yönetiminde piyasaya dayalı araçlar sermayenin hareket alanını genişletirken, çevre yönetimi dizgesine eklenen yeni yasal örgütler de sermayeye yeni alanlar açacak biçimde yapılandırılmaktadır. Türkiye’de böyle bir tartışma, çevresel örgütlenme içerisinde yeni bir kurum olarak beliren Türkiye Çevre Ajansı bağlamında yapılabilir. Ajansın kuruluşu, niteliği, yapısı, görevleri gibi birçok konu sermaye, çevre ve devlet ilişkisi içerisinde tartışılmakta, özellikle muhalefet partileri bu bağlam içerisinde Ajansa yönelik ciddi eleştiriler getirmektedir. Çalışma bu ilişkiler kapsamında politik söylem analizini kullanarak muhalefet partilerinin Türkiye Çevre Ajansı ile ilgili görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim20231937 Seyit Rıza İsyanının Adana Basınına Yansıması
Bozkurt, Ibrahim
1937 yılında Tunceli’de meydana gelen ve yakın tarihimizde Dersim İsyanı veya Dersim Olayları olarak ünlenen hadiseler günümüze kadar birçok çalışmanın konusunu teşkil etmiştir. Olayların yaşandığı günden itibaren gerek ulusal gerekse yerel gazetelerde işlenen konu sonraki zamanlarda akademik veya popüler tarih araştırmalarında da ilgi duyulan bir saha olmuştur. 1937 yılında yayımlanan Adana yerel gazeteleri de konuyu gündemine almıştır. Adana’da yayımlanan Türk Sözü ve Yeni Adana gazetelerinde Seyit Rıza İsyanı dikkatle takip edilmiş, hadiselerle ilgili çok sayıda haber yapılmış, ayrıca birçok köşe yazısı kaleme alınmıştır. Bu makalede, 1937 yılında yaşanan Seyit Rıza İsyanının Adana yerel gazetelerindeki algılanış biçimi ele alınmıştır. Çalışmanın ana kaynaklarını Adana’da 1937 yılında yayımlanan yerel gazetelerden Türk Sözü ve Yeni Adana gazete koleksiyonları oluşturmaktadır. Bunların yanında ihtiyaç duyuldukça konuyla ilgili akademik ve güncel çalışmalardan da istifade edilmiştir. Adana yerel gazetelerinde konunun işlenişinin sıhhatini anlamak için akademik ve güncel çalışmalardan yararlanmak bir zorunluluktur. Çalışmada önce Seyit Rıza İsyanının gelişimi zaman dizimine uygun olarak Adana yerel gazetelerindeki akisleri mercek altına alınmıştır. Bu aşamadan sonra Adana yerel gazetelerine göre Seyit Rıza İsyanının nedenleri incelenmiştir. Son olarak devletin Tunceli halkına yaklaşımı yine Adana yerel gazetelerine göre merkeze alınarak değerlendirilmiştir.1937 yılında Adana’da yayımlanan yerel gazetelerin, Seyit Rıza İsyanını detaylı denilebilecek düzeyde takip ettiği görülmüştür. Çalışma sonucunda Tunceli’de aşiret ağalarının cahil halkı kullanarak bir isyan girişiminde bulunduğu, devletin bu isyanı bastırmak için harekete geçtiği sosyal ve ekonomik tedbirler başta olmak üzere birçok tedbirin devlet tarafından hızla alındığı ve Seyit Rıza’nın teslim olmasının ardından isyanın bastırıldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Adana basınında Dersimlilerin Türk kökenli olduğuna vurgu yapılması özellikle dikkat çekmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Does Audit Quality Affect Financial Performance? An Application on the BIST Industrial Index
Sarıçiçek, Reyhan; Sönmez, Adem Ruhan
In this study, the effect of independent audit quality on financial performance was investigated. In this context, the number of audit committee members, auditor opinion and audit firm size were used as audit quality indicators, and ROA, ROE and Tobin Q variables were used to measure financial performance. The data set of the research includes the annual data of 123 companies included in the BIST Industrial Index for the years 2015-2021. Linear panel regression analysis method was used to analyse the data. The results revealed that there is no significant relationship between the number of audit committee members and ROA and ROE. However, the study found that there is a significant and positive relationship between the number of audit committee members and Tobin Q. Also, there is no relationship between the auditor's opinion and ROA, ROE, and Tobin Q, and no relationship between firm size and ROA, according to the study. The results also pointed to a significant and negative relationship between audit firm size and ROE and Tobin Q.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Ortaokul Öğrencilerinin Adalet Kavramını Algılamalarına İlişkin Göstergebilimsel Yaklaşıma Dayalı Bir Araştırma
Taşkesen, Selma; Cemiloğlu, Ayten
Bu araştırmada ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin değerler eğitimi çerçevesinde adalet kavramına ilişkin görüşlerinin tespit edilip, sanatsal çalışmalarına nasıl yansıdığının gösterge bilimsel bir yaklaşımla incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sanat temelli araştırma yöntemiyle desenlenip, göstergebilimsel yaklaşımının benimsendiği nitel bir araştırmadır. Çalışma grubu 2022–2023 eğitim öğretim yılında Doğu Anadolu bölgesinde orta ölçekli bir ortaokulda öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerinden oluşturulmuştur Araştırmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilen ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin adalet kavramına ilişkin görüşleri ve ortaokul öğrencilerinin adalet kavramına ilişkin sanatsal ürünleridir. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler nitel veri analizlerinden olan betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin adalet kavramına ilişkin çıkardıkları sanatsal çalışmalar ise göstergebilimsel çözümleme ile analiz edilmiştir Araştırma sonucunda Ortaokul 6. sınıf öğrencileri adalet kavramına ilişkin eşitlik, hakların korunması, dürüstlük, terazi, hak ve eşitlik, kuralar, inanç, insan hakları, özgürlük ve kadın hakları gibi görüşler sunmuşlardır. Öğrenciler resimlerinde ise adaleti ifade etmek için daha çok terazi imgesiyle ve eşitliği ifade eden görseler kullandıkları görülmüştür. Ortaokul öğrencilerinin adalet kavramı ile ilgili görüşleri ile çıkardıkları sanatsal ürünlerin örtüştüğü görülmüştür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Review ArticleAçık Erişim2023Katı atık yönetimi: balıkesir büyükşehir belediyesi örneği
Ekinci, Elif; Bilgin, Hande
Atık yönetimleri, tüm ülkelerin çevre politikaları içerisinde önemli bir yer edinmiştir. Katı atık yönetimleri ve çevre koruma faaliyetleri ülkelerin ekonomik, siyasi ve sosyal durumlarına göre farklılık arz etmektedir. Dünya hızla kentleşmekte ve artan nüfus; daha fazla üretim yapılması daha fazla doğal kaynağın kullanılması anlamına gelmektedir. Artan tüketim sonucu katı atık oranı da çoğalmaktadır. Belediyeler, yerel halkını, katı atıklardan ve çevre sorunlarından korumakla yükümlüdür.Çalışmanın ilk bölümünde kavramsal çerçeve başlığı altında katı atık yönetimi ve çeşitlerinden, entegre katı atık yönetimi ve sürdürülebilir katı atık yönetiminden bahsedilecektir. İkinci bölümde Türkiye’ de katı atık yönetiminin tarihsel çerçevesinden bahsedilerek, katı atıklarla ilgili kanunlara ve kalkınma planlarına değinilecektir. Üçüncü bölümde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi katı atık çalışmaları incelenecektir. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışma içerisinde incelenmesinin nedeni özellikle büyükşehir belediyesine geçiş noktasında katı atık hizmetleri ile ilgili yapmış olduğu başarılı projelerini inceleyebilmektir. Büyükşehir olmadan önce ve Büyükşehir Belediyesine geçmesinden itibaren katı atık yönetimi ile ilgili nelerin değiştiği, hangi alanlarda ilerleme katettiği ve nerelerde halen sorun yaşandığını tespit edebilmek açısından karşılaştırma yapılarak, literatüre katkıda bulunulacaktır
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Kentlerde mekânsal ayrışmanın sosyal ve siyasal temelleri: erzincan örneği
Bakioğlu, Akın; Titiz, Başak
Bu çalışma kent sosyolojisi perspektifinden mekânsal ayrışmanın sosyal ve siyasal temellerini Erzincan kenti örneğinde ele almaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden yararlanan araştırma, Erzincan’da ortaya çıkan mekânsal farklılaşmayı tarihsel ve güncel politikalar ekseninde tartışmaktadır. Kentlerin mekânsal ayrışma sürecinde etnisite temelli olarak dışlanan gruplar kent yoksulluğunun temel bileşenini oluşturmaktadır. Araştırma; neoliberal kent politikalarının bir sonucu olan kentsel dönüşümlerin derinleştirdiği eşitsizliklerin kentsel etnisite ve sosyal dışlama ile olan bağını ve ulusaşırı göç politikalarının kentsel yaşam alanını nasıl şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Günümüzde kentsel etnisite, kentsel dönüşüm politikaları, yerinden etme, soylulaştırma ve göç politikaları ile şekillenmektedir. Bu politikaların sonucu oluşan kentsel yapıdaki eşitsizlik derinleşmektedir ve etno-kültürel ayrımlara eşlik eden sınıfsal farklılıklar belirginleşmektedir. Bu çerçeveden hareket eden araştırma Erzincan kenti örneğinde Aleviler, Poşalar, Ahıska Türkleri ve Afganların kentsel yaşamdaki mekânsal, sosyal ve sınıfsal durumlarını tartışmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Resilience, depression and burnout levels in caregivers of patients followed in the forensic psychiatry service
Yildiz, Sevler; Kiliçaslan, Asli Kazgan; Emir, Burcu Sirlier; Kurt, Osman; Ugur, Kerim
Objective: It is known that psychiatric diseases also affect the quality of life of patients' relatives. The aim of this study is to examine the level of resilience, depression and burnout of the caregivers of forensic psychiatry patients in order to recognize the mental problems that may be experienced by relatives of forensic psychiatry patients who have committed crimes in addition to psychiatric illness. Method: 90 high-security forensic psychiatry patient relatives were included in the study. Sociodemographic data form, Beck Depression Inventory (BDI), Adult Resilience Scale (RSA) and Maslach Burnout Inventory (MBI) were admi-nistered to all participants. Results: BDI score of caregivers was 10.8 +/- 7.7, RSA-total 99.8 +/- 12.5, emotional burnout score from MBI subscales 22.5 +/- 3.4, depersonalization score 9.4 +/- 2.2, personal success score was determined as 16.8 +/- 5.4. There was a significant difference between the duration of caregiving in terms of BDI score (p<0.01). The BDI score of the caregivers of the patients with criminal liability was found to be significantly higher than the score of the caregivers of the patients without criminal liability (p< 0.01). Discussion: It was observed that the level of psychological resilience was good in people who took care of psychiatric patients who were subjected to forensic psychiatric examination, but they had mild depression and moderate burnout. It is seen that the relatives of the patients are affected psychologically and the necessary psychosocial support can be positive for the caregivers.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023CONSIDERING THE DYNAMICS OF PRESSURE REGARDING THE URBAN SPACE FROM THE INTERSECTIONALITY APPROACH: A RESEARCH ON WOMEN'S URBAN EXPERIENCES IN TURKEY
Kemahli Garipoglu, Funda; Yildiz Karakoç, Duygu; Sezer Sanli, Aysem
Feminist politics is in a constant state of motion within itself and has undergone significant argument changes in different periods. While the first wave feminism brought the demands for rights and equality to the fore, the second wave feminism expressed the need to put an end to the long-standing distinction between private and public spheres. Third-wave feminism, on the other hand, argued that women were not dominated in one way, but were exposed to different forms of domination, and discussed this discourse on the axis of the concept of intersectionality. In this study, the response of the second wave feminism to the public-private dichotomy of the private is political discourse on urban public spaces is discussed in the context of the intersectionality concept introduced by third wave feminism. The main argument of the study is that there are still many obstacles to the experience of women in the urban public sphere, however, women at the intersection of different domination and discrimination are more exposed to these obstacles and limitations. In this context, after the theoretical discussions on intersectionality and the dichotomy of private/public space in this study, the ways in which women, whose domination and exclusion intersect in many areas due to reasons such as class belonging, ethnicity, and belief, cannot be included in the urban public space are presented by discussing concrete examples.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023The effect of functional remission and cognitive insight on criminal behavior in patients with schizophrenia
Polat, Hatice; Uğur, Kerim; Aslanoğlu, Eren; Yıldız, Sevler; Yagin, Fatma Hilal
Objectıve: This study was planned to determine the relationship of functional remission with a criminal history and determine its effect on criminal behavior in patients with schizophrenia. Methods: This cross-sectional study was conducted with 132 patients with schizophrenia (66 with and 66 without a criminal history). Data were collected between November 2020 and April 2021 using a personal information form, the Functional Remission of General Schizophrenia (FROGS), the Taylor Crime Violence Rating Scale, the Beck Cognitive Insight Scale, and the Positive and Negative Syndrome Scale (PANSS) was used to collect data. Results: In terms of all scale variables, there were significant differences between the groups with and without a criminal history (p < 0.05). These differences were mostly clearly observed in the FROGS-social functionality (effect size: 16.79), PANSS-positive (effect size: 2.62) and FROGS-health and treatment (effect size: 2) subscales. Conclusions: In this study, it was determined that as the symptoms of the illness increased in schizophrenia, the patients' functional remission and insight decreased, and their tendency to commit crimes increased. Psychiatric nurses can plan therapeutic interventions to increase the functionality and insight levels of patients with schizophrenia.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2023Can childbearing and marriage of underage girls be prevented? A study of population data in Turkey
Gümüş, Burak; Özer, Ömer; Doğru, Ahmet Özgür; Toprak, Sadık
All over the world, poor and illiterate girls living in rural areas are at higher risk of becoming underage marriage than well-educated girls living in cities. Early marriages exacerbate inequalities between females and males in society and violate children's and women's rights. This study aimed to demonstrate temporal changes in the prevalence of child marriage and underage childbearing in Turkey by exploring the causes of regional variations in the schooling rate. Our retrospective, descriptive and register-based study obtained input data on childbirth, marriage, population and schooling from official statistics published by the Turkish Statistical Institute (TURKSTAT) and the Republic of Turkey Ministry of National Education. Based on official statistics, underage childbearing rates decreased from 2002 to 2019 in Turkey. This study outlined significant regional variations in the ratio of childbearing female under 18 to the population that were higher in the northeastern, central eastern, and southeastern Anatolia regions of Turkey than in other regions. During the same period, there were downward trends in the number of legal marriages of female aged 16–17 and the number of underage females who gave birth in contrast with an increasing population of girls living in Turkey. In terms of welfare, education and healthcare, developments in Turkey were considered to have contributed to the downward tendency of childbearing and marriages of underage females. However, an increase in the schooling rate of girls was the critical determinant of the observed tendency. Therefore, officially setting the compulsory education age to 18 can help to prevent underage marriage and childbearing.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2023Militarization of NATO countries sparks climate change? Investigating the moderating role of technological progress and financial development
Pata, Ugur Korkut; Destek, Mehmet Akif; Manga, Muge; Cengiz, Orhan
This study evaluates the effects of military expenditures (MEX) on environmental pollution, as well as the moderating role of factors such as financial development and technological progress for 15 NATO member countries under the environmental Kuznets curve (EKC) hypothesis. Using the CS-ARDL estimator, the study analyzes the effects of MEX, income, energy consumption, financial development, and technical progress on carbon emissions spanning the period from 1991 to 2018. Additionally, interaction terms are employed to regularize the moderating effects of financial development and technical advancement. The results show that income, energy consumption, and MEX all contribute to a rise in emissions. It is also found that the financial sector does not eradicate the detrimental ramifications of MEX on the environment, but that technological progress has a moderating effect. A 1% increase in the interaction of technological progress with the military sector reduces environmental degradation by 0.36, but a 1% augment in the interaction of the financial sector with the military sector increases carbon emissions by 0.41%. For this reason, it is imperative to evaluate and revise the financing of MEX of NATO countries from an environmental perspective for sustainable development. Furthermore, as long-run income elasticity in NATO countries is lower than the short-run one, the EKC hypothesis is valid. Based on the overall findings, the study suggests that NATO allies should incorporate the benefits of income growth and technological development into their environmental policies to offset the negative effects of MEX.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2023The Big Story of a “Small” Football Club: Gümüşlükspor as an Alternative Model Experience for Turkey
Inal, Rahşan
This article argues that counter-hegemony, which is at the heart of sports activism, is not just an action but also the construction of alternative institutional structures. For this purpose, it investigates the practices of an amateur football club and discusses the structural problems of the Turkish amateur football league. The data, collected during a 6-month field study, were interpreted from a critical perspective, using a dialectical dialogue method to apply the theory of hegemony in sports by applying Antonio Gramsci’s concept of the “organic intellectual.” Consequently, this sports club has provided socialization and free football training for children while creating an alternative football culture with local characteristics that are opposed to class and gender inequalities and to homophobic attitudes common in sport.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2023How Interpersonal Trust Influences Knowledge Hiding: Examining a Moderated Mediation Model
Koçak, Daimi
In this study, drawing on the conservation of resources theory, a moderated mediation model that examines prosocial motivation as a mediator and psychological entitlement as a moderator in the relationship between interpersonal trust (affect-based and cognition-based trust) and knowledge hiding was tested. Data were collected from 307 white-collar employees working full-time for two private companies operating in the manufacturing sector in Turkey. The results showed that prosocial motivation mediated the effects of affect-based and cognition-based trust on evasive hiding and playing dumb but not on rationalized hiding. The results also revealed that psychological entitlement influenced the strength of the indirect effects of affect-based and cognition-based trust on evasive hiding and playing dumb but not on rationalized hiding through prosocial motivation. The theoretical and practical implications of the results are also discussed.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
